Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir hâl alır.... M.KEMAL ATATÜRK (1931)
31 Ocak 2022 Pazartesi
Linear A Grekçe Değildir
Etrüsk Vazosunda Toktamış (Toxamis)
François vazosundan detay - MÖ 570/560
1844 de Chiusi'nin kuzeyindeki bir Etrüsk mezarından çıkarıldı ve bulanın adı verildi. Florence Arkeoloji müzesinde
Toktamış (Tokhtamysh);
Etymology and origin is Turkish, still in use as male name.
Kimmerian (Cimmerian)/Scythian-Turks on François vase, 570/560 BC
Toxamis is Turkish and not "nonsense" or "in other language" as "A.Mayor" claim!
What kind of scholar do you wanna be ; Honest or Dishonest!
Do not underestimate Turkish or Turkish History!
Only Turks use this name "Toxamis" i.e. "Toktamış".
Bu vazoda "Kalydonian Yabandomuzu Avı" mitolojisi anlatılıyor, özetlersek;
Kalydon kralı Oineus hasat bayramında Artemis'i unutur, tanrıça kızar ve devasa bir yabandomuzu salar kente. Kralın oğlu Meleagros komşu kentlerden yardım alarak avlanmaya çıkar. Bu ava Akhilleus'un babası Peleus, Büyük Ayaz'ın babası Salamisli Telamon, Turovalı Helene'nin ikiz ağabeyleri, Helene'yi çocukken kaçıran Atina kralı Aigeus'un oğlu Theseus, Argonot Yason ve Erpata (Amazon) Atalanta gibi birçok karakter katılır ki Kimmerler de oradadır. Kentaurlar olarak anlatılır mitolojide. Bu ava katılan Theuseus'un arkadaşı Peirithoos'la Kentaurlar arasında tartışma çıkar. Peirithoos'un düğününde Kentaurlar eşini kaçırmaya çalışırlar, kavga çıkar ve Kentaurlar bölgeden kovulurlar, bu savaşa "Centaurmachy" derler... Ancak kovulanlar Kimmer Türkleridir.
Bütün mitler birbirleriyle bağlantılıdır.
Akhilleus, Büyük Ayaz ve Aigeusoğlu Thesesus'un oğulları Turova Savaşı'na katılanlardandır. Aigeus ölünce Theseus başa geçecekken Sparta Kralı Tündar'ın (Tyndareus) kızı Helene'yi kaçırır. Dioskurlar olarak da anılan ikiz ağabeyleri kızkardeşleri Helene'yi kurtararak baba evine geri getirir. Bu arada Theseus'un annesi Aithre de Helene'ye yardımcı (köle) olsun diye getirilmiştir. Arkasından da Dioskurlar Atina krallığına Menestheus'u getirirler. Theseus ise kaçarak Skyros kralı Lykomedes'in yanına sığınır, ancak o da onu öldürür. Skyros kralı Lykomedes ise Turova Savaşı'nın çanları çalarken Akhilleus'u saklayan ve kızından torun (Neoptolemos) sahibi olan kraldır. Ancak Theseus bir "kahraman" olarak anılır, oysa Helene'yi asıl kaçıran Pars (Paris) değil Theseus'tur! Kral Menestheus da İlyada'da Akha ordusunda gösterilir!
Semra Bayraktar (SB)
"Türkler MS 11.yy'dan sonra Ege havzasına geldi" safsatası kesin ve net bitmiştir!
12 Temmuz 2021 Pazartesi
Atalanta'dan Telephos'a
ATALANTA, (Atalante) Arkadya (ya da Boiotia) bölgesinde ERTEMİ'yi (Artemis) simgeleyen bir avcı kızdır. ARKAS'ın torunu LYKURGOS'un (Lykos=Kurt) oğlu olan babası YASOS (İasos) bir erkek çocuğu olsun istermiş, ancak kızı olunca Atalanta'yı dağa ölsün diye bırakmış. DİŞİ BİR AYININ emzirmesiyle büyüyen Atalanta, daha sonra avcılar tarafından bulunarak yaman bir avcı olarak yetiştirilmiş. Hatta koşuda da kimse onu geçemezmiş. Evlenmek istemediği için de taliplerini kendisiyle koşuda yarışmaya zorlar, hepsini geçer sonra da kargısıyla öldürürmüş.
