kutsal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kutsal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2018 Cuma

Kutsal Sungular



Kutsal Sungular; 
Buğday sapları; çubuğa dolanmış saçlar;
zamanla yerini Ok'lara mı bırakmış?..



Herodot 4:33

"... Skythia'ya buğday saplarıyla bağlanmış kutsal sungular Hyperboreanlıların oralardan gelir derler;... ama ilk seferinde Hyperboreanlılar bunları iki kızoğlan kıza taşıttırmışlar, ki Deloslular bunlara Hyperrokhe ve Laodike adlarını verirler; kendi yurttaşlarından beş kişiyi de yanlarına katmışlar, ki bugün bunlar Delos'da büyük saygı görürler ve Taşıyıcılar diye anılırlar. Ama Hyperboreanlılar gönderdikleri adamların geri dönmediklerini görmüşler. Acaba sonradan gidecek olan elçilerimiz de dönmeyecekler mi diye telaş etmişler; bundan sonra buğday saplarına sarılıp bağlanmış olan sungularını getirip komşularına vermişler ve onların da öbür komşularına vermelerini istemişler. Böylece elden ele Delos'a kadar gelir derler. Ben kendi hesabıma, Thrak ve Paionia kadınlarında da bu sungular için yapılanlara benzer bir görenek olduğunu biliyorum: Kraliçe Artemis adına kurban kestikleri zaman töreni buğday sapı olmadan yapmazlar." 



Herodot 4:34

"... Hyperborean'dan gelen genç kızlar, Delos'ta ölmüşlerdir, bunlara saygı olmak üzere bu adada kızlar ve oğlanlar saçlarını dibinden keserler. Kızlar evlenmeden önce saçlarını keserler; bir çubuğa dolayıp, iki bakirenin mezarı üzerine koyarlar. Bu anıt, Artemis duvarları içerisindedir."



Halikarnas Balıkçısı - Düşün Yazıları

"Delos’a gelen kız ve erkekler Herodot’a göre «Perpherees»tir; buna göre Hyperferees de Hyperboreoi oluyor. Yani «taşıyıcılar» vb. oluyor. Abaris için de «ton oiston periephere» (çepeçevre taşıyordu) deniyor. Taşıdığı da «ton oiston» yani ok. Tuhaf değil mi, Kâbe’deki Kybele’ye de OK getirirlerdi, hattâ Hazreti Muhammed’in babası «oğlum doğmadan önce uğurlu olsun diye Hubele putuna (Kybele’ye) altı OK verdim» diyor."







Peki, başka kim "Ok" bırakıyordu?..


Prof.Dr.Firudin Ağasıoğlu - Taşbaba Türk'ün Taş Yaddaşı (Hafızası)

"Azerbaycan edebiyatında Nizami Gencevi 'İskendername' eserinde: Türk boylarının diktiği bu dikili taşlara secde edenler ona saygı duyar, yanından geçen her bir atlı Kıpçak buraya OK batırır, çobanlar ise sürüden ona bir kurbanlık koyun ayırırdı; der." 







- Hyperborean - Kuzeyli İskit boyu.
- Apollo rahibi Hyperboreanlı Abaris elindeki okla hiçbir şey yemeden içmeden atıyla dünyayı dolaşır, aynı zamanda otacıdır. Yani hem Kam, hem de Avar Türkleri'ndendir. (Apar/Abar/Avar).
- Artemis Grekçe değildir.

SB


12 Aralık 2017 Salı

What Did They Claim?





What if, this became true instead of "Your" (you know who I meant!) thoughts?
After all it belonged to Our Ancestors !.. :



1)- "The clear evidence of Genesis is that the early population of Palestine was not Semitic but Turanian, and as we have lately found, allied to the populations of Khita class in the regions already cited " wrote Hyde Clarke (from Royal Historical Society - SB)

[PS: Khita is also the oldes name of Anatolia / Khita = Touran the Khatai = Hatti - SB]...


