world history etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
world history etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2014 Pazar

Turkish States in History






16 Turkish States on Presidential Flag

16 stars around the sun is called "Presidential Coat of Arms".
In the middle the sun, symbolize eternity, thus Republic of Turkey, 
and the 16 stars symbolize indepented Turkish states in the history.

Büyük Hun İmparatorluğu (M.Ö. 204-M.S. 216)
Great Hunnic Empire ( 204 BC - 216 AD ) Xiongnu

Batı Hun İmparatorluğu (M.S. 48-216)
Western Hunnic Empire ( 48 - 216 AD )

Avrupa Hun İmparatorluğu (M.S. 375-469)
European Hunnic Empire ( 375 - 469 AD ) Hunnic Empire

Ak Hun İmparatorluğu (M.S. 420-552)
White Hunnic Empire ( 420 - 552 AD) Hephthalite

Göktürk İmparatorluğu (M.S. 552-745)
Kokturks Empire ( 552 - 745 AD)

Avar İmparatorluğu (M.S. 565-835)
Avar Empire ( 565 - 835 AD) Avar Khaganate

Hazar İmparatorluğu (M.S. 651-983)
Khazar Empire ( 651 - 983 AD ) Khazar Khaganate

Uygur Devleti (M.S. 745-1368)
Uighur State ( 745 - 1368 AD ) Uyghur Khaganate

Karahanlılar (M.S. 840-1212)
Karahanids ( 840 - 1212 AD) Kara-Khanid Khanate

Gazneliler (M.S. 962-1183)
Gaznavids ( 962 - 1183 AD)

Büyük Selçuklu İmparatorluğu M.S. 1040-1157
Great Seljukid Empire ( 1040 - 1157 AD )

Harzemşahlar (M.S. 1097-1231)
Harzemshahs ( 1097 - 1231 AD ) Khwārazm-Shāh dynasty

Altınordu Devleti (M.S. 1236-1502)
Golden Horde State ( 1236 - 1502 AD )

Büyük Timur İmparatorluğu (M.S. 1368-1501)
Great Timur Empire ( 1368 - 1501 AD ) Timurid Empire

Babür İmparatorluğu (M.S. 1526-1858)
Mughal Empire ( 1526 - 1858 AD)

Osmanlı İmparatorluğu (M.S. 1299-1922)
Ottoman Empire ( 1299 - 1922 AD)


And it was also used in 1922 
On Atatürk's car when he entered İzmir.
It is in ANITKABIR - ANKARA





of course this is not complete....
like "the Mamluk Turks" or Scythians , Parthians must be here also


BÜYÜK PART TÜRK DEVLETİNİ KURAN ATALARIMIZ





VASE WITH HERALDIC DOUBLE HEADED EAGLES
12TH C
SELJUK TURKS
Found in North Syria


BUT IN LOUVRE!









_______________________








18 Ekim 2014 Cumartesi

Carthasis, İskitler ve Büyük İskender



"TÜRKLER, GÜNEŞİN DOĞDUĞU YERDEN BATTIĞI YERE KADAR HAKİMDİRLER" ve "CARTHASİS"


Kaynaklarda "İskit kralının kardeşi CARTHASİS" diye geçen "Carthasis" aslında "KARDEŞİ" kelimesinin kendisidir.


Yanlış kullanım sonucu kaynaklarda:

1 - "They were led by Carthasis, brother to the Scythian king..." - "İskit kralının kardeşi Carthasis tarafından...."

The Macedonian Empire: The Era of Warfare Under Philip II and Alexander the ...: James R. Ashley


2 - "... whose name was Carthasis..." - " ..adı Carthasis olan..."

The History of Alexander : Quintus Curtius Rufus


3- Quintus Curtius'un İskender kitabının 36.sayfasında da aynı ifade vardır." İskit kralı kardeşi Carlofis ..." ( yani Carthasis) 


Büyük İskender'in karşılaştığı "Carthasis" İskit kralının kardeşidir evet, ama "kardeşi" - "kardaschi" kelimesi carthasis olarak okunup yazılınca, Türk Dilini bilen/bilmeyen, bilinçli/bilinçsiz "Kardeşi" kelimesini bir "ad" olarak tarih kitaplarına geçirmiştir.




Kelimenin "Kardeşi" olduğunu bildiren Almanca kaynak:
Die Türken und das Osmanische Reich....
Eugen Oberhummer - e-book


SB
............





"TÜRKLER, GÜNEŞİN DOĞDUĞU YERDEN BATTIĞI YERE
KADAR HAKİMDİRLER."


