turkland etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
turkland etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Aralık 2015 Cuma

Oghuz Yabgu State - The Turks




BOZOK YERLEŞİM YERİ 
TURKiSH BOZOK SETTLEMENT






The Ghuzz (Guz / Skuz / Uz / Tork) or also known as Oghuz/Oguzes are the most populous arm of the Turkish tribal confederation, conventionally named Oghuz Yabgu State. Established numerous states and principalities.


Heredotus wrote about Scyhthians as "Skuzes"; the Russians called "Skif" while in English "Scyths" is. We call them "İskit" .


Assyrian source : Aşguzay/Ashguzay/İşguzay/Ishguzay (even wrote about their fight as " Cimmerians/Gimmiray and Aşguzay/Ashguzay's are fighting with themselves") So these Skuza, Ashguzay / Ishguzay / Guz is OGHUZ / OĞUZ.


Aşguzay : in Jewish history archives as "Ashkenazi", which is also the name of the "Khazar Turks - who adopted Judaism" and lived in Europe before WW II !


A Russian historian who specialized in the history of Islam and the Turkic peoples V.V.Barthold (1869-1930) wrote : "Dasht-i Kipchak steppes name in the 10th century was Guz Steppe" , and these Kipchak Turks chose Christianity and lived on the Eurasian steppe, Central Asia, Anatolia and Egypt as Mamluks. They are called in 22 different names, like Polovets in Russia or Cumans in Hungary, they had blonde or red hair and blue eyes.




Oghuz Turks; 2x12 tribes are;

1-Bozoklar - Gray Arrows 
Kayı (founders of the Ottoman dynasty and Jandarids)
Bayat (founders of the Qajar dynasty, Dulkadirids, Fuzûlî)
Alkaevli
Karaevli
Yazır
Döger (founders of the Artuqid dynasty)
Dodurga
Yaparlı
Afshar (Afşar/Avşar; founders of the Afsharid dynasty Nader Shah/İran)
Kızık
Begdili
Kargın


2-Üçoklar - Three Arrows
Bayandur [founders of the Ak Koyunlu (Aq Qoyunlu)]
Pecheneg (in Europe)
Çavuldur
Chepni
Salur (Kadi Burhan al-Din and Salgurlular State in Iraq and Karamanid dynasty; also refer to Salar people)
Eymür
Alayuntlu
Yüreğir (founders of the Ramadanid dynasty)
İgdir
Büğdüz
Yıva [Kara Koyunlu (Qara Qoyunlu) , Oghuz Yabgu dynasty]
Kınık (founders of the Seljuk Empire)









Turkish stonefathers "Taşbaba"



Turkish "Yurt" "Home" "Homeland"
but we call them in West Turkish language actually as "Çadır"
 perhaps the travellers misunderstood and spread as YURT in westerns tongue, of course  "Yurt" is Turkish.
Turkish language is in two main branches West and East, and we do understand each other.





"yurta və yurd sözləri arasımda fark vardır. bizim batı türkçəsində yurta (çadır) sözü hiç bir zaman kullanılmamış. yurd isə ana vatan demək." Elşad Alili / Azerbaycan


Yabancılar (Batılılar) Yurt kelimesini büyük bir ihtimalle, Türklere "evin nerede?" diye sorduklarında aldıkları cevaba göre, yerleşimdeki çadırlar gösterildiğinde yerleşim yeri "YURT" yerine "HATYR" çadır için söylendiğini varsaymış olabilirler ve bu yüzden yurtdışında bu çadırlara genel anlamda "Yurt" denilmiştir. Bugün için yer heryerde "Yurt" olarak anılıyor. SB





Scythians - Saka - Massagetae - Cimmerians - Amazons - Sarmatians - Oxus - Pazyryk




link for the photos 





Kazakhs are Turkish people.
Kazakistan ile ilgili çok güzel linkler:
link 1   /  link 2   /   link 3   /   link 4




Tamgalı
























Sol: Orta Asya Türk Kaya resmi - Servet Somuncuoğlu
Left: Central Asia Turkish Rock art 
Sağ: Girit kilden figürler; MÖ.13.yy - Heraklion Museum
Right: Kreta clay figurines 13th BC