2)- "But the descendants of Shem were not the first civilizers of Babylonia. Those far-spreading tribes called by ethnologists Turanian had been beforehand" wrote Henry George Tomkins (a member of the society of Biblical Archaeology - SB)


3)- "The Turanian race is one of the oldes in the world and appears to have migrated at the same time as the Hamitic; it might even be possible to restore the chief features of an epoch, when the sons of Turan and of Cush alone occupied the greater part of Europe and Asia, whilst the Semites and the Arians had not yet left the regions which were the cradle of our species". wrote F. Lenormant. (French historian - SB)


4)- "The wonderfull system of writing, called from the shape of the ancestors, cuneiform, or wedge-shaped was invented by the original Turanian inhabitans of Babylonia."... and ..." It is generally supposed that Babylonia was peopled in early times by Turanian tribes (aalied to the Turks and Tatars) and that these were conquered and dispossessed by the Semites".. wrote George Smith (who worked for British Museum! - SB)


5)- "Abraham father's name was Azer, a Turk of origin", wrote Prof.Firudin Ağasıoğlu in his book "Tanrı Elçisi İbrahim"


6)- "The Turanian races were the first to people the world beyond the limits of the original cradle of mankind, in the valley of the Euphrates before the Semitic or Aryan races came there.... The Turanians were builders; the Semitic races never erected a building worthy of the name. When King Solomon decided to build the Temple at Jerusalem, he lead recourse to Turanians to take the lead in the work."... wrote Moses W.Redding ( Illustrated History of Freemasonry, Kessinger Publ.1997) + to this : "No Semitic and no Aryan ever built a tomb that could last a century or was worthy to remain so long." James Fergusson (A History of Architecture)


and 

* Kudüs (Jerusalem) is Turkish; Kud = Kut - means Holy

* Torah (Old Testament, Tanakh) is Turkish; Töre - "people in society have to obey the rules; traditions, moral behavior, adopted behaviors and sociel rules"... SO,



What did they claim?... ;)
Be careful...
SB.


ORİON - IBRAHİM - OĞUZ




Aşağıdakileri aktaran ise: 
Tan Can / Almanya



* Nuh Peygamber; "Şüphesiz ki İbrahim de onun (Nuh'un) milletinden idi...."(Saffat Suresi,83-86). Bilindiği gibi Türk soyunun atası olarak gösterilen Yafes/Yafet'in babası Nuh'dur.(bknz Tokaryev,1965,y525) Ve yine kaynaklara göre Yafes'in Büyük oğlunun ismi TÜRK'tür. Bu kaynaklardan bazılarını inceleyen Abbasoğlu Ağa Bakıhanov şöyle yazar "Yafes'in büyükoğlu "Türk" adaletli ve insansever bir hükümdar idi. Yafes soyundan olan bütün boylar onun adıyla bağlantılı olarak "Türk" olarak adlandırıldılar"  (bknz Bakıhanov,1991,27)

Reşideddin Fezlullah ise "Nuh (Tanrı ona rahmet etsin) yeryüzünün insanların yaşadığı bölümünü oğulları arasında paylaştırdığı zaman Doğu Ülkelerini, Türkistan'ı ve ona yakın yurtları büyük oğlu Yafes'e verdi. Yafes Türkler'in tabiriyle Olcay Han adını aldı" (bknzReşideddin,1987,25;2003,16)

Ve bir başka kaynak da da Yafes Türklerce "Abulca Han"olarak adlandırılmış (bknz Kadirali Celairi'nin 1601'de bitirdiği Oğuzname"Camiü't Tevarih"de). Bibliya da ise Nuh'un torunu ve Kamer'in oğlu sayılan Togarma , aslında Malatya bölgesinin eski adıdır; eski Gürcü tarihçileri onu Targormas , Hay Ermeni tarihçileri Torgom adıyla ,Yahudiliği kabul eden Hazar hakanı da Togarma adıyla bu patriarkı kendi ataları sayarlar.. (her ne kadar Gürcü ve Hayların dilleri ve kökenleri Hazar Türkleriyle farklı olsa da.. bknz.F.Celilov Tanrı Elçisi İbrahim)

