tümülüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tümülüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2023 Cumartesi

Gordion Kurganları

 

Gordion ve çevresindeki kurganlar. 

Kurgan MM Frig değil, Saka-Türk boyu olan Muşkili Mita'nın kendisi ya da babası Gordios'a (Goroğlu) ait. İki Atlı-Kurgan KY (MÖ 780) Kimmer-Türk olarak açıklandı. Bu iki at ahşap odanın çatısında yatıyordu. Kurgan da sonradan taşlarla örtüldü. Kurgan P (MÖ 760) ise bir çocuk teginine ait ve çıkarılan eserler de İskit-Türk sanatıyla aynı. Hatta Kurgan-III'teki bir buluntu Ordos-Hun-Türk buluntularıyla kıyaslanıyor.

Bugün başka bir kaynaktan (ben de saklı) öğrendiğim ise Gordion'daki bir başka kurgandan SEKİZ ya da daha fazla (demek ki tam hesaplayamamışlar) AT iskeleti bulunduğudur. Bu kurgan MÖ 6.yy'a ait, atların altında ise ahşap oda yok. Ancak bu kurganın hangisi olduğu belirtilmiyor! Ayrıca Gordion'daki başka kurganlardan İskit-Türk koşum malzemeleri de çıkarılmış.

Ahşap odaları, taş ve toprak yığmalı kurganlar Frig değildir! Olsaydı geldikleri yerde de olurdu! Mellink'in de dediği gibi "Friglerin Gordion'a (ve Ankara'ya) gelmeden önce bu gömme geleneğini nerede uyguladıklarını bilmiyoruz...."

"Frig kurganlarının İç Asya ve Kuzey Karadeniz bozkırlarındaki ağaç defin odalı yapılarla aynı soydan olduğu rahatlıkla anlaşılacaktır. (...) Goroğlu Türkmenistan'da mezarda doğmuş anlamında kullanılır ve öte dünyaya doğacak olması anlamına gelir." (Yaşar Çoruhlu - Eski Türklerin Kutsal Mezarları, Kurganlar*)

Casus-arkeo Rodney S.Young'un sadece Kurgan Z için "Kurgan Z şüphesiz 'kafesli' odalar inşa eden ALTAY halkıyla soyunu paylaşan birine aitti" demesi de "olayı" kurtarmıyor!

Herkes biliyordu, hâlâ biliyorlar!

SB



* Kurgan = Korgan

 "Kör/gör şeklini Türkmen şivesinde bulmak mümkündür. Gör (gö:r/go:r) kelimesi mezar anlamında gelmektedir. Köroğlu hikâyesinin Türkmenistan'daki bir şeklinde 'Goroğlu' mezarda doğmuş (Kendisini yer büyütmüş, topraktan doğmuş) bir yiğit olarak anlatılmaktadır. Bu husus mezarın yeniden doğulacak veya öteki dünyada yaşanacak yer olarak algılanması konusuna uygundur. Kazak şivesinde de kor kelimesi ölünün gömüldüğü yer anlamına gelmektedir. (...) Kelimenin daha çok korumak kelimesiyle ilgili olduğunu düşünüyoruz. Kaşgarlı Mahmud'da koru dikenli tel, korı kökü ise korumak anlamına gelmektedir. Böylece korıgan 'korunulan yer' demektir. Nasıl Köroğlu hikâyesinin Türkmenistan varyantlarından birinde Köroğlu'nu yer (mezar, toprak) koruyor ve doğuruyorsa benzeri şekilde öldükten sonraki yaşama inanan çeşitli Türk toplulukları da 'mezarı', 'cesedin konulduğu yer' ve ikinci yaşamına geçeceği yer, 'ev/saray' olarak algılamışlardır. Mezarla yer/toprak ilişkisi Kaşgarlı Mahmud'un eserinden de belli olmaktadır. (...) Eski Uygurcaya baktığımızda burada 'kor' kelimesinin yine Kaşgarlı Mahmud'da olduğu gibi zarar, ziyan olarak verildiği, 'koramak' fiilinin, bir anlamının kaybetmek, ziyan etmek, azalmak olduğu belirtiliyor. Yine eski Uygurcada 'korımak', korumak anlamında ele alınmıştır. Aynı Türk şivesinde 'kuratmak': toplamak, yığdırmak; 'kurgag veya kurgak': kara toprak ve daha önce söylediğimiz gibi, kurgan, kale manasına gelmektedir. Buradan korumak amacıyla mezarın üzerindeki yığının, toprağın söz konusu olduğunu ve bunun kurgan'ı oluşturduğu anlaşılıyor. (...) kurgan veya korgan kelimesinin kale, şehir (ordu ve balık) ve tepe, yığın, korumak anlamlarının zaman zaman yan yana yer aldığını görüyoruz (...) Kurgan veya korıgan kelimesi aslında mezarın üstündeki yığın, tepe, toprak anlamına geliyor. Bu tepe ve toprağın ana fonksiyonu cesedin öteki dünyadaki yaşamını sürdürebilmesi için, onu korumak olmaktadır."