DEDE LYKURGOS Spartalıların kurucusu ve Yasa Koyucu'sudur [MÖ.900-800, ancak Miletli Thales'le (MÖ 624-MÖ 546) de arkadaş olduğu söylenir. Mitolojik hikayelerin birçoğu ödünçlenme, öykünme ve uydurma olduğu için tarih uyuşmazlıklarıyla sıkça karşılaşırız.]. Spartalılarda kadın-erkek eşitliğini savunur ve ona göre yasalar koyar. Böylece Spartalı kadınlar da askeri eğitimden geçer, spor faaliyetlerinde bulunur. Hatta evlenecekleri erkeğin kendilerini güreş dahil spor yarışmalarında yenmelerini isterler. Oysa Lykurgos, Turovalıların müttefiki ERPATALARIN (Amazon) destanlarından etkilenip bu yasaları getirmişti.
Atalanta ile Peleus, Pelias'ın cenaze oyunlarında güreşirken. MÖ.500–490
BANU ÇİÇEK, KAHKALARLA GÜLDÜĞÜNÜ DUYUYORUM ;)
Grek kültüründe "güçlü, savaşçı kadınlar" yokken,
eksik kalmasınlar diye kendilerine bir tane uydurmuşlar.
Peki Peleus kimdi?
PELEUS, TELAMON'un kardeşi ve AKHİLLEUS'un (Aşil) da babasıydı. Salamis Kralı TELAMON ise TUROVA Kralı PİRİM'in (Priamos) kızkardeşi ESİN ENE'yi (Hesione) Turova'ya yapılan ilk saldırıda savaş ganimeti olarak alıp götüren kişiydi ve ondan olma oğlu YEĞEN TÜRKER'in (Teucer) de babasıydı. Turovalıların atalarının adı da TÜRKER'dir ve ona saygıdan dolayı (ATA KÜLTÜ) kendilerini her zaman TÜRKER olarak adlandırmışlardır.
YEĞEN TÜRKER her zaman bir ASYALI olarak görülmüş ve betimlemelere de yansıtılmıştı. Turova Savaşı'nda Akhaların tarafında yer alan ve de OKÇULUĞUYLA da ün salan Yeğen TÜRKER kıyafetleri ve sadağıyla İSKİT/SAK TÜRKLERİ gibi betimleniyordu. YAYI ise TÜRK TİPİ YAY'ıydı.
Görsel İlyada'dan; Babadan kardeşi olan BÜYÜK AYAZ (Ajax) kalkanıyla YEĞEN TÜRKER'İ
TUROVA TEGİN'i EKE TUR'UN attığı kayalara karşı korumakta.
Ancak Eke Tur yine de kuzeni Yeğen Türker'i yaralamayı başarır.
27 Nisan 2021 Salı
The Etymology of Haakon and Earl is Turkish
The origin of this name/word "Hakan" is Turkish, and the meaning is not as they (picture above/wiki) say.
The meaning is "ruler, leader", as today "king".
Turks (7th-8th c) did use the title Hakan before the Scandinavians (10th c) did.
Hakan was also used by the Hun-Turks, which they came to Scandinavia after the death of Atilla the Hun (d.453), and then begins also the age of the Vikings. So, not every Viking was a Scandinavian blood 😉
The word/title "Earl", as in "Earl Haakon Sigurdsson of Norway (937-995)" is also Turkish of etymology.
It was used by the Turkish tribes (even in BC. times) long before the Germanic tribes was using.
So, it is not Germanic as the Oxford English Dictionary says! Or Proto-Norse as the wiki says!
"They" say it comes from Eril (Er-il) > Lord of the country
BUT... It is Turkish.
* Er = Man, lord, ruler, master.
* İl / El = County, province, state.
* Erilaz = Er İl As (Turkish, As is also a tribe name; "Leader of the As County")
> The Scythian-Turks,
> Hun-Turks, Avar-Turks, Khazar-Turks;
> Kipchak (Polovets)-Kuman (Cuman)-Turks, Pecheneg-Turks
in Europe....who was assimilated among Germanic, Celtic, Anglo-Saxon, Fin-Ugor, etc., tribes.
