leto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
leto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2026 Cumartesi

Mavi Tanrıça

 


Adları ve kökenleri Grek olmayan Alp (Apollon) ile Erdem (Artemis)'in anneleri Dişi Kurt Leto'nun (Lada/Ata) lakabıydı 'Mavi'. Kült merkezi Lukkia (Likya)'nın anlamı da 'Kurtların Ülkesi'ydi. Gümüş Yaylı Apollon'un lakabı Lukeios (Kurt)'tu, 'Kurtların Efendisi'ydi. Öyle ki Kurt Adamlardan korunmak için gümüş kullanılıyordu. Bu Kurt Adam miti ise Saka, Hun, Türk Kağanlığı gibi Türk boylarının öncü kuvvetleri olan Kurt Savaşçılarından türemişti. Turovalı Dolon bile kurt postuyla düşman hattına casusluk yapmak için gitmişti. Lukkialı liderlerden Sarpedon'un adı bile tanıdıktı; Sarperu Türkçede "parlak tüylü kurt" anlamındaydı. Hatta Apollon'un oğlu olan Miletos ki Ata Sarpedon'un da kardeşiydi, dişi kurt tarafından beslenmişti.

Bir Ay tanrıçası olan Artemis de kurdu temsil ediyordu, ancak onun kutsal hayvanı Altın Yaylı olmasından dolayı 'Altın Boynuzlu Ak-Geyikti ve yanından hiç ayırmazdı ki tıpkı Türk mitolojisindeki gibi koruyucu ruhu temsil ederdi. Aslında Erdem (Artemis) Umay'ın kendisiydi. Umay da bir ceylan ya da geyikle dolaşırdı, hatta mavi veya beyaz bir kuşa dönüşebildiği de anlatılırdı. Günümüz sanat eserlerinde ise Artemis mavi ve tonlarıyla tasvir ediliyordu. 'Böri Ailesi'nin son üyesi olan Leto'nun annesi Phoebe ise Dolunay'ı temsil ediyordu.

Türk destan ve yazıtlarında geçen Böri de bir Gök Kurt (Kök Böri) olduğu için rengi 'Mavi'ydi. Destanlarda Oğuz Han'a yol gösteren kurdun Gök-Yeleli olarak geçmesi dışında doğumunu anlatırlarken yüzünün mavi renkli olduğu belirtiliyordu. Öyle ki Oğuz'un Altın Yay (Gün, Ay, Yıldız) ve Gümüş Oklar'ı (Gök, Dağ, Deniz) oğullarına paylaştırması bile Alpler (Apollon/Kurt) ile Erdemliği (Artemis/Geyik) gösteriyordu.


Gök-Kurt ile Ak-Geyik de gökte doğmuştu. Ve Gök Mavi'ydi.

Gök, Tengri, Mavi, Ulu

SB





4 Nisan 2019 Perşembe

MAVİ LETO



Zeus - LETO, APOLLON, ARTEMİS / MÖ 420-400
Brauron Arkeoloji Müzesi - Yunanistan


Tanrıça Leto'nun lakabı "Mavi"dir. (Hesiod)


Artemis, Apollo ve anneleri Leto Lukkia (Lycia/Likya) da üçlü olarak tapkı görür. Apollo Güneş'i, Artemis Ay'ı temsil eder ve Lukkia da Kurtların Ülkesi demektir. Apollo'nun lakabı olan Lykos da Kurt demek iken Ay'ın hayvanı da Kurt'tur. 

"Doğrusu Lukiya'dır, kökünde LUK-os KURT kelimesi vardır." der Elşad Alili (Dilbilim,Azerbaycan İlimler Akademisi) ve  Lukkialılar Turovalıların en büyük müttefiğidir. Önderlerinden Sarpedon'un adı bile öz be öz Türkçedir.

Lukkia (Lycia) dilinde Artemis'e Ertemi derler ve zamanla Artemis olmuştur. Zaten tüm tanrıçalar anatanrıçadan bölünerek çoğaltılmıştır. Artemis bir Amazondur. Amazonlar İskit ve Kimmerler soyundandır. Heredot, "İskitlerin dilinde Amazonlara Oerpata denildiği"ni yazar, Oerpata- Türkçe Erpata, yani Er öldüren demektir.

Apollo ise Etrüsklerde Apulu, Hititlerde Apulinus'tur. Hatta Apulinus kelimesini Türkçe'deki Alp ile eş tutarlar, çünkü Apollo da bir Alp kişi gibidir. Artemis ve Apollo kelimelerinin Yunanca bir anlamı yoktur. Azra Erhat da Mircea Eliade de de çok net bir şekilde isimlerin Yunanca karşılığı olmadığını belirtir. İkizlerin doğum yeri Anadolu olsa da Hellen mitlerinde Delos olarak geçer (sahiplenmek için.) Likyalı Leto hikayelerde pek anılmaz, Etrüsklerde Letun, Romalılarda ise Latona olur. Leto'nun annesi Phoebe (Dolunay- bilgelik) ve babası Coeus (Güneş - kutupları saran gökyüzü/atmosfer - akıl, zeka, bilgi) birer Titandır. Titanlar ise ikinci kuşak tanrılardır ve onların bulunduğu Çağ dillerin karıştığı Altınçağ'dır.

"Hera Leto'nun hamile olduğunu öğrenince peşine düşer. Leto doğum yapacak yer ararken "Hyperboreans" dan bir Dişi Kurt rehberliğinde aşağıya iner, (ya da kurt ülkesini arıyordur) ve daha sonra kurtları üstün tutar, saygı gösterir." der Heredot. Göktürkler'deki Asena aslında mavi anlamına geliyor, yani Gök Kurt anlamındadır, bozkurt ise kurdun türüdür. Asena, Çin kaynaklarında Aşina olarak geçer. Etrüsk asil liderlerinden birinin adı da Rasena’dır. Gök Kurt nasıl maviyse Leto'da açık renk tenli ve mavi gözlü olarak tasvir edilir. Ve bilinir ki, özellikle Avar, Kıpçak ve Kuman Türkleri açık renk tenli ve Mavi gözlüdür.

Kanı mavi terimi İngiltere'de I.Elizabeth'in (1533-1603), ya da İspanya'da 12.yy'da derecesi düşük bir asilin oğlu olan Fidalgo-Hidalgo'dan kaynaklandığını söylerler. Hidalgo, zengin adam, birilerinin oğlu demekken mavi kan anlamına dönüşür. Toprak ağası, Şövalye ve Asil soylular için kullanıldığı gibi, sonradan kraliyet soyları da bu kategoriye katılmıştır. Aslında 16.yy da Shakespeare ile efsaneleşmiştir. Shakespeare'n "The Rape of Lucrece" adlı Lucree'n Tecavüzü 7 dizelik şiirinde geçer.

"Onun mavi kanı siyaha dönüşüyordu, her damarında, baharı isterken, bu daralmış damarların beslediği, ölü bedene hapsedilen hayatı gösterir" böylece 'Kralların kanı mavi akar' özlü söz de buradan kaynaklanır.

Latinler asil, Etrüskler alt sınıfa konulmuştur, çünkü Batılılar atalarını Latin ve Greklere bağlamıştır. Halbuki, Latinleri medeniyet ile tanıştıran Etrüsklerdir. Son üç Roma kralı Etrüsk kökenlidir. Roma MÖ 620 ila 509 arası en güçlü şehirdir ve daha öncede belirttiğim gibi Roma şehrini bile Etrüskler kurmuştur. Bütün Etrüsk kralları ilk kralları Tarquin'in adını devam ettirmiştir. Lucree’nin hikayesi uydurma da olabilir. Çünkü biliyoruz ki Etrüsklere ait ne varsa ya silinmiş, ya da zaptedilmiş ve Latinlere, yani bugünkü anlamıyla Romalılara atfedilmiştir, buna dişikurt hikayesi de dahildir.

Bu tecavüz hikayesi şöyle anlatılır:

Etrüskler savaştadır. Bir gece Lucius evine Etrüsk prenslerini getirir, Prens Tarquinius Lucius eşi Lucree'yi beğenir. Konuklar gider, ama ertesi gece eşi evde değilken gizlice gelir, ağırlanır, ama, Etrüsk soylusu Roma kralı Superbus Tarquin’in çapkın olan en küçük oğlu Sextus (bu lakap İngilizceye altıncı (sixth) olarak çevrildiğinden altıncı çocuğu olmalı) Tarquin, yani Tarkan, Lucree'ye o gece tecavüz eder. Lucree'n eşi öğrenir ve "Roma bu kraliyet ailesinden kurtulmalı, hepsi bizim düşmanımızdır" dedikten sonra isyan başlar ve Etrüskler Roma'dan atılır, monarşi sona erer ve Roma Cumhuriyeti dönemi başlar. Tarkanlar ise başka bir şehirde öldürülürler böylece Etrüskler tarihten silinir. Lucree ise intihar etmiştir.

Bu hikayeyi Romalılar hep anlatmıştır, lakin doğruluğu tartışılır. Etrüsklere ait ne varsa kendilerine uyarlamışlardır ve her şey artık Romalıdır, Latindir. 

Dişikurt efsanesinde ise; Roma'yı Etrüsklerin değilde Romalıların kurduğunu kanıtlamak için MÖ 3.yy'da Romulus ve Remus efsanesini yazarlar, bu imparator Augustus döneminde sürekli anlatılır ve Romalılar zamanla da her şeylerini Etrüsklere borçlu olduklarını unutur. Buna din, yazı, ordu ve devlet sistemini de ekleyebiliriz.

Bu tarihi çarpıtmaktan başka bir şey değildir. Bugün dahi bunu yapıyorlar, İskitler İrani dillidir, Hint-Avrupalıdır ya da Türkler 11.yy'da Orta Asya'dan ilk kez Akdeniz havzasına inmiştir diyerek !
Capitoline dedikleri dişikurt ve ikizler heykelindeki dişikurt MÖ 400 den Etrüsklerden kalmadır, ikizler MS 1400 de sonradan eklenmiştir. Etrüsklere ait dişikurt tek çocukludur, bulunan mezar taşı MÖ 6.yy’a aittir, yani Etrüskler tarih sahnesinden, ya da Lucree’in sözde tecavüzünden önceki döneme aittir. Romalılar döneminden kalma Lale Adası Ayvalık'ta emziren dişikurt figürü bulunmuştu, ama zamana yenilmiştir.

