aeneas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aeneas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2018 Perşembe

Çeviriler orjinal isimlere sadık kalınmayınca …!





Vergilius - AENEAS

Verg.A. 2.100-104 / çeviri İsmet Zeki Eyuboğlu

Sürdürdü suçlamayı Calhas yardımıyla durmadan,
Neye yarar bu sözleri söylemem anımsatmam?
Sözü uzatmam? Bütün Grekler eşitse gözünüzde,
Kim olduğumu duymanız yeter, öldürtün beni, budur,
İthacus'un dileği, büyük ödül verir Atridesler de.
Çok istedik olayların nedenlerini öğrenmeyi, sormayı,
Bilmezdik Pelasgların tuzaklarını, kuyu kazmalarını.
Titreyerek, düzmece bir içtenlikle sürdürdü konuşmayı:



* Neden orjinal kelime yerine "Yunan" kelimesini kullanıyorlar?
* Pelasglar "Grek" değildir ! ve yine de "Pelasg" kelimesini "Yunan" olarak tercüme etmişler!
* Bizimkiler de "Akha" kelimesini "Grek" diye çevirmiş, yani bugünün tabiriyle "Yunan" olmuş !
* Orjinalde "Teucria" (yani TÜRKİYE yazarken) bizimkiler Troyalılar olarak çevirmeyi uygun görmüş!
* Orjinalde "Dorica" yazarken, bizimkiler "Grek" diye çevirmeyi uygun görmüş!
* Kimlik Hırsızlığı ya da daha doğrusu "Etnik Hırsızlığı" !
* Diğer milletler söz konusu olduğunda ki, bunu özellikle Türkler için yaparlar; (yakın zaman için bile) Selçuk, Peçenek, Avşar, Artuk boy adlarıyla verilirken "Türk" kelimesiyle birlikte kullanılmaz. Halbuki Selçuk, Peçenek, Avşar, Artuk... "ADIMIZ" iken "TÜRK" "SOYADIMIZ"dır.
* Bilim dünyasında "İkiyüzlülük", 
* Ve bunu tüm antik dönem eserlerin çevirilerinde görüyoruz!



Verg. A. 2.100-104 /  J. B. Greenough.

Nec requievit enim, donec, Calchante ministro—
sed quid ego haec autem nequiquam ingrata revolvo?
Quidve moror, si omnis uno ordine habetis Achivos,
idque audire sat est? Iamdudum sumite poenas,
hoc Ithacus velit, et magno mercentur Atridae.”
Tum vero ardemus scitari et quaerere causas,
ignari scelerum tantorum artisque Pelasgae.
Prosequitur pavitans, et ficto pectore fatur:



Verg. A. 2.100-104 / Theodore C. Williams, Ed.

Nor rest had he, till Calchas, as his tool,-
but why unfold this useless, cruel story?
Why make delay? Ye count all sons of Greece
arrayed as one; and to have heard thus far
suffices you. Take now your ripe revenge!
Ulysses smiles and Atreus' royal sons
with liberal price your deed of blood repay.”
We ply him then with passionate appeal
and question all his cause: of guilt so dire
or such Greek guile we harbored not the thought.
So on he prates, with well-feigned grief and fear,
and from his Iying heart thus told his tale:


* Why do they use the word "Greek" instead the original word?
* When it comes to "other nations", they just use the tribe names, especially when it comes to the Turkish Tribes like Seljuks, Pechenegs, Artiquids... these are the names of the tribes, but the surname is "TURK" !
* Pelasgians are not "Greek"! and yet they translated the word "Pelasg" into "Greek" !
* Stealing the "identity", or more acquired "Stealing the Ethnic" !
* Hypocrisy in the scientific world!

SB.






Verg. A.2.21 / çeviri: İsmet Zeki Eyuboğlu

Tenedos derler ünlü bir ada, Troya’nın karşısında,
Varsıl, görkemli yerdi. Priamus krallığı çağında.
Şimdi önemsiz bir onarım, gemi yanaşma yeri.
Oraya sığınır, ıssız koyda saklanırdır Grekler.
Biz de sanırdık uygun yellerle Mycenae’ya giderler.
Sevinmiş bütün Troyalılar, gitmiş sıkıntıları, kaygıları,
Gezmeye çıkmışlar, görmeyince Grekleri, boş kıyılara.


* Verg. A. 2.21 /  J. B. Greenough. (Latin)

Est in conspectu Tenedos, notissima fama
insula, dives opum, Priami dum regna manebant,
nunc tantum sinus et statio male fida carinis:
huc se provecti deserto in litore condunt.
Nos abiisse rati et vento petiisse Mycenas:
ergo omnis longo solvit se Teucria luctu;
panduntur portae; iuvat ire et Dorica castra
desertosque videre locos litusque relictum.


Verg. A. 2.21  / Theodore C. Williams, Ed (English)

In sight of Troy lies Tenedos, an island widely famed
and opulent, ere Priam's kingdom fell,
but a poor haven now, with anchorage
not half secure; 't was thitherward they sailed,
and lurked unseen by that abandoned shore.
We deemed them launched away and sailing far,
bound homeward for Mycenae. Teucria then
threw off her grief inveterate; all her gates
swung wide; exultant went we forth, and saw
the Dorian camp untenanted, the siege
abandoned, and the shore without a keel.



Truvalı Aeneas Kartaca Ecesi Dido tarafından karşılanıyor
Ortaçağ dönemi Avrupa Sanatı





30 Ağustos 2018 Perşembe

TRUVA: HOMER ile DARES - II



2018 Truva Yılı İçin Özel
TRUVA ; HOMER ile DARES, BİR ANADOLU DESTANI
Semra BAYRAKTAR
Profesyonel Turist Rehberi
Temmuz 2018





Ektor'un cenazesinin ilk yıldönümünde Priam, Ekuba, Polyksena ve diğer Truvalılar Ektor'un mezarına giderler. Orada Aşil'le karşılaşırlar. Aşil anında Polyksena'nın güzelliğine vurulur ve gönlünü kaptırır. Aşk ateşiyle yanmaya başlayan Aşil'in tüm yaşama sevinci uçup gider. (Onun ruhu zaten yaralıdır, Akhalar Agamemnon'u görevden aldıktan sonra, onun yerine Palamedes'i başkomutan olarak seçmiştir). Hissettiği bu sevginin acizliğiyle, çok güvendiği bir Frigyalı [Truvalı] kölesini evlilik teklifi mesajıyla Ekuba'ya gönderir. Eğer Polyksena ile evlenmesine müsaade ederlerse, ordusu Myrmidonlarla evine dönecektir. Böylece diğer liderlere örnek olacak, onlar da onu takip edecektir. Esir haberci Ekuba'ya bu mesajı iletince, kendisinin bunu Priam onaylarsa istekli olduğunu, ama önce Priam'a sorması gerektiğini söyleyerek köleye dönmesi için emir verir. O da Ekuba'nın cevabını Aşil’e iletir. Bu arada Agamemnon büyük bir takipçi grubuyla kampa gelmiştir.


