deşti kıpçak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deşti kıpçak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2020 Salı

Kıpçaklar ve Aziz Georgi

 

Selçuklu - 12.yy

Murad Adji:

"Gerçekten de yalanın ayakları kısa. Meğerse Doğu Kilisesi'nin Patrikhanesi bugünkü Rusya'nın kapsadığı bölgede faaliyet gösteriyordu. 304 tarihinden itibaren Kafkasya'nın Derbent şehrinde. Başında Türk din ruhbanı vardı. Avrupa ve Orta Doğu burada istavroz çıkartıyordu. Buradan Ermeni Kilise'nin kurucusu Maarifçi George, atlılar eşliğinde, çarın at arabasında, Kutsal Haçı Avrupa'ya götürüyordu. Gürcü, Alban, Suriyeli, Kopt ve Bizans Piskoposları ibadetlerini burada yapmıştı. Bunların hepsi 325 tarihinde yapılan Dünya Konsey'inde önce olmuştur. Bunlar nasıl unutulabilir.


Dünyanın en eski tapınakları Rusya'da bulunuyor, ama bilinmiyor. Çünkü Tarihin bir devri tamamen silinmişti.


Bir Hristiyan'ın 449 tarihinde Efes Kilise Konseyi'nin Kiev'in, daha doğrusu Beştau'un da dahil olduğu İskit Patrikhanesini onayladığını bilmemesi affedilemez. Demek, Kievliler daha önce Hristiyanlığı kabul etmişti.


Büyük Bozkır'da çok eski zamanlardan beri, hamileri Aziz Georgi'ye (Hıdır, Kıdır, Hızır...) hürmet ederlerdi. Neredeyse 1500 yıldır onun günü olan 6 Mayıs ve 9 Aralık'ta bayramlar kutlanırdı...


Gerçi atalarımız ona Georgi demez, Gürcü derlerdi....


XIV.yüzyılda bir yerlerden aniden, Moskovalı, yani Moskovskaya olduğu kabul edilen, sonradan Rusya'da Moskova'nın simgesi ve arması olarak kabul edilmiş olan muzaffer Aziz Georgi'nin yeni ikonası, esrarengiz bir şekilde ortaya çıkmıştır. İkonada havari Georgi mızrakla yılanı öldürmek üzeredir. Havari Georgi, ilk kez bir atlı olarak tasvir edilmiştir. Daha önce bunu kimse görememiştir. Moskovalıların başarısının sırrı, acaba burada mı gizli? Azizin hayatını okuduğumda bunu düşündüm. Her zaman olduğu gibi din, yani Hristiyanlık gene siyasete sinsice alet edilmiş ve ustaca kullanılmıştır.


Bilmem, hatırlar mısınız, Georgi askerlere ve hayvancılıkla uğraşanlara yardım ediyordu; onların hamisiydi... Billinen şeyleri anlatmaya gerek yok. Fakat Georgi Ejderha'yı NASIL yendi? Mızrakla değil! "Haç ve Sözle", yani kötülüğü Dua ile yenmiştir!


Ruslar, Aziz Georgi'yi bilinçli olarak seçmişlerdir. Çünkü o, Bozkırlara Hristiyanlığı getiren ve IV.yüzyıldan itibaren Deşt-i Kıpçak'ta Kıpçakların koruyucusu sayılan ve kabul edilen kişidir. Bu yüzden hürmet görüyordu. Moskova hükümdarları aziz tasvirlerini böyle nişan olarak kullanmışlardır. İngiliz tarihçisi D.Fletcher'e göre, bu kurnaz adımın mimarı İvan Dmitriyeviç Belski'dir. Belki de başkası. Mesele isimde değil.


Kadim ikonografi kaidelerine göre, havari Georgi'nin kemerine takılan hafif bir kılıç ve mızrağa dayanmış bir genç adam olarak tasvir edilmesi gerekiyordu. Eski ikonalarda at, yılan ve öldürme sahneleri elbette tasvir edilmiyordu. Çünkü askerlere ait kahramanlık sahnelerinde öyle hadiseler görünmüyordu. Ayrıca, Georgi öldürmek için havari olmamıştı ki!


Moskova ikonasında ise, o kadim konu değiştirilmiştir. Daha önce Aziz Georgi'yi kılıca yaslanmış şeklinde tasvir ediyorlardı. Ejderha, at ve katil yoktu. Halbuki Moskova Kremlinin ikonasında bunun hepsi mevcuttur. Muzaffer Georgi, Moskova'da, maalesef siyasi çıkarlar uğruna, sayısız yalanlarla yeni bir çehre ile tasvir edilmiştir. İkonalarda tasvir edilen konu ta başından beri yalanlara dayandırılmaktadır.


Efsaneye göre, Georgi'nin yaptığı duadan sonra Ejderha gücünü kaybetmiş ve askerin önüne uzanmıştır. Kurtulan kızz Ejderhaya tasma takarak onu "itaat eden bir köpek" olarak şehre götürmüştür. Aslında "itaat eden bir köpek" ifadesi de XII yy'da Altın Efsanesi'nden alınmıştır. Ünlü Ladojskaya ikonası da aynı temayı tekrarlıyor. Temayı değiştirme işini, Moskova'nun kendisi uydurmamıştır. Aslında o da Batıdan almıştır.


Georgi Menkıbesini, Batı Kilisesi, XIII.yüzyılda bilinçli olarak değiştirmişti. Bu hikâyeyi ben "Aziz Georgi'nin Sırrı" adlı kitabımda anlattım. Aziz Georgi'yi "ata" bindirmişler, "öldürmeye" zorlamışlar ve "katil" yapmışlardır. Batıda şövalyelik akımı tam o zamanda başlamıştı ve askerin yeni bir remze ihtiyacı vardı. Kilise bu tasviri Aziz Georgi'nin "yüz"ünde bulmuştur. Bozkırların aldığı darbe çok şiddetliydi: Aziz Georgi, kutsal remizleri olan "Ejderha"yı öldürüyor. Demek, Tanrı Bozkır'dan yüz çevirmiştir! Sonra yeni bir darbe geldi: 1666 tarihinde Kilise Konseyi'nde...


Herhangi bir halk için yeni bir ikona, belki de pek dikkat çekmezdi, ama Bozkırlılar için öyle değildi. Onlar bu yeni ikonada, Gök'ün yeri kararını okumuşlardır. bozkır yavaş yavaş direnmeyi bırakmıştır. I.Petro, daha sonra Bozkırlıları, Slav olarak değiştirmeye başladı.


İtiraz etmek isteyenleri düşünmeye davet ediyorum: Stepan Razin ve Emelyan Pugaçev hangi dili konuşuyordu? Ataman Ermak Timofeeviç, hangi emirleri veriyordu? Onların meşhur sloganını hatırlayınız: "Sarın na kiçku". Daha doğrusu, "Sarın kiooççak"; Türk dilinde bu "yaşasın kahramanlar!" demek. bu çağrıya cevap olarak, saldırıyla geçildiğinde "U-ura-a", yani "vur" sesleri yansırdı. Atilla zamanında da aynı şeyler yaşanıyordu..."


Murad Adji,

Kaybolan Millet (Deşt-i Kıpçak Medeniyeti)

Çev: Zeynep Bağlan Özer


Murad Adji'nin (link) bu iki kitabı da Türkçeye çevrilmeli.

* Aziz George ve Hunlar - 2019

* Büyük Bozkırın Sagaları - 2016


Ejderhayı öldürme motivi Sumerlilerden kalma

Suriyeli Yahya ve İkon - Murad Adji



14 Şubat 2017 Salı

Kıpçak Çöngül Kurganı








Kıpçak Beyi (Tigaki !?) ye ait Kurgan - 12.yy-13.yy
Çöngül (Chingulsky - Chingulskogo) Kurganı - Ukrayna


Belki de: 1290- Toktaga Kağan (1290-1312)- link
Maybe : 1290-Toqtagha becomes Kipchak Khan (1290-1312)




1981 de açılmış. Türk geleneğinde görülen, atın başı kazığa geçirildikten sonra gömüldüğü ortaya çıkmış.: 

" The horse skull found here in the excavations suggests a "scarecrow" consisting of a diagonally planted pole with horse's head at its upper end, draped in the skin of a horse."

"... the caftans from the Chungul Kurgan burial reflect a nomadic and Turkic military identity through their cut and materials."

Foreign Vesture and Nomadic Identity on the Black Sea Littoral in the Early Thirteenth Century:
ARS Orientalis Volume 38 more to read:
by Warren T.Woodfin, Yuriy Rassamakin, Renata Holod



Kipchaks and Cumans are Turkish People, called as Polovets in Russia and Europe.
/link for Codex Cumanicus / link for Kipchaks in Hungary



Chungul Kurgan from the Qipchaq Steppe of the Early 13th Century / link


"The pit shoulders Chingulskogo mound of the second third of the XIII century. (Zaporozhye), in which, apparently, was buried in one of the Polovtsian khans (Tigaki?) At the top had the dimensions 4.35 x 2.1 m and a depth of 5 m [Otroshenko-Rassamakgn, 1986].


