27 Nisan 2021 Salı

The Etymology of Haakon and Earl is Turkish

 



The origin of this name/word "Hakan" is Turkish, and the meaning is not as they (picture above/wiki) say.


The meaning is "ruler, leader", as today "king".

Turks (7th-8th c) did use the title Hakan before the Scandinavians (10th c) did.


Hakan was also used by the Hun-Turks, which they came to Scandinavia after the death of Atilla the Hun (d.453), and then begins also the age of the Vikings. So, not every Viking was a Scandinavian blood 😉




The word/title "Earl", as in "Earl Haakon Sigurdsson of Norway (937-995)" is also Turkish of etymology.


It was used by the Turkish tribes (even in BC. times) long before the Germanic tribes was using.


So, it is not Germanic as the Oxford English Dictionary says! Or Proto-Norse as the wiki says!




"They" say it comes from Eril (Er-il) > Lord of the country


BUT... It is Turkish.


* Er = Man, lord, ruler, master.

* İl / El = County, province, state.

* Erilaz = Er İl As (Turkish, As is also a tribe name; "Leader of the As County")

> The Scythian-Turks,

> Hun-Turks, Avar-Turks, Khazar-Turks;

> Kipchak (Polovets)-Kuman (Cuman)-Turks, Pecheneg-Turks

in Europe....who was assimilated among Germanic, Celtic, Anglo-Saxon, Fin-Ugor, etc., tribes.


SB

link1 - link2 - link3



Eagle in Gothic (?, Anglo-Saxon or Germanic) art, but influenced by Scythian-Turkish art.


"What indeed was this ‘European’ identity? The early medieval culture that ultimately gave rise to modern European nation states was brought about by a fusion of Hunno-Danubian (i.e. eastern Eurasian culture of the steppe brought to the west by the Hunnic Empire and the Alans) aristocratic culture and the surviving residues of Roman civilization in western Eurasia. The elite of the Frankish, Burgundian, Ostrogothic, Lombard and other states in the West patronized this hybrid culture that later became the dominating ethos of medieval ‘Europe'.... It has also been argued that many of the leaders of post-Roman Europe were either Hunnic or mixed Hunnic in origin. The Huns certainly did not just disappear into oblivion. They left visible political and cultural traces that facilitated the transformation of Roman Europe into early medieval Europe."

Hyun Jin Kim - The Huns



Hun-Turks - 6th c AD, a horse with knotted tail is Turkish tradition "warrior goes to war"


I find this article (Were there Huns in Anglo-Saxon England? Some thoughts on Bede, Priscus & Attila, by Dr. Caitlin R.Green / link) also a progress; Accepting "a Hun-Turk as ancestor"... 


But "ancestor" is not the only thing, we can also trace with art & traditions, plus the using of Turkish alphabet (Scythian-Hun/Turk) and transforming it into "futhark", as they call (German tribes had no writings before Huns, south part did use Latin alphabet with Roman Emp., but literacy rate was also very very low). One of the letter in "Futhark", and after that in "Anglo-Saxon alphabet", has the same meaning as the letter (tamga=mark) in Turkish alphabet (Orhon insc.), and that is "home, land", which is very important in humans life... So, not only as "ancestor" had the Turks an impact on German and Celt tribes, but also with social life and civilization.


Semra Bayraktar



Don't underestimate the power of Turkish and Turks


Beudos - Bediz

 


BEDEZ - BEDİZ - HEYKEL
BEUDOS - STATUE

"Occur in inscriptions from northwest of Phrygia, also from Lydia, Bitynia, Galatia and Pisidia. It is commonly accepted that it is a Phrygian word related somehow to OPhr. Benagonos (G-116. Indeed, leaving aside this OPhr.word, βεύδος has been analysed in several ways but a satisfactory explanation of its origin is still lacking."

Bartomeu Obrador Cursach
Doctoral dissertation / University of Barcelona, 2018


Turkish Balbal (Bediz-Beudos) from Letoon/Fethiye



* Why does the "westerner scholars" ignore other languages? Like not looking into the Turkish Language?.. Because..

BEDEZ - BEDİZ = HEYKEL (=statue), KABARTMA (=relief)
Dîvânü Lugâti’t-Türk
Mahmud al-Kashgari
Compendium of the languages of the Turks

Bu durumda bu sözcük için "Hangi Frigce" diyebiliriz.

Not Phrygian, but Turkish!




Which Phrygian?
Look closer and you will find Scythian-Turks!
SB


Kapadokya "Güzel Atlar Ülkesi" mi demek?




Kapadokya bölgesi de dahil tüm İç Anadolu MÖ 13.yy Mısır yıllıklarında "Hatti Ülkesi" anlamında "Khita" ya da "Khatti" olarak geçer. II.Ramses ile II.Muvatalli arasında yaklaşık MÖ 1274 yılında gerçekleşen Kadeş Savaşı'nı kaydettiren II.Ramses Hititlerin ülkesinden "Khita-ülkesinin kralı.." diyerek bahsettiği Hatti Ülkesi'dir. Anadolu'nun yerlisi olan Hattilerin ülkesini 1700'lerde işgal eden Hititler bile ülkelerinden bahsederken Hatti sözünü kullandığı gibi Hattilerin başkenti Hattuşa'dan türetilmiş kral adları almışlardı. Hitit sözünün bile Khita/Khetta sözünden 20.yy'da uydurulduğu bilinmekle birlikte, Hititler kendilerine asla Hitit dememiş, "Nesili, Nesi dili konuşanlar, Neşalılar" demişti.