Şimdi, Nuhoğullarının Sam, Ham ve Yafesoğullarının isimlerine bakalım, özellikle her üç evladının isimlerine dikkat ediniz.. Örnek; Samoğullarından Arpakşad / ErbekŞad, Hamoğullarından Kuş ve Seba ve Yafesoğullarından Kamer/Gomer Magog /Mecuc Maday/ muhtemelen Mada/Med, Yavan, Tubal ve Meşek vs... Bu isimler herşeyden önce semitik değil öz be öz türkçe isimlerdir. Çok daha detaylar için F.Celilov beyin eserine bakmanız gerekecek."  


* Kudüs ismininin menşei ve fonetik açılımı

Hem Yahudilerin hem de Müslümanların Kutsal Şehri Kudüs'ün arapçası El Kud's.. manası Kutsal.. Peki Kut ismi ve onun manası Dünya da hangi dildedir? İsim kendisini türkçe diye haykırmıyor mu sizce de?

İki çay arasında Dicle-Fırat kıyılarında M.Ö.2200 sene önce Türk Boyu Kut (Gut/Guti) Eli Devletini kurmuşlardı ve Kut sözcüğünün Türkçe kutsal olan manası ta o zamandan tüm Ön Asya'da yayılmakla kalmamış, Semitiklerle olan savaşlarla hısım hasımlıkla Sami dillerine de girmiştir. Örneğin, Yahudilerin kutsal yemeklerine godeş (God / Gut / Kut eş / aş) demesi, Şam (Demeşg / Damaşk / Damaskus) çevresindeki sulak, verimli, yeşillik alanlara "Guta"denmesi gibi. (bknz.Firudin Celilov, Tanrı Elçisi İbrahim) (Kadim Türklerde Kut aynı zamanda "ruh"ve "can"demektir ve bu aynı manalarıyla hitit dilinede geçmiştir (bkz. İvanov 1985,44.) Kudüs ismi de işte kadim Türkçeden alınmış bir isimdir.



* KİM KİMDEN ALMIŞ ACABA?

Tirida (Sümerce) = İlahi emir,düzen
Tevrat (İbranice) = Kutsal Din Kitabı..

Tura (Çuvaşça) = Tanrı,
Tora/h (İbranice) = Kanun,Yasa,Adet,Öğreti
Töre (Türkçe) = Kanun,Yasa,Adet,Öğreti
Tur (İbranice) = Tur Dağı/Hz.Musa'ya Tora'nın Geldiği Kutsal Dağ
(Adım adım Tanrı'nın ismini, Kutsal Dağ İsmini ve O dağa inen /İndiğine inanılan Kutsal Kitabın ismini ve türkçe bağını takip edebiliyor musunuz? TCan)

Kaba/Kabal (Sümerce) = Konuşmak
Kabala (İbranice) = Dinsel buyruk,Öğretiler (özellikle Aşkenaz /Hazar menşeililerin Tasavvuf Kitabı)

Quvra (Ön Türkçe) = Toplanmak, Birleşmek
Havra (İbranice) = Dinsel ayin için bir araya gelinen Sinagog/Mabet Yeri

Ulam (Hakasca) = Ulama,Çoğalma,Büyüme,Artma
Lum (Sümerce) = Bollaşmak,Dolmak,Büyümek,Artmak
Silim (Sümerce) = Sağlam,Müreffeh,Tam
Sillum (Sümerce) = Neşesi Bol,Işıklı,Ferah,Emin,Salim--Selam--Merhaba(Günün Aydınlık Olsun!)
Urusillum (Sümerce) = Aydın Kent, Güvenli Kent,
Yeruşalem/Yerusalem (İbranice) = Kudüs'ün Adı..
Jerusalem (İngilizce) = Kudüs,
Yer-u Salem/Yer-İ Salim.. Salim Yer/Salim Şehir..