Prof.Dr. Yaşar Çoruhlu, "Kurganlar"


* "...Frig yönetici sınıfının Balkan kökeninin sorgulanması gerektiğini düşünmek..."

"MÖ 780-770 yıllarına tarihlenen Gordion KY Tümülüsü, hem at gömme geleneğinin Anadolu uygulamaları hakkında bilgi vermesi açısından, hem de tümülüsün değişen kronolojisi itibarıyla oldukça önemlidir. Önceki yıllarda yürütülen çalışmalar sırasında Kimmer istilası sonrasına, MÖ 7. yüzyılın başlarına tarihlendirilen tümülüsün tarihinin neredeyse bir yüzyıl geriye çekilmiş olması, bize göre Anadolu ve Frig arkeolojisi açısından yeni sonuç ve sorularla doludur. Kohler tarafından incelenen tümülüste saptanan uygulamalar ve buluntular, önceki çalışmalarda Anadolu’ya yabancı bir geleneğin varlığı şeklinde değerlendirilmiştir. Tümülüs için önceden önerilen MÖ 7. yüzyılın başları tarihi bu düşünceyi doğrular nitelikteyse de yeni kronoloji itibarıyla bu görüşün desteklenebilmesi artık tartışmaya açık durumdadır.

Frig tümülüslerinin en bilindik ve kapsamlı incelenen örnekleri başkent Gordion’da yer almakta, tümülüslerin yayılım alanı oldukça geniş bir alanı kaplamaktadır. Başkent Gordion’da bulunan yaklaşık 150 örneğin dışında Ankara il merkezinde de yaklaşık 20 Frig tümülüsü saptanmıştır. MÖ yaklaşık 850-825 yılları arasına tarihlendirilen Gordion’daki W Tümülüsü, Frig tümülüsleri arasında kazısı gerçekleştirilmiş bilinen en eski örnektir. Gordion’daki diğer tümülüsler son çalışmalarla artık MÖ 740’lara tarihlenen görkemli MM Tümülüsü’ne göre oldukça küçük boyutlu olmalarına karşın, buralarda defnedilen kişilerin de toplumun yüksek kesiminden kişiler olduğu düşünülmektedir. Bu noktada, MÖ 780-770 gibi, Kimmer istilasından çok daha eski bir döneme tarihlenen mezar ve sahibinin, Frig krali ailesiyle olan bağının sorgulanması gerekmektedir.

KY Tümülüsü’nde atlarıyla birlikte gömülen kişi kimdi? Bu kişi önceden düşünüldüğü üzere Kimmer kökenliyse istiladan neredeyse bir yüzyıl önce Frig krali mezarlığına hangi nedenlerle defnedilmişti? Özellikle Demir Çağı içinde Asya kökenli göçebe toplumlarla ilişkili sayılan bir gömme biçeminin Frig başkenti Gordion’un en eski tümülüslerinden birinde uygulanmış olması, uygarlığın en güçlü olduğu dönemlerdeki etnik bileşenleri ve olası kökenleri hakkındaki bilgilerimizi sorgulamamızı gerektirir mi? Benzeri soruları bugünkü bilgilerimiz ışığında yanıtlandırmak zor ve yanıltıcı olsa da doktora çalışmamızda değindiğimiz üzere (Erdan 2015), Frig kültürünü oluşturan -Anadolu ve Doğu kaynaklı- öğeler bütünü bir arada değerlendirildiğinde, Gordion’daki at gömme uygulamasının da katkısıyla en azından Frig yönetici sınıfının Balkan kökeninin sorgulanması gerektiğini düşünmekteyiz.

Anadolu’da at gömme geleneği KY Tümülüsü’nü takip eden süreçte Elazığ, Eskişehir, Amasya ve Ankara’da tekrar karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada uygulamanın belli bir etnik kimlikle ilişkilendirilmesi durumunda, at gömme geleneği ve uygulayıcılarının Demir Çağı Anadolu'sunda etkin bir sosyo-kültürel göç olduğunu da kabul etmek gerekmektedir.

Yeni kronoloji ışığında; K III Tümülüsü MÖ 780-770, P Tümülüsü MÖ 760’lara, MM Tümülüsü MÖ 740’lara ve J Tümülüsü MÖ 600’lere tarihlendirilir."

