dil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2026 Perşembe

Türkçe

 


"Altay dil ailesi Avrasya'nın birçok dil ailelerinden (özellikle Hint-Avrupa ve Fin-Ugor dil aileleri) daha eski."

S.A.Starostin, 1991


Maalesef bunu nesnel bakış açısına sahip bilim adamları ne kadar savunsalar da Avrupa merkezli bilim adamları “Bunun olması mümkün değil!” demeye devam edeceklerdir. Avrupa merkezli bilim adamlarının sayıca fazla olması sebebiyle onların korosunun sesinden diğer nesnel bakış açısına sahip bilim adamlarının sesini duymak zordur. (...)

Kıpçak dilleri eski ve gelişmiş yazı sistemine sahiptir. Eğer eski Türk “runik” yazısı M.Ö. 9-10. yüzyıldan önceki dönemde çağdaş Kıpçak halklarının atalarının yaşadığı topraklarda ortaya çıktıysa 3000 yıl önce onların yazı sistemine sahip olduklarını söylemek mümkündür.

Erken Ana Kıpçakça dönemi, tahminen M.Ö. XII. ilâ M.S. II. yüzyılı kapsamaktadır. Başlangıç tarihi, İskit dönemi ve Hun döneminin başlangıcına denk gelmektedir. 


Prof.Dr. Kenesbay Musayev

(Кенесбай Мусаевич Мусаев)

Kıpçaklar ve Ana Kıpçakça, Gazi Türkiyat, 2020




15 Haziran 2026 Pazartesi

Ulumak

 

ULUMAK


Ulu-[

1- (Köpek, kurt, çakal vb.) uzun, iniltili, ağlar gibi ses çıkarmak.

2-(İnsan) iniltili ses, ses çıkararak boğuk boğuk ağlamak.

(Gülensoy)


Birden korkunç bir ses (yani, feryadını- SB) duydum, baktım bizim Kassandra, (Od. 11.421)

ὑλάω - ὑláo - 'to bark' of dogs ( köpeklerin havlaması) / Odyssey - PG? ( Grek Öncesi?)

-Lat.(Latince) ululāre 'to howl'( ulumak), ulula 'owl' ( baykuş), feryat etmek.

-Skt.(Sanskritçe) ululf- 'crying loudly' ( 'yüksek sesle ağlamak), uluka- [m.] 'owl',

-Lith. (Litvanca) uluoti 'to howl' ( ulumak)

(Beekes)


* Ulu[-ma-k, köken Türkçedir.

* Kuzey Hindistan'a göçen Saka-Türkleri... Türkçe kelimeler eski Hint kaynaklarında ve Sanskritçede, ayrıca eski İran dillerinde de bulunabilir... Avesta'da adı geçen Turanlı Dureketay (Turuq-tay) adlı bahadır da Türk'dür. (Ağasıoğlu)

Bu sebeple Sanskritçe dediğiniz dil %100 Sanskritçe değil. Ve eğer Avesta'da Türklerden bahsediliyorsa, kesinlikle Türkçeden ödünç alınmış kelimeler içerir.

* Türkleri ve Türkçeyi çıkardığınız zaman ne tarih yazabilirsiniz, ne de dil araştırması yapabilirsiniz.

* Etimolojik araştırmalarda Türkçeyi göz ardı edemezsiniz.

* Uluma, Latinceye (ululare; Vergil, Caesar, Ovid, Cicero) Grekçeden (ὑλάω - ὑláo) geçti, ama Grekçeye (Odyssey destanı) de Türkçeden.

Ve bu bir gerçektir.

___


* Ulu[-ma-k is Turkish of etymology.

* Saka Turks who migrated to Northern India... Turkish words can be found in ancient Indian sources and in Sanskrit, as well as in ancient Persian languages.... The hero named Dureketay (Turuq-tay) in the Avesta is also a Turk. (Ağasıoğlu)

Therefore, the language you call Sanskrit is not 100% Sanskrit. And if the Avesta mentions the Turks, then it definitely contains words borrowed from Turkish.

* You can neither write history nor conduct linguistic research if you remove the Turks and the Turkish language.

* You cannot disregard Turkish in etymological research.

* Uluma, passed into Latin (ululare; Vergil, Caesar, Ovid, Cicero) from Greek (ὑλάω - ὑláo), but into Greek (Odyssey) from Turkish.

And this is a fact.


SB

11 Şubat 2026 Çarşamba

Luvi Aldatmacası

  


LUVİ ALDATMACASI 

Ahmet Semih Tulay

23 Temmuz 2024 / link


Son birkaç yıldır yazılı basında ve şu günlerde de sıklıkla sosyal medyada yer alan ve tartışılan bir konu var. Luviler….. Bu konuyu gündeme getiren ve sürekli gündemde tutmaya çalışan kişi kendini doğa bilimci, arkeolojik peyzajların rekonstrüksiyonu uzmanı ve aynı zamanda kaşif olarak nitelendiren Alman kökenli İsviçre vatandaşı Dr. Eberhard Zanger adında biridir. Kendi söylemiyle arkeoloji konusunda bilgisi olmadığı için İsviçre’de yaşayan arkeolog Serdal Mutlu’yu yanına alarak iddialarını kanıtlamaya çalışmaktadır.

Kendisinin Luvi dili ve uzmanı olduğu iddiasında bulunan Eberhard, 1994 yılından bu yana MÖ 2. binyılda Batı Anadolu’da Luvi adında bir uygarlığının var olduğunu öne sürmektedir. Aslında Luvi terimini ilk kez ortaya atan 1920 yılında İsviçreli Emil Forrer adında bir dilbilimci ve 1950’li yıllarda İngiliz prehistoryen James Mellaart adındaki şaibeli bir bilim adamıdır. 2017 yılında İngiliz “Independent” gazetesince haber yapılan ve buna bağlantılı olarak bizim basınımızda da yoğun ilgi gören “Beyköy Yazıtı” gündeme oturmuştu.

Habere göre; 2012 yılında J. Mellaart öldükten sonra bu yazıtın kopyası onun evinde bulunmuş ve Afyonkarahisar-İhsaniye-Beyköy köy camisinin temelinde olduğu iddia edilen bu taşın üzerindeki Luvice yazılar çözülmüştü? 10/15 metre uzunluğunda 35 cm enindeki kireçtaşı bir blok üzerine kazınan bu yazıt gömülü ise yazılara nasıl ulaşılmıştı? İddiaya göre 1878 yılında köylüler yazıtı caminin temelinde inşaat malzemesi olarak kullanmadan önce, Fransız arkeolog George Perrot dev kitabenin üzerindeki yazıları bir kağıda kopyalamıştı.

