akhun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akhun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2024 Pazar

İndo-Aryan Biziz

 Doç.Dr. Tuğrul Kihtir,

"Kuşanlar, Kızıl Hunlar, Ak Hunlar, MS 2.-6.Yüzyıllarda Hindistan'da Türkler" konferansından


 "Bu bölüm bizim tarihimizin üvey evladı muamelesi görmüş bir bölümüdür. Hunlar, Göktürkler, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Osmanlılar, Peçenekler, Kumanlar, Kıpçaklar, ... say say bitmez bizim tarihimizin kavimleri, boyları, ama bu Ak-Hunlar, Kızıl-Hunlar ve Kuşanlar bizim tarihimizin güney ucudur. Bugün Güney-Asya'da eğer Türk Devleti'nin dostları varsa bu insanlara borçludur... Tarihimiz, bırakın başka tarihlere örnek olmayı, artı, çalınıyor. 15.yüzyıldan itibaren başlayan bu hareket, 18.yüzyılda Avrupa'nın kendisine köken aramasında; ve son zamanlarda da daha eski, Antik Yunan'dan da eski kültür de gerekiyor; çünkü dünya MÖ 500'lerde başlamadı, ondan öncesi de olması gerekti; ve Avrupa toplumları Hint-Avrupalı teorisiyle; Avrupa'dan beyazların MÖ 4000 - 5000 yıllarında , 3000 yıllarında 1500 yıllarında gelerek Sibirya'da yaşayan insanlara medeniyet öğrettiklerini; Afanasyeva kültürünü, Andronova kültürünü, hatta Tagar, Taştık kültürlerini kendilerine ait olduklarını iddia ediyorlar.


Ancak görebildiğimiz bir şey yok, Asya'da Avrupalı yok. Ve atlı arabalarıyla gelip Güney-Sibirya'ya kadar, yani o kadar sistematik bir şekilde söyleniyor ki bu, sadece Uralların batısından doğu kenarlarına değil, taa bizim ilk anavatanımız Yenisey'in çıkış noktalarındaki, oraya Yukarı Havza denir, oysa güneydedir, Baykal Gölü'nün hemen yanındaki bölgeye bile Avrupalılar gelmişler orada yaşayan Sibiryalılara kültür getirmişler. Fakat o zaman at bir binek aracı olarak kullanılmıyor. Atın bir binek aracı olarak kullanılması MÖ 2000'li yıllar. Ve çekici araç olarak kullanılıyor at. Ayrıca Avrupalıların mezarlarında at yok. Bizim kurganlarımız at dolu. Hatta Atlı-Kavim anlamında Tegrek, Kangılı, Tiyele kavimlerinin isimleri Türk Kavimleri. Çinlilerin verdiği. Adında tekerlek geçen bir kavim Uralların batısında yok. Tekerlek, at, demir ve pantolon o zamanki Bozkır kültürünün temel unsurlarıdır.


Herkes yerleşik hayatın daha üst düzey bir medeniyet olduğunu düşünür; "Şehirli". Oysa göçer hayat Di-Cosmo'nun dediği gibi, ki bir Sinolog'tur kendisi, Bozkır hayatındaki dinamik yaşam, üretim tarzı, insanlarda feodal sisteme giden yolu daha önce açan bir yoldur. Ve üretim ilişkilerinde de aşama kaydetmiştir. Çinlilerin kuzey komşuları; Mustafa Kemal Atatürk'ün de çok sevdiği ve konferanslara da davet ettiği Sinolog Eberhard bu konuları çok yazmıştır; MÖ 3000 yılından önce Çin'de tanrılar tarım tanrılarıdır. Gök Tanrı yoktur. Tien-Shan = Tanrı Dağları deniliyor ya işte tanrının oğlu oluyor Çin hükümdarı, ama Çin tarihine bakarsak eğer, efsanevi bir Shia Hanedanı var, bulgusuz, sonra Shan Hanedanı var, sonra da Zhou Hanedanı var.


Zhou Hanedanı'nın başlangıçı MÖ kimilerine göre 1200'ler, kimilerine göre de 1050'liler. O devirden önce tarım tanrıları var, gök tanrı yok. Gök Tanrı kuzeyden gelir. Semavi din kuzeyden gelir. Ve Orhun Abideleri'nde olduğu gibi tanrı tarafından kutsanmak, kutsanmak, kutlu olmak, kut almak, şad olmak, bunları hep kuzeyli kavimlerin kültürleridir. Çin'e demir kullanmayı da Türkler öğretmiştir. Çin'in ilk petroglifleri de yine Güney-Sibirya kökenli insanların çizdiği ve tarzda petrogliflerdir. Çin MÖ 200'lü yıllara kadar şuanki hacminin onda biri kadar. Sürekli ondan sonra genişlemiş.


Esas alan, coğrafya, üretim, hareket, Tekerlekli Kavimler diyor, (yani bunlar uzaylı mı der gibi), tekerlek yok yani. Tekerliği icat eden Türk kavimleri. Evcilleştirilen atı binek hayvanı olarak binen Türk kavimleri. Demiri işleyen Türk kavimleri. Ve Romalılar etekle ata binerken, Çinliler yumuşak ayakkabı kullanırken, Türkler pantolon, çizme giyiyor ve atların üzerinde ipe geçirdikleri üzengiyi kullanıyor. Türkler üzengiyi icat etmiştir. Ata daha iyi yön verebiliyor, atına daha çok hakim oluyor. Demir kuzeyden girer Çin'e. Bunlar kesin şeyler. Ben bunları bir bilim adamı, bir akademisyen olarak, objektif olarak konuşuyorum. Milli duygularla konuşmuyorum. Yalan ortay çıkar. Zaten binlerce kitap var. Kitaplarımın hepsi dipnotludur ve uluslararası kabul görmüş akademisyenlerin, ki çoğu da yabancıdır, referanslarıdır.


Medeniyetin çeşitli aşamaları var. Demir çok önemli bir aşama. İnsanlık tarihine bakarsanız, son kitabım, Ön-Türkler tarihini yazdım, tarih uygarlık ve genetiği ile beraber, göç yolları çok önemli çünkü, batıdan mı doğudan mı, hangi genler nereye gitmiş, bunlarla kanıtlıyoruz, gizlenmemiş araştırmaları o da, doğu araştırmaları Kore ve Japonya'dan geliyor, batıdan gelen araştırmalar genellikle farklı oluyor. Haplogruplar artık bilinen şeyler. Hangi insanlar hangisini taşıdığı biliniyor. Kızıl Hunların ki adları Kidarit'tir aynı zamanda, bu Kızıl Hunların yaşadığı yerden alınan gen araştırmasına göre aynı bölgede yaşıyorlar. Benim soyadım da Kihtir'dir.


Özetle, medeniyetin aşamaları açısından, Türkiye Cumhuriyeti'ne gelmeden önce, MS 16.yüzyıla kadar bir Türk Çağı var. Ortaçağ bir Türk Çağı'dır. Bunlar tesadüf mü oldu? Yani bize batıdan gelmişler, Güney-Sibirya'da seramiği falan öğretmişler, ama hepsini Türkler yenmiş. Madem o kadar üstün medeniyetli insanlar batıda, doğudakiler onları nasıl yenmiş? Biz ırkçılık yapmıyoruz, biz mantık konuşuyoruz. Demiri işlediğiniz zaman, ata bindiğiniz zaman, atın üstüne pantolonla bindiğiniz zaman, o demirden silah yaptığınız zaman ve demirden üzengi yaptığınız zaman, işte süper güçsünüz. O zamanın şartlarında süper güç olmak bu.