Quintus Curtius 'in " İskender " kitabında :

İskender Makedonya'dan çıktıktan sonra 328 lerde Semerkant civarında bir yere gelir ve Sakaların komutanı kendisini karşılar. Komutan kendisine şöyle der ;

'' Buraya dost olarak geldiyseniz mesele yok, sizi ağırlamaktan şeref duyarız. Yok düşman olarak geldiyseniz , unutmayın ki biz sizinle Tuna'da hemhududuz."


İskitler ,Sakalar veya Divan-ı Lügati Türk'te, İskender'in karşılaştığı Chou'lar , hepsi aynı millet . Buradan da şuraya varıyoruz, demek ki M.Ö.7 .yy'da Zeki Veli Togan'ın dediği gibi Macaristan ovalarından Çin sınırına kadar uzanan yekpare bir Türk İmparatorluğu var. 


Prof.Dr.Dursun Yıldırım
Hacettepe Üniv.Öğr.Üyesi
Türk Kültürünü Araştırma Ens.Başkanı




Bahsi geçen kitap Quintus Curtius- İngilizce:
Quintus Curtius - His History of the Wars of Alexander,
vol 2 (1714) 
Translated by John Digby : e-book











Mispronunciation of Kardashi (Kardeşi / Brother) , mislead everyone, and they used as a person's name in books : Carthasis....


Scythians in the east are called Saka, and on the border nearby Samarkand, Alexander the Great meet the Saka King:

"Besides, you have no occasion for friends, of whose benevolence you doubt. Now in us you will have incorrubtible guardians both of Asia and Europe : there is only the Tanais between us and Bactria , and beyond the Tanais, we extend our selves as far as Thrace, and Thrace is said to border upon Macedonia. Thus, you see we are your neighbours in both your empires, consider therefore, whether you will have us for your friends, or your enemies."

Quintus Curtius - His History of the Wars of Alexander, vol 2 (1714) 


" In the 7th c BC, there was a Turkish Empire, with different names, from China to the Hungary plateau..."




//Scythians and Saka speaks Turkish.
//Scythians and Saka are the Turks.





ALL TURKISH PEOPLES, UIGHURS, KÖK-TURKS,OTTOMAN TURKS, BELONG TO THAT CENTRAL GROUP OF EURASIAN HUMANITY WHICH WE ARE CALLING "SCYHTIAN": Dr.Ida Bobula, Hungary





SB



27 Eylül 2014 Cumartesi

SUMER/KENGERLİ BİR ÖĞRETMEN ; LUDİNGİRRA



Ludingirra'nın Yaşamöyküsü*

Bu Öyküleri Neden Yazıyorum?

Ben bir Sumerli öğretmen, şair ve yazarım. Yaşım yetmiş beşi bulduğundan öğretmenliği bıraktım çoktan ; fakat şairlik ve yazarlığım ölünceye kadar sürecek herhalde.

Bu yaşamöykümü daha çok gelecek kuşaklar için yazmaya başladım. Bizim ulusumuz, dilimiz, geleneklerimiz, sosyal yaşantımız, sanatımız unutuluyor artık.

Bu güzel ve uygar ülkemize her taraftan göz diktiler. Göklere uzanan basamaklı kulelerimizin görkemli tapınaklarımızın, arı gibi işleyen çarşılarımızın, her tarafa ulaşan kervanlarımızın, dümdüz uzanan yollarımızın, bol ürün veren tarlalarımızın, nehirlerimizde ve açtığımız kanallarda salına salına yüzen teknelerimizin, dolup taşan iskelelerimizin, her tür bilgiyi veren okullarımızın ünü uzak ülkelere kadar yayıldığından; ilkel olan bu ülkelerin halkı kıskandı bizi. Fırsat buldukça üzerimize saldırdılar. Kentlerimizi yakıp yıktılar. Biz yaptık, onlar yıktılar, biz yaptık, onlar yaktılar. Halkımız, hatta krallarımız tutsak oldu. Ailelerimiz dağıldı. Tarlalarımız, bahçelerimiz bakımsızlıktan kurudu ; hayvanlarımız açlıktan öldü ve böylece kökü binlerce yıl önceye dayanan ulusumuz yoruldu, dayanamayacak hale geldi ve içimize yavaş yavaş sızıp bizi yiyen yabancıların kucağına bırakıverdi kendini.