[Bu durumda GOD kelimesi de GUD/GUT, yani KUT'tan geliyor ;) - SB]

ilgili:




8 Ekim 2017 Pazar

Karga ve Kut



Muninn (akıl,bellek) ile Huginn (us,düşünce) = Odin'in Kargaları
Mundo ile Huldin = Marcellinus Comes (534) tarafından not düşülen Hun adları.


Munin - Hugin = Thought Memory - Crows of Odin
Mundo - Huldin = Hun names recorded by Marcellinus Comes (534, Latin chronicler of the Eastern Roman Empire)


Odin'in kargaları, önceki ozan anlatıları kaynak gösterilirek 13.yy'da Snorri Sturluson'un Prose Edda ve Heimskrigla'da yazıya geçirilmiş. Sturluson Odin ile Truva'nın Türk olduğunu da belirtir! SB





ESKİ TÜRK DÜNYA GÖRÜŞÜNDEKİ “KUT” VE “KARGA” KAVRAMLARI

•İskit/Türk Karga, MÖ 4.yy (Scythian, Bird/Crow, 4th century BC)
The Museum of Russian Art
•Anglo-Sakson, Karga, MS 6.yy (Anglo-Saxon, Bird/Crow ornament of a shield, 6th century AD)
British Museum, found in Kent, England





Kut kavramı Türklerin dünya görüşünde, yaşamında ve aile gelişiminde önemli rol oynamıştır. Kut kelimesi sadece bereket-birliğin, zenginliğin ve baht-rızkın ifadesi değil, aynı zamanda Tanrı’nın lütfu olarak düşünülmüştür. Kut kavramının ikinci bir anlamı da onun, insanın canı ve ruhu olarak da düşünülmesidir. Türk milletleri Kut kelimesini özel isimlerin kökü olarak da kullanmışlardır (kutun isimleri de olumlu şekilde etkileyeceğine inanmışlardır): İlteriş Kutluğ Kağan, Kutluğ-Demir, Kutan (Kıpçak Hanı Kotan), Kuttuk-Seyit, Kutum-Nazar, Kutpan, Kuttu-Bek, Kutluğ Boyla Tarhan vs. 


Ayrıca, “kut” kavramı herhangi bir kuş ile ilişkili olarak da değerlendirilebilir. Çünkü Türk halklarında “kutu uçtu”, “kut kondu” veya “baht kuşu kondu” gibi deyimlerin olduğu bilinmektedir. Acaba o hangi kuş olabilir? Kut kavramı ile ilişkili olan kuşun karga olduğunu Türk halklarının sözlü edebiyat ürünlerinde ve folklorunda görmekteyiz. Ayrıca, karga ile araştırma konumuz olan kut kavramının anlamsal yakınlığını gösteren bilgilerin (atasözleri, deyimler ve sıfat tamlamaları) başlangıçtaki anlamının eski Türklerden günümüze kadar değişmeden ulaştığını da görmekteyiz. 


“Karga” ve “kut” kavramlarının Türk halklarının dünya görüşünde kutsal tasvirler olduğu bellidir. Kargayı Türk halkların, yanı sıra çeşitli bölgelerde yaşayan eski halklar da (Çinliler, Kızılderilililer, Sibirya halkları vs.) kendi dünya görüşlerine yakın olarak saymışlardır. Sibirya’da yaşayan İtelmenler’de Kutha ile karga (Kutha-Karga) aynı anlamda kullanılmıştır. ...“karga’nın” birçok eski halklarda totem olduğunu ve onların dünya görüşünde önemli bir yeri olan “kutsallık sahibi” gibi kavramla tanındığı belirtilebilir. Halkın sözlü edebiyatında “baht kuşu”, “baht konmak” gibi olumlu kavramlar vardır.


