10 Ağustos 2026 Pazartesi

Damgalar

 








Tesadüf diye bir şey yoktur.


To The Metropolitan Museum

 


To The Metropolitan Museum

It's a very nice presentation, but presenting Greek-Roman and Japanese works under their "ethnic" names while presenting Turkish works under "Islamic Art" is hypocritical! As you know, Islam is a religion accepted among many "ethnicities and nations," and a work of art cannot be presented under the name "Islamic" simply because it has "Arabic" writings on it. Works from the Seljuk, Safavid, Kajar, Mamluks (which the name of the state was Ed-Devletü’t-Türkiye)  and Ottoman periods should be presented as "Turkish Art". Because all these works (except for some) are reflecting the culture and art of Turks. All these empires are Turkish Empires and don't be afraid to say "Turkish Art"! Or do you have another hidden agenda?..


SB

*PS: At 7:43 the bowl from Syria is not Kajar or Khazar (because it is not understable, and Khazar is also Turk), but Mamluk, if it is from the 13th c.

Exhibition Tour—Collecting Inspiration: Edward C. Moore at Tiffany & Co. | Met Exhibitions (The Met YT, 2024 / link)













#ArtofTurks

#TurkishArt

#Turks #art

.

Neden Erkle

 

Bazıları Herkül yerine neden Erkle kelimesini kullandığımı anlayamamış da...

Etrüsklerde Erkle

Erkle - Erk; Yetkisi olan, egemen, iktidar, kuvvet, yöneten, irade.

Arkh (Arkhon/Arhon), Arch(+bishop; Büyük bir bölgeden sorumlu, en yüksek makamdaki din adamı).

Orkun, Orhun, Orhan, Orkan; Yüce önder, yöneten, hâkim, hükmeden.

SB-TST📕



Prof.Dr. F.Ağasıoğlu'nun  da dediği gibi Herkle/Hercules/Erkle adının Goroğlu/Koroğlu'na çıkmasıyla ilgili olarak;







Hera(Era)'nın adında Yer olması ve yerin tanrıçası olması, Herkül'ün adının da onun adında türetildiğinin söylenmesi bu sonucu doğruluyor. Ancak Erk olarak da kabul edilmemesi için de bir sebep yok, çünkü güçlü, kuvvetli bir karakter, öyle ki Bilgemiş'in bir kopyası gibi göksel boğa ve aslanla da güreşiyor. Tabii ki Erk/Ark-/Ork- bağı da anlamları açısında görmezden gelinemez. Başka bir gerçek ise; İskitlerin atası "Herkül -Yer -3 oğul + Targitay - Gök - 3 oğul" ve Oğuz - Gök & Yer - 3'er oğul.


Antalya Arkeoloji Müzesi


HERKÜL (ERKLE) ve ALTIN ELMALAR

Yorgun Herkül'den detay, MS 2.yy, Perge

Antalya Arkeoloji Müzesi


Hesperideslerin, yani Batı Kızlarının Altın Elmalarını çalmak Erkle’nin onbirinci görevidir. Yola koyulan Erkle gökyüzünü taşıyan Atlas’la karşılaşınca görevinden bahseder. Titan Atlas ona yardım edebileceğini, çünkü Hesperidesler ki onlara Atlandites de denilir, onun kızlarıdır. Ancak Erkle karşılığında bir süre gökyüzünü taşımak zorundadır. Erkle bu görevi kabul eder ve Atlas da elmaları almaya gider. Bazı kaynaklara göre de bu çalma işini bizzat Erkle yapmıştır. Elmalarla dönen Atlas’ı kandıran Erkle gökyüzünü ona vererek elmalarla kaçar. Atlas da gökyüzünü tekrar omuzlarına almak zorunda kalır.

Buradaki önemli nokta ise bu elmaların ejder Ladon’un koruması altında olmalarıdır ki Erkle onu öldürmüştür. Aslında bu elmalar ejderin koruması altında değildir. O dönemin insanları hayal güçlerine göre duyduklarını anlamlandırmak istemiştir. Öyle ki bu elmalar bizzat Ejder Ağacı’nın meyveleridir. Ancak araştırmacılar bu bahçenin Fas açıklarındaki Kanarya ya da Cape Verde Adaları olduğunu varsayar. Oysa Ejder Ağacı’nın meyveleri Yemen’e bağlı Sokotra Adası’ndan gelir.

Odissey destanı ile Herodot’ta Etiyopya adı geçer ki bu durumda Erythraean, yani Kızıldeniz’i bildiklerini varsayabiliriz. Sokotra’daki Ejder Ağacı da biliniyor olmalıdır. Bu ağaç ve meyveleri hakkında anlatılanlar Greklere egzotik gelmiş ki üstüne hikâyeler uydurmaktan kaçamamışlar. Ancak bu meyveler Grekler tarafından değil, Fenikeli tüccarlarla batıya taşınır. Hatta Kızıldeniz’in adı olan Erythraen de bu şekilde batıya göçer. Ayrıca Aeneas destanında bahsedilen Hesperia İtalya’nın kendisidir ki Grekler de İtalya’yı Hesperia olarak tanımlar. Böylece Hesperidesleri Fas açıklarında ya da Cape Verde’de aramak yersizdir. Pliny de Kızıldeniz açıklarında Gorgonların yaşadığı Gorgades adasından bahseder ki bu ada Diodorus’un aktardığı Erpata boyu olan Gorgonlara ait olabilir.