İnsanlık tarihine bakarsanız, devletleşme süreci demir çağının sonlarında başlar. Paleolitik dönemde herkes balık tutar, avcılık yapar. Sonraki dönemler, Neolitik, Kalkolitik (Bakır Çağ) ve Tunç Çağı dönem. Neolitik dönem MÖ 8000 -5000, Bakır Çağ MÖ 5000 - 3000, Tunç Çağ MÖ 3000 - 1200 ve binden sonra Demir Dönemi. Yani MÖ 1000'den önce demir yok. Zaten MÖ 12000'lere kadar her yer buzul. Demirle vuran tuncu kırıyor. Demirle vuran süper güç oluyor. Olay bu kadar basit. Türklerin ata mesleği demirciliktir. Zaten Göktürkler'in efsanesinde de Avarlara demircilik yaparlar. Sonra onlar yenerler ve bağımsız olurlar. Atı da var, o da mesafe demek. Ticaret yollarını kontrol etmek demek. Böylece süper güç oluyor.


Batıda güçlü devletler yok, Roma haricinde. Roma'nın da kökeni zaten Etrüskler. Etrüsklerin baş-tanrıçasının adı Turan (Venüs). Bunları biz söylemiyoruz. Bunları Roma'nın kuruluş efsanesini anlatan Vergili Aeneas destanında söylüyor. Turovalıların kim olduğunu söylüyor.


Ve eski zamanlarda Türk kavimleriyle Avrupa kavimleri savaşsalar da bir ortak kültürdeler. Daha henüz dinler girmemiş devreye. Dinler girince insanlar ayrışıyor. Dinden önce ufak çatışmalar, sonra barışmalar. Zaten demir de bulunmamış. Genelde kontrol altında bir yaşam var kavimler arasında. Ama ne zamanki demir bulunuyor, bir taraf üstün geliyor, her tarafı alıyor, öbür taraf da ona düşman oluyor ve kültüründen çıkartıyor. İşte Türkler batının efsanelerinden, İskandinav sagaları dahil, çıkartıldılar. İskandinavların baştanrısı Odin Tyrkialı'dır. Uralların güneyinden geldiğini yazar sagalar. Ve alfabeyi de Odin beraberinde getirmiştir. Runik alfabeyi. Ancak İskandinav runik alfabesinin Türk, Göktürk alfabesiyle benzerliği ortaya çıkınca runik araştırmalar duruyor. Çünkü direk oraya varacak sonu. Şuanda yıllarca runik alfabe çalışması yok. Çünkü her şey ortada. Odin'in runik yazıyla beraber Uralların güneylerinden İskandinavya'ya gelmiş olması, Tyrkland'dan (=Türk Yurdu. SB.) gelmiş olması ortaya çıkacak.


İstanbul'un 1453'deki fethinden sonra Papa II.Pius, önce kardinaldi, 1458'de Papa oldu, bütün Avrupa efsanelerinden İzlanda, İskandinav, Turova hikayelerinden Türklerle ilgili bölümleri kodekslerden çıkarttı. Turova Savaşı'na bakarsanız zaten orada savaşan iki Yunan kavmi değildir. Nasıl ki şuan Ege'nin iki tarafında kıta sahanlığı ve nimetlerinin paylaşılamamasından dolayı yıllardır iki taraf savaşıyorsa, bu Turova Savaşı da aslında Anadolulu halklarla Egeli bir kavmin savaşı. Şimdi Akhalar'dan önce de Pelasglar var. Nitekim Herodot Pelasglar'dan göçer, ata binen (??- SB), savaşçı bir kavim olarak bahsediyor. Sanki Kimmerleri tarif ediyor, İskitleri tarif ediyor, eski Türkleri tarif ediyor. Kimmerler, ki Annemarie v.Gabain dahil, birçok tarihçinin artık üstünde hem fikir olduğu üzere Avrasya kökenli, ortak Türk kökenli kavimler bunlar. Kimmerler, Traklar ki onlarda da kurgana gömme var. Batılılar tümülüs diyor ama bildiğimiz kurgan onlar. Kültür, dil Altay Dil Grubu ya da Hint-Avrupa Dil Grubu olmasıyla her şey apaçık anlaşılıyor. Bir de genetik analizler girdi ki artık çarpıtmaktan, gizlemekten ya da kabul etmekten başka dördüncü bir seçenek yok. 


Türkler kimdir? Asya'dan geldik Moğol'a benzemiyoruz.

Türkler Asyalı beyaz ırktandır. İndo-Aryan aramaya gerek yok, İndo-Aryan biziz."

Doç.Dr. Tuğrul Kihtir

"Kuşanlar, Kızıl Hunlar, Ak Hunlar, MS 2.-6.Yüzyıllarda Hindistan'da Türkler" İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü konferansından bir kesit. TDAV, 18 Kasım 2023, devamı için YT linki:





9 Aralık 2022 Cuma

Demir - Epilepsi - Akınak

 


"Bir kişi epilepsi nöbetine tutulduğunda başını koyduğu yere demir çivi çakılır.

Böylece o hastalığı iyileştirdiği söylenir."

Pliny, Doğa Tarihi


* Şamanların (Kamların) madeni; Demir.

* Demir - Oksijen - Epilepsi : Demir eksikliğinde alyuvar üretimi azalır. Bu sebeple de dokulara oksijen taşınamaz. Beynin oksijensiz kalması da epilepsi nöbetine sebep olur.

* Görsel: Demir Akınak, Saka Türk, MÖ 7.yy / Arzhan (Arjan), Tuva


* Akınak (yabancı dillerde acinaces-akinakes) Türkçe kökenlidir; Kıngırak. Bazı "sözde" bilim insanlarının iddia ettiği gibi ne Sogdca, ne de Perscedir! Ayrıca Ahameniş ordusunda azımsanmıyacak bir oranda İskit-Türk boylarının paralı askerlik yaptığı da hatırlanmalıdır. Kıngırak sözü MÖ bin başlarından itibaren Chou (Zhou-Türk) Hanedanlığının kaynaklarında yer alır. Hatta kılıç ustası bir Akhun kağanın adı da Khingila'dır. "Akınak" Homer ve Herodot'un "Grekçe"sinde de akinaces olarak yer alır. Bu da bu dönemde Anadolu'da Türkçenin varlığını gösterir! Ancak, çevirilerde Türkçe kökenli olan bu sözcük yerine maalesef başka sözcük kullanmışlardır!


SB 



"Greklerin muhteşem yalanları..."

"Marvellous falsehoods of the Greeks..."

Pliny.




14 Şubat 2018 Çarşamba

Avrupa'da Avar Kurganları





Zillingtal-Avusturya'da 797 adet Avar Kurganı (MS 630/650 - 800/820) 


"586 graves of the Avar period cemetery at Zillingtal (district Eisenstadt) were excavated under the coordination of F.Daim between 1985 and 1994. These graves are part of a cemetery from which 211 graves had been excavated in 1927 and 1930 and subsequently published. Comprising 797 graves in total, the cemetery of Zillingtal is the largest cemetery of the Avar period in Austria. It was used from the second phase of the early Avar period (EA II) until the third phase of the late Avar period (LA III),5 which roughly corresponds to the time span from 630/650 until 800/820 AD.

The metal finds from women’s graves at Zillingtal were included in the analysis of 7th and 8th-century women’s graves in Eastern Austria by A. Distelberger. The anthropological and zoological material was investigated by S. Grefen-Peters. A comprehensive analysis of the cemetery is in preparation. Approximately 80 % of the graves contained pottery, usually one vessel; in rare cases two vessels per grave were found."