Troil ve Polyksena çeşme başında, Aşil ise pusuda.
Karıştırma kabından detay, MÖ 560–540


Ekuba Priam'a Aşil'in teklifini anlatır. Priam kabul etmez. Gerçi Akhilles çok iyi bir akraba olacaktır, ama Aşil evine dönse bile kızını bir düşmana vermesi doğru değildir, Çünkü diğerleri, yani Akhalar onu takip etmeyecektir. Eğer Aşil bu evliliği istiyorsa, kalıcı bir barış vaat etmeli, tüm Akhaların ayrılacağına dair söz vermelidir. Hem de kutsal yeminli olarak, ancak o zaman kızını verebilecektir. Aşil'in kölesi geri gelir, Ekuba ile Priam'ın arasında geçen bu konuşmayı, efendisine dönerek iletir. Bunun üzerine Aşil herkese şikayetini dile getirir; tüm Avrupa [?] ve Argoslular bir kadın uğruna uzun bir savaşa girmiştir. Binlerce insan ölmektedir. Geri kalanların hürriyetleri ise tehlikededir, bu sebeple barış yemini yapmaları elzemdir. Ordularını da eve geri götürmelidirler.

Yıl sona erdiğinde, ateşkes biter ve Palamedes orduyu meydana çıkarır. Komuta değişimi ile Polyksena için red cevabı alan Aşil öfkelidir ve savaşa katılmayı red etmiştir. Truvalılar'ın ordusu Deiphob'un liderliğinde savaşa başlar. Palamedes bir fırsat yakalar ve Deiphob'a saldırarak katleder. Her iki tarafta sert bir şekilde savaşır, sayısızca kayıp verirler. En önde savaşan Palamedes ordusunun ilerlemesi ve askerlerinin cesurca savaşmaları için teşvik eder. Bu övünmeyle ilerlerken karşısına çıkan Likyalı Sarpedon'u öldürür. Ama uzun sürmez bu övgüsü, saldırılara devam ederken bir süprizle karşılaşır. Bir fırsat yakalayan Aleksander mızrağını fırlatır ve Palamedes'i boğazından vurarak deler. Bunu gören Truvalılar bu şansı yakalar ve mızraklarını fırlatarak işini bitirirler. Kral Palamedes ölmüştür. Truvalıların hepsi tüm güçleriyle saldırırlar. Akhaları geri püskürtürler, onlar da kampa doğru kaçmaya başlarlar. Truvalılar da onları kıyıya kadar kovalar, kampı kuşatır ve gemilerini de yakarlar.

Aşil'e olan biten anlatılır, ama o her şey yolundaymış gibi hareket eder. Telamon'un oğlu Ayaks ise gecenin sonuna kadar cesurca kampı savunmak için liderlik eder. Akhalar, bilgeli, merhametli, adaletli, iyilik misali Palamedes'in kaybıyla yastadır. [31] Truvalılar ise, Sarpedon ile Deiphob'un ölümleri yüzünden perişan haldedir. 


Sağda Patroklos, Lukkia (Likya) liderlerinden Prens Sarpedon'u öldürüyor. Sarpedon'un kuzeni ve Lukkia komutanı Glaukos ise onun bedenini koruma altına alıyor. Sarpedon'un kıyafetinde ise Türk kültür & sanatında sıkça karşılaştığımız "ant" olarak okunan “çintemani” motifi var. Vazo'dan detay MÖ 400 - Policoro Ulusal Arkeoloji Müzesi/İtalya



Bu arada en yaşlıları olan Nestor, gece boyunca Akhaları konsey toplantısına çağırmıştır. Palamedes öldüğüne göre bir general seçmeleri gerekmektedir. En iyi seçim yine Agamemnon'dur, onun liderliğinde ordu gelişmiştir, ama eğer itiraz eden varsa şimdi konuşmalıdır. Herkes hem fikirdir, anlaşmazlık azalacaktır. Agamemnon tekrar ordunun başkomutanı seçilir. Ertesi gün Truvalılar meydana çıkar. Agamemnon'da Akhaları karşılarına çıkarmıştır. İki güç karışır ve çarpışmaya başlar. Troil cephede ilerler, katliam ve tahribat ile Akhaları püskürtürler ve yine kampa kaçmalarını sağlarlar. Ertesi gün yine meydana inerler. Korkunç bir katliam olur, her iki ordu da şiddetli bir biçimde çarpışmaktadır. Troil, Akha ordusunun birçok liderini katletmiştir. Savaş yedi gün sürmüştür. Agamemnon'un isteği üzerine iki ay süren ateşkes de Palamedes’in onuruna muhteşem bir cenaze töreni düzenlenir. Her iki tarafta hem ölen liderlerini, hem de askerlerini gömer.

Ateşkes sırasında Agamemnon, Aşil'in savaşa katılmasını istemek için Ulusses [Odysseus], Nestor ile Diomedes'i gönderir. Ancak Aşil'in ruh hali hala bozuktur ve savaştan uzak durma kararında ısrarlıdır. Ekuba ile arasında geçen konuşmayı anlatır, Polyksena'ya aşıktır, bu yüzden aklı başında değildir, savaşta zayıflık gösterebilir. Agamemnon'un gönderdiği kişiler de hoş gelmemiştir. Kalıcı bir barışa ihtiyaçları vardır. Bir kadın uğruna nice Argoslular hayatlarını tehlikeye atıyor, özgürlüklerinden vazgeçiyorlardır, boşa zaman harcıyorlardır. Aşil barış talep ederek savaşa yeniden girmeyi red eder. Aşil'in söyledikleri Agamemnon'a iletilir, konseyi toplar ve ne yapması gerektiğini sorar. Menelaus Aşil'in geri durmasından endişe duymamaları gerektiğini, bizzat kendisinin gidip konuşacağını, red cevabı alsa dahi keyfinin bozulmayacağını söyler. Ayrıca, Truvalılar’ın Ektor kadar deneyimli, güçlü ve de cesur olabilecek hiç kimseyi komutan olarak yerine koyamayacaklarını ekler. Diomedes ile Ulusses ise Troil'un Ektor kadar cesur ve eşit olduğunu belirtir. Menelaus bunu red eder ve konseyin savaşın devam etmesi yönünde karar almasını ister. Kalkhas sözü ele alarak, Truvalılar’ın bu son başarılarından korkmamak gerektiğini ve savaşmak zorunda olduklarını dile getirir.

Savaş zamanı geldiğinde Agamemnon, Menelaus ve Ayaks orduyu meydana çıkarır. Truvalılar da karşılarında saf tutar. Savaş şiddetli bir şekilde başlar ve her iki tarafta çok kayıp verir. Troil Menelaus'u yaralamış, birçok düşman öldürmüş ve ısrarla saldırmayı sürdürmüştür. Karanlık çöktüğünde savaşa son verirler. Ertesi gün savaş devam eder, Truvalıları Troil ile Aleksander komuta etmektedir. Troil, Diomedes'i yaraladıktan sonra katleder. Sonra Agamemnon'a saldırır ve yaralar. Savaş birkaç gün sürer, her iki taraftan da sayısızca asker ölür. Agamemnon güçlerini her geçen gün daha fazla kaybettiğini görür, dayanamıyacaklarını anlar ve altı ay ateşkes ister. Priam konseyi toplar ve isteklerini iletir, ama Troil karşı çıkmaktadır, çok uzun bir süredir bu, savaş devam etmeli ve gemiler ateşe verilmelidir. Priam konsey üyelerine düşüncelerini söylemelerini emreder, oybirliği ile Akhaların lehine ateşkes kararı çıkar. Agamemnon ölülerini gömer, Diomedes ve Menelaus gibi yaralılara yardım eder. Truvalılar da ölülerini gömmektedir. Ateşkes sırasında Agamemnon konseyin tavsiyesi üzerine Aşil'e gider ve savaşa dönmesini ister. Ancak Aşil hala karamsardır, red eder. Bir kralın barış arayışında olması gerektiğini belirtir. Şikayetleri bitince, yine de Agamemnon'u reddetmenin imkansız olduğunu ve zamanı geldiğinde kuvvetlerini göndereceğini, ama kendisinin geride kalacağını söyler. Agamemnon bunun için teşekkür eder.