SB
"What indeed was this ‘European’ identity? The early medieval culture that ultimately gave rise to modern European nation states was brought about by a fusion of Hunno-Danubian (i.e. eastern Eurasian culture of the steppe brought to the west by the Hunnic Empire and the Alans) aristocratic culture and the surviving residues of Roman civilization in western Eurasia. The elite of the Frankish, Burgundian, Ostrogothic, Lombard and other states in the West patronized this hybrid culture that later became the dominating ethos of medieval ‘Europe'.... It has also been argued that many of the leaders of post-Roman Europe were either Hunnic or mixed Hunnic in origin. The Huns certainly did not just disappear into oblivion. They left visible political and cultural traces that facilitated the transformation of Roman Europe into early medieval Europe."
Hyun Jin Kim - The Huns
I find this article (Were there Huns in Anglo-Saxon England? Some thoughts on Bede, Priscus & Attila, by Dr. Caitlin R.Green / link) also a progress; Accepting "a Hun-Turk as ancestor"...
But "ancestor" is not the only thing, we can also trace with art & traditions, plus the using of Turkish alphabet (Scythian-Hun/Turk) and transforming it into "futhark", as they call (German tribes had no writings before Huns, south part did use Latin alphabet with Roman Emp., but literacy rate was also very very low). One of the letter in "Futhark", and after that in "Anglo-Saxon alphabet", has the same meaning as the letter (tamga=mark) in Turkish alphabet (Orhon insc.), and that is "home, land", which is very important in humans life... So, not only as "ancestor" had the Turks an impact on German and Celt tribes, but also with social life and civilization.
Semra Bayraktar
Don't underestimate the power of Turkish and Turks
Beudos - Bediz
Kapadokya "Güzel Atlar Ülkesi" mi demek?
Kapadokya bölgesi de dahil tüm İç Anadolu MÖ 13.yy Mısır yıllıklarında "Hatti Ülkesi" anlamında "Khita" ya da "Khatti" olarak geçer. II.Ramses ile II.Muvatalli arasında yaklaşık MÖ 1274 yılında gerçekleşen Kadeş Savaşı'nı kaydettiren II.Ramses Hititlerin ülkesinden "Khita-ülkesinin kralı.." diyerek bahsettiği Hatti Ülkesi'dir. Anadolu'nun yerlisi olan Hattilerin ülkesini 1700'lerde işgal eden Hititler bile ülkelerinden bahsederken Hatti sözünü kullandığı gibi Hattilerin başkenti Hattuşa'dan türetilmiş kral adları almışlardı. Hitit sözünün bile Khita/Khetta sözünden 20.yy'da uydurulduğu bilinmekle birlikte, Hititler kendilerine asla Hitit dememiş, "Nesili, Nesi dili konuşanlar, Neşalılar" demişti.
Hititlerin MÖ 12.yy'dan sonra tarih sahnesinden silinmeleriyle Kapadokya bölgesinde, MÖ 9.yy Asur kaynaklarına göre, Tabal Krallığı bulunmakta. Anadolu'dan ayrılan bazı Taballar da önce Kafkas İberya'ya, oradan da İber Yarımadası'na giderek bugünkü Baskların (Euskara) atalarını oluştururlar. Hatta İber sözünü de İber Yarımadasına onlar götürmüştür. Taballar, Kaşka ve Muşkilerle de soydaş gösterillir. Kaşkaların Hattilerin Ay Tanrısı Kaşku'dan dolayı Hattilerin devamı oldukları düşünülür ki bu hiç de mantıksız değildir. Çünkü Hititlerin gelmesiyle Hattiler yok olmamış ve birçok Hattili kuzeye yerleşmiştir. Hitit döneminde ise bu topluluğa Kaşka denilmiştir.
Bugün Kafkas halklarının kökenini Hatti, Kaşka, Muşki olarak gösterenler bir bakıma haklıdır. Ancak Kafkas akademisyenlerin dile getirdiği gibi bunlar (Ata Hatti, Ata Kaşka, Ata Muşki) özünde Kafkas topluluklarından değildir. Sonradan Abhaz-Çerkes ve Laz topluluklarının atalarından biri olmuşlardır. Hattilerin dili Türkçe gibi eklemeli dil sınıfındansa Kaşkaların da aynı dili konuştuklarını varsaymak yanlış değildir. Kaşkalar ile Muşkiler aynı zamanda Sak-Türk boylarından kabul edilir ki adları Kaşka-y (Gaşgay) ve Meşe-Mişer olarak bugün dahi Türk dünyasında yaşatılmaktadır.
