Translate

21 Mart 2015 Cumartesi

AVAR - ABARIS - İSKİT/SAKA







Avar’lar, Avrupa tarihinde Hun’lardan sonra büyük ölçüde etkili olan ikinci Türk kavmidir. Hakikaten Avar’lar, Attila gibi büyük liderleri olmamasına rağmen, Avrupa’nın ortasını ve doğusunu sarsmış ve etnografik yapısını değiştirmişlerdir. Yaklaşık 558-805 yılları arasında siyâsî varlıklarını yaşatmış olmalarıyla birlikte, kültürel etkileri yıkılışlarından sonra da asırlarca devam etmiştir.

Avar’ların menşei konusunda önceleri bir çok tartışmalar yapıla geldiği halde Moğol olmayıp, Türk oldukları artık kesinlik kazanmıştır . Hazar denizinin kuzeyinden Fransa içlerine kadar çok geniş bir sahaya yayılan Avarlar, Bizans kaynaklarında “Abares, Abaroi”, Latin kaynaklarında “Awares”, Slav kaynaklarında “Aban, Obri, Obor” şeklinde zikredilmişlerdir.

Bizans tarihçisi Simokattes’in (7 yy. 2.çey.) verdiği 558’de, Orta Asya’dan gelerek Bizans imparatorluğunun doğu sınırlarına yerleşen Moğol Juan-juanların, Avarlarla aynı olduğuna dâir haber, Moğol kabileleri arasında War-khun adına benzeyen Var-guni (Barguni) adlı bir kabilenin yaşadığının tesbit edilmesi ve Macaristan’da bulunan Avar mezarlarında Mongoloid insan iskeletine tesadüf edilmesi , bu Türk kavminin Moğol menşeli sayılmasına sebep olmuştur. Bunun yanında Avarların Fin-Ugor veya Ogur menşeli olduğunu ileri sürenler de olmuştur.

Avarların menşeini iyi anlayabilmek için şu noktaları iyi bilmek gerekir: Her şeyden önce Bizans tarihçisi Priskos (5 yy. ortaları) daha Orta Asya’daki Moğol Juan-Juan'ların hâkimiyeti Gök Türkler tarafından yıkılmadan yüz sene önce 461-465 yılları arasında Batı Sibirya’da bir Avar kavminden bahsetmektedir.

Yine bir Bizans tarihçisi Zakharias Rhetor (550’lerde), henüz Juan Juanlar Gök-Türkler tarafından yıkılmadan önce batıda bir Avar (Abar) topluluğundan bahsetmektedir.

Ayrıca Grek coğrafyacısı Strabon, M.S.1. yüzyıl eserinde “Abar-Noi’lardan” bahsetmekte, üstelik Grek efsanelerinde karışık olarak “Abaris” adının geçtiği bilinmektedir.


Prof.Dr.Ahmet Taşağıl
Avarların Göçünün Türk ve Avrupa Tarihine Etkisi - link




* * *


Hyperboreanlı Abaris : İskit Efsanesi

Seuthes'ın oğlu olan Hyperborealı Abaris bir şifacı (şaman!) ve Apollo rahiplerindendir. Eğitimini Kafkas yakınındaki Hyperborea'da aldığı, bir salgın yüzünden ülkesini terkettiği anlatılır.
Bir aziz, peygamber, filozof gibi konuşması, şifacılığı, İskitli giyimi ve dürüstlüğü ile Yunanlılar arasında saygınlık kazanır.

İskit'in oğlu Seuthes'in oğlu Abaris'in İskit Efsanelerini yazdığı söylenir. Dünyayı efsaneleşmiş oku ile yemeden içmeden dolaşabilir, ok ona Apollo tarafından, ülkesi Hyperboreans'tan Yunaninstan'a giderken verilmiş.




* * * 


HEREDOT TARİHİ:
Hyperboreliler, IV. Kitap

32 
Hyperboreliler üzerine , ne Skythler, ne de bu bölgelerde oturanlar bir şey söylemektedirler. Belki İssedon'lar bir şeyler söylemişlerdir, ama bence onlar da bir şey söylememişlerdir. Söyleselerdi, Skythler de bunlar hakkında bir şey söylerlerdi, nitekim tek gözlüler için söylemişlerdir. Ama Hesiodos; Hyperborelilerden söz etmiştir. Homeros'un Epigonoslarda yaptığı gibi, tabii sahiden bu destanı Homeros yazdıysa.