Ve Anadolu'da görülen her şey Roma ya da Yunan değildir!


Semra Bayraktar
14 Temmuz 2018.


"Temuçin’in babası Yesugey için Şibani-nâme’de; Burkaçin Kıyat neslindendir. Burkaçin mavi gözlü ve sarı benizli demektir. Yesugey Bagatur’un çocuk ve torunları tamamen koyun gözlü, sarı benizlidir[132] izahını görmekteyiz. Aslında bu Çingiz Kagan ve soyunun antropolojisine dair önemli ipuçlarıdır. Bugünkü Mogollar arasında bazan sarışın, bazan kızıla çalan grupların olması belki böyle açıklanabilir. Bu bize ayrıca onların içinde Kıpçak tesirinin varlığına da işaret eder. Ancak Şibani-nâme’deki Burkaçin sözü herhalde Börçigin’dir."

Saadettin Yağmur Gömeç
Çingiz-Nâmeler Üzerine Bir İnceleme: Çingiz Han’ın Soyu ve Mogol Tarihinin İlk Devirleri, Belleten-2018, 82/294






9 Mayıs 2018 Çarşamba

Dişi Kurt ve İkizler









Artemis, Apollo ve anneleri Leto Lukkia (Lycia/Likya) da üçlü olarak tapkı görür. Apollo Güneş'i, Artemis Ay'ı temsil eder ve Lukkia da Kurtların Ülkesi demektir. Apollo'nun lakabı olan Lykos da Kurt demek iken Ay'ın hayvanı da Kurt'tur. Lukkia (Lycia) dilinde Artemis'e Ertemi derler ve zamanla Artemis olmuştur. Zaten tüm tanrıçalar anatanrıçadan bölünerek çoğaltılmıştır.


Artemis bir Amazondur. Amazonlar İskit ve Kimmerler soyundandır. Heredot, "İskitlerin dilinde Amazonlara Oerpata denildiği"ni yazar, Oerpata- Türkçe Erpata, yani Er öldüren demektir. Apollo ise Etrüsklerde Apulu, Hititlerde Apulinus'tur. Hatta Apulinus kelimesini Türkçe'deki Alp ile eş tutarlar, çünkü Apollo da bir Alp kişi gibidir. Artemis ve Apollo kelimelerinin Yunanca bir anlamı yoktur. Azra Erat çok net bir şekilde isimlerin Yunanca karşılığı olmadığını belirtir, Mircea Eliade de bunu yazar. İkizlerin doğum yeri Anadolu olsa da Hellen mitlerinde Delos diye geçer :)


Likyalı Leto hikayelerde pek anılmaz, Etrüsklerde Letun, Romalılarda Latona diye geçer. Leto'nun annesi Phoebe (Dolunay- bilgelik) ve babası Coeus (Güneş - kutupları saran gökyüzü/atmosfer - akıl, zeka, bilgi) birer Titandır. Titanlar ise ikinci kuşak tanrılardır ve onların bulunduğu çağ dillerin karıştığı Altınçağ'dır. Coeus ve Phoebe de Uranus (Gök) ile Gaia (Dünya) nın çocuklarıdır. Leto'nun çocukları da Ay-Artemis ve Güneş-Apollo olması gayet yerindedir..


Burada Dişi kurt ve ikizler benzerliğini de görebiliriz.


"Hera Leto'nun hamile olduğunu öğrenince peşine düşer. Leto doğum yapacak yer ararken "Hyperboreans" dan bir Dişi Kurt rehberliğinde aşağıya iner, (ya da kurt ülkesini arıyordur) ve daha sonra kurtları üstün tutar, saygı gösterir." der Heredot.


Romalılara dişi kurt ve ikizler (ya da tek) Etrüsklerden geçmiştir. Etrüsklere ait "Dişi kurttan emen Tek çocuk" mezar taşı bulunmuştur. Romalılar özellikle Roma'yı kuranların Etrüskler olduğunu gelecek nesile aktarmamak için, tarihte tahrifat yaparlar ve tüm Etrüsk metinlerini imha edip, mitolojik tüm hikayeleri kendilerine göre şekillendirirler. İmparator Augustus döneminde artık hiç kimse Etrüskleri hatırlamaz.


Etrüsklerin Anadolu topraklarından özellikle Truva savaşı (MÖ 12.yy) ile kıtlığın yaşandığı (MÖ 9.-8.yy) Ege kıyılarından göçtüğü bilinir. Etrüskler Türk'tür (Adile Ayda bknz.), Tarkan ve R'Asena adlı liderleri vardır. Göktürkler'deki Asena mavi anlamına geliyordu, yani Gök Kurt anlamındadır, bozkurt ise kurdun türüdür. Asena, Aşina olarak Çin kayıtlarında geçer. Gök Kurt nasıl mavi renkte ise Leto'da açık renk tenli ve mavi gözlüdür. 'Kralların kanı mavi akar' sözü ne kadar da doğrudur :)


Etrüsklere Tursha ya da Tyrrhen denildiği gibi, Lykialılar da kendilerine Trmmli der. Etrüsklerin bir diğer ataları da Pelasglardır ve mitolojide ataları Pelasgus'un oğlunun adı Lycaon'dur, yani Kurt. Pelasglar Truvalıların müttefiki olup o da Türktür. Ek olarak Truvalıların yanında savaşan Lykia prensi Sarpedon'un adı da Türkçedir: Sarp.


Kolonileşme ile gelen Hellenlere ise göçtükten sonra bu tanrı ve tanrıçalar geçer. Prof.Fahri Işık'ın da dediği gibi: "Hellenler kültür göçü yapmamıştır", yani kültürleriyle gelmemiş, burada şekillendirmiştir. Hatta Athena adı bile Hellence değildir, Truva savaşından sonra Truva'dan alıp götürmüşlerdir.


Hyperboreanlar ise İskit Türklerinin bir boyudur, kuzeyde yaşarlar. Bora Türkçedir ve kuzeyin soğuk rüzgarıdır. Bora aynı zamanda antik dönem Balkanlarda Buri olarak Tacitus'un kitabında geçer, Kurt'tur o, komşuları vardır Neuriler, her yıl don değiştirerek kurt kılığına girerler. Tıpkı Truvalı Dolon'un kurt kılığına girip düşman hatlarına geçmesi gibi, tıpkı Romalıların öncü kuvveti olan İskitlerin kurt kılığında gezmeleri gibi. İskandinavların ata saydıkları Odin'in babasının adı Bur iken dedesinin adı da Buri'dir, o da Kurt'tur. Heredot'ta geçen ve İskit Türklerinin atası olan Targitaos'un annesi bugün Dyneper denilen Borysthenes ırmağının kızıdır. Bory-sthenes kelimesi de Boru olarak okunuyorsa Bory-Bori-Börü ve Bora olarak da okunabilir. Ve Bora aynı zamanda Suvar Türklerinde de görülür. Hunların da atası sayılan, göçebe olarak atıyla gezen tanrıları Sabazios ile Suvarlar da en eski Türklerden değil midir? ;)

Hyper ise büyük anlamındadır. Leto, Hyperborean'dan bir dişi kurt tarafından mı getiriliyor, yoksa Leto'nun kendisi mi bir Dişi kurttur? Tabi ki kendisi bir dişi kurttur. Çünkü yolculuk sırasında doğum sancıları başlar ve dişi bir kurda dönüşür. Ayrıca Apollo'nun rahibi olarak geçen Abaris de Hyperborean'lı olarak anılır. Abaris, Avar Türklerinin antik dönem adıdır ve Abaris bir kamdır (Şaman kelimesi Türkçe değildir).


Bir arkadaşımın (T.Can) yorumunu da buraya aktarayım: "Leto, Aleto isminden gelebilir mi acaba? Al Büyük /Kutsal demek Et/İt ... İT aynı zamanda kadim türkçede Kurt demektir. Japonlarda örneğin İto kurt demektir. Al Et O = Al İt O yani 'Büyük Kutsal Kurt O' manasında." Bu söylediği mümkündür, isimlerin her dile göre değiştiği aşikardır ve 3000 yıl da uzun bir zamandır.


Bir Karia şehri olan Miletos/Milet MÖ.2000-1000 yıllarında Hitit kaynaklarında geçen Millawanda ile aynı yerdir. MÖ.3500 'e kadar giden bir tarihi vardır ve o dönemde Hititler, Anadolu'nun yerlisi olan Hatti ülkesini henüz işgal etmemiştir! Hellen istilasında Millawanda adı Miletos/Miletus olarak değiştirilmiştir. Ve her zaman yaptıkları gibi buna da bir kuruluş efsanesi uydurmuşlardır. Miletos kuruluş efsanesine göre, Atinalı Kodros'un oğlu Neleus koloniciler başında Miletos'a gelmiş ve Miletoslu erkeklerin hepsini öldürerek onların eşlerini/kızlarını alıp Miletos'u bir koloni olarak yeniden kurmuşlardır. (Tarihi MÖ 3500 lere kadar inen bir şehri nasıl da kendilerine mal ediyorlar, gayet net görülüyor.) Niye Miletos'a değindim esas şimdi anlaşılacak.


Mitolojiye göre, Miletus, Apollo ile Minos'un kızı Akakallis'in oğludur. Akakallis babasının gazabından korumak için oğlunu ormanda saklar, Apollo'da oğlunu beslemesi için Dişikurt'a teslim eder. Bir de abisi vardır Miletus'un, Kydon. O da hayvanlar tarafından büyütülür. Adına basılan paraların üzerinde emziren bir Dişikurt vardır. Miletus'un da ikizleri vardır; kızı Byblis ile oğlu Kaunos (Dalyan).


