agamemnon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
agamemnon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2023 Perşembe

Grekçe Değil

 


"Yunan mitolojisindeki birçok isim de Yunan kökenli değildir ve diğerleri yalnızca kusurlu bir şekilde Grekçeye dönüştürülmüştür. Akhilleus, Odysseus, Agamemnon, Klytaimestra, Rhadamanthys ve Bellerophontes Grek öncesi popüler geleneğin (destan) bir repertuarından, değilse, 'saray' edebiyatından aktarılmış gibi görünüyor." - Arthur Evans

*

"Many names also in Greek mythology, are not of Greek origin, and others have only been Graecized imperfectly Achilleus, Odysseus, Agamemnon, Klytaimestra, Rhadamanthys and Bellerophontes seem to have been tansmitted from a pre-Hellenic repertory of popular tradition (saga), if not, of 'palace' literature." Arthur Evans



SB


30 Ağustos 2018 Perşembe

TRUVA: HOMER ile DARES - II



2018 Truva Yılı İçin Özel
TRUVA ; HOMER ile DARES, BİR ANADOLU DESTANI
Semra BAYRAKTAR
Profesyonel Turist Rehberi
Temmuz 2018





Ektor'un cenazesinin ilk yıldönümünde Priam, Ekuba, Polyksena ve diğer Truvalılar Ektor'un mezarına giderler. Orada Aşil'le karşılaşırlar. Aşil anında Polyksena'nın güzelliğine vurulur ve gönlünü kaptırır. Aşk ateşiyle yanmaya başlayan Aşil'in tüm yaşama sevinci uçup gider. (Onun ruhu zaten yaralıdır, Akhalar Agamemnon'u görevden aldıktan sonra, onun yerine Palamedes'i başkomutan olarak seçmiştir). Hissettiği bu sevginin acizliğiyle, çok güvendiği bir Frigyalı [Truvalı] kölesini evlilik teklifi mesajıyla Ekuba'ya gönderir. Eğer Polyksena ile evlenmesine müsaade ederlerse, ordusu Myrmidonlarla evine dönecektir. Böylece diğer liderlere örnek olacak, onlar da onu takip edecektir. Esir haberci Ekuba'ya bu mesajı iletince, kendisinin bunu Priam onaylarsa istekli olduğunu, ama önce Priam'a sorması gerektiğini söyleyerek köleye dönmesi için emir verir. O da Ekuba'nın cevabını Aşil’e iletir. Bu arada Agamemnon büyük bir takipçi grubuyla kampa gelmiştir.


Troil ve Polyksena çeşme başında, Aşil ise pusuda.
Karıştırma kabından detay, MÖ 560–540


Ekuba Priam'a Aşil'in teklifini anlatır. Priam kabul etmez. Gerçi Akhilles çok iyi bir akraba olacaktır, ama Aşil evine dönse bile kızını bir düşmana vermesi doğru değildir, Çünkü diğerleri, yani Akhalar onu takip etmeyecektir. Eğer Aşil bu evliliği istiyorsa, kalıcı bir barış vaat etmeli, tüm Akhaların ayrılacağına dair söz vermelidir. Hem de kutsal yeminli olarak, ancak o zaman kızını verebilecektir. Aşil'in kölesi geri gelir, Ekuba ile Priam'ın arasında geçen bu konuşmayı, efendisine dönerek iletir. Bunun üzerine Aşil herkese şikayetini dile getirir; tüm Avrupa [?] ve Argoslular bir kadın uğruna uzun bir savaşa girmiştir. Binlerce insan ölmektedir. Geri kalanların hürriyetleri ise tehlikededir, bu sebeple barış yemini yapmaları elzemdir. Ordularını da eve geri götürmelidirler.