( burada itiraf mı var? Homeros'un yazıp yazmadığı, değişime uğramış olması, İliyada'nın Yunanlılaştırılması hala tartışma konusu- SB :))

33:
Bunlar hakkındaki bilgi bize asıl Deloslulardan gelmektedir. Skythiaya buğday saplarıyla bağlanmış kutsal sungular Hyperborelilerin oralardan gelir derler; oradan da uzak, Adriyatik bölgelerine kadar, bir ülkeden öbürüne elden ele verilerek gider; oradan güneye yönelen sungular, önce Yunanistanda Dodonalıların eline varır; oradan Malia körfezine iner ve Euboia boğazından geçer; bir ilden öbürüne Karystos'a yollanırlar; oradan çıktıktan sonra Androsa geçmezler; Karystosdan dosdoğru Tenosa ve Tenosdan da Delosa taşınırlar.

İşte Deloslular bu sungurların adalarına böyle geldiğini söylerler. Ama ilk seferinde Hyberboreliler bunları iki kızoğlan kıza taşıttırmışlar, ki Deloslular bunlara Hyperokhe ve Laodike adlarını verirler ; kendi yurttaşlarından beş kişiyi de yanlarına katmışlar, ki bugün bunlar Delos da büyük saygı görürler ve Taşıyıcılar diye anılırlar.

Ama Hyperboreliler gönderdikleri adamların geri dönmediklerini görmüşler. Acaba sonradan gidecek olan elçilerimiz de dönmeyecekler mi, diye telaş etmişler; bundan sonra buğday saplarına sarılıp komşularına olan sungularını getirip komşularına vermişler ve onların da öbür komşularına vermelerini istemişler. Böylece elden ele Delos'a kadar gelir derler.
Ben kendi hesabıma, Thrak ve Paionia kadınlarında da bu sungular için yapılanlara benzer bir görenek olduğunu biliyorum: Kraliçe Artemis adına kurban kestikleri zaman, töreni buğday sapı olmadan yapmazlar.

34:
Bu kadınların saygı gösterdikleri görenek işte budur. - Hyperborelilerden gelen genç kızlar, Delos'da ölmüşlerdir, bunlara saygı olmak üzere bu adada kızlar ve oğlan saçlarını dibinden keserler. Kızlar evlenmeden önce saçlarını keserler; bir çubuğa dolayıp iki bakirenin mezarı üzerine koyarlar. (Türklerde yas ifadesi ve kansız kurban "saçı" !-SB)

Bu anıt, Artemis duvarları içersindedir, girişte sola düşer; bir zeytin ağacı gölgeler. Delos delikanlıları da saçlarını bir tutam ota sarar , öbürleri gibi mezarın üzerine bırakırlar. Bu genç kızlara Delos'ta böyle saygı gösterilir.

35:
Gene aynı kaynaktan öğrendiğimize göre, iki Hyperboreli kız, Arge ve Opis de aynı yerlerden geçerek, hem de Hyperokhe ve Laodike'den önce, Delosa gelmişlerdir. Çabuk doğurmak için Eileithyia'ya haraç verirlerdi. töreler böyle geektiriyordu, onlar da bunu yerine getirmek üzere gelmişlerdi; bu Arge ile Opis adaya tanrılarla aynı zamanda gelmişler, öyle diyorlar ve Deloslular onlara saygılarını değişik bir biçimde gösterirler: Kadınlar sıra olurlar, Likyalı Olen'in kızları övmek için düzenlediği ilahiyi okuyarak adlarını anarlar.

Ayrıca opis ve Arge ilasını onların adlarını anarak söyleyen ve onlar adına yardım toplayan İonialılarla adalarda yaşayanların bu adları kendilerinden öğrendiklerini söylerler. (Delos'da okunan eski ilahileri düzenleyen gene de Olen'dir. Olen Likya'dan gelmiştir.)
Sunak üzerinde kurbanın butları yakıldığı zaman külleri Opis ve Arge'nin mezarları üzerine serpilir. Bu mezar Artemis tapınağının arkasına konmuştur; yüzü güneşin doğduğu yöne bakar ve Kea'lıların şölen salonunun hemen yanına düşer.