Onlar yönetiyor bizi şimdi. Topraklarımıza ilkel geldiler; sayemizde uygar olmaya başladılar. Ne yazıdan, ne tarımdan, ne sanattan, ne dinden, ne okuldan, ne attan, ne arabadan, ne aydan, ne yıldan haberleri vardı. Hepsini bizden öğrendiler. Sonra da "biz yaptık, biz bulduk" diye övünmeye başladılar. Hep korkuyorum, bir gün gelecek, adımız da uygarlığımız da unutulacak. Biz ne yaptık, ne başardıysak hepsini onlar üstlenecekler.

Bu durum beni yıllardan beri üzüyordu. Ben küçük bir adamım, bunu önlemek elimden gelmez diye yakınıyordum. Bir gün birdenbire aklıma geldi. Ben bir yazar olduğuma göre; ulusumuzun bulduklarını, başardıklarını, geçmişimizi, geleneklerimizi, ne kadar uygar olduğumuzu, gerek Sümerliliklerini unutmaya başlayan gençlerimize, gerek daha gelecek kuşaklara neden yazılarımla bildirmeyeyim dedim ve yaşamöykümü yazmaya karar verdim. Böylece her tarafa, herkese her çağda ulaşacağımı umut ediyorum.

Çocukluğumdan bugüne tüm yaşantımı anımsamanın, ulusumuzun binlerce yıllık geçmişini çıkarıp hepsini bir araya toplamanın pek kolay olmayacağını tahmin edersiniz herhalde. Fakat ben bu yaşa kadar birçok olaya tanık oldum. Arşiv ve kitaplıklarda araştırma yaptım. Büyüklerimden, çevremden bilgiler topladım. Şimdi bu biriken bilgilerin ışığı altındai yaşama ait hatırlayabildiğim anılarımla birlikte ulusumuzun başından geçen acı tatlı olayları, gelenek ve göreneklerimizi, inançlarımızı, Tanrılarımızı size tanıtmaya çalışacağım. Şiirlerimizden,destanlarımızdan, masallarımızdan örnekler vereceğim. Bunları, sizi sıkmadan okutabilirsem ne mutlu bana!

Bizim uygarlığımı belki binlerce yıl sonra yaşayan insanlara da geçecek. Bizim attığımız temeller üzerine yenilerini koyacaklardır. Ah! Onlar da bizi hatırlayıp bıraktığımız kültür mirasları için teşekkür edebilseler!...


Muazzez İlmiye Çığ
Ludingirra'nın Yaşamöyküsü

_______________________


*Bu hikayenin yazıldığı tablet Sultantepe'de yapılan bir kazıda MÖ.8.yüzyılda yaşamış bir rahibin arşivinde bulundu. 1000 yıl sonra bu hikayenin devam ettiğini, edebi eser olarak okunduğunu görüyoruz.

Sultantepe Höyüğü, Şanlıurfa ili'nin Harran İlçesi, Kötüçay ile Kömürcü Dere arasında, Sultantepe Köyü'nün hemen yanında yer alan bir höyüktür. Tepenin tabanda çapı 550 metre olup Urfa Ovası'nın en büyük höyüğüdür. İskit ok uçları da çıkmıştır.


Anadolu’da Bozkır Kökenli Toplumlar: Kimmerler ve İskitler
syf:145 - PDF



 Sultantepe

Şanlıurfa’nın güneydoğusunda yer alan Sultantepe Höyüğünde, 1951-1953 yılları arasında Nuri Gökçe ve Seton Lloyd tarafından yapılan kazıların üst tabakalarında, Helenistik ve Roma kalıntılarına rastlanılmış; alt tabakalarda bulunan Asurca tabletler bu höyüğün Yeni Asur Krallığı (M.Ö. 8-7 yy.) döneminde büyük bir kütüphaneye sahip olduğunu göstermiştir. 

Bu kütüphanede, başta destanlar olmak üzere, (Enuma-eliş: I.Tablet (No.1), II. Tablet (No.2), IV. Tablet (No.3-8), VI. Tablet (No.9), VII. Tablet (No.10-11), Gılgameş: VII. Tablet (No.14), VIII. Tablet (No.15), Irra/ Nergal: I. Tablet (No16), II. Tablet (No.17-18) , Zu: II. Tablet (No. 19), III. Tablet  ( No. 23), çeşitli edebî metinler, medikal metinler, kurgusal tarihleme ile ilgili metinler, eponim listeleri, büyü ve kehânet metinleri, tanrılar adına düzenlenmiş ilâhî metinleri yer almaktadır. Bu kütüphanenin içeriği göz önüne alındığında, Asurbanipal’in Nineve’deki kütüphanesi gibi bir kralî kütüphane olması muhtemeldir. 