Hesiod’un “sonra Hesperidler de doğdu, bu kızlar Okeanos’un diğer tarafında yaşarlar, altın elmalar taşıyan ağaçlardan sorumludurlar,” demesi de Akdeniz’i değil Kızıldeniz’i ifade eder. Çünkü Hesiod MÖ 8.yy’da yaşamıştır ve Grekler henüz Batı Akdeniz’i keşfetmemiştir. Oysa Fenikeli kolonilerin bu dönemde Akdeniz’in batısına doğru hareketleri görülür. Üstelik bu görevler Erkle’ye çok sonradan eklenmiştir ki Erkle Sumerli Bilgameş’in bir kopyasıdır.


SB

Kaynaklar "Turova ve Saka Türkleri 📕"nde





Olympos Grekçe Değil

 

Zeus'un adı dışında tüm isimler Pre-Greek, yani Grekçe olmadığı gibi HA kökenli de değil.


On İki Olumpos (Olympos) Tanrısı

Soldan sağa: 

* Hestia (ἑστία - ocak, aile); Grekçe değil; İonlarda ἱstíi/ἱστίη, Boeotiada ἱstía/ἱστία ; Türkçe "isig, isti, ısı".

* Hermes (Έρμῆς, Atlas'ın kızı Maia'nın oğlu, ulak, kılavuz, ticaret, hırsız);  Grekçe değil; Farklı sürümleri "érmeías, érmeíis, érmᾶs, érmáon, érmán, érmáou, érmaon"; Türkçe "Er, Erman".

* Afrodit ( Ἀφροδίτη - aşk, tutku, güzellik); Grekçe değil; Türkçe Apa-Tur

* Ares (Ἄρης - vahşi savaş); Grekçe değil; Türkçe Uraz.

* Demeter (Δημήτηρ - toprak, bereket, tarım); Tartışmalı, "bilinmiyor".

* Hephaestus (Ἣφαιστος - ateş tanrısı, demirci); Grekçe değil.

* Here (Ἥρα - kadın, aile, evlilik); Grekçe değil.

* Poseidon (Ποσειδῶν - deniz, deprem, at); Grekçe değil.

* Athene (Άθήνη - bilgelik, stratejik savaş, sanat); Grekçe değil; Türkçe Ak-Ene

* Zeus (Ζεύς - gök, şimşek, gök gürültüsü); HA (*dieu- `Zeus') deseler de tartışmalı; *di-eu / ti-eu =  di-ngir = tingri/tengri/tanrı; Etrüsklerdeki karşılığı  Tinia ; Türkçe tin = ruh ; (Hitt. *šiuš, šiun(i)- `tanrı'). Nuh Tufanı'nda şimşekli gök gürültülü sağanak yağışın olması, Nuh'un Sumercedeki adı Ziusudra - zius/šiuš(-udra) "Acaba Ziusudra’daki

Zius > Zeus’a dönüştürülmüş olabilir miydi? - TST"

* Artemis (ay, kadın, çocuk, av); Grekçe değil; Likçe Ertemi; Türkçe Erdem.

* Apollon (kehanet, kurt, müzik, av); Grekçe değil; Türkçe Alp.


Adları geçenlerden:

* Atlas / Ἄτλας ; Grekçe değil. Titan sınıfından Yafes'in oğlu. ATA.

* Maia / μαια ; Grekçe deseler de tartışmalı, çünkü anlamını "ebe, yaşlı kadın, nine, bakıcı/dadı" olarak verirler. Umay da doğumun, kadın ve çocukların koruyucusudur. Öyle ki "Mētēr, mother" kelimesi de bu sözcükten gelir. Latincede Maius; Türkçe Umay, Maygıl > Mayıs.

Olympos (Ὄλυμπος) KESİNLİKLE GREKÇE DEĞİL; ULU (-mpos?)

"Grekçe Değil (Pre-Greek)" demek aynı zamanda "Hint-Avrupa Dilden Değil (Non-IE)" demektir.

SB

TST: Turova ve Saka Türkleri

Görsel: MÖ 1.yy-MS 1.yy, Walters Sanat Müzesi'nde




Troy mu, Truva mı, Turova mı

 

- Troy mu, Troya mı, Truva mı, Turova mı yorumlamalarına cevap:
Turova'nın asıl adı Tarausia, Taruisa, Truisa.



Truisa/Tros = Tur'un Obası (eskiden kabile anlamında olan oba) /

Tarausia/ Tar Asya / Tarkan

Onun adı TUR OBA/OVA'dır, tıpkı Assuwa'nın AS OVA olması gibi. Ülkenin/Bölgenin adı da Wiluşa, yani "İllerin Ülkesi" Uluş'tur.

*

Tau = Dağ; Taurus = Boğa; Tauros = Toros;

"Boğa Ata" Oğuz = Tanrıoğlu; Tanrı = Dağ;

Tar/Tur = Tanrı


Çatalhöyük boğaları; Anatanrıça Kibele'nin aynı zamanda "Dağ Tanrıçası" olması; Boynuz = Ay;


Ay Kağan; Ay'ın yerdeki karşılığı Boğa;


"Boğaç Han" Oğuz + Gök Kızı = Bozoklar: Gün, Ay, Yıldız,

Oğuz + Yer Kızı = Üçoklar: Gök, Dağ, Deniz;


Türklerin Atası Tur - Turaç

Dağ, Boğa, Ay = Tanrı


Hazar Kağanı Yusuf'un atası "Togarma";

Togarma'nın on oğlundan biri kağanın amcası "Tauris";

Togarma Hitit kaynaklarındaki "Tegarama" (Gürün/Sivas);

Kendilerine "Teuker (Türker)" diyenlerin ülkesi olan Turova'nın adlarından biri - Tarausia, Taruisa, Truisa = Tar/Tur Yurdu ; Tar/ Tur Asya;

Turovalıların atalarından Tros - TR(-os)

Tyrrhen (Pelasg) = Turhen / Turhan / Turan;

Bozdağ Gölcük Gölü'nün eski adı "Toorhebia" = Tor/Tur (Aba/Ata)

Tursenoi, (E)Truria, Etrusci, Trusci.... Tur-uk, Tur-k, Türk


SB

İtirazı olanlar kendileri araştırabilir.


