mezar taşları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mezar taşları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2019 Cuma

Komana Mezar Taşı ile Kıpçak Mezar Taşları



Komana antik şehirden mezar taşı
"Doğu Roma Dönemi", Ballıdere/Tokat.





Doğu Roma dönemine tarihlendirilen Ballıdere/Tokat'ta bulunan 'Grek' alfabesiyle yazılmış mezar taşı. (en solda)

Arkeoloji okuyanların mutlaka Türkoloji eğitimi de alması gerekiyor. Çünkü bu mezartaşı Kıpçak mezartaşları ile birebir benzerlik gösteriyor. Kafkaslardan (antik dönemde diğer adı İber olan) İspanya'ya (İber Yarımadası) giden ve antik dönemde Anadolu'da 'Tabal' halklarından olabileceği düşünülen (Prof.Zübeyir Koşay) Baskların mezar taşlarıyla da birebir benzerlik göstermektedir.

Tüm bunlara antik kentin adını kanıt olarak ekleyebiliriz: "Komana" adının Kuman Türklerinden kalma olduğu Prof.Dr.Firudin Ağasıoğlu tarafından kanıtlanmıştır. Ve bilinir ki Doğu Roma döneminde Hıristiyanlığı seçmiş birçok Kıpçak-Kuman Türkleri bu bölgeye yerleşmiştir. Biraz daha dikkatli bir çalışma ve eğitimle Komana'da bulunan bu mezar taşının Türklere ait olduğu ortaya çıkar.

Milattan önce ve sonra olmak üzere; Türk arkeolojisini, Türk kültürünü, Türk dilini, Türk geleneğini ve Türk sanatının devamlılığını görmezden gelmeyin! "Hellen ve Roma akıl tutulması"ndan lütfen kurtulun ! İonlar bile "Grek" değil !

SB




solda : Komana "Doğu Roma Dönemi", Ballıdere/Tokat.
ortada: Kıpçak/Alban, Güney Azerbaycan.
sağda: Basklar, İber Yarımadası.



Kazı alanından yapılan açıklama:

"Komana Arkeolojik Araştırma Projesi, Orta Karadeniz Bölgesi, Klasik Çağ kenti Komana’nın lokasyonunu belirlemek ve kentsel dokusunu anlamak amacı ile 2004 yılında başlamıştır. Komana, Mitridat Krallığı’nın idaresinde önemli bir kült merkezi olmuş Roma İmparatorluk Dönemi’nde de özerkliğini korumuştur. Anadolu tanrısı Ma’ya adanmış olan kutsal alan, aynı zamanda çevre bölgeler için bir ticaret merkezi ve olasılıkla Mitridat Krallığı için banka görevi görmüştür. Kutsal alanda düzenlenen festivaller, zengin pazar yeri, kutsal fahişeleri ve kenti çevreleyen verimli arazisi ile Anadolu’nun tüm bölgelerinden ziyaretçi akınına uğramış olmalıdır. Komana ilk olarak 19. yüzyılda Avrupalı gezginler tarafından ziyaret edilmiş ve Tokat’ın 9 km kuzeydoğusunda, İris nehri (Yeşilırmak) yanında bulunan Hamamtepe höyüğü antik kentin merkezi olarak tesbit edilmiştir.

Karadeniz Bölgesi’nin içkesimlerinde, günümüz Tokat sınırları içerisinde, Hellenistik Dönem’de faaliyet gösteren iki tane tapınak devleti bulunmaktaydı. Bunlardan daha büyük olan? Komana, ana tanrıça Ma’ya ithafen yapılmış, Kapadokya tipi bir mabeddi (Wilson 1960, 228). Mabed çevresindeki topraklar tapınağa ait olup 6000 adet serf tarafından işleniyordu (Strabo 12.3.34). Komana tapınak devleti aynı zamanda polis statüsünde bulunmakta ve yıl boyunca çevreden gelen ziyaretçiler tarafından bir ticaret merkezi olarak da kullanılmakta idi. 
Komana’daki kutlama ve ibadet yöntemleri Kapadokya’daki Ma mabedindekiler ile benzerlik göstermekte idi. Hatta Strabo’ya göre (12.3.32) Komana Pontika Kapadokya’daki mabedin bir kopyasıydı: 

"…ve orada neredeyse aynı türde dini törenler bulunur; kehanet alma şekli aynıdır; özellikle de ilk kralların yönetiminde olduğu gibi, rahipler aynı şekilde saygın bir yere sahiplerdir; yılda iki kere, tanrıça heykelinin kentte gezdirildiği Exodi olarak anılan festivalde rahip tanrıçanın tacını giyerek kraldan sonraki en saygın şereflere tabi olur."

Pontus Krallığı döneminde Komana ve diğer tapınak devleti Zela kendi topraklarını işleyen, ve festival zamanlarında sayısız ziyaretçiye ev sahipliği yapan bağımsız devletler niteliğindeydiler. Bu bağımsızlıklarına rağman Pontus Krallığı döneminde diğer kentlerle aynı tipte şehir sikkeleri basmışlardır....

Tümülüsler: 
Geçmiş yıllarda olduğu gibi birçok tahrip edilmiş tümülüse rastlanmıştır. 2007 çalışmaları sırasında, tümülüslerin sadece kuzeyde ve güneyde bulunan tepelerin üzerlerinde değil ovada da yer aldıkları anlaşılmıştır.

Maltepe Tümülüsü:
Dağlık bölgedeki tümülüslerden birincisi Gaziosmanpaşa köyünün doğusunda bulunan Maltepe tümülüsüdür. Tümülüsün çevresi ortalama 170-180m çapı ise 60 m’dir. Tümülüs tahrip edilmiştir ancak üzerinde ve etrafında az miktarda seramik, kiremit kırıkları ve harç kalıntıları görülebilmektedir.

Kemiktepesi :
İkinci tümülüs Tokat-Niksar yolu üzerinde, Şenköy köyünün doğusunda yolun hemen kuzey tarafında Kılıçtepesi veya Kemiktepesi olarak bilinen hakim bir tepede bulunmaktadır. Tümülüs uzaktan kolaylıkla algılanabilmektedir. Bu tümülüsde de yaklaşık 5-6 metrelik bir çukur kazılarak kaçak kazılar yapılmış, tümülüs tahrip olmuştur. Arkeolojik herhangi bir malzeme görülmemektedir.

