iskandinav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iskandinav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2018 Pazar

Ragnaris - Ragnar Lothbrok





MS 9.yy da yaşamış İskandinav Ragnar, MS 6.yy da yaşamış Hun Ragnar'ın soyundan geliyor olabilir mi?





RAGNAR adı İskandinav ve Franklarda ilk kez 9.yy'da görülürken, Kartaca'daki 5. veya 6.yy'dan kalma bir grafitide de görüldüğü söyleniyor (kaynak wiki de var, ama teyit edemedim!). Kökeni için Eski German deseler de bir Hun-Türk adıdır. Çünkü, MS.6.yy'da yaşamış Aliağlı (Myrina) Agathias'ın "The History (Tarih)" kitabında bir Hun lideri olarak karşımıza çıkıyor.

Agathias'ın kitabında Hun boyu Bitgorlardan olan Ragnaris 554 deki Volturnus Savaşı'nda Gotlara liderlik ederken, Doğu Romalılara liderlik eden Narses'ti.

"Franklara çeşitli yerlerde yardım eden yaklaşık yedi bin olan Gotlar, Romalıların tekrar saldıracağını düşünerek Campsa kalesine çekilerek ayrılır. Burası düşman saldırılarına karşı güçlendirilmiş kayalıklı dik bir tepenin zirvesinde güvenli bir yerdir. Gotlar burada bir araya geldi ve kendilerini güvende hissettiler ve hiç bir şekilde Romalılara teslim olmaya niyetleri yoktu. Onlara saldıranlara karşı bütün güçleriyle savaşmaya kararlıydılar. Onları bu yola teşvik edip kışkırtan kişi ne bir akraba ne de kendilerinden olan bir liderdi, o Ragnaris adında bir barbardı. Aslında o Hun boylarından Bitgor kabilesine mensuptu. Kurnaz, etki yeteneği ve adil olmasıyla seçkin konumunu elde etmişti. Kendi prestijini arttırmak için düşmanlıkları umut içinde sürdürmeyi planlıyordu." (Agathias)

İskandinavların Ragnar Lothbrok'u ise 9.yy'da Fransa ve İngiltere'yi kasıp kavuran Danimarka kralı olarak geçer (destan 12-13.yy yazılmıştır !). Acaba kendisi Hun soyundan mı gelme, yoksa aile sadece beğendiği için mi Hun kökenli Ragnar'ın adını kullanmış ?.. Viking dizisinde savaşçıların dövmelerinden tutun da, tepede uzun kenarları kazınmış saç şekillerine kadar her şey İskit-Hun modası...

"Çocukluk çağından itibaren asla saçlarını kesmezler, zira Frank krallarının uygulaması budur, alınlarına düşen hariç her saç buklesi omuzlarının hemen üzerinde her iki tarafa salınık durur. Bununla birlikte Türk ve Avarların ki gibi dağınık, kuru ve çirkin bir düğümle bağlanmamıştır." (Agathias)

Attila'nın ölümünden sonra (Odin ve halkı dışında) Hunların da İskandinavların arasına karıştığı, hatta Attila isminin bile kullandığı araştırmalar sonucunda ortaya konulmuştu. Ragnar adı da ya bu şekilde kullanıma girdi, ya da Hun Ragnar'ın soyundan geliyor... Vikinglerin hepsine İskandinav demeden önce iki kere düşünmeliyiz bence... ;)


Semra Bayraktar




kaynaklar:
1- wiki; Ragnar:
"The name is on record since the 9th century, both in Scandinavia and in the Frankish empire; the form Raginari is recorded in a Vandalic (5th or 6th century) graffito in Carthage (CIL viii, 22655. Christian Courtois, Les Vandales et l'Afrique (1955), p. 384). The name was variously latinized as Raganarius, Reginarius, Ragenarius, Raginerus, Ragnerus, Reginherus. The Scandinavian patronymic form is Ragnarsson."

2- Agathias "The History"
Ragnaris: II 13,3; II 14,2-5

II -13
1 A detachment of Goths, numbering about seven thousand men, which had assisted the Franks in various places, concluded that the Romans would not slacken in their offensive but would soon be attacking them too, and withdrew immediately to the fortress of Campsa. 
2 The place was particulady secure and well fortified since it was situated at the top of a steep hill, with an array of boulders stretching out in all directions and rising sheer about the summit, which rendered it inaccessible to enemy assault. Once these Goths had gathered together in this place they felt safe and had not the slightest intention of capitulating to the Romans. Indeed they were determined to fight back with all their might and main should anyone attack them. 
3 The man who urged and incited them to adopt this course, as a barbarian called RAGNARİS, who though neither a kinsman nor a compatriot was their leader. He belonged, in fact, to a Hunnic tribe called the Bitgors. He achieved his pre-eminent position through his skill and cunning and capacity to acquire personal influence by all means both fair and foul. Now he was planning to resume hostilities in the hope of thereby enhancing his own prestige. 

II - 14
1 After winter had been spenr on these operarions RAGNARİS decided that he should call for a discussion of terms with Narses. Having been granted permission for a parley he appeared escorted by a few men and the met somewhere in no man's land and had a lengthy discussion. 
2 But the spectacle of RAGNARİS puffed up with conceit, boasting extravagantly, making outrageous demands and generally adopting a high and mighty attitude decided Narses to break off the meeting unconditionally and send him away without further ado. 
3 But, when he had already got to the top of the hill and was not far from the wall of the fort, stealthily and without making a sound he drew his bow and, furious at the failure of his plans, turned round and shot an arrow straight at Narses. He missed. The arrow flew wide of its mark and fell to the ground without harming anyone.
4 But the barbarian was quickly punished for his treachery. Angered at his insolence Narses' body-guard shot at him. The wretch was wounded mortally, his inevitable deserts for perpetrating such a foul piece of treachery. With difficulty his escort carried him into the fortress.
5 He lingered on there for two days and then died an ignominious death, which was the fitting conclusion of his insane perfidy.

3 - Agathias, Book I; 4: For it is the practice of the Frankish kings never to have their hair cut. It is never cut from childhood onwards and each individual lock hangs right down over the shoulders, since the front ones are parted on the forehead and hang down on either side. It is not, however, like that of the Turks and Avars, unkempt, dry and dirty and tied up in an unsichtly knot. [He meant here by Turks the "Gokturks" and "Avars" are also Turks - SB]



Agathias'ın kitabında geçen Hunlar


Şunu da bir kenara not edelim:

Vikingler Türk'tür demiyorum... Vikinglerin hepsine İskandinav demeden önce iki kere düşünmeliyiz diyorum. Hunlar Federasyon olabilir ama Hun kültürü içerisindedir. Adların da dillerde değişime uğradığı bir gerçektir...

Hunlar Orta Çağ Avrupa'sını şekillendirmede; ordu, kültür-gelenek-yaşam tarzı, alfabe-yazı, edebiyat-dil de etkilemiş, hatta bazı yerde "egemen kişilik" olmuştur.  Burada kronoloji önemlidir, Hunlar 4-6.yy iken, Vikinglerin "Viking" olarak kaydedilmiş tarihi 8.yy da başlar. 

Germenler onlara Ascomanni [Ashmen ("ağaçtüründen yapılmış gemilere sahipler" diyerek açıklarlar) As+co+man= As Türkleri = Odin ve Halkı = Asman (man/men eki Türkçedir, Sumerlilerde ve tüm Türk lehçelerinde kullanılır)] derken, Doğu Roma, Slav ve Arap kaynaklarında Rus olarak geçer. Diğerleri Kuzeyinsanları (Northmen) der. 

Ne "Hint-Avrupalı" ne de "German" olan Fin-Ugor kavimlerinden olan bu Kuzeyinsanları 8.yy'dan sonra vikingleşmiş. Viking çağını başlatan olarak "Erik the Red" verilir. Onu takip eden 6 önemli lider kayıtlara geçmiştir... Ama... Bana, Vikinglerle ilgili 8.yy'dan önceki tarihe (yani Odin, Kimmer-İskit ve Hun etkisi öncesine) ait bir kayıt bulur musunuz lütfen!.. Çünkü ben şahsen, Vikinglerin "doğumunu" Hun kültürüne bağlıyorum... Hatta, Anglo-Sakson diye adlandırdıkları buluntuların biraz Kelt, biraz Hun-Avar kültürünün bir karışımı olduğunu söyleyebilirim... Vikingler ha!, Yazıya bile MİLATTAN SONRA BEŞYÜZ (MS 500)den sonra, yani İskit ve Hunlardan sonra geçen İskandinavların, Hunlarla karışmasından doğan Vikingler !.. ;)










24 Ekim 2016 Pazartesi

Common Alphabet - Ortak Abece





Scandinavian Futhark - Anglo Saxon Futhorc - Gokturks Inscription - 
Szekler (Sekel-Turks: descandents of Attila the Hun-Turk) Inscription
Common Alphabet
Is Scythian-Turks Alphabet - 5th c BC Issyk Inscription. 