Gazete haberi üzerine Beyköy Camisi’nde yapılan incelemede temelin zemindeki ana kaya oturduğu saptanmıştır. Böylelikle bunun bir yalan olduğu ortaya çıkmıştır. Şubat 2018’de Mellaart’ın evinde Beyköy yazıtı ve kimi taslak metinler üzerinde yapılan inceleme sonunda bunların tamamının sahte olduğu ve gerçekte Mellaart’ın yirmi yıl boyunca bu belgeleri kendisinin oluşturduğu anlaşılmıştır. Yani bilime sahtekarlık karıştırılmıştır. Beyköy Yazıtı’nın sahte olduğunu kanıtlayan İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi’nden Hititolog Doç. Dr. Hasan Peker, yazıtı çözdüğünü iddia eden Dr. Fred Woudhuizen ve Dr. E. Zangger’i eleştirerek, “olmayan bir şey üzerine bilimsel çalışmalar yapmak gerçeğin üstünün örtülmesi ve yok sayılmasıdır.” demiştir. 

Zangger’in ilgi görmeyen bir başka uçuk iddiası da Truva’nın Atlantis olduğu iddiası gibi Truvayı Luvi uygarlığının bir parçasıymış gibi göstermesidir. Bu arada Bilge Umar adlı iktisatçı bir kişi yazmış olduğu “Türkiye’de Tarihsel Adlar” adlı kitapta Anadolu’daki kent adlarının neredeyse tamamına yakınını Luvi diliyle ilişkilendirip bu akıma hizmet ettiğini söylemem gerekir.

Peki, E. Zangger ve yandaşları neden bu işi gündeme getirmişlerdir? Yanıtı gayet açıktır.  Bunun altında uluslararası siyasi ve politik planlar vardır. Batılılar önceleri batı uygarlığının temelini Eski Yunan uygarlığında aramışlar, ancak Anadolu’nun bu konuda daha baskın olduğunu anlayınca bu kez gözlerini bu topraklara dikerek kökenlerini Anadolu uygarlıklarına dayandırmak istemişlerdir. Örneğin, Almanlar kökenlerini Galatlara dayandığını kanıtlamak için Anadolu’da çok sayıda arkeolojik kazı yapmışlardır. Sonuç: Kocaman bir sıfır. 

Genel olarak Avrupalılar Anadolu’nun günümüzden 10.000 yıldan beri Hint-Avrupai halkların ana vatanı olduğu iddiasındadırlar. Bunlara göre Anadolu Tunç Çağı kültürü ve sanatının yaratıcısı  “Hint-Avrupalı halklar”dır. Bu halkların öncüleri Hititli, Luvili, Palalı halklar ve henüz adı bilinmeyen Hint-Avrupalı topluluklardır. Yani Anadolu Hint-Avrupalı halkların da anavatanıdır. Bu topraklarda konuşulan dil ise “Proto Anatolian languages”tir. Yani Hint-Avrupacadır. Hititlerin ve Hattilerin Asyalı oldukları kesinleştikten sonra bu kez bu iddia sahipleri Luvi yalanına sarılmışlardır. Ancak Luvi dili diye savundukları dil incelendiğinde karşımıza Hattice ve Hititçe çıkar. Hatti dili ise Asya kökenli bitişken bir dildir. Yani Luvi dili dedikleri aslında Hatti ve Hitit dilinin bir lehçesi olmaktan öteye gidemez.

Zangger ve yandaşları Anadolu’da yaşamış ancak hiç bir devlet kuramamış, dili tam olarak çözülememiş Luviler üzerinden yeni bir kök arayışına girerek sahte belgelerle, önce Hititlere, sonra Truva ve öteki krallıklara ait her şeyi Luvilere aitmiş gösterme çabasına giriştiler. Zangger planını daha rahat uygulamak için 2014 yılında “Luvian Studies” adlı bir vakıf kurdu. E. Zangger ve yurt dışındaki Luvian Studies Vakfı’nın ve Türkiye’deki işbirlikçileri uydurma tezlerinin yaymak için sosyal medyada yoğun bir çalışma içine girmişlerdir. 

Zangger’in görüşlerini aktaran bir makaleyi Türkiye’nin değişik yerlerindeki gazetelerde ve sosyal medyada noktasına virgülüne dokunmadan değişik yazar adlarıyla yayınlatırken bu konuda Zangger ve S. Mutlu birlikte yazdıkları hatalarla dolu bir kitap ile Luviler yalanını yaymaya çalışmışlardır. “Luvi Uygarlığı” adlı bu kitapta arkeolojik kazıların yeterince derinliğe ulaşmadığını, bu nedenle de Luviler hakkında ayrıntılı bilgi edilemediği iddiasındadırlar. Ne kendisinin ne de yardımcı S. Mutlu’nun demek ki Anadolu’daki kazılar konusunda da hiç bir bilgileri yoktur. 

Bir başka konu söz konusu Luvi kitabının kaynakça bölümünde bir tek Türk bilim adamının adı yoktur. Kanımca tüm arkeoloji dünyasının tanıdığı Ord. Prof. Dr. Arif Müfid Mansel, Prof. Dr. Bahadır Alkım, Prof. Dr. Muhibbe Darga, Prof. Dr. Halet Çambel, Prof. Dr. Refik Duru Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal, Prof. Dr. Tahsin Özgüç gibi Anadolu uygarlıkları hakkında otorite olan daha onlarca Türk bilim adamını duymamışlar. Bu arada not düşeyim az önce adlarını saydığım öğrencisi olduğum hocalarımdan Luvi diye bir şey duymadım.

Avrupa merkezli kimi vakıfların Anadolu’dan vatan yaratmak için başlattıkları ve Türkiye’deki kimi kuruluş ve kişiler tarafından da desteklenen “Luvicilik” akımında bir de Luviler’den Aleviliğe ve Kürtlere bir kök yaratma çabası içine girdikleri de gözlemlenmiştir. Bunların düşüncesinde Alevi inançlarının kökeninin Luvi inançlarına dayandığı gibi saçma bir düşünce vardır. Luvilerden “ışık ülkesinin halkı” gibi söz edenlere bir notum var. Işık ülkesi Luvi değil, tüm maddi uygarlık ögeleriyle bildiğimiz gerçekten ışıklar içindeki Likyadır.