[ bu arada eski Hellence de 'y' harfinin okunuş şekli 'u' dur, yani Kydon- kidon değil Kudon'dur; tıpkı Etrüsklerin diğer adı Tyrrhen'in Turhen-Turhan-Turan olarak okunması gibi ]


Dişikurt tarafından beslenen = Apollo'nun oğulları Miletus ile Kydon 
Apollo ile Artemis'in annesi, bir Dişikurt olan tanrıça Leto... hep aynı bölgede...


Artemis'in sembolleri; Geyik (İskit ve Hattiler'de bolca görürüz), köpek (kurt bile olabilir !), okçuluk (bozkır savaşçıları, İskitler - Amazonlar), ay (kurtların sembolü), bereket (Anadolulu anatanrıça).

Apollo'nun sembolleri; Güneş, okçuluk, defne ağacı (Efeler içinde kutsaldır), lir (Marsiyas'ın flütüne karşı, flüt İskitlerden geçmedir), oğlu Asklepios'un eğitimini atadam olan Cheiron'a verir (atadam İskitlerden esinlenerek üretilmiş mitolojik bir karakterdir).


Aslında hep aynı hikayeler, herkes kendine göre yontmuş... Dişikurt Leto ile İkizler: 
Apollo-Artemis / Miletus-Kydon / Byblis-Kaunos / Remus-Romulus (Roma, Capitoline dedikleri dişikurt ve ikizler heykelinde dişikurt MÖ 400 iken, ikizler MS 1400 dendir). Ve bunların hiç biri tesadüf değildir ;)


Saygı ve selamlarımla, 
SB



ARTEMİS-LETO-APOLLO'nun Üçlü olarak anavatanı LETOON'dan MOZAİK DÖŞEME
Fethiye Müzesi


Smintheion Apollo Kutsal alanının Truva bölgesinde olması da tesadüf değildir. Bu kutsal alanın bulunduğu Troas bölgesine Pelasglılar yerleşmiştir, hatta buradaki şehirlerine de Larissa demişlerdir. Ayrıca yukarıda da belirttiğim gibi Pelasgların mitolojideki ataları Pelasgus'un oğlunun adı Lycaon'dur, tıpkı Apollo'nun lakabının Lykos olması gibi. Larissa Pelasglara ait bir kelimedir ve gittikleri her yere götürmüşlerdir. İtalya'daki Liri (Liris) nehrine bakan bir Pelasg kalesi vardır, adı da Larissa'dır. Selanik'te Larissa, Mysa'da (Bandırma-Erdek) Larissa, Suriye'de Larissa (Schizar) Kyme (Aliağa) yakınlarında Larissa, ki Büyük Cyrus (Kiros) buraya Mısırlı birçok asker yığdığı için "Mısır (Egypt) Larissa"sı deniliyordu (D'Anville göre de Larusar). Girit (Crete- Mitolojiye göre Miletos'un geldiği yerdir) de de Larissa vardır. Ee, Pelasglar da Karialılar, İonyalılar, Lukkialılar, Leleglerin ve Etrüsklerin de atası olduğuna göre Dişikurt efsanesi tamamen yerine oturur...
SB






27 Haziran 2016 Pazartesi

KURT




Kurtlarla ilgili iki konuda araştırma yapmıştım. 
Biri Kurt donuna bürünme diğeri Dişi Kurt:
Ama yazım yanlızca Kurtlarla ilgili değil....

Etrüsk Mezar Taşında Tek  Çocuk ve Dişi Kurt
Felsian Stele , detay , MÖ.5.yy - Bologna



Pelasgların atası sayılan Pelasgus'un oğlunun adı Lycaon, yani Kurt'tur. Lycaon'un doğum yeri denize kıyısı olmayan dağlık bölge Arcadia olarak geçiyor. (Ayrıca Arcadia ile Arka kelimesinin benzerliği de düşündürücüdür.'Eski ve Modern Türkler - Mustafa Celâlettin Paşa' kitabında; Türkçe Arka - latince Arcus - Yay/Sadak anlamında: zaten arkada taşınıyor. diyor. Ve Archer yani Okçu kelimesi buradan türetiliyor. ) Hellenlerden önce yörenin yerli halkı olan Pelasglar, Lycaon Dağı olarak ta anılan bölgede festivaller düzenliyorlar. Arcadia savaşçıları Kurt ve Ayı (sonradan Rusların simgesi!) postlarını giyermiş, yani Kurt donuna bürünürmüş. Bu Truva'da da var. Truvalı Dolon da Kurt postuna bürünerek düşman hattına sızmak ister, fakat yakalanır. Dolon Kırgızlarda bir boy adı olarak geçer.


Truva'nın düşmesinden sonra dağılan halkın bir kısmının kuzeye göç ettiği bir gerçektir. Odin'in babasının adı Bur (Borr-Burr) ve dedesinin adı Buri'dir. Bizim Börü yani. (Thor ise oğlu.Tor-Tur-Tar Türk kelimesinin kökenindeki gibi). Asgaard'tan geldiği de belirtilir. Anadolu'nun batısındaki As Türkleri, As/Az ile başlayan topografik adlarından bazıları; Assuwa (Ege bölgesinde), Astarpa (K.Menderes), Astike (Trakya Ovaları) gibi ; Prometheus'un insanoğlunu çamurdan yaratıp ateşi, yani bilgiyi, aydınlamayı insanoğluna vermesinin dışında eşinin adının Asia olması gibi... Vikinglerin arasında Tyrker adlı bir kişinin olması da Teucer'i akla getirir. Truvalılar da kendilerine Teucer diyordu: Teucer=Tucer=Türk Er gibi ve Hektor'un (Ektor) Tyrkland'ın asil prensi olarak anılması gibi.... Atlamadan hatırlatayım, İsveçli bir akademisyen İskandinavların arasına Hunların da karıştığını söyler.


Odin'in de Kurt postuna bürünen savaşçıları vardır, İskitlerde de. Kurt postuna bürünen vahşi ve gözü kara savaşçılar paralı asker olarak Roma İmparatorluğunda en önde görev almışlardır. Kurt donuna bürünme Amerika yerlilerinde de görülür. Hatta Washington yöresinden Quileutes ve Kuzey Amerika bölgesinden Kwakiutl Amerika Yerlileri Kurt'tan türediklerine inanırlar. Şimdi can alıcı noktaya geliyoruz. Orta Asya Türklerinde de var olan bu olay Moğollarda da var ve sanki onlara mahsusmuş gibi batılılarca anlatılır. Lakin kimse düşünmez 13.yy'dan önce Orta Asya'nın batısında, yani Anadolu'da Moğollar ne gezer! Demek ki bu kültürü Türkler yaymıştır ve de Türk kültürüdür; Serdengeçtiler, Başıbozuklar... Ve Batı'daki Kurtadam efsaneleri de bu savaşçılardan doğmuştur.


Schliemann kitabında Athi'den bahseder. Asur dönemine ait bir tablette dişi bir Köpek veya Kurt'tan iki yavru süt içer, sunakta da bir baykuş vardır. Baal cycle yazıtlarında "Athi'den kim süt içecek" diye yazar. Athi Karkamış'ın (Gaziantep) büyük tanrıçasıdır. (Asur ve Babil'deki büyük şehirlerin adı Turani olması bir yana...) Truva'da bulunan baykuş formlu vazolar Athi ile ilintilidir. Schliemann "Yunanlılar Truva'da görüp ödünç aldı" der. Athi Athena'ya dönüşür sembollerinden biri Baykuş diğeri Yılan'dır. Tatar Türklerinin bayraklarında Baykuş ve Ejderha vardır. Ejderha aynı zamanda Yılan'dır.


Kalevala, 19. yüzyıl epik şiir eseridir ve Elias Lönnrot tarafından derlenmiştir. Fin sözlü folklor ve mitolojisini anlatır. Elias Lönnrot Finlandiya'daki "TURKU" Kraliyet Akademisi'nde okumuştur. Ve KALEVALA şiirinde de "ATHI" ve "TYRYA (TURYA)" kelimeleri geçer.


Athi başlangıçtaki su'dur, Türklerdeki Akgöl'den (Süt gölü) gibi. Amerika yerlilerinde Samanyolu'na "Kurt Yolu" denir ki Samanyolu Hellenlerin efsanesinde Hera'nın sütüyle oluşmuştur. Süt gölünden (ak göl) alınan bir damla süt ile insanlara "ilk ruh"un verilmiş olduğu kabul edilmektedir. Süt, tıpkı Kımız gibi kutsaldır. Şamanlarla ilgili hikâyelerde, Şamanın hasta olanları pişirilmiş süt ile tedavi ettiği geçmektedir. Ayrıca cübbesinde Erlik-Han'ın dünyasından Yılanlar tasvir edilir. Saka/İskit Türkleri Atların Bereketi bayramında Kımız içer. Kımız dolu çanağa kan damlatarak da Ant içer... Tıpkı Lidyalılar'ın Medler'le barış antlaşması yapması gibi....


Bilgamış'ın yaptıkları sonraki dönem mitlerde Herkül'e geçer....
Herkül Köroğlu ile aynı kişidir....Köroğlu'nun oğlu da bir Kurttan Süt içer....Apollo gibi Köroğlu da Işık aktaran delikanlıdır....ve Herkül Sakaların Atasıdır.