Kemer Tokasında Hüma KuşuFotolar:



















Kipchaks, Qipchaq, Qifjaq, Xifjaq, Kimchag, Kimcha'ud, Kuchak, Kyfchak, Kimaks, Kibi, Kukiji, Kujshe, Kuche, Kyueshe, Kushi, Kushu, Kuchuk, Cumans, Quman, Comani, Kumandy, Kun-ok, Kun, Kangli, Kengeres, Qangli, Seyanto, Sirs, Tele, Falven, Falones, Val(e)we(n,) Phalagi, Skythicon, Sakaliba, Khartesh, Рlаvсi, Рlаwсу, Рlаuсi, Рlаwci, Раlусz(оk), Polovetsy, Polovtsy, and other variations / link



Turkish Kipchak "Stone Father/Grandmothers" "Taşbaba/Taşnine" Gravestones from Ukraine and 
on the left from Elazığ Turkey



PS: 







11 Temmuz 2016 Pazartesi

ÇİNGİZLİ DEVLETİNİN BÜYÜMESİNDE ROL OYNAYAN TÜRKLERDEN ÇELME VE SUBUTAY



“Mogolların Gizli Tarihi” isimli bu anonim eserde Çelme ve Subutay’ın ölüm tarihleri yoktur. Ama dikkatlice tedkik ettiğimiz bu kaynakta, Çingiz’in varlığının da, devletinin genişlemesinin de esas dayanağı Çelme ve Subutay ile onların yoldaşı Cebe, Kubilay ve Bugurçu’dur. Çingiz Han’ın babasının sağlığından itibaren onun yanında yer alan Uranhay kabilesi ve bu halkın önde gelen beylerinden Çelme ve Subutay, küçücük bir topluluktan koca bir cihan devletinin doğmasına aracılık yaptılar. Çelme ve Subutay kardeşler ölene kadar Çingiz Han’a sadık kaldılar. Öyle ise bu derece önemli iki kişinin mensup olduğu Uranhay kabilesi üzerinde de biraz durmakta fayda vardır. 


Kimdir bu Uranhaylar? Kimilerine göre bir Mogol kabilesi mi, yoksa bazılarının söylediği gibi bir Türk aşireti mi? Bugünkü Mogolistan halkları içerisinde en misafirperver topluluklardan birisi olarak gösterilen Uranhaylar, umumiyetle bu ülkenin kuzeyinde bulunan Tuvalılarla eş tutulmakta olup; bunlara zaman zaman birtakım araştırma eserlerinde “Soyot” dendiğini de görüyoruz. Bununla birlikte bazan daha kuzeydeki Saha Türklerinin Uranhay diye adlandırılmaları söz konusudur ki, bu görüşe daha çok Sahalı bilim adamları rağbet ediyor.


Tuva Türkleri hakkında Türkiye’de ilk ciddi çalışmayı yapan S.Gömeç, onların Kök Türkçe yazılı belgelerde zikredilen “Üç Tuglu Türk Bodun”un bir parçası olduklarını ileri sürüyor. Üç Tuglu Türk Bodun üzerinde gerçekleştirilen incelemelere göre de, bu federasyonun bir üyesi Tuvalılardır. Kök Türk, Uygur ve Kırgız çağında umumiyetle bugünkü konumlarını muhafaza eden Tuva Türkleri, Altaylı Türkler gibi Kök Türk konfederasyonunun bugüne kadar gelen temsilcileridir. Tuvalılara yakıştırılan Uranhay ve Soyot gibi isimler de onların kendi adlandırmaları değil, komşu halklarınmverdikleri tanımlamalardır. Tıpkı bugünkümTuvalılarla aynı yerlerdemyaşayan Kırgızlara, bir vakitler Çinlilerin “Hakas” dediklerini dembiliyoruz. Günümüzün Hakasları, Kırgızların anayurtta kalanmparçalarıdır. Dolayısıyla Uranhaylarla,mşimdilerde RusyamFederasyonuna bağlı bir muhtar cumhuriyet halinde yaşayan TuvalımTürkler aynı halktır. 


İşte bu müstesna Türk boyu, Kök Türk Kaganlığının yıkılışı esnasında onlara sonuna kadar sadık kalmakla beraber, 13. asrın başlarında bir cihan devleti olarak ortaya çıkan Çingizlilerin böylesine güçlenmelerinde önemli roller ifa ettiler. Çingiz Han’ın yanında ölene değin yer alan Çelme ve Subutaynngibi Uranhaylar, onun sınırsız kuvvetinin dayanağı oldular. 


Zaten pekçok araştırmacı Çingizlileri bir Türk devleti olarak görürler ki; başta ahalisinin üçte ikisi, devlet memurlarının büyük bir kısmıyla, ileri gelen komutanların Türk oluşu da bunu ispatlıyor. Tarihe baktığımızda bu muazzam siyasi teşekkül Çingiz ve oğullarının ölümünün ardından, kısa sürede kaçınılmaz bir şekilde Türk ve Müslüman olacaktır. 


Prof.Dr. Saadettin GÖMEÇ
detaylı -PDF:








Aşağıdaki kaynakta "düşmanı bölmek için hileyle diyor", Çelme ve Subutay'ın Kıpçaklarla konuşması yer alıyor: "Sizin gibi biz de Türk'üz. Ve siz, bu yabancılarla beraber bize karşı ittifak mı edeceksiniz, kardeşlerinize?"... derken...

Bazı kaynaklarda Çelme ve Subutay'ın kabilesi olan Uranhaylar (Uryankhay)'ın bir Moğol kabilesi olarak görülmesi, Demircinin oğulları olmaları, ve Kıpçak Türklerine "Biz de Türk'üz" demeleri aslında düşündürücüdür!...



"After the capture of İlak the two generals Chepe and Sabutai marched against Rai, "whose ruin-heaps still remain not far from Teheran", and taking advantage of a religious feud which raged among the inhabitants, gained possession of the town. From thence they passed through Azerbaijan, and wintered on the rich plains of Mogan, on the shores of the Caspian Sea. In the spring of the following year (1222) they advanced into Georgia, and having ravaged the country marched northwards into Daghestan, on the western shore of the Caspian. Here they were surrounded in the mountain defiles by a combined force of Lesghs, Circassians and Kipchaks.


In this difficulty they had recourse to a ruse to divide the forces of the enemy." We are Turks like yourselves", they said to the Kipchaks, "and will you ally yourselves with these strangers against us , your brethren? Make peace with us, and we will give you gold and garments as much as you list."


Seduced by these words the Kipchaks deserted their allies and joining forces with the Mongols, defeated their former comrades in a pitched battle, which led to the capture of the towns of Tarku and Terki.


source: The Life of Jenghiz Khan (Introduction. xxvii)
by Robert Kenneway Douglas, 1877
of the British Museum, and Professor of Chinese at King's College, London
translated from the Chinese Yuen She, or "The History of the Yuen Dynasty by Sung Leen; the Yuen she ly peen or "The History of the Yuen Dyansty Classified and Arranged" by Shaou Yuen-ping; and the She wei, or "The Woof of historu" by Chin Yun-seih. Each of these works contains facts and details which do not appear in the other two, and I cinsidered it best, therefore, to weave the three narratives into one connected history, rather than to translate one text, and to supplement it with notes.








SB




13 Mayıs 2016 Cuma

Ukraynalıların, Macarların, Türklərin Ümumi Ecdadı - QIPÇAQLAR (Kıpçaklar)







APA TV-nin “Səsli Tarix” layihəsinin növbəti buraxılışı Azərbaycan xalqının soykökünün formalaşmasında iştirak etmiş Türk etnosuna - Qıpçaqlara həsr olunub. Bir sıra Avropa xalqlarının, o cümlədən Macarların, Ukraynalıların, Moldovalıların soykökünün formalaşmasında böyük rol oynamış Qıpçaqlar tarixdə böyük iz qoymuş etnosdur. Xristian Türklərə məxsus qədim irsin, yazılı abidələrin müəlliflik hüququna sahib olan Qıpçaqların tarixdəki rolu daim təhrif olunub. “Səsli Tarix” verilişinin “Qıpçaqlar” bölümündə sizləri proqramın aparıcısı, tarix üzrə fəlsəfə doktoru, BDU-nun Arxeologiya və etnoqrafiya kafedrasının dosenti Kərəm Məmmədlinin bu etnosla bağlı açıqladığı maraqlı faktlarla tanış olmağa dəvət edirik.



Kıpçak Taşbaba'lı, Haritalı bir Kama (eserin kaçıncı yüzyıla ait olduğunu bilmiyorum)
Ukrayna'da






Soy Kökümüzün Formalaşmasında İştirak Etmiş Xalq - Qıpçaqlar!