Yeni Asur döneminde önemli bir kent olduğu anlaşılan Sultantepe Höyüğü, metinlerde “Huzirina” olarak adlandırılmaktadır.  Sultantepe’nin, Yeni Asurca tablet veren sınırlı sayıdaki höyüklerden biri olması itibariyle, hem çivi yazısı gelişimine hem de Anadolu arkeolojisi ve kültürüne katkısı yadsınamaz. Sultantepe Höyüğü kazılarında elde edilen tablet ve steller, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde ve Şanlıurfa Müzesinde teşhir edilmektedir



Nurgül YILDIRIM
Anadolu’da Bulunan Yeni Asurca Belgeler 



Oseberg Kurganı - Norveç



Oseberg Dokuma parçası
Atların Kuyrukları Düğümlü


Oseberg Kurganı - Norveç

834'de üst düzeyde varlıklı 2 kadın ölür, biri 80 diğeri 50 yaşındadır. Yaşlı olanın, Viking destanı Ynglingatal'daki ve Norveç'in ilk kralının büyükannesi olan Kraliçe ASA olduğu söylenir. Oseberg adı yakınlardaki ilçeden alır. Tepenin adı ise ASA'nın Dağı'dır.

Kurgan 834 gösterse de kemiklerdeki C14 araştırması 1220-1230 arasını gösterir ki, bulunan üç yüzük de aynı sonucu verir. Genç olanın Karadeniz'den geldiği ve köle olduğu varsayılır.

Bir gemi hazırlarlar. Mezar odası geminin arkasındadır.
İçini dokuma halılar ile döşerler. 
Kadınları yükseltilmiş yatağa yatırırlar.
Şahsi eşyaları olan ,giysi, ayakkabı ve taraklar dışında, mutfak, tarım ve gemi ekipmanları, çadırlar, yataklar, oyma hayvan başları, kızak ve at arabası da vardır.

Altı köpek ve iki inek dışında, (en önemlileri) 15 AT ile birlikte gömülmeleridir. Ayrıca dokumalardaki ATLARIN KUYRUKLARI DÜĞÜMLÜDÜR.

Kazı çalışmaları İsveçli Arkeolog Gabriel Gustafson tarafından 1900'lü yıllarda yapılmış. Gemi restore edilip 1926 yılında Oslo Üniversitesine konulmuş.

Kurgan için 834, içindekiler içinse 1230 tarihi verilir. Acaba C14 doğru bir sonuç mudur? Ya da... ihtiyar gömüldükten çok sonra genç gömüldüyse....Gizemli...

Sonuçta ne olursa olsun , onlar Vikinglerin ataları olan Türklerdendir. Çünkü bu şekildeki "Ölü Gömme Adeti" ile "Ağaçlardaki At Başları" Türk Kültürüdür. ASA - AS ise Türk boyudur ve Truva, Batı Anadolu ve Azerbaycan ile de ilgili (Assuwa, Asia, gibi). İskandinav kavimlerin arasına İskit, Hun ve Hazar Türklerinin karıştığı bir gerçektir. Zaten Viking Çağı da Hun ve Hazar karışımdan sonra başlar.



Kraliçe ASA ve oğlu Halfdan the Black
Yngling destanına göre, Agder Asa Haraldsdottir (? yakl 834 öldü) yarı-efsanevi, Norveç'e hükmeden yaşlı Viking Kraliçesi, Agder Krallığından, Halfdan the Black'ın annesi, Harald Fairhair'in büyükannesi.

Agder kralı Harald Granraude'ın güzelliği ile tanınan kızı Asa'ya, Vestfold'taki Borre Kralı Gudrod'un ilk karısının ölümü üzerine evlilik teklif eder ama babası reddeder, Gudrod Asa'nın babasını ve ağabeyini öldürür ve onu kaçırıp evlenir. Bir yıl sonra Halfdan the Black doğar . Bundan bir yıl sonrada Asa intikamını alır ve hizmetçisi kocasını öldürür. Borre krallığını üveyoğlu Olaf Geirstad-Alf'a bırakır ve oğlu ile Agder'e gelerek babasının krallığı yönetir. Asa yirmi yıl Agder'i yönetir ve tahtı oğluna bırakır. Oğlu da daha sonra baba tarafından olan ağabeyinden babasının krallığının yarısını talep eder. 