Poligon Tümülüsü:
Yine tepe üzerinde bulunan bir diğer tümülüs ise Tokat’ın hemen doğusunda bulunan Dedeli köyü ve kuzeyindeki Yelpe köyü arasında yeralır. Tamamı kazılarak tahrip edilmiştir.

Tokat’ın batısı ve doğusundaki ovalık alanlarda da 3 adet tümülüs tesbit edilmiştir. 

Bekçitepe Tümülüsü: 
Bu tümülüslerden Tokat’ın batısında Taşlıçiftlik köyünün girişinde yeralan Bekçitepe Tümülüsü Tokat Müzesi tarafından daha önce sit alanı olarak tescillenmiştir. Tümülüs üzerinde ve etrafında tarım faaliyetinin devam ettiği ve kaçak kazıların tümülüsü tahrip etmekte olduğu görülmüştür. Kaçak kazılarda bir duvar ortaya çıkarılmıştır.

Karakaya Tümülüsü:
Tokat’ın doğusunda, Karakaya köyünün kuzeyinde, Tokat-Niksar karayolunun hemen güneyindeki tarlaların arasında bir tümülüs görülmüştür. Bu tümülüsün neredeyse yarısı ağır bir şekilde, olasılıkla iş makinalarıyla tahrip edilmiştir. Tümülüsün ve kazılmış alanların yüzeyinde bol miktarda Geç Antik Çağ’a ait seramik ve insan kemikleri bulunmaktadır.

Us Tümülüsü:
Son olarak Tokat’ın batısında bulunan Kemalpaşa kasabasının yolunun girişinde üzerinde poligon noktası ve Lokantacı Osman Us ve ailesine ait modern mezarlar bulunan bir tepe görülmüştür. Üzerinde arkeolojik herhangi bir malzeme bulunmamasına rağmen bu tepenin bir tümülüs olması gerektiğine karar verilmiştir.... "


* Haritada gösterilen yer bir zamanlar Kaşka, Kimmer ve Hun Türklerinin bölgesiydi, yani milattan önce de Türkler Karadeniz bölgesinde yaşıyordu.

* Kapadokya'daki tapınak ile benzerlik göstermesi gayet doğal, çünkü Kapadokya'da bir zamanlar Kimmer Ülkesi olarak (Gmirra) anılıyordu.

* Harita gösterilen Armenia Minor bir coğrafi terimdir, devlet değil! Aslı Hayk olan bugünün Ermenileri hiçbir zaman devlet olmamış, sadece prenslik-beylik gibi siyasi varlıkları vardır. Armen kelimesi Türk boyu Erman'dan gelir. (bknz. Ermen Boyları ve Pseudo-Ermeni Haylar (Milattan Önce Türk -Ermeni İlişkileri) / Prof. Dr. Firidun Ağasıoğlu Celilov)

* Yabancıların (Türk özelliğini saklamak için) özellikle "tümülüs" dediği "Kurganlar" Türk kültürüne aittir.

* Arkeoloji okuyanların mutlaka Türk boylarını, tarihi, geleneğini, kültürünü, dilini ve sanatını bilmesi gerekiyor!

* Anadolu'da görülen her şey Yunan, Roma, Pers veya Doğu Roma değil!

SB





Slovakya'da da Kıpçak-Kuman benzeri mezar taşı var. (link)


Kuman Türk Beyliği - Prof.Dr.Firudin Ağasıoğlu







30 Mart 2017 Perşembe

Karaim Jewish Turks / Karaim Musevi Türkleri



Karaim Jewish Turks in Crimea Ukraine - early 20th c
Karaim Musevi Türkleri - Kırım/Ukrayna - 20.yy başları
Altynly fez = Altınlı Fez (Turkish)
Fes (Headdress) in Gold; With six pointed star (to be seen in Hun-Turkish symbol-alphabet, see Noin Ula Kurgan 1st c BC , see also Seljuk Turks) and crescent-star [(sun) - in Turkish Kün-Ay = sun-Moon]
and
A Karaim Turkish Girl with this headdress
ve bu tip bir başlıkla bir Karaim Türk kızı...
(Seraya Szapszal's Karaim collection. Vilnius. 2004) link:
also
see Mamluk Turk symbols (a tribe of Kipchak Turks, Karaim Turks spoke Kipchak Turkish)


Footnote for Fez:

Fes/Fez (headdress) is actually Not a Turkish culture. Was brought from city Fez - Morocco at the beginning of the 19th c. and was marketed by the British merchant at the order of the Queen. In 1583 the Queen commandment to English Trade Representative to open a marked for this "red, without a fringe, a Scottish headdress" among the Turks. They have not forgotten for 250 years, eventually in 1832 at the time of Sultan Mahmut II, the Turks were wearing this "Fez". It was used for 200 years among Turkish people.

America (USA) is a 250 years old country and a nation state (İtalian, English, French, German, Irish, Spanish, etc.). They might call themselves "I'm an American", but, only "200 years" old "Fez" does not define Turkish Culture, Turks with at least 8000 years historical background...

SB.

250 yıllık olan Amerika (ABD), ki bir ulus-devlettir (İtalyan, İngiliz, Fransız, Alman, İrlandalı, İspanyol, vs.), kendilerine "Ben Amerikalıyım" diyor, desin, belki onlara 250 yıl yetiyordur! Ama sadece 200 yıllık olan "fes", kültürümüzü temsil edemez, etmez, çünkü Türklerin tarihi-kültürü en az 8000 yıllık...


Fes Türk Kültürü değildir. - Sinan Meydan / Cengiz Özakıncı: link




Ukraine Bakhchisaray [Bahçe+saray (Garden+Palace) Crimea]:


Karaites spoke Turkish language (a Kipchak Turkish branch), but wrote with the Hebrew alphabet, after accepting Jewish religion. On some of the gravestones are found ancient Turkic symbols. So that means, not every Hebrew inscriptions or six pointed star belongs to the Jewish people of today!... Karaites are Turkish people. They have been assimilated over time, but that doesn't erase the fact, their origin...



see also: 
"Men Karaimce ürianiam" (Turkish)  - "I learn Karaim" and










"Asher" in the name "Asher İsrael (Becker)" 
from the book: Memorial Book of Lutsk (Luts'k, Ukraine) Translation of Seyfer Lutsk, 1961

is Turkish to explain:
ASHER - AS+ER = AS Turks ; ER =man
ASHER = ASKER (soldier) (a work about the word "Asker")




Józef Sulimowicz (1913-1973) a Polish Karaite (Karaim), Turkologist.
(that means, a Turkish (Japhetic, Togarmah) Jew, not Jewish (Semitic) Jew!)
ANNA SULIMOWiCZ, 2015
Department of Turkish Studies and Peoples of İnner Asia



Kipchak Turks - Gravestone in Kars/Turkey




The word "TORAH" comes from Turkish TORA=TÖRE , 
means in English "law". 
So, the origin and the etymology of the Old Testament "Torah" is Turkish and not Jewish!... 
Some politicians, religious men who wants the power in their hands and scholars with political issues worked hard to hide the rich Turkish History and Langauge from the world!.. 

