1 Mayıs 2024 Çarşamba

Dionysos - Buda / Bacchos - Bakşi

 

Dionysos - Buda / Bacchos - Bakşi


Saka Türklerinin soyundan gelen Buda (Buddha), ya da Türkçe adıyla Burkan’ın din hocalarına Bakşi deniliyordu ve Dionysos* festivallerindeki gibi sarhoş olup aşırıya kaçan davranışlarda bulunuyorlardı. Bu durumda Bakkhaların karşılığı da din görevlileri olurdu ki mitolojide Bakkhalar da esrik kadın rahibeler olarak geçiyordu. Kam gibi don değiştiren, doğa ile insanı bütünleştiren, icat ettiği davul ile birlikte flüt ve tef’i de toylarında kullanan Dionysos ise Bakkhaların başı olarak Bakkhos adını alıyordu. Yani Bakşi Başı oluyordu ve Bacchos/Bacchus sözcüğü Türkçe Bakşi'den geliyordu.


Bakkhos/Dionysos İlyada’da korkak bir tanrıydı. Bu da sözlü Homer çağı ile yazılı Peisistratos döneminde Bakkhos’un henüz Grekler arasında tam olarak tanınmadığını ve kült olarak yayılmadığını gösteriyordu.


Bakşiler de Dionysos gibi kaplan/pars'a binerdi...


SB

Turova Saka Türkleri📚

* Dionysos sözcüğü bile Grek Öncesi ve Hint-Avrupa olmayan bir dilden geliyordu.


***

Bagghalar/ Bakkhalar/ Bakşiler ayinlerde keçi postu giyerek keçi donuna bürünürdü. Tanrının da keçi kılığına dönüştüğünü düşünen Dionysos takipçileri kurbanlık keçiyi parçalayıp yer ve kanını da içerdi. Oysa Grek kültüründe Kamlık kültürü yoktu. Dionysos festivallerinde karşılaştığımız bir başka karakter ise alt bedeni keçi olan Satyrler’di. Oysa onlar keçi donuna girmiş olan bakşiler/bagglar yüzünden türetilmişti. Tıpkı üretilen bir başka karakter gibi; Çobanların tanrısı keçi ayaklı Pan.

Saka-Türk ve Pers döneminde yaşamış olan Euripides’in Bakkhalar adlı eserinde rahibelerin (Bakkhaların) yabanıl kavimlerden seçildiği ve bakşiler gibi davrandıkları görülüyordu.

Euripides, “Kadınlarımız evlerinden kaçmışlar. Neymiş, Bakkhos şenliklerini kutluyorlarmış! Dionysos dedikleri benim tanımadığım, yeni çıkma bir tanrıya tapınırlarmış dağbaşında. Öbek öbek kadınlar ortalarında testiler dolusu şarap. Gizlide kuytuda erkeklerle çiftleşirlermiş! Sözde Bakkha rahibeliği bunu gerektirirmiş. Bana sorarsanız Bakkhos’a falan değil Afrodite’ye çalışıyor bu kadınlar,” diyordu.

"Hislerine hükmetmeye alışmak bahanesiyle edeb dışı hareketler ve içki âlemleri" düzenleyen Bakşiler gibi Dionysos takipçileri de aşırılığa kaçtıkları için Roma imparatorluğu Bacchanalia festivalini yasakladı (MÖ 186).

Mitolojide hem tahıllar (buğday, arpa), hem de üzüm bağı Bacchos (Bagh)’a aitti. Dionysos şenliklerinde içilen şarap Grek kültüründeki gibi suyla karıştırılmayıp İskitler gibi sek içiliyordu. Üstelik bu içim şeklinin adı da "İskit gibi içmek" idi. Şarap ve Dionysos kültürü Greklere geçtikten sonra şarap içimi yemeklerden önce sek, yemeklerden sonra da sulandırılmış olarak servis edildi. Bu keçiyi parçalayıp yemek ve kanını içmek geleneği Hıristiyanlığa da geçti ve ayinlerde İsa’nın kanı denilerek şaraba batırılmış ekmek verilmeye başlandı.