Halfdan the Black'teki "the Black" lakabı ona siyah saçlarından dolayı verilmiştir.










Oseberg dokuma parçasının çizimi
Ağaçlara asılan kurbanlar, At başları...

Gyor Tepe Türk Anıt Kompleksi - Kubarev'in kitabından


















Oseberg "Buda"
üzerindeki Damgalar Türk Tamgalarıdır.





Oseberg Kurganı


Halfdan the Black kurganlarından biri
Halvdanshaugen - Hadeland Folkemuseum




Oseberg At Arabasından detay


Oseberg Gemi detay




Odin







Kaynaklar:

* Hayvan kurbanları, 15 At, 6 köpek ve 2 inek ile ağaçlara asılan kurbanlar, At başları ve düğümlü At kuyruklarının olduğu dokuma için için: pdf

* kitap: Iron Age Myth and Materiality: An Archaeology of Scandinavia AD 400-1000- Lotte Hedeager - link

* birçok resim ile ayrıntı: link   /  link  /  link  /  link  /  link  /  link 

* link  /  link  /  link  /  link  /  link  /  link  /  link 

* farklı bölge buluntuları: link




İSKANDİNAV VE TÜRK / SCANDiNAViANS AND TURKS link

HEYERDAHL, ODİN, TÜRK link

ATLARDA KUYRUK BAĞLAMA link



PAZIRIK HALISINDAN DETAY - MÖ.4.yy - 3.yy
PAZIRIK BİR TÜRK HALISIDIR.


Kartaca-Tunus (MS.4.yy mozaiği)
Kuzey Afrika'da İskit ve hatta daha önceki dönemlerden Türk izleri görülür.
Hun, Avar boylarından kopup diğer kavimlere karışan Türkler de vardır.




______________





26 Eylül 2014 Cuma

HİTİT MURŞİLİ MUŞKİLİ ve TARHUNZAS







Hitit Kralı II.Murşili (MÖ.1320-1345) mührün ortasında, 
Hatti ülkesinin kralı, Tanrı tarafından kutsanmış, 
büyük Kral I.Şuppiluliuma'nın oğlu, 
Hatti ülkesinin kralı, kahraman.
Ugarit (Ras Shamra)- Suriye - MÖ.2Bin
Şam Ulusal Müze


*



1335 
Şuppiluliuma Filistin'den Hattuşa'ya getirilen tutsakların yaydığı vebadan öldü, yerine en büyük oğlu II. Arnuvanda geçti ancak onun da birkaç yıl içinde aynı hastalıktan ölmesiyle, Arnuvanda'nın kardeşi küçük yaştaki II. Murşili'nin krallık dönemi başladı. II. Murşili'nin tarihçesinde bu olay şöyle anlatmıştır: 

“Hitit ülkesinin düşmanları şöyle düşündüler: Hatti ülkesinin kralı kahraman bir kral idi. O düşman ülkelerini yendi. O tanrı oldu [öldü]. Babasının tahtına oturan oğlu, o da eskiden bir kahramandı. O hastalandı, o da tanrı oldu. Şimdi babasının tahtına oturan ise bir çocuktur. Hatti ülkesinin topraklarını koruyamayacak...”



1335 – 1315 
Şuppiluliuma'nın ölümüyle Anadolu ve Suriye'de Hitit otoritesi sarsıldı ve komşu vasal krallıklar isyan ettiler. II. Murşili Arzava'ya karşı sefere çıktı ve Arzava'yı yendi. Ahhiyava'ya sığınan Arzava kralı Hititlere teslim edildi. II. Murşili, Halep ve Kargamış kentleriyle, Mitanni ve Amurru tampon devletlerindeki statükoyu koruyarak, Suriye'deki Hitit egemenliğini sürdürdü.

Kaşkalar bu dönemde kabile düzeninden sıyrılıp merkezi yönetime yöneliyorlardı. II. Murşili Kaşkaları yendi ve Kaşka kralı Pihhuniya'yı tutsak etti. II. Murşili krallığı boyunca Kaşkalara karşı yapılan 10 sefer kaydedilmiştir. Bu seferler başarılı olmasına karşın, düşmanın göçebe niteliğinden ötürü hiçbirinde kesin sonuç alınamamıştır.

II. Murşili kendi dönemini geriye bakışlarla anlatan bir tarihçeyi tabletlere yazdırdı.

link



*


Ayrıca :

Hitit Devleti’nin son dönemlerinde doğu sınırları yakınlarındaki bir Kaška kenti olan Pahhuwa’da, Mita isimli bir isyancının ortaya çıktığı görülmektedir. 