'Settlement and the Ceramic Finds from the Cemetery in Zillingtal, Burgenland, Eastern Austria' by Hajnalka Herold - link


Photo from Hungary Magyar Nemzeti Muzeum










AVAR TURKS in EUROPE
Bronze presses with "Çintemani (Chintemani)=meaning of the symbol is "Oath")" for Belts
The first half of the 7th century - Magyar Nemzeti Muzeum





Prof.Dr.Ahmet TAŞAĞIL

Avar, Bulgar, Khazar, Cuman = Turks
"The Other Europe in the Middle Ages - Avars Bulgars Khazars and Cumans: 450-1450" book










AVARS
Abars, Abdals, Abdally, Abdaly, Aores, Aorses, Asi, Asii, Avars, Assuns, Awars, Beçen, Budini, Ephtalites, Gushans, Gushanas, Güsans, Hantals, Juan-juan, Jujuan, Kasans, Kashans, Kushanas, Kushans, Koshans, Kusans, Kusüns, Küsans, Kyusüns, Obres, Oghondors, Olhontor-Blkars, Onogurs, Pasiani, Peçenek, Sacarauli, Sacarauli, Sakauraka, Tochari, Tochars, Tocharians, Turgesh, Uars, Wars, Usuns, Ussuns, White Huns, White Süns, Yazig, Yu-chi, Yüeh-chih, 
and other variations

Subdivisions and ethnic affiliates
300 BC-922 AD
Most references to European Avars, retained in the Avar dateline, erroneously link them with Jujans, who in fact have only indirect connection to the Uar Avars, via political association with the Abdaly (Ephtalite) state (M.&M. Whitby The History of Theophylact Simocatta). The listings pertaining to the internal life of the Jujans have no bearing on the Avar history... link





... And to the Westerner Scholars: Don't be afraid to use the word Turk!..
Because they are Turkish of ethnic...
We are a Huge Family, no matter what our name is, the surname is Turk...
SB




28 Mart 2017 Salı

Hıristiyan Hunlar




Akhun - MS.5.yy



Hunların Hıristiyanlığı seçmesi ve yayması...



Hunların Hıristiyanlıkla temasları konusunda meşhur Hıristiyan topograf Kosmas Indikopleustes Bakteria ve İran arasındaki bölgede yaşayan Hıristiyan cemaatlerden bahsederken Hunlara da yer vermektedir. Bahsedilen bu Hun topluluğu Nasturi Hıristiyanlığının etkin olduğu Ak Hun veya Eftalitler' dir *. Bu bilgiyle paralellik arz eden diğer bir veriye Mingana'nın eserinde de rastlanmaktadır. 6. yy.'da, Hazar denizi kıyılarında yaşayan ve Nasturi Patrikliğinin çabalarıyla 549 yılında sayıları oldukça fazla miktarlara ulaşan Ak Hunlar Hıristiyanlığı kabul etmiş ve İncil Hun diline tercüme edilmiştir. 


Yine, 550 yılında imparator Justinian'in elçisi olarak Türklerin ülkesine giden Probus, Türklerin Hıristiyanlığına şahit olduğu ve geri dönüşünde Türkler arasında yaşayan rahiplere başarılarından dolayı bir kilisenin ihtiyaç duyabileceği her şeyi gönderdiğine dair bir bilgide bulunmaktadır. Bizans İmparatorluğunun faaliyetleri üzerine dönem kroniklerine dayanılarak yazılmış olan Muralt'ın eserinde 619 yılında Hun kralının ve halkın ileri gelenlerinin vaftiz edildiğinden ve kralın Patrice unvanı aldığından bahsedilmektedir.


... şu bir gerçektir ki Nasturi misyonu tüm orta Asya' da etkin olan bir faaliyettir: Bu durumda konu ele alındığında Hunların da bu misyon faaliyetlerine dahil edilmiş olma ihtimallerinin oldukça yüksek olduğu söylenebilir.


Paris Kütüphanesinde 1555 A nolu ve 733 ve 746 yıllarına veya 861 yılına ait olduğu düşünülen bir Yunan piskopos listesi el yazmasından bahseden Moravcsik'e göre Hun Piskoposluğunun yerini Terek nehrinin batısında Kuban havzasında takriben Sabir arazisinde aramak gerekmektedir.



Yonca Anzerlioğlu
Karamanlı Ortodoks Türkler (syf 69)


SB 
* Ak Hunlar'ın Eftalit dışında diğer bir adı da Abdallar'dır (Abdaly).bknz. İskender Lahti

Ek: 
Orta Asya'da Nestorian inancında olan Türkler ve Hıristiyan Türkler
"Tang Hanedanlığı Döneminde Orta Asya'da Nasturi Türkleri"
(2012 tarihli, Sincan Üniv.prof.un makalesi Çince, googletranslate ile önce İngilizce'ye çevrilmeli, yoksa cümle devrik oluyor.) Ya da: Turkic Tribes in Nestorian Belief in Central Asia


ilgili:




Ak Hun - MS.5.yy-6.yy 
Kuyruğu düğümlü atıyla, Part atışı yapan Türk.
Buluntu yeri Pakistan, British müzesinde

White Huns Turks (Hephthalite or Abdaly) 
Turkish warrior with Parthian (also a Turkish tribe) shot and horse with knotted tail. 5th or 6th century AD.
Found in Pakistan, in British Museum.







26 Temmuz 2016 Salı

KIZIL YILAN - GORGAN SEDDİ




KIZIL YILAN - GORGAN SEDDİ
(RED SNAKE - WALL OF GORGAN) 



1999 yılında arkeologlar tarafından keşfedilen ve daha sonra İngiltere-İran ortak kazılarıyla gün yüzüne 2005 yılında çıkartılan sed, pişmiş tuğladan yapıldığı için Kızıl Yılan adıyla anılıyor. Bu dev duvarın bir başka adı da Gorgan Seddi. (duvarın biraz gerisinde ki yerleşim yerinin adı) Bir ucu Hazar denizinden başlayan seddin diğer ucu Elbruz Dağlarının kayalık kısımlarında son buluyor. 195 km uzunluğundaki duvarı birde 5 metre genişliliğinde bir su hendeği koruyordu. 


Ayrıca duvar üstünde belirli aralıklarla 30.000 askerin barınabileceği küçük kaleler mevcuttu. Örneğin, duvarın üzerinde ki kalelerden biri 5.5 hektar alanı kaplayacak kadar büyüktü. Arkeologlar duvarın inşası için kullanılan pek çok tuğla ocağı ortaya çıkarttılar. Ocaklar duvara 20 ila 100 metre uzaklıktaydı ve duvarın inşası için kullanıldıkları açıktı. Ocaklar da kilden yapılmış tuğlaları pişirmek için kullanılan yakılan ağaç parçalarının üzerinde uygulanan Radyo karbon tekniği ile duvarın MS 5. veya 6. Yüzyıllarda inşa edildiği ortaya çıkartıldı.


Peki, neden inşa edilmişti? Yapıldığı dönemde İran’da Sasani İmparatorluğu hüküm sürüyordu. Sasaniler bir yandan Doğu Roma ile mücadele ederken doğuda aniden beliren bir tehlike ile karşı karşıya kaldılar : Ak Hunlar.


Sasani imparatoru Peroz (Firuz) (MS 459-484) Ak hunlara karşı giriştiği bir seferde Gorgan’da bir müddet kalmıştı. Ama daha sonra Ak hunlarla yaptığı bir çarpışma sırasında canından oldu. Arkeologlar seddin Ak hunları durdurmak ve duvar bölgesindeki verimli düzlükleri korumak amacıyla Sasani hükümdarları tarafından inşa edildiğini düşünüyor.


Radyo karbon testlerinin sonuçlarına göre duvar 7. Yüzyıl sonlarına kadar korundu. Bu tarihten sonra askerlerin Bizans’a yapılacak bir sefer ya da 636 da başlayan Arap istilasını durdurmak için kullanılmak üzere çekildiği düşünülüyor. Ne olursa olsun, sed iki yüzyıla yakın süre korundu.

Yenidenergenekon'dan alıntıdır onun kaynağıda: Current World Archaeology Dergisi No 27.




Ama; 
2008'deki açıklamaya göre Çin Seddi'nden 1000 yıl daha yaşlı. Haberi aşağıdadır:



According to the Science Daily News (February 26, 2008) the Wall of Gorgan is: “…more than 1000 years older than the Great Wall of China, and longer than Hadrian’s Wall and the Antonine Wall put together.”  link  /  link  /  link




Peki, hesap yapalım o zaman: Çin Seddi MÖ.4.yy da yapıldıysa, ve Kızıl Yılan 1000 daha eskiyse, o zaman MÖ.1400 çıkar karşımıza. İyi de o dönemde henüz Persler yoktu! Dr. Kiani'ye göre Kızıl Yılan Partlar döneminde yapılmıştı. Partlar da Hunlar'da Türk. Neyin peşindeyseniz? Bu arada Çin Seddi de Türk akınlarını durdurmak için yapılmıştır. Tıpkı Kızıl Yılan gibi. Ama hiç bahsetmiyorsunuz...  İran Türkleri - link


Bir de şu açıklama var: 


"The term Gorgan is derived from Old Iranian VARKANA (lit. The Land of the Wolf). Interesitngly the term Gorgan linguistically corresponds to modern Persian’s “Gorg-an” or “The Wolves”." (link)


Gorg-an "Kurtların ülkesi" demek değil! Hyrcania Kurtların Ülkesi demektir. III.Darius (Kodomannus), M.Ö. 330 yılında bu bölgede kendi adamları tarafından öldürülmüştür. [Hyrcania where Darius was put to death by his own troops.]

Gorg Korkmak fiilidir - Gorg- Kork ; -an ya Farsça çoğul, ya da Türkçe zaman anlamında. Belki de Gorgam idi - Korkam, Korkuyorum anlamında! Tıpkı mitolojideki Gorgonlar gibi.


Kelimenin Kurgan'dan gelmesi de mümkündür. Türkçe'de k ve g yer değiştirir. Korugan- Korgan - Gorugan - Gorgan. Aynı zamanda Rusça'ya da korugan "kale" olarak geçmiştir.  Bununla ilgili olarak arkadaşım Kemal İ.Işıklar'ın bu değerli yorumunu da sizlere sunuyorum:  "Gorgan (Gorgam - I fear)'e alternatif olarak Korugan-Gorugan olabilir. Korugan modern çağlarda bile dilimizde saldırılara karşı korunmak için inşa edilen "tahkimat" duvarı anlamını taşımıştır, bundan daha anlamlı bir isimlendirme olamaz diye düşünüyorum. Kurgan ile aynı kökenden geliyor. Başka dillerde "kurt" ve benzeri karşılıkları olabilir, ama "Korugan" benzetme ya da andırma değil, birebir yapının Türkçe'deki adıdır..." 


HYRCANIA = GİLAN eyaletini de içine alan Hazar Denizi'nin güneyinde yer alan bölge, bugün Gorgan olarak anılıyor. Hyrcana "Kurtların Ülkesi" demektir. 



Hazar Denizi'nin adı "CHİLAN DEGNİSİ"(1570-Dell İmpero Ottomanno, Geographe Turc, Abubekir Efendi
yani, ÇİLAN/GİLAN/YILAN (Ejderha) Denizi, diğer adı Gök Denizi'dir


GİLAN - İLAN - YILAN dır EJDER de YILAN olarak görülür.

Sonra'da Kızıl Yılan adının Türkmenler tarafından kızıl tuğlalarından dolayı verildiği yazılıyor. Ama Akhunların Kızıl Hun olarak adlandırıldığından haberleri yok! Nasıl akademisyensiz siz?



KIZIL YILAN (RED SNAKE - WALL OF GORGAN) GORGAN SEDDİ


Kızıl Hun Türklerin diğer adları: "pointed hat Saka"= Sivribaşlıklı Sakalar, Hyon, Chion, Kermichion, Hermichion, Abdaly, Hephthalites, Eftalit, Ak-Hunlar ya da, Massagetler, bilinen adlarıyla Tomris Ece'nin "Büyük Saka"lar... ki yaşadıkları bölgedir!



Theophanes Byzantios berichtet : "Im Osten des Tanais (des Don) hausen die Türken, früher Massageten genannt, 
welche die Perser in ihrer Sprache Kermichionen nennen...." 
[Die Awaren: ein Steppenvolk im Mitteleuropa, 567-833 n.Chr - Walter Pohl]



Ayrıca Türk boylarından İskitlerin arasında "Gelon" adlı "Yılan" boy ile Kıpçakların Yılan boyu vardır. 


"Don Kıpçaklarını yöneten Şarukan hanedanı yılan kabilelerinden (Kimak-Uran-Kay-Urankay) inme idi..." "Si (Kay) kabilerlerinin tamgası yılandır; "kay" da zaten yılan demektir. Kumosiler, Kidanlar ve diğer halkların topraklarından akıp giden Amur Nehrine Çinliler Heylungiyan (Kara Ejderha Nehri) derler." 

Kıpçaklar- Sercan M.Ahincanov // Selenge Yayınları
Kızıl Türkler - link



Çinlilerin Amur Nehri'ne "Heylungiyan" yani "Kara Ejderha Nehri" demesinde bile Türkçe İlan-Yılan kelimesini görüyoruz.


Herkül'ün oğulları : 
"...birincisinin adı AGATHYRSOS (Ağaçeri), sonrakinin GELONOS (Yılan), en küçüğünün SKYTHES (İskit)..." Heredot,ıv,10 / Gelonos Türkleri - link








Kurtların Ülkesi ha! :)








Did you know that "Kyzyl Yilan" or "Qizil Yilan" (Kızıl Yılan) is Turkish? meaning "Red Snake". Or the toponyms of İran, like "Tepe" is Turkish? meaning "little mountain - hill".


"The term Gorgan is derived from Old Iranian VARKANA (lit. The Land of the Wolf). Interesitngly the term Gorgan linguistically corresponds to modern Persian’s “Gorg-an” or “The Wolves”" (link)


Gorg-an = The Wolves: Bullshit!
Gorg is Turkish, means Fear. -an is plural, so FEARS.
or Gorgam - I Fear!
They still speak Oghuz Turkish in Azerbaijan, and say as Gorg-Qorq.
in Anatolian Turkish we say; Kork - Fear : Korkuyorum - I Fear.
Or it came from the word "Kurgan"  : Etymology and culture also Turkish: people buried their dead in barrows ie.Kurgan - Korugan - Gorugan (to protect - Korumak) in  Kazakh Turkish korgan . "k" and "g" can switch with dialect: Gorgan.

Hyrcania (Varkana) means "Wolfs Land" like the "Turkish Wolf" . Did you know that Amudarya was called Oxus or Ochus by Strabon?  Ochus or Oxus is Oghuz (Okuz) in Turkish, and of course Oghuz Turks.... The word Hyrcania (Varkana) has nothing to do with Gorg-an ... 


Oghuz-Turkic tribes, Turkmens, Qajar (Kaçar): Yes all of them are Turks. But you don't mentioned about the Turkish origin of Parthians, Sacae and Huns in your article!


There was only four Persian State in today's İran:
Achaemenid (559-330 BC) Sasanids (226-652 AD) Pahlavi (1925-1979) and İran İslamic Republic (1979 -). İran was always a Turkish land, from 4400 BC, between the Persian States above till 1925. After war it became İranian State, but there are still 45 million Turkish people living in İran. And in North East, where the Red Snake Wall is, lives Horasan Turks (3 million - old Horasan region was İran, Afghanistan, Tajikistan, some region of Turkmenistan and Uzbekistan) and Turkmenistan Turks (2 million).


"'Red Snake'-is more than 1000 years older than the Great Wall of China.." 


Do you even realise what you are saying and knowing what it means? That means 1400 BC, at that time there was NO PERSİANS in that region! Persians came for some in 800 BC, to others in 900 BC, but never before that period! Not everything has to do with the Persians! Chinese Walls was built to protect themselves agains the attacts of Turks, so is the Red Snake Wall. Because they also say that the wall was built in the period of Parthians, which are Turks, today ancestor of Turkmenistan people. 

read: "Our Ancestors Who Build the Great Parthia Turkish State(247 BC-224 AD) Begmyrat Gerey - Turkmenistan 


"is known as Qïzïl Yïlan to local Turkman inhabitants" (link)

Turkman is Turk. Means I'm Turk. 
Qïzïl Yïlan - Kızıl Yılan - Red Snake



White Huns yes but you do not mention about them that they are Turks! White Huns are also called as "pointed hat Saka", Hyon, Chion, Kermichion, Hermichion, Abdaly, Hephthalites, or more common name Massagetae, Queen Tomyris of Big Sacae, which lived in that region, RED HUNS to. Maybe that's why they called the walls as Red Snake !

About the walls PDF




And you call yourself a scholar, scientist...Well, You can not write history without Turks... ;)

SB.





3 Ekim 2015 Cumartesi

KIZIL TÜRKLER







HYON - CHİON - KERMİCHİON - HERMİCHİON 
KIZIL HUN TÜRKLERİ


Theophanes'in VII. yüzyıl öncesinde Hunların 474/75 ve 561/62 Yıllarında Trakya'ya akınları, 501/02 Yılında Bulgar saldırıları, 563 Yılında Hermichionların (Karmir Hyon, Kermichion diye de geçmekte olup Eftalitlerin bir grubu olan Kızıl Hunlardır) gönderilmesi ve Avar-Bizans savaşlarına dair verdiği ayrıntılar diğer kaynaklarda bulunmamaktadır. 

Doğuda Don Nehri kıyısında, Massagetler tarafından uzun zamandan beri denilen, Persler tarafından kendi dillerinde Kermichiones adı verilen Türkler yaşar.

Persler yani İranlılar tarafından Kermichion diye adlandırılanlar Gök-Türklerdir. Kermichion adının Chion unsuru, Hunların Farsça Hyón adının Yunanca kaydedilmiş şeklidir. Hun ismi Gök-Türkleri belirtmek için de kullanılmıştır. K. Czeglédy, Bozkır Kavimlerinin Doğu’dan Batı’ya Göçleri (çev. E. Çoban), İstanbul 1998, s.66. Ayrıca Kermichion adının Juan-Juanlar (gerçek Avarlar) ve Avarlar ile ilişkilendirilmesi için bk. E. Chavannes, Batı Türkleri Tarihi (çev. M. Koç), İstanbul 2007, s.295-296. 



Çeviren: Ali Ahmetbeyoğlu


* * * 

Akhun Devletinin kuruluşu 358’den sonra olmalıdır. Uar-Hunlara Çinliler, Hua (Uar) diyorlardı. Kurdukları devlet Akhun, Eftalit (Heftalit) gibi isimler taşıyordu. Cürcan’daki Çol (Çöl) boyu ve Batı Gök-Türkleri zamanındaki Askiller, Akhun Devleti boylarından idi.

Bir başka Akhun grubu Kızıl Hun (Karmir Hyon, Kermichion, Hermichion) adıyla anılmıştır.

Onların Zavul adlı bir boyu orta ve güney Afganistan’da ayrı bir yerde beylik kurmuştur. Bu boy ya da boylar grubu daha sonra Kuzey Hindistan’ın ele geçirilmesinde önemli rol oynamıştır. Hint kaynakları onları Huna diye anmıştır.

Neticede Akhun Devleti ağılık merkezi Soğdiya, Baktriya ve Toharistan olmak üzere 558 yılına kadar varlığını sürdürmüştür.


PROF.DR.AHMET TAŞAĞIL




  Theophanes Byzantios berichtet: "Im Osten des Tanais (des Don) hausen die Türken , früher Massagaten genannt, welche die Perser in ihrer Sprache Kermichionen nennen...
[Die Awaren: ein Steppenvolk im Mitteleuropa, 567-822 n.Chr. - Walter Pohl, Austrian historian]

Theophanes'in bildirdiğine göre: Tanais'in doğusunda Türkler, geçmişte Massagetler olarak adlandırılan, Perslerin dilinde Kermichion denilen...



Türkmenistan'a Gelen İlk Türk Kavimleri: Hyonlar

Romalı tarihçi Ammianus Marsellinus'a göre, Sasani Devleti'nin hudutlarının kuzey-doğusunda Chionitae (Kionit/Hyonit/Ak-Hun) adı verilen kavimler oturmaktaydı. Adları ilk kez bu şekilde tarihe mal olan Hyonlar'ın kimlikleri günümüze kadar tartışma konusu olmuştur. Gerçi Türklükleri şüphe konusu olmayan Hyonlar'ın daha çok Eftalit Devletini kuran boylarla aynı olup olmadıkları tartışılmaktadır.

Batılı kaynaklar bu boylardan söz ederken onları 'Karmir Hyon', 'Kermichion' veya 'Hermichion' şeklinde tanıtırlar. Burada 'Karmir Hyon', 'Kırmızı Hun' anlamındadır. Kaynaklar, Eftalitler arasında yer alan bazı boylardan söz etmektedirler: Kadiş-Hun, Askil, Zavul gibi. Yine bu boyların Hyonlar'dan mı, Eftalitler'den mi türediklerine dair kesin bir şey söylenilemiyor. Bir diğer husus da, Batı kaynaklarının bunları neden 'Kırmızı Hun' olarak zikrettiğidir. 

Bu duruma Prokopios'un yaptığı bir açıklama aydınlık getirmektedir. Müellif, yaklaşık 550 yıllarında Hirkania (Hazar Denizi) civarlarında Ak-Hunlar'ın gözüktüğünden söz etmektedir. Ona göre, bunlar göçebe olmayıp, çok eskiden beri bu topraklarda oturmaktaydılar. Fiziki görüntüleri diğer Hunlar'a nazaran çok farklıydı. Yüzleri diğer Hunlarınki gibi çirkin olmayıp, tenleri de alışılmadık bir şekilde beyazdı. 

Yapılan açıklama Kırmızı Hunlar ile Ak-Hunlar arasında fiziki bakımdan bazı farklılıkların olduğunu ortaya çıkartmaktadır. Bilindiği gibi, Eski Türk toplulukları cihet veya mistik anlamda renklere göre çeşitli gruplara ayrılmışlardır: Ak Ti - Kırmızı Ti, Akkoyun - Karakoyun gibi. Hunlar'ın da Ak Hun ve Kızıl veya Kırmızı Hun olarak ayrılmaları gayet doğaldır. Ancak şaşırtıcı olan Roma tarihçisinin bunları tenlerinin rengine göre vasıflandırmasıdır. Araştırmacıların üzerinde durduğu bir diğer husus ise Ak-Hunlar'la Eftalitler arasında bazı farklılıkların olduğu yönünde kaynaklara yansıyan bilgilerdir. Buna göre, Ak-Hunlar ile Eftalitler iki farklı devlet olmuşlardı. 

İlginç olan bir diğer husus ise, Hyon adının Avesta'ya ve hatta Viştasp hikayelerine konu olmasıdır. Gzegledy'e göre, bu durum Hyon boyunun bölgedeki varlığının m. ö. I. yüzyıla kadar gerilere gittiğinin göstergesidir.

Bu durum karşısında Türkmenistan bölgesine gelen birbirinden farklı üç Türk göçünden söz etmemiz gerekmektedir: İlki, m. ö. I. yüzyılın ortalarından itibaren miladi 350 yıllarına kadar sistemli olarak yapılan Kırmızı Hun, yani Hyon göçleridir. İkincisi, yaklaşık olarak 350 tarihinden itibaren onları takip eden Ak-Hun boylarının göçü ve üçüncüsü de kökenleri Ak Tiler'e dayanan Eftalit boylarının göçleri. Sonuncusu bir sonraki başlık altında konu edileceğinden burada ilk iki göç dalgasından söz edeceğiz.

Bazı görüşlerin aksine, Türkmenistan sahası göçebeler için coğrafi bakımdan verimli olmasa da siyasi ve ekonomik bakımdan oldukça korunaklı bir araziydi. Ülke, Orta Asya ile İran arasında transit geçiş imkanı sağladığından buradaki topluluklara ekonomik açıdan büyük avantajlar sağlamaktaydı. 

Ayrıca, siyasi bakımdan bir sorun çıktığı zaman göçebeler düşmanlarının geçmeye cesaret edemedikleri çöllerin merhametine sığınabiliyorlardı. Bir diğer husus ise Türkmenistan'ın güney-batı, Balhan ve Mangışlak tarafları ciddi bir baskı ve tehditten arındırılmış bir konuma sahipti. Yani, Hyon-lar'ın komşularının farkında olmadan MÖ. I. yüzyıllardan itibaren gelip buralara sığınmaları pek mantıklı gözükmektedir. Bunlar ancak 350 yılından sonra Kuşan ve İran için sorun haline gelmeye başlamışlardı. Çünkü peşlerinden gelen diğer Hun kavimlerinin onlara katılması etkinlik alanlarının genişlemesine ve böylece korkusuzca komşularıyla yüzleşmelerine neden olmuştu.

Gerçek Hyon akınlarının batıya doğru hareketi miladi I. yüzyılın sonlarına rastlamaktadır. Hun diyarında meydana gelen olaylar bunu düşünmemize fırsat tanımaktadır. Hunların 89-91 yıllarında aldıkları ağır yenilgiler onlara bağlı bazı kavimlerin batıya doğru hareketini hızlandırdı. Yurtlarından koparılan kavimler arasında Hyon/Kion adlı bir grupta bulunmaktaydı. Bir Hun reisin liderliğinde hızla batıya doğru yol alan Hyonlar önce Sogdiyana'ya, ardından da İran Sasani topraklarına sokuldular. 

Böylece, İran için gerçek Hyon tehlikesi zuhur etmiş oluyordu. Hyonlar, başlangıçta sayı bakımından zayıf ve etkisiz idiler. Bu nedenden pek huzursuzluk çıkartmadan Hazar Denizi'nin doğu taraflarına, Türkmenistan'ın kuzey-batı kısımlarına gelip yerleşmişlerdi. Bu bölgede daha öncesinden gelip yerleşen yoğun bir Saka topluluğunun olduğu bilinmektedir. Bunlarla temasa geçen Hyonlar, Sakalar'la kaynayıp karışmış olmalılar. Bu etkileşim Saka izlerinin 350 yılında ortadan kalkmasına neden olmuştur. Nitekim, 350 yılından sonra bölgede oturan Daha (Saha/Saka) boylarının adına bir daha rastlanılmaz.

Aynı yıllarda bölgeye bir göçün daha yapıldığı muhtemeldir. İlk gelenler yerlilerle önemli ölçüde kaynayıp karıştıklarından fiziki bakımdan bazı farklılıklar oluşturmuşlardı. Bu yüzden Romalı müellif onlara Ak-Hun adını vermiş olmalıdır. 350 yılında gelenlerin onlarla birleşmesi burada bir devlet teşekkülünün ortaya çıkmasıyla sonuçlandı. Bunların da Hyonlar olduğu malumumuzdur. 

350 yılında bunların Türkmenistan bölgesinde karşılaşmaları Ak-Hun Devleti'nin oluşumunu sağlamış olmalıdır. Nitekim, ciddi bir tehdit olduklarından Sasani hükümdarı II. Şapur sınıra kadar gelmiş, Kionit ve Euseniler'in (Kuşanlar'ın) karşısına dikilmişti. Ortaya çıkan Roma savaşı, II. Şapur'u onlara karşı nazik davranmaya itmiş olmalıdır. Böylece, yapılan Kionit-Kuşan-Sasani ittifakı sonucunda müttefik orduları 358 yılında Amida kuşatmasında birlikte hareket etmişlerdir. Bizzat, Romalı müellif Marcellinus, Hyon hükümdarı Grumbates'den söz ederek Romalılara karşı savaşta Sasani hükümdarının sol tarafında yer aldığını aktarmaktadır. 

Bu durum 350 yılında Hyon veya Ki-onit Devleti'nin kurulduğunun açık kanıtıdır.

350 yılında Hyon boylarının oluşturdukları Ak-Hun Devleti, 356 yılında yapılan Sasani anlaşmasıyla güneydeki sınırlarını koruma altına aldıktan sonra, yaklaşık olarak 370'den itibaren yapılan saldırılar sonucunda Sogdiyana'yı ellerine geçirdiler. 350 yılında ortaya çıkan ve Sogdiyana'nın fehtini ancak 435 yılında tamamlayan Hyonlar'ın ana kitlesinin Türkmenistan sahasında bulunduğu, özellikle Hazar Denizi'nin doğu taraflarında Balhan, Gürgenç çevresinde bulundukları anlaşılmaktadır. 

Sogdiyana'nın tamamen ele geçrilmesinden sonra ana karargahın buraya taşındığından şüphe edilemez. Nitekim, Arap müeelifi Mes'üdi, Hyon (Türk) Hakanının bu bölge üzerinden Horasan fethine başladığından söz etmektedir, islam müellifleri yüz bini bulan kalabalık bir Hyon ordusunun Sogd üzerinden Merv'e doğru harekete geçtiklerini duyurmaktadır. Merv ele geçti. Hyonlar şehir yaktnhğın-daki Kuşmihan denilen yerde ordugahlarını kurdular. Ardından İran'ın içlerine doğru yağma faaliyetlerine başladılar. Sasaniler hileye başvurarak Hyonlar'ı ağır bir hezimete uğrattılar, elde edilen ganimet İran hazinesine girecek olan üç yıllık vergiye bedeldi. 

Bu zaferin İran için yankıları büyük olmuş ve destanlara konu teşkil etmişti. Kaynaklar, Sasani ordularının Maveraünnehr'in içlerine kadar sokulduklarından söz etmektedir. Muhtemelen, Hyonlar Balhan ve Gürcan'ın yukarılarına çekilmiş, Maveraünnehr'dekiler de nehrin yukarısına kaçmışlardı. Bunun üzerine Behram Gur, Türkmenistan sahasını eline geçirerek merkezi Belh olan Horasan Sebihbudluğunu tesis etmiş ve başına kardeşi Nersi'yi atamıştı. Sasaniler bölgedeki etkinliklerini 428 yılında Behram Gur'un ölümüne kadar korudular. 

Muhtemelen, bunun sonucunda Hyonlar'la bir anlaşma yapılmıştı. Ancak Behram Gur'un vefatından sonra kısa süreliğine devam eden taht kavgası sonucunda yerine II. Yezdegert'in (438-457) geçmesi ile durum değişti. Hyonlar, Behram'ın ölüm haberini alır almaz Ceyhun'u aşıp Türkmen topraklarına sokuldular. Bu defa daha hırslı ve intikam doluydular. Bölgedeki Sasani garnizonları teker teker işgal edildi. Hyon tehlikesi İran üzerine yeniden esmeye başladı. İran edebiyatından yeni bir Behram Gur efsanesi yaratmak için bizzat II. Yezdegert onlara karşı sefere çıktı. 443 yılında İran ordusu Nişabur'da konakladı. Ancak daha ilerisine geçemedi. Sekiz yıl aralıksız süren savaşlarda Hyonlar bir türlü sınırların dışına itilemediler. 455 yılında ise artık Hyon hakimiyeti Horasan'ı da içine almaktaydı. 

Bu tarihten sonra Hyon adı kaynaklarda geri plana itilir ve Eftalit ismi ön plana çıkmaya başlar. Muhtemelen, bu sıralarda Ak Ti boylarından Eftalitler Hyon ülkesini ele geçirerek ve onları da kendi hakimiyetlerine alarak yeni bir Türk devletinin temellerini atmışlardı.

HAZAR ÖTESİ TÜRKMENLERİ
EKBER N. NECEF ve AHMET ANNABERDlYEV
KAKNÜS YAYINLARI 


* * *

Theophan the Byzantian (5 c.) renders Huns as Scythians. He writes: ‘Meanwhile Scyth Attila, son of Omnudiy, brave and proud man, removed his senior brother Vdela, assumed sole authority over Scythians, which also are named Unns, and attacked Thracia’ [Theophan the Byzantian, 1884, 81]. On the other side, he depicts Türks as Massagets: ‘East from Tanaid live Türks, in antiquity called Massagets (*). Persians in their language call them Kermikhions’ [Byzantian Historians. SPb., 1861, 492]. 

In this record of Theophan deserves an attention the fact that he knew well both Massagets (one of the Scythian tribes), and Persians. If Scythians-Massagets spoke Persian, he would inevitably note this detail. But Theophan identifies Massagets with Türks, not the Persians.

Mirfatykh Z. ZAKIEV


(*)
Massagets, yani  SAKA, 
ŞAHNAME'deki AFRASİYAB yani ALP ER TONGA'nın TORUNU olan ve HEREDOT'ta TOMYRIS olarak geçen ve de  BÜYÜK KYROS'u öldüren TOMRİS ECE'nin HALKI


* * * 
"Ezgil/Ezgel (Ch. Asitsze) tribe was described in the Chinese annals as strongest tribe of the Hun confederation. A cardinal historiographical point was a visit by unnamed ambassadors of Hermichion king Askel to Constantinople in July of 563. Hyons, and in this case Red Hyons (Hermichions), were a leading constituent in the right (western, Türkic On-shadapyt, Chinese Nu-shibi) wing of the Türkic Kaganate, which in the 552 took over control from the Jujans of the Jujan empire. Ezgils were a leading tribe of the distinct Hyon branch, which had a rich history traced with its legendary common genesis from a Heavenly Dog. And the Hyons-Dogs were a branch of Huns-Kins.

Etymology of the term “Hyon” comes from the Indo-European *khuon, anc. Chinese *k'iwen, Kidanian, Mong. kion, etc. “dog”, “doggy”. A grouping of Türkic tribes united by a totemic cult of Heavenly Dog, with Türkic name Taichan “Dog”, in the Persian sources was called Kermir Hyon (Kermichion), Persian for “Red Hyon”, and subsequently for the Kermichiones of the Theophan “Chronography”. A “strongest” of the Hyon  tribes was Ezgil/Ezgel tribe, whose leader in the 563 sent ambassadors to the far away Constantinople. The tribe, called in Persian-lingual sources Kermir Hyon “Red Dog”,  in the 7th century Hotan-Saka documents was called Khara Huna with the same meaning, the term Hyon corresponded to Huna. The Heavenly Dog cult extended from Asia Minor in the west to Manchuria in the east.

This posting is a tribute to late Prof. Yu. A. Zuev, who passed away on December, 5, 2006. Yu. A. Zuev produced numerous translations of the Chinese annalistic chronicles, intense scientific research of the history, culture, and socio-political life of medieval Türkic and non-Türkic peoples, and made outstanding contributions to Türkology and Iranology. Prof. Yu. A. Zuev specialty was in the ancient Chinese, Middle Chinese, and modern Chinese language, learned under a guru of the Chinese philology S.Ya.Yahontov, making him a unique expert with a first-hand knowledge of the sources. His superb knowledge of the sources allowed Prof. Yu. A. Zuev to delve into related fields of history and ethnography with unequalled depth and competence.
In his article, Yu. A. Zuev brought to light, or confirmed educated guesses of predecessors, the composition of the ancient Hun society, and its socio-ideological thought, that defined its society and determined its subsequent fate. The 2004 article builds on the studies reported in his publications starting in 1957.

Hun tribes carried a common endoethnonym Hun, rendered in Chinese as “giuən” and “kiən”, a collective semantic equivalent of “kins”, from which were derived their Asian, Western and Chinese appellations of Huns, Guns, Xiong - Xionites, Hsiung-nu - Xiong Nu, Chuni, Sünnu and a slew of other variations accumulated in the last two and a half millennia. Already in the historically initial reports, Hun conglomerate of related tribes was stratified into tribes of different flavor, constituting defined separate tribes with their own defined territory and historical fates. Many tribes that first appear under a common Hun later became known exclusively under their own endoethnonyms, the most prominent of them were Türkic (Ch. Tuku, ), Tele, Uigur, and Usun tribal groups. Ordos lands in the modern Gansu province of PRC were a central area of the Eastern Hun confederation.

Most of the Yu. Zuev article refers to the records and events of the Early Middle Age period, between  160 BC and 850 AD. The events are fairly well known from the Chinese, western and Muslim historians. A detailed and comprehensive history of Huns still awaits its author.

[“Chronography” of Theophanous the Confessor (760-818): “the same month (July of 563)” ambassadors of Askil/Askel, the king of Hermihions (Greek Ερμηχιονιονων; Lat. Ermechionorum), a tribe living among barbarians near the ocean, came  to Constantinople]

Describing preparations of the Byzantine embassy to the country of Türks in the 576, the author of the “Continuation of the Agathias history”, Menander Protector (covered 538-582), tells: “The Turks already lived in Byzantium for a long time, sent there by their  people during different times” (Menander, 1861, p. 416). The previous Türkic embassy, led by a Sogdian Maniach, and the reciprocal Byzantine embassy of Zemarch took place in the 568. The book contains their entire account (Menander, 1861, p. 575-586). But that was not a very first Byzantine record about the Türks, as is sometimes stated. Theophanes of Byzantium (6th century), the author of the “History”, writes about their visit to the Byzantine capital in the days prior to the 568: “To the east of Tanaid (Tanais, Syr-Darya; ref. Abaev, 1990, p. 34), live Turks who in antiquity were called Massagets. The Persians in their language call them Kermichiones.  At that time they sent to the king Justin gifts and embassy, and asked him not to admit Avars. Justin accepted gifts and reciprocated by sending to the Turks gifts and releasing their envoys. When later came Avars, asking for peace and permission to settle in Pannonia, Justin did not accept their offer because of the promise given to the Turks and alliance concluded with them” (Theophanes of Byzantium, 1861, p. 492-493). The described political objective of the Kermichion Türks' embassy (isolation of Avars) differs completely from the purpose of the Türkic embassy led by Sogdian Maniach in the 568 (establishment of trade and conclusion of alliance against Persia), portrayed in detail in the  work by Menander. 

The text of Theophanes of Byzantium probably has an errata, instead of the Byzantine emperor Justin (Justin II, 565-578) should have been named his predecessor Justinian (527-565). That follows from the Theophanous the Confessor (760-818) writing in “Chronography“: “the same month (July of 563)” ambassadors of Askil/Askel, the king of Hermihions (Greek Ερμηχιονιονων; Lat. Ermechionorum), a tribe living among barbarians near the ocean, came  to Constantinople (Chichurov, 1980, p. 53). The informative load of these messages is high, each point deserves close attention. The following pages are expounding them. The first sections of the article discuss that or similar evidence in various parts of the Eurasia during the early Middle Ages, without which, as we shall see, can't be understood a true content of these messages, and in the end, impossible to reconstruct the ethnic structure of the Türkic tribes in the right wing of the Western Türkic Kaganate. The main sources will be the evidence of the Chinese annalists, various Tibetan records, and the works of the Persian authors.


1. Bulgars and Magyars

The crucial and important element of these messages is the acceptance by the researchers of the evidence that the tribe with the Persian name “Kermichion” was Türkic (Marquart, 1898, p. 196-197; Marquart, 1901, p. 50)

The Tszüilan (Julan) Tutuk was Tsüe-syjin Asiji Najin da shoulin kehan selifa, i.e. “Kül-erkin Ezgil Najin, Great Chieftain  - Kagan-Elteber”. The Tutuk governance in Qianquan was headed by Nishu-syjin Asiji Dusibo Nezuk-Erkin Dusibo (<d'uo~siet-pua < ?).

Probably, some relation to the case in point has one of “Massaget” military leaders named Askan, mentioned in Procopius of Caesarea (6th century) work. In one of the wars with Persians (527-532) he commanded a division of six hundred riders in the army of Byzantine commander Velizarius . The date of the message is 530 AD. O.Maenchen-Helfen compared the Greek spelling of this name with the Türkic *as-gan; “khan of Ases/Azes” (the gan of the As/Az) though, in his opinion, a leader of a modest division hardly could carry a title “Khan” (Maenchen-Helfen, 1973, p. 143 Giraud, 1960, p. 193-196). H.W.Haussig perceives this name the same: As-gan = “As Prince”, or “Prince of Ases ” (“As-gan”, “As-Fьrsi” oder “Farstder”). He connects the message of Procopius about “Massaget” military leader Askan with the message of  Theophan the Confessor about Askel, the king of Türks-Hermihions earlier called Massagets. The term Askel (compare the name of the Khazarian capital Sarkel, “White City”) means “City of As”. He, however, did not think of any other Ases, except for Ases - Alans (Haussig, 1953, p. 424). Meanwhile, no written testimony about Ases - Alans residing in any area east from Syr-Darya had been found yet.

In the beginning of the 8th century the Karatürgeshes of Talas were Azes. The impression is that they are identical with the Esgels or are a component of theirs. From among Karatürgeshes-Azes was Sülük-Kagan (Chinese Sulu, 716-738), who gained an Arabic nickname Abu Muzahim. In the 737, Abu Muzahim went on a military campaign in Huttal. The historian wrote about his troops: Hakan approached, leading approximately four hundred riders dressed in red clothes” (at-Tabari, 1987, p. 251)."

THE STRONGEST TRIBE - Ezgil -
Yuri (Yury) Alexeyevich Zuev (Zuyev)/link
Russian-born Kazakh sinologist and Turkologist 



* * * 

link

"Details from the so-called Alexander Sarcophagus. Scythians with pointed hat and boots, pants. Achaemenids called "Saka Tigrakhauda" and the Greeks "Kermikhions" and "Melanchlaeni", ie "pointed hat Saka"."

*Kral Abdalonymos - Abdal - Eftalit - Ak Hun Türkleri

"455 AD-Abdaly (Hephthalites) conquer Kushans and invade India" ...


resim: Prof.Dr.F.Kırzıoğlu

 * * *

"KIZIL" Tarım Mumyaları ve Doğu Türkistan:

Çin kaynaklarındaki kayıtlara dayanarak esasen Doğu Türkistan coğrafyasına atfedilen “Hsi-yü” adının ilk geçtiği yerler incelenerek Türklerden ödünç alınmış olabileceğini; Doğu Türkistan’ın Hun Devleti için bir varlık sebebi olduğunu ve bu yüzden en eski devirlerden beri Türklerin hayat sahası hâline geldiğini; bölgedeki ilk sâkinleri başka milletler olarak gösteren arkeoloji ve dil çalışmalarının eksik ve bazen de taraflı olduğunu dolayısıyla yazılı kaynaklardan da istifade etmek gerektiğini ve Doğu Türkistan’daki en eski sâkinlerden birinin Türkler olmasının çok büyük bir ihtimal teşkil ettiğini ortaya koymuştur.


The Eastern Turkistan and Its First Habitants
Arş.Gör.Kürsat YILDIRIM




Çinlilerin Hunları ve Türkleri tarif ettiği şekilde, gaga burunlu "Hu" (*8) (Çinliler'e yabancı) tipindedirler. Portreye benzeyen diğer tasvirler (Iev. XI b,c) bilhassa bir ihtiyar (toym?) başı (lev. XI b) aynı Mongoloid olmayan, Çinlilerin "Hu" dediği Türk tipinde ve çok canlı şekilde tasvir edilmişler. 

*8) "Hu" bu devirde Hsiung-nu boylarına verilen isim idi: Ögel, "Doğu Türkleri", s. 91: "Hu" tipi Çinlilere nisbeten, uzun burun ile temâyüz ederdi: Franke, Geschichte, c. II, s. 74. Tungus eserlerinden M. V. yüzyıldan Koguryo duvar resimleri: E. Mc. Cune, The arts of Korea (Tokyo-U.S.A. 1962), s. 35. Chü-ch'ü eserleri: Soper, "North Liang" Tabgaç eserleri: Soper "Cave-chapels", Burkan tasviri Tabgaç hükümdarına benzetilmişti: a. e., s. 242. Sung-yün M. 518'de "Hu"lara (Hsiung-mı milletleri) benzeyen Budist heykellerinden başka türlü Burkan tasviri olabileceğini, ancak Orta Asya cenubunda, belki Hind tasvirleri başladığı yerde öğrenmişti: Beal, Si-yu-ki, s. 56. Uygur metinlerinde Burkan ve "tenğridem" şahıslar hakkında güzellik mefhûmları şunlardı: ayın onbeşi gibi (toparlak) yüz; uzun burun; gök rengi lotus gibi göz kapağı (Radloff, Suvama-prabhâsa, s. 157, 189); "düp-düz" (kapaksız ve Mongoloid?) göz kapağı (Müller-Gabain, "Uigurica" IV, s. 287).

Prof.Dr.Emel Esin
FARHÂR-I HALLUH - KARLUK BUDİST SANATI
makalesinden



"Onlar beyaz ırka mensup, sakallı ve gaga burunlu idiler"
Gumilev, 1990

Ak Hun  - Hephthalite Turks


ilgili:
KIZIL TÜRKLER / RED TURKS
____________________________