at gömü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
at gömü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2018 Perşembe

Osseberg Kurganından çıkan Dokumada Tanıdık bir Damga




Osseberg Kurganı'ndan çıkan dokuma, MS 9.yy.


İlk kez paylaştığımda sadece atların kuyruklarına dikkat etmiştim. Ama bugün tekrar ilgimi çekti, çünkü artık tanıdık bir damga vardı hafızamda. 

Atların üzerindeki damga, Tarım havzasında bulunan 3500 yıllık en eski pantalonun üzerindeki damga, MS 8.yy'a tarihlenen Aberlemno (Pictler) taşının üzerindeki damga ve Arizona'da yerlilere ait kaya resmindeki damgayla aynı olmasının ne kadarı tesadüftür? Bir tane olsaydı tesadüf diyebilirdik. Ancak at kuyruklarını bağlamaları, at eti yemeleri ve atlı gömüleriyle artık tesadüf olmaktan çıkıyordu.








- Asgaard'tan İskandinav'yaya giden Odin ve halkı; Atilla'nın ölümünden sonra kuzeye göçen bazı Hunların varlığı ile bu grubun içinde bulunan boylardan birinin bu damgayı bu dokuma parçası üzerinde kullanmış olması; link

(Şölende at etinin sunulması: 
The Heimskringla, Or, Chronicle of the Kings of Norway vol 1 - Snorri Sturluson:) 



- İskit ve Kimmerler ile karışmış ve "Hint-Avrupalı olmayan" Pictlerin* Scythia, yani İskitya'dan İskoçya'ya göçmesiyle giden damga; 

(*Pictler: Dövmeliler, Virgil'ın Aeneas eserinde İskit boylarından olan "Agathyrsi"ler, yani Ağaçeriler için Pictique kelimesini kullanır) link



- Doğu Türkistan'da bulunan pantalonun (MÖ 1500) üzerindeki damganın, pantalon bulunmadan önce, yani görülmeden önce, hafızalarda yaşayıp Anadolu'ya kadar gelmesi [bknz.M.Aksoy], ve aynı yerden de daha da doğuya giderek Amerika kıtasına ulaşması ve Yerliler tarafından Tumamoc Hill'deki kayaya işlenmesi; 

(Arizona için tam tarihini bulamasam da MÖ 500 - MS 1450 arasında olacak, çünkü kaya resimleri için bu tarih aralığında. Bu durumda şu da aklımıza gelebilir; bazı Türk boyları Cengiz Han'ın ordusundan doğuya kaçmıştı, onların damgayı taşımış olması da mümkün) link








önceki paylaşım:




10 Temmuz 2015 Cuma

KUTSAL KURGANLAR






Onların hayatı tıpkı Asya Hun Hakanı Mo-tun’un Çin imparatoriçesine yazdığı mektupta belirttiği gibiydi. O, mektubunda şöyle demekteydi: “Irmaklar ve göller arasında doğdum, geniş yaylalarda sığırlar ve atlar arasında büyüdüm, kendimi sık sık sınır boylarında buldum”


Böyle bir hayat tarzını İskit hükümdarı İdanthyrsos’la Pers kralı Darius arasında elçiler arasında elçiler vasıtasıyla geçen konuşma da gösteriyordu. Darius İskit Hükümdarından savaşması için karşısına çıkmasını istediğinde İdanthyrsos şu cevabı vermiştir:


“Bizim ne kentimiz var ne de dikili bir ağacımız, ki elden gitmesin ya da yakılıp yıkılmasın diye korkup hemen savaşa girelim; ama siz ille de savaşmak istiyorsanız, bizim atalarımızın mezarları var; onları bulun, onlara el kaldırın, o zaman görürsünüz, mezarlarımız için dövüşüyor muyuz dövüşmüyor muyuz.” 


Gerçektende onların toprakta sabitleştirdikleri kurgan, yani korugan, koruyucu olarak gördükleri ve ölenlerini koruyan mezarlarının dışında sabit her hangi bir şeyleri yoktu. Hayat tarzları gereği İskitler bozkır insanıydılar.