Yıl sona erdiğinde, ateşkes biter ve Palamedes orduyu meydana çıkarır. Komuta değişimi ile Polyksena için red cevabı alan Aşil öfkelidir ve savaşa katılmayı red etmiştir. Truvalılar'ın ordusu Deiphob'un liderliğinde savaşa başlar. Palamedes bir fırsat yakalar ve Deiphob'a saldırarak katleder. Her iki tarafta sert bir şekilde savaşır, sayısızca kayıp verirler. En önde savaşan Palamedes ordusunun ilerlemesi ve askerlerinin cesurca savaşmaları için teşvik eder. Bu övünmeyle ilerlerken karşısına çıkan Likyalı Sarpedon'u öldürür. Ama uzun sürmez bu övgüsü, saldırılara devam ederken bir süprizle karşılaşır. Bir fırsat yakalayan Aleksander mızrağını fırlatır ve Palamedes'i boğazından vurarak deler. Bunu gören Truvalılar bu şansı yakalar ve mızraklarını fırlatarak işini bitirirler. Kral Palamedes ölmüştür. Truvalıların hepsi tüm güçleriyle saldırırlar. Akhaları geri püskürtürler, onlar da kampa doğru kaçmaya başlarlar. Truvalılar da onları kıyıya kadar kovalar, kampı kuşatır ve gemilerini de yakarlar.

Aşil'e olan biten anlatılır, ama o her şey yolundaymış gibi hareket eder. Telamon'un oğlu Ayaks ise gecenin sonuna kadar cesurca kampı savunmak için liderlik eder. Akhalar, bilgeli, merhametli, adaletli, iyilik misali Palamedes'in kaybıyla yastadır. [31] Truvalılar ise, Sarpedon ile Deiphob'un ölümleri yüzünden perişan haldedir. 


Sağda Patroklos, Lukkia (Likya) liderlerinden Prens Sarpedon'u öldürüyor. Sarpedon'un kuzeni ve Lukkia komutanı Glaukos ise onun bedenini koruma altına alıyor. Sarpedon'un kıyafetinde ise Türk kültür & sanatında sıkça karşılaştığımız "ant" olarak okunan “çintemani” motifi var. Vazo'dan detay MÖ 400 - Policoro Ulusal Arkeoloji Müzesi/İtalya



Bu arada en yaşlıları olan Nestor, gece boyunca Akhaları konsey toplantısına çağırmıştır. Palamedes öldüğüne göre bir general seçmeleri gerekmektedir. En iyi seçim yine Agamemnon'dur, onun liderliğinde ordu gelişmiştir, ama eğer itiraz eden varsa şimdi konuşmalıdır. Herkes hem fikirdir, anlaşmazlık azalacaktır. Agamemnon tekrar ordunun başkomutanı seçilir. Ertesi gün Truvalılar meydana çıkar. Agamemnon'da Akhaları karşılarına çıkarmıştır. İki güç karışır ve çarpışmaya başlar. Troil cephede ilerler, katliam ve tahribat ile Akhaları püskürtürler ve yine kampa kaçmalarını sağlarlar. Ertesi gün yine meydana inerler. Korkunç bir katliam olur, her iki ordu da şiddetli bir biçimde çarpışmaktadır. Troil, Akha ordusunun birçok liderini katletmiştir. Savaş yedi gün sürmüştür. Agamemnon'un isteği üzerine iki ay süren ateşkes de Palamedes’in onuruna muhteşem bir cenaze töreni düzenlenir. Her iki tarafta hem ölen liderlerini, hem de askerlerini gömer.

