Translate

17 Mart 2015 Salı

Arthur ve Excalibur Efsanesi






"İskitler her yıl Ares'e atlar ve her yüz savaş tutsağından birini kurban ediyorlardı ; 
tanrı yapay bir tepecik üzerine dikili demir bir kılıçla temsil ediliyordu."
Mircea Eliade, Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi-1




*




"Evripid "Alkestid" de xalibler ölkesinde olan demirden bahs edir. Xaliblerin skif tayfalarından olmasını tasdiq eden melumata Xaliblerin skif tayfalarından olmasını tasdiq eden malumata Apolloninin "Arqonavtların yüşü"ne verdiyi sxoliyalarda rast gelirik. Burada skif xalqlarının siyahısı verilir, hemin siyahıda xalibler de vardır. Ksenofont yazır ki, "ellinlerin torpaqlarından keçdikleri xalqlar içerisinde en cesurları Xalibler idi ve onlar ellinlerle albayaxa döyüşe girirdiler." - Zaur Heseniv "Char Skifler"



EXCALİBUR sözü Anadolu'da yaşamış XALUB (diğer adları GARGAR, TİBAREN, ALAZAN) İskit boylarıyla alakalıdır. Bu Xalub'lar Samsun etrafında oturur, bakır üretir ve silah yapırdılar. Hitit yazılarında geçen KASKA'lardır." - Elşad Alili,Dilbilim Bakü


Prof.Dr.Necati Demir'in "Ordu İlinin Eski Adı "Kotyora" ve Tarihi Alt Yapısı" makalesindeki "Sakaların Halep Boyu" Kaşka-Xalub'lardır.



*




MÖ.13.yy da III.Hattuşili ve eşi Puduhepa zamanında yapılmış olan Yazılıkaya'da, 12 tanrı ile Yeraltı Kılıç Tanrısı (Negral) varsa, ve kabartmalar Hitit tanrı, tanrıça ve kralların göstermekle birlikte, Hurri etkisi taşımaktaysa.....(III.Hattuşili aynı zamanda Mısır kralı II. Ramses ile Kadeş Antlaşmasını yapan kişidir.) ve başkentleri Hattuşa'yı da Hattiler kurmuştur, Hititler değil ve Anadolu'nun yerlisi olan Hattilerden dil, din, kültür ve sanat konularında büyük oranda etkilenmişlerdir....


12 İmam, 12 Havari, 12 Takımyıldızı (Burçlar), 12 Büyük Olimpos Tanrısı, 12 Etrüsk Beyliği, 12 Sumer Şehir Devletleri, 12 Hayvanlı Türk Takvimi, 12 Ay...


Hititçe yazılı kaynakların susması sonrası bu halkın akıbetine ilişkin bilgi veren başka bir kaynak olmaması, konu hakkında farklı yorumlara sebebiyet vermiştir. Hitit Devleti’nin son dönemlerinde doğu sınırları yakınlarındaki bir Kaška kenti olan Pahhuwa’da, Mita isimli bir isyancının ortaya çıktığı görülmektedir. 


Bu kişi, Anadolu’yu istila etmeye çalışan Asurluların kaynaklarında Muškili Mita olarak geçmektedir. Muški isminde geçen šk etimolojik bağlantısı akla Kaška’yı getirmektedir. Bu neticede Kaškaların Hitit Devleti’nin son bulmasıyla birlikte Muški yerleşim alanları olan Orta Anadolu’ya kadar yayıldıkları düşünülebilir. 


Ayrıca Mita ismi Hitit Devleti’nin çökmesinin ardından birkaç yüzyıl sonra bölgede merkezi bir devlet kurmayı başarmış Friglerin mitolojik kralı Midas’ı da akla getirmektedir. Kimmerlerin M.Ö. 700/680 yıllarında İç Anadolu’ya girerek Kral Midas’ın Frig krallığını yıktıkları da bilinmektedir.....





*





Kral Arthur 12 Şövalye ve Excalibur mu?



Arthur adına ilk kez, MS. 6. yüzyılda , erken dönem Kelt halk şiirlerinde rastlanılır. Bu efsane İskitler, Sarmatlar, Hunlar ve Alanlar'a aittir. Kral Arthur efsanevi Camelot kralı (5. yüzyıl sonları ya da 6. yüzyıl başlarında), Britanya mitolojisinde çok önemli bir figür olan Arthur, savaşta ve barışta ideal kralın simgesidir. Arthur, Sakson istilacılara karşı Kelt asıllı Britonların koruyucusu olmuştur. Arthur'un kökeni hala bir tartışma konusudur. Kimileri Latin aile ismi olan Artorius'tan türediğini söylemektedirler (Mesapik ya da Etrüsk kökenli)......