Jets-Oğuz or "Seven Bulls" [they called as bulls but, Oğuz or Ogyz does not mean bulls, it is Oghuz Turkish federation; and jets means jeti-yedi-seven] (Kirgh Jeti-Өgүz.)
Issyk-Kul güney kıyısında Kırgızistan'da pitoresk bir dağ vadi.
link  /  link  





"Masal Vadisi" Issık Gölü - Issık-kul; yani, Kapadokya değil ;)
Farry Tale Canyon in Issyk-kul (hot lake in Turkish)





31 Ocak 2015 Cumartesi

GOBUSTAN ROCK ART CULTURAL LANDSCAPE



Located in the eastern part of the Republic of Azerbaijan and on the western shore of the Caspian Sea Gobustan National Reserve was inscribed as Gobustan Rock Art Cultural Landscape into the World Heritage List in 2007.

With hills and highlands covered with big boulders and almost no green, Gobustan is an outstanding rock art landscape, where over 6000 rock engrarvings were found and registered, since Upper Palaeolithic up to the Middle Ages. In 1966, the rock art area, covering approximately 4000 hectares, was declared a National Reserve.

More than 20 ancient settlements and discovered more than 40 burial mounds of the Bronze Age period.

Gobustan Rock Art Cultural Landscape consists of the following cultural qualities:

● more than 6000 petroglyphs
● shelters, ancient settlements, burial sites
● sacred sites
● evidence of a very long cultural continuity in a number of rock shelters.

in English pdf:

in Turkish
İshaq Cəfərzadə. Qobustan. Qayaüstü rəsmlər. Bakı.1999





The Petroglyph Museum at Gobustan - Azerbaijan



There are paintings or etchings (petroglyphs) of what appear to be long boats in the style of the Viking ships of more recent times. Thor Heyerdahl was convinced that people from the area went to Scandinavia in about 100 AD and took their boat building skills with them, and transmuted them into the viking boats we know from digs in Northern Europe.

Turkish Gravestone, 
Gobustan National Park - Azerbaijan


and similarity between 
Gobustan/Azerbaijan and Latmos-Beşparmak/Turkey

_________


6 Kasım 2014 Perşembe

OĞUZLAR







"...10.yüzyılda batıda Hazar Yurdu'na kadar uzanan bu bozkırlara, Horezm veya Oğuz Çölü deniliyordu....Oğuz Çölü'nün Kuzey Hazar sahillerin, Merkezi Oğuz bölgesini, Güneydoğu Karakum ve Yukarı Aral'ın Kızılkum bozkırlarını içine aldığını düşünebiliriz..." syf.112

"...Oğuzeli'nde oturan Türkmen nüfusu hakkında verilen tarihi bilgiler oldukça kısıtlıdır. Daha önce de belirtildiği gibi, Orta Asya'daki eski Hint-Avrupai ahalinin torunlarıyla kaynaşan bir kısım Oğuz ve Türklere "Türkmen" adı verilmişti. Türkmen adının kendisi ise esasında İslam dinini kabul eden Oğuzlar için kullanılmıştı..." syf.117

"...Oğuzlara nazaran Türkmenler arasında daha fazla yerleşik yaşamı benimsemiş nüfus mevcuttu. Ancak bu temelden yola çıkarak Oğuzlar'la Türkmenler arasındaki farklılıkları izah etmek, büyük yanlışlıklar doğurabilir. 10.- 11.yüzyıllara ait yerleşim alanlarında yapılan arkeolojik araştırmalar, Sır-Derya'nın aşağı akımlarında çok sayıda yerleşik ve yarı yerleşik Oğuz gruplarının berhayat olduğu gerçeğini açığa çıkarmaktadır...." syf.129