1 - 2600-year-old Issyk Inscription.
Two lines of Saka inscription that changed view on the history of the Türkic people

2 - Proto-Türkic rune-like inscription on silver cup
(Issyk Inscription)

3 - Issyk Inscription

4 - Issyk Inscription
The Runes of the Golden Man of Issik / A Hungarian reading



Turkish (Gokturk) inscription and Tamga (symbol-mark)




In Orkhon Monument, there are more then 100 
the word "Türk", both are correct.



ilgili:

"apparently at some time the humanity didn't speak any other language but Türkic."








5 Ekim 2016 Çarşamba

Tor - Tur - Tar - Asator



...."Küçük Asya'daki Troya'dan (Turuva-Turoba) Avrupa'ya oradan İskandinavya'ya giden boyların TOR/TÜR adlı tanrıları vardı. Bu yüzden İskandinav Sakalarında Türkel, Turid, Torleyk, Toralv (Tor Alp), Torlauq, Torqaut, Torlak, Torarin, Torberg, Trqeyr gibi antroponimlerin kökünde AS boyların TOR/TÜR şeklinde kullanılan teonimi vardır. TOR tanrının (THOR) fonksiyonunun (A.Bremenski) "v poyedenski s velikanami; plodorodiye çerez qrozu" (C.Dümezil) şeklinde olması ilginçtir. Bu yorum bizim açığa çıkardığımız TAR/TÜR toponiminin "ölü-dirilme" düşüncesi ile ilgili olduğu ve Azer dilindeki TORUN, TÜREME tipli sözlerde aynı anlamın kalması ile uygunluk yaratır." 
Prof.Dr.Firudin Ağasıoğlu






"Türkolog N.Y.Marr "Türk teriminin TAR-HAN sözünden" ortaya çıktığını yazıyor. Bu hiç de tesadüf değil, çünkü bu söz boylar arasındaki boy üstünlüğünü bildirir ve hatta o boyu kutsallaştırır ve Tanrı ile eş değer tutardı... Prof.Dr.F.Ağasıoğlu'da onaylıyor. O "Protoazerlerin (birlikte prototürklerin) kökenine ışık veren teonimlerden biri de hiç şüphe yoktur ki, TAR/TUR alamorfu ile kullanılan Tar sözüdür ki, bu da sonralar Türk sözünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Azer diyalektlerinde bugün de "Tar" sözü "Allah" anlamında kullanılmaktadır. (...)

Milattan önce üç binlerde rastlanan "Turukku" sözüne gerçekte Rus ve Avrupalı alimler bilerek değer vermemiş ve bunu görmezden gelmek istemişler. Oldukça garip ama, gerçek bu! Bu gerçeğe rağmen , Rus Türkologları başka sözlerin köküne her zaman ciddi bir şekilde bakmışlar, bu sözün kökünden ortaya çıkan diğer sözlere ciddi görüş bildirmişler, fakat Akat alfabesi ve dili ile yazılan bu "Turukku" sözünün üzerinden geçip gitmişler, inceleme gereği bile duymamışlar. Neden böyle yapmışlar? Cevabı çok basittir.

Turukku sözünün kökünde "tur-" , daha öncesinde ise "tar-" sözü vardır. Bütün dünya alimleri "tur ve tar" sözlerinin Türk milletine ait olduklarını yazmışlar. Durum böyle olunca "Turukki" lerin beş bin yıl önce Doğu Anadolu ve Azerbaycan'da prototürkler olarak yaşadıklarını nasıl yazacaklardı? Çünkü, bunlar herkese "Türklerin batıya gelmeleri 7.- 9.yüzyıldadır" ,diye zorla kabul ettirmişlerdi. Olmuyor sayın tarihçiler, olmuyor!

Eğer Türkler batıya 7. - 9. yüzyıllarda gelmişlerse, o zaman bizim ecdadımız sayılan ve prototürk kabul edilen Qutiler , Lulubeyler, Kimmerler, İskit ve Sakalar, Hunlar, Bulgar ve Avarlar, daha adlarını sayamadığımız onlarca boylar beş, dört, üç bin yıl önce Avrupa'da ne geziyorlardı?



"Türklerin Gizli Tarihi"
Yunus OĞUZ - Bahtiyar TUNCAY






"Çin belgelerinden çıkan sonuca bakılırsa, Türk devlet geleneği sanıldığından çok daha eski, köklü ve zengindir. Asya’da Türk olgusu muhtemelen Çin olgusundan da eskidir. Bugünkü “Türk” terimi Kök Türklerden beri değil, en az MÖ 7. Yüzyıldan beri Asya’da bir boy adı olarak kullanılmaktaydı."



"2500 Yıllık Çin İmparatorluk Belgelerinde Hunlar ve Türkistan"
J.M.De Groot, G.Ahmetcan Asena.



*





Detta kan vara den första avbilden på Guden Tor när han far fram på himlen med sin vagn dragen av ett djur, kanske en getabock. Blixten ljungar från ekipaget. Det kan också vara den första fart älskaren som kör på ett djur, ställde till med den första viltolyckan. Vi kallar honom ”Asa-TOR” - link

This may be the first image of the god Thor as he streaks through the sky with his chariot pulled by an animal, maybe a goat. The flash lighteneth from rig. It may also be the first speed lover who runs an animal, posed to the first game the accident. We call him "Asa-TOR"..!




ASA-TOR
ASTRAKHAN
ASTURCO


Nogay Türkleri - Kırım Türkleri - Terek Don - Volga ve
Xacitarxan = Kacitarkan - ASTRAKHAN - Tarkan
AStrakhan Altın Ordu yıkıldıktan sonra kurulan bir Türk Devleti'dir.




"ASTURCO; Kuzeybatı İspanya Asturia'dan küçük bir at. Pahalı bir hediye." (Sözlük açıklaması)
"ASTURCO: a small horse from ASTURİA in northwestern Spain. An expensive gift."

* ASTURCO olan yerleşim yerinin adı ASTORGA olarak değişmiş. (ASTURES)
- Astorga, in the Iron Age, came under the cultural influence of the Celts; the local Celtic peoples inhabited the area around 275 BC, known as the Astures and the Cantabri. Later become one of the Roman strongholds in the region they called ASTURİCA.
- The Roman city was founded in 14 BC, being entitled by Emperor Octavian as Asturica Augusta now known as Astorga.


* AS+TURCO 
- AS - Ulu, yüce, Orhun yazıtlarından bir Boy/Budun AS.
[Great, the Supreme, a Turkish tribe name (AS Budun (Tribe) in Orkhun inscriptions, As Turks)]
- TURCO - Turk (Türk)
- TUR - Türk kelimesinin kökeni (Turan ve Turukku'daki gibi)
[ root word for Turk, like in Turan and Turukku]

* Marcus Valerius Martialis (40-102/104) İber yarımadasında doğmuş Romalı Şair. Martial'ın Epigramları: vol ivol ii

* Martialis'in kitabından: 
"ASTURCO, Hic brevis ad numeros rapidum qui colligit unguem, venit ab auriferis gentibus Astur equus.
(Here the number of swift when they have gathered to the short fingernails, comes from the gold-bearing nations Astur horse.)"
editör: Craig Williams

* ASTURCO:
Francis Edward Jackson Valpy

Prof.Dr.Bahtiyar Tuncay, Yunus Oğuz:




ilgili:







4 Eylül 2016 Pazar

ASKER - ASGEiR - OSCAR



ASKER - ASGEİR - ESGER - OSCAR

Asker kelimesinin kökeni Farsça deniliyor. Türkçe'de ise Su/Sü diyorlar. Ama AS ve Ker olarak heceye ayırınca farklı bir anlam çıkıyor ortaya. "AS" ulu, tanrısallık, bir Türk boyunun adı ; "KER" ise sınır, gören, çadır, mesken, kötülük anlamlarına geliyor. Bir de Germek, gerilmek var tıpkı mızrağın gerilerek atılması gibi.... Şahsen, Asker kelimesinin Farsça’dan geldiğini düşünmüyorum, özellikle de Türk boylarının göçleri, Türkçe’nin Akadca ve Arapça üzerindeki etkisi, uzun zaman Türklerle kültürel ve dilsel iletişimde olan Farslar varken. Aynı zamanda, ASKAR Orta Asya Türkleri (Kazakistan) arasında erkek adı olarak kullanılmaktadır.

İskandinavlar’da ise Asgeir’in anlamı As-Tanrı ; Geir-Mızrak, yani Asgeir-Tanrı’nın Mızrağı anlamına geliyor. Odin Tanrı olarak görülüyorsa onun mızrağı olmalı. Asgeir’den türetilen isim ise Oscar. Oscar kelimesinin Eski İrlandaca'dan (Keltce) İngilizce'ye girdiği varsayılır. Peki ne anlama geliyor? Yabancı, dışarıdan gelen, profesyonel olmayan, düşman ve geç dönem şiir edebiyatında SAVAŞÇI, KAHRAMAN. (wiki) Anglo Sakson göçleri 5.ve 6.yy'da gerçekleşir. O tarihten önce Odin ve Halkı İskandinav topraklarına girmiştir. Bu arada Atilla'nın ölümünden sonra da Halk her yöne dağılır, hatta İskandinavların arasına bile karışmıştır. Hunların en güçlü boylarından biri de Esgil / Esgel' dir. Macaristan'da yaşayan Sekel Türklerinin atalarındandır ve bu Sekel boyları, yani /Esgel/Asgel/Sekler "Sınırı koruyucuları" olarak görev yapar.