Savaş zamanı geldiğinde Truvalılar sahaya çıkarken, Akha güçleri de karşılarına dizilir. Aşil, Myrmidonları Agamemnon'un komutası altında savaşa gönderir. Sert ve şiddetli bir meydan savaşı başlar. Troil ön saflarda savaşıyordur, birçok Akhalı ve Myrmidonlu öldürür. Kampa bile girer ve Telamon'un oğlu Ayaks onu durduruncaya kadar da birçok kişiyi öldürmüş veya yaralamıştır. Böylece Truvalılar zaferle şehirlerine döner. Ertesi gün Agamemnon Myrmidonlarla birlikte tüm ordusunu meydana sürer. Truvalılar da savaşmak için heveslidir ve karşılarına dizilir. Savaş bir kaç gün boyunca şiddetli bir şekilde devam eder. Her iki taraftan da sayısız kayıplar verilir. Troil, Myrmidonlar’a saldırır, düzenlerini bozar ve katleder. Adamlarının birçoğunun öldüğünü gören Agamemnon, ölülerinin gömülmesi için otuz günlük ateşkes ister. Priam onaylar ve her iki taraf da ölülerini gömer.

Savaş zamanı tekrar gelip çattığında Truvalılar ordularını ileri sürer. Agamemnon ise tüm lideriyle karşılarında duruyordur. Büyük bir katliam olur, savaş şiddetli, acımasız ve sert bir şekilde sürüyordur. Sabahın ilk saatleri bitince, Troil ön cepheye ilerler, Akhaları öldürmeye başlar. Akhalar genel bir şaşkınlıkla yüksek sesle ağlaşarak geri çekilir. Aşil, Akhaların ezildiğini, Myrmidonların da acımasızca katledildiğini görür. Bu çılgın ve vahşi ilerleyişi durdurmak zorunda olduğunu hisseder ve işte o saat savaş meydanına iner. Ama anında geri çekilmek zorunda kalır, çünkü Troil onu yaralanmıştır. Diğerleri altı gün boyunca savaşmaya devam eder. 

Yedinci günde savaş hala devam etmekte, Aşil ise o zamana dek yarasını iyileştirmektedir. Myrmidonları tekrar savaşa sürer ve Troil'e karşı cesurca bir hamle yapmalarını ister. Günün sonunda Troil atının üstündedir ve saldırısıyla Akhaların ağlayarak kaçmalarına sebep olur. [32] Bu arada Myrmidonlar gelir ve Akhaları kurtarır, Troil'e saldırırlar. Troil birçoklarını öldürür, ama bu korkunç savaşın ortasında atı yaralanır ve düşer. Troil atının üstünden atlar, Aşil ise hızlı bir şekilde onu öldürmek için yanında biter. Troil'in ölü bedenini sürüklemeye çalışır, ancak Memnon başarılı bir savunma yapar ve Aşil'i yaralayarak vazgeçmesini sağlar. Memnon ve askerleri Aşil’in peşinden giderken, Aşil birden geri döner ve onları durdurur. 

Aşil'in yarasına bakıldıktan sonra tekrar savaş meydanına geri döner ve bir süre daha savaşır. Memnon'a birçok darbe indirir ve öldürür. Kendisi yine yaralanmıştır ve geri çekilir. Kalan Truva kuvvetleri Etiyopyalı krallarının öldüğünü duyunca şehre kaçarlar ve kapıların arkasını kalasla destekleyip kapatırlar. [33] Karanlığın çökmesiyle savaşa son verilir. Ertesi gün Priam Agamemnon'a elçi gönderir ve 20 gün ateşkes ister, kabul edilir. Troil ve Memnon onuruna muhteşem bir cenaze töreni düzenlenir. Her iki taraf da ölülerini gömer. 



Truva Kralı Laomedon’un torunu Memnon için annesi Şafak Tanrıçası Eos yas tutmakta. Türk kültüründeki gibi, Eos yas ifadesi olarak ya saçını yoluyor, ya da kesiyor, üstündeki dalda bir kuş, yani ruhunun uçup gittiğinin ifadesi.
Amphora - MÖ 530 - Vatikan müzesi



Ekuba, karakterine uygun olarak, Aşil tarafından katledilen en cesur iki oğlu, Ektor ve Troil'in kaybı için, haince bir intikam istemektedir. Oğlu Aleksander'ı çağırtır ve acil olarak Aşil'i öldürmesi için adeta yalvarır. Böylece hem kendi, hem de kardeşlerinin onurunu koruyacaktır. Onu bir pusuda gafil yakalayabilir. Priam adına, Polyksena ile evlenmesini sağlayacak bir anlaşmaya varmak için Aşil’i Thumbraean Apollo tapınağının kapısına çağırtabilir. Akhilles de bu toplantıya geldiğinde Aleksander onu haince öldürebilir. Aşil'in ölümü onun için yeterli bir zafer olacaktır. 

Aleksander annesinin isteğini yapmaya söz verir. O gece Truvalıların en yüreklilerini seçer, talimatlarını iletir, tapınağa yerleştirir ve sinyalini beklemelerini söyler. Ekuba söz verdiği gibi Aşil'e mesaj yollamıştır. Aşil'de Polyksena'ya olan aşkından dolayı sabah tapınağa gelmeyi kabul eder. 

Ertesi gün Aşil Nestor'un oğlu Antilokhus ile buluşma yerine gelir. Tapınağa girerlerken haince saldırıya uğrarlar. Aleksander’ın işareti ile her bir taraftan mızraklar fırlatılmıştır. Akhilles ile Antilokhus karşı atağa geçer, sol kollarındaki pelerinle kendilerini korumaya çalışırlarken, sağ elleriyle kılıçlarına doğru hamle yaparlar ve Aşil birçoğunu öldürür. Ama dövüşün sonunda Aleksander önce Antilokhus keser, sonra da birçok darbeyle Aşil’i katleder. Bir kahramanın ölümü de bu şekilde gerçekleşmiştir, onun cesaretine yakışmayan haince bir ölümdür bu. [34] Aleksander cesetleri köpeklere, kuşlara atmalarını emreder, ama kardeşi Elen karşı çıkar ve onları tapınağın dışına çıkarıp Akhalara teslim etmelerini söyler. Böylece Akhalar ölülerini teslim alırlar ve kampa kadar taşırlar. Agamemnon Aşil'i gömmek için Priam ile ateşkes yapar. [35] Onlara muhteşem bir cenaze töreni düzenler. Aşil’in onuruna da cenaze oyunları yapılır. Ardından Akhalar konseyi toplar ve Aşil'in ordusunun kuzeni Ayaks'a verilmesini ister, oybirliği ile karara varılır. Ama Ayaks buna itiraz eder. Aşil'in oğlu Neoptolemus hala yaşamaktadır, bu yüzden ilk hak sahibi de odur, der. Bu sebeple Neoptolemus Truva'ya getirmeli, Myrmidonların komutası ile babasının yetkileri ona verilmelidir. Agamemnon ile konseyin geri kalanı kabul eder ve bu göreve gönderilmesi için Menelaus seçilir. Menelaus, Scyros adasına gelince Kral Lycomedes’e [Neoptolemus'un anne tarafından dedesi], Neoptolemus'u savaş meydanına göndermesini ister. Kral Lycomedes Akhaların bu talebini memnuniyetle kabul eder. [36]

Ateşkes sona ermiştir. Agamemnon güçlerini toplayarak, askerlerini savaşmak için teşvik eder. Truvalılar şehir dışında karşılarında saf tutar. Ayaks ön saflarda yerini almıştır, ama zırhını giymemiştir. Büyük bir gürültü kopar, her iki taraftan da çok kişi ölür. Aleksander başarılı bir şekilde sürekli yayını kullanır ve Ayaks'ın zırhsız bedenine isabet ettirerek yaralar. Ayaks yaralarına rağmen saldırganını takip eder ve en nihayetinde öldürür. Sonra yaralı ve gücü tükenmiş bir şekilde kampa taşınır. Okları çıkarıp yaralarını tedavi etseler de yaşama tutunamaz. 