Herkül (Erkül) de Hera'dan süt içer. Herkül Yılanları boğar ama aynı zamanda Gelon'un da babasıdır. Gelon-Jelon-İlan-Yılan bir İskit boyu, yani Kayı boyumuz. Jül sezar Gay derken Kayı'dan bahseder. Sezar Etrüsk kökenlidir. Etrüsk kül kaplarında, Makedon ve İskit paralarının üzerinde IYI damgaları görülür. Ayrıca Etrüsk heykel sanatının aynısını Kassitilerde de gördüm, aynı yüz, aynı biçim, sanki kopyası....(link)


"Si(Kay) kabilesinin tamgası yılandır, kay yılan demektir... Don Kıpçakların Ejderha - Kimak Uran-Kay halkından inme olduğunu... Şarukan, büyük Ruh veya totem olarak ejderha anlamındaydı" der Ahincanov. Fergusson da Yılan kültünün  ve Demirciliğin Turani olduğunu yazmıştır. Yılan aynı zamanda Demir'i işleyenlerin sembolüdür denilir. Etrüskler'de İtalya'ya gittiğinde Demirci Millet olarak tanınmıştır. Ve aynı zamanda da Yılan şifacılarında sembolüdür. Anadolulu Apollo da Pythia adlı ejderi yener ve bilgeliğin, kehanetin tanrısı olur. Halbuki bu ejder-kral/tanrı/kahraman savaşını Sumer ve Hattilerden etkilenmiş Hititlerde de görürüz. Gök Tanrısı Telipinu'nun İlluyanka Ejderi ile savaşı efsanesi Hatti kökenlidir. Mevsimlerin dönüşümüdür, tıpkı Hades'in kaçırdığı Persophene'nin annesi Demeter ile buluşması gibi. Tatarların bugün kutladığı Sabantui Bayramı. (Sabazios)


Prometheus işte o ejderdir, yani Türk kültüründeki Evren'dir. Adı gibi geleceği gören yani Zamanın efendisidir ama Apolloya geçmiştir ve kehanet tapınaklarının baş tanrısı ilan edilir. Burada Hellenlerin doğulu bir tanrıya doğulu bir tanrıyı öldürtmesi görülür. (Hellenler yazıya MÖ.8.yy'da geçmiş olsa da yazının yerleşmesi MÖ.6.yüzyılı bulur.) Ve tıpkı Prometheus'un ışık olması gibi Apollo'da bir ışıktır, Güneştir sonradan Helios olur. Abdülkadir İnan "Oracle" kelimesini güneş dil teorisine göre Türkçe olduğunu öne sürer, " kökü Irk'tır - Türk mitolojisinde kain, filozof ve hakimin adı olarak geçer Irkıl Ata - Yakutlar'da An Argıl'dır - Buryatlar'da Irgıl Böge" der. Ki Kehanet Anadolu'dan Hellenlere geçmiştir. Kam olan Hyperboranlı Abaris bir Apollo rahibidir, oku ve atıyla gezer. Abaris Avar Türkleridir. Hyperboranlılar ise İskit boyudur.


"Athena Yunanca açıklanamamıştır" der Eliade ile Erat, tıpkı Apollo ve Artemis'in açıklanamaması gibi. TH sesi Türkçe'de yoktur. Athena Asena da olabilir Athi'de olabilir. Babası Zeus'tan doğar, niye? Çünkü üretilmiştir tıpkı Dionysos'un Zeus'tan doğması gibi. Hellen halkının benimsemesi önemlidir, tıpkı Romalıların Etrüsklerden çaldığı dişikurt efsanesi gibi..


Ki Zeus Frig tanrısı olarak geçen Sabazios'tan doğmadır, Güneydoğu Anadolu'da Suvar-Subar-Sibir olarak ta anılan Saban bir İskit boyudur, gökyüzünde gezen atlı bir göçebe olarak tasvir edilir. Sibirya'nın isim babasıdır. Suvar-Subar Kimmer-Hun-Bulgar-Çuvaşların da atasıdır.


Burada Gordion (İngilizcede Gordium diye geçer) adının da Kördüğüm'den geldiğini iddia ediyorum. Friglerin kralı Midas'ın da Muşkili Mişka - Kaşkalardan olabileceği söylenir. Kaşkalar ise bir İskit boyudur. Hitit kayıtlarındaki Xalub tur, yani meşhur Excalibur'un türediği kelime. Arthur ise Artahır olarak geçer Alanlar'da, ozandır hikayecidir. Ki Atilla'nın da kılıcı sayılır çünkü İskitler ile Hunlar akrabadır ve Atilla'nın hükümdarlığı altında yaşarlar. EK olarak İskender bu kördüğümü kesip doğuya vardığında İskit kralının kardeşi ile karşılaşır, ona da Cartharsis demişler, halbuki bu kardeşi kelimesinin kendisidir. İskit kralı İskendere şöyle der: Buraya dost olarak geldiyseniz misafirimsin, ama düşman olarak geldiysen, bilki biz seninle Tuna'da hemhududuz." Bu da demek oluyor ki, Doğu İskitleri ile Batı İskitleri birdir, akrabadır. Doğu ve Batı İskitlerin kültürü de birdir. Yani İskender ile Hellen kültürü henüz Doğu'ya ulaşmamıştır!


Kybele'nin oğlu olan ya da himayesi altında olan Dionysos'ta farklı değildir, öz be öz Anadoluludur. Bacchus - Bağcı'dır derler ve asmanın yanında ağacın kovuğundan doğmuştur, ağaçların da tanrısıdır derler. Tıpkı Kıpçak kelimesinin Ağaç kovuğu olması veya Uygurların ağaçtan doğma efsanesi gibi. Friglerdeki Anatanrıça olan Kybele / Kubaba / Matar ne denirse densin, bir heykelinde elinde kupa ve kuş vardır, tıpkı bizim Taşbabalarımızda olduğu gibi....


Ayrıca;
Erikhthonios'un oğlu Pandion I Atina'nın 5.kralı ve efsanevi kurucusudur (! 5.kraldan sonra olması ilginç değil mi?, MÖ.1437-1397'ye yerleştiriliyor). Onun zamanında Atinalıların Demeter ve Dionysos ile tanıştırıldığı söyleniyor. Babası tarafından Tanrı Hephaestus'un torunu (Hephaestus Pelasglı değil miydi? Pelasg-Türk). Ve bu çağda üzüm bağı İkarios tarafından Hellenlere tanıtılıyor. Ondan öncesi yok! Demeter Mezopotamya'daki Nisaba'dir bilgelik ve öğretme tanrıçası olması dışında toprak tanrıçası olarak tahıl ve hasat ile de ilişkilidir. Kızkardeşi Ninsun'da Bilgimış'ın (Gılgamış) annesidir. Yani Demeter=Nisaba. ya da Bilgelik tanrıçası Athena=Nisaba gibi...


Demeter: Çiftçilerin, ekmeğin Tanrıçasıdır İlk ve Son Bahar'da, (aslında Ekinoks'ta görünüp kaybolan) Bereketin, açlığın-tokluğun (Meşe ağacı ile kendini yiyen Erysikhthon mitolojisi) simgesidir. Gizemli [mysteria (ölüler diyarı ile iletişime geçen Şaman/Kam gibi )] Eleusisli Triptolemos'a Ejder arabasını (Prometheus, Ejder, Evren), dünyaya tarımı öğretmesi için verip gönderen tanrıçadır... Posedion'dan olma Ölümsüz At Arion'un da annesi .... "Cadı" olarak tanımlanan (kadın şaman/kam) Hekate/Ekate'yi de kölesi olarak yanına alan tanrıçadır. Ki Hekate ondan daha eskidir, MÖ.3binlere kadar iner ve de öz be öz Anadoluludur. Elinde meşalesi ile Kurt, köpek veya kısrak olarak ta tasvir edilir. Tıpkı kuzeni Artemis gibi gezegeni Ay'dır ve Hekate'nin teyzesi Leto'dur. Daha çok Karia'da tapınım görmüştür. Ayrıca Hekate İskitlerde Papaios'un eşi olan ve Büyük Bacı anlamına gelen Api'si ve Umay Ana ile benzerlik gösterir. Hekate ruhları öte dünyaya taşır. Api'nin bacakları iki yılan gibi yanlara açılırken Hekate'den türeyen Etrüsk Scylla'ların da bacakları iki yana açılan yılan şeklindedir. Herkül'de bacakları yılan olan biriyle evlenmiştir.


Elam demişken o coğrafya'ya gidelim:
İskender Lahti diye adlandırılan Lahitin sidon kralı Abdalonymos'a ait olduğu bilinir. Akhunların Eftalit haricinde diğer bir adı da Abdaly'dir. Türk kültüründe görülen Abdallar da diğer bir kanıttır. Ve lahitin üzerindekiler Pers savaşçıları değil İskit savaşçılarıdır, pantalon ve başlık en belirgin özelliktir. Asur kralı Aşurbanipale yenilen Elam kralının adı da Te'umman'dır. Yani Mete'nin babası Teoman ile aynı adı taşır. Ya Elam Kralı Atalumman'a ne demeli? sonuçta ATA Türkçe kökenli değil miydi? Bir de Urtaki var adı bilinmiyor, lakabı denmiş, Urtaki Ortak kelimesini çağrıştırır ki kralın ortağı veya amcasıdır. Bu kadar veri bir tesadüf olamaz....

(Kıpçak - Hun - İskit - Kimmer - Elam)


Gelelim Artemis ile Apollo ve tabi ki anneleri Leto'ya

Artemis'in asıl adı ERTEMİ'dir, Ay tanrıçasıdır. Apollo'nun lakabı Kurt'tur, "Apollo Lykeios" . Anneleri Leto ise (az bilinir) Kurtların Tanrıçası'dır ve Lykia-Lukia (Likya) ile Karia bölgesi en çok tapınım gördüğü yerlerdir. Karialılar ile Lelegler Pelasglarla akraba değil miydi? Pelasglarda Kurt yok muydu? Leto Aeneas'a yardımcı olmuş ve Truvalıların yanında yer almıştır.