Hattilerin ülkesi MÖ 13.yy Mısır kaynaklarında Khita-Khata olarak anılırken MÖ 5.yy'da Katpatuka'ya dönüşmüş. Bu aradaki 800 yılda kültür ve gelenek gibi çok şey değişir, dil bile... Pers kralı Darius tarafından 3 dilde yazdırılan Behistun yazıtında Kapadokya'nın Persecesi "Katpatuka", Elamcası ise "Ka-at-ba-du-kaš" olarak geçmektedir. Ancak, Katpatuka sözünün anlamı "Güzel Atlar Ülkesi" değildir. Çünkü Persce "Güzel Atların Ülkesi"nin karşılığı Huwaspadahyu olarak verilir ki Huwaspa- ile Katpa- arasında sesdeşlik bile yoktur. Ahamenişler de tıpkı Hititler gibi işgal ettikleri toprakların önceki adlarını kullanmıştır.
Pers (Ahameniş, MÖ 550-330) öncesinde bölgede at-katır ticareti yapılmakta olduğundan Katpatukka sözünün anlamına da "Güzel Atlar Ülkesi" yakıştırması yapılmış. Oysa bölgenin adındaki Kat (Khatti/Khita) Hatti anlamındadır, yani bu adı ve "Güzel Atlar Ülkesi" anlamını veren Persler değildir, çünkü...
MÖ 7.yy'da bölgeye yerleşen Kimmerlerin at ve katır ticareti yaptıkları Eski Ahit'te anlatılır. Bölgenin Bey'i olan Togarma aslında Kimmer Türklerindendir. Çünkü Togarma, Gomer (Kimmer)'in oğlu olarak geçer. Yani Perslerden 250-200 yıl önce Kimmerlerin at ve katır yetiştirmelerinden kaynaklanan bir anlamlandırmadır "Güzel Atlar Ülkesi". Strabon (11.13.2) Perslere ödenen verginin bile at, katır ve koyun olduğunu belirtmekte ki Kapadokya halkı Roma İmparatorluğu döneminde de vergisini at ile ödemeye devam etmiştir.
Kapadokya'ya yerleşen Kimmerlerle birlikte bölge Kimmerlerin Ülkesi anlamında Gomer ya da Gamirk olarak da birçok kaynaklarda yer alır. Bu sebeple de Eski Ahit'te Kapadokya olarak değil, Togarma Ülkesi anlamında "Beyttogarma (Bit=Ülke + Togarma)" olarak geçer. Demir Çağ döneminin Tabal (Tubal) ve Kaşkaları (Chalybs) ile bölge "Demircilerin/Madencilerin Ülkesi" anlamında da kullanıldı. Çünkü Taballar ile Kaşkalar (Chalybs) demir-çelikten silahlarla madeni eşyalar üretip ticaretini yapmaktaydı. Hatta Komana (Gümenek-Tokat) kenti çelik silahlarıyla ünlüydü ki, kentin içinde bulunduğu Pontus bölgesi (ki Kaşkaların da yaşadığı bölge) bile bu sebeple "Cappadokia Pontus" olarak anıldı.
Özetle, Katpatukka'dan türetilen Kapadokya "Güzel Atlar Ülkesi" anlamında değildir. Bölgenin adı Hattiler'den gelir, ancak adını MÖ 7.yy'da at yetiştiren Kimmerlerle birlikte "Atların Ülkesi" olarak ün yapmıştır ki Katpatuka sözcüğünün atlarla hiçbir ilişkisi yoktur. Ayrıca kronolojiye göre Kimmerler Perslerden önce bölgede yerleşik yaşamaktadır.
Semra Bayraktar
Kaska (Gaska-Kaskian) - Togarma (Tegarama) - Cimmerian - Scythian > Turks
EK:
Tabal Krallığı'nın vergilerini at ve katır ile ödemesine dair yazıt
Scythians and Kushans are Turks
Scythian Turks at festivity
Buner Reliefs, 1st c BC - 1st c AD / Pakistan / Cleveland Museum of Art.
"This was followed by the conquest of Sakas or Scythians and Kushans (120 BC - 200 AC). Scythian remains unearthed at Banbhore (the old port of Debal) indicate that they had advanced far to the south of Sind. Both Scythians and Kushans were of Turki origin and they conquest also brought in Sind the cult and culture of the Turki tribes. Later, the great Kushan Emperor, Kanishka, became the champion of Mahayana Buddhism which spread into Sind during 100 BC - 100 AD.