“Uçmak” ve “konmak” kelimesi sadece uçabilen varlıklara söylenir. Türk halklarının bah-kut’u (baht) belli bir kuşla ilişkilendirdikleri bellidir. Karga ve kutla ilgili birçok kaynak inceledikten sonra kuşlar arasında karganın eski halklarda kutla bağlı olarak tanınmakta olduğu sonucuna varabiliriz.


Göktürklerde “karga” kutsal bir kuş – totem olmuştur. Karga güzelliğin işareti değil, sonsuzluğun, tokluğun, derin düşünceliliğin sembolü haline gelmiştir. Kazaklar bir kişiye darıldıklarında bir birine “bizim de elimize karga seslenir” yani bizi de Tanrı bağışlar veya elimize kut gelir diye, içlerinden sitem etmişlerdir. Genel olarak, karganın Türk halklarından, özellikle Kazak halkının dünya görüşüne yakın kuşlardan biri olduğu bilinmektedir. 


Sakalar’dan varlığını sürdüren desenleme sanatı günümüzdeki Kazak Türklerinin el sanatında kendi yansımalarını göstermektedir. Bugünkü Kazak el sanatında “Tumar”, “Su”, “Tuyıq”, “Qaşqar müyiz” diye adlandırılmış desenleme türleri sırasında “Qarğa tuyaq” (Karga pençe) türünü de rastlamaktayız. “Karga pençe” desenlemesi kutu korumak amacıyla yapılar ve karga sembolünün kutu korumasına inanılır .


Kül Tegin’in baş heykelinde kuş figürü tasvir edilmiştir. Bu kuş Türk Kağanlarının sülalesinin totem işareti olmakla birlikte insanın gövdesinden uçan “canının” ya da “kut’un” sembolik görüntüsü de olabilir. Kuş tasviri sadece Kül Tegin Anıtında değil, onun gibi Türk devrinde yapılmış başka heykellerde de çokça karşılaşılmakta dır. Örneğin, kuş tasvirinin göründüğü önemli anıtların biri – İlteriş Kutluğ Kağan’ın anıtıdır. Anıtın kafasındaki tımağın (şapka) siperlik kısmında uçmak üzere olan bir kuş tasvir edilmiştir.


Araştırmacılar heykellerdeki kuş tasvirini farklı sebeplerden dolayı çeşitlendirmiş ve yorumlamışlardır: kartal (Durmuş 2007: 42); semruk, atmaca (Ziene 2006: 84-90) vs. 647 yılında Batı Türk Kağanlığı kendilerinin sembolü olan “altın karga’yı” T’ang İmparatorluğuna hediye etmiştir (Zuev 2002: 26). Zuev çalışmasında Kül Tegin’in alnındaki kuş tasvirinin “Güneş-Karga” olarak adlandırılmasının yanlış olmayacağını düşünmüştür. Araştırmacının bu fikrine göre, yukarıdaki Kül Tegin, Bilge Kağan ve Kutluğ Kağanların baş kısmında tasvir edilen kuş figürünü – karga olarak yorumlamamız mümkün olabilir.


Bizim incelememize göre bu kuş tasvirleri uzak-karga olabilir. Uzakkarga, uzun ömürlü kuşlardan biri olduğu bilinmektedir. Gerçekten de, halk arasında karganın üç yüz yıla kadar yaşadığına dair bir inanç vardır. Kazaklar’daki kendileri hakkında “uzakız – karga soylu Kazakız” dedikleri atasözü de bunu kanıtlamaktadır. Bu atasözü tarihimizde gizli kalan bir gerçeği aydınlatmaktadır. Böylece kargayı “can-kut” sembolizmi ile birlikte Türk Kağanlarının sonsuz hayat yaşamındaki murat-maksadı, büyük hayalinden doğan idealinin meyvesi olarak düşünürsek yukarıdaki düşüncemizi tamamlamış oluruz. 