"...11.yüzyıl Türkmen ve Oğuz lehçelerinde kullanılan konaklama ve göçle ilgili birçok kelimenin mevcudiyeti de bu görüşü teyit etmektedir. Benzer terimler arasında konak yeri anlamında kullanılan "turası yer" sözcüğünü zikretmek gerekiyor. 11.- 13.yüzyıl Oğuz ve Türkmenleri'nin dilinde "yurt" kelimesi, daha ziyade "doğum yeri", "durak", "gelinen yer", "mesken" anlamında kullanılıyordu..." syf.132

"...İbn Fadlan, Oğuzların yetiştirdikleri koyun ve koçların çok yağlı olduğunu belirtmektedir. 10.yüzyılda Oğuzeli'nden Horasan ve Maveraünnehir'e getirilen koyunlar, en iyisi olarak kabul edilirdi. Bu cinsi Karaman türü olduğu aşikardır. 9. - 12.yüzyıllara ait kaynaklarda bu koyun cinsine genel olarak Türki denilmekteydi. İbn el-Fakih, Türk koyunlarının çok iri olduğunu ve kuyruklarının yerde sürüklendiğini yazmaktadır. Türki koçlara 12.yüzyılda Belh bölgesinde rastlanmaktaydı. Daha geç dönemde Ak-Koyunlu Türkmen boylarında yuvarlak ve yağlı kuyruklu koyunların bulunduğundan bahsetmektedir. Sunulan bilgilerden Oğuz ve Türkmenler'n Karaman türü koyunlar besledikleri ortaya çıkmaktadır.

At, Oğuz ve Türkmen göçebe yaşamında önemli bir yer işgal ediyordu. İbn Fadlan 10.yüzyılda Oğuzlar'ın büyük yılkı sürülerinin bulunduğunu belirtiyor. Beyhaki de , 11.yüzyılda Türkmenler'in sahip oldukları büyük yılkı sürülerine dikkat çekmektedir.  Oğuz göçebelerinin besledikleri atlar, muhtemelen kısa boylu bozkır cinsiydi. Bu at cinsinin izlerine, Orta Asya'da ortaya çıkarılan Türk kurgan ve mezarlıklarında rastlanmaktadır. 

7.yüzyıldan itibaren Kazakistan bozkırlarında iri gövdeli, iri kafalı, kısa boylu, cidavlı, besili ve uzun boyunlu at sürülerinin beslendiği bilinmektedir. Türk atları, yerel iklim şartlarına iyi uyum sağlamaktaydı ve bütün yıl boyunca her çeşit otlak arazide beslenmeye uygundu. Bozkır Türk atlarının bol sütlü, et ve yağ bakımından zengin olması dikkate değer bir husustur. Bu yüzden, göçebe Türkler, at etini, koyun ve inek etine tercih ediyorlardı. Türk atları yapı olarak sade, dayanıklık bakımından ise uzak mesafelere hızla koşması gibi özellikleriyle dikkat çekiyordu. Türkler, atlarını açık havada tutarlar, soğuk ve sıcağa karşı korumazlardı. Atlar saldırılarda, savaşlarda ve avda kullanılıyordu. Muhtemelen "bozkır cinsi" Oğuz atları da bu özelliklere sahiplerdi.

Tetkik edilen dönemde, Oğuz ve Türkmen göçebeleri zarif ve güzel cins atlar da beslemekteydiler. Uzun boylu, küçük başlı ve ince bacaklı atları, erken dönem Türk kurganlarından tanıyoruz. Bu tür at iskeletlerinin Türkizeban zengin eşrafın mezarlarından çıkması dikkat çekmektedir. Tarihi kroniklerde 11.yüzyıl Türkmen boylarında "Huttel cinsi" atların yetiştirildiğine dair bilgiler bulunmaktadır.

Bu atlar, güzel dış görünümü, zerafetleri ve hızlı koşmalarıyla dikkat çekmektedir. Tarihi efsanelerde Huttel atlarının "yabani deniz aygırı" cinsinden geldiği anlatılmaktadır. Bu eski rivayetler, hala Türkmen epik hikayelerinde ve halk masallarında yerini korumaktadır.