Prof. Dr. Ahmet Ünal, Luvilerin iddia edildiği gibi Anadolu’nun geçmişinde önemli bir yeri olmadığı, abartıldığını, birkaç kaya kabartması, tek tük hiyeroglif yazıt, mühürler ve kimi seramik parçaları dışında araştırmalarda Luvi varlığı izlerinin çok zayıf olduğunu; gerçekte ise Luvi Ülkesi ya da Devleti diye kendi içinde tutarlı bir coğrafi bölge olmadığını belirtmektedir. Prof. Dr. Semih Güneri ise Luvi dili, Luvi kültürü diye tanımlanmış bir süreç olmadığını söyleyerek şu soruları sormaktadır. Hangi Luvi? Luvi hangi arkeolojik kültürü niteler? Nerede Luvi tarzı çanak-çömlek? Luvi mimarisi? Luvi tasvir sanatı? Nerede Luvi’ce tarihsel metinler? Ki Luvi coğrafyasını bize tanımlasın, Luvi tarihinin ana hatlarını bize anlatsın.

Sonuç:  Luvi halkı ve dili ile ilgili olarak kadim belgelerde herhangi bir kayıt yoktur. Luvilerin hiçbir zaman bağımsız bölgeleri olmamıştır. Bir tane Luvi kralının adı yoktur. Luvi mitolojisi, söylemleri yoktur. Luvi uygarlığına ait özgün maddi eserler yoktur. Luviler Batı Anadolu’da Hititlerin gölgesinde yaşamış yerli basit bir topluluktur. Bu gerçeğe karşın Anadolu’da bir Luvi uygarlığının olduğunu gündeme getirmek batılılarca kotarılan tam bir toplum mühendisliği, Anadolu kronolojisini değiştirme sevdasıdır. Luvi uygarlığı kocaman bir yalan ve bir aldatmacadır. E.Zangger ve yandaşları tarafından Anadolu kültürü üzerinde acemice planlanmış, kurgulanmış ve siyasal politik amaçlı oyunlardan biridir.


Ahmet  Semih Tulay

(Arkeolog, Milet Müzesi'nin eski müdürü)

________________


SB



"U-ba-ti = arazi, hibe edilen saha" anlamında olan ve "kesinlikle Luviceden Hititlere geçmiştir" denilen UBATİ sözündeki
"ba'nın Hatti kökenli olması" denilmesiyle ;
UBATİ'nin
2- Hattilerin Türkçe konuştuğu, (Ba > Uba > Oba]
3- Arazi anlamından çıkarılan sonuca göre> UBA(-ti) sözünün OBA olduğu,
4- Sumercede "yaşam yeri, saha" anlamında UB sözünün kullanıldığı,
5- Türkçede aynı anlamda OBA (kökü OB) olarak hâlâ kullanıldığı,
Bu sebeple de;
1- Kesinlikle Luvice kökenli OLMADIĞI ...!

Frigce diye açıkladıkları "OUA"  da Türkçedeki OVA sözünün kendisidir.
Aynı zamanda Lukka (Likya) ve Karia yazıtlarında da UBA (OBA) olarak geçer!

Luvice de, Frigce de yok, Türkçe var!

En büyük luvici İlya Yakuboviç bile Turovalıların dili için "luvice en olası aday değil" derken, "bir takım kişiler" hangi cesaretle "Turovalılar Luvi dilli" diyebiliyor? Vahiy mi gelmiş? "Yaz kızım/oğlum...."

Valla sıkıldım bu luviperestlerden!

"Homeros Destanı'nda Troya'nın öne çıkan, hatta en önemli rolü, Troyalıların Grek etnik kökenine dair ikna edici bir argüman teşkil eder mi? İlyada'nın Hektor'u ve diğer bazı Troyalı karakterleri büyük bir sempatiyle tasvir etmesine ve Akhaların Troyalı düşmanlarıyla tercüman olmadan konuştukları bir dizi sahneye rağmen cevap olumsuzdur. Watkins'in (1986: 62) ölçülü sonucuna katılmak için daha da fazla neden vardır: “Luvilerin Wilusa hakkında bir şarkısı ya da destanı varsa, bu Wilusa'nın Luvice konuştuğu anlamına gelmez”.

Benim iddiam, “Troyalıların dili” tartışmasında çivi yazılı kaynaklardan elde edilen yetersiz onomastik kanıtlar kullanılmak istendiğinde, Luvicenin en olası aday olarak ortaya çıkmadığını ileri sürmekten öteye gitmiyor."

Ilya Yakuboviç, Sociolinguistics of the Luvian Language, Vol 1, 2008


Hititolog Prof.Dr. Ahmet Ünal bile "abartıldığını" söyler ve yazar. / link


Prof.Dr. Semih Güneri
"Sahte Luvi hiyeroglif yazıları ve James Mellaart" makalesi


Prof.Dr. Semih GÜNERİ (FB hesabından):

"Son birkaç yıl içinde 'Luvi' diye bir sözde kültür uyduruldu. Anadolu'nun yerli kültürüymüş. Hint Avrupalıymış. Birkaç resim yazısı işaretiyle nasıl anladılarsa Hint Avrupalı olduklarını? 

Bütünüyle uzmanlık alanıma girdiği için yazdıklarıma güveniniz. 'Luvi', ...şunlar..., ...bunlar..., ...onlar... gibi Hitit tarihi metinlerinde anılan etnik gruplardan biridir. Kim oldukları, ne konuştukları belli değildir. Hiçbir şekilde arkeolojik kültürünü bilmediğimiz, bilinmeyen, tamamen önemsiz bir topluluktur. Anadolu'nun Güneyinde bulundukları düşünülür. 

Her şeyden önce bir bölgede konuşulan dili belirleyen, bölgenin baskın arkeolojik kültürdür. Neolitik Çağlardan Demir Çağlarına, Anadolu'da baskın arkeolojik kültürü belirleyen Hurri ve Hatti etnik kültürüdür. Hurri'nin de ve Hatti'nin doğrudan ve dolaylı yazılı belgeleri vardır. Bu iki baskın etnik kültürün arkeolojik kültürleri de yukarıda anlattığım gibidir. Hurri arkeolojik kültürü Hitit sanatı diye uydurulan Anadolu Tunç Çağı sanatını temsil eden arkeolojik belgelerin toplamıdır.  Yakında çıkacak kapsamlı Hurri (çift 'r') kitabım bu konuya son noktayı koyacak. 