İskit İmparatorluğu’nun Yıkılış Nedenleri
Prof.Dr.İlhami Durmuş , 2008



* * * 




Margus şehri piskoposu kutsal olan Hun mezarlarını açtırarak, içerisinde bulunan birçok kıymetli eşyayı çaldı. Attila gönderdiği elçi vasıtasıyla Bizans imparatorundan, Margus Barış şartlarına riayet etmesini ve piskoposun derhal teslim edilmesini istedi, fakat imparator bu istekleri yerine getirmeyince bir anlaşma sağlanamadı. 


Bunun üzerine Attila, büyük bîr Hun Ordusu ile Bizans'a karşı Birinci Balkan Seferi olarak bilinen harekâta başladı (441-442). Bizans ile vukû bulan savaş neticesinde Hunlar'ın önünde bir set teşkil eden Tuna limesi yıkıldı. Birçok sınır şehirleri ile Margus, Viminacium, Singidunum, Sirmiurn, Niş şehirleri Hunlar'ın eline geçtiği gibi askerî bakımdan mühim yollar da kontrol altına alındı. 


Attila'ya İstanbul yolunun açılması ile iyice çaresiz kalan Bizans, Aetius'un çabaları neticesinde Hunlar ile barış yapabildi. Bu barış anlaşmasına göre, Aetius'un oğlu Karpilion Attila nezdine rehin olarak gönderildi. Attila, Bizans'ın Hunlar'a karşı yakından alâkadar olduğu Akatir'ler üzerine ise, büyük oğlu İlek ile Onegesius'u göndererek, bölgenin idaresini İlek'in mesuliyetine verdi.



Fragment 10: 
Grek Seyyahı Priskos (V.Asır)'a Göre AVRUPA HUNLARI
Ali Ahmetbeyoğlu
* Priskos (Paniumlu Priscus); MS.5.yy Romalı diplomat ve tarihçi, Atilla'nın sarayında diplomatik görüşmelerde bulunmuştur.








İSKİT, MÖ. 4.yy'ın ikinci yarısı - 11 At gömütü ile
yüksekliği 14 mt - çevresi 320 mt
Keçi Kurganı olarak ta anılıyor.
KOZEL KURGANI- UKRAYNA











Kutsal Kurganlar
Türk Kültürü












27 Eylül 2014 Cumartesi

Oseberg Kurganı - Norveç



Oseberg Dokuma parçası
Atların Kuyrukları Düğümlü


Oseberg Kurganı - Norveç

834'de üst düzeyde varlıklı 2 kadın ölür, biri 80 diğeri 50 yaşındadır. Yaşlı olanın, Viking destanı Ynglingatal'daki ve Norveç'in ilk kralının büyükannesi olan Kraliçe ASA olduğu söylenir. Oseberg adı yakınlardaki ilçeden alır. Tepenin adı ise ASA'nın Dağı'dır.

Kurgan 834 gösterse de kemiklerdeki C14 araştırması 1220-1230 arasını gösterir ki, bulunan üç yüzük de aynı sonucu verir. Genç olanın Karadeniz'den geldiği ve köle olduğu varsayılır.

Bir gemi hazırlarlar. Mezar odası geminin arkasındadır.
İçini dokuma halılar ile döşerler. 
Kadınları yükseltilmiş yatağa yatırırlar.
Şahsi eşyaları olan ,giysi, ayakkabı ve taraklar dışında, mutfak, tarım ve gemi ekipmanları, çadırlar, yataklar, oyma hayvan başları, kızak ve at arabası da vardır.

Altı köpek ve iki inek dışında, (en önemlileri) 15 AT ile birlikte gömülmeleridir. Ayrıca dokumalardaki ATLARIN KUYRUKLARI DÜĞÜMLÜDÜR.

Kazı çalışmaları İsveçli Arkeolog Gabriel Gustafson tarafından 1900'lü yıllarda yapılmış. Gemi restore edilip 1926 yılında Oslo Üniversitesine konulmuş.

Kurgan için 834, içindekiler içinse 1230 tarihi verilir. Acaba C14 doğru bir sonuç mudur? Ya da... ihtiyar gömüldükten çok sonra genç gömüldüyse....Gizemli...