Truvalılar Aleksander'ın cesedini kurtarır ve Diomedes’in şiddetli saldırıları önünde, yorgun bir şekilde şehre kaçarlar. Diomedes onları duvarlara kadar takip etmiştir. Sonra da Agamemnon, kuvvetlerine şehri kuşatmalarını emreder. Bütün geceyi mücadele için hazır bekletir, muhafızlar sürekli tetiktedir. Ertesi gün, Priam Aleksander'ı gömer. Helena yüksek sesle ağıtlar yakararak cenaze törenine katılır. Aleksander ona her zaman nazik davranmıştır, Truva’da hoş karşılanmış, Priam ile Ekuba'nın bir kızı gibi olmuştur. Anavatanını hatırlamasına bile fırsat vermemişlerdir.

Ertesi gün Agamemnon ordusunu Truva’nın kapıları önüne dizer ve Truvalıları dışarı çıkmaları ve savaşmaları için meydan okur. Fakat Priam şehirde kalır, surlarını güçlendirir ve Amazonlarla gelecek olan Penthesilea'yı bekler. Penthesilea geldiğinde ordusunu Agamemnon'un üstüne sürer. Büyük bir savaş olur ve birkaç gün sürer. Akhalar bunalmış bir şekilde kamplarına kaçarlar. Diomedes Penthesilea'yı gemilerini ateşe vermekten alıkoyamamıştır. Bütün Akha filosu yok ediliyordur. 

Bu savaştan sonra Agamemnon güçlerini kampta tutar. Penthesilea emin olmak için her gün kampa gelir ve Akhaları katleder, onları gelip savaşmaları için kışkırtmaktadır. [37] Ancak Agamemnon konseyin tavsiyesi üzerine, muhafızları ile kampı güçlendirir ve Menelaus gelene dek savaşa girmeyi red eder. Menelaus Scyros'tayken Neoptolemus'a babası Aşil'in silahlarını verir. Akhalara katılması için onu Truva'ya getirir. Neoptolemus babasının mezarı üzerinde ağıt yakar.

Penthesilea geleneklerine göre ordusunu hazırlar ve Akhaların kampına kadar getirir. Neoptolemus komutasındaki Myrmidon güçlerini yollar. Agamemnon da ordusunu hazırlamıştır. Akhalar ile Truvalılar birbirine girmiştir. Neoptolemus büyük katliamlara sebep olmuştur. Penthesilea ise kavgada tekrar tekrar cesaretini kanıtlamıştır. Şiddetli çarpışmalar birkaç gün sürmüş ve birçok kişi öldürülmüştür. Sonunda Penthesilea Neoptolemus'u yaralar, fakat yarasına rağmen Neoptolemus onu keser. Amazonların kraliçesi Penthesilea ölmüştür. Bu tüm Truvalıların geri çekilmesine neden olur ve yenilgi ile şehirlerine kaçarlar. Akhalar ise tüm güçleri ile duvarları kuşatır. Hiç kimse girip çıkamamaktadır.

Truvalılar çıkmazda olduklarını görünce, Antenor, Poludamas ve Aeneas Priam'ın huzuruna çıkar ve Truva ile Truvalıların geleceğini tartışmak için konseyi toplamasını isterler. Priam hem fikirdir, konsey toplanır. İlk konuşan Antenor olur ve diğerlerine tavsiyelerini sunmak için izin ister, izin verilir ve der ki; Truvalılar önde gelen savaşçılarını kaybetmiştir. Ektor ve kralın diğer oğulları ile diğer ülkelerden gelen önderler de ölmüştür. Ama Akhaların hala cesur komutanları vardır; Agamemnon, Menelaus ve babasından aşağı kalmayan Neoptolemus. Diomedes, Locrianlı Ayaks ve Nestor ile Ulusses gibi birçokları hala hayattadır. Ayrıca, Truvalıların etrafı sarılıdır ve korkuyorlardır. Bu sebepler, Aleksander ve adamlarının, Helena ve beraberinde getirdiği malların iadesini gerektirmektedir. Barış yapmak zorundadırlar. 



Antenor ile Aeneas Priam'ın huzurunda - 14.yy, Guido'nun eserine yapılan minyatür.
Dares'le Diktys, Antenor'la Aeneas'ın Truva'ya ihanet ettiklerinde hemfikirdirler. Ayrıca tıpkı Dares gibi Guido da eserini Jason ve Argonotlar ile başlatır. Truva'nın eski kazı başkanı Manfred Korfmann "Dares ile Dictys" için "Truva savaşını bizzat yaşamış iki Truva Gazisi" derken Antenor ile Aeneas için "Hain (Verräter)" kelimesini kullanır (Traum und Wirklichkeit: Troia). 


Bir süre barışı tartıştıktan sonra, Priam'ın çok cesur genç oğlu Amphimak doğrulur ve Antenor ile yardımcılarına, davranışları için lanetler ve küfürler yağdırır. Truvalılar ordularını toplamalı ve kamplarına saldırmalıdır. Ve onlar yenilinceye kadar pes etmemeli, hatta ülkeleri adına savaşarak ölmelidirler. Amphimak konuştuktan sonra, Aeneas söz alır ve onun söylemlerini çürütmeyi dener. Sakin ve nazikçe konuşmaktadır, Truvalıların Akhalar ile barış antlaşması yapmasında ısrar eder. Poludamas de Aeneas’le aynı fikirdedir. Bu konuşmalardan sonra Priam büyük bir kızgınlıkla doğrulur ve Antenor ile Aeneas'a birçok lanet okur. Savaşı engellemek için Argos'a onu göndermiştir, dönünce de nasıl iğrenç davranışlara maaruz kaldığını anlatarak savaş çığırtkanlığı yapan da kendisidir. Şimdi acele olarak barış mı arıyordur? Peki ya Aeneas? O da Aleksander'a yardım etmiştir, Helena ile ganimeti getirmiştir. "Bu gerçekler ışığında", der Priam, "kararımı verdim". Barış olmayacaktır. Herkese hazırlıklı olmalarını emreder. Sinyal verildiğinde kapılar açılacak, ya zaferle dönecekler ya da öleceklerdir. Kararı kesindir.


[yani kısaca; YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM; demiştir- SB]

Priam daha birçok şey ekledikten sonra toplantıyı sona erdirir. Oğlu Amphimak'ı çağırır ve sarayın içlerine doğru götürür. Kimselerin duymadığından emin olunca da, bu barış görüşmelerini isteyenlerin şehre ihanet edeceklerinden korkmaktadır, bu yüzden de öldürülmeleri gerektiğini söyler. Ayrıca, toplantıda onların görüşleri çok destek görmüştür. Onlar öldürüldükten sonra da Priam ülkesinin savunulması ve Akhaların yenilgisi için çalışacaktır. Sadık ve dürüst olması için Amphimak'a yalvarır ve bir grup silahlı adam toplamasını ister. Priam ertesi gün onları dua için ibadethaneye çağıracaktır. İşte o zaman Amphimak ile adamları acele etmeli ve onları öldürmelidir. Amphimak bu planı kabul eder ve babasına söz vererek Priam'ın huzurundan ayrılır.