EK:

* "‘Taruisa’ kelimesi nasıl çevrilirse çevrilsin, MÖ ikinci binyıl boyunca Troad’daki tek surlarla çevrili yerleşim yeri Truva’ydı ve bu kent, bölgenin iktidar merkezi olarak işlev görmüş olmalıdır..."


* "Wiluşa bir kent adı değil, bir ülke adıdır..."



Turova'nın Hint-Avrupa (+Luvi) veya Grek kökenli olduğunu söyleyenlere:

Ah canım, "ezbere dayalı tarih" anlayışı seni ele geçirmiş; beyninin sinapslarının tekrar çalışmaya başlaması için "tarihle ilgili gelişmeleri takip et" ritüelini gerçekleştirmen gerekiyor. 😉

SB

Turova I'den bir Taşbaba/Balbal (adını Taş Savaşçı koymuşlar),

MÖ 3000-2500 😉

🔥


To those who says Troy is Indo-European (+Luwian) or Greek:

Oh dear, you've been possessed by a "history based on rote learning"; you need to perform a "keep up with developments regarding history" ritual to let the brain's synapses start working again. 😉

SB

Photo of a Stone Warrior from Troy I, 3000-2500 BC 😉



Naram-Sin'in Zafer Anıtı

 


* "Naram-Sin'in "zafer" kabartmasında, Lulu esirlerinin görünümü ve kıyafetleri de açıkça görülmekte: Lulu ve Gut/Kut devletlerinin çöküşünden sonra, MÖ 2. binyılın başlarından kalma bir kaynakta geçen "çok sayıda Lulubi beyi" ifadesi, Lulu-Kut kabilelerinin zaten küçük prensliklere bölünmüş olduğunu göstermekte. Azerbaycan'ın çeşitli bölgelerinde, Mana bölgesine kadar çok sayıda prensliğin yanı sıra, zaman zaman küçük devletlerin kurulmuş ve dağılmış olması mümkün. Böylece, Boğazköy arşivinde "beylerbey" unvanını taşıyan Lulu İlbeyi hakkında bir belge bulunmaktadır. Hurri dilindeki bu yazıtta "Lulu ülkesinin krallarının kralı İmmaşgun" ifadesi kullanılmaktadır. Bu ilbeyi, belirli bir dönemde Lulu ülkesindeki Lulu, Kut, Turuk, Kuman veya diğer kabilelerin birleşik güçlerine hükmetmiş olsa da, kaynaklarda bu durum hakkında ek bilgi bulunmamakta. Lulu Türkleriyle savaşan Akadlı Naram-Sin (2236-2201), daha sonra Kut Türklerinin lideri Enridawazir ile yaptığı savaşta ölür."

Prof.Dr. Firudin Ağasıoğlu / Bitik 3 📕




* "Naram-Suen 2201-də Türk boylarından olan Qutlarla savaşda öldürüldü."

Prof.Dr. Firudin Ağasıoğlu / Bitik 1 📕







* İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi'nde sergilenen (3.görsel) Akad kralı Naram-Sin'i anlatanlar acaba bu bilgiyi de veriyorlar mıdır? - SB




.

18 Temmuz 2026 Cumartesi

Begazı-Dandıbay Kültürü

 


Begazı-Dandıbay Kültürü (MÖ 1500-900)

Karasuk Kültürü gibi Türk Kültürü'ne aittir.

Ahmet Ziya Bayburt

*

Özet:

Begazı-Dandıbay Kültürü, Merkezî Kazakistan coğrafyasında Son Tunç Çağı’nda gelişim göstermiştir. Begazı-Dandıbay Kültürüne ait kompleksler, geçici yerleşim yerleri, sıradan mezarlar ve mozole tipi mezarlar olmak üzere üçe ayrılır. Mozoleler, güçlü bir sosyal organizasyona işaret eden elit mezar yapılarıdır. Mozole tipi mezarlarda I. grup kaplar yaygın olarak görülür. Özenle imal edilmiş I. grup kaplar ritüel amaçlı kaplardır, Sayan-Altay Coğrafyasıyla ve Karasuk Kültürüyle bağlantılıdır. Geçici yerleşim yerlerinde ve sıradan mezarlarda ise Alekseyev Kültürü ve onun geç evresi olan Dongal Kültürü evresi kaplarıyla ilişkili olan II. grup kaplar çoğunluktadır. II. grup kaplar Andronovo Kültürünün geç evresini temsil eder, daha çok gündelik kullanım amaçlı mutfak kaplarıdır. Bu yüzden Begazı Dandıbay Kültürünün tanımı konusunda farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Bizim yaptığımız tanımlamalara göre bölgede I. grup kapların elit mezar yapıları olan mozolelerde çoğunlukta olması Karasuk göçleriyle açıklanabilir. Buna rağmen mozole tipi mezarlar Avrasya coğrafyasında yalnızca Begazı-Dandıbay Kültürüne özgüdür. Bu durumda Begazı-Dandıbay Kültürünü, Karasuk Kültürü etkili özgün bir kültürel oluşum olarak tanımlamamız gerekir. II. grup kaplar kültürün alt bileşenine işaret eder. Begazı-Dandıbay Kültürünün Erken Demir Çağı İskit Kültürleriyle ve özellikle Merkezî Kazakistan’daki Tasmola Kültürüyle olan bağlantıları önemlidir. Bu durum Begazı-Dandıbay Kültürünün mevcut etno-kültürel yapısını Erken Demir Çağına aktardığını gösterir. Etnografik dönemlere uzanan kültürel bağlantılar da Begazı-Dandıbay Kültürünü Türkçe konuşan halklarla ilişkilendirmemize olanak verir.