Sonuçta ne olursa olsun , onlar Vikinglerin ataları olan Türklerdendir. Çünkü bu şekildeki "Ölü Gömme Adeti" ile "Ağaçlardaki At Başları" Türk Kültürüdür. ASA - AS ise Türk boyudur ve Truva, Batı Anadolu ve Azerbaycan ile de ilgili (Assuwa, Asia, gibi). İskandinav kavimlerin arasına İskit, Hun ve Hazar Türklerinin karıştığı bir gerçektir. Zaten Viking Çağı da Hun ve Hazar karışımdan sonra başlar.



Kraliçe ASA ve oğlu Halfdan the Black
Yngling destanına göre, Agder Asa Haraldsdottir (? yakl 834 öldü) yarı-efsanevi, Norveç'e hükmeden yaşlı Viking Kraliçesi, Agder Krallığından, Halfdan the Black'ın annesi, Harald Fairhair'in büyükannesi.

Agder kralı Harald Granraude'ın güzelliği ile tanınan kızı Asa'ya, Vestfold'taki Borre Kralı Gudrod'un ilk karısının ölümü üzerine evlilik teklif eder ama babası reddeder, Gudrod Asa'nın babasını ve ağabeyini öldürür ve onu kaçırıp evlenir. Bir yıl sonra Halfdan the Black doğar . Bundan bir yıl sonrada Asa intikamını alır ve hizmetçisi kocasını öldürür. Borre krallığını üveyoğlu Olaf Geirstad-Alf'a bırakır ve oğlu ile Agder'e gelerek babasının krallığı yönetir. Asa yirmi yıl Agder'i yönetir ve tahtı oğluna bırakır. Oğlu da daha sonra baba tarafından olan ağabeyinden babasının krallığının yarısını talep eder. 

Halfdan the Black'teki "the Black" lakabı ona siyah saçlarından dolayı verilmiştir.










Oseberg dokuma parçasının çizimi
Ağaçlara asılan kurbanlar, At başları...

Gyor Tepe Türk Anıt Kompleksi - Kubarev'in kitabından


















Oseberg "Buda"
üzerindeki Damgalar Türk Tamgalarıdır.





Oseberg Kurganı


Halfdan the Black kurganlarından biri
Halvdanshaugen - Hadeland Folkemuseum




Oseberg At Arabasından detay


Oseberg Gemi detay




Odin







Kaynaklar:

* Hayvan kurbanları, 15 At, 6 köpek ve 2 inek ile ağaçlara asılan kurbanlar, At başları ve düğümlü At kuyruklarının olduğu dokuma için için: pdf

* kitap: Iron Age Myth and Materiality: An Archaeology of Scandinavia AD 400-1000- Lotte Hedeager - link

* birçok resim ile ayrıntı: link   /  link  /  link  /  link  /  link  /  link 

* link  /  link  /  link  /  link  /  link  /  link  /  link 

* farklı bölge buluntuları: link




İSKANDİNAV VE TÜRK / SCANDiNAViANS AND TURKS link

HEYERDAHL, ODİN, TÜRK link

ATLARDA KUYRUK BAĞLAMA link



PAZIRIK HALISINDAN DETAY - MÖ.4.yy - 3.yy
PAZIRIK BİR TÜRK HALISIDIR.


Kartaca-Tunus (MS.4.yy mozaiği)
Kuzey Afrika'da İskit ve hatta daha önceki dönemlerden Türk izleri görülür.
Hun, Avar boylarından kopup diğer kavimlere karışan Türkler de vardır.




______________





16 Eylül 2014 Salı

HİTİT VE AT İLE GÖMÜ / HORSE BURiALS iN HiTTiTE




"....the bones, not cremated, were lying in disorder and the body seemed to have been simply shoved
into the hole. With it were....

b. in the entrance of the outer grate-tower was found a small limestone stela, very crudely engraved with
a representation of a seate human figure.

c. above the stone conduit and just in front of the blocking-wall were skull and some other bones of a
HORSE or HORSES, part of a human skull...."


Hittite / Carchemish
Hitit / Karkamış/Kargamış-Gaziantep

Carchemish : report on the excavations at Djerabis 
on behalf of the British museum: BOOK



Horse burials are not Hittite custom!
SB
_________


DATA ON HORSE BURIALS ARE MORE SCANTY ,
BECAUSE THEIR REMAINS WERE NOT ALWAYS COLLECTED. AND SOMETIMES WERE NOT EVEN
MENTIONED IN THE RECORD OF EXCAVATIONS....!!!