Türk xalqları tarixində şanlı və ya şanlı olmayan izlər buraxan tayfalardan biri Qıpçaqlardır. Qıpçaqlar hazırkı Türk xalqlarının əksəriyyətinin, o cümlədən Azərbaycan Türklərinin tarixində soy kökündə yaxından iştirak etmiş Türk xalqlarından biridir. Qıpçaq formasında işlənən bu söz Çin mənbələrində “Kinça” şəklində keçir. Avropa mənbələrində “Kuman”, “Polovets”, ərəb mənbələrində isə “Kifçak” və ya “Qıpçaq” formasında işlənir. Bu sözün etimologiyasını həm onların tamgası, həm də xarici görünüşü baxımından izah etmək olar. Orta əsrlərdə xarici görünüşə görə ayrı-ayrı xalqlara ad verilməsi çox geniş yayılmışdı. Onlardan biri də Qıpçaqlar idi. Çin dilində “Kinça” göy gözlü, sarı saçlı adam deməkdir. Hətta Çin mifologiyasında göy gözlü, sarı saçlı adamlar haqqında danışanda onların Kinça olduğu nəzərə çarpır. Avropa, Slavyan dillərində, Yunan və Latın mənbələrində rast gəlinən “Kuman”, “Polovets” formasına gəldikdə, Kuman sarışın, bəyaz, ağ dərili mənalarını verir.



Ukraynalıların Dövlət Bayrağında Qıpçaq Tamğası

Ərəb mənbələrində, xüsusilə Muhamməd bin Nəsr əl-Mərvazinin əsərlərində isə bu ad Qıpçaq və Qıfçaq şəklində işlənir. Bu isə birbaşa onların totemi ilə bağlıdır. Belə ki, Qıpçaqların totemi bir-birinin ardında dayanmış, kəskin şəkildə hiss olunan iki bıçaq formasındadır. Sonradan bu tamğa onların etnoniminə, yəni Qıpçaq formasında çevrilib. Hazırda bu tamğa Ukraynanın dövlət bayrağında aydın görünür. Bu da bir daha sübut edir ki, Ukrayna xalqının soykökündə iştirak etmiş xalqlardan biri də Qıpçaqlardır. Çünki erkən orta əsrlərdə indiki Şərqi Avropa düzənliyində yaşayan Xəzərlər, Qıpçaqlar sonradan Ukrayna xalqının soykökündə iştirak etmiş iştirak ediblər.



Daha Bir Tarixi Mif: Qıpçaq - Oğuz Qarşıdurması

Təəssüf ki, istər elmi ədəbiyyatda, istərsə də elmi-publisistik  əsər, yaxud filmlərdə Qıpçaqlara yanlış mövqedən münasibət bildirilir. Onlar yırtıcı, vəhşi, dağıdan kimi təsvir edilir. Oğuz Türklərinin ortaq dastanı olan “Kitabi Dədə Qorqud” dastanında Qıpçaq obrazı bariz şəkildə görünmədiyi halda, təəssüf ki, filmlərdə Qıpçaqlarla Oğuzlar düşmən xalqlar kimi təqdim olunur, onların savaş səhnələrinə yer verilir. Daha dərinə varsaq, Fəzlullah Rəşidəddinin əsərində Qıpçaqlar Oğuzlara yad etnos kimi göstərilmir. "Came ət-təvarix" əsərində Qıpçaq adının yaranmasına aydınlıq gətirilir, Qıpçağın kim olması göstərilir. Belə ki, savaş zamanı Oğuz Xaqan döyüşdə olarkən onun qadınlarından biri ağac koğuşunda uşaq dünyaya gətirir və Oğuz Xaqan döyüşdən qayıdandan sonra görür ki, uşağı ağac qabığında doğulub, uşağı qucağına alaraq, “Qabucuğum” deyə əzizləyir və ona Qıpçaq adını verir.


Qıpçaqlarla Oğuzlar arasında savaşlar olub, amma bu savaşlar İslam dinini qəbul etmiş Oğuzlarla köhnə inancları saxlayan Qıpçaqlar arasında həm siyasi, həm də funksional baxımdan ola bilərdi. Təbii ki, ilkin səbəb daha çox coğrafi areala sahiblənməklə bağlı idi. Çox zaman Qıpçaq-Oğuz savaşları sadəcə, Qafqazla əlaqələndirilir. Bu, yanlış fikirdir. Çünki savaş Xəzər dənizinin istər qərb, istərsə də şərq hissəsini əhatə edirdi.



Qıpçaqlar – Muzdlu əsgərlər, Yoxsa Siyasi Maraq Daşıyıcıları?

Bəzən Qıpçaqları pul müqabilində savaşan muzdlu əsgər kimi təsvir etməyə çalışırlar. Bu da yanlış fikirdir. Çünki o dövrdə iqtisadi tənəzzül keçirən Abxaziya çarlığının (sonrada Kartli çarlığına çevrildi) 40 min nəfərlik Qıpçaq ordusunu pulla təmin etməsi mümkün deyildi. Əslində, Qıpçaq xanı Atrak Xanın 45 min döyüşçüsü qurucu Davidə ( IV David - Gürcülər ona David Aqmaşenebeli deyirlər) köməyə gəlmişdi. 45 min Qıpçaq pula görə gəlməmişdilər. Bu, Oğuzlarla davam edən savaşın nəticəsi idi. Erkən orta əsrlərdə  yaşayan Qıpçaqlar hadisələrə bugünkü XXI əsr Azərbaycanlısının gözü ilə baxa bilməzdi. Azərbaycan Türkləri içərisində Qıpçaq-Oğuz düşmənçiliyi yaratmaq faktiki olaraq, milləti parçalamaq demək idi. Çünki Azərbaycan Türklərinin soykökündə ən azı 30-40% Qıpçaq əlamətləri var.



Qıpçaqlardan Qalma Dialekt – “Gələjəm”, “Gedəjəm”...

Dialektologiya ilə məşğul olanlar bilməlidirlər ki, “j” hərfi ilə səslənən sözlərin əksəriyyəti Qıpçaq mənşəlidir. Qıpçaqlar təkcə, Azərbaycan Türklərinin yox, eyni zamanda Qazax, Qırğız, hətta Altayların soykökündə yaxından iştirak etmiş qədim Türk tayfalarından biridir. Bizim “gələjəm, gedəjəm” kimi işlətdiyimiz sözlərində “c” və “y” hərflərini Oğuz formasında deyirik. Qazaxıstanda isə yoldaşa “joldas”, yumurtaya “jımırta” deyirlər. Azərbaycan dilinin tarixi ilə məşğul olan görkəmli alimlərin əksəriyyəti qeyd edir ki, Azərbaycan Türkcəsinin formalaşmasında Oğuz və Qıpçaq Türkcəsi eyni səviyyədə iştirak edir.



 “Kun”lar – Qıpçaq Mənşəli Macarlar

Tarixi mənbələrə müraciət etsək, Qıpçaqlar indiki Çin səddindən başlayaraq indiki Macarıstana qədər ərazidə məskunlaşmış etnos idi. Monqollar tərəfindən darmadağın edildikdən sonra Kalxa döyüşündə cənub-şərqi Avropa Qıpçaqların böyük qismi Bonyak xanın dövründə indiki Macarıstana köçüblər. Bu gün Macarlarda “Kun” soyadı daşıyanlar məhz Qıpçaq mənşəlidir. Macaristanda Qıpçaqlarla bağlı nəinki toponimlər, eyni zamanda adlar da qorunub, saxlanıb. Macar dili hazırda dünya linqvistika sistemində Ural-Altay dil ailəsinə daxil edilən dillərdən biridir.



Xristian ədəbiyyatının Böyük Bölümü Qıpçaq Dilində Yazılıb

Eyni zamanda Qıpçaq dili nadir Türk dillərindən sayıla bilər ki, bu dildə xristian ədəbiyyatı geniş yayılıb. Xristian ədəbiyyatını müxtəlif qisimlərə bölmək olar. Erməni əlifbası deyilən əlifba əslində Həbəş əlifbası, dini mətnlərin yazılmasında istifadə edilən şərq xristianlarının əlifbasıdır. Bu dildə qalın kitablar, xristian mətnləri yazılıb. Həmin mətnlər belə başlanır: “Bizim tilimizdə...”. Allah əvəzinə Tenqri sözü işlənir. Eyni zamanda Qıpçaq dili nadir dillərdən biridir ki, hələ orta əsrlərdə bu dilin Avropa dilləri ilə müqayisəsində lüğətlər yaranıb. Məsələn, “Kodeks Kumanikus”, yəni Kumanların kodeksləri. Eyni zamanda XV-XVI əsrlərdə Latın-Qıpçaq lüğəti çap edilib.



Tarixdə İlk Türkiyə Adlı Dövləti Qurmuş Qıpçaqlar

Qıpçaq Türklərinin qurduqları ən möhtəşəm müsəlman-Türk dövlətlərindən biri Misir-Məmlük sultanlığıdır. Bu dövrdə sarayda ərəbcə-Türkcə, yəni ərəbcə-Qıpçaqca lüğət işıq üzü görmüşdü. Misir-Məmlük sultanlığı tarixdə ilk dəfə Türkiyə adını daşıyan dövlətlərdən biridir. Belə ki, tarixdə rəsmi adı “Dövlət ət Türkiyə” deyə keçir.



Mənşəyi Qıpçaq olan Xalqlar - Macarlar, Ukraynalılar, Moldovalılar...