Sonuç:

Begazı-Dandıbay Kültürü, Son Tunç Çağında (M.Ö. 1500 – 900 yılları arasında) Merkezî Kazakistan bozkırında gelişen tipik bir step kültürüdür. Kültürün tanımı ve oluşumu üzerine pek çok farklı görüş ileri sürülmüştür. Ortaya koyduğumuz Begazı-Dandıbay Kültürü tanımına göre Sayan-Altaylar Kültür Coğrafyasında bulunan Karasuk kültürü ile ilişkilerinin başta keramik buluntular olmak üzere kuvvetli olduğu, bölgede kendisinden önce yer alan Andronovo Kültürü ile olan bağlantılarının daha zayıf olduğu anlaşılmaktadır. Begazı-Dandıbay Kültürünü tanımlarken aynı coğrafyada bulunan Andronovo Kültürünün geç evresi Alekseyev Kültürüyle olan ilişkilerinin araştırılması bize Merkezî Kazakistan üzerinden Urallardan Altaylara uzanan geniş bir coğrafyada Son Tunç Çağında nasıl bir değişim yaşanmış olabileceğiyle ilgili ipuçları vermiştir. Başta Tasmola Kültürü olmak üzere Erken Demir Çağı İskit kültürleriyle olan ilişkileri Begazı-Dandıbay Kültürünün bozkır coğrafyasında oynadığı baskın rolü görmemizi sağlar.



Değerlendirme başlığı altında ayrıntılı biçimde tartıştığımız Begazı-Dandıbay Kültürü, Merkezî Kazakistan‘daki Alekseyev Kültürü ve Dongal evresi keramik komplekslerini içinde bir alt kültür olarak barındıran bölgenin baskın kültürüdür. Mozole tipi mezar kompleksleri yönetici bir sınıfa işaret eder. Toplumun ancak büyük bir kısmının katılımıyla meydana getirilebilecek olan mozole tipi büyük mezar yapıları, bölgenin kültürel gelişimde ortak hareket, duygu ve düşüncelerin bütününü yansıtır. Bu mezar yapılarının ortaya çıkış amacının diğer buluntu merkezlerinden farklı olduğunu, sıradan günlük ihtiyaçlara yönelik yapıtlar olmadığını, tam tersine bunların özel ritüel anlamlar barındırdığını düşünebiliriz.

Begazı-Dandıbay Kültürü, özellikle keramik buluntuların ışığında çağdaşı olan Karasuk Kültürüyle bağlantılıdır. Daha geniş bir bakış açısıyla Yenisey-Lena Neolitik Kültürlerinden Sayan-Altaylar Coğrafyasına uzanan kültürel sürekliliğin bir parçasıdır. Bu tür kap yapma tekniğinin etnografik dönemlerde bile Yakut ve Şor Türkleri tarafından sürdürüldüğü önemli bir veridir.

Son Tunç Çağında Batı Sibirya‘da geniş bir alana yayılan benzer keramikler, Karasuk göçlerinin etkisiyle açıklanabilir. Karasuk göçleriyle birlikte Orta Tunç Çağı Andronovo Kültürünün, mezar yapılarının basitleşmesi, kaplarda görülen özensiz ve sıradan yapıya evrilen değişim olgusu, kültürün Son Tunç Çağında (Alekseyev Kültürü) çöküş sürecine girdiğinin açık işaretleridir. Karasuk göçleri sonucunda Andronovo Kültüründe ortaya çıkan değişim, Begazı Dandıbay Kültürü üzerinden Merkezî Kazakistan Erken Demir Çağı kültürlerine aktarılmıştır.

Madeni kemik ve taş eserler, Karasuk Kültürü de dahil olmak üzere çevresindeki Son Tunç Çağı kültürleriyle benzerdir. Buna rağmen Erken Demir Çağında yaygın olarak kullanılacak Tunç ok uçları ve bileme taşı gibi nesnelerin bulunması, başta Tasmola Kültürü olmak üzere İskit Kültürleriyle doğrudan bağlantılar kurmamızı sağlayan verilerdendir.

Begazı-Dandıbay Kültürü evresinde mozoleler, dromos yapıları Doğuya uzanıyordu. Erken Demir Çağı İskit mezarlarında ise gerek dromos görevini üstlenmiş gibi görünen mezar girişleri ve ölü bireylerin yönlendirilmeleri gene Doğu-Batı yöndeydi. Bu uygulama Klasik Türk Dönemi sonuna kadar devam etti. Klasik Türk Dönemi mezarlarında da giriş Doğudadır. İnsan heykelleri (taş babalar) ve balbal dizileri daima Doğu yönde sıralanmıştır. Buradan, ölü gömme geleneklerinde önemli bir yer işgal eden yönlendirme konusunun yalnızca Demir Çağları ile Orta Çağlar arasında bile neredeyse iki bin yıl sürdürüldüğüne tanık oluyoruz. Bütün bunlar, bölge kültürlerinin pek çok bakımdan ciddi kesintilere uğramadan devam ettiğinin çarpıcı kanıtları niteliğindedir.