Hatti sanatı nedir sorusunun yanıtı ise, Alaca Höyük Kral Mezarlarında bulunan tunçtan Güneş Kurslarıdır, altın kadın heykelcikleridir, altından kap kacak süs eşyalarıdır. Hitit Luvi hiyeroglifi denilen hadisenin böyle bir arkeolojik karşılığı yoktur. Kesinlikle yoktur. 

Yazıya gelince, Mısır resim yazısından türetilmiş ve sadece mühürler üzerinde birkaç tekil işaretten ibarettir. Yani herhangi bir olayı anlatan tam bir hiyeroglif metin yoktur. Bunların tersini yazan anlatan hiçbir bilgiye inanmayınız. Ve sıkı durunuz: Hattice ve Hurrice eklentili dillerdir, Asyalı dillerdir, bu iki etnik grup Anadolu'ya eklentili dillerin kaynak bölgesi olan Kuzey Asya'dan gelmiştir."


Ataman is not Luwian, but Turkish !
Even "Karian armon" is Turkish ; Erman/Arman.

ER = Tr., Man, soldier, male.

suffixes -man -men ; from the Sumerian period always in use in Turkish;
- Declares the multitude (kocaman = huge),
- Creates names (Ataman, Alpman, Arman, Erman, Yalman, Öymen),
- Declares few / more (küçümen = small),
- Made profession names (eğitmen = instructor),
- Generates item names (yayman = big sack ; elemen = sieve); ılıman = mild,
- Produces title word [Ataman = ancestor leader; Kölemen = slave man /or tribe name of Turkish Mamluks (Kipchak Turks), who established a state in Egypt- Syria] or Turkish tribe name Kuman (Cuman),
- Generates words related to human physics (Şişman = Fat),
- Generates place names (Kağızman, Adıyaman, Dalaman)




Lukkaca (Likce) dedikleri URT(T)A,  tanrısal ad ARMA ve ERMMENENİ sözcükleri Türkçe kökenlidir.
URTTA < YURT - YURDU
ARMA(n) < ARMAN - ERMAN
ERMMENENİ < ERMAN + ENİ/ENE (ANA)
ARMAN URTTA = ERMAN YURDU

NOT: Ermen/Arman kelimesinin Türkçe olduğuna dair bakınız:
Ermen Boyları ve Pseudo-Ermeni Haylar / Prof.Dr. Firudn Ağasıoğlu




"Bu gün Hint-Avrupa medeniyet ve dillerinin yayıldığı bütün yerlerin altında bir Türk katı bulunmaktadır...
Roma-Latin dilinin altında Etrüsk,
Yunan dilinin altında Pelasg, Sami dillerinin altında Sümer... "
Sabir Rüstemhanlı-Gök Tanrı.



Dil ve köken çalışmaları yapanlar araştırmalarına Türkçeyi dahil etmediği sürece
yaptıkları o çalışmalar bilimdışıdır.
Ve
'Sözde' akademisyenler Hititçe- Luvice diyerek masal anlatmaya devam ediyor...

Ais = Ağız ; Hititçe değil TÜRKÇE



ilgili






8 Aralık 2025 Pazartesi

Tuz-Ekmek

 

Tuz ekmek yediğin yere, Hıyanetlik etmek olmaz.
(Aşık Kerem)

Tuz - Duz - Tus - Dus - Toz - Tavar (Çuvaş TR)


* Aeschines'ten Demosthenes'e : "Zira hatırlarsınız ki, o, en çok saygı duyduğu şeyin şehrin tuzu ve devletin sofrası olduğunu söylüyor; kendisi, doğuştan vatandaş olmadığı halde -çünkü onu ortaya çıkaracağım!- bize akraba da değil."

Aeschines, Atinalı siyasetçi Demosthenes'in Makedonya'dan dönüşlerinde diğer elçilere saldırmasının, birlikte sofraya oturan insanların birbirlerine dost gibi davranmalarını gerektiren genel yaşam kurallarını ihlal ettiğini ileri sürmüştü. Demosthenes ise ortak bir resmi masada birlikte yemek yiyen üst düzey yetkililer için bile sofra ve tuzun suçluya dokunulmazlık sağlamadığını; diğer yetkililerin onu cezalandırmakta özgür olduklarını söyledi. Vekillerin halka açık sofrası, suçluyu diğer subayların saldırısından koruyamıyorsa, elçiler grubunun sofrası ve tuzu da Aeschines'i Demosthenes'in saldırısından koruyamazdı. Demosthenes kuzeyden gelen tehlikeyi görmüştü. Makedonyalı Philip yavaş yavaş topraklarını ilhak ediyordu ve onun egemenliğine karşı çıkarak halkını bu sömürge emellerine karşı uyarmıştı. Savaş kapıdaydı. Aeschines'i de kötü tavsiyeler veren "saray yalakası" olarak tanımlamıştı. Demosthenes (MÖ384-322) için Aeschines'in "bize akraba değil" demesi ise anneannesinin İskit kökenli olmasından ileri geliyordu.


SB


* İyen duzun urar (Yediğin tuz çarpar). Sen bana bir kötülük yaparsan, yediğin tuzdan dolayı yaptığın kötülük sana geri döner. Yaptığın kötülüğün aynısı senin başına gelir. (Türkmenistan)

* Duzsuz adam (vefasız kişi)  (Azerbaycan)

* Altaylarda tuz bulunmuyor, tuz çok kıymetli bir şey; çok uzaklardan çok meşakkatli yollar kat edilerek Altaylara getiriliyor. Daha doğrusu tuz getirmeye gidenler açlıktan, susuzluktan, soğuktan yolda helak olup geri dönemiyorlar. Tuza gidip de dönen yok gibi. Bu sebeple de gözden çıkarılan yaşlıları tuza gönderiliyorlar. Altay Türkçesinde tuskn bar- (tuz getirmeye gitmek) deyimi "ölmek" anlamına geliyor.

* Tuz, Romalı askerlere ücret olarak verilmiş, tuz dağıtımı olarak yapılan bu ödemenin Latincedeki adı 'salarium'. İngilizcede 'tuz ödemesi' anlamına geldiği halde bugün sadece 'ücret' anlamında 'salary' kullanılıyor. Bizdeki 'pahalı' anlamına gelen 'tuzlu' sıfatı da bir kıymet ifadesinden kaynaklanıyor.

Prof.Dr .Emine Gürsoy-Naskalı, Tuz Kitabı


"...sizin Ak Orda'nı Tuzuna tükürmeyeceğinize inanıyorum Beyim."