11. - 13.yüzyıl kaynaklarında Selçuklu boylarının kullandıkları binek atları hakkında bilgiler bulunmaktadır. Bu kaynakların rivayetlerine göre Selçuklu savaş atları, sert tırnakları, tıpkı uçan kartal gibi çevik ve hızlı hareketleri ile hayranlık uyandırıyorlardı. Oğuz ve Türkmenler, bu atlara "yuğruk at" veya "çapar" diyorlardı.

Türkmen atları, cüsse ve cins bakımından farklı oldukları için, çok yüksek değere satılıyordu. Selçuklu dönemi divan şiirinde bu atların ünü methiyelere konu olmuştu. 12.yüzyıl şairleri, bu atların koşusunu "rüzgar hızı" ve "deniz dalgalanması" gibi tasvirlerle şiirlerine aktarmışlardı... "syf.137









"11.-12.yüzyıllar arasında Oğuz zanaatıyla ilgili karşılaştırmalı tarihi bilgilere Ros'ta, Donets'de ve Rossav'da bulunan Tork-Peçenek demir başlıklarını gösterebiliriz. Burada kavanoz şeklinde balık kap ve eyere asmak için delikli çini kaplar açığa çıkarıldı. Tork mezarlarından çıkan demir başlıkların arasında kemik düğmeler ve levha üzerine yapılmış at eyerinin süslemesinin kalıntıları bulunmuştu. Metalden yapılan eşyalara da rastlamak mümkündü. Düşük ayar gümüşten yapılmış halkalar, demir üzengiler, tokalar, kılıçlar, ok uçları, bakırdan yapılmış olta iğneleri, vs....Kadınlara ait mezarlarda gümüş bezekli başlıklar, küpeler, bilezikler, taş askılar, hilal şeklinde gümüş levhalar bulunmuştur."... dipnot syf 147

"10. - 13.yüzyıllarda Oğuz kavimleri, birkaç büyük boy ve onların terkibinde bulunan çok sayıda irili ufaklı titrelerden teşekkül ediyordu. Kaşgarlı Mahmud, Oğuzların 24 boydan teşekkül ettiğini haber veriyor. Ancak, daha sonraları Halaçlar'ın iki boyu onlardan ayrılmıştı.

Divan-ı Lugat et-Türk'de 11.yüzyılın ikinci yarısında Oğuz halkının terkibinde bulunan boyların isimleri şu şekilde açıklanmıştır. Kınık, Kayı, Bayundur, Yiva, Salır, Avşar, Bekdili, Bekdüz, Bayat, Yazır, Eymür, Kara-Bulak, Alka-Bulak, Iğdır, Yüregir, Tutırka, Alayontlu, Döğer, Çepni, Peçenek, Çavuldur, Çaruk.

Bu isimlerin çoğu Fahrü'd-din Merverüdi, Reşidüddin ve geç dönem Orta Çağ müelliflerinin eserlerine konu olmuştur. Ancaki kaynaklar arasında Oğuz boylarının sayısı konusunda fikir ayrılığı bulunmaktadır. Kaşgarlı Mahmud ve Reşidüddin, onların 24 boydan oluştuğunu iddia ederken, Mervezi 12 boy olarak gösterir. Bu fikir ayrılığını, Oğuzların iki kola bölünmesinden kaynaklandığını söyleyerek önleyebiliriz.

Doğulu Orta Çağ müellifleri, Oğuzların Bozok ve Üçok olarak ayrılmasını, efsanevi Oğuz Han'ın ismine bağlıyorlar. Rivayetlere göre, Oğuz Han'ın oğulları üç yay ve üç ok bulmuşlardı. Oğuz Han üç oğluna yayı, üç oğluna da okları vermişti. Oğuz, yayı alan oğullarından türeyecek olanlara Bozok denilmesini emretmişti. Bozok'un anlamı - parçalara ayırmaktı. O bu ismi yayın kırılmasından dolayı vermiş ve sağ kanat ordusunun idaresini bu üç oğluna ve onun oğullarına bırakmıştı. Oğuz Han, sağ ve sol kanadın bütün otlak arazilerini oğulları arasında taksim etmişti. Oğuz, tahtı ve hakimiyeti, bütün oğullarına ve onların soyuna bırakmıştı.