KARAİM TURKS who also spoke and wrote TURKİSH, but accepted Jewish Religion.. have been assimilated over time, but that doesn't erase the fact, their origin. 
SB.


*"Bitig" - Bitik (Book in Turkish)
*"Cykmahyny ekinci jily" - Çıkmasının ikinci yılı (Turkish)
Came out second year
*"Dertinci Bitik" - Dördüncü Bitik (Turkish)
Fourth Book


*
 "Sandyrev ol uluska Adonai ki Tenri Tenrisi anyn." (Kipchak Turkish)
(Happy is the nation whose Lord - his God.) (Tehillim 144: 15)


ULUS=Nation
TENRi (Tengri-Tanrı) = God
is TURKiSH



-Karaj sez-bitigi: Słownik karaimski. Karaimisches Wörterbuch
Aleksander Mardkowicz, Drukarnia Richtera, 1935 / link

-Karaite language belongs to the Turkic. 
Караїмська мова належить до тюркських./ link





THE DISCUSSION ON CONSONANT HARMONY IN NORTHWESTERN KARAIM
"Harmony is without doubt one of the most basic features of the Turkic linguistic family. "

ber- < *ber- ‘to give’ [b/v= ver *SB]
bil- < *bil- ‘to know’
bolak < *bölek ‘herd’ [böl = split *SB]
butuń < *bütün ‘all’
dort < *dört ‘four’
emań < *emen ‘oak’
gerima < *gertme ‘pear’ [germek=strech out; *SB]
it < *it ‘dog’
juŕak < *jürek ‘heart’ [yürek *SB]
juv < *üv ‘house’ [ev *SB]
juź < *jüz ‘face; surface’
kel- < *kel- ‘to come’ [gel *SB]
kijov ‘son-in-law’
kok < *kök ‘sky; blue’ [gök *SB]
kolaga < *kölege ‘shadow’ [gölge *SB]
kop < *köp ‘much’
koŕk < *körk ‘beauty’ 
koź < *köz ‘eye’ [k/g göz *SB]
kuc < *küč ‘power’ [güç *SB]
küń < *kün ‘day’ [k/g gün *SB]
öbga < *öbge ‘ancestor’
öktam < *öktem ‘proud’
ökśuź < *öksüz ‘orphan’
örńak < *örnek ‘example’
öźań < *özen ‘creek’ [ozan=poet; özen=care; öz=self; oz=god *SB]
śeń < *sen ‘thou’ [you in English *SB]
śokkala- < *sökkele- ‘to reproach’
śoź < *söz ‘word’
śut < *süt ‘milk’
til < *til ‘language’ [dil *SB]
togul- < *tökül- ‘to spill’ [dökül *SB]
toŕa < *töre ‘law’ [the old testament name is Turkish tora=torah *SB]
tosak < *töšek ‘bed’ [döşek *SB]
tuvul < *tüvül ‘değil’[? değil means not*SB]
ücuń < *üčün ‘for’ [için *SB]
üń < *ün ‘sound’ [ün=fame in English *SB]
üśt < *üst ‘surface’[üst=top in English*SB]
üvŕat- < *üvret- ‘to learn; to teach’ [öğret *SB]


Kamil STACHOWSKI / PDF
M.A., Chair of Central Asiatic and Siberian Languages, Jagiellonian University





POLONYA’DAKİ TÜRK HALKLARINDAN KARAYLARIN DİLİNDE “YAKLAŞMA YARDIMCI FİİLİ” ÜZERİNE
ON THE ADVERTIVE IN THE LANGUAGE OF THE KARAIS, ONE OF THE TURKIC PEOPLES IN POLAND

Tarihte 7-11. yüzyıllar arasında Karadeniz, Kafkas Dağları ve İdil Nehri civarında yaşamış Hazar devletinin içindeki halklardan biri olan, günümüzde de Hazar devletinin bakiyesi kabul edilen Karaylar, Museviliğin Karai mezhebini kabul etmiş, Türk dilinin Kıpçak lehçelerinden birini konuşan bir Türk halkıdır. Bugün daha çok Litvanya’nın Vilnius, Troki (Trakay) ve Panevez; Polonya’nın Varşova; Ukrayna’nın Lutsk ve Haliç; Kırım’ın Simferepol şehirlerinde ve İstanbul’da yaşamaktadırlar. Karaylar arasında kendi ana dilini bilen ve konuşan sayısı çok azdır. Kendi ülkeleri, özerk bölgeleri ve resmî dilleri olmayan Karayların dilleri, dolayısıyla da kendileri bugün yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Günümüzde Türk Karayların yoğunlukta yaşadıkları yerler Litvanya, Polonya, Kırım ve İstanbul’dur. Karayca aslen Kırım bölgesinde şekillenmiş olmakla birlikte, farklı 3 bölgede nispeten farklılaşmış 3 ağza ayrılmıştır.


ENG:
The Karais are one of the Turkic peoples that are accepted as the remnants of the Khazar State located among the Black Sea, the Caucasus and Idil River between the 7th and 11th centuries. They accepted the Karai sect of Judaism and speak Kipchak branch of Turkic. Today they mostly live in Vilnius, Troki (Trakai) and Panevez in Poland; in Lutsk and Khalich in Ukraine; Simferopol in Crimea; and in Istanbul in Turkey. The number of the Karais who know and speak their own language is quite few. The language of the Karais, who do not have their own country, nor an autonomous region and an official language, is in threat of extinction and so are they. Today, Lithuania, Poland, Crimea and Istanbul are the palces where the Karais live densely. They have 3 relatively differentiated dialects, mostly shaped in Crimea. 


Yrd. Doç. Dr. (Ass.Prof.)Selma GÜLSEVİN / PDF





* * * 


Harran Yahudilik açısından önemli bir bölgedir. Tevrat'a göre Hz.İbrahim Harran'a gitmiş ve bir müddet dayısı Laban'ın yanında kalmıştır. Bugünkü Harran'da Yahudi tarihine ait herhangi bir kalıntı bulunmamakla beraber Yahudiler açısından kutsallık taşımaktadır. Hz.İbrahim Yahudilerin atalarından sayıldığı için ve de "ayağınızın bastığı her yer sizin olacak" cümlesinin Tevrat'ta yazmasıyla, Harran'ın da Yahudilere vadedilen topraklar sınırına girdiği söylenmektedir. 
Tüm kavga bunun içindir!... Lakin Yahudilere vaadedilmiş toprak yoktur...


Harran is an important part of Judaism. According to the Torah, Abraham went to Harran and stayed with his uncle Laban for a while. in today's Harran, there is nothing that point out Jewsih history, but it is holy to the Jews. Because Abraham was counted among the ancestors of the Jews, and "every place that the sole of your foot will tread upon I have given to you." is be written in the Torah, Semitic Jewish claim that Harran territory is the promised to them.
That's the reason of all the fights and wars on this lands!.. But there is no promised land.... 
(read: The Invention of the Land of Israel by Shlomo Sand)

HARRAN





By the way;
Kerkük (Kirkuk) and Musul (Mosul) are Turkish city-lands... Shall stay Turkish.
If you are going to establish a kurdistan (which they think but in reality it is 'Big israel'!), then I, as a Turk, claim all my ancestors lands in Europe, Balkans, Russia, Irak and İran as Turkish lands, want back Nagorno-Karabakh and Yerevan which belongs to Azerbaijan, and want independence of all autonomous Turkish states in Russia-Siberia, ... Look at the maps of Subarians (Suvar, Subartu), Aratta, Turrukku, Kimmerians-Scythians, Huns, Avars, Khazars, Pechenegs, 
Kipchaks-Kumans, Seljuks, Ottomans... 
and these are just some, not all of them!...
An other NWO-War Merchants Crime:
(their masters, Zionism-Theodor Herzl, also ordered to use six pointed star as a symbol of the "Jews"!) 
Demographic Genocide With Wars They Cause!...
Go play with your own country!...
Damn you all...
SB.



14 Aralık 2016 Çarşamba

BOZAN ve KIRKKUYU






Bozan Höyük 

Kulu'nun 25 km. doğusunda bir höyük, 2005, 2012 yılında ziyaret ettiğimiz bu höyük Tuz Gölüne oldukça yakın olup tuz ticareti ile ilgili bir höyüktür . M.Ö. I.Bin ikinci yarısı, erken Türk Mezarlığı Bozan mezarlığını Türk dönemi olarak düşünmemize karşın buradaki höyüğün erken dönemlerde yerleşim görmüş olmasından ve yaklaşık 5 m. olan bu mezar taşları, menhir mezar geleneğine benzemesinden daha erkene giden menhirler olabileceği üzerinde de durulmalıdır. 








Kırkkuyu Mezarı


Kulu ilçesinin 25 km. kuzey doğusunda Kırkkuyu Köyü sınırları içinde, köyün 3 km. kuzey doğusunda Seydikulak mevkiinde Seydikulak Höyüğünün 600 m. doğusundaki eteğindedir. Bir çobanın koyununu düşmesi sonucu fark ettiği söylenilen yer altı mezar odası tarafımıza bölgedeki araştırmalarımız sırasında Kulu İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından ihbar edilmiştir. 


Mezar odasındaki incelememizde odanın kist bir zemin altına kazılarak yapılmış güney-kuzey yönünde uzunluk (955 cm.) ve genişlik 162 cm. mevcut yükseklik 1.50 cm.(üstü göçtüğü zemin toprak dolmuştu) güney cephede büyükçe olmak üzere bir sunu nişi, doğu yönde de daha küçük sunu nişleri bulunmaktadır, doğu yönde iki mezar odası vardır. Odalar arasında bir panoda başı hizasında sağda ve solda iki güneş simgesi ve sağ elinde hayat ağacı ve sol elinde bir yılan (?) ve sol üstte svastika, ve bir güneş ve alt kesimde zarf şeklinde bir simge vardır.






Doğu yöndeki mezar odaları ise kuzeydeki 181 cm. uzunluk 171 cm genişlik, kapı girişi 105 cm. genişlik ve koridor uzunluğu 77 cm., güneyde olan ikinci oda ise 115 cm genişlikte bir kapıdan girilerek 73 cm. bir koridor uzunluğundan sonra 188 cm. X 188 cm.lik  bir odaya giriliyor. Odanın doğu yönünde ölü sunuları için bir niş vardır. dikdörtgen bir giriş odası ve bu odanın doğu yönünde kemerli kapılar ile girilen iki adet mezar odası vardır .


Bu odalar sert toprak zemin içine kazıldıktan sonra beyaz astar toprak sıva yapılmış ve  bu zemin üzerine kırmızı aşı boyası ile resimler yapılmıştır. En dikkat çekici olanı dikdörtgen giriş odasının doğu kesiminde mezar odalarının girişleri arasındaki pano kesimdeki resimdir. Bu panonun merkezinde ayakta kollarını yana yukarı açmış bir erkek resmi cepheden resmedilmiş ve sol elinde yılan ya da bir yazı malzemesi kuş tüyü(?) sağ elinde de bir hayat ağacı tutmaktadır. Başının iki yanında iki adet güneş simgesi çizilmiştir. Sol üst köşede bir svastika (gamalı haç) ve bunun alt kesiminde kapalı bir zarf şeklinde simge bulunmaktadır.


Kuşkusuz bu panoda işlenen güneş, hayat ağacı, sivastika ve yılan resimlerinin Paleolitik Çağ‟dan itibaren 15 bin yıllık geniş zaman dilimin de değişik şekillerde olarak kullanılmıştır. Kuşkusuz bunlar içinde her birinin  birbirine yakın ya da ayrı farklı yorumları bulunmaktadır. Ancak  burada bir mezar olması nedeniyle ahret ve ölümsüzlük simgesi ortak bir payda görünmektedir. Yerel bir özellik göstermesinden dolayı bu resimleri tarihlemek oldukça güçtür. Mezarda yapılacak bir kazı ve içinde bulunacak sunuların tarihlemesi de bu alanın tarihlemesine yardımcı olacaktır. Ancak yetkili kurullarla görüşülmesine rağmen henüz (10.11.20.12) kazılar başlamamıştır.


Özellikle bu simgeler içinde svastika motifi Geç Paleolitik Çağdan günümüze kadar değişik bölge ve kültürlerde kullanılmaktadır . Ancak bizim buradaki sivastika simgesi yapım şekli bakımından Gordion‟da Büyük Tümülüs ve MM Tümülüsünde  bulunan yemekle masaları ve yine Gordion P tümülüsünde bulunan ahşap paravan ve de Ankara –Eskişehir Yolu üzerindeki Feharet Çeşmesi içindeki İkiz Kybele kabartmasındaki svastika kabartmasındaki benzerlik gösterir.


Ayrıca burada yerel basit çizimlere rağmen insan resmi, hayat ağacı ve güneş simgeleri Frig resim sanatının izlerini taşımaktadır. Bu nedenle bu mezardaki sanatı Frig sanatı ile ilişkili görmekle birlikte mezar odasının yapısı daha geç dönemdeki bölgedeki mezar anıtları ile mukayese edilebileceğinden bu M.S. II. Yüzyıla ait olabilecek bu resimleri Geç Frig sanatı içinde ele almanın uygun olacaktır .


Burada, son günlerde mezarı ziyaret eden meraklılar tarafından karıştırılmış oldukları ve bir insana ait olduğu kuvvetle muhtemel olan atıl mış kemik parçalarından anlaşılmaktadır. Buradaki bir çömleğe ait dip parçası tam bir profil vermediği için tarihleme vermemiş olsa da hamur ve yapım tekniği Helenistik - Roma dönemini yansıtmaktadır. Bölgede yapılan epigrafik araştırmaların da gösterdiği bölgede Frig kültürü IV. Yüzyıla kadar yoğun bir şekilde süreklilik göstermektedir. Buradaki erkek figürü daha öce  bölgedeki mezar taşlarında görülen Frig tanrısı Men kabartmalarına da benzerlik gösterir. Bu nedenle bu kabartma Men kültürü ile bağlantılı olmalıdır. Ancak Frigler siyasal olarak Kimmer istilası ile yaklaşık olarak M.Ö.690 yılında bu  bölgeden Afyon, Kütahya ve Eskişehir‟in dağlık bölgesine çekildiler.

Prof.Dr.Hasan Bahar
İlkçağda Kulu ve Çevresi / PDF












Peki ya Altay Bar Burgazı  :)

ALTAY YAZITLARINDAN BAR-BURGAZI II (A 21) YAZITI




BOZAN DA BİZİM BAR BURGAZI DA





İlgili:






11 Temmuz 2016 Pazartesi

Deer Stone - Balbal - Tashbaba







Turkish Deer Stones in Central Asia
from Erzin-Tuva with old Turkish inscription (Orkhon-Gokturk)
from Turan-Tuva [old Turkish inscription not reproduced]
source: The history of Folk Art of Tuva by Weinstein, 1974
Thus, there was an inscription, why not reproduced ?!..It's a proof that it belongs to Turks! -SB









Deer Stones

Throughout the grasslands of northern Mongolia and southern Siberia lay scattered hundreds of megaliths bearing mysterious carvings that seems to depict flying reindeer. These upright stone slabs measure 3 to 15 feet tall and occur in small groups, or concentrated in larger groupings, often in association with stone burial mounds, called Khirigsuur (kheregsüürs -small kurgans)

There are over 900 deer stones in Central Asia and South Siberia, of which 700 are in Mongolia alone. Erected by Bronze Age nomads Turks, 3000 years ago. Cimmerians-Scythians/Saka-Huns and other Turkish Tribes.

In the 2nd millennium B.C, during the bronze age, western Mongolia was under the influence of the Karasuk Turkish Culture. Deer stones and the omnipresent kheregsüürs (small kurgans) probably are from this era; other theories date the deer stones as 7th or 8th centuries BC.

Deer stones are usually constructed from granite or greenstone, depending on which is the most abundant in the surrounding area. Reindeer feature prominently in nearly all of the deer stones. Early stones have very simple images of reindeer, and as time progresses, the designs increase in detail.

A gap of 500 years results in the appearance of the complicated flying reindeer depiction. Reindeer are depicted as flying through the air, rather than merely running on land. Sometimes the reindeer hold a sun disc or other sun-related image in their antlers, representing God. (Tengri)

Tattoos on buried warriors contain deer tattoos, featuring antlers embellished with small birds' heads. This reindeer-sun-bird imagery perhaps symbolizes the shaman's spiritual transformation from the earth to the sky: the passage from earthly life to heavenly life. As these deer images also appear in warrior tattoos, it is possible that reindeer were believed to offer protection from dangerous forces. Deer spirit served as a guide to assist the warrior soul to heaven. And it can also be a noblewoman or a Kam woman (shaman), they were often reprensented by a reindeer. (Mothergoddess)

Besides deer and sun, shield, horse, knife, moon and mirror is also engraved on these stones.





Turkish Deer Stone and Balbal

1 - Trans-Baikal, p. Oriole (by AP Okladnikova); 2 - Tuva, estuary. Tarlykov (by VV Radloff); 3 - Kazakhstan, Tamgaly (by AG Maximova); 4 - North. Caucasus Cobani (for PS Uvarova); 5 - North. Caucasus. Lizgor (for EP Alekseeva); 6 - North. Caucasus, B. Ruchti [ Rutha ] (the EP Alekseeva); 7 - Black Sea region, an early type (VI century BC.), Kyiv region, with.. Sinyavka (by AA Bobrinsky); 8 - Black Sea region, the later type (V century BC.), Kiev region, Galuschino (by AA Bobrinsky). 9 - Eastern. Kazakhstan, Chilikty (excavations SS Chernikov, 1960); 10 - Ordos (by A. Salmon); 11 - Minusinsk Basin, early type (V century BC..). Small Yin (AV excavation of Hadrian, 1896, SHM, №40210); 12 - Minusinsk Basin; Late type (IV century BC.), AM; 13 - Minusinsk Basin, a rare early type (Gos.Ermitazh, №3975 / 305); 14 - Minusinsk Basin, a rare late type (MM, №9125), B. Suetuk. The scale of the images are different.
source : Chlenova "Mongolia and Siberia Deer Stones"
the same symbol (like U on no:3) to be seen on Turkish inscription from Kyrgyzstan






Kalbakh Tash (Taş=Stone in Turkish)
Deer stone in the form of a Balbal
Turkish Culture
Mongolians don't have Balbal or Tashbaba culture
Balbal = the enemy; doesn't matter which ethnicity; to serve the leader in the other world; there are many balbals.
Tashbaba = (Taşbaba) Stone Father - Stone Statue; the leader with an oath cup in his hand.



Tashbaba from Kazakhstan


Tashbaba (Taşbaba) from Xinjiang (Sincan)


After changing religion: New form of "Deer Stones" or "Gravestones" 
Seljuk Turks 12th century - Ahlat


Tashbaba Seljuk Turks -12th c
Metropolitan Museum















PS: 
I do not use the word "Turkic", because that means "like" "similar".... "relating to, or denoting a large group of closely related Altaic languages of western and central Asia, including Turkish, Azerbaijani, Kazakh, Kyrgyz, Uighur, Uzbek, and Tatar."... But all of these "nations" are Turkish , Turks.
So, I prefer "Turkish", and by that, I mean "Every Turkish Tribe". - SB







18 Ocak 2016 Pazartesi

Makedonya’da Balballar, İskitler-Türkler





... Balbalların Orta Asya kaynaklı olduğu, Hunların da 380’li yıllarda Balkanlarda göründüğü için Üsküp müzesindeki M.S 3. yüzyıla ait balbalların Hunlardan daha önce Avrupa’ya gelmiş olan atlı-bozkırlı halklara aittir. Bu halk ise tarihi kaynakların ifade ettiği İskitler dir.


İskit maddi kültürü, yaşadıkları coğrafya, gelenek ve görenekleri Farslarla örtüşmemektedir. İskitler, Türkler gibi kımız içerken, Farslar içmez. Farslar maddi eserlerinde asimetrik, İskitler ise Türkler gibi simetrik şekiller kullanırlar.


Balbal tarzındaki mezar taşını Balkanlar’dan Sibirya’ya kadar olan Türk kültür coğrafyasında görmek mümkün. Oysa İran yani Fars kültür dairesinde hatta daha genel ifade edersek Hint-Avrupa dil grubuna mensup kadim halklarda ise görmek mümkün değildir.


İskitlerin önemi Herodot’un eserinde M.Ö. Anadolu’da var olmalarından ve tarihi kayıtlara göre Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa’ya geçen ilk Asyalı kavimlerden olmaları ile bıraktıkları çok zengin kültürel mirastan kaynaklanmaktadır.


Bugün Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, genelde yurtdışındaki bilim dünyasında Türklerin “medeniyet”in çok gerisinde olduğu düşünülmekte ve yazılmaktadır. Dolayısıyla İskit kültürel birikimine, Türkler sahip olamazlar! Olsa olsa İskitler İranî yani Farisi’dir. Başka bir tabirle Batılı ve Rus araştırmacılardan bazılarının İskitleri Türk değil de İranî yani Fars halklarından kabul etmeleri “Hint-Avrupa dil” ve “Aryan” yani “Hint-Avrupa Kavimleri” teorilerinin bir sonucudur.


Sonuç olarak, her ne kadar bazı araştırmacılar İskitleri, Farisi gösterseler de aslında İskitlerin Farslardan çok Türklere yakın olduklarını, hatta doğrudan Türk olduklarını ya da atlı-bozkırlı olduklarını gösteren çok sayıda açık deliller vardır. Zaten Batı kayıtlarında İskitlerden sonra doğudan batıya gelen atlı- bozkırlılar için İskit ifadesi kullanılmıştır. Hatta Hunlar için bile İskit denilmiştir. Yani Batı literatüründeki İskit ifadesi, atlı-bozkırlı, konar-göçer halkın karşılığıdır.


Dr.Mustafa Aksoy
Makedonya’da Balballar, İskitler-Türkler
detaylı:









İskoçya ve Azerbaycan mezar taşındaki sembol ile yukarıdaki Balbal'ın üzerindeki sembol aynıdır.




Adana Balbalları/Taşbabaları (resimler için kaynak)








____________________________
____________________________



15 Aralık 2015 Salı

Mangışlak - Mangyshlak





Saka/İskit Türkleri ile Oğuzların Çuvaldır Boyu'nun yerleşim yeri. Çuvaldırlar 10.yy'da Selçuklular ile Anadolu'ya göçer. 
En büyük ve başşehri Akdağ (Aktau)'dır.



Karaman-Ata 14.yy
Meretsay Kurganı, MÖ. 5.-3.yy Saka
Tubezhik Kurganı, MÖ.4.-2.yy Saka
Turushev köyü yakınındaki mezarlık

["Man kışlak" Oğuz ülkesinde bir yer adı. - Kaşgarlı]


 Karaman-ATA


MANGIŞLAK YARIMADASI
Mangistau-KAZAKİSTAN






11.yüzyılın ikinci yarımında doğuda Irtış'dan batıda İdil'e kadar uzanan geniş topraklar Kıpçak kabilelerince meskundu. Kıpçaklar Mangışlak yarımadasına da sokulmuşlardı. Hazar Denizi'nin doğu sahilinde Kıpçak köylerinin bulunduğunu belirten Kaşgarlı'nın haritası da buna şahitlik etmektedir. Kaynaklarda Selçuklu sultanı Alp Arslan'ın Harezm'den Mangışlak'a bir sefer düzenlediği anlatılmaktadır. "Bu sefer Kıfşat ve Cazı'lara karşı düzenlenmişti. Alp Arslan, Mangışlak kalesine bekinen Kıfşatları kuşattı."

S.Agacanov şeöyle der: "Büyük bir ihtimalle burada şahıs isimleriyle değil, şahıs isimlerinin etnik ad haline getirilmiş haliyle karşı karşıyayız. Sabit İbn el-Cevzi'nin 1065'de düzenlenen seferden bahsederken 'Kıpçak ve Türkmen' sözcüklerini kullanması da bize bunu göstermektedir." Aynı yazarın araştırmasına göre burada geçen Cazı adı Yazır'a işaret etmektedir.

Kaynaklardan anladığımız kadarıyla XI. yüzyılda Mangışlak'ta Kıpçaklar topraklarını Horasan Selçuklularının topraklarından ayırmaya çalışan Yazır kabilesine mensup oymaklarla birlikte yaşıyorlardı. Bununla birlikte Selçukluların Mangışlak Kıpçakları ve Balhaş civarındaki Yazırlar üzerindeki hakimiyeti pek de munkem değildi. Zaten bu bölgede yaşayan göçebe kabileler istedikleri an Harezm'e ve diğer Orta Asya şehirlerine saldırı düzenleyebilecek kadar güçlüydüler. İbn el-Esir, Mangışlak Türklerinin başında (ki Mangışlak Türklerinden Murat kesinlikle Kıpçak kabile federasyonudur) 1096'da Harezm' bir sefer düzenleyen güçlü bir han bulunuyordu. Saldırı öylesine korkunçtu ki, o sıralar Harezm valisi olan Kutbuddin Muhammed ibn Anuştegin Sultan Sancar'dan yardım istemeye mecbur kalmış ve Mangışlak'a kaçan bu Türkleri defetmeyi ancak birlikte başarmışlardı.

Kıpçakların Güney Mangışlak'da ve Türkmen kabilelerinin yaşadıkları merkezi bölgenin güney doğusuna kadar sokulduklarına coğrafi yer adları da şahitlik etmektedir. Örneğin Nadir-şah döneminde ve hatta 19.yüzyıl başlarında Mangışlak'ın güneyinden Çandır nehrine kadar uzanan bozkıra Deşt-i Kıpçak deniliyordu. (...)

12.yüzyılla ilgili bilgilerin bölük pörçük olmasına rağmen, biz, Moğol istilasından önce Orta Asya'nın en güçlü devleti olan Harezmşahlara farklı şekillerde bağımlı üç Kıpçak beyliği tespit edebildik. Bu mahalli Kıpçak gruplarından biri Mangışlak Yarımadası bölgesinde kendilerinin güneyinde yaşayan Yazır topluluğuyla birlikte bir hükümdarın yönetiminde kısa ömürlü siyasi bir federasyon kurmuştur. Kaynaklarda onlar hakkında verilen bilgiler ço kaz olduğu için, şu anda tarihleriyle ilgili kesin bir şey söyleyebilecek durumda değiliz. Tek bildiğimiz, 12.yüzyıl ortalarında Harezmşah'ı hakimiyeti altına girdikleridir.



Kıpçaklar; Türk Halklarının Katalizör Boyu
Sercan M. Ahincanov
Selenge Yayınları


*


"Uluslararası Hoca Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi adına 1996-1997 öğretim yılında Türk Cumhuriyetleri'nde yaptığım alan çalışmlarında, bu Cumhuriyerlerdeki insanların köklerini "Avarlar, Saklar ve Hunlar"a bağladıklarını dinlemiştim. Ayrıca araştırmalarım esnasında Nukus (Harezmi) bölgesinde, Karakalpak Türkleri'nden olan kadınların milli kıyafetlerinin İskitler'den kaynaklandığını tespit etmiştim. Hazar Denizi'nin doğu kıyısında Kazakistan toprakları içinde yer alan; İslam öncesi ve sonrası Türkler'in mezarlarının olduğu, tarihi Mangışlak mezarlığında yaptığımız çalışmada bazı mezarların İskitler'e ait olduklarını tespit etmiş ve buradaki tarihi mezarlığın İskitlerden kalma olduğunu yörede yaşayan insanlardan dinledik."

Doç.Dr.Mustafa Aksoy



*


Mangyshlak Peninsula is located in western Kazakhstan. Settlement of Saka/Scythian Turks, which was later a settlement to Çuvaldır (Chuvaldyr) one of the Oghuz Turkish Federation. Çuvaldır Turks, came in 10th century to Anatolia (Turkey) with the Seljuk Turks. The capital is Aktau, which means "ak-White tau-Mountain" in Turkish.



Karaman-Ata Burial (Ata means ancestor) from 14th century.
Meretsay Burial, 5th-3th c BC, Saka-Turks period
Tubezhik Burial, 4th-2nd c BC, Saka-Turks period
Necropolis near the village Turushev


Mangyshlak Peninsula / "Gyshlak" in Turkish = winter settlement (Kışlak)
Mangistau "Tau" is Turkish = Mountain

[Man kışlak (gyshlak), a city in Oghuz land. - Mahmud al-Kashgari,11th c]
official link:




other 
link   /  link  /  link  / link  /  link






Kazakistan’ın Yeraltı Mescitleri



Kazakistan’ın batısında Türkmenistan, Karakalpakistan, İran ve Hazar Denizi’ne sınırı olan Mangistau eyaletine bağlı Aktau/Akdağ şehri yeraltı mescitleri ile ünlü. Ülkenin en zengin petrol yataklarına sahip Aktau şehir merkezine yaklaşık iki yüz elli kilometre uzaklıktaki Şopan Ata ve Beket Ata yeraltı mescitleri Ramazan’da ziyaretçileri ağırlıyor. Sekizinci asrın başlarında Orta Asya’ya gelen Şopan ve Beket Ata, Hoca Ahmet Yesevi’nin izinden giderek İslam’ın yayılmasını sağlamışlar. 


1992’de Şopan Ata Yeraltı Mescidi restorasyonuna katılan Bazarbay Abdrahmanov: "Dağın içine oyularak yapılan mescitte 12 sınıf var. Minberin yanında da Hoca Ahmet Yesevi’den günümüze kalan asası. Ziyaretçiler Şopan Ata Mescidi’ni ziyaret ettikten sonra Beket Ata Mescidi’ne gider. İki mescit arası yaklaşık 60 kilometre. Şopan Ata adıyla tanınan evliya Ahmet Yesevi’nin talebelerinden Hakim Süleyman Ata'dır. Şopan Ata, Kul Süleyman, Hakim Süleyman, Hakim Hoca Süleyman ve Hakim Ata gibi mahlaslar kullanmıştır."


Mescidin bakımını yapan ve gelen misafirleri ağırlayan Meryem Apa: "Atalarımızdan kalan âdetleri sürdürmeye çalışıyoruz." 


Şopan Ata Yeraltı Mescidi’nin etrafındaki mezarlıkta üç tip kabir var: Görkemli büyük anıt mezarlar zenginlerin, bel hizasında, dörtgen ve sade olan müridlerin, ayrıca Osmanlı zamanındaki mezar taşlarına benzeyen sade ve üzerinde Arapça yazıların olduğu kabirler. 