Bu kişi, Anadolu’yu istila etmeye çalışan Asurluların kaynaklarında Muškili Mita olarak geçmektedir. Muški isminde geçen šk etimolojik bağlantısı akla Kaška’yı getirmektedir. 

Bu neticede Kaškaların Hitit Devleti’nin son bulmasıyla birlikte Muški yerleşim alanları olan Orta Anadolu’ya kadar yayıldıkları düşünülebilir. Ayrıca Mita ismi Hitit Devleti’nin çökmesinin ardından birkaç yüzyıl sonra bölgede merkezi bir devlet kurmayı başarmış Friglerin mitolojik kralı Midas’ı da akla getirmektedir....


*

Muşkilər İskit kavmi idi....
EXCALİBUR sözü Anadolu'da yaşamış XALUB (diğer adları GARGAR, TİBAREN, ALAZAN) İskit boylarıyla alakalıdır. Bu Xalub'lar Samsun etrafında oturur, bakır üretir ve silah yapırdılar. Hitit yazılarında geçen KASKA'lardır.


Elşad ALİLİ -Azerbaycan




YAZILIKAYA KILIÇ TANRISI NEGRAL, 
İSKİT ve KRAL ARTHUR:




*





Hitit - Halep

Ay ve Gün..Gece ve Gündüzün Eşit olduğu ekinoks dönemi
Açıklama Nuray Bilgili











Fırtına Tanrısı Tarhunzas veya Teşhub - Hitit
Halep Müzesi.

TAR = Türk ile ilintilidir.
ve kim demiş tanrılar tanrısı Zeus diye :)





Strabon "..ibera kıvrımı ile deniz arasında...birinci şehir TARRAKON'dur...." diye yazar....

Burada geçen TARRAKON sözünün anlamı TÜRK'ÜN MEKANI-YERİ olabilir. Çünkü , dünyanın bütün Türkologları TÜRK sözcüğünün TARRAKON sözünün birinci hecesi olan TAR sözünden ortaya çıktığına asla şüphe etmiyorlar.

Mesela büyük Türkolog N.Y.Marr "Türk teriminin TAR-HAN sözünden" ortaya çıktığını yazıyor. Bu hiç de tesadüf değil, çünkü bu söz boylar arasındaki boy üstünlüğünü bildirir ve hatta o boyu kutsallaştırır ve Tanrı ile eş değer tutardı.

Bununla ilgili Kononov şunları yazar:

"Bu alıntıda dikkati daha çok N.Y.Marr'ın açıkladığı Türk terimine yöneltmek istiyorum. O "Türk" terimini başka özellikleri ile birlikte kutsallığa beraber seçilmişlerlere ait sayar."

Bizim düşündüklerimizi F.Ağasıoğlu'da onaylıyor. o "Protoazerlerin (birlikte prototürklerin) kökenine ışık veren teonimlerden biri de hiç şüphe yoktur ki, TAR/TUR alamorfu ile kullanılan Tar sözüdür ki, bu da sonralar Türk sözünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Azer diyalektlerinde bugün de tarı sözü "Allah" anlamında kullanılmaktadır."

Sonralar TAR/TUR terimini çeşitli toponim ve etnonim, buna benzer adlarda buluruz. Mesela Uygurlara TARANCI da diyorlar. Tatar sözü "TARLIK TATARLARI" sözü ile birlikte de kullanılır.

Etrüsklerin ulu atalarının TARKAN adını taşımasını da unutmamalıyız.

Unutmayalım ki Heredot İskitlerin (Sakların) ulu atalarını TARGİTAY olarak adlandırır.

O tarih kitabında şunları yazar: "Bir zamanlar henüz yerleşik hayata geçmemiş bu insanların ilk sakini TARGİTAY adında bir insan olmuştur. İskitlerin dediğine göre TARGİTAY'ın babası Zeus, annesi Borifen nehrinin kızıdır. (İskitler ısrar etseler de ben buna inanmadım) Böyle bir nesli olan TARGİTAY'ın üç oğlu varmış...."

Göründüğü gibi, ünlü Türkolog N.Y.Marr , TAR/TUR terimini nasıl kutsallaştırıyor Tanrı'ya bağlıyorsa, Heredot'da TARGİTAY'ın Zeus'un oğlu olduğunu , inanmasa da, yazıyor.

Çağdaş Türkiye ve Azerbaycan lehçelerinde şu anda da başlangıçı TAR / TUR olan bir çok söz bulunmaktadır.