Amur halklarının, Kuzey Amerika Kızılderililerinin ve Çukçaların dünya görüşünde karga aydınlık ve ateşle ilişkilendirilerek gösterilmiştir. Yakut Türkleri’nde kargadan türediklerine inanan boylar mevcuttur (Ögel 2010, I: 33). Eski Kızılderililer mitolojisi ve Çin efsanelerinde de karga gökyüzü, sema ve güneşle ilişkilendirilerek betimlenmiştir (Seydimbek 1997:220). İdil Bulgarlarının mitolojisinde Alp Karga kötülüğe karşı gelen kutsal kuş olarak tasvir edilmiştir. Türk halkları arasındaki Başkurtlar’da günümüze kadar “Karga Toy” adlı bayram devam etmektedir (Kayırbekov 2012:219). Bunlardan karganın ne kadar önemli yere sahip olduğunu görüyoruz. 


Kuzey Amerika’daki Tlinkit, Atapaks kabilelerinde “el” kelimesinin bir anlamı “kargaymış” (Seydimbek 1997:220). Onlar tıpkı Paleoasya (Amur) kabileleri gibi, kargayı aydınlığı ve suyu, toprağı, ateşi ve diğer iyilikleri yaratan bir güç, tüm iyiliklerin alameti olan kutsallık olarak düşünmüşlerdir. Onların dünya görüşünde karga alp bir kuş olarak bilinmiştir. İtelmenler kargayı kut ile karşılaştırsa, Kızılderililer kabileleri kargayı halk ile özdeştirmişlerdir. Halkın olduğu yerde hayat, kut-bereket, mal-mülk ve yaşam vardır (Frezer 1989:150).


İlk Çin tarih yazıcısı Sima Qian’in meşhur “Tarih: Hatıralarında” Vusun halkına düşmanlar saldırıp, tüm halkı katlettiklerinde, sadece bir çocuk diri kaldığı, onu bir kurt yetiştirdiği ve onun üzerinde et ısıran bir karganın uçtuğu hakkında ilginç bilgiler vermiştir (Taşağıl 2004:17). Türkolog K. Salğaraulı bu malumatı kendi çalışmasında: “Bütün bunlar dolaylı olarak anlatılan bozkır düşünce geleneklerinin neticesini gösterir. Gerçekten de, uçsuz bucaksız bozkırda hiçbir alet olmadan ve yaya olarak dermansız kalmış aç bir insana ilk yiyeceklerini bulmaya yardımcı olan kurt ve karga olmuştur” diye yorumlamıştır (Salğaraulı 2007:122)


Bu olayı Bahaeddin Ögel şöyle dile getirmektedir: “Çocuk çölde emeklerken, üzerinde bir karga dolaşmış ve gagasında tuttuğu eti, ona yavaşça yaklaşarak vermiş ve uzaklaşmış” (Ögel 2010, I: 14). Benzeri olay Moğollarda da rastlanmaktadır. Budizmin ünlü kişilerinden Lama Jiambel Jöngdui hakkındaki bir hikâyede annesi ile mağarada kalan çocuğa karga gagasıyla et getirerek besleyici karakteriyle tanınmaktadır (Jila 2006:166-167). Zuev’in sunduğumuz kitabında yer almış P.Daffina’nın fikrine göre Vusun “U-Sun” kelimesinin etimolojisi “karga nesilleri” anlamına getirdiğini yazmaktadır (Zuev 2002: 26). Ayrıca, L.N.Gumilyov’un “Eski Türkler” çalışmasında “Garga-Pur” adlı Batı Türk Kağanlığına ait kabile adı rastlanır. O kendi çalışmasında bu kavme iki kelimeden oluşmuş olan, “pur” – erkek (Fars dilinde), “garga” – karga (Türkçe) bir tanımlama vermiştir (Gumilyov 1994:158)


Çin kaynaklarında Vusun halkını açlık döneminde Gökten gagasıyla et getirerek ölümden kurtaran da (kutkarga, Kut-Karga) karga diye belirtilmiştir. Buradaki “kutkar” kelimesi, Göktürk sözlüğünde herhangi bir tehlikeden kurtarmak, kurtulmak anlamına geldiğini göstermiştir (Drevnetuyrkskiy slovar’ 1969:473). Yani bu kelimeyi yukarıdaki “kut” ve “karga” kavramlarının köklerinin birleşmesinden oluşmuş olabilir diye yorumlayabiliriz. 