SB
Turova Saka Türkleri📚
* Apollon’a karşı müzik yarışmasını kazanan Saka kökenli Marsyas’ın (M/Barsias= Bars/Pars) da bir Satyr, yani bir bagg-bakşi olduğu söylenir.



Omuzlarında keçi postu, elinde çoban değneğiyle yapraklardan yapılmış bir etek giyen Satyr/Pan
(Hellenistik dönem, Walters Sanat Müzesi)



6 Nisan 2024 Cumartesi

İskit

 "Gururlu Adil" İskitler'den, "Kurnaz Kötü" İskitler'e



Strabon'dan okuyalım:

Bazıları... şairin (Homer) cehaletinden dolayı İskitlerin yabancılarla olan vahşi ilişkilerinden, onları kurban ettiklerinden, etlerini yediklerinden ve kafataslarını içki bardağı olarak kullandıklarından bahsetmediğini ve İskitlerden dolayı Pontus'a "Axine (onların halk etimolojisine göre "misafir sevmez"-SB)" dendiğini anlatmıyor, onun yerine - dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan insanlardır onlar, "gururlu Hippemolgiler (kısrak sağıcıları)" ve "Galactophagi (lor/peynir yiyenler) ile Abiiler (Semerkant Sakaları), en adil adamlar", olarak andığını söylüyor...

Oysa Homer'in İskitler için, hayatlarını hiçbir şekilde antlaşmalarla ve para kazanmakla geçirmeyen, kılıç ve içki kadehi dışında her şeye ortaklaşa sahip olan ve her şeyin ötesinde platonik bir şekilde eşlerine ve çocuklarına ortaklaşa sahip çıkan kişileri "en adil" ve "gururlu" olarak adlandırmasına şaşmak gerekir miydi?

Aeschylus da İskitler hakkında söylediklerinde açıkça şairin (Homer) davasını savunur: "Ama İskitler, yasalara saygılı, kısrak sütünden yapılmış peynir yiyenlerdir." Ve bu varsayım bugün bile Grekler arasında devam etmektedir; çünkü İskitleri insanların en açık sözlüsü ve kötülüğe en az eğilimli olanı, aynı zamanda bizden çok daha tutumlu ve başkalarından bağımsız olarak görüyoruz.

Yine de yaşam tarzımız neredeyse tüm halkları kötü yönde değiştirmiş, aralarına lüksü, tensel zevkleri ve bu ahlaksızlıkları tatmin etmek için sayısız açgözlülüğe yol açan basit hileleri sokmuştur. Öyle ki kötülüklerin çoğu barbar halklara, göçebelere ve diğerlerine de düşmüştür. Hatta denizci bir yaşam sürmenin sonucu olarak, korsanlık ve yabancıları öldürme alışkanlıkları edinerek yalnızca ahlaki açıdan kötüleşmekle kalmamışlar, aynı zamanda birçok halkla olan ilişkileri nedeniyle, bu halkların lüks ve işportacılık alışkanlıklarını da benimsemişlerdir. Ancak bunlar nazik davranışlara güçlü bir şekilde katkıda bulunuyor gibi görünse de, ahlakı bozar ve az önce sözünü ettiğim açık sözlülüğün yerine kurnazlığı getirir.

Strabon


NOT: Axine'nin asıl karşılığı Askania-Aşkenaz'dır. Yani Karadeniz'in adı, Gomer'in (Kamer/Kimmer) oğlu Aşkenaz'dan (Ashguzai-As/Taş Oğuz) geliyorsa, bu deniz İskit/Saka-Türk Denizi'dir ki Anadolu'da da Askania (Ascanios=İznik) adı geçmekte, hatta Askania'nın kardeşi Togarma (Torkom/Türk; Hitit metinlerinde Tegarama adlı şehir) da komşusudur.

Karadeniz'i "misafir sever (Euxine)/sevmez (Axine)" olarak halk içinde anlamdırmaları İskit/Sakalarla olan ilişkilerine bağlıydı, yeri geldi düşman, yeri geldi dost oldular.