Emre Erdan, ADÜ, Arkeoloji ve Sanat Dergisi, 2016


Gordion Kurgan KY'den Kün-Ay bronz plakalar, tıpkı Hun-Türk Noin-Ula Kurganı'ndan çıkanlar gibi


Asya Hun-Türklerinde saç stilleri ile altta Gordion'dan çıkarılan ve "Kibele" olarak adlandırılan, ancak
Türk Taşbabası olanın saç şekliyle karşılaştırınız.

Ortadaki "Kybele" değildir ! O bir Taşbaba'dır.

Doğu Kazakistan'dan Taşbabalar - Zeynolla Samaşev'in kitabından

Gordion Kurgan B'den Taşbabalar (iddia ettikleri gibi bir İdol değildir)


Altay'dan bir Türk Taşbaba/Balbal (İdol mu diyeceğiz yani şimdi bunlara!!!)



Tarih sahnesine MÖ 8.yy'da çıkan "Frig"lerin titizlikle kayıt tutan Hitit yazıtlarında adlarının hiç geçmemesi ve hatta Doğu kaynaklarında Muşki olarak geçmesi, kurganların Kimmer-Saka ile birlikte görülmesi, taşbabalarının, atlı gömünün, İskit sanat eserlerinin bulunması ve "Frig" olarak tanıtılan buluntuların ki en belirgin olanları başlıklar (İskit/Sakalara ait) ile çengelli iğnelerin (Fibulaların en eskisi Kafkas Kimmer-İskit mezarlarında) "Frig"lere özgü olmaması ve "eski Frigce" olarak tanımladıkları , ancak Türkçe olan Ova/Oba ve Bediz sözcükleri.... gibi veriler "Frig"leri değil Türk boylarını işaret etmektedir.


Türkoloji ile Klasik Arkeoloji beraber okunmalı.

Çünkü Anadolu'nun "Klasik" döneminde Türkler var.

Dikte edilip ezberletilen tarihi bırakın ve arkeolojik bulgulara bakınız!

Bu veriler yalan söylemiyor!

Yer Adları gibi Kurganlar da, Taşbaba/Balballar da, Türkçe de

Türklerin Tapu Senedi'dir!



Hep sorgulamıştık, sizlerin de sorgulama zamanı gelmişti....
SB

Dürüst Olunuz !



18 Ekim 2018 Perşembe

Frigyalı Midas - Muşkili Mita


Friglerin Kralı Midas, aslında Muşkili Mita'dır.
Kral Sargon II'ye ait kil silindir (y.MÖ 713)
Yazıt Kral Sargon'un Mita ile problemini anlatır. 
Kral Midas'ın Asur kaynaklarındaki karşılığı Kral Mita, halkı da Muşkiler'dir.
Muşkiler, bir İskit-Türk boyudur.
Phrygian King Midas is actually Mushku King Mita
The text mentions the king's problems with Mita, the Assyrian name for King Midas, and his people, the Mushku.
Mushku, a Scythian-Turk Tribe.


* İngilizce açıklamasında "Muşkiler Frigler'dir" diyor. Halbuki Frigler Batı'dan, Muşkiler ise Doğu'dan Anadolu'ya girmiş iki farklı topluluktur. Muşkiler İskitlerin bir boyudur. Bu durumda Frigler olarak tanıtılan topluluğun/devletin aslında Muşki İskitleri olduğu ortaya çıkar. Batılı bilmiyor mu Muşkilerin İskit olduğunu? Bal gibi de biliyorlar.... 

Batılı tarihçiler Muşkileri Friglerle eş tuttukları için; Asur kralı Tiglath-Pileser I (MÖ 1114-1076) dönemine ait bir yazıtta "Muski"lerden bahsedilmesinden dolayı, Friglerin 12.yy'da geldiğini ve hatta Fırat kıyılarına kadar gittilerini belirtiyorlar. Halbuki olay tam tersi, çünkü Muşkiler kesinlikle Frig değil. Ayrıca Asur kaynaklarında bölge Frig olarak değil Mushki olarak adlandırılıyordu.

Frigler MÖ 12.yy'da Anadolu'ya girmiş olsa da, siyasi bir birlik oluşturamadığı gibi MÖ 7.yy'a kadar da bir kralları yoktur, yani hiç bir kaynakta MÖ.7.yy öncesine ait kral listesini bulamazsınız.  Mita/Midas'ın da bir Muşki/İskit olmasından dolayı İskit/Saka kurganlarına, buluntularına  benzemesi gayet doğaldır. Ayrıca, Frig başlığı yoktur, İskit başlığı vardır!.. 