Kanishka's third successor Vasudeva ruled Upper Sind and the Indus territories. His coins have been found at Mohenjo-Daro. The Turkish influence was strengthened under the Parthian kings (50 AD-200 AD). The coins of the Parthian king Gondophanus (47 AD?) and his successors have been found in Seistan, Kandhar and Sind. The Turkish influence was further strengthened under the Epthalites and the White Huns (4th -5th c AD). Under the White Huns, Buddhism suffered a heavy blow."
Dr Nabi Bakhsh Khan Baloch
Sind a Historical Perspective, from Ancient times to 1970's
Vice Chancellor of University of Sindh / Pakistan
"Sakalar/İskitler ve Kuşanlar Türk kökenlidir."
İskitleri taklit eden Grekler
700 yıl boyunca anakaradan uzak yaşayan Olbia Grekleri bölgenin yerlisi İskit-Türklerinin kültürüne de adapte olmuştu.
Bursalı Dio (MS 1.yy) Olbia'da geçirdiği dönemde 18 yaşındaki uzun boylu Kallistratus'un ata binişini şöyle tarif eder:
"Kemerinden asılı büyük bir süvari kılıcı vardı ve pantolon dahil İskit giysilerinin geri kalanını da giyiyordu; ve omuzlarında Borysthenes halkında olduğu gibi ince, kara bir pelerin asılıydı."
Ancak İskitler'de pelerin yoktur, bu kültür ya başkalarına ait ya da Romalılardan kalmış olmalı. Herodot 4.107'de İskitlerin geleneklerine göre yaşayan ve "karalar giyen" anlamında Melankhlenos'dan bahseder, ama Dio'nun aktardığı gibi bir pelerinden bahsetmez. İskitleri taklit eden Olbia Grekleri saçlarını da uzattıkları gibi artık Grekçede konuşmuyorlardı. Dio bu durumu "barbarların arasında yaşadıkları için" diye açıklamakta.
Semra Bayraktar
Leoksos Steli - MÖ 500-480
Bir yüzünde sadağın içinde yay ve oklarıyla İskit-Türkü,
Diğer yüzünde mızrağı ile çıplak bir Grek.
Yazıtında: "Evden uzakta ölen Molpagores oğlu Leoxos"
1895 de Olbia'da bulundu / Kherson Müzesi- Ukrayna
NOT: Karadeniz'de MÖ 7.yy'da koloni kuranlar anakara Yunanistan'dan değil, Anadolu'dan, Miletos'tan gitmişti !
İskit Graffitisi Keramikos-Atina
Scythian-Turk Graffito from Athenian Kerameikos / kaynak:
İskit Sikkeleri
"Türk Eskiçağı’nın en eski sikkeleri İskitler'e aittir. MÖ. 5. yy. ile MÖ. 3. yy. arasındaki zaman dilimine tarihlenen devrede Karadeniz ve Trakya bölgesinde İskit krallarınca İskit hâkimiyeti altındaki şehirlerde bastırılan çok sayıda sikke mevcuttur."
"...Sikke üzerinde resmedilen süvarinin açıkça belli olan İskit giyim tarzı görmezden gelinerek İskit süvari için, "binici"; İskit-Türk başlığı için de "Pers başlığı" şeklinde yanlış bir teşhis ve isimlendirme yapılmıştır."
Hamza Şeker
İSKİT SÜVARİ TASVİRLİ ÜNİK DRAHMİ
Art-Sanat Dergisi, Cilt 0 , Sayı 4 , Oca 2015 /link
Figür 19 için NOT - SB:
ATAİS aslında ATAİL'dir ve İLİN ATASI anlamındadır. ATAİL Makedonya Kralı II.Philip (İskender'in babası) ile giriştiği savaşta MÖ 339'da 90'lı yaşlarında ölmüştür. İskit kralları kendilerine İL BAŞI demektedir ki bu da Grekçeye BASİL > BASİLEUS olarak geçmiştir. Sözcük Türkçe kökenlidir.
Mızrak Atan İskit Kralı Tasvirli Kerkinitis Bronz Şehir Sikkesi
Hamza ŞEKER
Turanî kavimlerden oldukları tarihî (1) (Herodotos 2011: 298; Tarhan 2002: 904) ve arkeolojik delillerle sabit bulunan İskitler'in en ayırt edici özellikleri olan "pantolonlu İskit=Türk savaşçı tipi"ne ait literatürde mevcut bulunan sikke örnekleri maalesef çok sınırlı sayıdadır. Yayınlanmış örnekler içindeki en erken tarihli İskit savaşçı tasvirli sikke olan Kyzikos elektron hektesinden (2) başlayan bu eşsiz sikke tiplerinin farklı sürümlerinin toplam sayısı sadece dokuz adettir (Şeker 2015: 55, dipnot 3). Bu sebeple bu önemli sikke tiplerinin her bir örneğinin detaylıca incelenip tanıtılması gerekirken Türkiye'de İskitler üzerine çalışmaları bulunan araştırmacıların hiçbirisi bu konuya eğilmemiştir. Üstelik ülkemizde İskitler'e dair birçok çalışmaya imza atmış isimlerden olan bir araştırmacı antik literatürde isimleri zikredilen Skyles, Eminakos, Ataias, Kanites, Sariakus, Skilouros vs. gibi İskit krallarının isimlerini taşıyan gümüş ve bronz sikke örneklerinden bile habersiz olup İskitler'e ait olduğu kesin olan yayınlanmış bir İskit sikkesinin bulunmadığını ileri sürebilmektedir. (3)
... Sikkenin Türk Eskiçağı=İskit nümismatiği için önemi ...
Ön yüz: Dairesel bordür içinde kula başlıklı şehir ilâhesinin sola dönük başı.
Arka yüz: Arka ayaklarıyla bir çizgi üzerinde durarak şaha kalkmış eyersiz at üzerinde İskit kralı sağ eliyle tuttuğu mızrağıyla karşıya doğru hamle yapar şekilde tasvir edilmiştir. Yaşlı, sakallı ve uzun saçlı olduğu görülen kral; "İskit savaşçılarının tipik giyim tarzı olan kaftanvari ceket, pantolon ve çizme" giymiş olup kralın belinin sol kısmında yay'ının bir bölümü görülmektedir. Kralın muhtemelen keçe külâh şeklinde bir başlık takmış olduğu da anlaşılmaktadır. Atın alt kısmında KAPK(I); kuyruğunun üstünde de magistirat adının kısaltması olan HPON lejandı seçilebilmektedir. MÖ. 350-340 yıllarına tarihlenen bu bronz sikke 6.03 gr ağırlığa sahip olup 22 mm ölçüsündedir.
... Ataias didrahmisindeki ok atan yaşlı süvari Ataias'ın kendi tasviri ise çalışmama konu olan Kerkinitis bronz şehir sikkesinde resmedilen mızrak atmaya hazırlanan yaşlı süvari de bir İskit kralının=sikkenin tarihlemesi dikkate alınınca Ataias'ın bizzat kendi tasviri olmalıdır.
Mızrak Atan İskit Kralı Tasvirli Kerkinitis Bronz Şehir Sikkesi
Cercinitis Bronze City Coin With Spear-Throwing Scythian King Depiction
Hamza ŞEKER
Tarih Okulu Dergisi (TOD) Journal of History School (JOHS)-Aralık 2015, Yıl 8, Sayı XXIV /link
Dipnotlar:
1 Gören gözler için açık bir hakikat olan bu durumun ilmî tartışmalarına burada girmek gereksizdir. Horoz resminin altına horoz yazılmayacağının en iyi izahlarından biri de bu konuda gizlidir.
2 Şeker 2015: 60, fig. 2.
3 Gömeç, Saadettin, Çar İskitler Üstüne, Tarihin Peşinde, 2/3, 2010.
8 Sikke basımının genel olarak yöneticilere has bir imtiyaz olduğu bilindiğine göre sikkeyi bastıran kişinin -ben burada "kral" ünvanını kullanmayı tercih ettim- sikke üzerine kendi tasvirini koydurması gayet normal ve çokça rastlanan bir hakikattir. Bu çalışmanın levhalar bölümünde en seçme örneklerini verdiğim "pantolonlu İskit süvari" tasvirli tüm sanat şaheserlerinin yönetici sınıfa ait kurganlardan çıktığı bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla bu eserlerin üzerinde yer alan tasvirlerin yönetici konumundaki kişilere ait bulunduğu kuvvetle muhtemel olduğuna göre bu tasvirlerin bire bir benzeri durumundaki fig. 1 ve 2'de yer alan bronz sikkelerde resmedilen "pantolonlu İskit süvari"de bir İskit kralının=sikke tarihlendirmesine nazaran o tarihlerde İskitler üzerinde tek kral olarak hüküm süren Ataias'ın bizzat kendi tasviri olmalıdır.