"Kurmancan Datka" Kırgız filminden bir replik.



30 Kasım 2025 Pazar

Hyperbore

 


Geographically, Hyperborea was located north of the Black Sea, at the foothills of the Ural Mountains. Borea is a Turkish word meaning "cold north wind." Bora is used today as a male name among Turks.


Bora: A harsh and temporary wind.

Boruk: Boran, bara: A severe snowstorm.

Boyanak: Rain falling in large drops.

Boran: Torrential weather with wind, lightning, and thunder.

Boranglamak: To snow.

Buran: A snowstorm.

Boranla: To snow.

Kara boroon: A violent hurricane without snow.


All of these words are found in Turkish (TR, AZ, Krgyz, Kazakh, Uzbek), and even in Mongolian, they appear as "boruğan, buragan."

Hyper is also of Turkish origin and comes from "ubir, upir, obur," meaning "to bite, nibble, suck, drink, insatiable." Thus, "Hyperborea" means "biting cold wind," meaning "so cold that it bites."


BORA:
An Etymological Dictionary of Altaic Languages
S. A. Starostin, A. V. Dybo, O. A. Mudrak

* poru to snow, rain: Tung. *pur-; Mong. *boruɣa; Turk. *bora-; Jpn. *pùr-; Kor. *pora.

PTung. *pur- 1 to drizzle 2 slush 3 to fall (of first snow) 4 wind
(changing its direction) (1 моросить (о дожде) 2 шуга, слякоть 3 вы-падать (о первом снеге) 4 ветер (меняющий направление)): Evn.horụ- 3, hrqa 4; Man. furana- ‘запылиться’; Ork. purē- 1; Nan. puruekme 2.

◊ ТМС 2, 44, 334, 349, 353.
PMong. *boruɣa 1 heavy rain 2 to snow, sleet (1 ливень 2 идти (о снеге, дожде со снегом)): MMong. boro’an (SH); WMong. boruɣa(n) 1 (L 121), burɣana- 2 (L 137: burɣani-); Kh. borō(n) 1, burgana- 2; Bur. borō 1, burga- 2; Kalm. borān 1; Ord. borōn 1; Mog. bɔrɔn (Weiers) 1; S.-Yugh. boroŋ; Mongr. burōn (SM 36) ‘little rain’.

◊ KW 51, MGCD 158. Mong. > Chag. boraɣan etc. (TMN 1, 219-220); Evk. būrga etc. (ТМС 1, 111).

PTurk. *bora- 1 North wind 2 to snow heavily (1 северный ветер 2 обильно падать (о снеге)): Tur. bora(k) 1; Turkm. bora- 2; Kaz. bora- 2.
◊ VEWT 80, ЭСТЯ 2, 189-192, Лексика 45.

PJpn. *pùr- to rain, snow (идти (о дожде, снеге)): OJpn. pur-; MJpn. fùr-; Tok. fúr-; Kyo. fùr-; Kag. fùr-.
◊ JLTT 694.

PKor. *pora snow-storm (снежная буря): Mod. nun-pora, nun-pore.
◊ KED 362.
‖ Poppe 21, Ozawa 288-289, ОСНЯ 1, 188-189, АПиПЯЯ 69. Cf. *boru, a contamination with which should explain Mong. *b- (one would expect *h- with low tone and shortness).



Even the word "vampire" is derived from this "upir." The word "vampire" first entered Western literature in H.A. Ossenfelder's poem "Der Vampir" written in 1748. According to Webster's Dictionary, the word's entry into English as "vampire" dates back to 1732. The Oxford Dictionary states that the ultimate origin of the word, which passed from Hungarian to French and from French to English in the mid-18th century, may be the Turkish "uber."


For more details Vampir / Upir

Hatice Şirin, "Vampir," Turkish Language Studies Yearbook Belleten 2010/2, Ankara: TDK Publications, pp. 119-130

Researchers' failure is not to include Turkish history and language in their research also leads to incomplete information being conveyed within the scientific community. This shame belongs to the entire academic community. Turkish history and language possess a rich heritage, and Turkic peoples such as the Scythians, Huns, Avars, Khazars, Pechenegs, Kipchaks, Cumans, Ogurs, Bolgars, and Chuvash are found throughout Eurasia. Simply looking at place names, proper names, and archaeological data is sufficient. Even kurgans are of Turkic, not Indo-European, origin. The word kurgan itself derives from the Turkish word "korugan," meaning "to protect." Indo-Europeans must finally realize that they cannot write history without the Turkic World. "Dismissing" or "ignoring" another civilization is another form of racism.


Regards from Türkiye, and thank you Caleb.

This is my commend on Caleb's video on YT

PS: Those who want to start Turkish history and language with the 6th century AD, we did not fall from the sky!

link for Turkic World




15 Şubat 2025 Cumartesi

Türkçe - Yunanca

 

Yerlileri 'Dağlı Pelasglar' olan 'Arkadia'

Arkadia (Arcadia) Yunanca değil 'Pelasgca'dır. Anlamı ‘dağ boğazı/geçiti’ olan 'Arku/Argıt' sözünden gelir ve Türkçedir. Bu dağlık bölgenin coğrafi yapısı da Türkçedeki anlamına uygun olarak batısında sarp yüksek dağlar varken doğusunda daha alçak dağlar bulunur ve dağlık bölgede geçit bulmak zordur.

"Batı bölgesinde dağlar vahşi, yüksek ve kasvetli. Birbiri üzerine yığılmış küçük çaplı ve verimi az olan vadileri ve ormanlarla kaplı dağları var. Doğu bölgesi ise küçük ama verimli ovaların bulunduğu daha alçak dağlarla çevrili. Bu dağlardan akan dereler kayalardaki doğal yarıklardan akar ve çoğu yerin altında kaybolduktan sonra tekrar yükselir. Bu dağlarda birçok uçurum var ve ulaşım zordur..."

Bölgede adları Erymanthos ile Alpheios olan dağlar ve nehirler var. 

Her iki sözcük de Türkçedir.

İlyada’da Akha ordular listesinde geçen Ankaios oğlu Agapenor bu 'Dağlı Arkadialıların' komutanıdır. Agapenor’a gemileri veren ise Aka Memnon’dur.

“Pelasgların hepsini Danaolar olarak anacağız” derken şaka yapmamışlar ve Strabon’un da dediği gibi ‘barbar’ adlarını muhafaza etmişler. Ya da....