Karganın kurtarıcı karakteri çok eskiden bellidir (Özbaş 2010). Bu bahsedilen kaynaklara göre, karga toteminin ayrıca özel öneme sahip olduğu görülmektedir. Saka devrinde karga tasviri heykeltıraşlık sanatında görülmektedir. Almatı şehri yakınlarında tesadüfen bulunmuş Sakalar devrine ait bir şamdan bu fikri destekleyen görüntüleri sunmaktadır. 

Saka dönemine ait "Kurtlar ve Kargalar"
Ek bilgi arkadaşım O.Polat'tan:"Almatı yakınlarında Tamgalı yolu üzerinde Kargalı diye bir yerde binlerce karga var."SB



Şamdanın ortasında kurbana sunulmuş dağ keçisi, iki yanında ağızları geniş şekilde açmış olan iki börü (kurt), onların yanında iki karga, etraflarında ise on altı pars (leopar) tasvir edilmiştir. Bu şamdan İmangali Tasmagambetov’in “At Calındağı Örkeniyet” adlı kitabında bulunmaktadır. Bu kitapta “karga, sonsuz ve derin düşüncenin işareti, ömür ve ölümün arasındaki ara bağlantıdır” şeklinde kurban tabağındaki karga tasvirine tanımlama yapılmıştır (Tasmagambetov2003: 22). Bu şamdandaki tasvir Buryat halklarının mitolojisindeki heybetli güç Guçin-Gurbu-Gorbsen-han’ın saygısına kesilen kurban etinden üç karga gagalarsa, ruhlar memnun olacağına inanan bir efsane (Seydimbek 1997:220) ile uyum sağlamaktadır. 


Karga tasvirinin nitelikleriyle ilgili kaynaklar soy bilim efsaneleri ile sınırlanmamıştır. Mançurlar’da Kağanı ölümden kurtaran karga hakkında efsane de mevcuttur. Sibirya bölgesinde yaşayan halkların inancında karga bugüne kadar kutsal sayılmaktadır. Sahalar’ın Hangalas ve Şor kavimlerinde “Karga” isimli boy vardır. Kazakların Kerey boyunun adı “kara”, “karga” anlamı ile ilişkili olduğunu Reşideddin’in, G.N. Potanin’in çalışmaları arasında bulunan efsanelerde verilmiştir (Seydimbek 1997:220). Altay dilleri grubundaki halkların çok eski zamanlardan beri kargayı kutsal saydıkları da bizim fikrimizle bağlantılı olduğunu gösterir. Ama Türk inancında kutla birlikte hatırlanan karga İslamiyetin etkisiyle olumsuz anlamları taşımaya dönmüştür (Sax 2006,Özbaş 2010).



Nurbolat BOGENBAYEV, Aydın CALMIRZA
ESKİ TÜRK DÜNYA GÖRÜŞÜNDEKİ “KUT” VE “KARGA” KAVRAMLARI/pdf
The Concepts of “Kut” and “Crow” in Ancient Turkic People’s Worldview
L.N. Gumilyov Avrasya Millî Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Fakültesi, Türkoloji Bölümü


Kam Nazarlığı - Kargalar,Teke, Göz ve Çıngıraklar
Kimmer/İskit - MÖ 6.yy-5.yy
Ulsky Aul Kurganı No.2-Kuban bölgesi









ilgili: