Translate

23 Mart 2015 Pazartesi

GÜNEŞİN TUTULMASIYLA GELEN BARIŞ - KERKENES-PTERİA ANTİK KENTİ







ANTİK KENT PTERİA ya da KERKENES HARABELERİ 


Yozgat'ın güneydoğusunda, Şahmuratlı Köyü'nün 5 km batısında yer almaktadır. 


Kapadokya Ovası'nın kuzey ucunda, denizden 1500 m yükseklikteki granit dağ kütlesi üzerinde, surları yamaç sırtlarında yer alacak şekilde ustalıkla yerleştirilmiş bir şehirdir.


MÖ 600 yılı dolaylarında, Anadolu yaylasının en geniş ve etkileyici yerleşmeleri arasında yer alan Demir Çağı başkenti, büyük olasılıkla Herodotos'un da bahsettiği Pteria, burada kurulmuştur. MÖ 6. yüzyılın ortalarında bu büyük şehir yağmalanmış ve yakılmış, üzerinde 7 sur kapısı bulunan 7 km uzunluğundaki surları yıkılmış ve yerleşme tamamen terk edilmiştir [Summers 2008:477].



Yerleşme, ilk olarak 19. yy'ın sonlarına doğru J.G. Anderson tarafından belgelenmiş, 1927 yılında, H.H. von der Osten ve H.F. Blackburn kentin ve savunma duvarlarının hatasız bir haritasını yapmış ve ertesi yıl E. Schmidt höyüğün 14 yerinde test açmalarıyla burasının Demir Çağı'na ait bir yerleşme olduğunu ortaya koymuştur. 1993 yılından itibaren G. Summers'ın başkanlığında bir ekip tarafından uzaktan algılama ve öz direnç yöntemlerinin kullanıldığı yüzey araştırması yapılarak kazılara başlanmıştır. Direnç yöntemi kazılarla birlikte, kentin tamamının planını çıkartmak üzere devam etmektedir.


Tek tabakalı bir yerleşmedir. Büyük olasılıkla MÖ 7. yy'ın sonlarında kurulmuştur ve MÖ 6. yy'ın ortalarında tamamen terk edilmeden önce yapılar kundaklanmış ve surlar yıkılmıştır.


Kente girişi sağlayan yedi kapıdan yalnızca bir tanesi kısmen kazılmış durumdadır. "Kapadokya Kapısı" olarak adlandırılan bu kapı taştan yapılmıştır ve kimi yerlerde 5 m yüksekliğe kadar korunmuştur. 


Kentin yanarak yıkılmasının ardından savunma duvarlarının üst kısımları sanki gelecekte bir daha kullanılmalarını engellemek amacıyla parçalanarak aşağı atılmıştır. Kapadokya Kapısı'nın içinde idollü-basamaklı bir anıt bulunmuştur. 


Kentin güney tarafında, çevreye hakim stratejik konumda büyük bir saray yapısı yer almaktadır. Sarayın girişinde bulunan taş döşeli alanda büyük bir sütunlu salon ve iki kule vardır. Kulelerin alt kesiminin yüzeyinde düzeltilmiş granit bloklar, üst taraflarında ise bir sıra sarımsı kumtaşı ve onun da üstünde yumuşak beyaz kireçtaşı kullanılmıştır. 


Her farklı taş sırasının arasında ise büyük ahşap tomruklar vardır. Kent yanmaya başladığında buradaki ahşaplar yangını körüklemiş, granitlerin camlaşmasına ve kumtaşının erimesine yol açmıştır. Yanık dolgularının arasında birçok kabartmalı heykel parçası, insan şeklinde bir heykelin büyük bir kısmı ve Frig dilinde yazıtlara rastlanmıştır. 


Saraya ait yapıların ön tarafında ise yapay bir havuz (Sülüklü Göl) bulunur. Kentin aşağı kesimi, merkezi ve kuzey bölümünde yapılan yüzey araştırmalarında sokaklar, açık alanlar ve karmaşık bir su sistemi tespit edilmiştir. 


Aşağı kentin büyük kısmı mahallelere ayrılmış ve her birim birbirine üç ya da dört tarafta bulunan taştan teras duvarları ile bağlanmıştır. Jeofizik araştırmaları sırasında kentin merkezinde megaron görünümlü iki özel yapı belirlenmiştir. 


2003 yılında, açığa çıkarılan bu yapılardan birinde kare şeklinde bir salon ve salonun ortasında, önünde açık bir sütunlu alanın (portiko) olduğu merkezi bir ocak yeri bulunmuştur. Bu yapı grubunun kamu yapısı olduğu düşünülmektedir. 


Jeofizik araştırmalar, şehrin en büyük yapay rezervuarı olan Büyük Göl'ün güneydoğusundaki geniş bir alanda hiçbir yapı bulunmadığını ortaya koymuştur. Bu çalışmada varlığı belirlenen ilginç bir bina, bir tapınak olabileceği düşünülen, sokağa cepheli büyük (27x15 m) iki odalı bir yapıdır. Daha önce yapılan magnetometre ile yüzey araştırması, çevresindeki daha küçük binaların aksine, bu yapının yangına maruz kaldığını göstermiştir. 


Kapı çevresindeki alan, Bizans Dönemi'nde define avcıları tarafından ve bu dönemde yapılan mezarlarla büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Bizans Dönemi'ne ait bir çukurda, 1 m'den biraz yüksek, kumtaşı bir insan heykeline ait parçalar bulunmuştur. Figürün saçları omuz hizasında olup, sağ elinde bir asa taşımaktadır. Pileli etek, kemer ve düz bir gömlek giymiştir. Heykelin tabanına ve eteğin yan kısımlarına kenet oyukları açılmıştır. Figürün kimi betimlediği bilinmemektedir. 


2006 yılında Kapadokya Kapısı yanında, iç avludaki basamaklı anıt üzerinde yer alan stelin üst kısmına ait bir parça bulunmuştur. Bu parça, yarı-ikonik Frig idolünün boş yüzünün yuvarlak biçimli odluğunu ve omuzlarındaki sembolize dalgalı saçların sarmal yastık şeklinde elemanlarla sonlandığını göstermektedir. Frig esintisi taşıdığı kesin olan heykel, büyük olasılıkla erkek bir yöneticiyi betimlemektedir .


TAY PROJECT'ten alıntıdır.








KAPADOKYA KAPISI 

Kente girişi sağlayan yedi kapıdan yalnızca bir tanesi kısmen kazılmış durumdadır. "Kapadokya Kapısı" olarak adlandırılan bu kapı taştan yapılmıştır ve kimi yerlerde 5 m yüksekliğe kadar korunmuştur. 


Kentin yanarak yıkılmasının ardından savunma duvarlarının üst kısımları sanki gelecekte bir daha kullanılmalarını engellemek amacıyla parçalanarak aşağı atılmıştır. Kapadokya Kapısı'nın içinde idollü-basamaklı bir anıt bulunmuştur. 



Kerkenes, Orta Anadolu'da yer alan alçak bir dağın üzerinde kurulmuş bir Demir Çağı kentidir. Büyük ihtimalle Herodot'un Pteria'sı olan bu yerleşim, Medler tarafından M.Ö. 600 yılında kurulmuş ve Lidyalılara karşı yürütülerek M.Ö. 585 yılında Güneş Tutulması Savaşı ile sona eren mücadelede karargah olarak kullanılmış olmalıdır. 


Üzerinde yedi kapının yer aldığı yedi kilometre uzunluğundaki surlar, 2,5 kilometrekarelik bir alanı çevrelemektedir. Yerleşim alanın tamamı kamu yapıları ile sivil yapı adaları ile gelişmiş bir su yönetim sistemini içerecek biçimde planlanarak düzenlenmiştir. Yakılarak yokedilen şehrin surları da bilinçli olarak yıkılmıştır. 


Yine Herodot'a göre Pterialılar, muhtemelen M.Ö. 547 yılında Pers Kralı Büyük Keyhüsrev ile Lidyalılar arasında yapılan Pteria Savaşı'ndan hemen önce, Lidya Kralı Krezüs tarafından esir edilmiştir. Daha sonraki dönemlere ait yerleşimler Kale ve Kiremitlik ile sınırlı kalmıştır. 1993 yılından beri GEOFFREY D.SUMMERS tarafından yürütülen kazılar ,çağdaş yöntemlerden yararlanarak şehrin sırlarını açığa çıkarmıştır.



Çalışmalar 2012 Yılı itibariyle Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Abdulkadir Baran başkanlığında Türk arkeologlar tarafından yürütülecektir. (basın,2012)


Kerkenes Pteria resmi sayfası

















Güneş Tutulması - Heredot Tarihi, I, 74

"Kyaxares bunları geri istedi, ama Alyattes vermedi. Bu yüzden Lydia'lılarla Med'ler arasında beş yıl süren bir savaş çıktı, sık sık Med'ler Lydia'lıları dövdüler, sık sık da onlar tarafından dövüldüler. Hele bir seferinde tuhaf bir gece savaşına da tutuştular; savaş denk koşullar altında sürüyordu ki, altıncı yılda, çarpışma sırasında ve ortalığın en çok karışmış olduğu bir anda gündüz, birden yerini karanlığa bıraktı. 


Bu ışık tutulmasını Miletos'lu Thales , İonya'lılara daha önceden bildirmişti, yılına, gününe kadar. 


Ama Lydia'lılar ve Med'ler gün ortasında gece olduğunu görünce, çarpışmayı kestiler ve hemen bir anlaşma, bir barış sözleşmesi yaptılar. Kilikia'lı Syennesis ve Babil'li Labynetos'u kendilerine aracı seçtiler. Bunlar, barış yeminleri getirip götürmektense, iki kralı bir araya getirecek bir evlenme tezgahladılar.


Alyattes, kızı Aryenis'i Kyaxares'in oğluna, Astyages'e versin , dediler ; zira bağ sağlam olmazsa uzlaşma dayanıksız olur. 


Bu halklarda yemin Yunanlılarda olduğu gibidir, ayrıca bir de kollarının derisini çizip karşılıklı kanlarını yalarlar."





Dipnot : 

Herodot, İyonları, Lydialıları ve Medleri Yunanlılardan ayrı tutuyor !
Kan ile antlaşma Türk Kültüründe görülür !

TÜRKLERDE KAN KARDEŞLİĞİ VE ANTLA İLGİLİ UNSURLAR , Prof. Dr. İlhami DURMUŞ 

Elements of Blood Brotherhood and Oaths for Turks  - PDF:  /  ayrıca link:












MİLETLİ TALES/THALES FROM MİLETOS

Sokrates öncesi dönemde yaşamış olan Yunanlı bir filozoftur. Eski Yunan'ın Yedi Bilgelerinin ilkidir. Birçok kişi tarafından felsefe ve bilimin kurucusu olarak düşünülür. Elimize ulaşmış hiçbir metni yoktur. Yaşadığı döneme ait kaynaklarda da adına rastlanamaz ancak hakkındaki bilgiler Herodot ve Diogenes Laertios gibi antik yazarlardan edinilir. Bertrand Russell'e göre Felsefe Thales'le başlamıştır.


Hayatı


Antik çağ tarihçisi Apollodoros'a göre Thales, M.Ö.624 ve M.Ö.546 arasında yaşamıştır. Diogenes Laertios'a göre, 58.Olimpiyat'ta 78 de ölmüş ve Sosicrates'e göre 90 yaşındayken ölmüştür. Bilimin doğduğu düşünülen Miletos'ta doğmuştur. Ancak yinede Herodot,Samos'lu Duris,Demokritos ve diğerleri ailesinin Fenikeli olduğunu iddia etmişlerdir. Thales'in başka bir vatandaşlığa geçtiği veya daha sonra yurttaş olduğu düşünülür. Diogenes Laertios ve diğerleri ise Thales'in Miletos'lu soylu bir aile olan Yunanistan'ın Thebai kentinden Agenor ve Kadmos'un ailesinden, Examyas ve Cleobulina'nın oğlu olduğunu düşünmüşlerdir.