Soykökündə Qıpçaqların iştirak etdiyi xalqları çeşidləsək, demək olar ki, bu Türk etnosu təkcə, Yaxın və Orta Şərqdə deyil, eyni zamanda Avropada bir çox xalqların soykökünün formalaşmasında iştiram edib. Bu xalqlara misal olaraq təkcə Macarları deyil, eyni zamanda Ukraynalıları, Moldovalıları göstərmək olar. Məsələn, Bessarabiya öz ərazisində Qıpçaqların yaşadığı ən böyük ərazilərdən biridir. Bugünkü Moldova Respublikasının böyük bir qismi 1940-cı il Rumıniyadan qoparılmış Bessarabiya ərazisidir. Bu onu deməyə imkan verir ki, Qıpçaqlar indiki Bolqarıstan, Rumıniya Türkləri, hətta Litva Tatarlarının soykökündə yaxından iştirak etmiş xalqlardan biridir. Azərbaycan Türkləri ilə eyni etnogenik prosesləri keçənlər isə Krım Tatarlarıdır. Onları bölsək, sahilboyu yaşayanlar əsasən Oğuzlardır, orta təbəqədə və dağlarda yaşayanlar isə Qıpçaqlardır. Bu gün Krım Türklərinin dili ilə Azərbaycan Türklərinin dilindəki oxşarlıq daha çox bununla bağlıdır.


Qıpçaqların Azərbaycana, ümumiyyətlə, Yaxın və Orta Şərqə gəlişini Rus tarixşünaslığında bir qədər “cavanlaşdırıblar”. Gürcü mənbələri isə bu prosesin eranın ilk əsrlərindən başlandığını yazırlar. Hətta Gürcü xronikalarında sonradan gələn Qıpçaqlarla əvvəlki Qıpçaqlar arasında termin formasında fərq qoyulur. Belə ki, qədim Qıpçaqlar Qaqani Kivçaki, XI əsrin sonu, XII əsrlərdə gələn Qıpçaqlar isə Axali Kivçaki, yəni “yeni Qıpçaqlar” adlandırılır.



Qipçaqlarin Yazılı Abidələri
   
Qıpçaqların yazılı abidələrinə gəlincə, bu abidələr istər epos formasında, istər Altay Türklərinin şah əsərlərindən sayılan “Maday Kara”, istərsə də “Alpamış” dastanı formasında olub. Bu abidələr dövrümüzə Qıpçaq dilində gəlib. Eləcə də, “Manas” eposu. Çünki Qazaxlar, Qırğızlar Qıpçaq dil qrupuna daxildir. Eyni zamanda çox sayda dini ədəbiyyat da dövrümüzə Qıpçaq dilində gəlib çatıb. Həmin Qıpçaq dilində olan mətnlər hazırda Qazaxıstanda xüsusi olaraq işlənib hazırlanır. Ukraynalı alim A. Qarkavets bu mətinlərin üzərində işləyir və “Kipçakskie tekstı” adı altında qalın kitablar çap etdirib. Təəssüf ki, orada “Kodeks Kumanikus” öz əksini tapmayıb. Yəqin ki, yaxın zamanda o da tərcümə olunar. Dövrümüzə qədər Qıpçaq dilində kifayət qədər ədəbiyyat gəlib çıxıb.



Dinin Etnosu Sıradan Çıxarması – Adları Türk, Özləri Xristian Olan Bolqarlar

Elmdə xristian Qıpçaqların etnik kimliyini itirməsinə dair məqamlara da rast gəlmək olar. Bəzən müəyyən bir dinin qəbul edilməsi sonradan etnosun milli kimliyindən uzaqlaşması ilə nəticələnir. Bunun bariz nümunəsi olaraq, Bolqarları misal çəkmək olar. Faktiki olaraq, Bolqarlar Volqa Bulqarları ilə eyni kökdəndir və Türkdürlər. Xristianlığın qəbulu nəyə gətirib çıxardı? Bolqarıstan ərazisində yerləşən Bulqar tayfaları xristianlığı qəbul etdikdən sonra Asparux dövründən Slavyanlarla evlənməyə qoyulmuş qadağa aradan qalxdı. Çünki hər ikisi eyni dinə xidmət edirdi. Bu qarışıq nikahların nəticəsində bu gün Bolqarların simasında Slavyan xalqlarından birini meydana çıxdı. Özləri xristian, xalqın adı isə Türk.



 Hayların Sahibləndiyi Qıpçaq Maddi-Mədəni İrsi

Vaxtilə, Qıpçaqların, xüsusilə, xristian Qıpçaqların yaratdıqları ədəbiyyata, maddi mədəniyyət nümunələrinə, məbədlərə XIX əsrdə buraya köçürülmüş, özləri deofizit olmayan monofizit haylar sahib çıxıblar. Ermənistanda indi də Qıpçakavanq adlı abidə var. Kilsənin Qıpçaq və ya Haylara aid olduğunu nədən bilmək olar? Təbii ki, onun memarlıq quruluşundan. Qıpçaq Türklərinin monofizitə keçməsinin səbəblərindən biri də bu idi ki, Türklərdə tək Tenqri prinsipi var idi. Pravoslavlıqda olan Ata ruh,  Oğul ruh və Allah - bu üçlük Qıpçaqlarda yox idi. Bu da onların yaratdıqları mirasa Hayların sahib çıxması ilə nəticələndi. Bu gün istər cənub-şərqi Gürcüstan, istərsə də Ermənistanın böyük hissəsində, Dağlıq Qarabağda olan Qıpçaq abidələri sahibini gözləyir.



Qıpçaq Kilsələrində Rəsmlər: Qıyıqgözlü İsa Peyğəmbər, Qüdrətli Hökmdar Yusif Sacoğlu

Həsən Calalyanın təmir etdirdiyi Qanzasar, Qıpçakavan abidələri, Üçmüəzzinin (Eçmiədzin) özü öncədən Ermənilərə mənsub deyildi. Bu abidələr Albanlara, xristian Qıpçaqlara aid olan abidələrdir. Hətta Van yaxınlığında Akdamar monastırında çox qəribə faktla rastlaşırıq. Orada insanlar qıyıq gözlü, atın üzərində tərsinə oturaraq ox atan şəkildə təsvir ediliblər. Bu rəsmlər Haylara aid ola bilməzdi. Ustalar abidədə sifariş verən xalqı təsvir edir. Onların əksəriyyətinin Orta Asiya, yəni Türk xalatlarda nə qədər rəsmləri var. Uzunmüddətli təhlil nəticəsində o rəsmlər arasında hətta Azərbaycanın qüdrətli hökmdarlarından olan Yusif Sacoğlunun rəsmini tapırıq. Rəsmdə Arsurinin nəslindən olan Qakinin hökmdar Yusif Sacoğluna təzim etmə səhnəsi var. Eləcə də, Qanzasar monastırında Həzrəti İsa qıyıqgözlü təsvir edilib. Hətta xristianlığın rəsmi peyğəmbərini belə Qıpçaq şəklində təsvir etmişdilər. Bəzi müəlliflər hesab edir ki, bu, Monqollar dövründə baş verib. Lakin o abidənin tarixi xeyli qədim dövrə gedib çıxır.



Tarixdə Alban Deyilən Xalq, əslində Türk Etnosudur

Albanların etnik mənşəyini araşdırsaq, bununla bağlı müxtəlif versiyaların olduğunu görərik. Daha çox Albanların Qafqaz dilli xalq olması ilə bağlı fikirlər səslənib. Digər tərəfdən deyirdilər ki, Albanlar qədim mədəniyyətə malik idilər. Əgər Albanlar qədim mədəniyyətə malik Qafqazdilli xalq idilərsə, o zaman bütün mənbələrdə vəhşi, dağıdıcı, mədəniyyət yaratmayan Türklər necə oldu ki, bunları öz içlərində “əritdilər”? Albanlardan heç bir iz qalmadı? Bunun üçün mənbələrə müraciət etmək yaxşı olardı. XIX yüzillikdə bir neçə dəfə təhrif olunmasına baxmayaraq,  hətta 50-ci illərdə yenə də təhrif olunmasına rəğmən, Albanlar haqqında ən mükəmməl informasiya “Alban tarixi” əsərində öz əksini tapır. Qısa bir epizodu qeyd edək. Xəzər xaqanlığının qoşunları Mədaini tutduqdan sonra geri dönərkən Alban əsirlər və Alban katalikosu Xəzər xaqanının sərkərdəsi ilə söhbət edir. Şaqnan Xəzər xaqanının oğlu idi. O, Viro adlı katalikosa deyir ki, “sən üzdən atama çox bənzəyirsən, nurani üzün var. Biz qardaş xalqlarıq”. Sonra əmr edir ki, bütün əsir götürülmüş Alban döyüşçüləri azadlığa buraxılsın. Yəni, ali təhsili olmayan Xəzər xaqanının oğlu Albanları özlərinə qardaş hesab edirsə və onların katalikosu ilə tərcüməçi olmadan danışırsa və xəzərlərin Türk olduğu hamı tərəfindən təsdiq edilibsə, bu halda Albanların kimliyini müəyyən etmək tamaşaçıların ixtiyarına qalır.



