fulbright etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fulbright etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2025 Çarşamba

CASUS ARKEOLOGLAR 8 - SB

 “Bazı akademisyenler ve uygulayıcılar, kişinin kendini çevresinden soyutlayıp tamamen akademik bir çalışma yürütebileceğini savunsa da arkeolojinin sosyal ve siyasi bir boşlukta gerçekleşmediği uzun zamandır kabul edilmektedir.”

(Pantzou, 2012)



II.Dünya Savaşı Dönemi...

MacVeagh kontrol edebileceği bir istihbarat, ekibinde “kalıcı istihbarat çalışması” yapacak ve “Yunanistan’daki istihbarat operasyonlarını denetleyecek” bir OSS adamı istiyordu. Else, MacVeagh’in OSS adamı olarak Carl Blegen’i “durumu değerlendirmek ve gelişen siyasi durumun gerçeklerine dayanarak Yunanistan’daki OSS faaliyetleri için kesin bir politikaya varmak” için önerdi.

Blegen, Ocak 1942’den beri Yunanistan’a geri dönmenin yollarını arıyordu. Blegen o yılın Eylül ayında FNB’deki OSS kariyerine Meritt’i takip ederek Yunan Bölümü’ne, ardından Çeşitli Diller’e ve ardından Şansölye’ye başkanlık ederek başladı. Alison Frantz her pozisyonda onun yanında siyasi analist olarak çalıştı. İleri Araştırmalar Enstitüsü’nde Meritt için yarı zamanlı dizinleme yaparken Frantz, FNB’de gönüllü okuyucularından biri olarak çalışıyordu. Daha sonra R&A’ya geçti ve ardından 1942’de Blegen’e katıldı. Shear ve Young’ın katkıda bulunduğu Yunanistan Krallığı monografisini düzenlemişlerdi. Daha sonra, 1943'te, ABD'deki önemli yabancı dil gruplarının her biri hakkında yazılacak diğer çalışmalara örnek teşkil etmesi amacıyla "ABD'deki Yabancı Uyruklu Gruplar: Yunanlılar" başlıklı bir kitap taslağı hazırladılar." (...)



Carl Blegen, "Yunanistan'da çalışmış en ünlü Amerikalı arkeologdur ve hiçbir Amerikalı Yunan Arkeolojisi üzerinde ondan daha büyük bir etki yaratmamıştır" denilerek Yunanistan'da tanıtılır. Öyle ki Blegen Turova'yı "Yunan" olarak görüyordu. Batıya doğru yönelmiş Tunç Çağı Yunanistan'ını Anadolu'ya bağlayan bir "Kraliyet Köprüsü" konumundadır, diyordu. (Engstrom, 2023/ASCSA)


Yunan Masası'nda çalışan Amerikalı arkeologlar hem kendi ülkeleri hem de evlat edindikleri "evleri" adına çalıştılar. Savaşın başındaki yardım çalışmaları ve pragmatik "filhelenizmleri" sayesinde sadece Yunanistan'daki Yunanlılarla değil, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Yunan-Amerikan topluluklarıyla da bağ kurdular. İkinci Dünya Savaşı'nda ABD'nin Yunanistan'la ilgili istihbarat toplama ve yönetme görevini kabul eden bu kadın ve erkekler sadece kendi işlerine ve yurtdışındaki yaşam tarzlarına devam etmeye ve ev sahibi ülkenin acı çeken sakinlerine de yardım etmeye adamışlardı.

Homeros'un Turova'sının ve Perikles'in Atina'sının antik kalıntılarını kazarken, bir gün modern Yunanistan hakkındaki bilgilerini savaş zamanında pratik kullanıma dönüştüreceklerini hayal bile edememişlerdi.

Christian Freer, 1944'ten 1946'ya kadar Yunanistan'ın her yerinden ama özellikle de Türkçe ve Yunanca'daki yetkinliğinin “en değerli olduğu” Doğu Makedonya ve Trakya'dan istihbarat toplayan Turovalı arkeolog Jerome Sperling'in çalışmalarını değerlendirdi. Freer onun performansını “üstün” ve çalışmalarını da “gerçekten olağanüstü” olarak değerlendirdi. Freer'in istisnai olarak nitelendirdiği özelliklerin çoğu iyi bir saha arkeoloğunun sahip olması gereken özelliklerdi.

Savaş sonrası dönemde arkeologlar araştırma yaptıkları ülkelere geri dönerken, savaşta yaptıkları çalışmalar tartışılmadı. Soğuk Savaş döneminde CIA'in saldırganlığı arttıkça, istihbarat çalışmaları genel olarak güvensizlik duyulan bir şey haline geldi ve arkeologların savaş sırasında yaptıkları “gizli” ve "efsane" konusu oldu. (...)


Allen'in kitabından çeviri ve ek bilgiler SB



* Carl Blegen (1887-1971); Arkeolog. Casus.

Profesör, Yale ve Cincinati Üni. ASCSA (Amerikan Klasik Araştırmalar Okulu Atina). 1932-1938 TUROVA KAZISI. ABD Atina Büyükelçiliği Kültür Ataşesi. "Turovalı" Blegen'in Dışişleri Bakanlığı yetkisi P-7 idi. Yunanistan'a Fulbright eğitim sistemini getiren Carl Blegen, Sperling, Dorothy Cox, Marion Rawson ve John Caskey ile birlikte Turova'da çalıştı. Türk arkeologlarından Hamit Zübeyir Koşay, İstanbul Arkeoloji Müze müdürü Aziz Oğan ve komisyon üyesi Remzi Oğuz Arık 1935-1936 döneminde Blegen'e eşlik etti. Blegen'in bir "Philoi (Arkadaş)" olmasından dolayı adına ASCSA'da bir kütüphane kuruldu.

"Ben Blegen, Troyayı Kazmaktan Geliyorum" Sergisi/Troya Müzesi, 2024







* Christian Freer; ABD Ordusu İstihbaratı (G2) Kahire; Yunan Masası Kahire'nin vekil başkanı; OSS Atina'nın icra memuru; 1945-1946 OSS Atina Şefi.

* Rodney S. Young (1907-1974); Arkeolog. Casus (detayı 1. bölümde).

* Jerome L. "Jerry" Sperling (1908-1997); Arkeolog. Casus (detayı 1. bölümde).

* Benjamin Dean Meritt (1899-1989); Arkeolog, Casus (detayı 2.bölümde).

* Alison Frantz (1903-1995); Arkeolog. Casus (detayı 4.bölümde).

* T. Leslie Shear (1880-1945); Arkeolog. Casus (detayı 4.bölümde).

* Lincoln MacVeagh (1890-1972); Arkeolog. Casus. Diplomat (detayı 4.bölümde).

* COI = Coordinator of Information, predecessor of OSS = Bilgi Koordinatörü, OSS'nin öncülü.

* OSS = Office of Strategic Services = Stratejik Hizmetler Ofisi, CIA öncülü.

* FNB = COI and OSS Foreign Nationalities Branch = COI ve OSS için Yabancı Uyruklular Şubesi



* 1- Fulbright Antlaşması; 1949'da ABD ile imzalanan bu antlaşma Milli Eğitim Sistemimiz ile çelişir. Komisyon 4 Türk ve 4 Amerikalı eğitimci üyeden oluşurken ABD Ankara Büyükelçisi başkandır. Yani başkan CIA'dır. Önce OSS arkeologları geldi, kazıp yorumladılar ki hâlâ o "taraflı bilinçle" devam ediyorlar. Şimdi de CIA eğitimcileri geleceğimizi şekillendiriyor, tarihimiz hakkında karar veriyor. Bu sistemde çalışanların bütün masraflarını da Türkiye karşılıyor. Kendi kendimizi baltalıyoruz! Eğitimimizin millilik özelliği yok edildi. Dayatılan Fulbright eğitim programıyla çocuklarımızı tarihimizden, kültürümüzden uzaklaştırıyoruz, değerlerimizden koparıyoruz. Sömürge eğitim üzerinden ilerliyor, ayrıca FETÖ gibi tarikatlar eğitimin içine sokuldu. Bu antlaşma iptal edilmeli !




* 2- : MÖ 6.yy'da bile her şeyi Greklere atfetmek sorgulanıyordu;

"Side ahalisinin mutlak surette Yunanlılara irca temayülünü göstermesinin [*Arrianus'un (MS 2.yy ) halkı Yunanlılara meyletmesi], buna mukabil ondan daha eski olan Hekataios'un [MÖ 5.yy] kaydında böyle bir husustan hiç bahsedilmemiş bulunmasının sebebi âşikardır.... Bilhassa Büyük İskender [MÖ 4.yy] devrinde "Panhellenismus"un yayıldığının hatırdan çıkarılmaması gerektiğini de düşünmek lâzımdır. Bu "Panhellenismus"un Arrianus tarafından verilen malûmata tesir etmemesi vârid olamaz [*Panhellizm (=Hellen seviciliği) Arrianus'u etkilemiştir]... Hekataios... "bu kitapta bulunan her şeyi - doğru addettiğim gibi - böylece kaydediyorum; çünkü Yunanlıların ananeleri birbirini nakzetmekte [birbirini bozması, çelişkili] olup bana da gülünç görünmektedir" ... Her şeyi Yunanlılar'a irca etme [vermek] teşebbüsünün daha MÖ 6.yy'da şüphe ile karşılanmış bulunduğunu da söyleyebilmekte idi. Hele bilhassa Küçük Asya'da her şeyi Yunanlılara götürme gibi hatalı bir tarih ircaına karşı yaptığımı tenkitte haklı olmamız gerektir..." - Bossert, 1950



* 3- Siyasi gözle bakan Arkeologlar;

Nemrut Dağı'nda kazılar yapan arkeolog Theresa B. Goell'ün biyografisini yazan Sanders & Gill (2004), Kıbrıs'ın Türkler tarafından işgali (!) yüzünden Theresa'nın gezisi aksadı, demekte! Arkeologların biyografisi yazılırken bile "işgal" sözü kullanılmakta! Oysa Türkiye bir garantör ülke olarak diplomatik yolları denemiş, bir sonuç alamamış ve Kıbrıs Türkleri'nin kıyımına son vermek için "kurtarma" amaçlı ki adından da belli, Kıbrıs Barış Harekâtı'nı başlatmıştı.






31 Mayıs 2025 Cumartesi

CASUS ARKEOLOGLAR 6 - SB

 


Antiochia ad Cragum ve ARIT


" Tarihi olarak, limanıyla Antiochia ad Cragum bölgesi muhtemelen MÖ 1. yüzyılın ilk yarısında bu kıyılardan faaliyet gösteren ve doğu Akdeniz'in nakliye ve kıyı topluluklarını avlayan ünlü Kilikya korsanlarının limanlarından biri olarak hizmet etmiştir. Roma generali Pompey, MÖ 67'de yakınlardaki Korakesion'da (Alanya) bir deniz zaferiyle korsan belasını sona erdirdi. Bugün görülebilen kalıntılar arasında Antiochia'nın korsan geçmişine dair hiçbir iz kalmamıştır. İmparator Caligula, MS 38'de kısa bir süreliğine Dağlık Kilikya'nın kontrolünü Kommagene'li IV. Antiochos'a devretti ve ardından onu derhal görevden aldı; Antiochus daha sonra MS 41'de Claudius tarafından yeniden iktidara getirildi. MS 72'ye kadar kesintisiz olarak hüküm sürdü ve bu dönemde kendi adını taşıyan şehri kurdu. 72'de Vespasian tarafından görevden alınmasının ardından şehir, Dağlık Kilikya'nın geri kalanıyla birlikte genişletilmiş Kilikya Eyaleti'nin bir parçası olarak doğrudan Roma yönetimi altına girdi. Şehrin en büyük sınırlarına geç Roma İmparatorluğu döneminde, üçüncü yüzyıldan itibaren ulaştığı anlaşılıyor. Mevcut kazıların araştırdığı dönem de bu dönemdir. " (Amerika Arkeoloji Enstitüsü-ARIT)


Turovalı Ganymedes - Gamata ve Kragou

Turova Kralı Tur'un (Tros) oğlu, GANYMEDES genç yaşta hastalıktan ölünce Zeus tapınağına gömülür. Bu sebeple de Zeus kaçırdı, o tanrılar katında hep genç kalacak, miti doğar. Zeus'un hayvanı olarak kabul edilen kartal aynı zamanda kamların da hayvanıdır.

Erken Doğu-Roma dönemine ait latrinlerde bulunan mozaik parçasında "Ganymidis (ΓΑΝΥΜΗΔΗΣ)" adı yazar ve İskit başlığı vardır. Turovalı prens Ganymedes'in Med-İskit Türkçesindeki karşılı Kamata (Gamata)'dır. Tur'un (Tros) oğlu "Kamata" genç yaşta ölünce mite göre "tapınak" içine gömülmüş. Bu tapınağa da "Zeus" adını verdikleri için "Ganymedes'i Zeus kaçırdı" mitini uydurmuşlar. "Tapınak"ın Orhun kitabelerindeki karşılığı 'bark'tır.


Bir Med mug'un adı Geumat-Gaumata’dır. 

"Eski Türk elleri ve özellikle de Hunlarda Kam=Gam kelimesi Şaman, kahin, din adamı, büyücü, falcı, bilgin, doktor, filozof vs anlamlarında kullanılmıştır. Hunlar içinde Eşkam (arkadaş Şaman) ve Atakam (ata Şaman) kullanılmıştır. Eş kelimesi eski Türkçede arkadaş anlamındadır. Atakam = Atagam kutsal kelime gibi kişi adı olarak da kullanılmıştır ve çok kullanılmak sonunda Kamata=Gamata (Geumat-Gaumata) şekline dönüşmüştür. Mug kelimesi kam=gam= gum kelimesinin tersine söylenmesi gibidir."

* Med Türkleri : Magus, Maglar > Kamlık/Büyücülük, Magic, Medikal, Medicine (ilaç), Meditasyon ve Medya...gibi



İskit Türkleri Kafkaslara Graucasis (Pliny) diyormuş. Peki Antiochia ad Cragum'un Yunanca söylenişi nasıl? "Cragum", Krágou (Κράγου) olarak Strabon'da görülür. Dilde K/C-G değişimi vardır, yani Antalya-Gazipaşa ilçesi sınırları içinde 300-350 metre yükseklikte olan antik kentin adındaki "Kragou" < Grauca(-sis) Türkçe olmalı.


Casus-Arkeologlar ve ARIT

İlk olarak 1942'de önerilen ve 1948'de arkeo-casus John Franklin Daniel (Fulbright TR ve Hetty Goldman'la Tarsus'ta) tarafından çalışmaları başlatılan Türkiye'deki Amerikan Araştırma Enstitüsü'nün (ARIT) 1964'te kurulmasına yardımcı olan kişi 17 yıl Gordion kazı başkanlığı yapmış arkeo-casus Rodney Young'dur. Young 1974'teki ölümüne kadar da ARIT yönetim kurulundaydı. Ve Antiochia ad Cragum ARIT tarafından kazılır.


" Türkiye'deki Amerikan Araştırma Enstitüsü (ARIT), "İstanbul SI [OSS'in Gizli İstihbarat Şubesi] şefinin [Arkeo-Casus Jerome Sperling, Turova-Kum Tepe kazıları] 1944'te Türkiye'de derin bir gizlilik içinde ve kalıcı bir istihbarat görevlisi"  önerdiği şeye çarpıcı biçimde benziyor. OSS, gizliliği Amerika'da kurulacak ve örtülü olarak sürdürülecek gelecekteki SI ajanlarını arıyordu. "Ofisle kesinlikle hiçbir teması olmayan ve yalnızca aracılarla en korunaklı ve gizli teması" olan "tamamen gizli" ajanlar için, "Türkiye'de araştırma yapan izinli öğrenciler ve profesörler" önerdiler. 

[Arkeo-Casus Jerome Sperling] devam etti, "Türkiye'de bir Amerikan Arkeoloji Enstitüsü veya Doğu Enstitüsü kurulması, alanda çalışma olanakları yaratacaktır. Bu konudaki ön araştırmalar bile insanları Türkiye'ye sokmak veya çıkarmak için kullanılabilir... [ve] kuruluşa hizmet edebilir." " ... " Soğuk Savaş'tan günümüze, bölgede araştırmalar yapan bazı Amerikalı arkeologlar, Doğu Akdeniz'de Birleşik Devletler adına casusluk yapmıştır. Pentagon'un Minerva Projesi ve İnsan Arazi Sistemi (Irak'ta antropologlar) sosyal bilimcilerinin orduyla herhangi bir ilişkisi olup olmadığı konusunda hararetli tartışmalara yol açar. Amerika Arkeoloji Enstitüsü'nün [AIA], Amerikan askerlerini, hizmet verecekleri bölgelerdeki kültürel varlıklar hakkında eğitmeyi seçmiştir.... Etikçiler bugün bu tür faaliyetlerin artılarını ve eksilerini, arkeolojiyi veya antropolojiyi örtü olarak kullanarak mesleği lekeleme olasılıklarını tartışsalar da, savaşın hararetinde ve hemen sonrasında OSS'nin Yunan Masası'nın bunu yapmadığını belirtmek önemlidir."


Allen'in kitabından çeviri ve ek bilgiler SB


* OSS= Stratejik Hizmetler Ofisi, CIA öncülüdür. Bu tartışma devam edecektir, çünkü artık OSS yok CIA var ve "Yunan Masası-OSS devam etmiyor" demek, diğer ülkelerde CIA olarak devam edip etmediğini garanti edemez! Olsa bile Allen bunu söyleyemez! Ayrıca "kültürel ve tarihsel çarpıtma tohumları" ekilmiştir!

* Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı arkeoloji enstitüleri ülkelerinin 'Dışişleri Bakanlığı'na bağlıdır. Bir başka bilgi ise diğer ülkeler Türkiye gibi herkese açık kendi ülkelerinde yabancıların arkeolojik kazı yapmalarına izin vermez. Örneğin, Almanya'da bir Türk kazı izni alamaz, ama Almanlara Türkiye'de kazı izni verilmektedir. Almanya'daki kazılar Almanların kontrolündedir. Türkiye'deki arkeolojik çalışmalar Türk arkeologların başkanlığında yapılmalı ve hiçbir şekilde yabancı arkeologların başkanlığına bırakılmamalıdır. 2023'te Kültür ve Turizm Bakanlığı "Koordinatör Kazı Başkanı" yöntemini getirdi. Bu yabancı heyetler/kazı başkanları tarafından yürütülen kazı çalışmalarında, ilgili koordinasyonu sağlamak üzere atanan Türk bilim insanını ifade ediyor. İyi yönde bir gelişme olsa da yeterli değil. Çünkü kontrol tamamen Türkiye'nin, Türk Arkeologların elinde olmalı.