Skeletal remains from the older Hittite empire were found in two tombs at OSMAN KAYASI near HATTUŞA ; 
one tomb may be dated between the 17th and 15th centuries,
 the second between the 15th and the 14th.


Each tomb contained an adult animal standing 14 to 14.1 hands high and several horses of smaller size.
The limbs of the larger horses are more slender than
 the limbs of European horses of the smae size,
 and it is tmepting to see in them representatives 
of the fine oriental breeds.


Coming to the Iron Age, late Hittite tombs at NORŞUN TEPE (*) in eastern ANATOLİA, of the 7th century
BC contained two stallions and a mare. 
The stallions stood 14 to 14.1 hands high, the mare only 12.2….

From the book:
An Early History of Horsemanship ,1985 
By Augusto Azzaroli


(*) In the eastern part of Anatolia  lived Scythians and Cimmerians to!

GORDION , KIMMERIANS and HORSE BURIALS



BURIAL WITH HORSES,
STELA WITH HUMAN FIGURE ON GRAVES ARE CALLED TASHBABA/TAŞBABA
TURKISH CULTURE


Turkish burial of the early 7th century CE 
unearthed in 2014, in the Altai region of Kazakhstan: 
a warrior and his horse, side by side. 
link tengrinews

Horse remains in Elite Turkish warrior burial, Kazakhstan
An archeological expedition in Zhaksy District of Akmola Oblast has discovered a burial of a warrior of the Turkish* period belonging to 6-7 centuries AD. (* Turkish Khaganate Period-Gokturk)
link tengrinews





__________________

19 Ağustos 2014 Salı

TATARLI VE LALE TEPE - LYDİA KURGANLARI




Tatarlı Kurganı - Afyon 

Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesine bağlı Tatarlı beldesinden 1970’te Almanya’ya kaçırılan 2 bin 500 yıllık Tatarlı Tümülüs’ünün en önemli ahşap parçaları 40 yıl sonra Türkiye’ye iade edilmişti.

Bilim adamlarından mezar hırsızlarına kadar milyonlarca kişi tarihi eserlerde izinli, izinsiz kazılar yaparlar. Bunlardan bir kısmı bilim adına yapılırken büyük bir kısmı da hırsızlık adına yapılır. Üstelik bu hırsızlık o kadar hoyratça yapılır ki, sadece kazma kürek değil dinamit kullanmaya kadar gidilir. Binlerce yıl önce yapılan tarihi anıtlar parçalanır. Hırsızlar için varsa yoksa altın, ve para edeceğine inandıkları heykelcikler bulmak. Oysa, bilmezler ki tahrip ettikleri hazine altından daha kıymetli ve telafisi imkansız bir kayıp.

1969 yılında mezar hırsızlarının çaldıkları mezar kalasları Almanya’nın Bavyera Eyalet Arkeoloji Müzesinde ortaya çıkar. Ancak bu önemli kalaslar Almanya’da da hak ettiği iğliyi görmemişti. Müzede yapılan kapsamlı temizlik sırasında bazı yerleri çürümeye yüz tutmuş Tatarlı Tümülüs’ünün çöpe atılmasına karar verilir. Dikkatli bir temizlik görevlisi üzerinde resimler olan bu kalasları çöpe atmayarak 1989 yılında yeniden Müzeye teslim eder.

Bazı parçalarının Almanya’da çıkması ve geri kalan parçalarının da Afyonkarahisar Müzesinde olduğunu Prof. Dr. Latife Summerer ortaya çıkardı. Afyonkarahisar Münih arasında bir bağlantı olduğundan emindi. Profesör Summerer, 2003 yılında Afyonkarahisar Müzesinde gördüğü kalaslardan yapılma anıt mezarın eksik parçalarının Münih’tekiler olduğundan emindi. Ancak bunu bilimsel olarak ta ortaya koyması gerekiyordu. Amerikalı Profesör Peter lan Kuniholm ve laboratuvar müdürünü davet ederek kalasları gösterdi. Amerikalı uzmanlar Afyonkarahisar ve Münih’teki ağaçların aynı tarihte ve hatta aynı ağaçtan kesildiklerini rapor ettiler. İÖ 474 – 471 tarihinde kesildiklerini bildirdiler.