Kimmer Türklerinin İskit Türklerinin baskısı sonucunda Gordion'a doğru yönelmeleri ise ayrı bir konudur. "Frigya"da MÖ 8. yy'dan öncesine ait hiç bir kurgan olmadığı gibi Frig kurganları olarak tabir ettikleri bir çok kurganın da Kimmerlere ait olduğu kazılarla ortaya konulmuştur. Frigler Kurgan kültürüyle gelmemiştir, onlar ölülerini dolmen veya kaya mezarlarına gömerlerken, Kimmer ve İskitler kurgan kültürünün içinde doğmuştur. Peki Frig topluluğu yok mudur? Vardı tabi ki, ama azınlıktadır! Ve "Frig Devleti" diye tabir edilen devlet de aslında bir ulus devletidir, ve "Grek" de değildir.

Sözde Kral Midas'a ait denilen "MM Tümülüsü" olarak adlandırdıkları "Kurgan"ın ise babasına ait olduğunu ortaya koydu Amerikalı arkeologlar. Mümkündür, yaşını belirlemiş olabilirler, ama bu demek değildir; "babası farklı bir milettendir, yani Frig'dir." Hayır, Gordios da Muşkili. Yoksa, Kimmerlerin gelmesinden önceki döneme mi tarihlendirmeye çalışıyorlardı? Belki, ama Friglerin siyasi tarihi belli, başka kral isimleri de geçmiyor. Ayrıca, "buralarda Kimmerler henüz yoktu" denilse bile soydaşları olan Muşkiler ile Kaşkalar sonradan "Frigya" olarak anılan bölgenin komşularıydı.


*

Hun-Türkleri'ne ait bir kafatasıyla Muşkili Kral Mita'nın (sözde Frigyalı Midas) kafatasını karşılaştıralım....

kaynak link: Yapılandırma  / Kafatası
Eğer MM Kurganı Mita'nın değilse, bu kafatasının da Mita'ya değil babası Gordios'a ait olduğu ortaya çıkar.
İskit ile Hunlar'ın elit kesimleri, çocukluktan itibaren kafataslarını bu şekle soktukları biliniyor.



HUN - İSKİT/SAKA - MUŞKİ - KİMMER // SOYDAŞ

kaynak link: Yapılandırma

Kırım İskit Kralı "Skilur (Sk (Saka) + İl)"
İsimlerin Ellen diline uyarlanmış hali:
SCİLURUS İSKİT KRALI, (SK = SAKA + İL)
Bir de oğlu var: PALACUS 
PALACUS "BALA"dan türemiştir.
Türkçede BALA küçük-yavru-çocuk demekse...
PALACUS da SCİLURUS'un BALASI'dır.
Yunancada -US ile biten kelimeler ERİL'dir.
SB


Memluk Türkleri'nden tekstil parçası (10.15.yy) ve 'Frig' denilen fildişi mobilya parçası (MÖ 6.yy)
Hangi Frig?




Makalesinde geçen : "Yunan miflərinə əsasən, friqlər yunanlarla müharibə zamanı Troyaya yardım edirdilər. " ibare için: Bu aslında İlyada'nın MÖ 6.yy'da yazılmasından kaynaklanıyor. Prof.Dr.B.Tuncay'ın da bildiği gibi (makalede zaten mit diyor) Truva Savaşı döneminde Friglerin adı-sanı-devleti, yani henüz ne halkı ne de siyasi bir kişiliği yoktu. Bölgenin MÖ.6.yy'da Frigya olarak adlandırılmasından dolayı İlyada'ya o şekilde girdiğini rahatlıkla söyleyebilirim.


*

"Friglerin başkenti Gordion’da ele geçen bazı arkeolojik kalıntıların erken Türk topluluklarından Kimmerlere ait olduğu artık bilinmektedir. "

"Bilindiği gibi at, göçebe kültürün en önemli elemanlarından biridir. Norşuntepe, İmirler ve Gordion’da karşımıza çıkan at gömütleri ve kurganlar, merkezi Asya’dan göç eden Türk topluluklarının kültürel miraslarını Anadolu’da da yaşattıklarının en somut göstergeleridir. Anadolu’ya gelen erken Türk topluluklarının bu coğrafyaya bıraktıkları bir başka miras ise arkeoloji literatürüne “İskit Tipi Ok Ucu” olarak giren mahmuzlu ok uçlarıdır. Bu tür malzemelere Anadolu’nun doğu, orta ve kısmen kuzeyindeki pek çok yerleşmede rastlanmıştır. Bu yerleşmelerin ön plana çıkanları, Kaman Kalehöyük, Maşathöyük, Pazarlı, Değirmentepe (Malatya), Ayanis, Çavuştepe ve Toprakkale’dir. "

"Erken Türk topluluklarının Anadolu’daki varlıklarının bir başka kanıtı anıtsal kaya resimleridir. "