Priam Antenor Aeneas oturuyor, Priam'ın oğulları ile Truvalı liderler Antenor ile Aeneas'a karşı çıkıyorlar. Antenor 
(ya da Poludamas) Agamemnon'un huzuruna çıkıyor ve planlarından bahsederken Aeneas ve diğer hainler 
Truva surlarından mesaj yolluyor. 14.yy minyatür



Aynı gün içinde Antenor, Poludamas, Ukalegon ve Dolon da gizlice buluşur. Düşman tarafından kuşatıldıkları halde, krallarının gösterdiği inatçı tutuma şaşkın kalmışlardır. Barıştan ziyade ölmeyi yeğlemiştir, böylece ülkesinin ve halkının yok olmasına sebep olacaktır. Antenor bu problemi çözmek için bir plan yapmıştır. Eğer ötekiler de sadakat yemini ederse, anlatacaktır. Herkes yemin etmiştir. İlk mesajı Aeneas'a gönderir ve planlarını anlatır. Kendilerini ve ailelerini koruyacak şekilde ülkelerine ihanet etmelidirler. Çabuk davranmalı ve Agamemnon'a hiç kimsenin şüphelenmeyeceği birini yollamalıdırlar. Çünkü konseyi terk ederken, ısrarlı barış istemesine karşın Priam'ın öfkeli tutumunu fark etmiş ve bazı ihanetler tasarladığından korkmaktadır. Herkes yardım edeceğini söyler. Agamemnon'u gizlice görmek için en az şüpheyi uyandıracak kişi olan Poludamas seçilir. Poludamas Akhaları görmek için kampa gider ve Agamemnon'a planlarından bahseder.

Agamemnon aynı gece gizli bir toplantı için tüm liderlerini konseye çağırır ve haberi iletir, tavsiyelerini sorar. Konsey oy birliği ile hainlere güvenilmesine karar verir. Plana gelince, Ulusses ile Nestor bu planı uygulamaktan çekindiklerini söylerken, Neoptolemus kendi adına konuşur, böylece bir anlaşmazlık ortaya çıkar. Sonra da, Poludamas'tan aldıkları şifreyle Aeneas, Ankhises ve Antenor’u Sinon’la test etmek üzere karara bağlarlar. Böylelikle Sinon Truva'ya gider şifreyi test eder (bu arada, Amphimak henüz kapıya muhafız konuşlandırmamıştır), geri döner ve Agamemnon'a Aeneas, Ankhises ve Antenor’un anlatılanları doğruladığını iletir. O zaman konsey üyeleri yemin eder, eğer Truva ertesi gece ihanete uğrayacaksa, Antenor'a, Ukalegon'a, Poludamas'a, Aeneas'a ve Dolon'a zarar verilmeyecektir ve de ebeveynlerine, çocuklarına, eşlerine, akrabalarına, arkadaşlarına, ortaklarına ya da mülklerinden herhangi birine. 

Bu sözlere yemin edildikten sonra Poludamas talimatları anlatır. Gece olunca ordularını, dış tarafı bir at başı gibi oyulmuş olan Sakaean [38] kapısına yönlendireceklerdir. Antenor ile Aeneas bu noktada muhafızlıktan sorumlu olacak, kalası kaldırıp kapıyı açacak ve saldırı işareti için meşale yakacaklardır. 

Anlaşmaları eksiksiz olarak detayları tamamlanır, Poludamas görevinin başarısını bildirmek için şehre geri döner. Antenor, Aeneas ve tüm ortakları gece Sakaean kapısına gidecek, kalası kaldırıp kapıyı açacak, bir meşale yakacak ve Akhaları hoş karşılayacaklardır.

O gece Antenor ile Aeneas kapıda hazır bekler, kalası kaldırıp kapıyı açarak meşaleyi yakarlar ve Neoptolemus'u içeri alırlar. Şimdi ise kendileri ve insanları için kaçış yolu aramalıydılar. Neoptolemus'un koruması eşliğinde Antenor, Truvalıların muhafız diktiği noktaya kadar sarayın yolunu gösterir. 



Truva'nın Düşüşü: Elinde kutusuyla bir hizmetli; Palladion'da olan Kassandra Ayaks tarafından tecavüze uğruyor; Neoptolemos, Ektor'un oğlu Astuanax'ı Truva duvarlarından atıyor; Priam sunakta Neoptolemus tarafından öldürülüyor; İki savaşçı; Priam’ın kızı Kreusa arkadan takip ederken eşi Aeneas yaşlı babası Ankhises'i sırtında taşıyor. Bir asker yol gösteriyor. Kalyx Krater (su ile şarabın karıştırıldığı büyük kap, çanak)'den detay. MÖ 470-460 / Museum of Fine Arts-Boston



Neoptolemus saraya girerek tüm Truvalıları katletmeye başlamıştır. Priam'ı Jüpiter'in sunağına kadar takip eder ve onu orada öldürür. Priam'ın eşi Ekuba kızı Polyksena ile kaçarken Aeneas’la karşılaşır, kızını ona emanet eder. Aeneas ise Polyksena'yı babası Ankhises'in evinde gizler. Andromakhe ile Kassandra ise Minerva tapınağında saklanmıştır. Akhaların acımasız katliamları hiç durmamış, bütün gece devam etmiştir. Akabinde şehrin yağmalanması başlamıştır.



Truva Akhalar tarafından yağmalanıp yakılıyor. 14.yy minyatür


Gün ağardığında Agamemnon tüm liderlerini toplanmaları için kaleye çağırır. Tanrılara teşekkür ettikten sonra, ordusuna övgüler düzer. Tüm ganimetin adil paylaştırılması için, bir araya getirilmesini emreder. Truva'ya ihanet edip, almalarına yardımcı olan Antenor, Aeneas ve yardımcıları ile ne yapmaları gerektiğini sorar. Hepsi birden yüksek sesle cevap verir: "Onlara verdiğimiz sözü onurlandırmak gerekir". 

Böylece Agamemnon tüm hainleri çağırtır ve onlarla yaptıkları antlaşmanın geçerli olduğunu bildirir. Agamemnon’dan izin alan Antenor konuşmasına Akhalara teşekkür ederek başlar. Ardından yalvararak, Elen’le Kassandra'nın Priam’dan barış istediklerini; Elen’in Aşil'in gömülmesi için cesedinin iade edilmesindeki başarısını, hatırlamalarını ister.

Agamemnon'da konseyin tavsiyesiyle Elen’le Kassandra'ya özgürlüklerini verir. Bu sefer de Elen, annesi Ekuba ile kardeşi Andromakhe’nin [aslında yengesi] kendisini her zaman sevdiğini hatırlar ve onların adına Agammenon ile görüşür. Yine konseyin tavsiyesi üzerine, Agamemnon onlara da özgürlüklerini verir. Sonra da, ganimetin adil bir şekilde bölünmesini düzenler, tanrılara teşekkürlerini sunmak için de bir insan kurban eder. Konsey de beşinci günde memleketlerine dönülmesini oybirliği ile karara bağlar. 

Yelkenleri açma vakti geldiğinde büyük bir fırtına kopar ve birkaç gün sürer. Kalkhas onlara ölülerin ruhları hoşnut değildir, der. İşte o zaman Neoptolemus, babasının ölümünden sorumlu olan Polyksena'yı hatırlar. Polyksena sarayda bulunamamıştır şikayetçidir, orduyu suçlayarak Agamemnon'dan onun bulunmasını talep eder. Agamemnon da Antenor'u çağırır, Polyksena'yı bulup getirmesini emreder. Bunun üzerine Antenor Aeneas'a gider ve Polyksena'yı teslim etmesi için yalvarır. Böylece Akhalar yelken açarak gideceklerdir. Polyksena’yı saklandığı yerden çıkarmış ve Agamemnon'a getirmiştir. Agamemnon Polyksena’yı Neoptolemus'a verir, o da babasının mezarı başında Polyksena'nın boğazını keser. 




Truva Prensesi Polyksena'nın Neoptolemus tarafından babası Aşil'in mezarı üzerinde kurban edilmesi. Bu tasvirde Polyksena yere bakmaktadır, yani kurban "yer"e, ya da "öteki dünya"ya kurban edilmektedir.
Tyrrhen [Etrüsk] amphora, MÖ 570-550 - British Müzesi
(Adile Ayda “Tyrrhen” kelimesinin “Turhen-Turhan-Turan” olarak okunduğunu yazar. Çünkü ‘y’ Hellencede ‘u’ harfini temsil eder. 
Ayrıca Pelasg ile Etrüsklerin bir diğer adıdır.)



Biga'nın Gümüşçay Beldesi "Kızöldün Tepesi" (Kurganı)'den 1994'te çıkarılan "Polyksena Lahti" MÖ 520-500 (detay). Burada ise Neoptolemus Polyksena yukarı bakarken kurban eder, yani “göğe” kurban edilmiştir. 

Truvalı kadınlar yas ifadesi olarak saçını yoluyor. Bu yas ifadesi Grek kültüründe olmayıp, eski dönem Türk kültüründe görülür. "Kızöldün Lahti" Çanakkale Arkeoloji Müzesi'ndedir.  (Foto:Cambridge University)



Agamemnon ise Polyksena'yı sakladığı için Aeneas'a kızgındır. Takipçileriyle beraber hemen ülkeden ayrılmasını emreder. Böylece Aeneas ve tüm takipçileri ülkeden ayrılmak zorunda kalır. 

Agamemnon yelken açtıktan birkaç gün sonra, Helena ile kocası Menelaus evine dönmüştür, ama daha derin üzüntüler içindedir. Elen, kızkardeşi Kassandra, abisi Ektor'un eşi Andromakhe ve annesi Ekuba ile birlikte Khersonese'ye [39] gitmiştir.

Ne az ne de daha fazlasını yazıya dökmüştür Frigyalı Dares. Antenor'un takipçisi olarak da Truva'da kalmıştır. Truva savaşı 10 yıl, 6 ay ve 12 gün sürmüştür. Dares'in yazdığına göre, düşen Akhaların sayısı 866.000 [bu sayılar abartıdır, 86bin ise mümkündür]; Truvalıların sayısı ise 676.000 dir [aynı abartı burada da var, 67bin mümkündür]. Aeneas çeşitli yaşlardan oluşan yaklaşık 3400 takipçisiyle, Aleksander'in Sparta'ya giderken kullandığı yirmi-iki gemiyle yola çıkmıştır. Antenor'un yaklaşık 2500, Elen ile Andromakhe’n ise yaklaşık 1200 takipçisi vardır...  SON [40-41]



Truvalı Aeneas omzunda babası Ankhises, oğlu Askanius'ın elinden tutarak Truva'dan kaçıyor. Aeneas Priam'ın kızı Kreusa ile evliydi. 200 kabartmalı Sebastion Tapınağı'ndan detay, MS.14-68, Afrodisias/Karacasu-Aydın



14.yy minyatürde ise Antenor'un bir Akha ("Grek"in G'si ile gösterilmiş) gemisiyle kaçtığı görülüyor.




Truvalı Dares’in eseri de burada biter, ama hikaye devam etmektedir…

Tüm dünyaya dayatılan İlyada destanını, ama okuyarak, ama medyadan hepimiz az çok biliyoruz. Yukarıda anlatılanlardan çok çok farklıdır. Dares’in anlatıklarında; Paris’in Menelaus ile teke tek düellosu, korkak gibi kaçması yoktur; Aşil sürekli yaralanmaktadır ve aslında Aşil'in topuğu dedikleri yerden değil, aldığı birçok kılıç darbeleriyle ölmüştür; Ektor’un cenazesi için Priam yalvarmamaktadır; Patroklos savaşın en başında öldürülür. İlyada'da Aşil’in Agamemnon’a kaptırdığı rahip kızı Briseis yüzünden küstüğü anlatılır, ama Dares’in anlatılarında Briseis yoktur. Ayrıca Aşil, Polyksena’ya kara sevdayla tutulmuş hem aşk yarasından, hem de onu başkomutan seçmediklerinden dolayı savaş meydanından çekilmiştir. Bir kadın yüzünden çıkan savaşı da tiksintiyle karşılamakta ve barış istemektedir. 


Peki ya Akhaların hazırladıkları TRUVA ATI? O da yoktur, ne de içindeki Agamemnon askerleri [42] ...

Ne diyordu Dares : “Hainler Agamemnon'un adamlarını SAKA KAPISINDAN sokacaklardır.Saka kapısı tarif edilirken de "DIŞ TARAFI BİR AT BAŞI GİBİ OYULMUŞ OLAN KAPI " denilmektedir.



Şimdiye dek bulunmuş en eski Truva Atı tasviridir. Vazo’dan detay, MÖ 670 – Mikonos


Kapının at başı gibi oyulmuş olmasının sebebi ise Skamander nehrine at kurban edilmesinden kaynaklanmaktadır. Truvalılar at insanları olarak ün yapmıştır, zaten Ektor da bir at terbiyecisidir. Savaş at-arabalarıyla yapılırken, birçok Truvalı ata binmekte hünerlidir, hatta Prens Troil atlı olarak tasvir edilir. At başı gibi oyulmuş olan Saka kapısı da içeriden açılmıştır. İhanet içeriden, Truvalıların arasından çıkmıştır. Hainler kendileri ile takipçilerin canlarına karşılık, düşmanı saraya yönlendirmiş, şehrin ele geçirilip, yağmalanması ile birçok Truvalıların ölmesine göz yummuşlardır. Kralları Laomedon’un öldürülmesi, Truva’nın yağmalanması, Truvalıların öldürülmesi ve tabii ki Esione’nin kaçırılmasıyla, aslında ilk kanın Akhalar tarafından döküldüğünü de unutmuşlardır....





devamı...






22 Aralık 2016 Perşembe

Camilla, Aeneas ve Teucer






"Çetin, acı bir savaşa giriyor Camilla,
Ey kız, boşunadır donanması bizim pusatlarımızla,
Daha değerlidir, ötekilerden bence, sonradır Diana'nın
Sevgisi buna. Birden doğmamış yüreğinde tatlılık,
Soğutmuş halkı baskı yöntemiyle kendinden.
Kovulmuş, eski Privernum ilinden bencil Metabus,
Kaçarken vuruşarak savaş içinden almış küçük
Kızını da, Camilla demiş adına, anası Casmilla
Anısına. Çıkıyordu kucağında tuttuğu kızıyla yüksek,
Doruklarına ıssız yaylımların, engelliyordu gidişini hep,
Sağından solundan atılan kargılar, dolaşıyordu,
Çevresinde uçar gibi Volks savaşçıları da.
Kaçarken kesmiş yolunu köpüren Amasenus suyu,
Bulutlardan dökülen yağmurlarla kabaran, kıyılara taşan.
Yüzerek geçecek ırmağı, üstün gelmiş babalık
Duygusu, bırakamadı kızını, düşündü çıkar yolu,
Bağladı esnek ağaç kabuklarıyla yarı yanmış
Meşeden bir kargıya ortasından sımsıkı, tuttu
Fırlatmak için güçlü eliyle, su yüzeyinden
Aşırıp karşıya kaldırdı göklere yüzünü, başladı
Yakarmaya tanrılara, salınırken elinde kargı:
"Sen ey Laton'un yüce kızı, kırlar, yalımlar egemeni,
Adıyorum sana bir baba olarak, gördüğün
Bu kızı, kulundur senin, kaçıyor tutarak
Kargılarını göklerde ilk kez, düşmandan, sensin sığınağı,
Güvenilmez esen yellere, sen ol koruyanı."

Bunları söyledi, döndürdü vargücüyle fırlattı kargıyı,
Sesler yükseldi çalkanan sularından ırmağın, mutsuz
Camilla görünmez oldu sularda, tınlayan kargıyla
Sıkıştırınca Metabus'u büyük bir kalabalık, attı,
Kendini sulara, geçti karşıya esenlikle, buldu
Diana'nın armağanı kargıyı hızla, çayırdı. Çıkardı.
Yanaştırmamış onu kimse evine, sularla evrili
Sokmamış, alışkındı yabanlığa girmezdi buyruğa,
Dağlarda, kırlarda yaşamayı severdi çobanlar gibi.
Orada, dikenli çalılar arasında, ürkünç bir inde,
Beslerdi kızını, bir yaban kısrağının memelerinden
Yumuşacık dudaklarına parmaklarıyla sağdığı bol sütle.

Gelince çocuk, izlerini sürerek ayaklarını toprağa
Basacak çağa, sivri bir akrgı verdi küçücük
Eline, bir de yayla okluk asarak omuzuna.
Altın düğmeli saçları, sırtında uzun üstlük
Arslan gönünden, başından arkaya sarkan sallanan
Sallardı küçücük ellerinde kargıları, fırlatmaya
Döndürerek başının çevresinde sapanı. Vurdu Stryman
Kıyısından gelen bir turnayı, ak kuğuyu
Tyrrhen illerinden nice analar gelin almak
İçin yakardılar. Adamış kendini yalnız Diana'ya,
Dokunulmaz kızlığına, pusatlarıyla, sevgiyle sonsuza dek,
Böyle bağlanmasın isterdim orduya, savaşmaya,
Teucerlere saldırmaya, kalsın o da kadın arkadaşların
Arasında, biricik gücendiğim, bağlandığım olsun,
Yazık! Ters bir yazgıdır onu yöneten,
Ey nympha gökten in, dolaş Latin ülkesini
Uğursuz bir savaştır orada, öfkeyle sürdürülen
Al pusatlarını, çıkar okluğundan öcün okunu,
Kim olursa olsun kutsal gövdesini delen,
Yaralayan Troyalı, Latin ödesin kanıyla bana,
Yaptığını. Götürürüm bulut içinde düşkün gövdesini,
Ilgarlanmayan pusatlarını, gömerim toprağa yurdunda."


Tanrıça Diana (Artemis yani Ertemi)  Opis'e Amazon Camilla'nın hikayesini anlatırken....
AENEAS - VERGILIUS



Bir Erpata'nın (Amazon) Erkle (Herkül) tarafından öldürülmesi
Ek bilgi Mehmet Turgay Kürüm'den: 
"Elinde tuttuğu yay da bugün Hun yayı diye bilinen tersinden kurulu yaydır. 
Diğer milletler yayı böyle kurmazlar."






Virgil Camilla'nın çok hızlı olduğunu, ayakları ıslanmadan denizin üzerinden, ekinlerin boyunlarını bükmeden tarlalardan geçtiğini yazar.  Camilla, Aeneas ve Troyalılara karşı, müttefiki Rutullerin (Rutulian) kralı Turnus'a yardım eder. Turnus Latin kralın kızı Lavinia ile evlenecektir, lakin Lavinia Troyalıların gelmesiyle prens Aeneas'a söz verilir. Turnus ile Aeneas arasında savaş başlar. Onların savaşı Ektor ile Achilles arasında geçen dövüşe benzetilir, ama bu sefer düelloyu Troyalı Aeneas kazanır.  Aeneas'ın karşısında bu sefer Camilla vardır. Camilla savaş meydanında biran için dikkati dağılır ve Troya müttefiki ve okçu olan Arruns onu yakalar, göğsüne kılıcını saplayarak öldürür. Diana'nın yardımcısı Opis onun intikamını alır ve Arruns'u köle yapar. Aeneas ise barış zamanında Lavinia ile evlenir ve kralların soyunu yaratır, ki bunların içinde Roma'nın kurucusu Romulus ve Julius Caesar da vardır. Caesar (Jül Sezar) Aeneas'ın oğlu Ascanius'un (AS-KAN) [ya da Iulus (İL-US ya da ULU+S)] soyundandır. Ascanius Alba Longa şehrinin kurucusudur.




Virgil kitabında KISRAK SÜTÜ nün geçtiği tek mısradır. Buna rağmen Latinler Kısrak Sütü içmez!...
Moğollar da bu dönemde buralarda gezmediği için Türklerden öğrenilen bir gelenektir Kımız....
TEUCER = TÜRKERLER = TROYALILAR
TYRRHENLİLER = ETRÜSKLER


"His daughter too in tangled woods he bred: a brood-mare from the milk of her fierce breast suckled the child, 
and to its tender lips"... (Vergilius- Aeneid, book 11:557)


Aeneas, babası Anchises omzunda, oğlu Ascanius'un elini tutuyor.
"Gens Augusta" altarından detay / Kartaca, MS 14  Roma dönemi / Bardo Müzesi




Poseidon keskin gözüyle görmeseydi olup biteni,
Aeneas saldırıp taşla vuracaktı
tolgasından ya da kalkanından Achilleus'u
kalkanla tolga koruyacaktı kara ölümden
o da kılıcıyla saldırıp alacaktı Aeneas'ın canını.
Yeri sarsan tanrı seslendi ölümsüz tanrılara:
"Çok acıyorum ulu yürekli Aeneas'a, çok,
Peleusoğlu'na yenilip inecek Hades'e
Okçu Apollo'un sözlerine kandı, aptal,
ama Apollon onu kara ölümden koruyamaz ki,
Hem neden acılar çeksin şimdi bu suçsuz adam,
başkalarının derdi yüzünden boşu boşuna
armağanlarıyla gönlünü hoş ederdi o,
engin gökte oturan tanrıların.
Haydi onu biz kurtaralım bari ölümden.
Achilleus öldürürse bu adamı
öfkelenir Kronosoğlu bile,
kaderi kurtulmaktır Aeneas'ın
tohum ekmeden, iz bırakmadan ölmemeli
yok olmamalı Dardanos Soyu
ölümlü kadınların verdiği çocuklar arasında
Kronosoğlu Dardanos'u severdi en çok
İğreniyordu artık Priamos'un soyundan
Güçlü Aeneas kral olacak Troyalılara
kral olacak çocuklarının çocukları...

İlyada 20:290




Aeneas: Tanrıça Afrodit ile Troyalı prens Ankhises'in (Anchises) oğludur. Troya kral soyunun ilk atası Zeus ile Elektra'nın oğlu Dardanos'tur. Troya'nın kurucusu Tros ile kral soyu iki dala ayrılır: İlios (İlus) ile Assarakos (Assaracus), İlios'un torunu olan Priamos Troya kralı, Assarakos'tan üreme Ankhises ise Dardanie şehrinin yöneticisidir. Ankhises ile Priamos ve Hektor ile Aeneas aynı kuşaktan amcaoğullarıdır. Ama Aeneas'ın Priamos oğullarından üstünlüğü bir tanrıçanın oğlu olmasından gelir. (Azra Erat- Mitoloji Sözlüğü)


Teucer: Nehir tanrısı Scamander ile Idaea nymph'in oğlu, Troya kral soyunun atasıdır. Teucer'un  (bazı kayıtlarda Teukros olarak geçer!) oğlu yoktur, halkını koruyacak bir varis arar. Dardanos'u konuk eder ve kızı Batieia ile evlendirip tahtını ona bırakır. Başka bir anlatımda ise (Phanodemos of Athens - 325) , Ata Teucer Dardanos'un kızıyla evlenir ve Dardanos'tan sonra bölgenin kralı olur. Kral Teucer tarafından kurulan şehir Teucria olarak isimlendirilir ve bölge halkı Teucrianlar olarak anılır. Dardanos'un gelmesiyle Dardania , daha sonra da Troad olur. Ama halk Teucrian adından hiç vazgeçmemiştir. Troya, İlium ve Pergamum olarak ta bilinir. Teucrian ise aslında Teucer olarak kayıtlara geçmiştir. Teucer 3000 yıl önceki söyleniş şeklidir. Bugün bunu Türker olarak söylüyoruz. Hatta 1000 yıl önce bile Tyker olarak yazılan ve Viking Erik ile maceralara katılan bir Türker vardır... Bilmem anlatabildim mi?.. 





MİTOLOJİYE GÖRE SOY AĞACI:
*SKAMANDROS'un (yani SAKA) oğlu TEUCER (TÜRKER)/ Troya'yı kuran.
*TEUCER kızı BATİEA DARDANUS ile evlenir. Çocukları ERİCHTHONİUS VE İLUS.
*ERİCHTHONİUS'un oğlu TROS.
*TROS'un oğulları ILUS ve ASSARACUS ile GANYMEDE.
*ILUS'un oğlu LAOMEDON ve kızı THEMİSTE. - ASSARACUS'un oğlu CAPYS.
*C/KAPUS ile THEMİSTE evlenir - oğulları ANCHISES+ VENUS ile evlenir ve AENEAS doğar.(adları Grekçe değil!)
*LAOMEDON'un oğlu PRİAM ve kızı HESİONE. PRİAM= HEKTOR (EKTOR) , PARİS (ELAKSNTRE) . HESİONE ve oğlu TEUCER / bu TEUCER, kanından olan Troyalılara karşı savaşır ve Kıbrıs'ta Salamis şehrini kurar. Onun soyundan gelenlerde Mersin Olba'yı kurmuştur. Olba kraliçesi ABA onun soyundandır. Buradaki soya da TOKRİD derler.



DARDANOS - TARKANOS - TARQUİN
DARDAN - TARKAN









Neresinden bakarsanız bakın, Türk var....
SB





21 Eylül 2014 Pazar

JÜL SEZAR / JULİUS CAESAR




Gayus Julius Caesar

"Vergilinin qədim Roma tarixindən bəhs etdiyi «Eneida» əsərində bu şəhərin əsasını qoyan etrusk soyköklü Romul və Remin troyalı Eneyin törəmələri olduğu bildirilir. 

Romanın məşhur Qay sülaləsi də özünü troyalı Eneyin soyuna bağlayırdı. Məşhur Roma imperatoru Qay Yuli Sezar senatda ilk çıxışında «Mən əsilzadəyəm, troyalı Eneyin nəslindənəm» deyərək özünü təqdim etmişdir."




Prof.Dr.Firudin Ağasıoğlu
Etrüsk-Türk Bağı
Dil Bilimci- Azerbaycan Milli Eğitim Eski Bakanı


*


Roman kings with pride remembered their Trojan ancestry . Julius Caesar bore the name Yul, the son of Eney, a Trojan commander, who led the Trojan immigrants to Italy . Numerous Roman names of Trojan origin appear to be old Turkic. 

Yul, for instance, is the same Turkic Yul, used by the Tatars and Bashkirs as a personal name . Yul and other Trojan personal names are usually interpreted on the basis of Latin or Greek appellatives, which is not logical at all. For instance, Julius (Yul) is referred to the Greek word ioulos «curly-headed» . 

It is not logical, because the Trojans, known to have been neither Roman nor Greek by origin, could not have had Roman or Greek names during that period. They had settled these lands before the Greeks. What is more, the Romans and Greeks did not themselves have analogical names. 

Caesar (kesar), applied as a cognomen to Roman emperors, could have been related to the old Turkic kezer («leader», «hero»), used to denote a high title]. It may be a cognate of the Kirghizian kaysar («brave», «strong», «courageous» whose semantics permits its transformation into a higher title. 

The first component (Gay) of the name of Gayus Julius Caesar, the Roman dictator, is comparable with the old Turkic Gay - a tribal name belonging to the Turkic tribe Oghuz and with Kay, a Kipchak tribal name.

Transformation of a tribal or dynastical name into the names of persons is common for the anthroponomy of all peoples.....




Chingiz Garasharly
The Turkic Civilization lost in the Mediterranean basin
BAKÜ 2011 - Professor, Doctor of Philological sciences 




***


from the book "Suetonius: The Lives of the Twelve Caesars" Book I Caesar:82

As he took his seat, the conspirators gathered about him as if to pay their respects, and straightway Tillius Cimber, who had assumed the lead, came nearer as though to ask something; and when Caesar with a gesture put him off to another time, Cimber caught his toga by both shoulders; then as Caesar cried, "Why, this is violence!" one of the Cascas stabbed him from one side just below the throat. Caesar caught Casca's arm and ran it through with his stylus, but as he tried to leap to his feet, he was stopped by another wound. When he saw that he was beset on every side by drawn daggers, he muffled his head in his robe, and at the same time drew down its lap to his feet with his left hand, in order to fall more decently, with the lower part of his body also covered. And in this wise he was stabbed with three and twenty wounds, uttering not a word, but merely a groan at the first stroke, though some have written that when Marcus Brutus rushed at him, he said in Greek, "You too, my child?" *** All the conspirators made off, and he lay there lifeless for some time, and finally three common slaves put him on a litter and carried him home, with one arm hanging down. And of so many wounds none turned out to be mortal, in the opinion of the  physician Antistius, except the second one in the breast.  The conspirators had intended after slaying him to drag his body to the Tiber, confiscate his property, and revoke his decrees; but they forebore through fear of Marcus Antonius the consul, and Lepidus, the master of horse.

*** It is quite possible to speculate that Caesar was being literal, and that Brutus was his son. "But beyond all others Caesar loved Servilia, the mother of Marcus Brutus, for whom in his first consulship he bought a pearl costing six million sesterces" , ch.50.2


As you can see Caesar do not say Brutus, but Child: "You to my child?" Brutus was in William Shakespeare' Julius Caesar after Suetonius (70-126 AD) works.