Arkadia = Arku/Argıt

Erymanthos = Eriman, Erman, Arman

Alpheios = Alp

Pelasgca = Türkçe


SB

Turova ve Saka Türkleri 📕

Üç örnek daha;

Alaz -  Ἀλισγέω (ἀlisgéo)
Türkçedir
Beekes'e göre ; "Kökeni bilinmeyen ritüel terimi, 'duman, is'....
'λιγνύς' (lignus) = alevle karışık duman, reçineli maddelerin yakılmasıyla oluşan bulanık ateş. Kökeni belirsiz. Grek-Öncesi."
ve onun "Pre-Greek" demesi "HA olmayan" demektir.


ἀλίσβη  alisbi . ἀπάτη apáti 'aldatma, hilekârlık, dolandırıcılık' (H) <?>
Köken: Bilinmiyor. -σβ- (sb) dizisinin Hint-Avrupa kökenli olması zor.
H. = Hesychius, İskenderiyeli Yunanca sözlük bilimci, MS 5.-6.yy




ἄβαρκυα (ἄbarkya / ἄbar-) = obur, ubır, ubir, upir
#Türkçedir
ἄβαρκυα ἄbarkya - λιπος lipos 'aç' (H.)< GrekÖncesi>
Köken: “Fur:122” kelimeyi ‘παργος pargos’ ‘deli, obur’ kelimesine bağlamaktadır ki bu ikna edici değildir. k-'den sonra -na (-να) ile oluşum GrekÖncesi kökenine işaret etmektedir. (Beekes)
λιπος lipos - şişman, yağ
H. = Hesychius, İskenderiyeli Yunanca sözlük bilimci, MS 5.-6.yy

Oysa;
 Beekes'in söylemi aksine kelime Türkçe kökenlidir ve Obur'dur.
SB



Sabir Rüstemhanlı;

"Bilim alemince bilinen en eski devletlerin dillerinin çoğu, o bölgeye onlardan önce gelmiş olan prototürk dillerinin yerini almışlar. Daha eski kat, Türk diline daha yakındır. Roma-Latin dilinin altında Etrüsk, Yunan dilinin altında Pelask, Sami dillerinin altında Sümer... Eski Elam, Dravit dilleri de aglutinativ dillerdendi ve bizim dile çok yakındılar. Şimdi de İskandinavya’nın altından Türk katı çıkıyor... ve belli oluyor ki, dünya öyle bin yıllardır bizim üstümüze gelmekle, bizim üstümüzü örtmekle uğraşmaktadır... Avrupa bunu itiraf etmek istemiyor... Avrupa Atilla’yı da unutturmaya çalışıyor ve Türkiye’yi bu yüzden de Avrupa Birliği’ne almak istemiyor. Hint-Avrupa hegamonyacılığının görülmemiş bir sahtekârlıkla her şeyi çiğneyerek geçtiği, İran bir yana, Turan’ı da kendisine mal ettiği, Altay, Orta Asya medeniyetlerini de kendi hanesine yazdığı bir dönemde asıl gerçekleri söyleyenler çok azdır."



15 Temmuz 2024 Pazartesi

Hitit İmparatorluğunda Dil

 


Hitit İmparatorluğunda Dil

Konuşulup yazılan dillerin sayısı ve çeşitliliği söz konusu olduğunda, Boğazkale-Hattuşa Tevrat'taki ünlü Babil kulesinden de kötüdür, keza bu metropolde en azından 8 adet dil yazılmış ve konuşulmuştur. Bunlar arasında Hititçe, çivi yazısı Luvicesi, resim yazısı Luvicesi, Palaca, Hattice, Hurrice, Sümerce ve Akadca en başta gelmekteydi. Belki bir de eski Mısır resim yazısı ile Girit ve kısmen Kıta Yunanistan'ında kullanılan Linear A ve Linear B yazıları da kullanılmakta, daha doğrusu tanınmakta idi

Yazıya geçirilmeyen eski Anadolu dillerinin ise neler olduğunu tespit etmek, olanak dışıdır; bunlar arasında en azından Kaşkaca, Arzawaca, Iştanuwaca, Hayaşaca ve Hurrice-Luvice karışımı bir dil olan Kizzuwatnaca'yı saymak gerekir.

Yukarda saydığımız yazıya geçmiş dillerden bazılarının neler olduğunu açıklama ve bunlar arasında en başta Hititçeyi ele almak gerekir. Hititçe, Hind-Avrupa dil ailesine mensup bir dildir. Ancak, yazıyla birlikte en başta Sümerce, Akadca ve Hurriceden ve en belirgin şekliyle Hattice olmak üzere birlikte yaşadığı yerli Anadolu dillerinden alınan çok fazla yabancı kelime yüzünden dil tamamen yabancılaşmıştır ve Hint-Avrupa kökenli sözcük dağarcığının sayısı çok azalmıştır.

Kısaca ifade etmek gerekirse, Hititçenin durumu, tıpkı Arapça ve Farsça kelimeler ile karmaşık terkiplerden oluşan Osmanlıca gibidir. Bundan dolayı nasıl ki iyi Arapça ve Türkçe bilen bir insan sathi de olsa Osmanlıcayı anlayabilirse, iyi Sümerce, Akadca ve Hind-Avrupa dillerden Grekçe ve Latince bilen bir insan, bir Hitit metninin içeriğini az çok anlayabilir. Zaten Hititçeyi çözmekle üne kavuşan B. Hrozny'nin yaptığı da bundan ibaretti. Kendisinden önceki araştırmacılar bunu başarmışlardı; örneğin Knudtson isimli bir bilgin, daha Boğazkale tabletleri bulunmadan önce Mısır'daki el Amarna' da bulunan iki adet Hititçe mektubu ana hatlarıyla tercüme edebilmişti.

Belirtmek gerekir ki, Osmanlıca tüm yabancılaşmalara rağmen nasıl özünde Türkçe kalabilmişse, aynı şekilde Hitit dilinin yapısı, yani grameri Hind-Avrupai kalmıştır. Diğer kültür dilleriyle kıyaslandığında, yüksek bir edebi seviyeye ulaştığı söylenemez. Askeri faaliyetlerin, dini ayinlerin anlatılmasında, birçok süslemeden, edebi ifadeden yoksun basit edebiyat türlerinin yazılmasında kullanılmış olmakla birlikte, hiçbir zaman Sümerce, Akadca ve Hurrice gibi yüksek bir edebiyat dili olamamış, hele Akadca gibi bir diplomasi dili hiç olamamıştır.