LETO kimdir?
Leto (Latona) ; Kurtların Tanrıçası, bir Dişikurt
Babası Coesus (Kaios-Kaos) (Güneş, Gökyüzü, Zeka, Atmosfer) 
Annesi Phoebe (Phoibe) (Dolunay, bilgelik) ki onlarda Uranüs (Gökyüzü) ve Gaia (Yer) in çocuklarıdır. (Diğer kızları Asterie'dır (Asteria- öngörü, yıldızları okuyan, kehanet, Hekate'nin annesi)
Leto Apollo'yu doğururken bir kurda dönüşür, der Aelian(10.26)
Leto Hera'nın gazabından kaçarken Hyperboreanlı Kurtlar ona yol gösterir, ya da Kurtlar ülkesini arıyordur. Leto'nun Hyperboreanlı olduğunu söyleyenler de vardır. Hyperboreanlı Abaris - Apollo ; Hyperboreanlı Leto ; Hyperboreanlılar = İskitler



Peki Karia? Herodot, Karialıların, efsane kral Atys'in oğullarından biri olduğunu, Lydus/Lydia ve Mysus/Mysia 'nın kardeşi Car/Kar'dan geldiğini yazar. Lelegler ile Karialılar akraba olarak gösterilir. Hatta Karialıların eski adı Leleglerdir, Leleglere de Pelasglar denildiğini Herodot ve Homer de rastlarız. Lelegler ve Karialılar dışında Traklar ve Friglerde Truvalıların yanında savaşmıştır. Bugünkü Yunanistan dan koloniler geldiğinde "Lelegler ile Karialıları" kovduk der. Lydialılar ile Medler yıllar süren bir savaştan sonrasında da Kan Andı içerler, Hellenlerde Kan Andı yoktur.

Miletos bir Karia şehirdir, adı da Hitit kaynaklarında da geçen Millawanda'dır ve MÖ.3500'lere dek geriye gider, ki o dönemde henüz Hitit yoktur! Hatti vardır.




The Metamorphoses of Antoninus Liberalis: A Translation with Commentary, Antoninus (Liberalis- AD 100-300)


Miletus, Apollo ile Minos'un kızı Akakallis'in oğludur. 
Akakallis babasının gazabından korumak için oğlunu ormanda saklar, Apollo'da DİŞİKURT'a onu beslemesi için emir verir. Miletus kurtlar tarafından büyütülür başka yerde bir çobanın onu bulduğunu ve evine getirip büyüttüğü yazar, tıpkı Truvalı Paris'in kaderindeki çobanlık gibi....
Bir de abisi vardır Kydon...O da küçükken Girit'e getirilmiştir, ve her nasılsa onun da hayvanlar tarafından büyütüldüğü söylenir ve adına para basılır, bir kurt emzirir.... 
Acaba Miletus'un ikizi midir ? Bilemem...Ama...
Miletus yetişkin olduğunda Girit'i terk ederek Caria/Karia'ya gelir. 
Milet şehrini kurar, Menderes Nehrinin kızı Kyane ile evlenir ve ikizleri olur ! Kızı Byblis ve oğlu Kaunos (Dalyan). (Başka anlatımlarda ise , Miletus, Karia kralı Eurytus'un kızı Eidothea ; veya Celaenus'un kızı Tragasia ile evlenir ve ikizleri olur)
Girit'te Dişi Kurt....
Miletus'un Dişi Kurt tarafından büyütülmesi...
Miletus'un İkizleri... 
Bana hep Leto'nun ikizleri ile Remus-Romulus ikizlerini hatırlatır.
Bu yüzden Leto'nun bir dişikurt olduğuna inanırım.


Virgil'e göre, Teucer ve halkı büyük kıtlık nedeniyle Girit'ten ayrılır ve Scamander Nehri yakınlarına yerleşirler. "Girit'ten gelen atamız Teucer "...der Virgil Aeneid'ta... Teucer, Truva'nın Atasıdır...onlarda ise At Kutsaldır ve Ektor bir at terbiyecisidir, kurban verirler Skamander (Saka) nehrinin tanrısına....


"Lykia'lıların bu adı almalarının nedeni, tanrıları Apollo Lykeios'a bir kurt (lykos) olarak tapınılmasıydı. Apollo tanrı doğmadan önce anası Leto'nun bir kurta dönüştüğü ya da kurtların onu Apollo'nun doğacağı yere götürdüğü söylenir. Gerçekte Lykia'lılar kendilerine Trmmli diyorlardı; bu ad Yunanca'da ünlüleşerek Termiller biçimini almıştır... İÖ. dördüncü yüzyıla gelinceye değin, Girit'in kimi yörelerinde hala Yunanca olmayan bir dil konuşulmaktaydı"... George Thomson; Tarih Öncesi Ege


"Ellin öncesi bin yıllarda Sümer-Hatti-Girit üçgeninde etkin durumda olan toplumların dili bizim dilimiz gibi eklemeli yapıya sahipti!"... Prof. Dr. Saleh SULTANSOY


Dişi-Kurt efsanesi Etrüsklere aittir, bu kesindir. Etrüsk otağ tipi tümüslerinde Kurt donuna bürünmüş savaşçı freski olmasına rağmen, henüz dişikurt anlatımı bulunamamıştır, çocuk var mıdır, bir midir, iki midir, bilinmiyor.. Yine de MÖ.5.yy'dan kalma bir Etrüsk mezar taşında dişi bir kurt tek bir çocuğu emzirirken görünür. Etrüskler'den "Tarkan" Hanedanlığı Roma'yı MÖ.509 'a kadar yönetmiştir. Roma'yı Romalıların kurduğunu "kanıtlamak" için MÖ.3.yy'da Romulus ve Remus efsanesini yazarlar, bu Agustus döneminde de sürekli anlatılır, sırf Roma'yı kuranların Etrüskler olduğunu "Romalılara" unutturmak için.... Aslında Romalılar Etrüsklere çok şey borçludur!
Tyrrheni, Turhenian olarakta geçen Etrüskler Truva'nın düşmesiyle İtalya'ya göçer (MÖ.11.yy). Liderlerinden birinin adı RASENNA'dır. Asenna - Aşina (Çin kaynaklarında) Göktürk hanedanı değil miydi? Lydialıların ilk Hanedanı ATYAD'tır. Kral Atys TURSEN, TURSENOS'un oğludur. Ve kıtlık döneminde Etrüsk ülkesine göçer. Tarkan- Tarkandemos- Tarhan- Tarquin hem Türklerde hem Hattilerde, hem de Etrüsklerde görülüyor. Tur ve Tar, Türk'ün kök kelimesi değil miydi?


Yani demek istediğim:

Dişi Kurt, Kurt Savaşçılar ve Kurttan türeme Türklere özgüdür. Hakkari balballarında da bulunan teke sembolü Göktürklerin Aşina boyunun sembolüdür. MÖ.9.yüzyılan itibaren kullanıldığının kanıtıdır. Elamlarda bulunan Teumman ile Asya Hunların Teoman'ı nasıl akraba ise... 
Leto'nun oğlu Apollo'nun oğlu Miletos'un kurt tarafından beslenmesi gibi....Remus ve Romulus besleniyorsa...
Hyperboreanlı Abaris'ten Avar Türklerine ulaşıyorsak,
Pelasglardan- Etrüsklere - Hyperboreanlı (İskit) Leto'dan 
Doğu'da Batı'ya bir Avrasya coğrafyasında Saka/İskit Türklerinden bahsedebiliyorsak,
RAsenna, Asena, Athena, Aşina'ya da ulaşırız.


Belki konudan konuya atladım ama hepsi birbiriyle bağlantılı. Anlamak için geniş bir açıdan bakmak ve hepsini bilmek gerek. Benim bile aklım karışıyor. Atladığım da olmuştur, okuduklarımı aklımda tutmak isterdim ama olmuyor işte. Yanlış yoldaysam da bilmek isterim, fikir fikiri çağrıştırır.



Truvalı Kahraman Ektor ile Lukiyalı (Lukka-Likya=Kurtların ülkesi) Kahraman Sarpedon'a, Kurtuluş Savaşı'ndaki Kahramanlardan Bugünün Kahramanlarına Selam Olsun.
Sevgiyle kalın,
SB.




Konya - Lycaonia




Kazakistan


EK: 
* Tuğ olarak Kurt Başı'nın sadece Türkler, Türklerle akrabalığı olan veya yoğun bir şeklide Türk kültürü altında kalan halklar kullanmıştır. Tıpkı Strabon'un söylediği gibi :"Dacialılar kurt'a tapar ve sancakları kurt başıdır." Dacialılar'dan da Keltlere geçmiştir, onlarda bazı boylarına Kurt demiştir. Dacialılar Traklardandır, Getae'da denir. Tomris'in Massagetae'sından kopmadır. Çünkü Tomris Romanya'daki Tomi şehrini kuran Ece dir.

* Göbeklitepe'deki hayvan betimlemesini Tilki olarak adlandırıyorlar, bence o bir Kurt.

* Konya'nın da içinde olduğu bölgenin eski adlarından biri de Lycaonia'dır (Kurtların ülkesi) sonradan İconium'a dönüşmüştür. Diğer adı için Azerbaycan'dan Elşad Alili der ki: "Kapadokya - Khita-Khatai"/Demircilerin ülkesi. "Touran the Khatai" diye geçer kaynaklarda yani "Turan Khatai" . "Asur, Mısır yıllıklarında bu ülkenin ismi KHİTA, KHATA gibi geçer. HATTİ şeklini de hatırlayın. Anlamı da "demir" veya "demirciler ülkesi". En eski Ermeni yazılarında İ.S. (5-6 yy.) Kappadokya'nın ismi GMAİR-K, yani KİMMERLER gibi geçer."

Demirciliğin Türk olması bir yana, Tarkan-Büyücü/Kam-Yılan; ilişkisi iyi araştırılmalı.




ÜZERİNDE DİŞİ KURT VE RUNİK YAZISI OLAN ALTIN MADALYON
Bulunduğu yer ; Undley, Lakenheath / İNGİLTERE - MS. 5.yy
İSKANDİNAVYA'DA YAPILDIĞI VE İNGİLTERE'YE GETİRİLDİĞİ VARSAYILIYOR.
Keşiş Bede'nin MS.731 yılında yazdığına göre, Anglo-Saxon'lar MS.449 yılında bugünkü İngiltere adasına gelir. 
MS.450-1066 Anglo-Saxon Dönemi; 3 grup var:
Jütler - bugünkü Danimarka'dan
Saksonlar - bugünkü Hollanda'dan
Anglolar - bugünkü kuzey Almanya'dan








Aelian The Metamorphoses of Antoninus Liberalis: (Leto'nun dişikurda dönüşmesi)
Bora - Hyperborean (Tarkan-Demir)




Girit MÖ. 1450-1300

Girit  - Arthur J.EVANS


Asur MÖ.13.yy köpek diyorlar ama kurt olabilir,
Ayrıca tekelerin de burada olması düşündürücüdür.