Tümülüs ilk defa Afyonkarahisar müzesinin Eylül 1970’te yaptığı kurtarma kazısında kısmen belgelendi ve 1979’da yayınlanan bir kazı raporu ile bilim dünyasında tanıtıldı. Ancak eksik kalan frizler ve boyalı resimlerin siyah beyaz baskıda iyi görülmemesi nedeniyle Tatarlı mezar odası fazla ilgi çekmedi. Kazı ekipleri mezarı içinde yalnız roma devrine ait birkaç sikke, cam, çanak çömlek ve en azından on beş insan iskeleti dağınık halde bulmuştu. Her hangi bir mobilya veya ölü hediyesine rastlanmayan mezarın bu veriler sayesinde antikçağın çeşitli dönemlerinde kullanıldığı ve yapısında bazı değişiklikler yapıldığı anlaşılıyordu. Giriş koridoru tamir edilmiş, kuzey ve batı ahşap duvarın alt tarafı kesilerek yeni gömüler için nişler açılmıştı. 

Tatarlı Tümülüsü’nün inşaa tekniği, ahşap odasının yapım biçimi ve ahşap duvarlar üzerindeki resimler, figürler bu mezarın geç Phryg dönemine ait olduğunu, yani MÖ 6. yüzyılın (525- 500) sonlarında inşa edilmiş olabileceğini gösteriyor. Cornell üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof.Dr. Peter İan Cuniholm’un denrokronoloji incelemeside MÖ 531 tarihini vermiştir.

Ahşap üzerindeki boyalar yalnız ince tabakalar halinde kalmış ve renkler büyük ölçüde solmuş. Buna rağmen özgün resimler üstünde hiçbir rötuş veya renklendirme yapılmadı. Ancak resim kompozisyonlarının daha iyi algılanabilmesi için bilimsel ve teknolojik araştırmalara dayanarak bazı frizler yeniden kopya edildi.

Tatarlı Tümülüsü, 50 metre çapında, 6 metre yüksekliğinde. Doğal ve kayalık bir tepe üzerine, inşa edilmiştir. Mezarın duvarını süsleyen boyalı frizler perslerin bu bölgedeki siyasi ve kültürel hakimiyetlerini gösteren ilk arkeolojik belge olması açısından büyük önem taşıyor. 

Persler ve İskitler arasındaki savaş ve Herkül’ün Geryoneus serüveni gibi sahneleri gösteren etkileyici resimler yalnızca sanatsal açıdan değil tarihi açıdan da ilginçtirler. Düzinelerce figürün yer aldığı sahneler M.Ö. 5. yüzyılda Anadolu’da yaşamış insanların hayatı ve inançları hakkında önemli tarihi bilgiler veriyor. 

Frizlerde savaş, sefer, av veya huzura kabul konulu resimler soylu kişilerin hayatından kesitler sunuyor. Kortej, kurban, savaş dansçıları ise cenaze törenlerinden sahneler içeriyor. 

17 erkek, 4 kadın, 16 at ve iki arabanın yer aldığı bir cenaze alayı sahnesi görülüyor. Altındaki kalasta ise Perslerle İskitler arasında bir savaş betimleniyor. Pers Kıralı Darius MÖ 519’da ve 513’te İskitlerle savaşmıştı. Resimde belki Darius’un o zaferi anlatılıyor ya da o savaşa katılıp Dinar yakınındaki Kelainai antik kentine “satrap (vali)” olarak gönderilen ve o savaşa da katılmış bir Pers komutanının yaşamöyküsü anlatılıyor. Kral yada komutan her kim ise, düşmanı olan bir İskit’in karnına kamasını saplarken yansıtılıyor.