T.Houstma, Oğuların Bozok ve Üçok olarak bölünmesinin temelinde "askeri-siyasi" sisteminin varlığını aramaktadır.

Oğuzlar 24 boydan oluşmakta ve iki eşit kısma ayrılmaktalardı. Ancak tarihi rivayetlere göre Bozoklar büyük, Üçoklar ise küçük boyları teşkil ediyordu. Sağ kanadı temsil eden Bozoklar, Üçoklara nazaran daha çok imtiyaz sahibiydiler. Reşidüddin'e göre, Oğuzların yüksek orunlu beyleri sadece Bozoklar arasından seçilebiliyordu.

Muhtemelen Oğuzların Bozok ve Üçok olarak ikiye ayrılmasında, bir takım bölgesel askeri özelliklerinin rolü olmuştur. Oğuz ordusunun her iki kanadının da elinde geniş meralar ve araziler bulunuyordu. Üçok ve Bozoklar'a tekabül eden İç ve Dış Oğuzlar hakkındaki bilgiler de bu durumu teyit etmektedir. İç ve Dış Oğuzlar'ın bölgesel olarak ayrıldıkları düalist sistemi hakkında toponom ve Türkmen Halk kaynaklarında epey bilgi bulunmaktadır.


Oğuz ordusunun sağ ve sol cenahını yöneten komutanlara Beylerbeyi ünvanı verilmekteydi. Tarihi rivayetlerde, İç ve Dış Oğuzlar'da beylerbeyinden bahsedilmektedir.

Genelde sağ kanat beyleri Kayı ve Bayat boy reisleri ; sol kanat beyleri ise Peçenek ve Çavuldur reislerinden seçiliyordu. Beylerin yargılamak, cezalandırmak gibi yetkilerinin yanı sıra, yazılı ve sözlü kararları da itiraz edilmeden uygulanmaktaydı. Beylerin hakimiyet sınırları, göçebe boyları dışında yerleşik topluluklar üzerinde de etkiliydi. 12.yüzyıl Türkmen reislerine "asilzade prensler" gibi itaat edilmekteydi."... syf.171









Bir dipnot daha syf.234
"Hardeş boyu, Altay bölgesinde oturan Kıpçak boy birliğine dahil olmalıdır. Çin kaynaklarına göre Kin-şa ülkesinde mavi gözlü sarışın insanlar yaşıyorlardı. (E.Bretscneider, Notes of the mediaval geography and history of Central and Western Asia, London 1876) Kin-şa, yani Altın Dağ, Kızılbaş ile İlke Aral arasında bulunan altay Dağ silsilesinin bir koluna tekabül eder. Bu kaynaklarda Kıpçaklar'ın bir zamanlar  Chou-Lan bölgesinde oturdukları belirtilmektedir. Bu Kıpçak boyu , Altay'da, Yılanlı Dağ eteklerinde, yahut Kem Nehri havzasında barınıyordu.Hardeşleri bozguna uğratan "Yılan Boyları"nın kim olduğunun tesbiti hayli zordur. Belkide Yu.A.Zuyev'in belirttiği gibi "Ots" adıyla, tamgalarında yılan işareti bulunan Kayılar kastedilmekteydi.

...


Orta Asya, Oğuz ve Selçuklu tarihi konusunda akademisyenler arasında en önde gelen uzman tarihçi olarak kabul edilir. Agacanov'un başyapıtı olan OĞUZLAR adlı eseri Sır-Derya Oğuz Yabgu Devleti konusunda Türkiye'de yayınlanan ilk ve tek eserdir. Özellikle Büyük Selçuklu İmparatorluğu'ndan önceki Oğuz Yabgu Devleti ve Oğuz boylarının yaşadıkları bölgelerle ilgili tarihi-coğrafi bilgiler son derece önemlidir. Yaklaşık 800 basma ve yazma kaynak taranarak hazırlanan bu eser, Oğuzların az bilinen tarihi konusunda önemli katkıda bulunacaktır.

arka kapak.