EK:
Trojans. Troy. 

The famous city of Ilion, or Troia, is recognised at Hissarlik (“ the little fortress ”) on a western spur of Mt. Ida, by the sacred Skamander river, some 3 miles from the shores of the Aigēan Sea. This was known as Novum Ilium to the Romans, and identified with Troy by Maclaren in 1822 (see Schliemann, Ilios, 1880, p. 19 : and Dr C. Schuchhardt, Schliemann’s Excavations, 1891). The legend related that Ilos was guided by “ a cow of many colors ” to this hill of the Phrygian godess Atē, and
that Zeus threw down from heaven the Palladium—or image of Pallas Athēnē—which fell before the entrance of his tent and fixed the site of his town. Sir G. Cox regards this stone as a lingam.
Homer (Iliad, v, 215) calls Ilion a city of Merop men, apparently “ dispersed ” fugitives. The Trojans were of Thrakian origin (see Trakia) and like other Mysians and Phrygians had migrated from the Danube. Roman writers distinguish two races—the Teucri, and the Phrygians—in Troy, both however apparently Aryans.

[The discoveries of Schliemann represent at least seven consecutive cities on this site, the oldest being 50 feet from the surface. In the first city were found axe heads of diorite and jade : in the second the skeleton of a girl standing erect : she was round headed with prognathous jaws, and must have belonged to quite a different race to that represented by a skull of the third city—probably a Turanian race followed by Aryans. 

The third or “ burnt ” city, supposed to be that of Homeric poems, contained evidence of wide trading relations represented by Egyptian porcelain and glass : hæmatite sling bullets as in Assyria : ivory, gold, silver, copper, with weights, and short early inscriptions in the “ Asianic syllabary ” script.

No less than 9000 gold objects were found, including goblets, diadems, bracelets, earrings, etc. The skulls of this period are long headed. In the fourth city inscribed texts occur. In the 5th, an axe head is of white jade, such as is now not known except in Central Asia. In the 6th city the so-called “ Lydian ” pottery resembles that of Etruria. The 7th city is Novum Ilium dating not earlier than 400 B.C.—ED.]

Faits of man a cyclopaedia of Religions Vol 3/3 by J.G.R.Forlong, 1906,




Lycaon

In the mythology of ancient Greece Lycaon was the legendary first king of Arcadia. He offended the god Zeus by serving him human flesh and was turned into a wolf as a punishment.

Lycaon's father was Pelasgus, the mythical ancestor of the Pelasgians, the earliest inhabitants of Greece. His mother is given various names, but she is always associated with springs or the ocean. Lycaon was thus a child of earth and water. He ounded Lycocoura, the "first city the sun shone on". The games celebrated on Mount Lycaon were sometimes said to be the oldest festivals of their kind held in Greece. Lycaon's birthplace, Arcadia, the landlocked mountainous area in the center of the Peloponnese, was also the native land of the chief god Zeus himself. The arcadians and their predecessors the Pelasgians were believed to have existed before the moon and to have lived off acorns before the development of agriculture. In the archaic and classical period they remained, from the Greek point of view, somewhat primitive - herdsmen more often than agriculturalists, living in scattered settlements that were not as dignified as a poleis, the Greek name for a civilized city-state. Instead of proper shield, the Arcadian warriors carried the skins of bears and wolves.

Gods,Goddesses and Mythology vol.6




Orjinalinde Tanrı diye geçiyor ama o bariz bir şekilde DİŞİKURT
ETRÜSK MÖ.6 yüzyıl
This is a Female Wolf , not God but Goddess or SHE-WOLF
ETRUSCAN 6th c BC














Gideceği yeri bilen NOT:
Zaten ne geliyorsa siz akademisyenler beraber çalışamadığınız için oluyor. Biriniz klasik arkeoloji çalışırken, diğeriniz Orta Asya Türklerini çalışıyor, birbirlerinden habersiz. Biz birleştiriyoruz siz burun kıvırıyorsunuz. Türk tarihini, mitolojisini araştırmak için Mezopotamya, Hellen, Etrüsk ve Roma tarihini, mitolojisini  bilmek zorundasınız. Benim okuduklarımı okumak zorundasınız.Evet herkes Türk değil, ama Türkün gitmediği yer yok. Adı İskit, Avar, Oğuz ne olursa olsun hepsi Türk, kültürüyle, Türk diliyle diğerlerini etkilemiş büyük bir aile. Paylaşımlarım bilimsel değil diyerek kestirip atamazsınız, çünkü hepsi kaynaklıdır. İzlediğim yolu takip edip, sonra da bu "akademisyenler" kendi bulmuş gibi yayın yaparsa da, onları  Gorgon Medusa  çarpsın. Tesadüfe bak, o da Türk çıktı.  GORGO-KORKU-AMAZON




Hakikat şimşeği, fikirlerin çarpışmasından doğar. 
Namık Kemâl 





10 Temmuz 2015 Cuma

Kybele, Attis ve Şamanlar




Parabiago tabağından detay - Gümüş, MS.200-400 
Milan'da bulunmuştur - Archaeological Museum of Milan

Kybele ile İskit başlığı ve çobanlık asası ile oturan Attis Dört aslan tarafından çekilen arabanın 
etrafında dans eden Koribantes'ler (Corybantes)






Koribantes'ler ; Apollo ile Musalardan Thalia'nın oğulları. Anatanrıça Kybele'nin rahipleri, Asya kökenli. Sayıları ve adları zaman zaman değişir. 



"Ey karanlık diyarı Kureta'ların,
Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar!
Orada icat ettiler, benim için,
üç sorguçlu miğfer giyen Korybant'lar
çembere gerilen deriyi.
Orada karıştı çoşkun davul sesleri,
Phyrgia kavallarının tatlı nefeslerine
Korybant'lar davulu Rhea anamıza verdiler
Bakkha'ların çığlıkları arasında
gümberdesin diye."

Euripides; Bakkha'lar Tragedyası'ndan



Kureta'lar Giritli anatanrıça Rhea'nın, Korybant'lar da Phrygialı anatanrıça Kybele'nin rahipleridir. Burada iki ana tanrıçanın ve onun hizmetinde bulunan efsanelik rahiplerin de birbirine karıştığını görürüz. 


Korybas Lydia ya da Phyrgia dilinde ilkin Attis'e verilen bir addır. Kureta'lar ise Zeus efsanesinde rol oynayan cinlerdir. Toprağın oğulları oldukları söylenir :


Rhea Girit'in Lyktos mağarasında Zeus'u doğurduğu zaman onu Amaltheia adlı nympha'ya teslim eder, Amaltheia da onu keçi sütüyle besleyip büyütür. Ama tanrı bebeğin seslerini Kronos duyup da öbür çocukları gibi Zeus'u da bulup yutmasın diye, Rhea çocuğun çevresinde Kureta'ların çoşkun rakslarla, tunç kalkanlarına vura vura gürültü yapmalarını emretmiş, böylece çocuğun bağrışmalarını tunç sesleriyle boğuyorlarmış.


Efsaneye göre Kureta'lar iki ya da dokuzmuş. Sonradan Zeus, Kybele ve Dionysos tanrılarının kültleri birbirine karışmış ve Dakty'ler, Korybant'lar ve Kureta'lar, hepsi birden anatanrıça Kybele'nin kültüne bağlanmıştır.


Bu rahipler Kybele ayinlerini baş döndürücü rakslarla , bağrışmalarla, flüt, davul ve tef sesleriyle kutlarlar, gümbürtülü bir vecit içinde kendilerinden geçerek tanrıya karışmayı sağlarlardı.




Azra Erat- Mitoloji Sözlüğü



* * * *




Şamanlık öğretisine göre dünya iyi ve kötü ruhların etkisi altındadır. Şaman ise bu ruhlarla ilişki kurabilen kişidir. Şamanlar iyi ruhların etkisini devamlı kılmaya, kötü ruhları ise uzaklaştırmaya ve yarattığı kötü etkileri yok etmeye çalışırlar. Bu amaçla şamanlar çeşitli ayinler yaparlar. Şamanlar ayinleri sırasında çeşitli enstrumanlar kullanırlar. Özellikle ritm verici davul tipi enstrumanlar daha yaygındır. 


Mesela Sibirya’da halen bu davullar kullanılmaktadır. Asya Şamanları bu davulları yalnız dini törenler esnasında kullanır. Davulun kullanım amacına bakarsak, ruhlar boyutuna giderken kullanılan bir araç olarak görülebilir veya kötü ruhları kaçırmak için kullanıldığına dair düşünceler de vardır. Asya'nın bazı bölgelerinde, davul yerine yay veya ziller takılı asa kullanan şamanlar da vardır. Sonuçta her türlü şaman ayini esnasında bir ritmler dizisi vardır. ..link









Zeus / Keçi sütü = Herkül / Hera sütü = Yiğit / Anatanrıça, ; Kurt / At / Keçi / Süt Gölü = İlk Ruh - Türk Mitolojisi..link





- Lyktos ya da sonradan Lyttos olarak anılan şehir, Girit'te en güçlü şehir devletlerinden biriydi ve Knossos'un da düşmanıydı. (Homer) ; Kurt - Likya : "Lykia'lıların bu adı almalarının nedeni, tanrıları Apollo Lykeios'a bir kurt (lykos) olarak tapınılmasıydı." - (George Thomson- Tarih Öncesi Ege) ; Ama annesi Leto bir dişikurttur ve güneybatı Anadolu'da doğmuş, doğurmuştur. Girit'te de kurt vardır ve Anadolu'dan gitmiştir, Leto adına şenlikler düzenlenir. Girit'ten kıtlık nedeniyle geldikleri söylenen Likyalılar, Truvalılar ile akrabadır ve Kurt kutsal hayvanlarıdır. Artemis ile Apollo'nun babası Zeus değildir, sonradan yamanmıştır, ki Apollo için bile Leto'nun ailesine, anaerkile karşıt olarak sonradan eklenmiştir, denilir.



- Zeus'un mağarada doğması = Türk halk kültüründeki mağara kültü, Hz.İsa 

- Anadolu kökenli Attis - ölüp dirilmesi = Adonis-Osiris-Dionysos-Persephone-Hz.İsa 

- Anadolu kökenli Kybele / Batılılara göre Asyalı...(Britannica Encyclopaedia)

- Kışın sona erdiği ve baharın resmen başladığı , genç ve yakışıklı "Tanrı", mevsimlerin değişimiyle dönemsel olarak ölür ve tekrar dirilir. Ekinoks kutlamalarının kökeni de Sümerler'e kadar uzanır. Tarih kronolojisine göre ; Yunan mitleri diğer uygarlıklardan alıntıdır .












Güney Amerika Yerlileri ile Sibirya Şamanları benzerlik gösterir.



not:
Türkler Müslümanlıktan Öncede Tek Tanrı İnancına Sahipti, 
Şamanizm bir Din Değildir.





























9 Mayıs 2015 Cumartesi

TRUVA SAVAŞI BİTTİKTEN SONRA....





ODYSSEUS evine dönmek için yola çıkar.



...Güneye doğru yol alıp Mora yarımadasının ucuna varmak üzereyken, sert bir poyraz fırtınası onu önce Kythera adasına atar. Lotos yiyenlerin ülkesine çıkarlar. Yerliler Odysseus'un arkadaşlarına lotos denilen yemişten yedirir, bu yemiş onlara sılayı unutturur, orada kalmak isterler. Odysseus onları zorla gemiye bindirir.

Kuzeye doğru yol alırlar ve keçilerle dolu bir adaya çıkarlar. Orada et kumanyası yaparlar. Odysseus yanına Oniki yoldaşını alarak, bu adanın biraz ötesinde bulunan Kykloplar, yani Tepegözler iline geçer.

Bir mağaraya girerler, buranın zengin bir mandıra olduğunu görürler. Akşam olunca Tepegöz sürüleriyle döner, mağaranın kapısına kocaman bir kaya dayar ve Odysseus'un arkadaşlarını ikişer ikişer yemeğe koyulur.

Odysseus'un kurnazca düzenleri burada başlar; Tepegöz'ü sarhoş edip, gözünü çıkarır, adının Kimse olduğunu söylediği devin yardım alıp kendisini kovalamasını önler ve mağaradan çıkmak için sürülerin altına girip saklanmayı başarır. Tepegöz elleriyle sürülerini yoklar ama hiçbir insana rastlamaz.

Ama Odysseus , tanrı Poseidon'un amansız öfkesini de üstüne çeker, çünkü Tepegöz tanrının oğludur.




....




KYKLOPES - KYKLOP'LAR


Tepegöz de denilen yaratıklar , tek ve yuvarlar gözlü devlerdir. Yunan mitosunda üç türünden söz edilir.

Gaia ile Uranos'un oğulları göksel Kykloplar, 
Odysseus ile adı geçen Polyhemos gibi Sicilyalı Kykloplar,
Kaynakları Lykia'da bulunan duvarcı Kykloplar.

Birinci türü Hesiodos (MÖ.700) Theogonia'da şöyle söz eder:
Sonra Toprak Kyklopları doğurdu, azgın yürekli,
Brontes'i , Steropes'i ve belalı Arges'i,
ki bunlar vermiştir Zeus'a şimşekleri, yıldırımı...
Her bakımdan tanrıya benziyordu bunlar,
ama bir tek gözleri vardı alınlarında.
Yuvarlak tek gözlerinden geliyordu adları,
zorlu, başarılıydılar hep yaptıklarında.
Uranos'un yeraltına kapattığı bu devleri hemsoyları , Yüzkollularla birlikte yeryüzüne çıkarır ve Titanlara karşı savaşta silah arkadaşı olarak kullanır.
Hades'e görünmez kılan başlığı, Poseidon'a da üç dişli yabayı veren bu devlermiş.


Kykloplar üzerine başka efsaneler de anlatılır:
Apollon, Kykloplara düşman kesilir, çünkü oğlu Asklepios insanları ölümden kurtarıyor diye Zeus'un öfkesine uğrar ve Kyklopların yıldırımıyla öldürülür. Apollo baştanrı Zeus'a el kaldıramadığı için Kyklopları öldürmeye kalkışır. Zeus buna kızar, bir an oğlu Apollon'u Tartaros'a atmayı düşünür, sonra bu kadar ağır bir cezadan vazgeçip onu bir yıl için sığırtmacı olarak Admetos'un yanına yollar.

Bu efsanede Kykloplar ölümsüz tanrılar değil, ölümlü yaratıklar olarak gösterilmiştir.
Sicilyalı Kykloplar olan Polyphemos ise, önce Homeros'un ( MÖ.8.yy ikinci yarısı) Odysseia destanında, sonra da İskenderiye şiirinde sözü geçen yaratıklardır.

Kuzey İtalya ile Sicilya kıyıları ve adalarında yaşarlar. Bu bölgenin yanardağ bölgesi oluşu, oralarda toprak altına kapatılan Tepegözlerin Demircilikle uğraşan birer cin olarak canlandırılmalarına yol açmıştır.

Bunlar Hephaistos'un (Demircilik zanaatı, ateşler tanrısı , Hera'nın kendi başına doğurduğu "çirkin ve sakat" oğlu) işliğinde demir döverler, maden işlerler ve tanrılara silah yaparlar. Tek gözleri ateşin karşısında kor gibi parlar, kraterlerden fışkıran kıvılcımlar onların örsünden fırlayan ateşlerdir, yersarsıntıları ve gürültüleriyle kendilerini belli ederler.

Ama Odysseus destanında bunun tam tersi görülür, Kykloplar hayvancılıkla geçinen, koyun ve keçileri bol olan ağıllarda, mağaralarda yaşayan yamyam devler olarak gösterilir.

Duvarcı Kykloplarsa Anadolu'da, Yunanistan ve Sicilya'da iri taşlarla örülmüş kyklopeen denilen ne kadar sur varsa, hepsinin yapıcıları sayılır.

Bunlar ne cin , ne de tanrıdır, tarih öncesi çağlarda şehir kalelerini yıkılmaz, aşılmaz ve alınmaz duvarlarla çevirmek için efsanelik kralların, önderlerin emrine giren bütün bir ulustur. Öte yandan bu duvarcı Kyklopların Anadolu'nun Lykia bölgesinden gelme oldukları da efsanelerde belirtilir.

Halikarnas Balıkçısı Tepegözlerin Hitit kabartmalarından esinlenerek üretildiğini söyler. Kabartmalarda profilden dev ve tek göz görünümleri, kayaya oyulmuş surlar, iyi birer duvar ustası olmaları.... Efsaneler bu duvarcı devlerin, Anadolu'dan gelme, dağ kayalıklarına mezarları kazmakla ün salmış Lykia'dan gelme olduklarını ayrıca belirtir.


Azra Erat-Mitoloji Sözlüğü





....



GALATEA VE KYKLOP POLYPHEMOS AŞKI


Elli deniz perilerinden Sakin Deniz tanrıçası/Beyaz-Süt anlamına gelen adıyla Kyklop'un dikkatini çeker ve ona süt, peynir ve yabani meyvelerle kur yapar. Ama Galatea sicilyalı Akis'i sever.

Kyklop bunu öğrenince kıskançlık krizine girer ve AKIS'i kayaların altında ezer. Galatea derin bir yasa girer ve AKIS'i bir nehire çevirir.

Bazı hikayelerde ise Galateia'nın Polyphemos ile Galatos'un kızı ve Anadolu'daki Galatların kralı Galatia'nın annesi olduğunu söyler.

Kyklop Polyphemos'un Galatea'yaya yakarışı:
"O, beyaz Galatea, neden sevgimi hiçe sayıyorsun? Peynirden daha beyaz, kuzudan daha yumuşak, büyüyen asmalardan daha ürkek sevgilim...Bu yolu nasıl yürümek istersin? Çok yakında tatlı bir uyku ağır basıp kısa sürede gidince, Gri Kurt'un geldiğini gözlemleyen bir koyun gibi hissediyorum. Annenle ilk kez geldiğinde sana aşık oldum . Bir kez gördüm ve ne o günü nede seni unutamadım, umrumda da değil. Tanrı biliyor ama sen birazcığını bile bilmiyorsun."

Galatea genelde bir deniz canavarı ya da balık kuyruklu bir tanrının üzerinde yan oturan güzel bir kadın olarak betimlenir.






BANA AİT NOTLAR:


- DEMİRCİLİK VE DUVAR USTALIĞI TÜRKLERE MAHSUSTUR. TEPEGÖZ, DEMİRCİ USTASININ KULLANDIĞI KORUYUCU MASKEDEN TÜRETİLMİŞTİR. TRUVANIN DUVARLARI AŞILMAZDIR. ATİNALILAR BİLE, AKROPOLİSİ ÇEVRELEYEN DUVARLARI ÖRDÜRMEK İÇİN PELASGLARI TUTMUŞTUR.

TEPEGÖZ=CYCLOP / KYKLOP DUVARLARI OLARAK TA ADLANDIRILIR. HEPHAİSTOS'UN DEMİRCİ VE ATEŞ TANRISI OLMASI "TÜRK" MİTLERİNDEN DOĞMUŞTUR, ÇÜNKÜ HELEN DEĞİL PELASG HALKINA AİTTİR.

- LİKYALILAR TRUVALILAR İLE AKRABADIR VE GİRİT'TEN KITLIK NEDİYLE GÖÇMÜŞTÜR. GİRİT'TE TE KURT VARDIR. LİKYA'DA KURT KUTSAL HAYVANDIR, LETO BİR DİŞİ KURTTUR, BAZI YERLERDE İSKİT TÜRKLERİ OLAN HYPERBOREANLI DİŞİ BİR KURT TARAFINDAN KORUNDUĞU SÖYLENİR. BÖYLE OLUNCA DA, LETO'NUN HYPERBOREANLI OLDUĞU DA DÜŞÜNEBİLİNİR. BU DA, İSKİT - SAKA TÜRKLERİNDE DİŞİKURT EFSANESİNİN VARLIĞINI KANITLAR.