Qıpçaqların Monqoloid Olmadığına Dair Elmi Sübutlar

Çox zaman Qıpçaqları qapa sifətli, qara qaşlı, qara gözlü təsvir edirlər. Bu, yanlışdır. Türk xalqlarında ölünün yanına balballar düzmək dəbdə idi – daşlara insan rəsmləri həkk olunmuşdu. Qəribəlik nədir? Bəzi alimlər belə hesab edirdilər ki, bu, məhrumun təsviridir. Etnoqrafik materiallar isə bunun əksini göstərir. Belə ki, Türk xaqanlarını dəfn edəndə daşda təsvir edilənlər çox zaman düşmənlər olurdu. Buna görə də həmin təsvirlərdəki monqoloid cizgilərini çox təəssüf ki, Qıpçaqlara aid edirlər. Qıpçaqların babaları Çin mənbələrində dindin adlanan xalqdır. Dindinlər antropoloji baxımdan göy göz, sarı saç təsvir edilirlər və sifətləri ensizdir. Qıpçaqların izlərini Ukraynada araşdıran antropoloqlar da Qıpçaq qəbirlərindən tapılan bütün insan skeletləri üzərində araşdırma apararkən belə nəticəyə gəlirlər ki, bu adamların sifətləri o qədər enli deyildi. Qıpçaqlarda monqoloid elementlərinin güclənməsi daha çox monqol yürüşləri dövründə olmuşdu. Həm də qıyıq gözlülüklə badam gözlülüyü qarışdırmaq lazım deyil. Gözün qıyıqlığına təsir edən əsas amil gözün daxili bucağını örtən və epikantus adlanan qırışdır. O qırışları təbii ki, skelet materialında tapmaq mümkün deyil. Lakin təsvirlər sübut edir ki, Qıpçaqlar monqoloid üz quruluşuna malik olmayıblar. Qıpçaqlar Ruslardan ən azı uca boyluluqla seçilib. “Rus” sözünü izah edərkən deyirlər ki, bu sarışın mənasını verir. Əgər Ruslar özləri də Qıpçaqlara “Polovoqo çveta”, yəni sarışın deyirsə, o zaman hansı monqoloidlərdən danışmaq olar? Antropologiya elmində sarı saçlı, göy gözlü monqoloidə rast gəlinməyib.



Peçenek Qırğını - Bizans Qıpçaqları Anadolu Qıpçaqlarına Qarşı

Təəssüf ki, Qıpçaqlar Türk tarixində mühüm rol oynamaqla yanaşı, ayrı-ayrı imperiyaların əlində alətə çevriliblər. Bununla bağlı söhbət açacağımız faciəvi hadisələrdən biri Peçenek qırğınıdır. Bizans tərəfindən qızışdırılan Qıpçaqlar indiki Ön Asiyada, yəni Anadoluda yaşayan Qıpçaqları bir gecədə məhv etmişdilər. Ola bilər bu, ictimai-siyasi maraqlarla, məsələn, daha çox coğrafi ərazini ələ keçirmək uğrunda  mübarizə aparmaqla bağlı ola bilər. Bununla yanaşı, Türk tarixində Misir-Məmlük Xaqanlığını qurmuş, Xəzər Xaqanlığının qurulmasında, Hindistanda Türk dövlətinin yaradılmasında iştirak etmiş xalq kimi Qıpçaqların xidmətləri danılmazdır. Orta əsrlərin coğrafiyasına nəzər yetirsək, Qıpçaqlar təkcə, Oğuzlarla qarışma və konfrontasiya şəklində deyil, eyni zamanda Türkün digər qolları ilə təmasda olub. Onlardan biri də bugünkü Volqaboyunda yaşayan Türk xalqlarıdır. Onların etnogenezində isə Bulqarlarla yanaşı, eyni zamanda  Qıpçaqlar da böyük rol oynayıblar. Cənubi Qafqazda, Mərkəzi Asiyada Oğuzlarla Qıpçaqlar qarışıblar. Bu qarışmaya ən çox təsir edən Qıpçaqların İslamı qəbul etməsi olub. Bu proses XI əsrin sonlarından başlasa da, xeyli çəkmişdi.



Müsəlman Qıpçaqlarla Xristian Qıpçaqların Baş Tutmayan İki Döyüşü - Malazgirt və Qarni Savaşları

Qıpçaqlarla qeyri-Qıpçaqların (Qıpçaqların xristian səfi) döyüşdükləri iki səhnə var, daha doğrusu, bu döyüşə hazırlıq səhnəsidir. Bunlardan biri Malazgirt döyüşü ərəfəsində olmuş hadisə idi. Bizans Qıpçaqlardan və Peçeneklərdən Oğuzlara qarşı istifadə etmək istəyirdi. Lakin Qıpçaqlar qarşılarında onlarla eyni dildə danışanların olduğunu görüb Bizansın səfində döyüşmədilər. İkinci belə hadisə 1225-ci ildə Qarni döyüşündə baş verib. Bu dəfə  Erməni və Gürcü feodalları Qıpçaqlardan Cəlaləddinə qarşı istifadə etmək istəyirdi. Lakin böyük sərkərdə Xarəzmşah Cəlaləddin Türk adəti ilə onlara duz və çörək göndərir. Türklər isə duz-çörəyi heç zaman tapdalamır. Bundan sonra İvane və Zaxare Xarqırtseri qardaşlarının tərəfində vuruşan bütün Qıpçaqlar Xarəzmşah Cəlaləddinin tərəfinə keçirlər. Sanki bununla Türklüklərini unutmadıqlarını qeyd etmək istəyirdilər. 



linkten alıntıdır APA TV








Elazığ Teslim Abdal Köyü ve Ukrayna Kıpçak Türkleri Taşnine/Taşbabaları



27 Ekim 2015 Salı

Kipchak Cuman Turks in Europe and Codex Cumanicus













Codex Cumanicus - 1362
Worth a priceless treasure in the history research, especially for Kipchak Turkish and North-West Turkish dialects.



Codex Cumnaicus is written probably between the years 1303-1362 , by Franciscan Italian and German missionaries who lived down by the Volga (İdil) river. It is Kipchak Turkish-German dictionary, text, grammer, word lists of Kipchak (Cuman) Turkish, Latin, Persian.



Codex Cumanicus was by the collector Petrach as a gift given to Republic of Venice, and took place in Venice Cathedral Library collection. The single copy is kept today in St.Marcus Monastry Library.






Codex Cumanicus consists two main parts:

First chapter, July 11, 1303, Latin, Persian, Cuman (Kipchak Turkish) dictionary and grammar rules, there are various words about the social and economic life. This part of the work has the influence of Italian than Latin, was written by Italians, and they named this section as Italian Codex.



In the second part: Text, units and puzzles about Christianity in Cuman (Kipchak Turkish) . At the beginning Cuman-Latin, Cuman-German dictionary. This section is called the German Codex. Because of the many religion texts, many Turcologist believe that this section was written by German Franciscan missionaries, for Christianization of the Cuman Kipchak Turks.











İn Hungarian "KUUN-KUN" means CUMAN.

A Kun Miatyánk
„Bezen attamaz kenze kikte
szen lészen szen adon
dösön szen küklön
nitziengen gerde ali kikte
bezen akomezne oknemezne
bergezge pitbütör küngön
ill bezen menemezne
neszen bezde jermez
berge utrogergene
illme bezne algyamanna
kutkor bezne algyamanna
szen börsön boka csalli
batson igye tengria.
Ámen.”

Szappanos Lukácstól lejegyezte Baski Imre, Kunszentmiklós, 1968
A kunszentmiklósi helyenként kiigazított változat






"Bezén attamaz kenze kikte
szenlészen szen adon
dösön szen küklön
niciegen gerde, ali kikte
bezen akomezne oknemezne
bergezge pitbütör küngön
ill bezen menemezne
neszen bezde jermez
bezge utrogergene
illme bezne al gyamanna
kutkor bezne al gyamanna
szen börsön bo kacsalli
bo cson igye tengere.
Ámen."


"Babamız Kun"
bizim atamiz kim-szing kökte
szentlenszing szening ading
düs-szün szening könglügüng
necsik-kim dzserde alaj kökte
bizing ekmegimizni ber bizge büt-bütün künde
ilt bizing minimizni
necsik-kim biz ijermiz bizge ötrü kelgenge
iltme bizni ol dzsamanga
kutkar bizni ol dzsamannan
szen barszing bu kücsli
bu csin ijgi tengri amen.


in todays Turkish:
Bizim Atamız ki sensin gökte
Aziz olsun senin adın
Hoş olsun senin gönlün
Nasıl ki hem yerde hem bütün gökte
Bizim ekmeğimizi ver bize bütün günler
İlet bizim aklımızı
Nasıl ki boyun eğeriz bize (emir) gelince
İletme bizi hiç kötülüğe
Kurtar bizi her kötülükten
Sen varsın bu güçte bu yücelikte Tengrim
Amin....

Mándoky Kongur István
Stephen Mándoky Kongur ( Karcag,1944 - Kengsza,1992 ) 
İSTVAN MANDOKY KONGUR 
(Hungarian turcologist, Kipchak Turkish ethnic)












Murad Adji
KIPCHAKS and OGUZES - link to read
Medieval History of the Türkic People and the Great Steppe

Moscow 












Kipchaks and Cross



The story of Jean de Joinville the funeral of a noble Cumana


In the "Book of pious sayings and good deeds of our St. Louis," written in 1309 Seneschal of Champagne Jean de Joinville (1225-1317), there are two episodes on Kumans [1]. Joinville tells them the words of the knight Philippe de Tusi, who had returned from Constantinople to Caesarea (Palestine), where in May 1251 on May 1252 remained free from Muslim captivity King Louis IX [Le Goff, 2001: 148-153, 156-157] . In one of them said on the conclusion of the last emperor of the Latin Empire Baudouin II alliance with Kumans directed against the emperor of Nicaea John III Vatatzes, and reported interesting details which completed a joint agreement oath Latins and Cumans. In another episode, he described in detail the funeral of a noble Cumana, which became an eyewitness said French knight during his stay in the Polovtsian horde.

 Baudouin II is not less than twice the Polovtsy entered into alliances against Vatatzes. The first time it happened in 1239, when Baldwin was going with his troops from Europe to Constantinople, through Hungary and Bulgaria [George Acropolita, § 36: 218, n. 482]. The contract, reported by Joinville, most likely, was imprisoned in the late 40's or early 50's of the XIII century. When Philippe de Tusi twice (1247 and 1251) was a regent of the Latin Empire [Larks, 2000: 82] . The fact that in this case it is not an agreement with Kumans 1239, shows, in particular, references to Constantinople as the starting point of the route of the Embassy of the Latins.

 It seems that the events described Joinville, occurred in the vicinity of the capital of the Latin Empire, as to the point in question, the land of this state is so reduced that includes only Constantinople itself and its surroundings. Probably, this circumstance meant F.I.Uspensky when in his fundamental work on the history of the Byzantine Empire found it possible to write that the city's population, "observed the spectacle of the funeral feast and slaughter his slaves (" Cuman knight. "- JG) grave outside the walls "[Assumption, 1997: 380-381], although no details of the source. F.I.Uspensky also states that "the regent de Tusi" was married to the "daughter of the Polovtsian prince" and attended the funeral of his father, what, in principle, there is nothing incredible, but it is unclear from the information gleaned.

 It should be noted that the "Cuman Passage" Joinville always attracts the attention of historians, mainly of Byzantine and medievalists. Description funeral Koeman is well known Turkologist [Sinor, 1954: 316]. Peter Golden have important parallels to some elements of the funeral ritual mentioned in the story of Philippe de Tusi [Golden, 1998: 195-196]. However, it is very laconic comment that, in my opinion, does not correspond to the potential opportunities informative source. Despite the abundance of archaeological connotations, the description of the funeral of a noble Koeman still virtually avoided by all national experts of Late antiquity. This was probably due to the absence of the Russian translation of the book by Jean de Joinville. Today this obstacle removed [Jean de Joinville, 2007: § 497-498]:

 In addition, he (Philippe de Tusi. - Yu) told us about the great curiosities he had seen during their stay in the army when he died a noble knight, he dug into the ground and a huge wide grave, sat him on a chair and preblagorodno decorated; and it put the best horse, which he had, and the best of his warrior alive. Warrior before it was lowered into the grave with his lord, bade farewell to the King of the Cumans and the other noble lords; and as he said goodbye to them in his bag sprinkled a lot of gold and silver, and said to him: "When I come to the other world, you will return to me what I give you." And he answered: "I have performed this very willingly."

 Great King Kumans handed him a message addressed to their first king, in which he said that this worthy man lived a very worthy and well-served to him and asked the king to reward the warrior for his service. When this was done, they were lowered into the pit of a warrior with his lord and live horse; and then close the opening graves tightly whipped boards, and all the army struck the rocks and earth; and before going to bed, they were in memory of those buried, was built over them a high hill.

 Referring to the component of the story of the episode of the funeral, each of which corresponds to a specific item or several items of the funeral ritual. Our task is to find the historical, ethnographic and archaeological parallels this ritual elements. Such a study, on the one hand, will assess the reliability of the story of Philip de Tusi, and the other - will help to identify some aspects of the funeral rites Polovtsian caught outside the usual habitat in the era of the Crusades, and the last of the Mongol expansion.

 ... when he died a noble knight, he dug in the ground and a huge wide grave ...

 Of course, the expression "a huge and broad grave" may surprise some to pass Philippe de Tusi about a few of the large graves in comparison with known him Christian burial. Yet burial construction, destined for the noble Polovtsian which probably added a considerable number of things, his servant alive and vibrant horse had to be large enough. Indeed, some graves Polovtsian nobles are quite large. Thus, the pit shoulders Chingulskogo mound of the second third of the XIII century. (Zaporozhye), in which, apparently, was buried in one of the Polovtsian khans (Tigaki?) At the top had the dimensions 4.35 x 2.1 m and a depth of 5 m [Otroshenko-Rassamakgn, 1986: 18, fig. 3]. However, chingulskoe burial is a rare exception: the vast majority of the Polovtsian graves inferior to him in size [Atavin, 2008: 88-89].

 ... put him on a chair and preblagorodno decorated ...

 This phrase could be interpreted so, that noble Cumana buried sitting as hereinafter does not say that, before you put it in the grave, he was removed from his chair. However, as far as I know, sitting practically marked burial archaeologists Polovtsian neither one nor the other Turkic-speaking nomads of Eurasia Middle Ages. What, then, he told his king Philippe de Tusi?

 The Chinese dynastic chronicles "Zhou PSU" containing information on the burial and funeral rites of Turkic nobility during the First Turkic khanate, says: "When one of them dies, the body is placed on a hill in a yurt ...". S.G.Klyashtorny and D.G.Savinov, outlining the cultural, historical and archaeological context of the message (data "Wei Shu" on the graves tiele people (Uighurs) standing [2] with a bow in the hands of "nezasypannyh graves"; tesinskie "head" - Tashtyk mask - medieval stone sculptures), came to two interesting conclusions. First, the ancient Turks, apparently, there was a tradition to use for ritual purposes "dummy" or body of the deceased, which is not so much to "put" (exhibited in the supine position) as "shrinks" in specially designated religious premises . Secondly, there is a definite connection between this tradition and custom manufacture of stone images of the dead and honor them [Klyashtorny Savina, 2005: 238-239].

 In order to develop this productive ideas, can point to some Turkic and Mongolian matching custom sitting dead body. First of all turn to the medieval written sources.

 Arab diplomats X century. Ibn Fadlan thus tells the story of post-mortem rites Turki-Oguz on the Volga, "If a man die of their [number], then it will dig a big hole in the form of home, take it, will put on him by his jacket, his belt, his bow ... and put them in his hand a wooden cup with nabizom will leave in front of him a wooden vessel with nabizom will bring everything he has and put him in the house. Then put him (hereinafter italics mine. - JG) in it, and the house over them and cover the deck above him nakladut something like a dome of clay. [Then] take his horses depending on their number killed one hundred heads, or two hundred heads, or one head and eat their meat, except for the head, legs and tail skin. And, really, they stretch [all] it on wooden structures and say, 'This is his horse, on which he will go to heaven. "If he ever killed a man and was brave, that [they] cut down the image of wood by the number of those he killed, put them on his grave and say, "Here is the young men who would serve him in paradise" "[Kovalevsky, 1956: 128].

 In the composition of the papal nuncio John de Plano Carpini describes the rites of burial militarily significant groups: foremen, centurions, thousanders and noyans in the service of the Mongol Khan [Yurchenko, 2008: 290]. According to him, the burial of junior officers was as follows: "And when he [already] dead, [that] if he is from the less important people buried him secretly in the desert where they decide. And buried it along with one of the houses, sitting in the midst of it, and give it to him [low] table and a small box full of pieces of meat and a bowl of mare's milk »[LTIII. 12]; Wed. the parallel passage from the report of Benedict the Pole: "If you die rich, he secretly buried in a field with his yurt, sitting in it, and with the [wooden] trough full of meat, and a bowl of mare's milk" [HT § 45].

 Since, as already emphasized, we have no archaeological evidence of burials in the pose of "sitting", suggests that Ibn Fadlan describes not a funeral, but the beginning of a ceremony that preceded the funeral and was basically limited to a period of relative preservation of the body. Provided the content remains in a special place and maybe use some tricks that prevent decomposition, this ceremony could probably be extended.

 Something similar has been done after the death of a noble Nordic viking funeral is also described Ibn Fadlan. While they were preparing for the burning of the dead in his ship, the body wrapped in a blanket, was laid in "grave", which was placed as "nabiz, some fruit and a lute." "Tomb" blocked wood flooring, over which was sprinkled on the ground. After 10 days, "Grave" was opened, the deceased and the accompanying items recovered from it. From the corpse, he adds Ibn Fadlan, not smelled and he just "went black from the cold of this country" [Kovalevsky, 1956: 143-144]. It is curious that while Arab diplomat in this case clearly distinguishes separated short time predpogrebalny and funeral rites in respect of underground storage body, he used the word "grave". It also suggests that similarly arranged "grave" Turk-Oguz actually also is a temporary repository for the dead body, which could be made available for carrying out the rituals.



More difficult to understand whether different informants Franciscan burial ritual status of the individual ritual preceding the funeral. Burial of the dead (and even in a sitting position) in a portable housing (yurt, tent, etc.) have been recorded ethnographic Turkic and Mongolian peoples [Galdanova, 1987: 46, 64], as well as the peoples of Siberia [Family, 1980: 115 , 135, 224; Grachev, 1983: 107, 123-124]. However, in my opinion, can not be entirely ruled out that informants Franciscans mistakenly called a temporary dead body sitting in a yurt funeral. However, regardless of whether this action is part of funeral rites or predpogrsbalnyh, its presence and importance in the context of post-mortem ritual Mongols XIII century. can not be questioned.

 In connection with the discussed topic is of interest to one of the episodes of the Kyrgyz epic "Manas" (series "Funeral for Koksteyu") in translation and S.Lipkina L.Penkovskogo. Dying Koketey asks his son not to take the following actions: "My body oskrebya sword / Fresh rinsed his mare's milk, / Water zamzanskoy sprinkling; / Subtlest white linen / throwing his corpse my carefully; / Washing ritual / nobles entrusted; / The zlatotkannuyu brocade / The red velvet clothed me, / Battle damask sword / I on wearing a loins; / Pious elderly / Instructing my dead body guard; / Singers hired punishing / Immensely praise me; / Kin surrounded, / As if I stayed I / between people living alive / gilt throne on me / With honors seated; / Many days were not buried / Truth likening lie ... "etc. [Manas, 1960: 48-49]. (In the academic translation of this episode, instead of "gilded throne" featured "golden box", which is placed with honor richly decorated body of the hero [Manas, 1990: 251]).

 We emphasize that the sitting / installation late - one of the universals of human ritual. In ancient Rome, the noble dead body in a sitting position imposed on a forum for pronouncing a panegyric on them [Kuznetsov 1906: 107]. Even in the nineteenth century in Europe, in a similar way to bury royals, and in Russia - the hierarchy of the Orthodox Church [Kuznetsov, 1906: 115-116]. Describing the ritual burning of a boat in a noble Virus (Scandinavian Vikings) on the Volga in 922, a witness of what is happening Ahmad Ibn Fadlan mentions that the deceased was seated on a bench, covered with mattresses, brocade, and is backed by pillows [Kovalevsky, 1956: 144].

 In Tibet, the death of the Dalai Lama, a great man or saint his body in a special way (without dissection) embalmed, making of it a mummy, stuffed with silk and fastened with lacquer, then dried in a special oven, re-varnished and coated with thin strips of gold, whereupon He exhibited at the tomb, sitting in the lotus position [Smirnov, 1997: 58-59, 105]. Similar rituals exist and Mongolian Lamaism. Body hubilganov (reincarnations of famous lamas), before burning to betray, seated in prayer and embalmed. After three weeks or a month of in the same position they take out on a stretcher to the cremation ground and burn. There is another kind of "funeral" hubilganov when the mummified body (fumbled) decorated with gold leaf, painted face, and placed in a joss is the subject of veneration [Pozdneev, 1993: 272-275].

 In the New World of the Incas embalmed and dressed the body of kings sat on golden chairs in front of the image of the Sun in the temple Cosco, and they were brought numerous victims [Smirnov, 1997: 59]. Sitting and installation of mummies, bone remains of the deceased were very common in the memorial and funeral rites Polynesians [Fedorov, 1995: 155-166]. Some peoples of the Philippines late after hoisting the mourning on the "chair of death" - a structure reminiscent of a normal chair, but with two legs. She leans back to the pile (the wall) home or digged into the ground. The body is at the "chair" as much time as determined by the wealth and social status of the deceased. Then it is removed, put in a coffin and buried in the ground or cave, considered the abode of ancestral spirits [Pochagina, 1986: 112-114]. [3]

 To summarize. In the light of comparative data analyzed detailed story of the French knight, apparently, it indicates the presence of Cuman nobility in the Balkans predpogrebalpogo archaic ritual, dating back to the era of ancient Turkic and include as part of the parade dressed sitting on a dead body. Perhaps ritual usually probably longer, it has been reduced under the influence of some extraordinary situation in nomadic horde (see. Below) or Philippe de Tusi saw only its completion.

 We can assume the existence of such a ritual practice and Polovtsian inhabiting the Black Sea, the Volga and the Don-Ciscaucasian steppe. In this regard, we call attention to the Polovtsian anthropomorphic statues made of stone or wood, representing richly dressed male and female figures. As it turned out, these sculptures are more or less realistically depict specific dead as heroes, or mythical ancestors [Pletnev, 1974: 73-76; Gurkin, 1987: 108; Ermolenko, 1994: 160-163; Ermolenko, 2004: 65-67; Gugu-Miroshin 2002: 57]. More A.N.Veselovsky expressed the idea that the pedestals have seated and some standing Polovtsian statues southern Russia played "stools" [Veselovsky 1915: 432]. Subsequently, it was completely forgotten. However, ignoring this guess A.N.Veselovskogo can not understand why the front side of the pedestal most statues has a "step", and the podium in some cases, "decorated" the back and sides "notches", "square", "crosspiece" [Pletnev, 1974 Cat. Number 122, 250, 1067, 1156, 1163, 1286, 1313]. It is also unclear and frequent continuation of the pedestal top, forming the sides of the figure from the waist up so-called background. Ukrainian researcher L.S.Geraskova correctly noted that the background can not be treated purely technologically, as its sample cutter hampered the process of making monuments, and, therefore, this feature had pictorial meaning [Geraskova 1991: 38, 82-83]. Finally, you can remember Dariganga sculptures that are likely to XIII-XIV centuries. and depict the Mongols and the Mongol nobles, seated on folding chairs (Chin. huchuan - "barbaric seat") [Bayar, 1985: 156-158].






[1] In domestic and foreign historical and archaeological literature generally accepted identified Kumans Polovtsy Russian chronicles, as the latter is considered the western branch of Kipchak. A different view is held S.G.Klyashtorny, believing that they are different tribal groups. According to him, in the centuries XT-XIII. Kipchaks continued to occupy land between the Irtysh and the Caspian Sea, and the Polovtsian-Cuman conglomerate of tribes settled in the European steppe; Polovtsi while anchored on the southern borders of Kievan Rus and kumamy moved further west [Kljashtornyj, 1997: 151-153; Klyashtorny Sultana, 2000: 108-128; Kljashtornyj, 2005: 243-247; Klyashtorny Savina, 2005: 125-134, 136-142]. S.G.Klyashtornogo The argument based on the identification in the Muslim, Chinese, Russian and western written sources equivalent ethnonyms, very convincing. Nevertheless, in the present paper this writer uses the word "Cumans" and "Cumans" interchangeably because there is a certain probability that the nomads, who came to the embassy of the Latins, were from the hordes Kotyan (See below.). It should be noted another aspect of the problem: those ethnic discrimination, which historians rightly removed from the texts of ancient and medieval authors, often not so obvious at the level of the archeology. As far as I know, yet none of the archaeologists, at least domestic, did not try to somehow distinguish between Kuman Kuman and monuments.

[2] The authors used the translation N.Ya.Bichurina. V.S.Taskin translated chronicles of this place because: "During the funeral for the dead dig a hole, put in carrying the corpse, straighten arms, inserted in them extended onion, surround the dead sword under his arm and clamped spear, doing everything as if a living corpse , pit not fall asleep "[Materials, 1984: 402].

[3] Throughout entrenched in the ritual of sitting on a dead body, or installing it in an upright position are under a very clear psychological foundations. Sit or stand - the prerogative of the living. That's why giving the deceased a position is one of the "archetypal" ways "to overcome death." It is significant that even in modern society, a European-style he sometimes spontaneously reproduced outside (despite) the authority of the church consecrated a formal funeral ceremony [Ares, 1992: 325; Vertinsky, 1991: 262-264].

[4] For example, sitting on a dead Turk-Oguz, investing in his hand a cup nabizom and Ancient memorial statue representing a seated man with a cup in hand, etc. In general, the relationship between predpogrebalnymi ritual manipulation of the body and the various forms of images of the deceased is quite obvious and can be traced everywhere from Europe to the islands of Polynesia. It was shown that the rite could determine the iconography of the posthumous sculpture [Kuznetsov 1906: 105- 118; Fedorov, 1995: 165-166] and, in turn, subjected to a reverse influence on the part of [Ares, 1992: 168-171, 208-254]. Yes, and the custom to make the image of the deceased ("dummy" doll idol, mask, statue and others.) Occurs as a rule, where it was decided to use the body or its parts as the seat of the soul of the deceased (parent) and were distributed embalming and mummification. The boundary beyond which terminates the procedure aimed at the preservation of the remains, and begin creating your own posthumous sculpture, often elusive. So, on the "dummy" dead could put it on a real "simulated" skull in a clay statue to add cremated or comminuted bones, in a metal - to invest reliquary with bones or body parts, etc. [Fedorov, 1995: 153-154, 159; Nikitin, 1982: 251, 290-291; Gerasimov, 1989: 119; Vadetskaya, 1999: 93-103 et al.]. A classic example of a nomadic society, whose posthumous rituals developed along similar standard way (+ embalming sculpture) is an Eastern Scythians [Herodotus TV. 70-73, n. 436, 437 (pp. 309-310); Olkhovskiy-Yevdokimov, 1994]. By the way, recently received a rare archaeological evidence of attempts to mummification of the body and the preservation of skeletal remains from the late nomads [Kiyashko-Sergatskov-Yavorskaya 2005: 342; Matyushko 2008: 141-156], and it is consistent with the fact that they have a commemorative sculpture.