OĞUZLAR
Sergey Grigoreviç Agacanov 
Çeviren: Ekber N. Necef, Ahmet Annaberdiyev
Selenge Yayınları








28 Ekim 2014 Salı

ISSIK GÖLÜ VE İSKENDERUN KÖRFEZİ






İSKENDERUN - ISSIKOS - TÜRKİYE (Issic Gulf-Strabon)
ESİK / ISSYK - ORTA ASYA


"Bilindiği gibi halklar muhaceret etmişlerse, gittikleri yeni topraklara eski yurtlarındaki coğrafi adların bazılarını taşırlar.

Orta Asya'daki Issık-Göl'ün adının eski çağlarda İskenderun Körfezi'nin İssikos Denizi (Sıcak Deniz) şeklinde görülmesi, insanın aklına ister istemez böyle bir ihtimali getirmektedir." - D.Ahsen Batur


Issıkos Sea "Sıcak Deniz" 

Issık;  öz (ruh), sıcak, ısı... Issık gölü  de "Sıcak göl" demektir. 







"19: After Aegaeae, one comes to Issus, a small town with a mooring-place, and to the Pinarus River. It was here that the struggle between Alexander and Dareius occurred; and the gulf is called the Issic Gulf. On this gulf are situated the city Rhosus, the city Myriandrus, Alexandreia, Nicopolis, Mopsuestia, and Pylae, as it is called, which is the boundary between the Cilicians and the Syrians. In Cilicia is also the temple and oracle of the Sarpedonian Artemis; and the oracles are delivered by persons who are divinely inspired."
Strabon/link




*

"İssedon: Bu da bir Türk kabilesidir: "iç" / "is" ("astar" + "giysi"): "astarlı elbise" demektir. G.A. Geybullayev (s. 296), bunu böyle kabul etmektedir; ancak, bu etimoloji inandırıcı kabul edilemez. Büyük bir ihtimalle eski Türkçedeki "iç"/"is" olarak değil, "issi"/"isse" ("sıcak") + "don" (ırmak") : "sıcak ırmak" diye tercüme etmek gerekir. "sıcak ırmakta yaşayanlar" fikrinden ise, "sıcak kaynaklarda" ifadesi daha doğrudur. Bu tür sıcak kaynaklar eskiden Pyatigorsk [Beştav] bölgesinde varmış. Karaçay-Balkarlar Beşrav'ın eski sakinleridir ve günümüze değin de bu yerleşim yeri "Issisuu"- "sıcak su" olarak adlandırılmıştır. Rus Kazakları da kendi köylerine Goryaçevodskaya adını vermişlerdir. Bu köy, çok sayıda mineral su kaynaklarının bulunduğu Beştav'da yer almaktadır."

K.Laypanov, İ.Miziyev - Türk Halklarının Kökeni




OCHUS - OXUS - AMUDARYA - CEYHUN RIVER
The name comes from 
OGHUZ TURKS - OĞUZ TÜRKLERİ - OĞUZLAR

"As one proceeds from the Hyrcanian Sea towards the east, one sees on the right the mountains that extend as far as the Indian Sea, which by the Greeks are named the Taurus. Beginning at Pamphylia and Cilicia they extend thus far in a continuous line from the west and bear various different names. In the northerly parts of the range dwell first the Gelae and Cadusii and Amardi, as I have said, and certain of the Hyrcanians, and after them the tribe of the Parthians and that of the Margianians and the Arians; and then comes the desert which is separated from Hyrcania by the Sarnius River as one goes eastwards and towards the Ochus River. "
STRABO GEOGRAPHY Book XI, Chapter 8


"From the same Indian mountains, where the Ochus and the Oxus and several other rivers rise, flows also the Iaxartes, which, like those rivers, empties into the Caspian Sea and is the most northerly of them all." 
STRABO GEOGRAPHY Book XI, Chapter 7













MÖ.333'de Makedon Büyük İskender'in  Pers kralı  Darius III.'ü yendiği büyük Issus Savaşı'nın olduğu yerdir.





2600 yıllık Issık Yazıtı Türk Yazıt Tarihini değiştiriyor. MÖ.5.yy
İskit/Saka Türklerine ait olan kurgandan çıkan kepçenin üzerindeki yazı Türkçe olarak okunmuştur.


2600-year-old Issyk Inscription.
Two lines of Saka inscription that changed view on the history of the Türkic people
The oldest inscription in Türkic alphabet, the Issyk Inscription, written on a flat silver drinking cup, was found in 1970 in a royal tomb located within Balykchy 

( Issyk), a town in Kyrgyzstan near Lake Issyk, and was dated by 5-th c. BC.



Elşad Alili'nin Bilim dergisinde yayınlanan "Issık (Esik) -İskit/Türk yazıtı" ile ilgili makalesinden 





 "Pinar" ile ilgili olarak:


Pinara Antik Kenti - Lukiya [Kurtların Ülkesi) Likya-Lycia] Minare Köyü/Fethiye
Meşe Ağaçları ile zengin bir bölgedir. Ayrıca
  Troyalı bir aristokrat olan okçu Pandaros/Pander (Pand+Er!) için Pinara'da bir kült yapılmıştır.
"Pandaros: Lykaon'un oğlu, Troya ilindeki Lykia'nın kralı. Athena onu antlaşmayı bozmaya kışkırtır. Diomedes'i yaralar ve onun tarafından öldürülür." Homer-İlyada





Pinarus River (Nehri)  (Türkiye Suriye sınırında Payas Çayı, B.İskender-Issus Savaşı)


"Gargı deresinin pinar odunu
A yavrum sürmelim,
Amman gel gaçalım
Arabacı yol ver geçelim
Henımlara fisdan biçelim
Nacaklar mı yardı senin budunu
A yavrım sürmelim."

Bodrum Türküsü "Kargı Deresinin Pinar Odunu"
Pinar bir Meşe türüdür.
Hasan Torlak



Pinar- Binar - Munar
Dede Korkut'taki Binar'dır, (b/p değişimi) Tepegöz hikayesindeki Munar'dır (b/m değişimi).

"Oğuz Destanı'nda Oğuz ve beraberindekiler İtil nehrine geldikleri ve bütün eşyalarını suya kaptırdıklarını düşündükleri sırada kendilerini hala ırmak kenarındaki yüksek bir ağaçta bulunurlar. Bu dönemle birlikte Oğuzlar'ın ormanlık yerleri yurt edindikleri, bu kabileye "ağaç-eri" dendiği belirtilmektedir (Ögel). Munar destanlarda geçen kocaman bir ağaçtır (Yudahin). Kalık Akiyev, Kırgız SSR İlimder Akademiyası tarafından 1957 yılında basılan kitapta "munar - dalları göğün yedinci katına, kökü de yedi kat yerin altına uzanan ulu bir ağaç, hayat ağacı" şeklinde bilgi vermektedir. 

Türk epik anlatımlarında "bınar"ın, "munar"a dönüştüğünü düşünüyoruz. Büyük bir ihtimalle eski "hayat suyu ve dünya ağacı" şeklindeki birleşik inançları, belki Dede Korkut'ta aynı şekilde devam etmiş; ancak "kuraklıktan dolayı yurtlarını terk eden Türkler'in bugünkü coğrafyalarında sadece "suyu olan yer, pınar" anlamıyla yaşamaktadır. Ayrıca halk arasında "pınar"a hala "munar, mınar" dendiğini de unutmamamız gerekir. Zaten Dede Korkut coğrafyasındaki "bınar", bizde "bunar" şeklinde söylenmemiştir, ancak b/p değişimiyle "bınar" "pınar" olmuştur.

Sonuç olarak diyoruz ki Tepegöz'de yer alan "Uzun Bınar'ın Gökyay'ın, Dede Korkut'ta belirtildiği gibi "nerede olduğu belli olmayan bir yer adı" olmayıp "Türkler'in efsanevi hayat ağacı munar olduğunu iddia ediyoruz."



Prof.Dr.Nerin Yayın,2008






__________________________


26 Ekim 2014 Pazar

SCYTHiANS - iSKiTLER







Papay/Papaios - Gök Tanrı - Baba - Babadan - Ata
5 Kartal/Kuş - 4 yön - Merkezde (+) Tengri ve dolaşan Kurtlar
MÖ.5.yy - 4.yy 
bulunduğu yer Ukrayna

İskitlerin atası olan Targitaos'un babası
Papay - Babay Çuvaş Türkçesinde Baba demektir.
Yunan mitolojisindeki karşılığı Zeus

(yabancı kaynaklardaki isimlerin Ellen dilinde olduğunu hatırlayalım!)

İSKİT = İSHGUZ - İSH (İÇ) GUZ (OĞUZ)
SCYTH - SKYTH - SKUZ
TAR / TUR = TÜRK





Api - MÖ.350
Papaios'un eşi - Targitaos'un annesi 
İskitlerin en uzun ikinci Nehirlerinin tanrısı Borysthenes kızı

Yarısı yılan yarısı insan - Yılan bacakları bitki motiflerine dönüştü ve hayat ağacı ile ilişkilendirildi. Bitkiler ile yılanların ortak yönü , hem yeraltında hem yerüstünde yaşarlar - her ikisi de kendisini yeniler. Bu durum da ise ölüm ve yaşam demek olduğu gibi yeniden doğuşu da temsil eder.

Başının iki yanında keçi/sonraki Göktürk devlet simgesi
Şahmeran....Medusa benzerliği






"Mahmud Kaşgarlıya göre APA "ANA" , "BÜYÜK HALAKIZI (dayıkızı,bibikızı) "BÜYÜK BACI" demektir.

APA ve ya APİ sözüne "ANA" manasında kalan İran halklarının ne lehçelerinde ne de yazılı menbelerinde rast gelinmediğinden böyle bir netice çıkara bilerek ki, APA aslen İran sözü olmayıp....Türk ilahesi Umayın adında skif ap kökünün olması faktı bize Api ve Umayın eyniliyinden haber verir.

"...Heredot'un bahsettiği İskitlerin atası Targitay'ın üç oğlundan birinin adı olan Lipoksay aslında Alpoksay'dır. Alpamış, Alp Er Tonga..."

Zaur Hasanov - "Çar Skifler" kitabından




"Eğer İskit cins isimleri İran ve Hint-Avrupa etimolojisini desteklemiyorsa, Pers şahıs adlarının varlığı yeterli bir delil olamaz; örneğin göçebe arabaları ve çadırlar, göçebe halklar için çok önemli eşyalardır. Üstelik İskitlere, İranlıdır gözüyle bakmak fevkalade yanıltıcı olur." Değerli Amerikalı şarkiyatçı ve Slavist Prof. K.G. Menges böyle yazmaktadır (1979, s. 29).


Persologlar, sadece İskitçe-Türkçe "Papay" ("Babay") (Ata), "Api" ("Apay") (Ana), "Atey" (Ata") (Baba) gibi şahıs adlarını zikretmekten kaçınmakla kalmıyorlar, ayrıca İskitlerin efsane isimlerinin etimolojik açıklamasını ilmi açıdan tatmin edici derecede yapamıyorlar. Bu isimler - Targitay, Lipoksay, Arpoksay, Kolaksay vd. tamamen arı Türkçe anlamları olan kelimelerdir (Miziyev, 1986, s. 45).

K.Laypanov,İ.Miziyev - "Türk Halklarının Kökeni" kitabından




Efes Hadrian Tapınağı diye adlandırılan (ama olmayan) Tapınak Cephesinde Demeter veya Natura 




ve mimaride Akantus çizimi







Urartu Bronz plaket - MÖ. 8.yy -7.yy  - Sol altta oturan keçi







İskit , MÖ.4.yy - Kazakistan 







 Ve kitap için link  /  link  /  Russian link




english-link 
ROYAL SCYTHIANS
CHAPTER IX. RECONSTRUCTION OF LANGUAGE OF THE "ROYAL SCYTHIANS"