DİĞER KANIT İSE; HYPERBOREANLI ABARİS APOLLO'NUN RAHİBİDİR VE ABARİS, AVAR TÜRKLERİNİN ADIDIR. APOLLO'NUN LAKABI LYCEUS'TUR, "KURT APOLLO". ETRÜSKLERDE APOLLO APLU DİYE GEÇER. ARTEMİS DE AY VE BEREKET TANRIÇASIDIR.

YANİ, ETRÜSKLERİN DİŞİ KURT EFSANESİ LETO VE İKİZLERİNDEN BAŞKASI DEĞİLDİR. TRUVA SAVAŞINDAN SONRA ETRÜSKLER BU TOPRAKLARDAN İTALYAYA GÖÇMÜŞ VE DİŞİKURT EFSANESİNİ DE GÖTÜRMÜŞTÜR. ETRÜSKLER VE TRUVALILAR AKRABADIR. 2 KERE GÖÇ OLMUŞTUR. MÖ.11 YY VE MÖ.8.YY DA . ATALARI NA DA TURSALAR DENİLİRDİ Kİ KENDİLERİNE RASENA DİYE HİTAP EDERLERDİ. RASENA ASENADAN BAŞKASI DEĞİLDİR. ANADOLUNUN BATISINDA AS TÜRKLERİ VARDIR ODİN DE ZATEN ASAGARD HALKINDADIR, YANİ AS TÜRKLERİDENDİR.

AYRICA TUR VE TAR TÜRKLERİN KÖKEN İSMİDİR. AYNEN İBERYA YARIMADASINDAKİ TARTAROS İLE ANADOLU'NUN BATISINDAKİ TARTAROS (DARDANOS-ÇANAKKALE) BAĞLANTISI GİBİ...TÜRKLERDEKİ TARKAN, HİTİTLERDEKİ TARKANDEMOS VE ETRÜSKLERDEKİ TARQUİN BAĞLANTISI GİBİ...

AYRICA TARHUN HİTİTLERDE YILDIRIM TANRISIDIR VE KÖKENİ HURRİLERE DAYANIR GÖKSEL VE FIRTINLAR TANRISIDIR, HURRİLER TÜRKTÜR. ZEUS ACABA NEREDEN DOĞMUŞTUR ? TABİİ Kİ SABAZİOS'TAN, SÜREKLİ AT SIRTINDA YAŞAYAN GÖÇEBE ATLI, GÖKYÜZÜNDE GEZEN GÖKBABADIR O. BAKKHOİ SABOİ OLARAKTA ANILIR VE HEM DİONYSOS (BACHHUS) HEM DE ZEUS ONDAN TÜREMİŞTİR. SABAN BİR İSKİT TÜRK BOYUDUR VE SAVAR, SUVAR, SİBİR DİĞER ADLARIDIR. SUVAR TÜRKLERİ GÜNEYDOĞU ANADOLU'DAN HER YÖNE GÖÇMÜŞTÜR. SİBİRYA'NIN DA İSİM BABASIDIR. ÇUVAŞLARIN, HUNLARIN ATASIDIR.

YUKARIDAKİ MİTOLOJİDE GEÇEN, AKIS (AKIŞ / NEHİR / AKMAK?) VE TABİİ Kİ "GRİ KURT" SİZE NEYİ HATIRLATIR? SİCİLYA'DA BALBAL VE KURGANLARA RASTLANIR. ETRÜSKLERDEKİ, KORSİKA'DA Kİ TAŞBABALARI DA UNUTMAMAK GEREKİR.

TRUVA KRALI PRİAMOS'UN ATASININ ADI SAKAMANDER'DIR VE ONUN OĞLU TEUCER TRUVAYI KURMUŞTUR. PRİAMOS'UN YEĞENİN ADI DA TEUCER DIR VE BU ADIN TARKU DEN GELDİĞİ VARSAYILIR. YEĞEN TEUCER KIBRISTA SALAMİS'İ KURAR ONUN SOYUNDAN GELENLER DE MERSİN'DEKİ OLBA (ALBA) KENTİNİN KURUCUSUDUR.

TRUVALILAR DA AT KUTSALDIR, SAKAMANDER TANRISINA KURBAN EDERLER, HEKTOR (EKTOR) BİR AT TERBİYECİSİDİR. SAKAMANDER SAKA TÜRKLERİNİN ADINDAN GELİR. TRUVA DA Kİ BAZI TÜMÜLÜSLERDE AT KEMİKLERİNE RASTLANMIŞTIR. VE TRUVALILAR KENDİLERİNE TEUCER DER. TRUVANIN DÜŞMESİYLE HALK DAĞILIR, ODİN VE HALKI DA BUNLARDAN BİRİDİR.

- LİKYALILAR ANAERKİLDİR, AMAZONLUK TÖRESİ İŞLER. AMAZONLAR İSKİTLER İLE KİMMERLERİN KOLUDUR VE PROTO-TÜRKTÜR. SOY ANNEDEN DEVAM EDER, BU ETRÜSKLERDE DE VARDIR. VE LİKYA'NIN ESAS ADI KURTTAN GELİR; LUKİYA (LUKKA, LUKKİ). DİŞİ KURT LETO VE İKİZLERİNİN TAPINIM MERKEZİDİR.

- NE TRUVA'NIN, NE LİKYA'NIN , NE DE HİTİT'İN DİPLOMATİK YAZIŞMALARDA VE DİNSEL TÖRENLERDE KULLANDIĞI HURRİ DİLİ, YUNANCA YA DA HİNT AVRUPA DEĞİLDİR, Kİ HİNT AVRUPA TEORİSİ ÇÖKMÜŞTÜR. HİTİTLER KENDİLERİNE NESİLİ/NESİTE DER, AMA ONLARDAN ÖNCE O BÖLGEDE HATTİLER VARDIR VE KELİMENİN YANLIŞ OKUNMASINDAN DOLAYI NESİLERE HİTİT ADI UYARLANMIŞTIR. HATTİLER TÜRKTÜR VE HİTİTLERİN BAŞKENTİ DİYE ANLATILAN HATTUŞA'YI HATTİLER KURMUŞTUR.

DİLE ÖRNEK : 
ANA/ANNE - TÜRKÇE ; 
AN'NA'AŞ (ANNAŞ) HİTİTÇE 
NİNDA - HİTİTÇE "EKMEK" ; 
NİNDA - SÜMERCE "EKMEK"




Hatta Homeros'un bu hikayeyi doğudan aldığı da söylenir ki bugün tartışma konusudur "Homeros yazmadı bu destanı" diye, Heredot bile Homeros'un bu destanı yazıp yazmadığını sorgular kitabında. Homeros'un yazdıkları günümüze gelmemiştir.

İskenderiye kütüphanesinin 2.müdürü olan Efesli Zenodotus MÖ.3.yy-2.yy'da Homer'in yazdığı düşünülen kitaplarını toparlayıp düzenlediği ve tekrar yazdığı bilinir. Homer'den 600 yıl sonra!!! Kimbilir nasıl bir değişime uğramıştır. Kitapta Vatanını koruyan (H)Ektor yerine Aşil kahraman olarak algılanır....Yunan kültürünün etkisi vardır ve onların mitolojisi ancak MÖ.8.yy'dan sonra oluşmaya başlamıştır. Ayrıca demokratik olmayan Atina'ya da demokrasi MÖ.4.yy dan sonra, Anadolu topraklarından gitmiştir.

Sadece İlyada ya da Odysseia'da değil, Anglo Sakson destanı olan ve 11.yy'da yazıya geçirilen Beawulf'ta Dede Korkut destanlarıyla örtüşür. Arthur ve Excalibur da İskitlerden geçmiştir.

Truva ve Anadolu Türklerin Anayurdu deniliyorsa, Sakaların-İskitlerin Avrupa'da gezindiği, daha sonra ki Hun ve Avar göçüyle de Türklerin varlığı süreklilik arz ediyorsa, Avrupa'daki diğer milletlerle karışmış olmaları ama kültürün devam ettirilmiş olması göz ardı edilemez.

Nasıl ki Bilgimış Herkül (Köroğlu) olduysa, Sümer hayvan masalları Aesop'a mal edildiyse...Masallarımız insanları cezbetmiş ve Türk'ü silmeye çalışanlar bilsinler ki, elleri avuçları bomboş kalır, hiçliği yaşarlar.



EK:

"Whenever a Turanian race exists or existed, there their tombs remain; and from the Pyramids of Egypt to the mausoleum of Hyder Ali, the last Tartar king in India, they form the most remarkable series of monument the world possesses, and all were built by people of Turanian race. No Semite and no Aryan ever built a tomb that could last a century or was worthy to remain so long." - A History of Architecture by J.Fergusson

"The most remarkable series of monuments the world possesses, were built by people of Turanian race...." - Rivers of Life ii - Forlong

"The Turanian races were the first to people the world beyond the limits of the original cradle of mankind, in the valley of the Euphrates before the Semitic or Aryan races came there. The Turanians were builders; the Semitic races never erected a building worthy of the name. When King Solomon decided to build the Temple at Jerusalem, he lead recourse to Turanians to take the lead in the work." - Moses W.Redding, Illustrated History of Freemasonry



"Bir zamanlar Atinalılar, Akropolis'i çevreleyen duvarları ördürmek için Pelasg'ları tutmuşlardı. " ... (Tarih Öncesi Ege,Prof.George Thomson (1903-1987)


SAYGILAR, SEVGİLER,
SB.





Odysseus, Koç'un altında saklanırken
Delphi Apollo Tapınağı'ndan
Bronz - MÖ.540-530
Archaeological Museum, Delphi










PELASGLARIN ETRÜSKLERİN ATASI OLARAK SAYILMASI. ETRÜSKLERİN DE DEMİRCİ MİLLET OLARAK TANINMASI, ETRÜSKÇENİN DE, PELASG DİLİNİN DE TÜRKÇE OLARAK AÇIKLANABİLMESİ...(LİNK)