Ahi Evran Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı 



*


YERLEŞİK KÜLTÜR GELENEĞİNİN SONU - KURGANLAR

Doğu Anadolu bölgesinde Kurgan türü mezarlar (Tümülüs) ve bağlantılı kültürlere ilişkin ilk izlere bölgede yürüttüğümüz yüzey araştırmaları sırasında rastlanmıştır. MÖ 3. binyıldan Urartu Krallığı’na değin kullanıldığı anlaşılan kurganlar, Kuzeydoğu Anadolu’da ve özellikle Ağrı Dağı ve yakın çevresinde oldukça yoğun olarak karşımıza çıkmıştır. Bu kurgan mezarlıklarından biri olan Bozkurt’ta ise 2007 yılında kazı çalışmalarına başlanmıştır. Ağrı Dağı’nın eteğinde yer alan Bozkurt Kurgan Mezarlığı, Doğubayazıt ilçesinin kuzeyindedir. Bozkurt köyünden başlayarak kuzeye doğru dağın batı eteğindeki alçak bir yamaçta, yaklaşık 12 kilometrekarelik geniş bir alana yayılmıştır. Aslında Doğu Anadolu’nun kuzeydoğu kesiminde kurgan türü yığma taş tepeli mezar anıtlarının varlığı uzun yıllardan beri bilinir. Ancak bu kazılar, birkaç mezarla sınırlı küçük çaplı kazılar olmaları ve ayrıca o dönemdeki SSCB’nin kapalı yapısı nedeniyle bilim dünyası ve Anadolu arkeolojisinde yer almamışlardır. 

Rus bilim adamları E. Resler’in Kars yakınlarındaki Küçük Çatma kurganlarında, 1900 yılında, P. K. Kuchin’in ise 1916’da Erzurum yakınındaki Köprüköy’de yaptığı bu kazılardan günümüze kadar geçen 100 yılda Türkiye’de başka hiçbir kurgan arkeolojik olarak kazılıp incelenebilmiş değildir. Buna karşılık söz konusu mezar anıtları, ne yazık ki, definecilerce büyük çapta tahrip ve yağma edilmiştir. Oysa sınır komşularımız Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan ve İran Azerbaycanı’nda pek çok kurgan mezar uzun yıllardan beri kazılarak incelenmektedir 

Doç. Dr. Aynur Özfırat 
Aktüel Arkeoloji Dergisi 15.sayı/2018


*

KURGAN KÜLTÜRÜ TÜRKLERE AİTTİR. 

Bazılarının iddia ettiği gibi "Kurgan Kültürü" Türk değilse, Hint-Avrupa saydıkları Hititler'de, Asurlular'da, Grekler'de, Romalılar'da da görülmeliydi. Nerede bu Hitit krallarının kurganları? Nerede Hattuşili'nin, Murşili'nin, Muvatalli'nin, Tuthaliya'nın veya Şuppiluliuma'nın mezarları? Her bir krallına, devasa büyüklükte bir kurgan yakışmaz mıydı? Ama yok işte... Hitit Krallarının Kruganları yok...  

Evet Anadolu'da "Hitit" dedikleri kurganlar var, ama yanlış bilgi aktarıyorlar. Kastamonu Daday'da "Hititlere" ait olduğunu sandıkları 3500 yıllık bir mezarda 24 kişiye ait iskeletler ortaya çıkarılmıştı. Ama bu ölüler doğu-batı ekseninde ve "cenin (hoker)" pozisyonunda gömülüydü. Tıpkı eski Türklerde olduğu gibi... Ayrıca Hitit'de bir ulus devletiydi!...

Alacahöyük kurganı da Hitit değil bir Hatti Kurganıdır. Ve Hattiler bizim gibi eklemeli dillidir! 

Bintepeler (Sart-Sardis) deki kurganlarda Lidyalılara ait değil Kimmer/İskitlere ait çıkacaktır, ama kazmıyorlar/kazdırmıyorlar. Neden? Çünkü o zaman, milattan önceki dönemden bu topraklardaki Türk varlığı ortaya çıkacak...

"Kurgan Kültürünün Hint-Avrupalılar ile hiçbir ilgisi yoktur"
Anatole Klyosov


SB.



"Frig" dedikleri ama Kimmer/İskitlere ait görsel / Atlı - Terracota mimari parça - MÖ 6.-5.yy

İskit - Kuloba Kurganı - Altın koşum parçası -  MÖ 5.-4.yy

İskit MÖ 4.yy - Hermitage Müzesi

'Frig' sanatı denilen, ama atı da tamgalı olan İskit/Kaşka/Muşki/Kimmer olan...







6 Ocak 2017 Cuma

Troya, Kazakistan ve Kurgan







Kazakistan- Aşiret Damgası төре (Tore) ile 
Truva-Tunç Mühür (MÖ 12.yy)
ve
Truva I (y.MÖ.2920-2350; Güney Ana Kapı/M.Korfmann) ile 
Kazakistan Taşbaba




"Mühür, 1995 yılında Troia VII tabakasında (M.Ö. 12. yy) bulunmuştur. Çapı 2,3 cm'dir. Ön yüzde, Luvi dilindeki Hieroglif yazıtta bir katibin ismi, arka yüzde de karısının ismi yer almaktadır. Bu buluntu, Troia'daki en eski yazılı belgedir ve Troia'nın Hititlerle olan ilişkilerine işaret etmektedir." (Troiavakfı)


"Troyalı Dolon’un ismini Kırgız ve Kazak Türkçelerinde de görürüz. Mesela; 16.yüzyıldaki araştırmalarda, Kırgız atalarında bir BOY adı Dolon-biy olarak görülür." Prof.Dr.Cingiz Garaşarlı-Bakü


* Kazak Boyları: link / link







..and found nothing but pebbles and some large bones identified by Professor Virchow as horsebones..
Schliemann - ILIOS kitabından syf 653



Troya - (Sözde) "Ajax Tümülüsü" olarak adlandırılan kurgandan AT kemikleri çıkmıştır. Yani Atlı Kurgan. Kurganın Ajax'a ait olması mümkün değildir. O kurgan bir Troyalıya aittir. Ajax aynı zamanda Yeğen Tecuer'ın babadan kardeşidir. Teucer'ın annesi Priam'ın kızkardeşidir. O bir Asyalı anneden doğmuştur, değişik bir şiveyle konuşur bu yüzden küçümsenir ve aşağılanır.



Türk geleneklerindeki at kurbanına en güzel örnek Pazırık Kurganlarıdır. 
At gömüleri birçok makalede ele alınmamıştır!
Etrüskler'de, İskandinav (Upsala,Osseberg)'da, Anadolu'da (MÖ.7.yy Norşuntepe, Kimmer-Gordion) Atlı kurganlar vardır.
Ayrıca Batılılar Kurganlara "Kurgan" yerine "Tümülüs" der,
sırf Türklerin izini silmek için....


"Data on horse burials are more scanty, because their remains were not always collected. And sometimes were not even mentioned in the record of excavations!" - Augusto Azzaroli [An Early History of Horsemanship, 1985]






*



Indo-Europeanization of Europe is a misnomer, too frequently used in this work to keep emending it to “Kurganization of Europe”. That “Kurganization” had nothing to do with “Indo-Europeanization” is supported by a huge number of concurring evidence, among them the main points are:


1. “Kurganization” happened not only in Europe, but in the Middle East, in Central Asia, in S.Siberia, in China, and in Far East. Of all the places, only Europe is alleged to undergo “Indo-Europeanization”. In Central Asia, in S.Siberia, in China, and in far East, it was determined to be Turkification. In the Middle East the “-ization” is being disputed, but Turkification (Hungarization) is a leading candidate. For China, see P.N.Stearns Zhou (Chou) Culture sqq.


2. Alleged support “by comparative Indo-European linguistics” does not exist. Quite the opposite, the terms for mounted riding are absent from the Pra-Indo-European languages. The environment of Pra-Indo-European location is connected with agriculture, not with the agriculture-inhospitable Eurasian steppes. The Pra-Altaian has both elements, terminology for mounted riding and steppe environment. Indo-European does not have a shared pra-word for kurgans, Türkic does. See A. Dybo Pra-Altaian World


3. None of the Indo-European, Chinese,  Middle Eastern, or Far Eastern people retained the Kurgan burial tradition into the historical period. The traces of the Kurgan burial tradition only exist in accidental cultural borrowings, predominantly among the royalty, be it Greece, Middle East, or China. Only the ethnoses of the Türkic linguistic group, and the groups with considerable admixture of Türkic people (like Mongolians) preserved the Kurgan burial tradition into the historical period and in some cases into the modern times.


4. Genetically, the timing and direction of migrations are traceable and demonstrate that the migrational flows crossed the same territories at different times and in opposing directions. The Indo-Europeans migrated west-to-east, one millennium later than Türkic people, who a millennium earlier were moving east-to-west and brought “Kurganization” to Europe from two directions, one from N.Pontic via Caucasus, Middle East, N.Africa to Spain and beyond, and the other from N.Pontic to Central Europe and beyond. This information was not available during Marija Gimbutas' lifetime. The Indo-Europeanization of Europe in the 4400-3000 BC did not happen, it was “Kurganization” or Turkification of Europe. The Indo-Europeanization of Europe happened 2 millenniums later, in the 1st millennium BC, in a process of de-Türkification of Europe. See A.A.Klyosov Türkic DNA genealogy.


5. Of necessity, Kurgan people lived on meat and milk. By natural selection, Kurganians were lactose tolerant. In Eurasia, only the Türkic people and their historical neighbors with considerable admixture of Türkic people have lactose tolerance genes (C/T13910 at 2q21). Among human populations, the lactose tolerance is a weird deviation from normal. The genetical lactose intolerance is peculiar for the Indo-Iranian, Oriental, and most Semitic people. The clines of lactose tolerance provide a bird-eye picture of the events described by Marija Gimbutas, the advent and settlement of Kurganians in Old Europe. See the lactose tolerance maps


6. The territory delineated by  M.Gimbutas as Kurgan territory abounds with “unexplained” toponyms etymologized to “undefined” languages of the Old Europe. Many of them Turkological philologists explain as transparently Türkic names, and some, like the Caucasus, were even translated from the native Türkic into the languages of the Classical authors.


Except for the misguided attribution, Marija Gimbutas' work is superb in providing a panoramic view on cultures and archeology, and it affords a heretofore non-existing synthetic description of the Türkic Kurgan people in Europe. It also allows a better understanding of the Scythian westward migration, they were returning to the steppes retained in their national memory, and like the later generations of the Kurgan people, they readily buried their departed in their old kurgans.


Prof. Marija Gimbutas very precisely and pungently described the ethereal foundation of her theory. For Indo-European Urheimat studies: the archeological sources are not adequate, they do not have sufficient materials for ethnographic interpretation. So, given the absence of reasons for Indo-European Urheimat constructions, Prof. Marija Gimbutas proceeds with construct and advocacy of the Kurgan Culture as Indo-European Urheimat erzats. Like for the millennia-sturdy Ptolemaic geocentric system, it is obvious that neither people can walk upside down, nor the wild hordes of Türkic or Hunnic nomadic cattlemen could be seriously viewed as European Kurgan people. The integrity level of the theory is illustrated by the fact that not even a single reference in this chapter on Kurgan people directly mentions the real historical bearers of the Kurgan tradition. In contrast, Ptolemy honestly discussed alternatives to earn acceptance of his views. The difference between science and politics is that facing divergent opposition, the science grows, the politics wanes.


In science, except the politicized history and philology, terminology is paramount. If we used euphemisms in physics, we would still be living in the 18th century. The term “Kurgan Culture” is one of the terminological victims, it is not a culture, it a “Kurgan tradition”, and in Soviet/Russian tradition it is defined not by its constituent cultures, but by the periods. We do not have “Samara Culture”, we have “Samara period”, not “Khvalynsk Culture”, but “Khvalynsk period”. Period of what? Even the term “Kurgan tradition” did not exist, it was introduced by Prof. Marija Gimbutas to describe the expansion of the eastern Kurgan Culture into Europe to postulate a renewed Indo-European Urheimat theory. We see the terms “Kurgan Culture”, “Samara Culture”, “Khvalynsk Culture” only as slips of the tong, because the descriptions are of the cultures according to the archeological cannons, but in the euphemistic system of doubletalk they are “periods” of unnamed “What Culture?”


The conflicts between the Russian historiography and Western scholars are profound, from details and methods to assessments of reality. The Russian officialdom science is still following the infamous 1944 prescript of the USSR Communist Party against “ancientization” of the Türkic history. The temporary demise of the FSU brought about a bifurcation of the science in Russia into two unequal parts, with the mass of state-controlled science following the 1944 prescripts, and a dissident science that spends most of its efforts on confronting the officialdom's enforcement, and consequently lesser efforts on scientific work. The non-conforming generals of science are still being replaced like lieutenant colonels in the armed forces. The Western scholars have to face the predominant euphemistic science, and wade thru the spin ambiguities to operate with the underlying facts. For the Eurocentric-oriented scientists, the situation is generally favorable, both sides focus on advancement of the same concept. On elements of conflict between Western scholars and Russian historiography see C.C.Lamberg-Karlovsky  Case of the Bronze Age Indo-Iranians, D.Anthony Bronze Age Herders of the Eurasian Steppes.


On the etymology of the word “kurgan”, M.Alinei observed: “the Russian word kurgan itself is not of Russian, or Slavic, or IE origin, but is a Turkic loanword, with a very wide diffusion area in Southern Europe, which corresponds to the spread of the kurgan culture” (M.Alinei Paleolithic continuity of Indo-European, Uralic and Altaic populations in Eurasia, 2000, 2003)



N.Kisamov - link to read





"The people with the kurgan culture were Altaic-speaking (and partly turcica) and not Indo-European as so far recorded 
(ex. from Lithuanian archaeologist Marija Gimbutas Baltic nationalist ideology-soaked)."






6 Eylül 2015 Pazar

Ahşap Taşbabalar









Üzerindeki semboller, tamgalar ve yazı tanıdık mı?
Makalede "eğer bu kanıtlanırsa, yazının tarihi daha da geriye çekilir" yazıyor... Zaman gösterecek...



Ahşap Taşbaba/Totem/Heykel - MÖ.9500-MÖ.8000
Shigir (sihir?!) Idol diye geçiyor (Rusça : Шигирский идол)
1894 yılında Yekaterinburg yakınlarındaki Shigir bataklığında 4 metre derinlikte bulundu.









3'ü de Endonezya'dan







Mezarlıkta bulunan Türk Ahşap "Taşbabaları"


TURKISH GRAVES/KURGANS in
NORTH-WESTERN PROVİNCES OF CHINA
ARCHAEOLOGİCAL RESEARCHES in SİNKİANG
BY FOLKE BERGMAN , STOCKHOLM, 1939 - book



Sağ taraftaki İnsan biçimli ahşap mezar taşı Türkmenistan'dan
Bu ahşap mezartaşları Anadolu'da da görülür, 
lakin ahşap zamana dayanıklı değildir, bu yüzden de sayıları azdır....
Zaten defin arkası ahşaptan dikilen "baştaşı" da zamanla mermer ile değiştirilmez mi?
Taşbabalar'dan mezartaşlarına
Türk kültürünün devamı...





Fotoğraflar : Eishan Art - Türkmenistan














































10 Temmuz 2015 Cuma

KUTSAL KURGANLAR






Onların hayatı tıpkı Asya Hun Hakanı Mo-tun’un Çin imparatoriçesine yazdığı mektupta belirttiği gibiydi. O, mektubunda şöyle demekteydi: “Irmaklar ve göller arasında doğdum, geniş yaylalarda sığırlar ve atlar arasında büyüdüm, kendimi sık sık sınır boylarında buldum”


Böyle bir hayat tarzını İskit hükümdarı İdanthyrsos’la Pers kralı Darius arasında elçiler arasında elçiler vasıtasıyla geçen konuşma da gösteriyordu. Darius İskit Hükümdarından savaşması için karşısına çıkmasını istediğinde İdanthyrsos şu cevabı vermiştir:


“Bizim ne kentimiz var ne de dikili bir ağacımız, ki elden gitmesin ya da yakılıp yıkılmasın diye korkup hemen savaşa girelim; ama siz ille de savaşmak istiyorsanız, bizim atalarımızın mezarları var; onları bulun, onlara el kaldırın, o zaman görürsünüz, mezarlarımız için dövüşüyor muyuz dövüşmüyor muyuz.” 


Gerçektende onların toprakta sabitleştirdikleri kurgan, yani korugan, koruyucu olarak gördükleri ve ölenlerini koruyan mezarlarının dışında sabit her hangi bir şeyleri yoktu. Hayat tarzları gereği İskitler bozkır insanıydılar.




İskit İmparatorluğu’nun Yıkılış Nedenleri
Prof.Dr.İlhami Durmuş , 2008



* * * 




Margus şehri piskoposu kutsal olan Hun mezarlarını açtırarak, içerisinde bulunan birçok kıymetli eşyayı çaldı. Attila gönderdiği elçi vasıtasıyla Bizans imparatorundan, Margus Barış şartlarına riayet etmesini ve piskoposun derhal teslim edilmesini istedi, fakat imparator bu istekleri yerine getirmeyince bir anlaşma sağlanamadı. 


Bunun üzerine Attila, büyük bîr Hun Ordusu ile Bizans'a karşı Birinci Balkan Seferi olarak bilinen harekâta başladı (441-442). Bizans ile vukû bulan savaş neticesinde Hunlar'ın önünde bir set teşkil eden Tuna limesi yıkıldı. Birçok sınır şehirleri ile Margus, Viminacium, Singidunum, Sirmiurn, Niş şehirleri Hunlar'ın eline geçtiği gibi askerî bakımdan mühim yollar da kontrol altına alındı. 


Attila'ya İstanbul yolunun açılması ile iyice çaresiz kalan Bizans, Aetius'un çabaları neticesinde Hunlar ile barış yapabildi. Bu barış anlaşmasına göre, Aetius'un oğlu Karpilion Attila nezdine rehin olarak gönderildi. Attila, Bizans'ın Hunlar'a karşı yakından alâkadar olduğu Akatir'ler üzerine ise, büyük oğlu İlek ile Onegesius'u göndererek, bölgenin idaresini İlek'in mesuliyetine verdi.



Fragment 10: 
Grek Seyyahı Priskos (V.Asır)'a Göre AVRUPA HUNLARI
Ali Ahmetbeyoğlu
* Priskos (Paniumlu Priscus); MS.5.yy Romalı diplomat ve tarihçi, Atilla'nın sarayında diplomatik görüşmelerde bulunmuştur.








İSKİT, MÖ. 4.yy'ın ikinci yarısı - 11 At gömütü ile
yüksekliği 14 mt - çevresi 320 mt
Keçi Kurganı olarak ta anılıyor.
KOZEL KURGANI- UKRAYNA











Kutsal Kurganlar
Türk Kültürü