*



Taşbaba özellikleri arasında kadehten sonra önemli nesneler silahlardır. Eski taşbaba bedizlerinde mızrak, balta, hançer görünüyorsa, üst yurt taşbaba bezilerinde hançer-kılıçla birlikte sol yanında ok-yay sadağı vardır, ancak buna başka bedizlerde rast gelinmiyor, silahlı taşbaba bedizlerinin çoğunda kemerine asılmış hançer veya kılıç görülür. 


Tarihi kaynaklarda Türkler kılıç kültü hakkında bir sıra belge vardır. Heredot Saka boylarında kılıç kültünden bahs ediyorsa, ondan bin yıl sonra Yunanlı Prisk bu kültün Hunlarda da olduğunu vurguluyor. "Saka (skit) elbeylerinin her zaman kutsal saydığı Mars'ın kılıcını bulması Atilla'ya olan inancı daha da arttırdı...Mağrurluk özelliği ile hareket etti ki, Mars kılıcı ona bütün savaşlarda galibiyete yardım edecek, bütün dünyaya hakim olacaktır."


Köroğlu'nun gökten düşen metaldan yapılmış Misri kılıcı kutsal sayıldığı gibi, Oğuzlar da and içtiklerinde "kılıncıma doğranayım" diyorlardı, kılıcın altından geçen suçlunun da hayatı bağışlanırdı. Taşbaba bedizlerinin daha eski variantlarında hayli silah çeşidi görülür, bu tür arkaik Kernosov ve Hakkari bedizleri tunç çağında istifade olunan nize-mızrak, bir ve iki ağızlı balta, çekiç, bıçak gibi nesnelerle süslenmiştir. - Prof.Firudin Ağasıoğlu, Taşbaba



*



Alanlar hakkında daha detaylı ve tam bilgileri Ammianus Marcellinus'da (4.yy) bulabiliriz. Yazar, hacimli "tarih"inde Alanları şu şekilde anlatıyor:


"ALANLAR UZUN BOYLU, GÜZEL GÖRÜNÜMLÜ VE HAFİF SARI SAÇLIDIR. SİLAHLARININ HAFİFLİĞİ NEDENİYLE OLDUKÇA HAREKETLİDİRLER. DAHA SADE VE DAHA KÜLTÜRLÜ HAYAT TARZIYLA HUNLARLA TAMAMIYLA BENZEMEKTEDİRLER. ONLAR BARBAR GELENEKLERİNE GÖRE KILIÇLARINI YERE SAPLIYORLAR VE MARS'A OLDUĞU GİBİ KILICA TAPIYORLAR"


Ammianus Marcellinus'un verdiği Alan ve Hunların kültür ve yaşam tarzıyla ilgili karşılaştırmalı analiz, burada sözü edilen "barbaların" Hunlar olduğu konusunda şüpheye mahal bırakmıyor. Alanların kılıca saygı göstermeleri, onların Türk özelliği taşıdıkları hakkında açık bir delildir. Hunların ataları İskitlerin de kılıcı tazim etmeleri bu delili teyit etmektedir. Hunların Mars'ın kutsal kılıcını tazim ettiklerine, onları çok iyi tanıyan Romalı yazar Priscus da vurgu yapmaktadır. 


Türk ve Moğol destanlarının mukayeseli tetkiki, araştırmacıları "silah önünde eğilerek selamlama geleneği "Kılıç Tanrısı" - kelimesi kelimesine "Kılıç" - kültünün doğmasına yol açtığı" hükmüne götürmüştür. (Lipets, Sovyetskaya Etnografya, 1978)


5.yüzyılda yazılan "Ermenistan Tarihi" adlı eserde yer Alanca bir cümlenin çevirisi: (kitapta hanendelerin Ermeni hükümdarı Artaşes'le evlenen Alan kraliçesi Satenik (Satinik, Sartinik) şerefine yazılmış Alanca bir şarkı)



"Artahır havart tiz havartsi" 



Karaçay-Balkar dilinde ise : "Artahır haparını tiz haparçi (Hapartsı) ; eski Türkçeden çevirisi : "Hikayeci, hikayenin son bölümüne geç" ya da "Son hikayeyi anlat, hikayeci"


Alanlar Türktür
Türk Halklarının Kökeni
Kazi T.Laypanov - İsmail M.Miziyev



*





"EXCALİBUR",  ARTHUR'UN DEĞİL, 
ATİLLA'NIN KILICI'DIR.


Attila tabiatı böyle olduğu için büyük şeyler yapacağına inanan insandı. Onun kendisine güveni kılıç sağlıyordu. Bu kılıç İskit krallarının nezdinde daima kutsal addedilmiştir. Bir çoban, inek yavrusunun topalladığını görünce bu yaranın sebebini de bulamayınca, endişeyle kan izlerini takip ediyor. Nihayet kılıca geliyor. Dana otlarken bu kılıcın üstüne basmış. Çoban işte bu kılıcı kazıp çıkararak hemen Attila'ya getiriyor (13). 