Herodot'a göre, Thales M.Ö.585,28 Mayıs'ta gerçekleştiği kabul edilen güneş tutulmasını, önceden hesaplayıp haber vererek yenilikçi bir rol üstlenmiştir. Gündönümünde ve Ekinoksta diye eserler yazdığını söyleyenler olsa da,kimileri onun hiç yazılı eser bırakmadığını düşünürler. Diogenes Laertios; Pherekydes ve Solon'un dışında Thales'e de mektuplar yazar.


Politika ve Doğa Felsefesine İlgili


Bir hikayeye göre Thales havayı ve hasatı tahmin ederek Miletos'taki bütün zeytin basmaklarını satın alıp,iyi bir ürün elde ederek zengin olur.(Aynı hikayenin bir başka versiyonun da Miletoslulara, basmakları satın almasındaki amacının zengin olmak değil; zekasını her alanda kullanabileceğini göstermektir.)


Birçok anektod, Thales'in yalnız bir düşünür olmadığını; politika ile de ilgilendiğini belirtmiştir. Politika konusunda eşsiz bir yol gösterici olsa da politikadan uzak kalmayı yeğlemiştir. Herodot’a göre Thales’in politik hayatı, Ege bölgesindeki İonyalıların bir federasyon içinde birleşmelerini savunması ve Anatolia'yı Perslere karşı savunmasıyla başlamıştır. İonyalıların bir çok kentini egemenliği altına almış olan Kral Kroisos, güçlenmeye başlayınca Lidyalılar ve Medes arasındaki savaşın altıncı yılında Thales'in önceden tahmin ettiği güneş tutulması olunca savaş sona erer. Thales bu olayın ardından doğayı incelemeye başlamış, ve doğa felsefesiyle ilgilenen ilk İonya okulunu kurmuştur. Doğa üzerine ilk Thales konuşmuştur ve ileride özellikle kendisinden sonraki düşünürler için çok büyük bir önem taşıyacaktır.


Özellikle Eski Hellen filozofları dünyanın temel maddesinin ne olduğu sorunuyla uğraşmışlardır. Thales ilk olarak, pratik yararlar için değil de sadece doğru uğruna sorularla boğuşmuştur.


Din ve Adalet Hakkındaki Görüşleri


Thales’in, din üzerine olan düşüncelerini yine Diogenes Laertios aktarmıştır. Thales öncelikle başlangıcı ve sonu olmayan bir Tanrı kavramından söz etmiştir. Ona göre Tanrı, iyi ve adildir (dikaios) dolayısı ile insanların da öyle olmasını istiyor.


Thales demokratik bir görüşe sahip değildi. Miletoslu Tiran Thrasybulus’un döneminde Solon’a ,onun tiranlığı hoş bulmadığını düşünerek, bir mektubunda onunla başka bir yerde yaşamayı önerir. Thales’in adalet üzerindeki düşüncesi hukukun hem bilimsel hem de ruhsal yanını kapsar. Öğüt niteliğindeki yurttaşlar arası hukuksal düşünceleri şunlardır;


- Çocuklarınızdan, sizin kendi ana babanıza gösterdiğiniz kadar sevgi bekleyin. 

- Acınmaktan çok, gıpta edilin. 
- Güvendiğiniz kişilerin sizi etkilemesine engel olun.(Kefaletin yoldaşı felaket.) 
- Zengin olun,ama başarı için. Kötü bir şekilde zengin olmayın. 
- Başkalarını suçladığınız şeyleri kendiniz yapmayın. 
- Tembellik hoşa gitmez. Zengin de olsanız tembellik etmeyin. 
- Herkese güvenmeyin. 
- Ölçülü olun. 
- Kendinize hakim olmamanız zarardır. 
- Eğitim eksikliğine katlanmak zordur. 