Dille ilgili yazılı belgeler, yani çivi yazılı tabletler en başta başkent Hattuşa olmak üzere, az miktarda Anadolu'nun diğer kentlerinde, Kuzey Suriye ve Mısır' da bulunmuş olup, en başta Ankara, İstanbul ve son zamanlarda Çorum olmak üzere yurtdışına kaçırılmış olanlar bugün dünyanın sayılı müzelerinde korunmaktadır. Tabletlerin toplam sayısı 30.000'i geçmekteyse de birçoğu kırık döküktür veya aynı tabletin kırılmış, kopmuş parçalarıdır, bunlar bir gün birbiriyle yapıştırıldığında (join) bu sayı tabiatıyla azalacaktır.


Prof.Dr. Ahmet Ünal / Hititler Devrinde Anadolu I 



Hint-Avrupalı Kavimlerin Anayurdu Tartışması - Hiç Bitmeyen Bir Senfoni

Prof.Dr.Ahmet Ünal

Hint-Avrupalı kavimler anavatanlarını terk etmeden önce yüksek bir kültür seviyesine ULAŞMAMIŞ olduklarından, anavatanları denilen ve nerede olduğu bir türlü anlaşılmayan topraklar üzerinde, mimari, seramik, sanat eserleri, mezar buluntuları ve yazılı kaynaklar vb. gibi elle tutulur maddi kalıntılar bırakmamışlardır. İşte bundan dolayı anavatanlarının lokalizasyonu bir türlü yapılamamaktadır. Tarihte her az bilinen konu gibi bu nokta da en başta milliyetçilik ve ırkçılık açısından spekülasyon ve suistimallere neden olmuştur ve hâlâ da olmaktadır.

19.yüzyılın sonlarından itibaren Avrupalı bilim adamları arasında Hint-Avrupalı kavimlerin anavatanı neresiydi konusu tartılmaya açıldığından beri, her nedense hep Orta Avrupa üzerinde durulmuş, Batı ve Güney Avrupa bakış açısının dışında bırakılmıştır. Avrupa'da, ataları Hint-Avrupalıların anavatanlarına sahip olabilmek pahasına alabildiğine bir yarış başlamıştı. (...) Koyu bir Alman milliyetçisi olan Kossinna Gustav ... onun 1902 yılında yayımladığı ^Die Indogermanische Frage archaologisch beantwortet^ başlıklı makalesi, hiç kuşkusuz uzun bir araştırmanın ürünüdür, ama ortaya koyduğu sonuç, tamamen ideolojiktir ve bilim açısından hiçbir değeri yoktur. Çünkü Kossinna, o zamana kadar anavatan tartışmalarında hiç dikkate alınmayan Kuzey Almanya ve Hollanda ovalarının Hint-Avrupalıların anavatanı olduğunu savunacak kadar kuzeye ve ileriye gitmiştir. Tekrar vurgulayalım, burada arkeolojik verilerden çok onun şovenizmi ve kullandığı bilim dışı linguistik kriterlerden hareket ediliyordu. Hiçbir gerekçe göstermeden ^bundseramik^ adı verilen kaba seramik türünün bu ovalarda çiftçilikle uğraşan Neolitik Devir Hint-Avrupalıların ürünü olduğunu söylemiştir.

Anavatanı Anadolu olarak kabul eden veya Hititler Anadolu'ya çok erken tarihlerde getirmek isteyen görüş sahiplerine göre, şimdiye kadar yerli Anadolu halkı Hattilere atfedilen Alacahöyük kral mezarlarında bulunan sanat değeri yüksek, derin ve köklü bir öbür dünya görüşünü yansıtan altın, gümüş, demir, tunç eserler, işte bu "öncü" Hitit prenseslerinin eseridir. Hiç de sağlam temellere oturmayan bu ÜTOPİK tezin amacı, çok değerli ve eşsiz Alacahöyük kral mezarları eserleri ile KURGAN ve MAİKOP kültürlerinin benzer değerdeki buluntularını, Hint-Avrupalı kavimlere mal etmektir ve ne yazık ki, GİZLİ ve SİNSİ bir İDEOLOJİNİN ürünüdür!

Defalarca vurguladığımız gibi ileri sürülen tezler ve yapılan kıyaslamalar inandırıcı olmaktan çok uzaktır. Örnek olarak kısa bir süre önce Irene Gambaşidze'nin bir konferansında, Güney Gürcistan'ın Meşeti Bölgesi'ndeki Borzomi Vadisi'nde bulunan ve MÖ 18-16. yüzyıllara tarihlendirilen sahte kubbeli mezar anıtlarını, Hitit kralı Şuppiluliuma'ya ait yine kubbeli olan ve su veya yeraltı kültüyle ilgili olduğu sanılan Boğazköy Güneykale'deki yapılarla mukayese etmesi gösterilebilir. Bu kıyaslama yapılırken aradaki 300-400 senelik zaman farkı göz ardı ediliyordu.

Önemle vurgulamak isterim ki, duyarlı ve konuyu bilen araştırmacılar, Kafkasya ve Doğu Anadolu'da en geç MÖ IV.binyıldan beri oralarda Hint-Avrupalıların değil, bugün olduğu gibi Kafkas kavimlerinin oturduklarını, bu kavimlerin arasında en azından Hurriler ve belki de Hattiler'in olduklarını kabul etmektedirler. Unutmamak lazımdır ki, linguistik kriterler ve maddi kültür verileri de bu tezi bütünüyle desteklemektedir.

Böyle Pan-Indogermanist ideolojik görüşlere bilerek veya bilmeyerek bazı Türk araştırmacıların da katıldıklarını üzülerek gözlemlediğimizi zaten söylemiştik; şimdi kısaca bunlara değinelim. Bu insanların arasında bulunan bir araştırmacı popüler bir "boyalı" dergide yayımlanan yazısında kazmakta olduğu Bafra Ovası'ndaki İkiztepe'nin arkeolojideki rolünü büyütebilmek ve orada bulunan Alacahöyük eserleri kadar olmasa bile yine de çok değerli Eski Tunç çağı madeni silah ve takıları, Hint-Avrupalılara peşkeş çekebilmek için "Hint-Avrupalıların İkiztepe'deki Ataları" başlığı altında şöyle yazmaktadır: ... 