Basın-2014


link





Balalar - Barköl Kazak Özerk İlçesi - Kumul / Sincan, Doğu Türkistan ("Bala" means children)
Two children in Barköl Kazakh Autonomous County-Xinjiang, East Turkestan





Barköl Doğu Türkistan'da Kazak Türklerinin kalabalık olarak yaşadığı önemli kaza merkezlerinden birisidir. Burada yaşayan Kazak Türkleri, Orta Cüzün Abak-Kerey Boyuna mensuptur. Abak-Kerey Boyu kendi içinde on iki uruğa (kabileye) ayrılır. Onun için On İki Kerey veya On İki Abak diye de adlandırılır.

Bunlar: Cadik, Cantekey, Karakas, Molku, Çeruvşu, Könsadak, Sarbas, İteli, Şubaraygır, Merkit, Castaban ve Şiymoyun uruklarıdır.

Abak-Kerey Boyuna mensup Kazak Türklerinin bir kısmı Çin baskısına dayanamayarak çeşitli tarihlerde yurtlarını terketmişler; Tibet, Hindistan ve Pakistan yoluyla Türkiye'ye göç etmişlerdir. Bugün İstanbul'da Zeytinburnu, Küçükçekmece ve Güneşli Köy'de : Manisa'nın Salihli kazasında : Niğde'nin Altay köyünde büyük topluluklar halinde yaşamaktadırlar.

İncelediğim metinleri 1984 yılı Ağustos ve Eylül aylarında İstanbul'da derledim. Kendilerinden metin derlediğim kimselerin ikisi, Kagıbet Zeynulla ulu ve Gaziz Melik ulu, İstanbul'da misafir olarak bulunuyorlardı. Barköl'den Türkiye'ye akrabalarını ziyaret için gelmişlerdi. Diğeri Çamer Güder, kendisinden derleme yaptığım tarihten 9 ay önce kardeşinin davetiyle Barköl'den Türkiye'ye serbest göçmen olarak gelmişti ve kendi ağız hususiyetlerini muhafaza ediyordu.

Ahi Karaman ise 1953 yılından beri Türkiye'de ikamet ediyordy. Ancak İstanbul'daki KAzaklar arasında Kazak-Türkçesini en iyi konuşanlardan birisi olarak tanınıyordu. Buna rağmen ondan sadece makallar derledim. Çünkü makallar ezberde yaşıyan kalıplaşmış haldeki Kazak atasözleridir. Ahi Karaman gibi Barköl'de doğmuş, çocukluğunu orada geçirmiş, ana dili olarak Kazak Türkçesini öğrenmiş olanlar bunların orjinallerini hala bilmektedir. (...)

Çamer Güder, 64 yaşında Kerey Boyunun Abak Kerey şubesinin Karakas uruğundan, Doğu Türkistan'ın Barköl kazasından 1984 yılında Türkiye'ye serbest göçmen olarak gelmiş. : "Menin uruvum Karakas. Karaks uruv bolganda bizdin argı atadarımız Üş Tentek dep aytadı. Biz Atımtay Tentekten urkunamız. Atımtay Tentektin balası, bizdin ekemizdin ekesi Ansabay degen kişi. Ansabaydın balası Seyilkan degen kişi. Seyilkandın balası Çamer degen men. Men bularağa Türük otandası bolayınçı dep bul künkü keldim." (...)

Ahi Karaman (Ikıy Molla), 61 yaşında, Kerey Boyunun Abak Kerey şubesinin Cadik uruğundan, Doğu Türkistan'ın Barköl kazasından, 1954 yılında Türkiye'ye mülteci olarak gelmiş. Türkiye'de yaşıyor. Makallar:

1 - Makal sözdün körkü, sakal yüzdün körkü
Tastan bulak ağıssa Allanın erki.

2 - Ornun tavup aytılsa sözdön kızık nerse cok,
Cönü kelmey aytılsa sözdön buzuk nerse cok.

3 - Söz süyüktön ötödü, tayak etten ötödü.

4 - Söz cüyösün tabadı, dav iyesin tabadı.

21 - Aş kişi uruskak, Avur kişi tırıskak.


Barköl'den Kazak Türkçesi Metinleri, Gramer - Metin - Sözlük - Ferhat Tamir
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1989



BARKÖL VE TANRI DAĞLARI
BARKOL AND TİANSHAN MOUNTAİNS

Not:
Yabancılar "Barkol Lake" diye yazıyor :) Köl zaten Göl demek.

In English they write as "Barkol Lake", but Köl (Kol) means Lake. Thus, "Barlake Lake" is funny ;) You must speak Turkish to know, but you do ignore it to! Turkish is a rich language, to be seen in many toponym names all over Eurasia. Like Siberia... comes from Sibir Turks.








izlence
SHAL
(2012) Kazakistan
(Türkiye Türkçesi ile)


Ermek Tursunov’un Kazak kimliği temalı üçlemesinin “Kelin” adlı filminden sonra çektiği ikinci bölümü olan “Shal”, bizi Kazak steplerinde bir hayatta kalma öyküsyle buluşturuyor. Film aynı zamanda “Oscar 2014 Yabancı Dilde En İyi Film Kategorisi” dalında Kazakistan’ı temsil etmişti.


Erbolat Toguzakov’un canlandırdığı Kassym (Kasım), aynı zamanda filmin yönetmeni Ermek Tursunov’un da çocukluğunu geçirdiği Kazak steplerinde yaşayan 73 yaşında bir çobandır. Futbola düşkün Kassym, sürüsündeki 11 koyunun her birine ünlü bir futbolcunun ismini vermiştir. Hatta adı “Pele” olan 10 numaralı koyunun sırtını siyaha boyamıştır. Kazak steplerine erken bastıran bir kış günü hava henüz güzelken sürüsünü otlatmaya götüren Kassym, havanın birden kötüleşmesi nedeniyle aslında avucunun içi gibi bildiği topraklarda kaybolur. Bir yandan Kassym, yolunu tekrar bulabilmek için kötü havanın geçmesini beklerken, diğer yandan vahşi kurtlar sürünün kokusunu çoktan almışlardır… Evde ise, dedesiyle bir türlü anlaşamayan torunu ve gelini Kassym’ı beklemektedirler..


Kelin filmi ile ilgili:




_____