Thales’e göre, bir adam düşmanlarının kötü bir durumda olduğunu biliyor ise güçlüklere daha kolay katlanabilir. Erkeklerin kadınlardan daha iyi olduğunu; Yunanlıların da Barbarlardan daha iyi olduğunu düşünür. Thales’e göre mutlu bir insan, bedensel olarak sağlıklı,becerikli ve doğayı öğrenebilen kişidir.


Teorileri


Thales’den, önce Yunanlılar doğayı ve dünyanın temel maddesini; mitoloji, Tanrı'lar ve kahramanlarla açıklıyorlardı. Yeryüzündeki doğa olayları, (depremler,rüzgar,,vb.) tanrılarla bağdaştırılıyordu. Thales hem suyu ana madde olarak düşünmesi hem de doğayı olguları birleştirerek açıklamaya çalışması bakımından önemli olmuştur.Doğa olayların nedenlerini insan biçimli Tanrılardan çok doğanın içinde aramıştır. Mitolojik açıklamalar ile ussal açıklamalar arasında bir köprü kurmuştur. Thales'den sonra öğrencileri Anaksimandros ve Anaksimenes de aynı çizgide ilerlemiştir.


Tanrısal Güç


Her şeyin Tanrı'larla (daimonlarla) dolu olduğuna inanmıştır. Ona göre dünyada Tanrısal olmayan hiç bir şey yoktur. Tanrısal gücü, mıknatıs taşındaki çekme kuvveti gibi bir hayat gücü (ruh) olarak yorumlamıştır. (Kimileri ruhun ölümsüz olduğunu söyleyen ilk kişinin o olduğunu düşünürler.)


Su, Maddenin İlk Öğresidir


Thales maddenin ilk öğesi (arkhe) olarak suyu ileri sürmüştür. İlk öğe olduğundan dolayı toprağın suyun üzerinde bulunduğunu ve dünyanın su tarafından taşındığını söylemiştir. (Dünya bir gemi gibi hareket ediyormuş ve suyun hareketliliği nedeniyle sallandığı zaman insanlar deprem oluyor sanıyormuş.) Aynı zamanda Thales her şeyin temelinin meydana geldiği şey olduğunu düşünmüştür.(Thales'e göre madde ile güç doğal bir bütündü ve henüz birbirinden ayrılmamışlardı ve temel maddede tanrısal yaratma gücü bulunuyordu.)


Astronomi


Herodotos'a ve Eudemos'a göre (28 mayıs 585'te gerçekleştiği kabul edilen) Güneş tutulmasını önceden hesaplayıp haber vermiştir. Astronomi ile uğraşan ve gün dönümlerini önceden hesaplayan biri olarak ilk astronom olmuştur. Ayın son gününe 30.gün adını o vermiştir. Yılın içindeki mevsimleri de o bulmuş, bir yılı 365 güne bölmüştür. Gölgemizin bizimle aynı uzunlukta olduğu zamanı gözleyerek, piramitleri gölgelerine bakarak ölçmüştür. Aynı zamanda Nil nehrinin yükselmesinin rüzgara bağlı olduğunu bulmuştur.(Etesios rüzgarları nehrin tersine eserek onun denize dökülmesini engelliyorlarmış ve sular da taşıyormuş.)


Matematik ve Geometri


Matematik alanında çığırlar açmış birisidir. Eski Yunan bilginlerinden Kallimakhos'un aktardığı bir düşünceye göre denizcilere kuzey takım yıldızlarından Büyükayı yerine Küçükayı'ya bakarak yön bulmalarını öğütlemiştir. Aynı zamanda Mısırlılardan geometriyi öğrenip Yunanlılara tanıtmıştır. Bulduğu bazı geometri teoremleri şunlardır:


- Çap çemberi iki eşit parçaya böler. 