Bu araştırmacı, hocası Renfrew'ya destek veren, Anadolu'nun yerli halkını Proto-Hint-Avrupalıların oluşturduğu, Hattilerin ise sonradan Anadolu'ya geldikleri görüşünü başka yerlerde de defalarca tekrar edip durmuştur. Ama biz bu görüşü asla ciddiye alamadığımızdan dolayı, burada kesinlikle daha fazla üzerinde durmak istemiyoruz; ama yeri geldiğinde başka bir yerde ayrıntılarıyla bu tezleri de tıpkı yıllarca bilim dünyasını boş yere uğraştıran Zalpa = İkiztepe tezini sildiğimiz gibi temizleyeceğiz.

Bir başka Türk mitoloji uzmanı araştırmacı da genel modaya uyarak Maikop kültürünü ve Alacahöyük kral mezarlarını Hint-Avrupalılara, daha doğrusu Hititlere mal etmek istemektedir. Bu yazara göre Alacahöyük standartları ve güneş kursları Maikop buluntularına benziyormuş. Maikop kültürü ise zaten Hint-Avrupa asıllı olduğundan, onlar da aynı kökendenmiş...!

Prof.Dr. Ahmet Ünal, "Hititler Devrinde Anadolu"


*

NOT:

Ahmet Ünal kitabında ismini vermese de biz kim olduğunu bilelim !

Çünkü her sakallı "dede" değildir. Bir unvana sahip olması "ona saygı gösterilmeli" anlamına da gelmez! İkiztepe Höyüğü'nü kazan kişi Önder Bilgi'dir... ve "Hattilerin göçmen, Hititlerin ise Yerli" olduğunu iddia etmiştir. Oysa Ahmet Ünal'ın da dediği gibi Anadolu'yu Hint-Avrupacıcılara "peşkeş" çekmektedir!...(Önder Bilgi, link) Ayrıca Aktüel-Arkeoloji dergisinin 64.sayısında da Önder Bilgi'nin "Hint-Avrupalıları Anadolu'nun yerlisi" olarak gösteren bir makalesi yayınlanmıştır!

İkiztepe ile Kırım Kimmerlerini kıyaslayalım
Tengri Tamgalı Kimmer Türk Taşbabası





Bazılarının bize Pan-Turancı, Pan-Türkçü diyerek aşağıladığını sananlar, asıl karşı tarafın, yani Pan-İranist ve Pan-Hint-Avrupacıcıların neler yaptığını, neler yaptırdığını görsün!.. Kavgamız işte bu kendilerine "biliminsanı" diyenlere, Hint-Avrupacı-Renfrewcu sahtekarlara karşıdır. Bunu Prof. Dr. Semih Güneri de söyler ve "Türk-Altay Kuramı" kitabını Hint-Avrupacıcılara karşıt yazmıştır. Ayrıca, Çatalhöyük kazı başkanlığı oldu bitti ile Sayın Çiler Çilingiroğlu'ndan alınarak A.Türkcan'a verilmiştir ki Türkcan'ın da "Hint-Avrupacı-Renfrewcu"  (YT-dk 1.17.38) olduğunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız !..


SB

Anadolu Hint-Avrupalıların anavatanı değildir !

Hattiler Yerli , Hititler işgalcidir.

17 Haziran 2024 Pazartesi

Homer'de Türkçe

 

Şaşırtıcı değil Adem, gerçek 😉

Arkadaşımız Adem'in çalışmasıyla benim kitabımdaki Polyxena (Ölüg Ene) çalışmam Türk dil bilimciler için altın değerindedir. Çünkü Homer'in döneminde Türkiye'de Türkçe konuşuluyordu. Bu gerçek artık dünya bilimcileri tarafından kabul edilmelidir.


Çalışması aşağıdadır.

_________________________________

Homerik şiirlerde çok ilginç bir kelime vardır: ὄλλυμι (óllūmi), kaybetmek, yok etmek, kaybolmak, yok olmak anlamına gelir.


Şimdi şu Türkçe sözcüğe bakın: 

"ölüm" 

öl- 'den türetilmiş 

-üm yapım eki ile.


Paralelligi görüyor musunuz?


Benzer bir kelime daha var Homerce'de:

ὀλετήρ (oletir), yok edici anlamına geliyor!

Türkçe öldür/öltür ile benzerdir.


Bence şaşırtıcıdır. 

Uzunbacak Adem / 30 Mayıs 2024 / kaynaklarıyla link




Ne Mutlu Türk'üm Diyene

Ne Mutlu Türkçe Konuşanlara



28 Mart 2024 Perşembe

Hangi Obadansın?

 

TÜRKÇE OB/OBA/OVA = Kabile, bir aşirete mensup büyük bir aile, mahalle.

Konak yeri ve burada konaklayan halk/aile. Beş-on evli köy.


Hangi Obadansın? = Hangi soydansın, kimlerdensin?


Sumer UB = Yaşam yeri, saha;

Asur UBADİNNU/UPATİNNU;

Hitit UBATİ = (anlamı) Arazi yardımı (olarak verilmiş);

Sözde Luvice UBADİD/UWA = UBA kökünden. (anlamı) Arazi ve kiracılar (olarak verilmiş);

Likya/Lukka, Karia UBA;

Sözde Frigce OWA/OİA/OUA = Köy;

Spartalılarda OBAİ/OBAE = Kabile, köy. Her boy on OBA'dan, her OBA otuz aileden oluşuyor.


Asurlarda, Hititlerde, sözdeLuvicede, Likyada, Kariada, sözdeFrigcede ve Spartalılarda geçen OBA Türkçe kökenlidir.


SB

kaynaklar 'Turova ve Saka Türkleri'nde


TURKISH OB/OBA/OVA = Tribe, a large family belonging to a tribe, neighbourhood. 

A place of lodging where the people/family staying.

A village with five to ten houses.


Which Oba are you from? = Which clan (OBA) are you from, who are you?


Sumerian UB = Living place, field;

Assyrian UBADINNU/UPATINNU;

Hittite UBATI = (meaning given as) land help;

Pseudo-Luvian UBADID/UWA = from the root UBA. (meaning given as) Land and tenants;

Lycian/Lukka, Carian UBA;

Pseudo-Phrygian OWA/OIA/OUA = village;

Spartan OBAI/OBAE = tribe, village. Each tribe consists ten OBAs, each OBA consists thirty families.


OBA in Assyrian, Hittite, pseudo-Luvian, Lycian, Carian, pseudo-Prygian and Spartan is of Turkish origin.

bibliography in the book


Türkçe / Turkish.

📚