Mezar mimarisinde, ölü gömme adetlerinde, keramik üretim tekniklerinde görülen geleneklerin Tunç Çağlarından etnografik dönemlere kadar Avrasya coğrafyasında yalnızca Türkçe konuşan halklarda görülmesi, bölge kültürlerinin sürekliliğine işaret eder. Anılan süreç içinde incelenen antropolojik verilerin birbirleriyle olan uyumlu ilişkileri bu bağlantıları destekler.

Karasuk Kültürü Sayan-Altaylar coğrafyasında öncesi (Okunyev Kültürü) ve sonrasıyla (Tagar/İskit Kültürü) sıkı bağlantılar içindedir. Sayan-Altaylardaki kültürel devamlılık Klasik Türk Dönemi sonuna kadar devam eder. Bugün Karasuk Kültürünü, ―Türk-Altay Kültürü‖ olarak tanımlayabiliyoruz (Güneri, 2018: 671-701). Bu çalışmamızda Karasuk Kültürü ile Begazı-Dandıbay Kültürü arasındaki somut bağlantılar konusunda bir dizi kanıt ortaya koyuyoruz. Bundan başka, Begazı-Dandıbay kültürünü Türkçe konuşan halklarla ilişkilendiren birkaç çok kısa atıflar niteliğinde kayıtlara da rastlıyoruz (Kuzmina, 2007: 79, 364) (Smagulov ve Pavlenko, 1998: 147). Bu kayıtların, Avrasya arkeolojisinin en ünlü ve en çok bilim üreten araştırmacıları tarafından geliyor olması ayrıca değerlidir.

Diğer taraftan, Sayan-Altaylar Kültür coğrafyasından Avrasya‘da geniş bir alanı etkisi altına alan Son Tunç Çağı Karasuk Kültürü yayılması, Türk-Altay Kuramına göre üçüncü dalga göçlerdir. Karasuk Kültürü yayılması, Sayan-Altaylardan çıkan dördüncü dalga göçler olan İskit yayılmasının ve "hayvan stili" temelinde birleşen Erken Demir Çağı İskit Kültürlerinin ise oluşumunun hazırlayıcısıdır (Güneri, 2018: 74, 668).

Begazı-Dandıbay Kültürü, üçüncü dalga Karasuk göçleri ile birlikte Merkezî Kazakistan‘da oraya çıkmış ve Erken Demir Çağı Tasmola Kültürüne geçişte önemli rol oynamıştır. Buna rağmen Begazı-Dandıbay Kültürü, Karasuk Kültürünün yalnızca sıradan bir uzantısı veya yerel bir versiyonu değildir. Mozole tipi mezarlar, Begazı-Dandıbay Kültürünün bölgede özgün bir kültürel oluşum meydana getirmiş olduğunu bize gösterir. Elimizdeki bulgular, Begazı-Dandıbay Kültürünün Türkçe konuşan halklara ait bir kültür olduğuna işaret etmektedir.


Ahmet Ziya BAYBURT

MERKEZİ KAZAKİSTAN SON TUNÇ ÇAĞI BEGAZI-DANDIBAY KÜLTÜRÜ: ÇEVRESEL İLİŞKİLER VE KÖKEN SORUNU

Dokuz Eylül Üni. Yüksek Lisans Tezi, 2019, Danışman Dr. Öğr. Üyesi Semih Güneri














*Kapak; Dandıbay mozolesi kabı

Piramid mozole renkli görselleri için:

Karağandı Tobyldy Atlı Kurganı

 


Savaş Arabalı Tobyldy Kurganı - Orta Kazakistan

I.A. Kukushkin, E.A. Dmitriev

Saryarka Arkeoloji Enstitüsü, Karaganda Devlet Üniversitesi, Akademisyen E.A. Buketova adına, Kazakistan Cumhuriyeti, Saryarka Arkeoloji Enstitüsü, Akademisyen E.A. Beketov adına, Karaganda Evdentik Üniversitesi, 28 Üniversite k., Karaganda k., 100028 Kazakistan Cumhuriyeti, 2019. Rusça link