SB


28 Mart 2024 Perşembe

Turkish in Hittite inscriptions


 ağız - aiš / išš (mouth)

Hitit yazıtlarındaki aiš / išš- (n.) 'ağız' [ve sözde Luvicede dedikleri aaš-] etimolojik olarak TÜRKÇE'dir ve ne Luvice, ne Hint-Avrupa, ne de PIE (Proto-Hint-Avrupa)'dır !

"Herkesi tatmin edecek bir tarihsel açıklama (aiš / išš- için) henüz mümkün görünmüyor" diyen Alwin Kloekhorst'a bir tavsiye:

Dil üzerine çalışırken Türkçeyi işin içine katmazsanız elbette sonuç alamazsınız ve dolayısıyla tatmin olmazsınız.

Lütfen profesör unvanına sahip olanlar da dahil olmak üzere, saygıyla andığınız, hocam dediğiniz, kitaplarını ya da makalelerini takip edip okuduğunuz bilim insanlarını sorgulayınız! Çünkü, "önyargılarla" yapılan işe bilim denilmez...



aiš / išš- (n.) ‘mouth’ in Hittite inscriptions [and aaš- in supposedly-Luwian] is TURKİSH of etymology, and neither Luwian nor İndo-European, nor PIE !

An advice to Alwin Kloekhorst (he concluded, "no historical account (of aiš / išš-) satisfying to everyone yet seems possible"):

If you do not include Turkish when working on the language, of course you will not get any results and therefore not satisfyed.  

Please question the scientists, including those with the title of professor, whom you remember with respect and call your teacher, or whom you follow and read his books or articles! Because, the works which is done with "prejudices" cannot be called science...

SB


The only place where Kloekhorst mentions Turkish is at the word BARS (parşna in Hittite), which is also Turkish of etymology.






Türkçe / Turkish.

📚


Read also

Prof.Dr.Rukiye Akdoğan

FROM ANATOLIAN WORD HATTICE TABARNA TO IL-TEBER IN ANCIENT TURKIC PEOPLES - PDF

In the cuneiform texts from Kayseri-Kültepe, is seen that Hattian t/labarna, an Anatolian  word, has been used with special names since the 1800 BC. Later, in the Old Hittite Age,  the name Labarna / Tabarna continued as the tradition of naming the king (Labarna I,  Hattušili I (= Labarna II)). labarna-/tabarna- as the title of the Hittite kings, was used to  mean king, ruler. It is clear that the first syllable of t/labarna, which we think is derived  from the Sumerian word TAB (double, double, double, two-part), has a double, dual  meaning. The title Tabarna/Labarna was used only for the "great king of the Hatti  country", and the emblem used for the Hittite kingdom is the ax, which is also the symbol  of power. During the KI.LAM (market place) festival, it sometimes appears that the iron  ax and the iron spear, as the symbol of the kingdom, are mentioned with the king as the  symbol of the kingdom. Thus, it becomes evident that the ax and spear refer to "symbols  of the kingdom". In the region extending as far as Southern Europe, the Middle East and  India, two axes or double axes with a single handle appear as the known weapon and  symbol of the powers. In ancient times, it seems that the labrys (double-mouthed axe)  was used in religious ceremonies or presented to the gods as a votive stuff. Among the  old Turkish titles before Islam, the title of İl-teber (administrator of the province / ruler  of the province) appeared in the inscriptions as the title of the Uyghur and Karluk chiefs.  All these are very important in terms of indicating the historical journey of the Hattic  t/labarna "ruler title" from the Hittites to İl-teber in the ancient Turkic Peoples. (2022)


Hangi Obadansın?

 

TÜRKÇE OB/OBA/OVA = Kabile, bir aşirete mensup büyük bir aile, mahalle.

Konak yeri ve burada konaklayan halk/aile. Beş-on evli köy.


Hangi Obadansın? = Hangi soydansın, kimlerdensin?


Sumer UB = Yaşam yeri, saha;

Asur UBADİNNU/UPATİNNU;

Hitit UBATİ = (anlamı) Arazi yardımı (olarak verilmiş);

Sözde Luvice UBADİD/UWA = UBA kökünden. (anlamı) Arazi ve kiracılar (olarak verilmiş);

Likya/Lukka, Karia UBA;

Sözde Frigce OWA/OİA/OUA = Köy;

Spartalılarda OBAİ/OBAE = Kabile, köy. Her boy on OBA'dan, her OBA otuz aileden oluşuyor.


Asurlarda, Hititlerde, sözdeLuvicede, Likyada, Kariada, sözdeFrigcede ve Spartalılarda geçen OBA Türkçe kökenlidir.


SB

kaynaklar 'Turova ve Saka Türkleri'nde


TURKISH OB/OBA/OVA = Tribe, a large family belonging to a tribe, neighbourhood. 

A place of lodging where the people/family staying.

A village with five to ten houses.


Which Oba are you from? = Which clan (OBA) are you from, who are you?


Sumerian UB = Living place, field;

Assyrian UBADINNU/UPATINNU;

Hittite UBATI = (meaning given as) land help;

Pseudo-Luvian UBADID/UWA = from the root UBA. (meaning given as) Land and tenants;

Lycian/Lukka, Carian UBA;

Pseudo-Phrygian OWA/OIA/OUA = village;

Spartan OBAI/OBAE = tribe, village. Each tribe consists ten OBAs, each OBA consists thirty families.


OBA in Assyrian, Hittite, pseudo-Luvian, Lycian, Carian, pseudo-Prygian and Spartan is of Turkish origin.

bibliography in the book


Türkçe / Turkish.

📚



21 Mart 2024 Perşembe

Ekşi, ἄσχυ

 áskhu - ἄschy (ekşi)

"ἄσχυ (n.) İskitler tarafından kullanılan 'kuş kirazının [Prunus Padus] meyvesinin esanslı suyu' (Hdt 4,23) < LW (alıntı kelime) İran > " - R.Beekes -  Etymology


Ekşi (áskhu -  ἄσχυ) kelimesi Beekes'in iddia ettiği gibi İran dilinden alıntı değil, İskit Türkçesinden alıntıdır. Günümüzde ekşi olarak kullanırız. Heredot'ta (GR) geçer.

NOT: Beekes kitabında tüm dilleri baz almış, ancak Türkçeye (eski-yeni ve lehçeleri) hiçbir şekilde yer vermemiş!

áskhu - ἄschy (Tr. ekşi = Eng. sour)

ἄσχυ (n.) 'inspissated juice of the fruit of the bird cherry [Prunus Padus)', used by the Scythians (Hdt 4,23) < LW Iran >" - R.Beekes

Beekes' book is based on all languages, but he does not include Turkish (old-new and dialects) in any way!

ἄσχυ (áskhu - ἄschy) = ekşi (Eng. sour), TR of etymology (and not a LW from Iran as Beekes claimed). Unfortunately, this misidentification of origin stems from the fact that some scholars consider Scythians as "Iranian-speaking", "Iranian tribe". However, Scythians are Turks and spoke Turkish.

SB

Türkçe - Turkish.



Ayhan, Aigan

 

Kartaca yakınlarındaki Bordj-Djedid'te bulunan bu mozaik parçasında Ayhan'ı görebiliyor olmak 😉 

MS 5.-6.yy / British müzesinde


Ayhan (=Aigan) , Afrika'da süvari komutanı, 533-534


O bir Hun'du (o ve Sunikas Massaget kökenliydi). Haziran 530'daki Dara Savaşı'nda Ayhan ve Sunicas, Belisarius komutasındaki Roma ordusunda altı yüz süvariye komuta ettiler. Pers sağ kanadının bozguna uğratılmasına yardım ettiler ve daha sonra Hunlar Simmas ve Askan komutasındaki Roma sağ kanadını güçlendirmek için transfer edildiler.

533 yılına gelindiğinde Belisarius'un ev halkının önde gelen bir üyesiydi ve onun muhafız subaylarından biriydi; (o ve Rufinus). Bu konumu Dara'daki kahramanlığına mı borçlu olduğu yoksa zaten Belisarius'un hanesinde mi bulunduğu Procopius tarafından açıklığa kavuşturulmamıştır.

533 yılında Belisarius'la birlikte Vandallara karşı sefere gönderilen dört süvari komutanından biriydi. Aralık ortasındaki Tricamarum savaşında (Kartaca yakınlarında ) Roma ordusunun sağ kanadındaki süvari komutanlarından biriydi.

534 yılında Belisarius Konstantinopolis'e döndüğünde o ve Rufinus I. Süleyman'ın (Solomon) emrinde Afrika'da kaldılar. Muhtemelen 534'ün sonlarında Byzacena'da (Tunus) süvari kuvvetlerine komuta ettiler ve burada bir Mağribi akıncı grubunu pusuya düşürerek onları öldürüp esirleri serbest bıraktılar. İntikam almak için çok kalabalık bir Mağribi ordusu tarafından saldırıya uğradılar ve cesurca savaştıktan sonra yenildiler; Ayhan ve Rufinus da savaşta öldürüldü.


NOT:

Belisarius; İmparator I. Justinianus döneminde Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkomutanı.

Bu imparatorlukların da Türksüz orduları/komutanları yok gibi...




Aigan (Ayhan), cavalry commander in Africa, 533-534


He was a Hun (he and Sunicas were Massaget genos). At the battle of Dara in June 530 Aigan and Sunicas commanded six hundred cavalry in the Roman army under Belisarius. They helped to rout the Persian right wing and were then transferred to strengthen the Roman right wing under the Huns Simmas and Ascan.

By 533 he was a prominent member of the household of Belisarius, where he was one of the officers of his bodyguard; (he and Rufinus). Whether he owed this position to his valour at Dara or was already in Belisarius' household is not made clear by Procopius.

In 533 he was one of the four cavalry commanders sent with Belisarius on the expedition against the Vandals. At the battle of Tricamarum in mid December he was one of the cavalry commanders on the right wing of the Roman army.

In 534 he and Rufinus remained in Africa under Solomon I when Belisarius returned to Constantinople. Probably in late 534 they commanded cavalry forces in Byzacena where they ambushed a Moorish raiding party, killing them and freeing their prisoners. In revenge they were the attacked by a Moorish army in overwhelming numbers and after fighting bravely were overcome; Aigan was killed in the battle, also Rufinus.


PS: Being able to see Ayhan in this mosaic fragment found in Bordj-Djedid near Carthage 😉 Because the brand on the horse is a Turkish mark (belonging to a tribe, clan or family). 5th-6th century AD / British Museum


Aigan (Ayhan), TR etymology, male name, still in use among Turks.

Hun and Massaget = Turkish tribes.

SB


Taştık Türk Kültürü / Oglahtı Hakasya Kaya Resmi
Tashtyk Turk Culture / Oglakhty Rock Art


Kipchak-Alban Turks - Gravestone in Azerbaijan
 




17 Mart 2024 Pazar

Buda - Buddha

Buda

Onun asıl adı Sidarta'dır ; "uyanmış, ışıklanmış" anlamında olan Buda adını "erdikten" sonra alacaktır. Kendisi Sakya ve ya Saka'lardandır. (Bu ad Hindistan'da İskit karşılığıdır), dolayısiyle ırk bakımından Türktür. (1) Onun mensup olduğu Sakya (veya Sakalar) şimdiki "United Provinces (Unayted Provens)", yani "birleşik vilayetler,,in kuzey - batı köşesinde ve Nepal'in güneyinde Kapilavastu'da oturmakta idiler ; ülkeleri sulak ve bol ürün verici olup zengin pirinç tarlaları ile dolu idi. Bu Sakya'lar, zenginlik, gurur ve çetinlikleri ile ünlü idiler ; mâbutların kıralı saydıkları İndra'ya, Saka derlerdi. Kosala devletine (aşağı yukarı bugünkü Oud), daha çok sözde bağımlı sayılırlardı. Gelenekler Buda'yı bir kıral oğlu diye gösterirse de, tarihî tenkit, babası Sudodana'yı pek zengin bir türlü derebeyi, yâni Kşatriya olarak kabule daha eygindir; anası Maya da Sakya'lardandır. Buda'nın MÖ 560 yılı civarında doğduğu sanılırsa da, bu hususta çok ihtilâf vardır.


Yusuf Hikmet Bayur

Hindistan Tarihi / TTK 1987

(1) Bu konu üzerinde pek çok tartışma vardır. Bu eserin genişliği bu gibi sorumlar üzerinde durmaya uygun değildir. Birkaç işaret vermekle yetineceğiz: Buda'nın mensup olduğu Sakya'larla ileride Hindistan'ı fethedecek olan Sakalar ve Tibet halkı arasındaki yakınlık ve birlik ihtimaline "Evolution de l'Humanite" külliyatından olan "L'İnde Antique et la Civilisation İndienne"de işaret vardır. (s.32). "Tabakatı Nasıri"nin Laknavti'de (o vakitki -13 üncü yüz yılın başı - Bengal'in merkezi) hüküm sürmüş Kalaç meliklerinden bahseden bölümünde, Tibet halkı veya o halkın bir kısmı başlıca Türk diye anılır. İskitlerin Türklüğü birçok bilgince tanınır; E.M.Minns "Scythian and Greeks" adlı eserinde İskit'lerin başlıca Türk olduklarını yazar (Bk. L. de La Vallee Poussin: L'İnde aux temps des Mauryas, s.262).

Profesör Walter Ruben'in "Eski Hint Tarihi" adlı eserinde (E bölümü) birtakım Türk gelenekleriyle Buda gelenekleri arasındaki benzerlik ve yakınlıklara işaret vardır.

📚




* Ellis Howel Minns (1874-1953), İngiliz akademisyen ve arkeolog. "Scythians and Greeks : a survey of ancient history and archaeology on the north coast of the Euxine from the Danube to the Caucasus", (İskitler ve Yunanlılar (1913)". 

* Walter Ruben (1899-1982), Alman Hindolog. "Die Gesellschaftliche Entwicklung im alten Indien, vols. 1–6. Berlin 1967-73", (Eski Hindistan'da Toplumsal Gelişme, 6 Cilt).

* Louis de La Vallée-Poussin (1869-1938), Belçikalı Hindolog. "L'Inde aux temps des Mauryas et des Barbares; Grecs, Scythes, Parthes et Yue-Tchi", (Mauryas ve Barbarlar Döneminde Hindistan; Yunanlılar, İskitler, Partlar ve Yüeçiler).


14 Mart 2024 Perşembe

Yer - Dünya - Pelasglar

 

Gezegen ve uyduların hepsi birer mitolojik karakter adı taşırken Dünya’ya (Yer) İngilizcede Earth demişler. Bunun kökenini bilmedikleri gibi German dilinden türetildiğini düşünürler. Almancada Erde/Erd yeryüzü demektir ki dünya sözüne karşılık Almancada Welt kelimesi kullanılırlar. Hollandacada Aarde olurken, Ortaçağ Hollandacasında Eerde, Friscede de ise İrthe’dir. MS 9.yy Saksonların dilinde Ertha iken, Ortaçağ İngilizcesinde Eorthe’dir.



Eğer German dilinden (Erde) İngilizceye Erde > Eorthe > Earth olarak geçtiği düşünüyorlarsa, öncelikle Türkçedeki Yer-Yurda sözlerine bakmaları gerekir. Çünkü Earth kelimesi Türkçe kökenli Yer-Yurda’dan gelir; yEr - yUrda > Erde > Erd > Orth > Erth > Earth. Oxford İngilizce Sözlüğü’ne göre de Yunanca Era (ἔρα)’dan geliyordur! Ancak Yunancaya da Türkçeden girmiştir. Çünkü tüm Türk lehçelerinde YER > Yeryüzü yani Dünya demektir. Kısaca kelimenin kökeni Hind-Avrupa dilinden değildir, hele hele Proto-Hind-Avrupa hiç değildir!