[5] From work to work [Gorodtsov 1907: 250-261; Fedorov-Davydov, 1966: 192-193; Pletnev, 1974: 73; Gurkin, 1987: 106-107] becomes erroneous assertion that human sacrifice took place in the sanctuary at the beam average Ayula on the left bank of the Manych, where more than 100 years ago in the mound Don ethnographer I.M.Sulin found a hole with four wooden Polovtsian statues near which were the skull of the dog, the sheep, and the skeleton of a child. However, promising on the situation of children's skeleton (stretched on his back, head to the north, hands folded on his chest) and save it with the things, in particular beads of Egyptian paste [Gorodtsov 1907: 250], it Sarmatian burial. Availability under the embankment next to him Polovtsian svyatilisha-pit - a pure accident.


[6] I am grateful dokt.ist. V.Ya.Petruhinu Sciences, who drew my attention to it. from russian language google translate




At Europe's Borders: Medieval Towns in the Romanian Principalities 
By Laurențiu Rădvan





The roots of Balkanization - Hungarian Cuman king
author, historian, educator, and philosopher/Romania






Ion Grumeza




István Vásáry



krimicae, nogaicae, kazanicae, baskiricae, kirgizicae = turcicarum

"ubique eandem indolem hujus linguae turcicam conspricimus"
"Everywhere we see the same qualities of the Turkish language"

Scthas / Scythians are Turkish speaking Turkish Tribe

Massagetis + Parthi = Turci
Temerinda - Karbaluk


Cuman Turks in Hungary

A Cuman Turk King





Kipchaks Turkish Tashbaba (Taşbaba/Taşnine)





"Biz qıpçaq soyundanıq ! Qumuqların, qaraçaylıların, kazakların, balkarların, qaqauzların, krım tatarlarının, həmçinin rusların və ukraynalıların bir hissəsinin soyağacından." 
Murad Adji Kitap Rusça

"I will bring here is not about Russia but about "the Great Steppe" about my home Dasht-i-Kipchak, now unknown country, which lived Polovtsi-Turki." 
Murat Acıyev - Turcolog e-book in Russian language

"Я поведу здесь речь не о Руси, а о «Великой Степи», о моем родном Дешт-и-Кипчаке, неизвестной ныне стране, в которой жили половцы-тюрки. "





Murad ADJI
THE KIPCHAKS

An Ancient History of the Turkic People and the Great Steppe
A Handbook for Schoolchildren and Their Parents

This book is about the Turkic people, from its rise in the Altai Mountains and its spillover to the rest of the Eurasian continent. The touching narrative and thrilling legends relate about little-known facts of world history and the life as it really was for the ancient Turkis, their contribution to human civilization, their victories and setbacks. Nothing like this book has ever been published anywhere around the world.
link





An inscription in ancient Turkic in an Armenian church says, for example, "Accept this gift for the monastic brotherhood." It ends with the donor's tamgha.
    
This gift was given, among other donations, by the Turkis to the Armenian people about seventeen hundred years ago to celebrate the Armenians' admission to the new faith. A short phrase, it speaks much about the peoples' destinies. A stone block in another church, near the chapel dedicated to Vachagan III the Blessed, bears a mason's engraving of a horseman wearing a priest's clothing. He sat on his horse in a Turkic fashion, straight up, his legs down without stirrups.
    
Another puzzle to be unravelled? No, if we know that priests never used stirrups riding in the steppe. Simply, they were not allowed to use them, the stirrups being a prerogative of warriors.
    
November 10, 326, was a day for celebrations in Armenia - the Tengri Cross was raised on that day over Europe's first few churches. From that day on the Armenian people have been loyal to their newly acquired faith and the liberation mission of their cross.
    
The Holy Cross feast has always been a joyous occasion for celebrations in Armenia, for it was a turning point in its history. And right were the Armenians calling St. Gregory the Illuminator, head of the Armenian Church, a Saint - he actually showed the road to the Turkis to his grandson and his people. St. Gregory departed from Derbent riding a royal chariot under a cavalry convoy - he was carrying with him an equal-armed cross, a sacred symbol and sign of a new Europe, from the Turkic world.

more to read in English
Murad ADJi
THE KiPCHAKS
An Ancient History of the Turkic People and the Great Steppe

Turks and Religions - Kipchaks

European Kipchaks

Murad ADZHI (Deutsch)
Die Kiptschak
Geschichte des Altertums des Turkvolkes und der Großen Steppe

Adzhi Murad.(Espanol)
El secreto de San Jorge o lo regalado por Tengri 
(de la herencia espiritual del pueblo turcomano)



İn Russian

Аджиев Мурад. Мы – из рода половецкого! Из родословной кумыков, карачаевцев, казаков, балкарцев, гагаузов, крымских татар, а также части русских и украинцев.

Аджи Мурад. Полынь Половецкого поля: Из родословной кумыков, карачаевцев, балкарцев, казаков, казахов, татар, чувашей, якутов, гагаузов, крымских татар, части русских, украинцев и других народов, ведущих свое начало от тюркского (кипчакского) корня и забывших его.

Аджи Мурад. Тайна святого Георгия, или подаренное Тенгри: Из духовного наследия тюрков.

Аджи Мурад. Европа. Тюрки. Великая Степь. - 1-е изд.

Аджи Мурад. Кипчаки.   Древняя история тюрков и Великой Степи.

Аджи Мурад. Полынь Половецкого поля. – 2-е изд., доп. и перераб.

Аджи Мурад. Кипчаки. Огузы. Средневековая история тюрков и Великой Степи.

Аджи Мурад. Европа. Тюрки. Великая Степь. - 2-е изд.

Аджи Мурад. Тюрки и мир: сокровенная история.

Аджи Мурад. Азиатская Европа.

Аджи Мурад. Дыхание Армагеддона.

Аджи Мурад. Полынь Половецкого поля. – 3-е изд.

Аджи Мурад. Древняя история тюрков и Великой Степи: Книга для школьников и их родителей. – 2-е изд.

Аджи Мурад. Средневековая история тюрков и Великой Степи: Книга для школьников и их родителей. – 2-е изд.

Аджи Мурад. Без Вечного Синего Неба: Очерки нашей истории.

Аджи Мурад. Полынный мой путь. - М., Издательство АСТ, 2014. Тираж 3 000 экз.

Аджи Мурад. Великая степь. Приношение тюрка. - М., Издательство АСТ, 2014. Тираж 2 000 экз.

Аджи Мурад. История тюрков. Такими знали нас. – М., Издательство АСТ. – 317. [3] с.: ил. Тираж 2000 экз. ISBN 978-5-17-087192-6 (ООО «Издательство АСТ»)

Аджи Мурад. Полынь Половецкого поля. – 9-е изд. – М., ООО «Издательство АСТ», 2015. – 404 с.: ил. –(Великие империи) Тираж 2000 экз.

Аджи Мурад. Европа. Тюрки. Великая Степь. – 9-е издание, дополненное и переработанное

Adji Murad. Asia's Europa. Volume 1 (Europe, Turkic, the Great Steppe) (Аджи Мурад. Азиатская Европа.)

Adji Murad. THE KIPCHAKS. Volume 1 (Аджи Мурад. Кипчаки.)

Adji Murad. Asia’s Europa. Volume 2 (The Turki and the World: The Secret Story)

Adji Murad. THE KIPCHAKS and THE OGUZ. Volume 2 (Аджи Мурад. Кипчаки. Огузы.)

Adji Murad. Die Kiptschak. Geschichte des Altertums des Turkvolkes und der GroBen Steppe Ein Buch fur Schulkinder und ihre Eltern. (Кипчаки: Древняя история тюрков и Великой Степи)

Adji Murad. Die Kiptschak, die Oghusen. Das Mittelalter des Turkvolkes und der GroBen Steppe Ein Buch fur Schulkinder und ihre Eltern. (Кипчаки. Огузы: Средневековая история тюрков и Великой Степи)

Adzhi Murad. El secreto de San Jorge o lo regalado por Tengri (de la herencia espiritual del pueblo turcomano) (Тайна святого Георгия или Подаренное Тенгри: из духовного наследия тюрков)

main menu




Kipchak Cuman Christian Turks in Europe and Codex Cumanicus
____________________________________________