Bu makale, Kazakistan'ın Karağandı bölgesindeki Şetsky ilçesinde bulunan Tabyldy mezarlığındaki yüksek statülü bir mezar kompleksine ilişkin araştırmanın sonuçlarını sunmaktadır. Çember şeklinde çitle çevrili bir mezar höyüğünün kazılarında, kalkan yanaklıkları ve metal desteklerle donatılmış, bir savaş arabası takımını simgeleyen çift at gömülmesi ortaya çıkarılmıştır. Kazılan mezarda bronz bir bıçak-hançer, bir dürtme (mızrak) ucu, 1,5 kez bükülmüş ve altın varakla kaplanmış metal bir levhadan yapılmış metal bir kolye ucu, boncuklar, boncuklu kolye uçları ve seramik kap parçaları bulunmuştur. Buluntuların ayrıntılı bir açıklaması verilmiştir. Yanaklıkların biçimsel ve tipolojik özelliklerine dayanarak, Staroyuryevo tipi yanaklıklara benzediği tespit edilmiştir. Yanaklıkların atların kafataslarına yerinde yerleştirilmesi, kayışlı dizginin sağlam bir şekilde yeniden yapılandırılmasına olanak sağlamıştır. Yeni veriler dikkate alındığında, yazarlar yanaklıkların görünüm ve tasarım özelliklerinin evriminde belirli bir dinamik olduğunu belirtmişlerdir. Makalede, metal zımbaların deri kayışlara örülmesiyle yapılan, sıkı bir şekilde dizginlenmiş at ağızlıklarının teorik bir rekonstrüksiyonu sunulmaktadır. Muhtemelen hayvanlar üzerinde daha fazla kontrol sağlamaya yardımcı olan bu yenilik, daha sonraki dönemlerde yanaklıklarda kullanılan çivilerin terk edilmesine yol açmıştır. Makalede yapılan defin ritüeli ve envanterin karşılaştırmalı analizi, mezar kompleksinin erken Alakul antik dönemine ait olduğunu ortaya koymuştur. Atların ve gömülenlerin kuzeydoğuya yönelimi (seramik kapların tabanlarının yoğunlaşma yeriyle belirlenmiştir) ve yanaklıkların şekli, erken Kereste Mezarı (Pokrovsky) nüfusunun geleneklerinin etkisini göstermektedir. Nesnenin AMS tarihlemesi yayınlanmıştır; kalibrasyon aralığı, 1b olarak, MÖ 18. yüzyılın ikinci yarısı ile 17. yüzyılın ilk yarısı çerçevesine düşmektedir ve bu da mezar höyüğündeki malzemelerin Orta Kazakistan'daki Alakul kültürünün Nurtai evresine ait olduğunu doğrulamaktadır.





Burial with а Chariot at the Tabyldy Cemetery, Central Kazakhstan

I.A. Kukushkin and E.A. Dmitriev

Saryarka Archaeological Institute, Buketov Karaganda State University, Universitetskaya 28, Karaganda, 100028, Republic of Kazakhstan

This study describes a high-ranking burial at the Tabyldy cemetery in the Shetsky District of the Karaganda Region, Kazakhstan. The mound was encircled with a stone enclosure and marked a double burial of horses with discoid cheek-pieces and metal braces, symbolizing the chariot. Funerary items include a bronze knife-dagger, a goad-head, a metal pendant from a one-and-one-half twist plate overlaid with gold, paste beads, pipe beads, and potsherds. A detailed description of these items is provided. Cheek-pieces resemble those of the Staroyuryevo type. Their position on the crania of horses suggests a reconstruction of the harness. On the basis of new finds, the evolution of the cheek-pieces is proposed. The reconstructed rigid bits were made by enlacing metal staples with leather stripes. This innovation, securing better driving, was the reason why later cheek-pieces have no spikes. A comparative analysis of the burial rite and funerary items suggests an Early Alakul attribution. The fact that the horses ’heads were oriented to the northeast, like those of the buried humans (judging by places where bottoms of clay vessels concentrate), evidences the influence of the Early Timber-Grave (Pokrovsk) culture. The AMS date and its 1 SD limits point to late 18th to early 17th century BC, suggesting the Nurtay stage of the Alakul culture in Central Kazakhstan.


***

Tobyldy Atlı Kurgan'ın MÖ 18.-17.yy'a tarihlendirilmesiyle "En erken MÖ 9.yy'a tarihlendirilen Gordion Kurganlarına ciddi bir şekilde hâlâ "Frig" mi diyeceksiniz" diye sorgulamaya devam edecek ve sizleri ciddi bir şekilde dürüstlüğe davet edeceğiz. - SB

With the dating of the Tobyldy Horse Burial Mound to the 18th-17th century BC, we will continue to question whether you will still seriously call the Gordion Burial Mounds "Phrygian", which are dated to the earliest 9th century BC, and we will seriously invite you to be honest. - SB



Yalan söylemeyi bırakınız. Aldatmaya son veriniz. Dürüst akademisyen/bilim insanı olunuz.

Stop lying. Stop deceiving. Be an honest academician/scientist.


Türk Atlı Kurganları




16 Temmuz 2026 Perşembe

Hangi Frig Kurganları

 


Gordion Kurgan E bir ATLI KURGAN

Kurgan D de İKİ ATLI bir kurgan

Kurgan KY de İKİ ATLI bir kurgan

Kurgan B ise (şimdilik) BALBALLI/TAŞBABALI bir kurgan

Kurgan A da ATLI bir Kurgan olabilir.


***
Gelelim akademisyenlerin açıklamalarına.


Kurgan A ve E'den Cenaze Araçları
Gareth Darbyshire, Penn Müzesi

Son birkaç yıldır, Gordion'da, özellikle sırasıyla yaklaşık MÖ 525 ve 530 yıllarına tarihlenen Kurgan A ve E mezar höyüklerinde (şekil 9) araç yapımı ve kullanımına dair kanıtları dikkatlice inceledim. Gordion'da tekerlekli araçlara dair en eski kanıt, MÖ 9. yüzyılın sonlarına tarihlenmektedir ve MÖ 800 yılındaki büyük yangının neden olduğu yıkım seviyesinde bulunmuştur. Teras Binası'ndaki birimlerden birinde fildişi alınlıklar ve gözlükler ile üç demir dizgin parçası bulunurken, iki demir emniyet pimi bir savaş arabasına ait olmalıdır.