O bu hediyeden dolayı teşekkür ederek, kendisinin bütün dünyanın imparatoru tayin edildiğini düşünüyor ve Ares'in (14) kılıcı ile savaşlarda başarılı olmanın kendisine bahsedildiğine inanıyor.


Fragment 10 Bölüm 35: 
Grek Seyyahı Priskos (V.Asır)'a Göre AVRUPA HUNLARI
Ali Ahmetbeyoğlu
(13) Tam olarak yeri bilinmeyen Attila’nın sarayının yerini, K. Szabo bir ihtimal olarak, Macaristan'da bulunan bugünkü Jesz Bereny olarak tahmin etmiştir.bkz. K. Szabo, Priskosz Szonok es Böksesz eleteröl S Törtenetirata Töredekeiröl. s. 32 n. 1; Daha bkz. H.N. Orkun, Attila ve Oğulları, s. 56-57.
(14) Harb Tanrısı Mars (Martis)'in Grekçe adıdır.










Hurriler, Hattiler, Kimmerler, İskitler, Etrüskler, Hunlar, Sarmatlar, Alanlar....Türk Kavimleri....
Ayrıca;  ARTHUR , ARTAHIR dan mı türemiştir?...Ya da ATİLLA'dan....


Ne diyelim ?
İskit ve Hunlardaki Kılıç efsanesini bildiğimiz için...
İskit boyu olan Khalub/Xalub/Excalibur olmuştur diyerek...
"Arthur/Excalibur efsanesi de nereden çıkmış" sorusuna
Türklerden diyebiliriz.
:) SB.




* * *



"Günümüzde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen, silah üzerine ant içme ve kılıç-kemer kuşanma törenleri, Türklerin en eski erginlenme ve “er” olma ritüellerinin devamıdır. Ölen savaşçıların tanrı ya da tanrıça ile şarap içmeleri, yani bir anlamda hayat suyu içerek ebedi hayata intikal etmeleri ise İslamileşerek “Şehadet Şerbeti İçmek” şeklinde yaşamaya devam eder. Ant içme töreni Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hala sürdürülen bir ritüeldir. Erlik mertebesine yükselen askerler, silah ve bayrak üzerine “Ant İçerler”. Tıpkı erlik kemerlerindeki kılıçlarına dokunarak ant içen ataları gibi"...link


"Kızıl renginden dolayı kan, demir ve kılıç marsın sembolleridir. Mars tüm insanlığın ortak belleğinde savaş tanrısı olarak bedenlenmiştir. Türkler ona Kızagan Tengri adını verir. Türkler gökyüzündeki gezegen ve takımyıldız döngülerini, çeşitli ritüeller ile kutlardı. Özellikle mevsim döngülerinde ant içilirdi. Tüm bu kozmolojik ritüeller aslında Türklerin savaş ve savaş ile ilgili göksel inançlarını da yansıtır"....link

Nuray Bilgili.







Orta Asya Türk Taşbaba; elinde and kadehi, belinde kılıcı ile....











ARTHUR'S EXCALIBUR? iS iT Then?..


"When a herdsman noticed one of his herd limping and found no reason for such a wound, being disturbed, he followed the tracks of blood. At length he came upon a sword which the heifer had heedlessly trodden on while grazing the grass. He dug it up and bore it directly to Attila. He rejoiced at this gift and thought — since he was a man of high spirit — that he had been appointed chieftain of the whole world and that through the sword of Mars supremacy in war had been granted to him."

fr.10 - Priscus of Panium , 5th c AD
Roman diplomat and Greek historian
(diplomatic mission in the court of Attila the Hun.)



"The religious arts of Attila were skillfully adapted to the character of his age and country. The Scythians worshipped the god of war under the symbol of an iron cimeter. One of the shepherds of the Huns perceived that a heifer, who was grazing, had wounded herself in the foot, and curiously followed the track of the blood, till he discovered, among the long grass, the point of an ancient sword, which he dug out of the ground and presented to Attila.
That prince accepted, with pious gratitude, this celestial favor; and as the rightful possessor of the sword of Mars, asserted his divine and indefeasible claim to the dominion of the earth. His brother Bleda, who reigned over a considerable part of the nation, was compelled to resign his sceptre and his life. Yet even this cruel act was attributed to a supernatural impulse; and the vigour with which Attila wielded the sword of Mars convinced the world that it had been reserved alone for his invincible arm. "


Rise and Fall of the Roman Empire, 
Edward Gibbon



"Mars was worshipped as a sword by the Scythian." "Mars, was in the form of the sword, a divine father of the Scythians..."