Asker, "Ulu Savaşçı", "Ulu Korucular", "Sınır Muhafızları" demektir. Asker kelimesinin ne arapça, ne de farsçayla bir ilgisi vardır! Asgeir - Esgel - Segel - Esger - Asker - Oscar kelimeleri aynı kökten doğmuştur ve TÜRKÇE'dir.

SB.


Servet Somuncuoğlu : "Kırgızistan'da Tanrı Dağları'nın kollarından Aladağlar üzerinde, deniz seviyesinden dört bin metre yükseklikte yer alan 
Saymalıtaş'ın 
en çarpıcı resimlerinden biri: At Üstünde Ayakta Ok Atan Süvari."
Turkish Petroglyph



OSCAR adı yabancı kaynakta nasıl geçiyor?:

Name OSCAR
GENDER: Masculine
USAGE: English, Irish, Portuguese (Brazilian), Swedish, Norwegian, Danish, Irish Mythology
PRONOUNCED: AHS-kər (English)
Meaning & History
Possibly means "deer friend", derived from Gaelic os "deer" and cara "friend". Alternatively, it may derive from the Old English name OSGAR or its Old Norse cognate ÁSGEIRR, which may have been brought to Ireland by Viking invaders and settlers. In Irish legend Oscar was the son of the poet Oisín and the grandson of the hero Fionn mac Cumhail. This name was popularized in continental Europe by the works of the 18th-century Scottish poet James Macpherson. 

Elizabeth Gidley Withycombe, link
The Oxford Dictionary of English Christian Names (1945)


Name OSGAR
GENDER: Masculine
USAGE: Anglo-Saxon
Meaning & History
Derived from the Old English elements os "god" and gar "spear".
Related Names: OTHER LANGUAGES: Ansgar, Ansigar (Ancient Germanic), Ásgeirr (Ancient Scandinavian), Ansgar, Asger (Danish), Ansgar (German), Ásgeir (Icelandic), Ansgar, Asgeir (Norwegian), Ansgar (Swedish)

Name ASGER
GENDER: Masculine
USAGE: Danish
Meaning & History
From the Old Norse name Ásgeirr, derived from the elements áss meaning "god" and geirr meaning "spear".

***

“Göktürk yazıtlarında, kuzeyde, Kögmen dağlarında Kırgızların komşuluğunda yaşayan Az Budun'dan bahsedilir. Burası, Türklüğün en doğu sınırıdır ve hemen ondan sonra etnik Moğol sınırı başlar.  Tarihte Asların anıldığı en ilginç yer ise İzlanda olmalıdır. Kuzeyin German asıllı halkları, mitolojik ögeler yükleyerek tarihlerini saga denilen destanlarda yaşatmışlardır. Snorri Sturluson adlı İzlandalı bir Viking, bundan sekiz asır önce, 1222-1225 yıllarında halkı içindeki bu sagaları toplayarak Heimskgringla adlı bir kitap hazırlamıştır.

Buna göre As halkı eski zamanlarda Troya'dan çıkmış ve Saks ülkesine (Saksonya) gelmiştir. Burada yerleşip bir süre yaşadıktan sonra daha kuzeye İskandinavya'ya gitmişlerdir. Yerli ahali bu yabancı insanları hayranlıkla karşılamış ve tazim etmiştir. Böylece içinde yaşadıkları toplumla bütünleşen ve İskandinav kızlarıyla evlenen As savaşçıları zamanla erimişler, ama önemli izler bırakmışlarıdır. En önemli izler Sturluson'un eserinde kalmıştır: "Troya Türk ülkesidir...Türklerin ülkesini terk edip...Avrupa'ya gelen Aslar buraya Türk töresi getirdi ve burada Türklerin koyduğu yasalar uygulandı..."

Doğrudan Türk kelimesinin geçmesi oldukça ilginçtir. Bunu 13.yüzyılda artık Türk isminin yerleşmiş olmasına ve Anadolu ve Azerbaycan'ın Türk ülkesi olarak görülmesine vermek mümkündür. İskandinavyalı Aslar açık şekilde Türkçe olan pek çok yer adı bırakmışlardır : Asgaard (As-kent)….

Osman Karatay
İran ile Turan: Hayali milletler çağında Avrasya ve Ortadoğu


Ynglinga’da bu Asya tarifi yoktur ama Prose Edda’da olmayan bir bilgiyi verir ve As halkından bahseder: “Don nehrinin doğusundaki memlekete Asaland veya Asaheim (As ülkesi veya yurdu) denir ve bu memleketin başşehrini Ásgard adlarlar.”

Aynı yazarın bir eserinde kıta tarif edilirken, diğerinde o kıtaya isim veren halktan bahsedilmesi herhalde Sturluson’un araştırmalarının gelişimiyle alakalıdır. 1220 sonrasındaki araştırmalarında As halkıyla ilgili bilgileri derinleşti ve bunun sadece bir kıta adı olmadığına kanaat getirerek ve eski kaynaklardan As yurdunun tam yerini tespit ederek Ynglinga’ya ekledi. Bu As bahsi Sturluson’un bilgisinin güncelliği veya eskiliği konusundaki tartışmalarda şaşırtıcı bir gerçeğe işaret eder. Hunların gelişinden önceki dönemde Don nehrinin doğusundaki Aral boylarına kadar uzanan düzlüklerde As adlı bir kavim başı çekiyordu.

Bu bahisleri tastamam efsane, dolayısıyla uydurma olarak gören halkiyatçılar, ardından adı geçen mekân ve kavramlara derin mitolojik manalar yüklemişlerdir. Örneğin, Asgard basitleştirici bir anlatımla tanrıların mekânı olarak sunulur. Merkezîdir. Onun etrafında Midgard (‘Orta Kent’) vardır. Burası insanların mekânıdır. Bilinen dünya ile engin okyanuslar arasında ise devlerin mekânı vardır (O'Donoghue 2008: 17). Hâlbuki burada tarihi bir hadiseye işaret edilmektedir. Bir göç vardır.

Osman Karatay - link
“Kral Odin’in Turkland’dan İskandinavya’ya Göçü”, Halk Kültüründe Göç Uluslararası Sempozyumu, 
(28-30 Mayıs 2010, Balıkesir), yay. Ali Duymaz, İstanbul 2012, s.532-539)

"Kurt Ağzı" Sancağı ile Ayakta bir Atlı Savaşçı
TÜRK KAYA RESİMLERİ - LENA / SİBİRYA
"Rusların verdiği tarihlendirme MÖ 14000-12000"
Kaya Resimler  → Tamgalar  → Alfabe

A Standing Turkish Warrior with "Wolf Mouth" Banner
TURKİSH PETROGLYPHS - LENA / SİBERİA
"14000-12000 PROTO - TURKS" said by the Russians.
Petroglyphs → Tamgas (mark,symbol) → Alphabet
Servet Somuncuoğlu "From Siberia to Anatolia - The Turks on the Rocks."

"Till the 13th c Sibir, later Siberia, is also coming from the Turkish root Sabir." 
Prof. Dr. László Rásonyi (1899,1984, Hungarian Turkologist) (Sibir is also known as Subar-SB)




KER: Kötü Varlık
Eşdeğer : GER/KİR/GİR

Çoğu zaman sıfat olarak kullanılır. O varlığın kötücül bir özelliğe sahip olduğunu gösterir. Hepsinde bulunan ortak bir özellik olarak tek ayaklı, tek gözlü, tek kollu, kel varlıklardır. Öteki aleme ait canlılar daima tek gözlü olarak betimlenir. Bu nedenle “Ker” sözcüğünü Kör anlamına geldiğini öne süren görüşler de mevcuttur. Sümerlerde “Kur” adlı bir yeraltı canavarı bulunur ki, yeraltında yaşayan varlıkların “Ker” sözcüğü ile tanımlanmasının kökeni buradadır. Yeraltında yaşadığına inanılan ve insanı sakalıyla boğup öldürdüğü söylenen, dirsek boyundaki Kerle adlı kötü varlıklar da bunların bir türüdür. Bu sıfatla anılan altı önemli varlık bulunur:

KER Yutpa : Yeraltı Ejderi - KER Abra : Yeraltı Yılanı
KER Arat : Yeraltı Balığı - KER Doydu : Yeraltı Balığı
KER Köylek : Yeraltı Cadısı - KER Ayna : Yeraltı Şeytanı

Anlamı: (KİR/KER/GER). Kirlilik ve kötülük bildirir. Moğolca HİR/KİR sözcüğü kirlilik, kötülük anlamları taşır. “Altını şer, incisi ker” şeklindeki halk deyiminde de bu kavram görülmektedir. Geri sözcüğü ile aynı kökten türemiştir. Bu kavram eski Türkçe’de ve Moğolca’da aynı zamanda SINIR, KENAR anlamı taşır ve KİRE/KER/HER/HOR olarak ifade edilir. Kör sözcüğüyle bağlantılı olması da muhtemeldir. Kör kelimesinin kökeni pek çok kaynakta Farsça olarak gösterilir. Fakat Türkçe’deki GÖR köküyle bağlantısı göz önünde bulundurularak Farsça’ya Türkçe’den geçmiş olma olasılığı dikkate alınmalıdır.