36:
Hyperboreliler hakkında daha fazla bir şey söylemeyeceğiz. Güya Hyperboreli olan ve elindeki okla hiçbir şey yemeden dünyayı dolaştığı söylenen Abaris söylentisi için bir şey demek istemiyorum. - Eğer Hyperbore'de, yani yeryüzünün en kuzeyindeki ucunda yaşayanlar varsa, şüphesiz en güney ucunda da yaşayanlar vardır. Ve ben bu, "Dünya çevresinde yolculuk"lara bakıp gülüyorum, bunlardan bizde epeyce var ve aklın alabileceği bir bilgi vermiyorlar.....



* * *

Rodoslu Simmias (MÖ.3.yy) da Hyperboreanları Massagetae'lerle ilişkilendirir. Massagetae'ler İskit/Saka boylarındandır. Kraliçe Tomris'in halkı....

İlhami Durmuş - link



* * * 



Aristey, “Arimaspeya” destanındaki Arimasplar için "Onlar, sıradan insanlar değil, ilâhî güç ve kuvvete sahip halktırlar." der. Destanda bu halk, demirciliği, büyücülüğü, aleve hâkim olmayı bilir. Yurtları cennet gibidir ve insanları tek gözlüdür.

Kaynaklarda tekgözlüler hakkındaki mitlerin tarihî esasa dayandığı yazılmıştır (Sülåymånovä, 1991).Özellikle Türk kavimleri, başlarına demirden miğfer giymişlerdir. Bunu yanlış yorumlayan Yunanlılara Arimasplar, bir gözlü devler şeklinde tecessüm etmişti.

Doç.Dr. Cabbar IŞANKULU,2002
link




* * * 



Scythes Abaris. Mentioned by Herodot (The Histories, IV, 36) the priest ; born by an arrow that was given to him by Apollon the Hyperborean. Abaris is also mentioned by Plato, Strabon, Celsus, the Suda Lexicon. Abaris a shaman (M. Eliade; arrow in the mythology, the religion of the Scythes, the Siberian shamanic ceremonies…)

“…I mention the opinions of the ancient Greeks as they called all the known populations from the North with only one name: the Scythes or nomads – as Homer calls them…” Strabon, Geografia, I, 2, 27

"The Pythagoreans liked to recall the Hyperborean legend and called their master Apollo Hyperboreus"



* * *




Heredot'a göre kuzey rüzgarlarının arkasında, Orta Asya'daki Arimaspianların kuzey doğusunda yer alır. Pliny için kuzey rüzgarlarının arkasındadır. Kimilerine (Homer gibi) göre de Trakya'nın kuzeyindedir. Ayrıca antik çağda bugünkü İngiltere adasının da bu isimle anıldığı, Kuzey Denizine Hyberborean Okyanusu denildiği de biliniyor.Yani Anadolu ve Yunanistan'a göre hep kuzeydedir. Yani yer olarak kesinlik kazanmamış olsa da, İskit/Saka Türklerinin göçleri etken olmuştur diyebiliriz.







- Göktürk yazıtlarında Apar olarak geçen Avarlar....(dile göre 'p' 'b' değişimi)
- Avarlar bir bakıma Attila’nın Hunlarıyla aynı kaynaktan geliyorlardı ve belki bu yüzden eski kaynaklar onları 
Hunlardan pek ayırmaz....
- Avarlar da 558 yılında İstanbul'a (Doğu Roma-Constantinople) bir elçilik heyeti göndermişler, bu heyet şehirde çok ilgi çekmiştir. Halk sokaklara birikmiş, bu tuhaf kılıklı, saçları uzun ve örgülü kimseleri görmeye çalışmıştır.
- Devletlerini kaybeden Avarlar zaman içinde bölgedeki halklar (Alman, Slav, Bulgar, Macar, vb.) arasında eridiler. 
Ancak bunun aniden olmadığı kesindir. 10. yy ortalarında Dalmaçya’da bile hâlâ Avarlar vardı.
- Ortaçağ boyunca ülkeyi yöneten ve Bosna ile özdeşleşen Kotroman sülalesinin aslı da, böylece Türklere dayanmaktadır.

Detaylı olarak; Osman Karatay "AVAR HAKİMİYETİ VE BALKANLARIN SLAVLAŞMASI"








Abaris'in resmini bulamadım....
Apollo the Hyperborean = 
(Apollo'nun da yunanca açıklaması olmadığı düşünülürse...)
Abaris the Hyperborean =
Scythian Abaris =
Abaris le Scythe ou l'Abaris Hyperboréen =
Abaris der Hyperboreer =
AVAR TURKS
Hyperborean Arimaspi =
Arimaspi Scythians =
SCYTHIANS = TURKS




TÜRKLER


_____________________
_____________________