Yirmi yıl sonra, yaklaşık MÖ 780 yılında, Kurgan KY altında iki atın gömüldüğü bir defin mezarı bulunmuştur. Demir dizgin parçaları ve süs bronz alınlıklar hâlâ başlarına bağlı halde bulundu ve hayvanların dizilişi, atların muhtemelen Kıbrıs'taki Salamis'teki 8. yüzyıl sonu-7. yüzyıl başı mezarlarındaki gibi boyunduruklarına bağlıyken öldürüldüğünü düşündürüyor. Bu, büyük olasılıkla bir savaş arabası mezarıydı, ancak ahşap arabadan hiçbir şey bulunamadı.

Genç bir kadının küllerini barındıran A kurganın altında, zengin bir mücevher koleksiyonunun yanı sıra lastikler, tekerlek kelepçeleri, göbek bağlantıları ve bunların bağlantı cıvataları, perçinleri ve çivilerinden oluşan 270'den fazla demir parça bulundu. Bu bağlantı parçaları açıkça sağlam bir araca aitti, ancak parçaları tümülüsün kapladığı alanın bir kenarında karmakarışık bir şekilde istiflenmeden önce yakılmış ve sökülmüştü.

Parçaları, kağıt üzerinde bile olsa, tekrar bir araya getirmek son derece zor oldu. Bununla birlikte, altı kollu ve 1 m çapında, altıgen kesitli ahşap bir aksa çivilenmiş iki tekerlek (dört tekerlekli bir vagon yerine) bulunduğunu hesapladım. Bu, tekerleklerin aks etrafında serbestçe dönmek yerine, aksla birlikte döndüğü anlamına gelir ve aracın hızlı, askeri tarzda bir savaş arabası yerine daha yavaş hareket eden, ağırbaşlı bir araba olduğunu gösterir. Bir çift demir dizgin parçası, bir bronz alınlık ve bronz başlık bağlantı parçaları ortaya çıkarıldı, ancak at iskeletleri bulunamadı - iskeletler hala tümülüsün içinde kazılmamış halde olabilir.

Kurgan E'nin kazısı, oldukça dikkat çekici bir hayvan kalıntısı ve ayrı bir metal eşya kalıntısı ortaya çıkardı (ancak henüz ölen kişinin izlerine rastlanmadı). Bir kalıntıda en az altı at ve üç sığır vardı (şekil 10) ve diğerinde çeşitli tiplerde en az altı bronz ve demir dizgin parçasının kalıntıları bulunuyordu. En gösterişli olanı, dekoratif bronz koç başı dizgin halkaları ve palmet yanak parçalarına sahiptir (şekil 11).

A Kurganında aynı genel tipte iki araba kalıntısı da vardı, ancak bunlar çok daha gösterişliydi; biri mükemmel şekilde dekore edilmiş demir aksamlara, diğeri iki bronz aks kapağına ve bronz direk montajına ve muhtemelen araç kutusunu süsleyen kabartma süslemeli bronz levhalara sahipti. Muhtemelen, dizginlerden dördü araçlar için iki atlı çekme takımına, diğer ikisi ise binek atlarına aitti ve Likya'daki Karaburun mezarındaki (MÖ yaklaşık 470) çağdaş duvar resminde tasvir edilen alayı anımsatıyordu.

Bu kadar pahalı taşıma araçlarına ve bunlarla ilişkili at takımlarına sahip olmak ve bunları gömmek, bölgenin elitlerinin zenginliğinin ve gücünün dikkat çekici bir göstergesi olurdu; bu durum, yukarıda bahsedilen duvar resmi gibi tasvirlerle de vurgulanmaktadır. Bu tür malzemelerin, MÖ 6. yüzyılın sonlarından 5. yüzyılın başlarına kadar uzanan erken Ahameniş döneminde, Batı ve Orta Anadolu'daki mezarlarda aniden daha belirgin hale gelmesinin nedeni ilginç bir sorudur ve bölgenin Persler tarafından ele geçirilmesiyle ortaya çıkan artan sosyo-politik gerilimlerle bağlantılı olabilir.

Eylül 2020



***

"Frig" kurganları "Frig" değildir.

Çünkü;

* "Friglerin Gordion'a (ve Ankara'ya) gelmeden önce bu gömme geleneğini nerede uyguladıklarını ve bu Gordion mezarlarının ve içindekilerinin yakın atalarını Anadolu'nun, Avrupa'nın veya Asya'nın hangi bölgesinde, tanımamız gerektiğini bilmiyoruz. Güney Rusya ve daha sonra İskit (=Türk -SB) ölü gömme gelenekleriyle genel bağlantı kabul edilmelidir. Ancak Anadolu'ya giriş şekli belirsizdir."

(Matchteld J.Mellink, 1981)


Sonra da bunları "Frig" diye tanımlayın! Olmuyor sayın "akademisyenler", olmuyor! ...

Gordion Kurgan E, MÖ 530
Ak Alaha Kurganı (Ukok Platosu/Altay), MÖ 5.yy

Üzerinde palmetler olunca "Ahameniş" mi oluyormuş?

Nerede görülmüş Perslerin bırak atlı kurganları, kurgan  yaptıkları?

Bırakın yerli konumundaki Sakaları/Kimmerleri, peki Pers ordusu hangi halklardan oluşuyordu? Bunu hiç dikkate aldınız mı?

Bir de kendilerine "akademisyen" diyorlar!

Bizimkiler de bu "akademisyenlere" biat ediyor!

Pes doğrusu!


Pers ordusu için link 1 - link 2 - link 3




Bet/Bediz ile ilgili yazım kaynaklarıyla "Turova Ve Saka Türkleri" adlı kitabımda.



Hangi Frig? Hangi Ahameniş?

Bana bir masal anlat, içinde dürüstlük olsun...

Atlı Kurganlar varken, "Frig" yazıtlarındaki "Beudos/Bevdos" kelimesi Türkçe kökenliyken; BET/BEDİZ.

***

Şimdiye kadar yapılan açıklamalara göre; ATLI Kurganlar *KY (2 AT), *D (2 AT), *E (8-9 AT, başka hayvanların kemikleri de var ki özellikle kurban edilmişler denilmekte). Balballı/Taşbabalı kurgan ise *B. MM kurganı dedikleri de aslında "Baba Gordios"a ait oğlu Mita(Midas)'a değil ki "Gordios" Türkçedir ve "Goroğlu (Köroğlu)" kelimesinin eski ve farklı dillerdeki söylenişidir.

Kurgan *E'den çıkan koşum aksesuarları arasında bulunan bir gem palmetlerle süslenmiş ve her iki tarafında koç başları bulunmakta. Bilimsel bir sempozyumda bunların "Ahameniş" dönemi "Perslere" ait olduğu anlatıldı. Nerede görülmüş Perslerin bırak atlı kurganları, kurgan yaptıkları? Bir de kendilerine "akademisyen" diyorlar! Bizimkiler de bu "akademisyenlere" biat ediyor! Pes doğrusu!

İkinci Dünya Savaşı sırasında Yunanistan'da çalışan ve "Amerikan Klasik Araştırmalar Okulu (ASCSA)" üyeleri Amerikalı "philhellenist" arkeologlar OSS ajanı olarak görev almıştı. Bu dönemde Türkiye'nin bazı bölgelerini de "istasyon" olarak kullandılar. Savaş bitiminde bu arkeologların büyük bir kısmı bu "asıl görevlerine" devam etti. Öyle ki "istasyonlar" ve "gezip-gördükleri" yerlerdeki antik dönem kalıntılarını inceleyip kazmak istediler ki bazıları zaten İkinci Dünya Savaşı öncesinde kazılar yapmıştı; Carl Blegen (Yale Üni.), John Caskey (Yale), John Daniel Franklin (Pennsylvania) ve Jerome Sperling (Yale) "TUROVA" kazılarındaydı. 

Casus-arkeologlardan Rodney Stuart Young (Pennsylvania Üni) ile birlikte çalışmak isteyen ve "istasyon" olarak kullandığı "gizli liman" bölgelerinde kazı izni isteyen Franklin (ki SARDES ile TARSUS'ta da kazı yapmıştı) GORDİON'da karar kılmıştı. Ancak ömrü burada çalışmaya yetmedi ve "şüpheli" bir şekilde 1948'de öldü. Fullbright sistemini Türkiye'ye getirmek isteyenler arasındaydı ki Carl Blegen de Yunanistan'a getirmişti. Franklin'in ölümüyle GORDİON kazı başkanlığı casus-arkeolog Rodney S.Young'a kaldı ve 1974'e kadar kazıları o yürüttü. Young ayrıca Ankara'da kurulan "Amerikan Araştırma Enstitüsü (ARİT)"nün de kurucularındandı.

ARİT'in amacı şu şekilde tanımlanır: 

- "... Amerikan araştırma kurumlarının kurulmasının tesadüf olamayacağı açıktır. Türkiye'deki Amerikan Araştırma Enstitüsü (ARIT), İstanbul SI [Gizli İstihbarat] şefinin 1944'te Türkiye'de kalıcı bir istihbarat görevlisi için önerdiği derin örtüye çarpıcı bir şekilde benzemektedir.  OSS, örtüsü Amerika'da kurulacak ve gizli olarak sürdürülecek gelecekteki Gizli İstihbarat (SI) ajanlarını arıyordu. “Ofisle kesinlikle hiçbir teması olmayan ve yalnızca aracı kişilerle son derece gizli ve kısıtlı bir şekilde iletişim kuracak” olan ajanlar için, “Türkiye'de araştırma yapan izinli öğrenciler ve profesörler” önerildi... “Türkiye'de bir Amerikan Arkeoloji Enstitüsü veya Doğu Enstitüsü kurulması, bu alanda çalışma olanakları açacaktır. Bu konuda yapılacak ön araştırmalar bile, insanların Türkiye'ye giriş çıkışını sağlamak ve kuruluşa hizmet etmek için kullanılabilir.”

Türkleri ve Türkçeyi sevmeyen, bizden nefret eden casus-arkeolog Dorothy Cox (Pennsylvania Üni) da Rodney Young ile birlikte Gordion'da çalışmıştı. Amirleri kendisi için "Türkiye'deki en iyi adamımız, o mükemmel bir casustu" diyorlardı...

Sonra da bu "philhellenist-casus-arkeologların" yetiştirdikleri "hocalar" kalkıp bunlara Balkanlardan gelen "Frig"lere mâl ediyor!... ATLI KURGAN yapan bu yönetici kesimi "arkeologların, tarihçilerin ve dilcilerin" sorgulamaya başlaması gerek. Söylenecek daha çok şey var da... 

SB.

Not: Bu üniversitelerin, enstitülerin, vakıfların ve kazı alanlarının sponsorlarının da sorgulanması gerek. Gordion kazısı Pensylvania Üni (tıpkı Yale Üni gibi Sarmaşık/Ivy Leage üniversitesilerinden) ile "Kaplan Vakfı" tarafından desteklenir. Onların da destekçileri UNESCO ve ortakları WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı), WMF (Dünya Anıtlar Fonu, kurucuları arasında Bilderberg'ciler var) ve Rockefeller gibilerdir... Yani, parayı verenin düdüğü çalınır!..