Türk Söylence Sözlüğü
Deniz Karakurt

***

GER = ÇADIR- OTAĞ 
(yabancı dile yanlış olarak giren YURT, ki o da Türkçe'dir. -SB)

Ger ve Kutsal Daire

Batılılar tarafından yurt olarak bilinen ger, Moğolların geleneksel yaşam mekanlarıdır. Yuvarlak bir örgü duvar üstüne monte edilmiş merkezi bir duman çıkış halkasından (tono) yayılan direklerden (uni) inşa edilmiştir ve Amerikan Güneybatısı yerlileri Navahoların hooghan'larına yakın bir benzerlik arz eder. Ayrıca, Tsantang ve Urianhai dahil birçok Siberia halkı tepee'lerde yaşar. Her durumda ger'in konumu ve sembolizmi bütün Moğol toplulukları için geçerli olmaktadır. Göçebe yaşantısı gereği seyahatlerine uymak üzere ger ve tepee'ler (yurt) kolay sökülüp takılmak için tasarlanmışlardı, ama yine de nerede kurulursa da ger'in görüntü ve anlamı değişmez. 

Moğol Şamanizmin Ana Hatları - Julie Stewart
Çeviren Kemal Menemencioğlu / link


***

... Kerekülüg begleri bodunı yapısındaki kerekülügü kolayca “çadırlı, göçebe” olarak çevirmek pek anlamlı görünmemektedir. Belli ki Tokuz Oğuzlardan başlamak suretiyle boy veya topluluk adları sayılmaktadır. Bu kelime grubunu “çadırlı beyleri ve milleti” şeklinde çevirmek boy-millet sırasını da bozmaktadır. Üstelik o devirde bozkırın olumsuz etkisiyle çadır dışında yaşayan insanların veya boyların olamayacağını söylemek mümkündür. Zaten bugün de Moğolistan’ın büyük şehirleri dışındaki yörelerde insanlar hâlâ çadırlarda yaşamaktadır. O zaman bütün sorun kerekülüg kelimesi üzerindedir. Tokuz Oğuzlar, Eki Edizler ve Kerekülüg begleri. Bu şekilde bir sıralamada kerekülüg kelimesinin bir boy veya topluluğun adı olması gerekir. Öyleyse kerekülüg begleri ibaresini “çadırlı, göçebe” değil de “Kazaklı beyleri, Kırımlı beyleri” gibi “Kerekülü beyleri” şeklinde anlamak gerekir.

Kerekülüg kelimesinin kökünün eski Moğolca ker kelimesiyle aynı olduğunu düşünüyoruz.Günümüz Moğolcasında bu kelime ger şeklinde olup, “çadır, yurt” anlamlarına gelmektedir: ger “yurt, çadır, keçe çadır; yerleşim yeri, ikametgâh; mesken ev” (LESSING 2003: 603); Kalmukçada ger “zelt,jurte, haus; familie, heim; haus”, Ramstedt ger kelimesinin Tib. gur kelimesinden alınmış olabileceğini düşünmektedir, (RAMSTEDT 1976: 134.)

Bütün bunlardan hareketle kerekülüg kelimesi Türkçe gramer kurallarına göre kök ve eklerine ayrıştırılırsa ortaya şu çıkar: < ker + AgU + lUg. + AgU topluluk (kolektif) bildiren ekle ilgili olarak Kök Türk metinlerinden şu örnekleri vermek mümkündür: ikägü “iki parça” (< *ekägü), üçägü “üçü birlikte”; buçegü < bu + üçegü “bu üçü”, (TEKİN 2000: 133, ayrıca krş. ERDAL 1991: 93-97.)

SONUÇ: Bilge Kağan Yazıtı Doğu yüzü 1. satırında geçen kerekülüg kelimesi “çadırlı, göçebe”olarak çevrilmekteydi. Altı Sir’lerden başlamak suretiyle bu bölümde Türk boy veya topluluk adları sayılmaktadır. “Altı Sirler, Dokuz Oğuzlar, İki Edizler, Çadırlı beyleri, milleti” şeklinde yapılan bir çeviri boy adı sıralamasındaki sırayı bozmakta, cümlenin anlamını tam olarak ifade edememektedir. Bize göre bu bölüm şu şekilde çevrilmelidir: “Altı Sirler, Dokuz Oğuzlar, İki Edizler, Kerekülü beyleri ve milleti”. Buradaki kerekülüg kelimesi bir Türk boyu veya topluluğunun adı olmalıdır. 

KEREKÜLÜG BEGLERİ - Erhan AYDIN / link
(International Journal of Central Asian Studies, Vol. 10-1, 2005, 23-31)

***

"En eski Moğolca metinler dahi, Moğol dilinin Türkçenin tesiri altında kaldığını göstermektedir."

Doç. Dr. Ahmet TEMİR
DTCF, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 1955, c 13, s 1-2

***

"Tespitlere göre, Göktürk belgelerindeki bütün kelime adedi, ancak 11.000 ile ifade edilmekte olup bunun hemen yarısı olan 5.302 kelime çözümlenmeye en uygun uzunluk ve mükemmeliyette bulunan üç yazıta aittir. Böyle olmasına rağmen, henüz bu yazıtlar bile, bazı karanlık ve izaha muhtaç noktalar bulunmasından dolayı, hâlen büyük emekler beklemektedir." der Aydemir. 

KÜL TİGİN YAZITI’NDAKİ ‘ER AT’ KELİMESİ ÜZERİNE, 2012
Âdem AYDEMİR / link





BUGÜNKÜ İNGİLİZCE İLE KIYASLAMA YAPARSAK

Bugün Türkçe de : Türk Dil Kurumu'na göre 111 bin 27 kelimenin 14 bin 1981’i yabancı kökenli (acaba!).

Yılmaz Asil'e göre ise; Bu yanlış bir sayıdır, Türkçe üretir bu yüzden sonsuzdur. / link

Bugün İngilizce de ise: 171.476 kelimeden 47.156'sı eski kelime, 9.500'ü türetilmiş kelimedir.

"The Second Edition of the 20-volume Oxford English Dictionary contains full entries for 171,476 words in current use, and 47,156 obsolete words. To this may be added around 9,500 derivative words included as subentries. Over half of these words are nouns, about a quarter adjectives, and about a seventh verbs; the rest is made up of exclamations, conjunctions, prepositions, suffixes, etc. And these figures don't take account of entries with senses for different word classes (such as noun and adjective)." / link


Yani, Eski Kelime 47.156 derken... Ortaçağ İngilizcesi mi? Ondan önce mi? Çünkü, henüz İngiltere "İngiltere" değilken, Türk Kağanlığı (Göktürk) döneminde bile 11.000 kelimesiyle Türkler var. İngilizce ise MS.5.yüzyıldan sonra İngiltere'ye göç eden Jütler ve Anglo-Saksonlar'la gelişmeye başladı. 

"The history of the English language really started with the arrival of three Germanic tribes who invaded Britain during the 5th century AD. These tribes, the Angles, the Saxons and the Jutes, crossed the North Sea from what today is Denmark and northern Germany. At that time the inhabitants of Britain spoke a Celtic language. But most of the Celtic speakers were pushed west and north by the invaders - mainly into what is now Wales, Scotland and Ireland." Old English (450-1100 AD) / link


Ne diyordu H.G.Wells, Yuan Chwang’ın 7.yy’da Türk topraklarının tasvirinden sonra: “Hatırlanmalı ki, o dönemde böylesine bir kent Anglo-Sakson İngiltere’sinde yoktu”

"At that time we must remember, there was hardly such a thing as a town in Anglo-Saxon England...." H.G.Wells. / link


Sutton Hoo bir Anglo-Sakson kurganı olmakla birlikte kurban edilmiş atıyla Türk kültürünü gösterir. Buluntular bile Hun-Avar kültürüne benzerdir. / link




Sekel Türkleri
ASKER - SEKEL - SEKLERS (SEGEL = SINIR MUHAFIZLARI)
Seklers. (Segel=border guard)
SEGEL - ESGEL - ASGEL - ASGER - ASGEİR !?!

In Hungarian mythology the youngest son of Attila (Etele) was called Csaba, which in Turkic and old Hungarian also meant shepherd, the “shepherd of the people”. This legend is about the mythical guardianship he symbolizes for the people of Transylvanian Hungarians who treat him as their ancestor and guardian “angel” in a loosely translated sense. The Transylvanian-Hungarian anthem even calls to him for his protection.

