Translate

28 Mart 2015 Cumartesi

Tarih Öncesi Ege - Likya









Lykia'lılar

"...dilbilimsel kanıtlar, bizi Ege'ye gelen Yunanca konuşan göçmenlerin anaerkil etkiler altına girdikleri sonucuna vardırmıştır....

Ege havzası hiçbir zaman bütünüyle Hellenleştirilmemişti.

Ege'nin kuzeyi durmadan yeni saldırılarla karşı karşıya kaldı: Trakialılar, Phyrgialılar, daha sonraları da Makedonialılar, Galyalılar ve Slavlar.

Yunan dili ancak İskender'in fetihlerinden sonra Anadolu'nun iç bölgelerine sokulabildi.

Aiolis'in ardında Phyrgia'lılar, İonia'nın ardında Lydia'lılar, en güneydeki Dor yerleşim merkezlerinin ardında da Karia'lılarla Lykia'lılar yaşıyorlardı.

İÖ. dördüncü yüzyıla gelinceye değin, Girit'in kimi yörelerinde hala Yunanca olmayan bir dil konuşulmaktaydı.

Lykia'lıların bu adı almalarının nedeni, tanrıları Apollo Lykeios'a bir kurt (lykos) olarak tapınılmasıydı.

Apollo tanrı doğmadan önce anası Leto'nun bir kurta dönüştüğü ya da kurtların onu Apollo'nun doğacağı yere götürdüğü söylenir.

Gerçekte Lykia'lılar kendilerine Trmmli diyorlardı; bu ad Yunanca'da ünlüleşerek Termiller biçimini almıştır.

Lykia'lıların, Yunanca adlarıyla (Luka) geçtikleri Mısır vakayinamelerine baktığımızda, İÖ. onüçüncü yüzyılda öteki Ege halklarıyla birlikte Nil Deltası'na akınlar düzenlediklerini öğreniyoruz. Bir yüzyıl sonra Lykia'lıların bir bölümüyle Karia'lılar, Pamphylia'dan Kilikia'dan geçerek Filistin'e göç etmişler ve orada Filistinliler adını almışlardır."


George Thomson
Tarih Öncesi Ege




______________



"Helenleştirme çabaları ve özellikle Hıristiyan kilisesinin bağnazlığı yüzünden kısa sürede Anadolu’da yerli diller artık konuşulmaz olmuştur. Anadolu’da en eski devirlerden beri konuşulmakta olan yerli ve onlara ilaveten yeni gelen kavimlerin konuştukları dillerin yok olmasının bir nedeni de, 6.yy.’ın ortalarına, yani Justinian Devrine kadar Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğunun resmi dili olan Latince’nin kaldırılıp, yerine Grekçe’nin konmasıdır. Yani bir taraftan devlet idaresinde resmi dilin Grekçe olması, diğer taraftan zorla ve inanılmaz bir misyonercilik ruhuyla Hıristiyanlaştırılan insanlara kiliselerde Grekçe’nin neredeyse mecburi dil olarak konması ve İncil’in de Grekçe olması, Anadolu’nun yüzeysel olarak da olsa Helenleşmesini sağladı. 


Evet bu Helenleşmenin gerçekten çok yüzeysel kaldığı gerçekten özellikle vurgulanmalıdır. Çünkü bölge Arap istilaları sonucu Roma-Bizans tahakkümünden kurtulur kurtulmaz, Helenleşmenin birlikte getirdiği yer isimlerindeki yapmacık Grekçe unsurların yerini, eskiden olduğu gibi yerli isimler veya Sami veya Arami kökenli isimler almıştır. Yani Büyük İskenderle başlayıp Arap istilalarına kadar geçen yaklaşık 1000 senelik bir dönemde (M.Ö.333-650) Kilikya, Kuzey Suriye ve kısmen de olsa Anadolu asla Helenleşmemiştir.....


Anadolu’nun sadece yüzeysel olarak Türkleştiğini savunanlar bilmelidirler ki, bu toprakların Helenleşmesi veya Hıristiyanlaşması da aynı şekilde yüzeysel kalmıştır. Bundan dolayıdır ki, az sayıda Türk işgalleri ülkeyi çok kısa bir zaman içinde Türkleştirebilmiştir. 


Batı tarihçilerinin anlayamadıkları, bir fenomen olarak baktıkları olay, işte budur. "



Prof. Dr. Ahmet ÜNAL 
Münih Üniversitesi Assuriyoloji ve Hititoloji Enstitüsü 
Eski Anadolu Dilleri ve Kültürleri Bölümü Başkanı
"HİTİT İMPARATORLUĞU’NUN YIKILIŞINDAN BİZANS DÖNEMİ’NİN SONUNA KADAR ADANA VE ÇUKUROVA TARİHİ."
Bu konuşmasını ÇÜ FEF Arkeoloji Bölümü’nde 22.04.2000
tarihinde gerçekleştirmiştir.








Likya Birliğinin başkenti olan Xanthos'tan
MÖ.480 "Harby Tomb"
British Müzesinde!






* "Doğrusu Lukiya'dır, kökünde LUK-os KURT kelimesi vardır." 
Elşad Alili - Institution of Linguistics, Azerbaijan)

*"Ellin (Hellen-Ellen) öncesi bin yıllarda Sümer-Hatti-Girit üçgeninde etkin durumda olan toplumların dili bizim dilimiz gibi eklemeli yapıya sahipti!"
Prof. Dr. Saleh SULTANSOY