Hititlerin MÖ 12.yy'dan sonra tarih sahnesinden silinmeleriyle Kapadokya bölgesinde, MÖ 9.yy Asur kaynaklarına göre, Tabal Krallığı bulunmakta. Anadolu'dan ayrılan bazı Taballar da önce Kafkas İberya'ya, oradan da İber Yarımadası'na giderek bugünkü Baskların (Euskara) atalarını oluştururlar. Hatta İber sözünü de İber Yarımadasına onlar götürmüştür. Taballar, Kaşka ve Muşkilerle de soydaş gösterillir. Kaşkaların Hattilerin Ay Tanrısı Kaşku'dan dolayı Hattilerin devamı oldukları düşünülür ki bu hiç de mantıksız değildir. Çünkü Hititlerin gelmesiyle Hattiler yok olmamış ve birçok Hattili kuzeye yerleşmiştir. Hitit döneminde ise bu topluluğa Kaşka denilmiştir.


Bugün Kafkas halklarının kökenini Hatti, Kaşka, Muşki olarak gösterenler bir bakıma haklıdır. Ancak Kafkas akademisyenlerin dile getirdiği gibi bunlar (Ata Hatti, Ata Kaşka, Ata Muşki) özünde Kafkas topluluklarından değildir. Sonradan Abhaz-Çerkes ve Laz topluluklarının atalarından biri olmuşlardır. Hattilerin dili Türkçe gibi eklemeli dil sınıfındansa Kaşkaların da aynı dili konuştuklarını varsaymak yanlış değildir. Kaşkalar ile Muşkiler aynı zamanda Sak-Türk boylarından kabul edilir ki adları Kaşka-y (Gaşgay) ve Meşe-Mişer olarak bugün dahi Türk dünyasında yaşatılmaktadır.


Hattilerin ülkesi MÖ 13.yy Mısır kaynaklarında Khita-Khata olarak anılırken MÖ 5.yy'da Katpatuka'ya dönüşmüş. Bu aradaki 800 yılda kültür ve gelenek gibi çok şey değişir, dil bile... Pers kralı Darius tarafından 3 dilde yazdırılan Behistun yazıtında Kapadokya'nın Persecesi "Katpatuka", Elamcası ise "Ka-at-ba-du-kaš" olarak geçmektedir. Ancak, Katpatuka sözünün anlamı "Güzel Atlar Ülkesi" değildir. Çünkü Persce "Güzel Atların Ülkesi"nin karşılığı Huwaspadahyu olarak verilir ki Huwaspa- ile Katpa- arasında sesdeşlik bile yoktur. Ahamenişler de tıpkı Hititler gibi işgal ettikleri toprakların önceki adlarını kullanmıştır.



Pers (Ahameniş, MÖ 550-330) öncesinde bölgede at-katır ticareti yapılmakta olduğundan Katpatukka sözünün anlamına da "Güzel Atlar Ülkesi" yakıştırması yapılmış. Oysa bölgenin adındaki Kat (Khatti/Khita) Hatti anlamındadır, yani bu adı ve "Güzel Atlar Ülkesi" anlamını veren Persler değildir, çünkü...


MÖ 7.yy'da bölgeye yerleşen Kimmerlerin at ve katır ticareti yaptıkları Eski Ahit'te anlatılır. Bölgenin Bey'i olan Togarma aslında Kimmer Türklerindendir. Çünkü Togarma, Gomer (Kimmer)'in oğlu olarak geçer. Yani Perslerden 250-200 yıl önce Kimmerlerin at ve katır yetiştirmelerinden kaynaklanan bir anlamlandırmadır "Güzel Atlar Ülkesi". Strabon (11.13.2) Perslere ödenen verginin bile at, katır ve koyun olduğunu belirtmekte ki Kapadokya halkı Roma İmparatorluğu döneminde de vergisini at ile ödemeye devam etmiştir.


Kapadokya'ya yerleşen Kimmerlerle birlikte bölge Kimmerlerin Ülkesi anlamında Gomer ya da Gamirk olarak da birçok kaynaklarda yer alır. Bu sebeple de Eski Ahit'te Kapadokya olarak değil, Togarma Ülkesi anlamında "Beyttogarma (Bit=Ülke + Togarma)" olarak geçer. Demir Çağ döneminin Tabal (Tubal) ve Kaşkaları (Chalybs) ile bölge "Demircilerin/Madencilerin Ülkesi" anlamında da kullanıldı. Çünkü Taballar ile Kaşkalar (Chalybs) demir-çelikten silahlarla madeni eşyalar üretip ticaretini yapmaktaydı. Hatta Komana (Gümenek-Tokat) kenti çelik silahlarıyla ünlüydü ki, kentin içinde bulunduğu Pontus bölgesi (ki Kaşkaların da yaşadığı bölge) bile bu sebeple "Cappadokia Pontus" olarak anıldı.



Okçu İskit-Türkü ve Teke - MÖ 330-322 / Kapadokya
Not "Phrygian Cap", but Scythian-Turk Cap, because early examples are among Central Asia's Saka(Scythians), and Goat represents the high dynasty


Özetle, Katpatukka'dan türetilen Kapadokya "Güzel Atlar Ülkesi" anlamında değildir. Bölgenin adı Hattiler'den gelir, ancak adını MÖ 7.yy'da at yetiştiren Kimmerlerle birlikte "Atların Ülkesi" olarak ün yapmıştır ki Katpatuka sözcüğünün atlarla hiçbir ilişkisi yoktur. Ayrıca kronolojiye göre Kimmerler Perslerden önce bölgede yerleşik yaşamaktadır.


Semra Bayraktar



Kaska (Gaska-Kaskian) - Togarma (Tegarama) - Cimmerian - Scythian > Turks

Scythians and Kushans are Turks

 

Scythian Turks at festivity

Buner Reliefs, 1st c BC - 1st c AD / Pakistan / Cleveland Museum of Art.


"This was followed by the conquest of Sakas or Scythians and Kushans (120 BC - 200 AC). Scythian remains unearthed at Banbhore (the old port of Debal) indicate that they had advanced far to the south of Sind. Both Scythians and Kushans were of Turki origin and they conquest also brought in Sind the cult and culture of the Turki tribes. Later, the great Kushan Emperor, Kanishka, became the champion of Mahayana Buddhism which spread into Sind during 100 BC - 100 AD.

Kanishka's third successor Vasudeva ruled Upper Sind and the Indus territories. His coins have been found at Mohenjo-Daro. The Turkish influence was strengthened under the Parthian kings (50 AD-200 AD). The coins of the Parthian king Gondophanus (47 AD?) and his successors have been found in Seistan, Kandhar and Sind. The Turkish influence was further strengthened under the Epthalites and the White Huns (4th -5th c AD). Under the White Huns, Buddhism suffered a heavy blow."


Dr Nabi Bakhsh Khan Baloch

Sind a Historical Perspective, from Ancient times to 1970's

Vice Chancellor of University of Sindh / Pakistan


Scythian Turks and Seljuk Turks
The continuity of the Art


"Sakalar/İskitler ve Kuşanlar Türk kökenlidir."

İskitleri taklit eden Grekler


700 yıl boyunca anakaradan uzak yaşayan Olbia Grekleri bölgenin yerlisi İskit-Türklerinin kültürüne de adapte olmuştu.

Bursalı Dio (MS 1.yy) Olbia'da geçirdiği dönemde 18 yaşındaki uzun boylu Kallistratus'un ata binişini şöyle tarif eder:


"Kemerinden asılı büyük bir süvari kılıcı vardı ve pantolon dahil İskit giysilerinin geri kalanını da giyiyordu; ve omuzlarında Borysthenes halkında olduğu gibi ince, kara bir pelerin asılıydı."


Ancak İskitler'de pelerin yoktur, bu kültür ya başkalarına ait ya da Romalılardan kalmış olmalı. Herodot 4.107'de İskitlerin geleneklerine göre yaşayan ve "karalar giyen" anlamında Melankhlenos'dan bahseder, ama Dio'nun aktardığı gibi bir pelerinden bahsetmez. İskitleri taklit eden Olbia Grekleri saçlarını da uzattıkları gibi artık Grekçede konuşmuyorlardı. Dio bu durumu "barbarların arasında yaşadıkları için" diye açıklamakta.


Semra Bayraktar


Leoksos Steli - MÖ 500-480

Bir yüzünde sadağın içinde yay ve oklarıyla İskit-Türkü,

Diğer yüzünde mızrağı ile çıplak bir Grek.

Yazıtında: "Evden uzakta ölen Molpagores oğlu Leoxos"

1895 de Olbia'da bulundu / Kherson Müzesi- Ukrayna


NOT: Karadeniz'de MÖ 7.yy'da koloni kuranlar anakara Yunanistan'dan değil, Anadolu'dan, Miletos'tan gitmişti !





İskit Graffitisi Keramikos-Atina

Scythian-Turk Graffito from Athenian Kerameikos / kaynak:



Scythian Turks

İskit Sikkeleri

 

"Türk Eskiçağı’nın en eski sikkeleri İskitler'e aittir. MÖ. 5. yy. ile MÖ. 3. yy. arasındaki zaman dilimine tarihlenen devrede Karadeniz ve Trakya bölgesinde İskit krallarınca İskit hâkimiyeti altındaki şehirlerde bastırılan çok sayıda sikke mevcuttur."


"...Sikke üzerinde resmedilen süvarinin açıkça belli olan İskit giyim tarzı görmezden gelinerek İskit süvari için, "binici"; İskit-Türk başlığı için de "Pers başlığı" şeklinde yanlış bir teşhis ve isimlendirme yapılmıştır."


Hamza Şeker

İSKİT SÜVARİ TASVİRLİ ÜNİK DRAHMİ

Art-Sanat Dergisi, Cilt 0 , Sayı 4 , Oca 2015 /link


Figür 19 için NOT - SB:

ATAİS aslında ATAİL'dir ve İLİN ATASI anlamındadır. ATAİL Makedonya Kralı II.Philip (İskender'in babası) ile giriştiği savaşta MÖ 339'da 90'lı yaşlarında ölmüştür. İskit kralları kendilerine İL BAŞI demektedir ki bu da Grekçeye BASİL > BASİLEUS olarak geçmiştir. Sözcük Türkçe kökenlidir.



Mızrak Atan İskit Kralı Tasvirli Kerkinitis Bronz Şehir Sikkesi

Hamza ŞEKER

Turanî kavimlerden oldukları tarihî (1) (Herodotos 2011: 298; Tarhan 2002: 904) ve arkeolojik delillerle sabit bulunan İskitler'in en ayırt edici özellikleri olan "pantolonlu İskit=Türk savaşçı tipi"ne ait literatürde mevcut bulunan sikke örnekleri maalesef çok sınırlı sayıdadır. Yayınlanmış örnekler içindeki en erken tarihli İskit savaşçı tasvirli sikke olan Kyzikos elektron hektesinden (2) başlayan bu eşsiz sikke tiplerinin farklı sürümlerinin toplam sayısı sadece dokuz adettir (Şeker 2015: 55, dipnot 3). Bu sebeple bu önemli sikke tiplerinin her bir örneğinin detaylıca incelenip tanıtılması gerekirken Türkiye'de İskitler üzerine çalışmaları bulunan araştırmacıların hiçbirisi bu konuya eğilmemiştir. Üstelik ülkemizde İskitler'e dair birçok çalışmaya imza atmış isimlerden olan bir araştırmacı antik literatürde isimleri zikredilen Skyles, Eminakos, Ataias, Kanites, Sariakus, Skilouros vs. gibi İskit krallarının isimlerini taşıyan gümüş ve bronz sikke örneklerinden bile habersiz olup İskitler'e ait olduğu kesin olan yayınlanmış bir İskit sikkesinin bulunmadığını ileri sürebilmektedir. (3)


... Sikkenin Türk Eskiçağı=İskit nümismatiği için önemi ...





Ön yüz: Dairesel bordür içinde kula başlıklı şehir ilâhesinin sola dönük başı.

Arka yüz: Arka ayaklarıyla bir çizgi üzerinde durarak şaha kalkmış eyersiz at üzerinde İskit kralı sağ eliyle tuttuğu mızrağıyla karşıya doğru hamle yapar şekilde tasvir edilmiştir. Yaşlı, sakallı ve uzun saçlı olduğu görülen kral; "İskit savaşçılarının tipik giyim tarzı olan kaftanvari ceket, pantolon ve çizme" giymiş olup kralın belinin sol kısmında yay'ının bir bölümü görülmektedir. Kralın muhtemelen keçe külâh şeklinde bir başlık takmış olduğu da anlaşılmaktadır. Atın alt kısmında KAPK(I); kuyruğunun üstünde de magistirat adının kısaltması olan HPON lejandı seçilebilmektedir. MÖ. 350-340 yıllarına tarihlenen bu bronz sikke 6.03 gr ağırlığa sahip olup 22 mm ölçüsündedir.

... Ataias didrahmisindeki ok atan yaşlı süvari Ataias'ın kendi tasviri ise çalışmama konu olan Kerkinitis bronz şehir sikkesinde resmedilen mızrak atmaya hazırlanan yaşlı süvari de bir İskit kralının=sikkenin tarihlemesi dikkate alınınca Ataias'ın bizzat kendi tasviri olmalıdır.


Mızrak Atan İskit Kralı Tasvirli Kerkinitis Bronz Şehir Sikkesi

Cercinitis Bronze City Coin With Spear-Throwing Scythian King Depiction

Hamza ŞEKER

Tarih Okulu Dergisi (TOD) Journal of History School (JOHS)-Aralık 2015, Yıl 8, Sayı XXIV /link

Dipnotlar:

1 Gören gözler için açık bir hakikat olan bu durumun ilmî tartışmalarına burada girmek gereksizdir. Horoz resminin altına horoz yazılmayacağının en iyi izahlarından biri de bu konuda gizlidir.

2 Şeker 2015: 60, fig. 2.

3 Gömeç, Saadettin, Çar İskitler Üstüne, Tarihin Peşinde, 2/3, 2010.

8 Sikke basımının genel olarak yöneticilere has bir imtiyaz olduğu bilindiğine göre sikkeyi bastıran kişinin -ben burada "kral" ünvanını kullanmayı tercih ettim- sikke üzerine kendi tasvirini koydurması gayet normal ve çokça rastlanan bir hakikattir. Bu çalışmanın levhalar bölümünde en seçme örneklerini verdiğim "pantolonlu İskit süvari" tasvirli tüm sanat şaheserlerinin yönetici sınıfa ait kurganlardan çıktığı bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla bu eserlerin üzerinde yer alan tasvirlerin yönetici konumundaki kişilere ait bulunduğu kuvvetle muhtemel olduğuna göre bu tasvirlerin bire bir benzeri durumundaki fig. 1 ve 2'de yer alan bronz sikkelerde resmedilen "pantolonlu İskit süvari"de bir İskit kralının=sikke tarihlendirmesine nazaran o tarihlerde İskitler üzerinde tek kral olarak hüküm süren Ataias'ın bizzat kendi tasviri olmalıdır.


***


Horsemen-warrior Scythian civilization, which dominated a large geographical area from the Eastern Turkistan to Europe for about 10 centuries in the ancient history, is very significant for the history of the world and the Turks. “Horsemen-archers that wear trousers” had permanent impressions on the vast geography they ruled; they demonstrated their unique “Central Asian” characteristics perfectly in many fields from war tactics to works of art. Many Scythian works of art that depict trousers, undoubtedly invented by Turkic tribes in order to facilitate riding horses, and the warriors wearing them have reached all the way up to now. Unique coins, which are unfortunately represented with very few samples, should be added to the examples. However, these samples of coins have not received the attention they deserved; the subject has been guided to different fields due to wrong identification and naming except few rational numismaticts. The purpose of this article is to redefine and publicize unique silver coin type, which has been one of the oldest samples of the “Bow carrying Scythian=Turk warrior wearing trouser and felt cone” coins, which is the very basic characteristic of this great civilization, and has been the victim of wrong identification. The oldest coins of the Turkish Ancient Age belong to the Scythians. There are many coins minted between 5th century BC and 3rd BC in the cities under Scythian rule by the Scythian kings, in the Black Sea and Thrace regions.


Scythian Turks


İskit Coğrafyası


Kuzeydoğu istep bölgesi yüksek Pamir, Tiyen-Şan, Altay dağ kolları ve Batı Türkistan üzerinden batıya ve Aşağı Tuna bölgesine kadar bütün Güney Rusya'ya yayılmaktadır. Batıda Silezya'ya kadar uzanan bu bölgenin Doğu Türkistan ve Gobi bölgesiyle olan bağlantısı doğudaki çok sayıda geçitle kurulabilmektedir. Bu bölgenin doğusunda geniş çöller vardır.


Öte yandan batıda, doğunun aksine oldukça verimli topraklar bulunmaktadır. Daha eski zamanlarda bu bölgenin kuzeye doğru bataklıklar ve sık ormanlarla kaplı olduğu bilinmektedir. Güneye doğru uzanan geniş sahalar Hazar denizi ve Karadeniz, geri kalan kısımlar ise İran'daki dağlık arazinin yükselen dağ dalgaları ve Kafkas silsilesiyle sınırlanmıştır. Batı Türkistan istep bölgesi ile İran'daki dağlık arazi arasında nispeten sıkı bir bağlantı bulunmaktadır.


İskitler yukarda adı geçen coğrafyaya yayılmışlar, hatta onlar, Herodotos'un bildirdiğine göre yirmi sekiz yıl Yukarı Asya'da hakimiyet kurmuşlardır. İskitlerin Ön Asya'da Filistin'e kadar gittikleri de düşünülürse, ne kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış oldukları anlaşılır.


İskitlerin bu kadar geniş bir coğrafyada tek hükümdar tarafından idare edilmelerinin zorluğu ortadadır. Bundan dolayı idari yapıları yayıldıkları coğrafyanın genişliğinden etkilenmiştir. Askeri teşkilatları da onların sürekli yeni topraklar elde etmeleri ve farklı kavimlerle mücadeleye girmeleri sonucunda gelişmiştir.


İskitlerin askeri yönden gücünü antik yazar Thukydides İskitlerle Avrupa devletleri teker teker ele alındığı takdirde, Asya da dahil hepsi birleşmiş halde hareket ederek İskitlere karşı durabilecek bir kavmin olmadığını belirtmektedir. Buradan İskitlerin askeri yönden ne derece güçlü olduklarını anlayabilmekteyiz.


İlhami Durmuş

Türk Devletlerinde Kültür ve Sanat - İskit Kültürü

Türkler Ansiklopedisi, Cilt 4


Birbiriyle savaşan Saklar (İskitler)

Solokha Kurganı MÖ 5.yy-4.yy - Hermitage Müzesi.



İskit bir çeviri sözüdür, Scyth > İskit yapılmış. Onların adı Sak (As) ve Guz (Oğuz)'dur.

Asur kaynaklarında İsh/Ash-guz, Çin kaynaklarında ise Sai olarak geçerler.

SB


25 Şubat 2021 Perşembe

Özek Betimlemesi

 

Özek/Alem/Koç Boynuzu/Eli Belinde
* MÖ 5.-4.yy Pazırık, Duvar Keçesi
* "Sarmat Altınları Sergisi (MÖ.4.yy-MS 4.yy)"nden altın süsleme, 2014 Moskova
* Selçuklu-Anadolu /N.Kırzıoğlu


Özek Motifi

Çağatay Türkçesinde "bir şeyin içi, çekirdek, göbek" anlamındaki "Özek" deyimi dillerde "Ö" sesi yerine "Ü" kullanan Kazan Türkleri ile Başkırtlar'da aynı anlamlardan başka "öz, özek, ağacın özü, ilik, iç, kalb, merkez"e de "Üzek" deniyor. Ayrıca "Alem" motifi de "Üzek" olarak biliniyor.

Pazırık'taki V.Kurgan'dan çıkan ve duvara asılan büyük (4,5x6,5m) bir Keçe'de: Taht'ında oturmuş ve elinde Hayatağacı tutan Tanrıça karşısında, ona yaklaşan bir Atlı figürü işlenmiştir. Her iki figür, dönüşümlü olarak Keçe boyunca sıralar halinde yerleştirilmiş. Figür sıralarını ayıran ince şeritler üzerinde, küçük bir çemberin karşılıklı dört tarafına Özek/Alem yanışları işlenmiştir. Bu dörtlü Özek motifleri ile kare şekilleri de, dönüşümlü olarak sıralanmıştır. Karelerin içinde dallı, çıkıntılı şekiller vardır.

Pazırık II.Kurgan'ından Benekli Deri ve Kürk ile aplike işlenmiş bir parça bulunmuştur. İçindeki peynir kalıntılarından bir Peynir Tulumu olduğu anlaşılan bu parçanın üzerindeki Renkli Süsler'de de Özek/Alem motifinin işlenmiş olduğu görülür.

Özek/Alem motifi, bazen bir Çiçek gibi, bazen iki tarafı kıvrık Koçboynuzu biçiminde, bazen de orta kısım uzun ve yuvarlak yapılmış, kenarlarının kıvrıklığı ile Elibelindekız motifine benzetilmiş. Bu örnekleriyle yüzyıllar boyunca çeşitli elsanatlarımızda kullanılagelmiştir. Halı, Keçe ve Mimarî'de kullanılmış; bilezik, küpe ve gerdanlık gibi çeşitli takılara işlenmiş, kenar şeridi halinde de giysileri süslemiştir.

Özek/Alem motifi, Pazırık Kurganı'ndan çıkan duvar süsü Keçe ile Deri ve Kürk'ten yapılmış renkli aplike Peynir Torbası'ndaki örneklerin aynısı veya varyantları olarak Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan'da halı ve keçelere, ayrıca küpe, yüzük, bilezik ve gerdanlık gibi takılara, giysilerdeki nakışlara ve mimarî eserlerde işlenmiştir.

Moğolistan'da Buda Tasviri elişleri ve kitap süslemelerinde kullanıldığı literatürden öğrenilmiştir.

Neriman Görgünay-Kırzıoğlu
Altaylar'dan Tuna Boyu'na Türk Dünyası'nda Ortak Motifler, 1995




Ana Tamgası ve Özek



Frig değil, Saka Türkleri (MÖ 4.yy)

İtalya'da bulunan " Daunia mezar stellerinin", yani Taşbabaların üzerindeki betimleme Türk sanat-kültürüne aittir. Ya Etrüsklere ait ya da Etrüsk etkisinde olan müttefiki Daunialıların yaptırdığı taşbabalar (MÖ 6.yy) / link



Sarmatlar


Türk Dünyasında Tamgaların-Betimlemelerin Sürekliliği
SB






20 Şubat 2021 Cumartesi

Mark Twain'in Türkiye Macerası

 



Mark Twain ve yanındakiler, kopardıkları cami süslemeleriyle Efes harabelerinden aldıkları "hatıra eşyaları" yanlarında götürmek isterlerken.... ki hikayesini Jerry Toner'den okuyalım;


Efes, "kadim dönemin en mağrur şehri", "Diana tapınağının tasarımı çok asil, işçiliği mükemmeldir." Efes "değerli kalıntıların bozulmuş ve sakatlanmış cevherlerinin dünyası". Bir mağarada iki yüzyıl uyuyan yedi uyurların öyküsü hatırlatınca, Twain "kadim insanlar bir hikayeye öylesine inanıyorlardı ki sekiz veya dokuz yüzyıl önce bile seyyahlar ondan boş inançlara dayalı bir korku duydular," diye açıklar. Bu gibi kadim inançları anlayışla karşılaşsak bile modern yerlilerin hiç ilerlemediği görülür: "Bugün bile çevre bölgelerin sakinleri orada uyumamayı yeğler".


Twain ve yolculuk arkadaşları yanlarında tek bir eski eser götüremezler. Heykellerin kırılmış mermer bölümlerini veya camilerden kopmuş süsleme parçalarını toplamışlardı ama İstanbul'dan "bizim grubumuza dikkat etmesi ve bir şey götürmemize engel olması" emredilen bir devlet görevlisi tarafından el konuldu. Amerikalılar özellikle de saraydan gelen emri taşıyan zarfın "İstanbul'daki İngiliz Konsolosluğu'nun armasını taşıdığını, bu nedenle Kraliçe'nin temsilcisi tarafından esinlendiğini öğrenince buna çok sinirlenirler".


Twain "Bu kötü oldu" diye sözünü sonlandırır. "Çok kötü." Eğer "Emir yalnızca Osmanlılar'dan gelmiş olsaydı bu sadece Osmanlılar'ın Hıristiyanlara karşı duyduğu nefrete ve bunu kibar bir yöntemle ifade etmesini bilmeyenlerin kaba tarzına bağlanabilirdi ama Hıristiyanlaştırılmış, eğitim görmüş, politik anlamda düzgün İngiliz Misyonundan gelmesi bizlerin izlenmesi gereken tipte beyefendiler ve hanımefendiler olduğumuzu ima etmiş oluyordu!"


Jerry Toner, Homeros'un Türkleri


SB NOT:

1 - Mark Twain ve yanındakilerin sanki doğal bir şeymiş gibi "cami süslemelerini koparmaları", Efes eserlerinden çalıp götürebileceğini sanmaları...

2 - Osmanlı Devleti'nin değil de "Kraliçe"nin sözünün geçmesi !...

3- Mark Twain'in "Osmanlı"nın Hıristiyanlardan nefret ettiğini iddia etmesi ve sanki Amerikalı olmalarından dolayı 'Osmanlı'ya üstünlük taslayabilecek yetkilerinin olduğunu sanması...

4 - "Kraliçe"nin emrine şaşması ve "çok kötü, çok kötü" dediğinde Bir Amerikalı olarak Queen'den çekinmesi...

5 - Osmanlı'nın değil de "Kraliçe"nin emriyle [her ne kadar kazı heyeti İngiliz (British Museum adına J.T.Wood) olsa da!] durdurulmalarının bizdeki utancı !

6 - "Osmanlı'nın izniyle" British Müzesi'nin gemilerle eserleri İngiltere'ye götürmesi !..


İlginç ve ibretlik!...

SB


EK: Mark Twain, The Innocents Abroad, 1869




Minos - Hatti İlişkisi

 


Görsel 1- Knossos - MÖ 1450-1400 / MİNOS - GİRİT

Görsel 2- Hüseyindede Vazosu - MÖ 16.yy / HATTİ - ÇORUM


"MÖ 16. yüzyıl sanatının gelişmiş bir örneğini temsil eden Hüseyindede Vazosu’nda, Orta Anadolu HATTİ GELENEĞİNİ SÜRDÜREN, içerisinde birçok mahalli festivali barındıran ilkbahar ya da tarım yılının başlangıcındaki önemli bayramlardan birinde gerçekleştirilen törenler anlatılmış olmalıdır." (aktüelarkeoloji)


* MİNOS = Ne Hint-Avrupalı, ne de Grek, Linear A hala çözülemedi! (Türkçe içinde aramadıkları için, hatta H-A sınıfına dahil ettikleri Luvicede ararlar ! Oysa Minoslular H-A değildir!) 

[non-indoeuropean Minoans]




* HATTİ = Ne Hint-Avrupalı, ne de Semitik (tabii ki ne de 'Grek') 

[non-indoeuropean Hattians. Even the sun disc, which they named "Hittite sun disc", is not Hittite, but Hattian. Because Alacahöyük kurgans belongs to the Hattians, and at the time 2500 BC there was no Hittite in Asia Minor,i.e. Türkiye.)




Bu spor/eğlence betinlemenin aynısı Mısır'da, Hiksosların (İke-Sus) başkenti Avaris'teki Tell-el-Dab Tapınağı'nda da var. Bazılarına göre Hiksos, bazılarına göre ise Thutmose 18.Hanedanlık döneminde 'Giritli' sanatçılar tarafından yapılmış.


Semra Bayraktar




Amerika Yerlilerinde Kımız Kültürü

 


Navaho ve Apaçiler'de Kımız

Amerika Yerlileri uzun zaman önce nasıl liderlik edeceklerine dair bir model olarak hep atları örnek aldılar. Bir Navaho veya Apaçi annesi oğlunun atlara hakim olabilmesi için göbek bağını atın kuyruğuna veya yelesine bağlardı. Yerli mitlerinin anlatıldığı "Atların Şarkısı" adlı eserine göre de, bir Apaçi annesi oğlunun göbek kordonunu bir atın toynak izine gömerdi. Böylece oğlu her zaman çalışkan olacak ve kendini atların bakımına adayacaktı. Ayrıca Yerlilere göre kısrak sütü inek sütünden daha sağlıklıydı. Kısrak sütünün kemik, diş ve kasları sağlam ve güçlü kıldığına inanılıyordu. Bu sebeple de tüm bebeklere sık sık kısrak sütü içirilirdi.


Mary D. Midkiff, She Flies Without Wings: How Horses Touch a Woman's Soul

Çev. SB


Kımız (Koumiss = Mare's Milk is a Turanian Culture)




"Karaayaklar grup halinde avlanmayı kurtlar ve köpeklerden öğrenmişti. Kurtları makoi-yohsokoyi, Kurt Yolu (Wolf Trail) ya da Samanyolu, olarak gökyüzünde hala görürüz ve bize bir arada nasıl çalışacağımızı hatırlatırlar.

Kurtların öğrettiği bir başka şeyse toynaklı ve boynuzlu hayvanların yemek için uygun olduğu ancak pençelilerden uzak durulması gerektiğiydi. Atlar bu hususta hiç de hevesli görünmeseler de Karaayaklar ponokaomitai-ksi ya da geyik-köpek dedikleri büyük atlar beslemeye başladıklarında, atlar bu isimden hoşnut kalmış, geyik boynuzlarının kutsal ayinlerde kullanılmasından onur duymuşlardı."

"Karaayaklar, kadim hısımlarının -Orta Asya kabileleri- bundan binlerce yıl önce ilk kez ata binip bozkırlar boyunca göçebe medeniyetleri kurduğu zamandan kalma bir yaşam tarzını aniden kaybediyorlardı. Karaayaklar ve diğer ova Yerlileri bu hayat tarzının emanetçileriydiler."

J.Edward Chamberlin, At 




Türkler  ve  Amerika Yerlileri






İsviçre'deki Taşbabalar

 

İsviçre'den bir Taşbaba, aynısı Okunev-Türkler'de...


İsviçre'nin "Petit-Chasseur - Sion" da bir inşaat sırasında Temmuz 2019'da iskeletlerle beraber bir mezarlık ortaya çıkarıldı. 1960 yılında da çevrede yapılan kazı çalışmalarında da 30 adet taşbaba bulunmuştu. Sion'a yerleşenlerin Akdeniz bölgesinden geldikleri söylenmekte. MÖ 2500'lere tarihlendirilen Sion'daki mezarlıktan altı adet taşbaba çıkarıldı. Bunlar kemer ve kamasıyla Kimmer, güneş ile Okunev gibi Türk taşbabalarına benzemekte. (link 1 ; link 2 ; link 3)

SB






Ana tamgası ile bir Taşbaba /İsviçre

Atalar Kültü

İsviçre'de bulunan Taşbaba, Kaması yerine Yayıyla tipik Kimmer, İskit, Göktürk Taşbabaları 

Taşbaba = Tashbaba means Stone father/ancestor, they are gravestones of leaders.  (link)




İsviçre




Şövalyelilik Kültüründe Türk Etkisi

 

Bir Şövalye - 13.yy sonları 14.yy başları, bakırla karışık altın plaket. Bulunduğu yer Batı Avrupa / Metropolitan Müzesi.

Ve Pazırık kurganından çıkartılan At Başlığı - MÖ 4.yy / Hermitage Müzesi


"Avrupa'da büyük destanlarla romanların, aşklarla şiirlerin doğduğu dönem Şövalyelik Çağı'dır. Yaklaşık olarak 500'lerde Kral Arthur ve Nibelung destanlarıyla başlar, ancak bu destanlar da eski motiflerle işlenmiş tarihi olaylara dayanır ki bunlar "Bozkır Binicilerinin" uzun soluklu epik geleneklerine kadar geriye gider. Sanatta çok önemli bir yer tutan Şövalye kültüründe karşılaştığımız şiir, destan, roman, duvar halıları ile hanedanlık armalarında da eski göçebe geleneği kendini hissettirmektedir. Gotlar bile silah ile ekipmanlar da dahil at kültürünü komşuları "barbar göçebeler"den almıştır. " - Helmut Nickel, Metropolitan Müzesi


Met müzesi "muhtemelen İngiliz" dese de, "Türk" sanatından etkilendiği görülmekte. Sanatta zırhlı süvari ve zırhlı at örnekleri Avrupa'dan önce İskit (Altın Elbiseli gibi), Hun, Göktürk (Demir Kurtlar, 8.yy), Avar, Hazar, hatta süreklilik açısından Selçuklu'da Osmanlı'da (sipahiler) bile görülmekteydi. 13.yy'da Pazırık kurganları henüz açığa çıkartılmadığına göre, bu "giydirme geleneğini" "muhtemelen İngiliz" olan kimden almış olabilir? Çünkü atı Pazırık'taki gibi "geyik boynuzlarıyla" süslenmiş. Atın üzerindeki örtünün altından çıkan düğümlü kuyruğu da gözden kaçmıyor. Hatta plaketteki şövalye "muhtemelen İngiliz" bile olmayabilir...


Helmut Nickel'in bahsettiği "Bozkır Binicileri"nin kim olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Ancak, Helmut Nickel İskitleri "en iyi süvariler" olarak tanımlasa da "Pers" olduklarını söyler ki yanlıştır. Met müzesi gibi diğer bütün Batı müzeleri de (British müzesi de İskit sergisi sırasında sürekli İranî vurgusu yapmıştır!) İskitleri, kaynaklar tersini söylese de, ısrarla İranî olarak tanıtmaktadırlar! Bu tavır "bilim insanıyım" diyenlere yakışmamaktadır, çünkü bu "ayıp" kompleksi-aşağılık ve efendilik duyguları ile önyargılarından kaynaklanır! Hatta aralarında para ve kürsü için bilime sahtekarlık bulaştıranlar da bulunmaktadır!

[Scythians are not "Persians" and "Steppe Riders" are Turks ! To the museums, don't misinform the people! - SB].


Kral Arthur ve Nibelung Destanları da "Türk" destan ve boylarına dayanır. Nibelungen Destanı'ndaki Etzel Atilla'dır. MS 6.yy'da Germen dedikleri toplulukların bırakın edebi eserlerinin varlığını, alfabeleri, yazıtları, hatta soy şecereleri bile yoktu ki yasalarını bile krallarının emriyle yaşlıların "hafızalarından" Latince okuma-yazma bilen katiplere yazdırmışlardı. Kral Arthur'un kılıcı Excalibur İskitlerin-Hunların "kutsal kılıç" efsanesine dayanıyordu ki kılıcın adı bile Türk boyu olan ve Karadeniz bölgesinde hüküm sürmüş, MÖ 15.yy'dan beri yazıtlarda bahsedilen (ki öncesi de var!) Kaşkalardan (Chalub) gelmekteydi (link). Kral Arthur'un en yakın arkadaşı olarak tanıtılan Lancelot'un adında bile Türk vardı: Lancelot < Alan of Lot = Lot gölünden bir Alan-Türkü. Batılı bir araştırmacı destanı da Nart Destanı'na dayandırıyordu ki Nart destanı da Karaçay-Malkar/Balkar Türklerine aitti (link).


Yani, batıda savaşçılıklarıyla ün salmış olan İskitler, Hunlar, Avarlar, Hazarlar, Kumanlar gibi Türk toplulukları da dikkate alınırsa net bir şekilde ;  Avrupalıların "Şövalyelilik Kültürü"nde "Bozkırın Efendileri" olan Türklerin etkisi vardı ; diyebiliriz.


Semra Bayraktar (SB)



İskit/Saka - Türk Bronz Plaka, MÖ 7.yy-5.yy

Yakın zamanda kuzeydoğu Çin'deki bir kurganda bu tip zırh parçaları bulunduğundan dolayı savaşçılar tarafından kullanılan kol/bacak korumalığı olduğu varsayılıyor. (link)


Güney Sibirya Şövalyeleri Türkler

"Demir Kurtlar" Türk Savaşçılar / Temsili

"Iron Wolves" Turkish Warriors


Basından;

Türk Kağanlığı dönemi (8.yy) asker zırhının kopyası Putin'e hediye edilmek için, gümüş, deri, keçe ve Şahin tüyleri kullanılarak yapılmış.

"Büyük Türk Kağanlığı önderliğinde, göçebe imparatorluğunun merkezi 6.yy'da Altay'dı. Bu devlet savaş sanatı bakımından çok güçlüydü. Ordusunun temel çarpışan gücü, atları bile zırhlandırılmış, ağır mızraklar ve ağır silahlı zırhlı süvarileriydi. Onlara "Buri" ya da "Demir Kurtlar" deniliyordu. Aslında onlar 'Güney Sibirya Şövalyeleri'ydi. Dövüş sanatı alanındaki fikirleri birçok komşuları tarafından kabul edildi ve daha sonra Doğu Avrupa şövalyeleri tarafından kullanıldı." (Siberiantimes,2014) (15 Mart 2017-link)


* ZIRH < TUMAR

"Türkçede muska, nazarlık ve tılsım kelimelerinin günümüzde Türk lehçelerinde karşılığı “tumar” olarak geçiyor. Muska ve tılsım için “zırh”, “zırhlı” tabiri de kullanılıyor. Bu durumda zırhın karşılığı “tumar” oluyor."


Prof.Dr. İlhami Durmuş

Kazakistan'da Sakalar, Asya Araştırmaları Dergisi, Cilt 3, Sayı 2.




Saka Türkü Buda / Saka Turk Buddha

"Scythians or Sakans and Kushans were of Turki origin"

Dr.Nabi Bakhsh Khan Baloch




Not:

FB adresimTw adresim

Hesabım olsa da İnstagram'da paylaşım yapmıyorum, ama Hatti-Turan (link) adlı arkadaş #semrabayraktar olarak birçok paylaşımımı aktarmış.

Buradan kendisine teşekkür ederim.