Kılıç-kalkan geleneği
Tatarlı mezar odasının “Batı” duvarında kurban ya da bir kült sahnesinin varlığı düşünülüyor. “Güney” duvarı ile bağlantılı, mezar odasına ulaşımı sağlayan yörede yalnız “söve” kalasları kullanılmış olup ele geçirilen tek parçanın üzerinde karşı karşıya duran iki yırtıcı hayvan görülüyor. “Kuzey” duvarı ise yukarıdan aşağıya, karşı karşıya durmuş aslan, kaplan, sfensk, kılıç kalkan oynayan dört savaşçı, üç savaş arabasından oluşan bir alay ve altı kanatlı boğanın yer aldığı bir av sahnesi yer alıyor. Gordion’da Kral Midas’ın görkemli tümülüsündeki ahşap mezar odası, MÖ 5. yy’ın ortası ile son çeyreğine tarihlenen Tatarlı tümülüsünden birkaç yüzyıl daha eskidir. Ancak Tatarlı mezar odasını “eşsiz” kılan, olan “tek örnek” olarak günümüze ulaşabilen renkli resimlerden oluşuyor.

2500 yıl boyunca hemen hemen hiç bozulmayan Tatarlı ahşapları, son kırk yıl içinde büyük ölçüde tahrip edildi. 











LİDYA/LYDIA - TATARLI 5th c BC

The tomb chamber of the Tumulus Tatarli is one of the finest examples of the ancient art of wood painting which has survived to the present day. This magnificent work of art offers important insights into the lifestyles and beliefs of the inhabitants of Anatolia in the 5th century B.C.

This type of wood painting was widespread in antiquity according to written sources, but rarely survives due to the natural decay of timber. However, this Lydian tomb chamber built around 470 B.C., remained intact and buried under a tumulus in relatively stable conditions, with the paintings perfectly preserved. (2010)




LUD, LYDİA

The Ludin of the Old Testamenet (Gen.x,13) were probably inhabitants of Luden or Ruten, the Egyptian name for Palestine and Syria ; but Lud (verse 22) appears to be Lydia, on the E.shores of the aigean Sea, oppsite Greece.

The Lydian kings (called Heraklidai) claimed descent from Ninus son of Bel (Herod,i,7) which suggests a Babylonian origin, such as is supposed for Lud in the Bible.

Yet, earlier the Etruskans set out from Lydia (i,94) and many rude Hittite monuments with Hittite seal cylinders are found in Lydia (see Etruskans). 

The Lydians also had temple women (i,93) like the Babylonians (see Kadesh) , and used brick. Their later coins (of electrum, or gold mixed silver) were commensurate with Babylonian weights; and votive double axes are found in Lydia, as well as in Karia , in Krete, and among Hittites (see Krete) .

Lydia history, however begins with the Aryan dynasty of Gyges, who is mentioned by assur-bani pal of Assyria about 660 BC as Gugu of the Ludi, who was a tributary of Assyria.

Lydian power increased with the decay of Nineveh ; and Gyges was follewed by Ardys, Sadyattes Alyattes and finally by Croesus, who was famous for his wealth and power, meeting Cyrus on the Halys river in 546 BC. when he was defeated, having till then ruled over nearly the whole of Asia Minor (see Kuras).

The population of Lydia seems to have been first TURANİAN (as represented also by the "short-headed" skull in the lowest strata at TROY) and afterwards partly Semitic.

Some Lydian words are non-Aryan and apparently TURANİAN, others are Aryan, and the later kings worshiped the Phrygian Attys (see Atus)


Faits of man a cyclopaedia of Religions Vol 2/3 by J.G.R.Forlong




Lale Tepe Kurgan


A SARDIS ANNIVERSARY VOLUME PRESENTED TO
CRAWFORD H. GREENEWALT, JR 
Edited by Nicholas D. Cahill


The design of the tomb chamber at Lale Tepe, with its seven places for burial, elaborate klinai, and rich poly-chromy, is unusual among known tombs of Lydia.

The chamber was planned with seven burial places, four onmarble klinai and three in foorbeds. Although the tombchamber is constructed of limestone blocks, its painted ceiling evokes a wooden structure with a thatch roof, while the marble sculpted and painted klinai resemble wooden couches overlaid with colorful textiles. 

Parallels for the tomb’s architectural structure and painted decoration found in the monuments of the Phrygian highlands, Lycia, Cyprus, and Etruria suggest close connections between the cultures of Anatolia and other regions of the Mediterranean and a construction date in the early fifth century B.C. or the Achaemenid period.















Etrüsk, Lidya ve Göktürk Kurganları....

______________________