Gladstone, ise Earth kelimesinin karşılığı olan Yunanca Era (ἔρα) sözünün Latinceye Terra olarak geçtiğini, ama bu sözün İtalya'nın eski sakinleri Pelasglara ait olduğunu yazar. Demek ki Era sözü bile Yunanca değildi. İlyada'nın Yunancasında Dünya (Yer) sözüne karşılık Era (ἔρα) değil, Aia ile Gaia (αἶα-aía / γαίῃ-gaíi) kullanılırken, Türkçe çevirisinde toprak sözü kullanılmıştı. Yani Era (ἔρα) sözünün kökeni Yunanca ya da Latince değil, Pelasgca idi, dolayısıyla Türkçeydi.

Ayrıca Gladstone, Homer'in Yunanlılardan (Greek) Pelasg olarak değil, Danaolar (Danaans), Argoslular (Argeians) ve Akhalar (Achaens) diye bahsettiğini belirtir. Ama aynı zamanda Trakyalıların Pelasg olduklarını söylemini reddeder ve bunun ancak Pelasgların Greklerin arasında eriyip yitmesine bağlar. Kültür ve dinde Greklerle Turovalıların ortak olduğu yönlerinin kökeninin Pelasglara ait olduğunu, ama ortak olmayan yönlerin Grek kökenli olabileceğini de aktarır. Öbür yandan Turovalıların arasında gösterilen Pelasgların ulusal karakterlerini koruduklarını ekler. Birçok karakterin Pelasg adı taşıdığını ve aynı zamanda da kaynak olarak gösterdiği Grote'ye göre de Pelasglar Avrupalıdan çok Asyalılara özgü bir ulustu, demektedir.

Bugün Pelasg Dili Luvice=Hind-Avrupa Dilli yapılmakta, çünkü Pelasglar Akdeniz Havzası'nın en eski yerlileri olarak geçmekte ve onların Hind-Avrupalı olmayışları Batılıların emellerine giden yolu tıkamakta ve korkutmaktadır! Gladstone'nun Türkler hakkında ne söylediğini ve 1880 seçimlerini kazanarak Britanya Başbakanı olduktan sonra nasıl “Turani Avrupa Tarihi Tezi'ni çürütücü argümanlar uydurup Hint-Avrupa Tarih Tezi'ni yaydığını” Cengiz Özakıncı Bütün Dünya Dergisi'ndeki makalesiyle bizi aydınlatır. 1876'da Gladstone Türklere karşı ırksal düşmanlık propagandası başlatmış ve “Türkler vahşidir, onları yok edeceğiz... İnsanlık düşmanı bir ırktır... Türk ırkını Avrupa'dan kovup Asya'ya süreceğiz!” demiştir.

Turova'yı bulan (!) kişi olarak isim yapan Schliemann ise Gladstone'nun en yakın arkadaşlarındandır! Schliemann'ın Turova kazılarında bulduğu Yada (Jade Taşı) taşından yapılmış buluntuları Hind-Avrupalılara bağlamak istemişlerdi. Oysaki Yada Taşı'nı Turaniler Asya'dan (Türkeli) Anadolu ve Avrupa'ya taşımıştı. Yada Taşı hakkında yazan James Miln'in ilk kitabında 'Turani Avrupa Tarih Tezi'ne karşı çıkmazken, Gladstone'nun başbakan olmasından sonra yazılarını 180 derece döndürecek ve Turani tezine karşın var gücüyle savaşacaktır. Bu Avrupalıların 'arsızca geçmişe konma' bakış açısını Cengiz Özakıncı belgeleriyle gözler önüne serer.

Bugün de Batılıların bu tutumları devam etmekte ve tarih bilginler tarafından değil, bilgini taklit eden ikiyüzlüler tarafından yazdırılmakta ve yazılmaktadır! İlk kez 1858’de bastırılan Gladstone’nun ‘Homer and Homeric Age’ adlı kitabı 2016’da tekrar bastırılmış, yani Batılıların görüşleri değişmemiştir!

Bu arada Gladstone’nun “Era’dan gelen Terra kelimesi Pelasglara aittir” demesi Türkçe için önemli bir ipucudur, çünkü İngilizce’deki ‘Area ve territory’ sözcükleri de Era’dan türetilmiştir.


SB

Turova ve Saka Türkleri







Otacı Khiron

 

Khiron, sürahiden detay - MÖ 520-500, British Müzesi


Khiron (Kheiron); Bilge bir Otacı

Tıp/Hekim tanrısı olarak kabul edilen Asklepios (mitolojik bir karakter de olsa) eğitimini bir "Doğulu"ya borçludur. Çünkü babası Apollo eğitilmesi için onu bir At-Adam'a teslim eder. Bu bilge kam, Kimmer ya da Saka kökenli, Otacı Khiron'dur.



Silindir mühür - MÖ 13.yy







Gerçek tıpçıların günü kutlu olsun.



12 Mart 2024 Salı

Erzurum'da Hristiyan Türkler

 

Ortada Tengri Damgası, Kıpçak Haçı ve Tekeler



Koçlar
Okunev - Erzurum

Erzurum Aziziye Taş Eserler Açık Hava Müzesi - link





Türk kültüründe Koç Taşlar




Anadolu'nun Taşbabaları

 


Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu;

"Ordu’da bulunan bu balbal Karadeniz bölgesindeki Türk varlığını Selçuklular’la birlikte başlatan tarih görüşünün

ne kadar gerçeklerden uzak olduğunu ortaya koyuyor."




2500 yıldır Erzurum'da ikamet eden Türk 😉
Taşbaba, MÖ 5.yy / Erzurum Müzesi.
(Taş Baba heykeli Erzurum Müzesi'nin baş köşesine yerleşti!
05 Haziran 2023 - link)



Gordion Kurgan B

Frig değil, Türk.
ve "tek" değil...




Likya (Lukkia)

Anatanrıça olarak tanımlanmış olsa da, o bir Taşbaba ve Türk.


"Frig" olarak tanımlanan, ancak Türk kültürüne ait Balbal, Seyitgazi/Eskişehir

Benzerleri;



Altaylar'dan bir çift Türk Balbalları

Tuva Türk Balbalları

VE
TUROVA I'e tarihlenen TAŞBABA

Kazakistan

Kırım












Turova Savaşından Bir Sahne

 

Turova Savaşı'ndan bir sahne, der arkeologlar, ancak detay vermezler.

Endişeli baba ve annenin Kral Pirim ile Eke/Ece Aba, savaşa hazırlanan kişinin de Baş Komutan Eke Tur (Hektor) olma ihtimali var. 

Eke Tur'a bacak zırhları (dizçekler) takılmakta. Olba/Silifke, MS 2.yy

Olba'nın "Yeğen" Türker (Teucer)'in soyundan gelenler tarafından kurulduğu söylenir.


Truva Savaşı'ndan benzer bir sahneyi bu duvar perdeliğinde de görüyoruz, 1470-90 / Tournai (Metropolitan Müzesi)
Eke Tur savaş meydanına inmek için hazırlanırken endişelenler (dönememe ihtimaline karşı veda edenler);
Babası ve annesi, eşi Andromake ve çocukları, kızkardeşi ve gelinleri Elene.



OKÇU

Beyaz keçeden başlığı, Grek tarzı tuniği ve bacaklarındaki zırhı ile bir İskit-Türk Okçusu

(Attik, MÖ 550-540, Metropolitan müzesi)


ZIRHLAR

Özel bir kolleksiyonun parçası olan bacak zırhları İskit-Türklerine ait. Bulunduğu yer tam olarak belirtilmemiş olsa da

"Sibirya"da bulunduğu söylenir ki çok geniş bir coğrafya.

Bu alplerimiz Demir Kurtlar olarak anılıyordu. (MÖ 7.-5. yy)


SB