Mircea Eliade



Alan Turks song in Karachay-Malkar (Balkar) Turkish (Kıpchak Turkish group) : 

"Artahır havart tiz havartsi"
( "Storyteller, come to the end of the story" or "Tell me the last story, the storyteller")


Artahır, became Arthur.....
So, is it Arthur's Excalibur ? No it isn't, it's Attila's Sword, because it was for the first time in the 6th c AD to be seen in Celt's sagas....after Hun Turks in Europe.... and the name Excalibur is actually a Scythian (Turks) tribe name "Xalub" or Kaska (Gasga) in Blacksea region in Turkey....


The Myth of the "sword" belongs to Turkish Culture.








Mystery of the Round Table of Arthur



In this respect, the Round Table of King arouses a prodigious hypothesis. As stated in the legends, King Arthur was a wise and democratic ruler. That is, he was making decisions not personally, but as a result of a Security Council or the Board of the Knights of the Round Table. These knights, including Arthur, numbered only eight people: Lancelot, Gawain, Galahad, Percival, Yvain, Pelles (the Fisher King) and Sir Geraint.


Is there any sacral meaning in this figure? As is known, the figure 8 is an ancient symbol of the Türkic people and Türkic tribes. 8 is octagon, eight-sided polygon (Türkic omens of guardian, stamp, ethnic symbol); 8 is a symbol of the Amazon women - love, interlaced rings, marriage between a man and a woman, sex (O. Suleimenov); 8 is two twin yurts; 8 is the number of spokes in the Türkic wheel; 8 is eight-sided yurt that creates an illusion of a circle; 8 is the meaning of the Kazakh (Türkic) idiom "segiz kyrly, bir syrly"; etc. All these symbol and meanings are innate to the King Arthur's Round Table.


First, the geometric shape of the table. Here can and should be suggested a striking and bold hypothesis: the Arthur's table was not round, but an equilateral octagon! Behind each facet was sited one knight, but visually the table looked round. It should be recalled how wrong was the Greek Priskus when he visited the royal horde (center, capital) of Attila. The octagonal timber yurt-tower he mistakenly took for a round structure. But a circle of logs can't be coupled in and form a ring! The table was exactly the same. 

At that time Europe did not know neither octagonal nor round tables, and the major surprise from the perception of this wonderful table remaine in the memory for ages. The octagonal symbols came to the Europe with the Celts, their descendants then took them across the ocean, to the far-away America. The octagonal shape symbolizes not  the equality of the facets, but the equality and lucidity of the rights of the facets (advisers, jurors, feasting). In modern language this figure means collegiality and democracy, with well-defined boundaries and areas of responsibility. The roundtable decisions, like it is now, were accepted by a vote of the Council of the seven knights, Arthur had only to take them for execution. That's what the Britons respect their king for. For his ability to listen to and respect the views of the security councilors, to accept their general decision, for not to violating it, and for putting it into practice.


Secondly, the corollary amazingly reveals the sense of the Kazakh idiom "segiz kyrly, bir syrly": "eight facets of a single secrecy". Of course, the eight facets are the facets of the table and the number of the Council members, and the single secrecy is the secretive and unanimous decisions acepted as a result of discussions, analysis, and balloting. The Kazakh djyrau (knights) and batyrs (heroes) always urged people and Khans to follow the "way of grandfathers", which refers to a democratic Constitution, the basic principles of which were popular administration of the state, the collegiality of decisions by the legislative power in embodied in the Council of Elders, and exact and strict adherence to them by the executive powers (khans, sultans, generals, etc.).


It turns out that the Celts were following the "way of grandfathers", used the steppe common law or constitution into the life and jurisprudence in Britain, and Arthur strictly adhered to these principles. The European creators of the legends were not paying much attention to this fact. The Arthur's Round Table is mostly described by them just as a banquet table. But it was not an everlasting peace to hold an endless feast. Moreover, the whole history of the Middle Ages is woven of wars and political compacts, which were resolved with swords and the minds of the councils sitting at the negotiation tables, which were not always round...


And finally, the "eight" participated in the creation of the chivalrous "philosophy of love". The Celtic druids of the Arthur's time were developing cannons of monogamous matrimony. Each knight was to have only one "lady of the heart", and only with her he could couple the rings. This marriage custom of "betrothal-ring coupling" then spread throughout the Europe.




Celtic and Türkic - King Arthur's Round Table
Beket Karashin
Informational and Analytic Center; Moscow State University, 
Faculty of Humanities, 2008 - link




















iT iS ATiLLA'S SWORD NOT ARTHUR'S,
"ARTHUR" WORD iS DERiVED FROM ALAN TURKS WORD "ARTAHIR"
AND EXCALiBUR iS A SCYTHiAN TRiBE, CALLED XALUB.




"and history is written not by scholars, but by partisans impersonating scholars.!"