After the death of Attila in 453AD, his elder son Aladár, rushed to take the reins of government. The Germanic chiefs and their allies were able to surprise and kill him before he reached his destination. His brothers, scattered over the country, were pushed out by the rebellion of the Gepids, Sverves and Visigoths (Germanic tribes). Dengezik ruled from the area of the Don and Dniper rivers, a still large Hun Empire, constantly fighting the Gepids, Goths and Byzantium (Eastern Roman Empire). In 469 he died in battle. The Hun nations however continued in this region.

Attila’s youngest son Chaba (historic Irnak), whose mother was the daughter of the Byzanteen general Honorius, relinquished the Carpathian basin with his depleted nation, to rejoin his eastern relations. They returned to strengthen themselves, so they may be strong enough to return and also to cleanse Attila’s holy sword in the waves of the circular sea, to restore it’s magical powers.

At the border territory of Transylvania, he left 3,000 young warriors under the leadership Örmedzur, to keep guard over the land. These men were the ancestors of the Seklers. (Segel=border guard). The field of Chigle was their home, which today is the country of Csík in Transylvania. Before their separation Chaba prayed to their god Damacsek, that whenever his people were in trouble the forces of nature shall warn him, and he will return to protect them, even from the ends of the earth. The message carriers of earth, water, air, and fire will reach him wherever he might be....

...the Sekel has been at guard on the frontier and soon perhaps this trust will no longer be required… (Through most of Hungarian history their special charge was boarder-guardsmen.)...


Fred Hamori




Türk Boyları :

Eseg/Esgil/Askel tribes, .../link

Ezgil/Ezgel (Ch. Asitsze) tribe was described in the Chinese annals as strongest tribe of the Hun confederation... / link

Red Huns “Hermihions” (Esgil/Ezgel/Esegil/Eseg/Izgil/Ishkil/Ichgil/Äsägel/ /Askel/Askil/Sekler/Szek (ler)/Ch. Asitsze/Pin. Asijie, Sijie/Hermihions), ... / link

NOT: HERMİHİON veya KERMİHİON (HİON) ya da KIZIL HUNLAR aynı zamanda ABDAL-EFTALİT-AK HUNLAR olarak ta geçer... / link SB : 




İskandinavların arasına karışan Hun-Türkler:

"Swedish Professor Åke Daun show that foreigners perceive Swedes as being cold heartless people with a sluggish mind. These are traits that can be attributed to their Attila-genes.... According to Professor of Archeology at the University of Oslo, Lotte Hedeager, the old Norwegian (and also Swedish) ruling class consisted of Huns. ... many of the names given in the Nordic sagas are parallel to the names of Hunnic kings, like Halfdan (Huldin), Roar (Ruga), Ottar (Ottar), and Adils (Attila). ... Atle, which is derived from Attila, is a common name in present day Scandinavia."

By Tor G. Jakobsen, NTNU


***

Bir de:

Ordu (Askeri)- Düzen (Disiplin, Yasa, Kamu düzeni)

Ordo - Ordu kelimesi Türkçedir. Orhun Yazıtları'nda Ordu kelimesi geçer ve hakan konağı, saray karargah anlamındadır. Moğolca'ya da Türkçe'den geçmiştir, tıpkı Kızıl (Altın) Orda'daki gibi. Taşağıl hoca, "13.yy'a kadar Moğolca ile Türkçe arasında ayrım yapamazlar" der. Kaşgarlı Ordu'yu hakanın oturduğu şehir olarak açıklar. 350 milyon Türk dünyası varken listeye bile almamışlar. İşte bu Emperyal düşüncenin bir ürünüdür. Demek ki, buralarda milattan önceki dönemde de Türkçe konuşan halkların varlığı söz konusu, kısaca Türkler varmış. Latince'ye bile Türkçe'den girmiştir. Arsız, hangi Latince? wikide latin diye geçiyor da!!

Türkçe'nin izini Akadlar'da, Etrüskler'de, Pelasglar'da, İskandinavlar'da, Germanlar'da, Slavlar'da, Yerlilerde, İngilizce'de görüyoruz. İngilizce sanılan kaç Türkçe Kelime var acaba? Orhun Kitabeleri'nde 11.000 kelimemiz varken, İngilizce nasıl dünya dili olabiliyormuş efendim? bu işte bir bit yeniği var ya... ;)

Turkicworld sayfasından Language bölümünde Türkçe'nin diğer dillere olan etkisini görebilirsiniz.



ilgili:




27 Haziran 2016 Pazartesi

KURT




Kurtlarla ilgili iki konuda araştırma yapmıştım. 
Biri Kurt donuna bürünme diğeri Dişi Kurt:
Ama yazım yanlızca Kurtlarla ilgili değil....

Etrüsk Mezar Taşında Tek  Çocuk ve Dişi Kurt
Felsian Stele , detay , MÖ.5.yy - Bologna



Pelasgların atası sayılan Pelasgus'un oğlunun adı Lycaon, yani Kurt'tur. Lycaon'un doğum yeri denize kıyısı olmayan dağlık bölge Arcadia olarak geçiyor. (Ayrıca Arcadia ile Arka kelimesinin benzerliği de düşündürücüdür.'Eski ve Modern Türkler - Mustafa Celâlettin Paşa' kitabında; Türkçe Arka - latince Arcus - Yay/Sadak anlamında: zaten arkada taşınıyor. diyor. Ve Archer yani Okçu kelimesi buradan türetiliyor. ) Hellenlerden önce yörenin yerli halkı olan Pelasglar, Lycaon Dağı olarak ta anılan bölgede festivaller düzenliyorlar. Arcadia savaşçıları Kurt ve Ayı (sonradan Rusların simgesi!) postlarını giyermiş, yani Kurt donuna bürünürmüş. Bu Truva'da da var. Truvalı Dolon da Kurt postuna bürünerek düşman hattına sızmak ister, fakat yakalanır. Dolon Kırgızlarda bir boy adı olarak geçer.


Truva'nın düşmesinden sonra dağılan halkın bir kısmının kuzeye göç ettiği bir gerçektir. Odin'in babasının adı Bur (Borr-Burr) ve dedesinin adı Buri'dir. Bizim Börü yani. (Thor ise oğlu.Tor-Tur-Tar Türk kelimesinin kökenindeki gibi). Asgaard'tan geldiği de belirtilir. Anadolu'nun batısındaki As Türkleri, As/Az ile başlayan topografik adlarından bazıları; Assuwa (Ege bölgesinde), Astarpa (K.Menderes), Astike (Trakya Ovaları) gibi ; Prometheus'un insanoğlunu çamurdan yaratıp ateşi, yani bilgiyi, aydınlamayı insanoğluna vermesinin dışında eşinin adının Asia olması gibi... Vikinglerin arasında Tyrker adlı bir kişinin olması da Teucer'i akla getirir. Truvalılar da kendilerine Teucer diyordu: Teucer=Tucer=Türk Er gibi ve Hektor'un (Ektor) Tyrkland'ın asil prensi olarak anılması gibi.... Atlamadan hatırlatayım, İsveçli bir akademisyen İskandinavların arasına Hunların da karıştığını söyler.


Odin'in de Kurt postuna bürünen savaşçıları vardır, İskitlerde de. Kurt postuna bürünen vahşi ve gözü kara savaşçılar paralı asker olarak Roma İmparatorluğunda en önde görev almışlardır. Kurt donuna bürünme Amerika yerlilerinde de görülür. Hatta Washington yöresinden Quileutes ve Kuzey Amerika bölgesinden Kwakiutl Amerika Yerlileri Kurt'tan türediklerine inanırlar. Şimdi can alıcı noktaya geliyoruz. Orta Asya Türklerinde de var olan bu olay Moğollarda da var ve sanki onlara mahsusmuş gibi batılılarca anlatılır. Lakin kimse düşünmez 13.yy'dan önce Orta Asya'nın batısında, yani Anadolu'da Moğollar ne gezer! Demek ki bu kültürü Türkler yaymıştır ve de Türk kültürüdür; Serdengeçtiler, Başıbozuklar... Ve Batı'daki Kurtadam efsaneleri de bu savaşçılardan doğmuştur.


Schliemann kitabında Athi'den bahseder. Asur dönemine ait bir tablette dişi bir Köpek veya Kurt'tan iki yavru süt içer, sunakta da bir baykuş vardır. Baal cycle yazıtlarında "Athi'den kim süt içecek" diye yazar. Athi Karkamış'ın (Gaziantep) büyük tanrıçasıdır. (Asur ve Babil'deki büyük şehirlerin adı Turani olması bir yana...) Truva'da bulunan baykuş formlu vazolar Athi ile ilintilidir. Schliemann "Yunanlılar Truva'da görüp ödünç aldı" der. Athi Athena'ya dönüşür sembollerinden biri Baykuş diğeri Yılan'dır. Tatar Türklerinin bayraklarında Baykuş ve Ejderha vardır. Ejderha aynı zamanda Yılan'dır.


Kalevala, 19. yüzyıl epik şiir eseridir ve Elias Lönnrot tarafından derlenmiştir. Fin sözlü folklor ve mitolojisini anlatır. Elias Lönnrot Finlandiya'daki "TURKU" Kraliyet Akademisi'nde okumuştur. Ve KALEVALA şiirinde de "ATHI" ve "TYRYA (TURYA)" kelimeleri geçer.


Athi başlangıçtaki su'dur, Türklerdeki Akgöl'den (Süt gölü) gibi. Amerika yerlilerinde Samanyolu'na "Kurt Yolu" denir ki Samanyolu Hellenlerin efsanesinde Hera'nın sütüyle oluşmuştur. Süt gölünden (ak göl) alınan bir damla süt ile insanlara "ilk ruh"un verilmiş olduğu kabul edilmektedir. Süt, tıpkı Kımız gibi kutsaldır. Şamanlarla ilgili hikâyelerde, Şamanın hasta olanları pişirilmiş süt ile tedavi ettiği geçmektedir. Ayrıca cübbesinde Erlik-Han'ın dünyasından Yılanlar tasvir edilir. Saka/İskit Türkleri Atların Bereketi bayramında Kımız içer. Kımız dolu çanağa kan damlatarak da Ant içer... Tıpkı Lidyalılar'ın Medler'le barış antlaşması yapması gibi....


Bilgamış'ın yaptıkları sonraki dönem mitlerde Herkül'e geçer....
Herkül Köroğlu ile aynı kişidir....Köroğlu'nun oğlu da bir Kurttan Süt içer....Apollo gibi Köroğlu da Işık aktaran delikanlıdır....ve Herkül Sakaların Atasıdır.


Herkül (Erkül) de Hera'dan süt içer. Herkül Yılanları boğar ama aynı zamanda Gelon'un da babasıdır. Gelon-Jelon-İlan-Yılan bir İskit boyu, yani Kayı boyumuz. Jül sezar Gay derken Kayı'dan bahseder. Sezar Etrüsk kökenlidir. Etrüsk kül kaplarında, Makedon ve İskit paralarının üzerinde IYI damgaları görülür. Ayrıca Etrüsk heykel sanatının aynısını Kassitilerde de gördüm, aynı yüz, aynı biçim, sanki kopyası....(link)


"Si(Kay) kabilesinin tamgası yılandır, kay yılan demektir... Don Kıpçakların Ejderha - Kimak Uran-Kay halkından inme olduğunu... Şarukan, büyük Ruh veya totem olarak ejderha anlamındaydı" der Ahincanov. Fergusson da Yılan kültünün  ve Demirciliğin Turani olduğunu yazmıştır. Yılan aynı zamanda Demir'i işleyenlerin sembolüdür denilir. Etrüskler'de İtalya'ya gittiğinde Demirci Millet olarak tanınmıştır. Ve aynı zamanda da Yılan şifacılarında sembolüdür. Anadolulu Apollo da Pythia adlı ejderi yener ve bilgeliğin, kehanetin tanrısı olur. Halbuki bu ejder-kral/tanrı/kahraman savaşını Sumer ve Hattilerden etkilenmiş Hititlerde de görürüz. Gök Tanrısı Telipinu'nun İlluyanka Ejderi ile savaşı efsanesi Hatti kökenlidir. Mevsimlerin dönüşümüdür, tıpkı Hades'in kaçırdığı Persophene'nin annesi Demeter ile buluşması gibi. Tatarların bugün kutladığı Sabantui Bayramı. (Sabazios)


Prometheus işte o ejderdir, yani Türk kültüründeki Evren'dir. Adı gibi geleceği gören yani Zamanın efendisidir ama Apolloya geçmiştir ve kehanet tapınaklarının baş tanrısı ilan edilir. Burada Hellenlerin doğulu bir tanrıya doğulu bir tanrıyı öldürtmesi görülür. (Hellenler yazıya MÖ.8.yy'da geçmiş olsa da yazının yerleşmesi MÖ.6.yüzyılı bulur.) Ve tıpkı Prometheus'un ışık olması gibi Apollo'da bir ışıktır, Güneştir sonradan Helios olur. Abdülkadir İnan "Oracle" kelimesini güneş dil teorisine göre Türkçe olduğunu öne sürer, " kökü Irk'tır - Türk mitolojisinde kain, filozof ve hakimin adı olarak geçer Irkıl Ata - Yakutlar'da An Argıl'dır - Buryatlar'da Irgıl Böge" der. Ki Kehanet Anadolu'dan Hellenlere geçmiştir. Kam olan Hyperboranlı Abaris bir Apollo rahibidir, oku ve atıyla gezer. Abaris Avar Türkleridir. Hyperboranlılar ise İskit boyudur.


"Athena Yunanca açıklanamamıştır" der Eliade ile Erat, tıpkı Apollo ve Artemis'in açıklanamaması gibi. TH sesi Türkçe'de yoktur. Athena Asena da olabilir Athi'de olabilir. Babası Zeus'tan doğar, niye? Çünkü üretilmiştir tıpkı Dionysos'un Zeus'tan doğması gibi. Hellen halkının benimsemesi önemlidir, tıpkı Romalıların Etrüsklerden çaldığı dişikurt efsanesi gibi..


Ki Zeus Frig tanrısı olarak geçen Sabazios'tan doğmadır, Güneydoğu Anadolu'da Suvar-Subar-Sibir olarak ta anılan Saban bir İskit boyudur, gökyüzünde gezen atlı bir göçebe olarak tasvir edilir. Sibirya'nın isim babasıdır. Suvar-Subar Kimmer-Hun-Bulgar-Çuvaşların da atasıdır.


Burada Gordion (İngilizcede Gordium diye geçer) adının da Kördüğüm'den geldiğini iddia ediyorum. Friglerin kralı Midas'ın da Muşkili Mişka - Kaşkalardan olabileceği söylenir. Kaşkalar ise bir İskit boyudur. Hitit kayıtlarındaki Xalub tur, yani meşhur Excalibur'un türediği kelime. Arthur ise Artahır olarak geçer Alanlar'da, ozandır hikayecidir. Ki Atilla'nın da kılıcı sayılır çünkü İskitler ile Hunlar akrabadır ve Atilla'nın hükümdarlığı altında yaşarlar. EK olarak İskender bu kördüğümü kesip doğuya vardığında İskit kralının kardeşi ile karşılaşır, ona da Cartharsis demişler, halbuki bu kardeşi kelimesinin kendisidir. İskit kralı İskendere şöyle der: Buraya dost olarak geldiyseniz misafirimsin, ama düşman olarak geldiysen, bilki biz seninle Tuna'da hemhududuz." Bu da demek oluyor ki, Doğu İskitleri ile Batı İskitleri birdir, akrabadır. Doğu ve Batı İskitlerin kültürü de birdir. Yani İskender ile Hellen kültürü henüz Doğu'ya ulaşmamıştır!


Kybele'nin oğlu olan ya da himayesi altında olan Dionysos'ta farklı değildir, öz be öz Anadoluludur. Bacchus - Bağcı'dır derler ve asmanın yanında ağacın kovuğundan doğmuştur, ağaçların da tanrısıdır derler. Tıpkı Kıpçak kelimesinin Ağaç kovuğu olması veya Uygurların ağaçtan doğma efsanesi gibi. Friglerdeki Anatanrıça olan Kybele / Kubaba / Matar ne denirse densin, bir heykelinde elinde kupa ve kuş vardır, tıpkı bizim Taşbabalarımızda olduğu gibi....


Ayrıca;
Erikhthonios'un oğlu Pandion I Atina'nın 5.kralı ve efsanevi kurucusudur (! 5.kraldan sonra olması ilginç değil mi?, MÖ.1437-1397'ye yerleştiriliyor). Onun zamanında Atinalıların Demeter ve Dionysos ile tanıştırıldığı söyleniyor. Babası tarafından Tanrı Hephaestus'un torunu (Hephaestus Pelasglı değil miydi? Pelasg-Türk). Ve bu çağda üzüm bağı İkarios tarafından Hellenlere tanıtılıyor. Ondan öncesi yok! Demeter Mezopotamya'daki Nisaba'dir bilgelik ve öğretme tanrıçası olması dışında toprak tanrıçası olarak tahıl ve hasat ile de ilişkilidir. Kızkardeşi Ninsun'da Bilgimış'ın (Gılgamış) annesidir. Yani Demeter=Nisaba. ya da Bilgelik tanrıçası Athena=Nisaba gibi...


Demeter: Çiftçilerin, ekmeğin Tanrıçasıdır İlk ve Son Bahar'da, (aslında Ekinoks'ta görünüp kaybolan) Bereketin, açlığın-tokluğun (Meşe ağacı ile kendini yiyen Erysikhthon mitolojisi) simgesidir. Gizemli [mysteria (ölüler diyarı ile iletişime geçen Şaman/Kam gibi )] Eleusisli Triptolemos'a Ejder arabasını (Prometheus, Ejder, Evren), dünyaya tarımı öğretmesi için verip gönderen tanrıçadır... Posedion'dan olma Ölümsüz At Arion'un da annesi .... "Cadı" olarak tanımlanan (kadın şaman/kam) Hekate/Ekate'yi de kölesi olarak yanına alan tanrıçadır. Ki Hekate ondan daha eskidir, MÖ.3binlere kadar iner ve de öz be öz Anadoluludur. Elinde meşalesi ile Kurt, köpek veya kısrak olarak ta tasvir edilir. Tıpkı kuzeni Artemis gibi gezegeni Ay'dır ve Hekate'nin teyzesi Leto'dur. Daha çok Karia'da tapınım görmüştür. Ayrıca Hekate İskitlerde Papaios'un eşi olan ve Büyük Bacı anlamına gelen Api'si ve Umay Ana ile benzerlik gösterir. Hekate ruhları öte dünyaya taşır. Api'nin bacakları iki yılan gibi yanlara açılırken Hekate'den türeyen Etrüsk Scylla'ların da bacakları iki yana açılan yılan şeklindedir. Herkül'de bacakları yılan olan biriyle evlenmiştir.


Elam demişken o coğrafya'ya gidelim:
İskender Lahti diye adlandırılan Lahitin sidon kralı Abdalonymos'a ait olduğu bilinir. Akhunların Eftalit haricinde diğer bir adı da Abdaly'dir. Türk kültüründe görülen Abdallar da diğer bir kanıttır. Ve lahitin üzerindekiler Pers savaşçıları değil İskit savaşçılarıdır, pantalon ve başlık en belirgin özelliktir. Asur kralı Aşurbanipale yenilen Elam kralının adı da Te'umman'dır. Yani Mete'nin babası Teoman ile aynı adı taşır. Ya Elam Kralı Atalumman'a ne demeli? sonuçta ATA Türkçe kökenli değil miydi? Bir de Urtaki var adı bilinmiyor, lakabı denmiş, Urtaki Ortak kelimesini çağrıştırır ki kralın ortağı veya amcasıdır. Bu kadar veri bir tesadüf olamaz....

(Kıpçak - Hun - İskit - Kimmer - Elam)


Gelelim Artemis ile Apollo ve tabi ki anneleri Leto'ya

Artemis'in asıl adı ERTEMİ'dir, Ay tanrıçasıdır. Apollo'nun lakabı Kurt'tur, "Apollo Lykeios" . Anneleri Leto ise (az bilinir) Kurtların Tanrıçası'dır ve Lykia-Lukia (Likya) ile Karia bölgesi en çok tapınım gördüğü yerlerdir. Karialılar ile Lelegler Pelasglarla akraba değil miydi? Pelasglarda Kurt yok muydu? Leto Aeneas'a yardımcı olmuş ve Truvalıların yanında yer almıştır.





LETO kimdir?
Leto (Latona) ; Kurtların Tanrıçası, bir Dişikurt
Babası Coesus (Kaios-Kaos) (Güneş, Gökyüzü, Zeka, Atmosfer) 
Annesi Phoebe (Phoibe) (Dolunay, bilgelik) ki onlarda Uranüs (Gökyüzü) ve Gaia (Yer) in çocuklarıdır. (Diğer kızları Asterie'dır (Asteria- öngörü, yıldızları okuyan, kehanet, Hekate'nin annesi)
Leto Apollo'yu doğururken bir kurda dönüşür, der Aelian(10.26)
Leto Hera'nın gazabından kaçarken Hyperboreanlı Kurtlar ona yol gösterir, ya da Kurtlar ülkesini arıyordur. Leto'nun Hyperboreanlı olduğunu söyleyenler de vardır. Hyperboreanlı Abaris - Apollo ; Hyperboreanlı Leto ; Hyperboreanlılar = İskitler



Peki Karia? Herodot, Karialıların, efsane kral Atys'in oğullarından biri olduğunu, Lydus/Lydia ve Mysus/Mysia 'nın kardeşi Car/Kar'dan geldiğini yazar. Lelegler ile Karialılar akraba olarak gösterilir. Hatta Karialıların eski adı Leleglerdir, Leleglere de Pelasglar denildiğini Herodot ve Homer de rastlarız. Lelegler ve Karialılar dışında Traklar ve Friglerde Truvalıların yanında savaşmıştır. Bugünkü Yunanistan dan koloniler geldiğinde "Lelegler ile Karialıları" kovduk der. Lydialılar ile Medler yıllar süren bir savaştan sonrasında da Kan Andı içerler, Hellenlerde Kan Andı yoktur.

Miletos bir Karia şehirdir, adı da Hitit kaynaklarında da geçen Millawanda'dır ve MÖ.3500'lere dek geriye gider, ki o dönemde henüz Hitit yoktur! Hatti vardır.




The Metamorphoses of Antoninus Liberalis: A Translation with Commentary, Antoninus (Liberalis- AD 100-300)


Miletus, Apollo ile Minos'un kızı Akakallis'in oğludur. 
Akakallis babasının gazabından korumak için oğlunu ormanda saklar, Apollo'da DİŞİKURT'a onu beslemesi için emir verir. Miletus kurtlar tarafından büyütülür başka yerde bir çobanın onu bulduğunu ve evine getirip büyüttüğü yazar, tıpkı Truvalı Paris'in kaderindeki çobanlık gibi....
Bir de abisi vardır Kydon...O da küçükken Girit'e getirilmiştir, ve her nasılsa onun da hayvanlar tarafından büyütüldüğü söylenir ve adına para basılır, bir kurt emzirir.... 
Acaba Miletus'un ikizi midir ? Bilemem...Ama...
Miletus yetişkin olduğunda Girit'i terk ederek Caria/Karia'ya gelir. 
Milet şehrini kurar, Menderes Nehrinin kızı Kyane ile evlenir ve ikizleri olur ! Kızı Byblis ve oğlu Kaunos (Dalyan). (Başka anlatımlarda ise , Miletus, Karia kralı Eurytus'un kızı Eidothea ; veya Celaenus'un kızı Tragasia ile evlenir ve ikizleri olur)
Girit'te Dişi Kurt....
Miletus'un Dişi Kurt tarafından büyütülmesi...
Miletus'un İkizleri... 
Bana hep Leto'nun ikizleri ile Remus-Romulus ikizlerini hatırlatır.
Bu yüzden Leto'nun bir dişikurt olduğuna inanırım.


Virgil'e göre, Teucer ve halkı büyük kıtlık nedeniyle Girit'ten ayrılır ve Scamander Nehri yakınlarına yerleşirler. "Girit'ten gelen atamız Teucer "...der Virgil Aeneid'ta... Teucer, Truva'nın Atasıdır...onlarda ise At Kutsaldır ve Ektor bir at terbiyecisidir, kurban verirler Skamander (Saka) nehrinin tanrısına....


"Lykia'lıların bu adı almalarının nedeni, tanrıları Apollo Lykeios'a bir kurt (lykos) olarak tapınılmasıydı. Apollo tanrı doğmadan önce anası Leto'nun bir kurta dönüştüğü ya da kurtların onu Apollo'nun doğacağı yere götürdüğü söylenir. Gerçekte Lykia'lılar kendilerine Trmmli diyorlardı; bu ad Yunanca'da ünlüleşerek Termiller biçimini almıştır... İÖ. dördüncü yüzyıla gelinceye değin, Girit'in kimi yörelerinde hala Yunanca olmayan bir dil konuşulmaktaydı"... George Thomson; Tarih Öncesi Ege


"Ellin öncesi bin yıllarda Sümer-Hatti-Girit üçgeninde etkin durumda olan toplumların dili bizim dilimiz gibi eklemeli yapıya sahipti!"... Prof. Dr. Saleh SULTANSOY


Dişi-Kurt efsanesi Etrüsklere aittir, bu kesindir. Etrüsk otağ tipi tümüslerinde Kurt donuna bürünmüş savaşçı freski olmasına rağmen, henüz dişikurt anlatımı bulunamamıştır, çocuk var mıdır, bir midir, iki midir, bilinmiyor.. Yine de MÖ.5.yy'dan kalma bir Etrüsk mezar taşında dişi bir kurt tek bir çocuğu emzirirken görünür. Etrüskler'den "Tarkan" Hanedanlığı Roma'yı MÖ.509 'a kadar yönetmiştir. Roma'yı Romalıların kurduğunu "kanıtlamak" için MÖ.3.yy'da Romulus ve Remus efsanesini yazarlar, bu Agustus döneminde de sürekli anlatılır, sırf Roma'yı kuranların Etrüskler olduğunu "Romalılara" unutturmak için.... Aslında Romalılar Etrüsklere çok şey borçludur!
Tyrrheni, Turhenian olarakta geçen Etrüskler Truva'nın düşmesiyle İtalya'ya göçer (MÖ.11.yy). Liderlerinden birinin adı RASENNA'dır. Asenna - Aşina (Çin kaynaklarında) Göktürk hanedanı değil miydi? Lydialıların ilk Hanedanı ATYAD'tır. Kral Atys TURSEN, TURSENOS'un oğludur. Ve kıtlık döneminde Etrüsk ülkesine göçer. Tarkan- Tarkandemos- Tarhan- Tarquin hem Türklerde hem Hattilerde, hem de Etrüsklerde görülüyor. Tur ve Tar, Türk'ün kök kelimesi değil miydi?


Yani demek istediğim:

Dişi Kurt, Kurt Savaşçılar ve Kurttan türeme Türklere özgüdür. Hakkari balballarında da bulunan teke sembolü Göktürklerin Aşina boyunun sembolüdür. MÖ.9.yüzyılan itibaren kullanıldığının kanıtıdır. Elamlarda bulunan Teumman ile Asya Hunların Teoman'ı nasıl akraba ise... 
Leto'nun oğlu Apollo'nun oğlu Miletos'un kurt tarafından beslenmesi gibi....Remus ve Romulus besleniyorsa...
Hyperboreanlı Abaris'ten Avar Türklerine ulaşıyorsak,
Pelasglardan- Etrüsklere - Hyperboreanlı (İskit) Leto'dan 
Doğu'da Batı'ya bir Avrasya coğrafyasında Saka/İskit Türklerinden bahsedebiliyorsak,
RAsenna, Asena, Athena, Aşina'ya da ulaşırız.


Belki konudan konuya atladım ama hepsi birbiriyle bağlantılı. Anlamak için geniş bir açıdan bakmak ve hepsini bilmek gerek. Benim bile aklım karışıyor. Atladığım da olmuştur, okuduklarımı aklımda tutmak isterdim ama olmuyor işte. Yanlış yoldaysam da bilmek isterim, fikir fikiri çağrıştırır.



Truvalı Kahraman Ektor ile Lukiyalı (Lukka-Likya=Kurtların ülkesi) Kahraman Sarpedon'a, Kurtuluş Savaşı'ndaki Kahramanlardan Bugünün Kahramanlarına Selam Olsun.
Sevgiyle kalın,
SB.




Konya - Lycaonia




Kazakistan


EK: 
* Tuğ olarak Kurt Başı'nın sadece Türkler, Türklerle akrabalığı olan veya yoğun bir şeklide Türk kültürü altında kalan halklar kullanmıştır. Tıpkı Strabon'un söylediği gibi :"Dacialılar kurt'a tapar ve sancakları kurt başıdır." Dacialılar'dan da Keltlere geçmiştir, onlarda bazı boylarına Kurt demiştir. Dacialılar Traklardandır, Getae'da denir. Tomris'in Massagetae'sından kopmadır. Çünkü Tomris Romanya'daki Tomi şehrini kuran Ece dir.

* Göbeklitepe'deki hayvan betimlemesini Tilki olarak adlandırıyorlar, bence o bir Kurt.

* Konya'nın da içinde olduğu bölgenin eski adlarından biri de Lycaonia'dır (Kurtların ülkesi) sonradan İconium'a dönüşmüştür. Diğer adı için Azerbaycan'dan Elşad Alili der ki: "Kapadokya - Khita-Khatai"/Demircilerin ülkesi. "Touran the Khatai" diye geçer kaynaklarda yani "Turan Khatai" . "Asur, Mısır yıllıklarında bu ülkenin ismi KHİTA, KHATA gibi geçer. HATTİ şeklini de hatırlayın. Anlamı da "demir" veya "demirciler ülkesi". En eski Ermeni yazılarında İ.S. (5-6 yy.) Kappadokya'nın ismi GMAİR-K, yani KİMMERLER gibi geçer."

Demirciliğin Türk olması bir yana, Tarkan-Büyücü/Kam-Yılan; ilişkisi iyi araştırılmalı.




ÜZERİNDE DİŞİ KURT VE RUNİK YAZISI OLAN ALTIN MADALYON
Bulunduğu yer ; Undley, Lakenheath / İNGİLTERE - MS. 5.yy
İSKANDİNAVYA'DA YAPILDIĞI VE İNGİLTERE'YE GETİRİLDİĞİ VARSAYILIYOR.
Keşiş Bede'nin MS.731 yılında yazdığına göre, Anglo-Saxon'lar MS.449 yılında bugünkü İngiltere adasına gelir. 
MS.450-1066 Anglo-Saxon Dönemi; 3 grup var:
Jütler - bugünkü Danimarka'dan
Saksonlar - bugünkü Hollanda'dan
Anglolar - bugünkü kuzey Almanya'dan








Aelian The Metamorphoses of Antoninus Liberalis: (Leto'nun dişikurda dönüşmesi)
Bora - Hyperborean (Tarkan-Demir)




Girit MÖ. 1450-1300

Girit  - Arthur J.EVANS


Asur MÖ.13.yy köpek diyorlar ama kurt olabilir,
Ayrıca tekelerin de burada olması düşündürücüdür.






EK:
Trojans. Troy. 

The famous city of Ilion, or Troia, is recognised at Hissarlik (“ the little fortress ”) on a western spur of Mt. Ida, by the sacred Skamander river, some 3 miles from the shores of the Aigēan Sea. This was known as Novum Ilium to the Romans, and identified with Troy by Maclaren in 1822 (see Schliemann, Ilios, 1880, p. 19 : and Dr C. Schuchhardt, Schliemann’s Excavations, 1891). The legend related that Ilos was guided by “ a cow of many colors ” to this hill of the Phrygian godess Atē, and
that Zeus threw down from heaven the Palladium—or image of Pallas Athēnē—which fell before the entrance of his tent and fixed the site of his town. Sir G. Cox regards this stone as a lingam.
Homer (Iliad, v, 215) calls Ilion a city of Merop men, apparently “ dispersed ” fugitives. The Trojans were of Thrakian origin (see Trakia) and like other Mysians and Phrygians had migrated from the Danube. Roman writers distinguish two races—the Teucri, and the Phrygians—in Troy, both however apparently Aryans.

[The discoveries of Schliemann represent at least seven consecutive cities on this site, the oldest being 50 feet from the surface. In the first city were found axe heads of diorite and jade : in the second the skeleton of a girl standing erect : she was round headed with prognathous jaws, and must have belonged to quite a different race to that represented by a skull of the third city—probably a Turanian race followed by Aryans. 

The third or “ burnt ” city, supposed to be that of Homeric poems, contained evidence of wide trading relations represented by Egyptian porcelain and glass : hæmatite sling bullets as in Assyria : ivory, gold, silver, copper, with weights, and short early inscriptions in the “ Asianic syllabary ” script.

No less than 9000 gold objects were found, including goblets, diadems, bracelets, earrings, etc. The skulls of this period are long headed. In the fourth city inscribed texts occur. In the 5th, an axe head is of white jade, such as is now not known except in Central Asia. In the 6th city the so-called “ Lydian ” pottery resembles that of Etruria. The 7th city is Novum Ilium dating not earlier than 400 B.C.—ED.]

Faits of man a cyclopaedia of Religions Vol 3/3 by J.G.R.Forlong, 1906,




Lycaon

In the mythology of ancient Greece Lycaon was the legendary first king of Arcadia. He offended the god Zeus by serving him human flesh and was turned into a wolf as a punishment.

Lycaon's father was Pelasgus, the mythical ancestor of the Pelasgians, the earliest inhabitants of Greece. His mother is given various names, but she is always associated with springs or the ocean. Lycaon was thus a child of earth and water. He ounded Lycocoura, the "first city the sun shone on". The games celebrated on Mount Lycaon were sometimes said to be the oldest festivals of their kind held in Greece. Lycaon's birthplace, Arcadia, the landlocked mountainous area in the center of the Peloponnese, was also the native land of the chief god Zeus himself. The arcadians and their predecessors the Pelasgians were believed to have existed before the moon and to have lived off acorns before the development of agriculture. In the archaic and classical period they remained, from the Greek point of view, somewhat primitive - herdsmen more often than agriculturalists, living in scattered settlements that were not as dignified as a poleis, the Greek name for a civilized city-state. Instead of proper shield, the Arcadian warriors carried the skins of bears and wolves.

Gods,Goddesses and Mythology vol.6




Orjinalinde Tanrı diye geçiyor ama o bariz bir şekilde DİŞİKURT
ETRÜSK MÖ.6 yüzyıl
This is a Female Wolf , not God but Goddess or SHE-WOLF
ETRUSCAN 6th c BC














Gideceği yeri bilen NOT:
Zaten ne geliyorsa siz akademisyenler beraber çalışamadığınız için oluyor. Biriniz klasik arkeoloji çalışırken, diğeriniz Orta Asya Türklerini çalışıyor, birbirlerinden habersiz. Biz birleştiriyoruz siz burun kıvırıyorsunuz. Türk tarihini, mitolojisini araştırmak için Mezopotamya, Hellen, Etrüsk ve Roma tarihini, mitolojisini  bilmek zorundasınız. Benim okuduklarımı okumak zorundasınız.Evet herkes Türk değil, ama Türkün gitmediği yer yok. Adı İskit, Avar, Oğuz ne olursa olsun hepsi Türk, kültürüyle, Türk diliyle diğerlerini etkilemiş büyük bir aile. Paylaşımlarım bilimsel değil diyerek kestirip atamazsınız, çünkü hepsi kaynaklıdır. İzlediğim yolu takip edip, sonra da bu "akademisyenler" kendi bulmuş gibi yayın yaparsa da, onları  Gorgon Medusa  çarpsın. Tesadüfe bak, o da Türk çıktı.  GORGO-KORKU-AMAZON




Hakikat şimşeği, fikirlerin çarpışmasından doğar. 
Namık Kemâl