Strabon'un İberya'da gösterdiği TARRAKON şehri TAR/TOR terimi ile sıkı sıkıya ilişkilidir. Türk ya da kutsal yer gibi anlaşılır ve yalnız TAR sözüne Türk dilleri tarafından yaklaştığımız zaman bu sözün anlamını anlamak mümkün olur.

"......Strabon "..ibera kıvrımı ile deniz arasında...birinci şehir TARRAKON'dur...." diye yazar....

Burada geçen TARRAKON sözünün anlamı TÜRK'ÜN MEKANI-YERİ olabilir. Çünkü , dünyanın bütün Türkologları TÜRK sözcüğünün TARRAKON sözünün birinci hecesi olan TAR sözünden ortaya çıktığına asla şüphe etmiyorlar...."

Turduli
Turdetani
Tartessian
Tur/ Tar 
Turukku - Turk.

...."Küçük Asya'daki Troya'dan (Turuva-Turoba) Avrupa'ya oradan İskandinavya'ya giden boyların TOR/TÜR adlı tanrıları vardı. Bu yüzden İskandinav Sakalarında Türkel, Turid, Torleyk, Toralv (Tor Alp), Torlauq, Torqaut, Torlak, Torarin, Torberg, Trqeyr gibi antroponimlerin kökünde AS boyların TOR/TÜR şeklinde kullanılan teonimi vardır. 

TOR tanrının (THOR) fonksiyonunun (A.Bremenski) "v poyedenski s velikanami; plodorodiye çerez qrozu" (C.Dümezil) şeklinde olması ilginçtir. Bu yorum bizim açığa çıkardığımız TAR/TÜR toponiminin "ölü-dirilme" düşüncesi ile ilgili olduğu ve Azer dilindeki TORUN, TÜREME tipli sözlerde aynı anlamın kalması ile uygunluk yaratır." - Prof.Dr.Firudin Ağasıoğlu

.....

Milattan önce üç binlerde rastlanan "Turukku" sözüne gerçekte Rus ve Avrupalı alimler bilerek değer vermemiş ve bunu görmezden gelmek istemişler.

Oldukça garip ama, gerçek bu! Bu gerçeğe rağmen , Rus Türkologları başka sözlerin köküne her zaman ciddi bir şekilde bakmışlar, bu sözün kökünden ortaya çıkan diğer sözlere ciddi görüş bildirmişler, fakat Akat alfabesi ve dili ile yazılan bu "Turukku" sözünün üzerinden geçip gitmişler, inceleme gereği bile duymamışlar.

Neden böyle yapmışlar?

Cevabı çok basittir.

Turukku sözünün kökünde "tur-" , daha öncesinde ise "tar-" sözü vardır.

Bütün dünya alimleri "tur ve tar" sözlerinin Türk milletine ait olduklarını yazmışlar.

Durum böyle olunca "Turukki" lerin beş bin yıl önce Doğu Anadolu ve Azerbaycan'da prototürkler olarak yaşadıklarını nasıl yazacaklardı?

Çünkü, bunlar herkese "Türklerin batıya gelmeleri 7.- 9.yüzyıldadır" ,diye zorla kabul ettirmişlerdi.
Olmuyor sayın tarihçiler, olmuyor! .....



TÜRKLERİN GİZLİ TARİHİ




MISIR / SUMER / TÜRK







Mısır; 
silindir mühür, tuğlalarla inşaat tekniğini, 
birçok sanatsal ögeyi ve özellikle de 
Birinci Hanedanın başlarında (y.MÖ.3000) 
birdenbire, hiçbir öncülü olmaksızın beliriveren 
yazıyı SUMER'den aldı.



Firavun tanrı olarak kabul edildiğinde veya 
giderek tanrıya dönüştüğünde....

Mezopotamya'da kralın yalnızca 
tanrının temsilcisi olduğunu.....
bilelim.


Priamit Metinleri : MÖ.2500-2300
Lahit Metinleri : MÖ.2300-2000
Ölüler Kitabı : MÖ.1500 den sonra



Orta Krallık, aşağı yukarı hepsi 12.Hanedandan gelme bir dizi mükemmel hükümdar tarafından yönetildi. Onların egemenliğinde Mısır bir ekonomik büyüme ve uluslararası büyük saygınlık dönemi yaşadı. Firavunların taç giyme törenleri sırasında seçtikleri isimler, onların insanlara ve tanrılara karşı adaletle davranma isteğini yansıtmaktadır. 

Hermopolis'te tapılan sekiz tanrıdan biri olan Amon 12. Hanedan döneminde Amon-Re adıyla en üstün tanrı konumuna yükseldi. (Hanedanın kurucusunun adı Amennemhet "Amon en başta" idi). "Gizli" tanrı tam anlamıyla "görünür" tanrı olan güneşle özdeşleştirildi. Amon "güneşleştirilme" sayesinde İmparatorluk'un evrensel tanrısı oldu.

Bu imparatorluk - aslında bu adı almaya layık tek dönem - çelişkili gözükse de 12.Hanedanın sona erişinden sonra patlak veren ikinci bir krizin gecikmiş ama kaçınılmaz sonucuydu. Hyksosların MÖ.1674'teki istilasına kadar çok sayıda hükümdar hızla birbirini izledi. 

Devleti Hyksos saldırısında daha iki kuşak önce parçalanmasının nedenleri bilinmiyor. Ama her ne olursa olsun Mısırlılar, at, savaş arabası, zırh ve gelişmiş yaylar kullanan bu korkutucu savaşçıların saldırısına zaten uzun süre dayanamazlardı. Hyksosların tarihi yeterince bilinmiyor, ama Mısır'a doğru ilerlemelerinin MÖ.17.yüzyılda Yakındoğu'yu sarsan göçlerin bir sonucu olduğuna kuşku yok. 

(Bilinen isimlerin çoğu Sami kökenlidir, ama Hurri kökenli isimlere de rastlanmıştır. O çağa ait hiçbir Mısır belgesinde Hyksoslardan söz edilmemektedir. Müstahkem şehirleri Tanis'in adı 19.Hanedan dönemine ait bir metinde ve aynı döneme doğru yazılmış bir halk masalında geçmektedir. Tahmin edilebileceği gibi, fatihler - Mısırlıların gözünde "barbarlar"- Kaos'un simgesi yılan Apophis'le özdeşleştirilmişti.)



Mircea Eliade
Dinsel İnançlar Tarihi,cilt 1



*


Hyksos'lar Turani dil konuşan Mitannilerdir. 
Kassiler ve Hititler ile aynı soydandır.


....The Hyksos called themselves Min , coming from a country east of Syria and near Assyria. They appear therefore to have been Minni, or Minyas from near Lake Van: and the Minyans of this region (Matiene or Mitanni) in the 15th century BC. spoke a Turanian language, being apparently of the same stock with the Kassites of Babylon and the Hittites, which agrees with the worship of Sutekh. 

FORLONG





..Bundan başka Mısır kral/allahlarına verilen eski isimler DEMİRCİ manasına olarak tercüme edilmiştir. 
Bunlar hem muharip hem maden sanatlarını yapan insanlardı....

Bugün muhakkaktır ki, ilk Mısır ahalisi milattan 5000 sene eveline doğru Asya'dan gelmiş olan beyaz ırktır; bu ırk Nil vadisinde yerleşti. Kabileler halinde kümeler teşkil etti. Herbir kümenin reisi, dini ve kanunları vardı.

Bu malumattan ve Türk tarihine methalde Türklerin umumi muhaceretlerine dair verilen tafsilatın ihtiva ettiği delillerden Mısır deltasına yerleşerek ilk Mısır medeniyerini kuranların Türkler olduğu anlaşılır.....

...Nil vadisinin delta kısmını ilk işgal edenler , Orta Asya'dan muhtelif yollarla ve birbiri ardısıra gelmiş olan Türk kabileleridir.....


AFET İNAN



Mısır'ın İlk Sakinleri Türklerdir:

_____

24 Eylül 2014 Çarşamba

TURANiAN RACE




(...) the Etruscans appear to be an original Turanian race which formed the underlying stratum of population over the whole world, and which cropped up, like the Basques in spain, in that part of taly and Etruria."


"Like all Turanians, the Etruscans were a tomb-building race."

"Hence, we meet in America temple-tombs (the pyramids of Mexico were undoubted temple-tombs) an animistic belief, tent life, language in agglutinative phase, etc. Many other features, counterparts of which will be found occuring in the Turanian stage of the eastern world, will be met with in Mexico and Peru, all the necessary growth of that phase of civilisation".


Hodder M.Westropp, Handbook of Egyptian, Greek, Etruscan and Roman Archeolohy, 
Kessinger Publisching, 1878, (and 2003, p.482, book)












in Mexico from Mayans period
and in Saymalytash (Turkish petroglyph: Saymalıtaş 15.000 years old)










_______