- Bir ikizkenar üçgenin taban açıları birbirine eşittir. 
- İki doğrunun kesişme noktasındaki ters açılar birbirine eşittir. 
- Köşesi çember üzerinde olan ve çapı gören açı,dik açıdır. 
- Tabanı ve buna komşu iki açısı verilen üçgen çizilebilir. 






Thales güneş tutulmasını hesaplayacak gökbilimsel bilgilerden yoksundu. Ama Sümer gökbilimcileri güneş ve ay tutulmalarını hesaplamışlardı ve Thales bu bilgiyi kullanmış olabilir. İÖ 585'teki tutulmadan 18 yıl önce, 603'te Mısır'da yer alan güneş tutulmasına tanık olmuş olabileceğini belirtir. 585'teki güneş tutulması hemen hemen tamdı ve savaşan yanları savaşa son vermeye ve bir barış anlaşması yapmaya götürdü. Thales dünyanın küresel olduğunu, güneş tutulmasının ayın, güneş ve dünya arasına girmesiyle yer aldığını bilmiyordu.



•İlk (bilinen) yazı

•İlk (bilinen) bilim alanları: tıp, astronomi, matematik
•İlk (bilinen) edebiyat eserleri: Bilgameş (Bilgimes'dir/Gılgamış değildir!) destanı ve vb.


Ellinlere (Greklere) atfedilen bilgilerin büyük çoğunluğu Sümer döneminde biliniyordu ve Mısır üzerinden Ellinlerce alınmıştı. Mesela, Pisagor teoremi Pisagor’dan iki bin yıl önce yazılan Sümer tabletinde mevcuttur. Grek uygarlığının temeli Mısır’a, Anadolu’ya ve özellikle de Girit uygarlığına dayanmaktadır. Ellin öncesi bin yıllarda Sümer-Hatti-Girit üçgeninde etkin durumda olan toplumların dili bizim dilimiz gibi eklemeli yapıya sahipti!



Prof. Dr. Saleh SULTANSOY

Gazi Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Fizik Bölümü
Azerbaycan Elmler Akademiyası, Fizika İnstitutu





"Astronominin temeli de onlara dayanmaktadır. Göğü, güneşi, ayı, yıldızları incelemişler ayın görünüşüne göre otuz günlük aylardan oluşan bir takvim yapmışlardır. Ayları dört haftaya ayırmışlar, yılı güneş sistemine göre de hesap ederek her yıl artan on gün için üç yılda bir, seneyi on üç ay yaparak arayı kapatmışlardır. 


Takvimimizde hala Dumuzi'den Temmuz olarak Sumer ay adını kullanıyoruz. Beş gezegeni ,burçları saptayarak adlandırmışlardır ki, bugün burç adları, Sumerceden aynı anlamdaki kelimelerin çevirileridir. Sumerlerden Kepler zamanına kadar ancak bir gezegen daha bulunabilmiştir. Bu da gösteriyor ki, matematiğe dayalı astronomi bilimi de Yunanlılarda değil, Sumerlilerde başlamıştır."


(Matematik ve astronomi hakkında genel bilgi için bkz. S.N.Kramer 'The Sumerrians' - Leo Oppenheim 'Ancient Mezopotamia,1964' - Aydın Sayılı 'Mısırlılarda ve Mezopotamyalılarda Matematik, Astronomi ve Tıp,1991)


Ortadoğu Uygarlık Mirası -1 sayfa:53

Muazzez İlmiye Çığ





Thales MÖ 624–MÖ 546 ise ve Perikles MÖ.495-MÖ.429 ile Atina da altınçağ yaşanıyorsa ve Büyük İskender ile Yunan dili, edebiyatı ve kültürü kanun ile mecbur kılınmış ise ve ondan önce Anadolu insanı kendi dilini konuşuyorsa....nasıl oluyor da her şeyi Yunan'a ya da Ellenlere bağlıyorlar ? Çünkü; Avrupalılar her taşın altından Türk'ün çıktığını görünce "Büyük Yunan Medeniyeti"ni uydurdular....