***
Horsemen-warrior Scythian civilization, which dominated a large geographical area from the Eastern Turkistan to Europe for about 10 centuries in the ancient history, is very significant for the history of the world and the Turks. “Horsemen-archers that wear trousers” had permanent impressions on the vast geography they ruled; they demonstrated their unique “Central Asian” characteristics perfectly in many fields from war tactics to works of art. Many Scythian works of art that depict trousers, undoubtedly invented by Turkic tribes in order to facilitate riding horses, and the warriors wearing them have reached all the way up to now. Unique coins, which are unfortunately represented with very few samples, should be added to the examples. However, these samples of coins have not received the attention they deserved; the subject has been guided to different fields due to wrong identification and naming except few rational numismaticts. The purpose of this article is to redefine and publicize unique silver coin type, which has been one of the oldest samples of the “Bow carrying Scythian=Turk warrior wearing trouser and felt cone” coins, which is the very basic characteristic of this great civilization, and has been the victim of wrong identification. The oldest coins of the Turkish Ancient Age belong to the Scythians. There are many coins minted between 5th century BC and 3rd BC in the cities under Scythian rule by the Scythian kings, in the Black Sea and Thrace regions.
Scythian Turks
İskit Coğrafyası
Kuzeydoğu istep bölgesi yüksek Pamir, Tiyen-Şan, Altay dağ kolları ve Batı Türkistan üzerinden batıya ve Aşağı Tuna bölgesine kadar bütün Güney Rusya'ya yayılmaktadır. Batıda Silezya'ya kadar uzanan bu bölgenin Doğu Türkistan ve Gobi bölgesiyle olan bağlantısı doğudaki çok sayıda geçitle kurulabilmektedir. Bu bölgenin doğusunda geniş çöller vardır.
Öte yandan batıda, doğunun aksine oldukça verimli topraklar bulunmaktadır. Daha eski zamanlarda bu bölgenin kuzeye doğru bataklıklar ve sık ormanlarla kaplı olduğu bilinmektedir. Güneye doğru uzanan geniş sahalar Hazar denizi ve Karadeniz, geri kalan kısımlar ise İran'daki dağlık arazinin yükselen dağ dalgaları ve Kafkas silsilesiyle sınırlanmıştır. Batı Türkistan istep bölgesi ile İran'daki dağlık arazi arasında nispeten sıkı bir bağlantı bulunmaktadır.
İskitler yukarda adı geçen coğrafyaya yayılmışlar, hatta onlar, Herodotos'un bildirdiğine göre yirmi sekiz yıl Yukarı Asya'da hakimiyet kurmuşlardır. İskitlerin Ön Asya'da Filistin'e kadar gittikleri de düşünülürse, ne kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış oldukları anlaşılır.
İskitlerin bu kadar geniş bir coğrafyada tek hükümdar tarafından idare edilmelerinin zorluğu ortadadır. Bundan dolayı idari yapıları yayıldıkları coğrafyanın genişliğinden etkilenmiştir. Askeri teşkilatları da onların sürekli yeni topraklar elde etmeleri ve farklı kavimlerle mücadeleye girmeleri sonucunda gelişmiştir.
İskitlerin askeri yönden gücünü antik yazar Thukydides İskitlerle Avrupa devletleri teker teker ele alındığı takdirde, Asya da dahil hepsi birleşmiş halde hareket ederek İskitlere karşı durabilecek bir kavmin olmadığını belirtmektedir. Buradan İskitlerin askeri yönden ne derece güçlü olduklarını anlayabilmekteyiz.
İlhami Durmuş
Türk Devletlerinde Kültür ve Sanat - İskit Kültürü
Türkler Ansiklopedisi, Cilt 4
Birbiriyle savaşan Saklar (İskitler)
Solokha Kurganı MÖ 5.yy-4.yy - Hermitage Müzesi.
İskit bir çeviri sözüdür, Scyth > İskit yapılmış. Onların adı Sak (As) ve Guz (Oğuz)'dur.
Asur kaynaklarında İsh/Ash-guz, Çin kaynaklarında ise Sai olarak geçerler.
SB





