Ateşkes sırasında Agamemnon, Aşil'in savaşa katılmasını istemek için Ulusses [Odysseus], Nestor ile Diomedes'i gönderir. Ancak Aşil'in ruh hali hala bozuktur ve savaştan uzak durma kararında ısrarlıdır. Ekuba ile arasında geçen konuşmayı anlatır, Polyksena'ya aşıktır, bu yüzden aklı başında değildir, savaşta zayıflık gösterebilir. Agamemnon'un gönderdiği kişiler de hoş gelmemiştir. Kalıcı bir barışa ihtiyaçları vardır. Bir kadın uğruna nice Argoslular hayatlarını tehlikeye atıyor, özgürlüklerinden vazgeçiyorlardır, boşa zaman harcıyorlardır. Aşil barış talep ederek savaşa yeniden girmeyi red eder. Aşil'in söyledikleri Agamemnon'a iletilir, konseyi toplar ve ne yapması gerektiğini sorar. Menelaus Aşil'in geri durmasından endişe duymamaları gerektiğini, bizzat kendisinin gidip konuşacağını, red cevabı alsa dahi keyfinin bozulmayacağını söyler. Ayrıca, Truvalılar’ın Ektor kadar deneyimli, güçlü ve de cesur olabilecek hiç kimseyi komutan olarak yerine koyamayacaklarını ekler. Diomedes ile Ulusses ise Troil'un Ektor kadar cesur ve eşit olduğunu belirtir. Menelaus bunu red eder ve konseyin savaşın devam etmesi yönünde karar almasını ister. Kalkhas sözü ele alarak, Truvalılar’ın bu son başarılarından korkmamak gerektiğini ve savaşmak zorunda olduklarını dile getirir.

Savaş zamanı geldiğinde Agamemnon, Menelaus ve Ayaks orduyu meydana çıkarır. Truvalılar da karşılarında saf tutar. Savaş şiddetli bir şekilde başlar ve her iki tarafta çok kayıp verir. Troil Menelaus'u yaralamış, birçok düşman öldürmüş ve ısrarla saldırmayı sürdürmüştür. Karanlık çöktüğünde savaşa son verirler. Ertesi gün savaş devam eder, Truvalıları Troil ile Aleksander komuta etmektedir. Troil, Diomedes'i yaraladıktan sonra katleder. Sonra Agamemnon'a saldırır ve yaralar. Savaş birkaç gün sürer, her iki taraftan da sayısızca asker ölür. Agamemnon güçlerini her geçen gün daha fazla kaybettiğini görür, dayanamıyacaklarını anlar ve altı ay ateşkes ister. Priam konseyi toplar ve isteklerini iletir, ama Troil karşı çıkmaktadır, çok uzun bir süredir bu, savaş devam etmeli ve gemiler ateşe verilmelidir. Priam konsey üyelerine düşüncelerini söylemelerini emreder, oybirliği ile Akhaların lehine ateşkes kararı çıkar. Agamemnon ölülerini gömer, Diomedes ve Menelaus gibi yaralılara yardım eder. Truvalılar da ölülerini gömmektedir. Ateşkes sırasında Agamemnon konseyin tavsiyesi üzerine Aşil'e gider ve savaşa dönmesini ister. Ancak Aşil hala karamsardır, red eder. Bir kralın barış arayışında olması gerektiğini belirtir. Şikayetleri bitince, yine de Agamemnon'u reddetmenin imkansız olduğunu ve zamanı geldiğinde kuvvetlerini göndereceğini, ama kendisinin geride kalacağını söyler. Agamemnon bunun için teşekkür eder.

Savaş zamanı geldiğinde Truvalılar sahaya çıkarken, Akha güçleri de karşılarına dizilir. Aşil, Myrmidonları Agamemnon'un komutası altında savaşa gönderir. Sert ve şiddetli bir meydan savaşı başlar. Troil ön saflarda savaşıyordur, birçok Akhalı ve Myrmidonlu öldürür. Kampa bile girer ve Telamon'un oğlu Ayaks onu durduruncaya kadar da birçok kişiyi öldürmüş veya yaralamıştır. Böylece Truvalılar zaferle şehirlerine döner. Ertesi gün Agamemnon Myrmidonlarla birlikte tüm ordusunu meydana sürer. Truvalılar da savaşmak için heveslidir ve karşılarına dizilir. Savaş bir kaç gün boyunca şiddetli bir şekilde devam eder. Her iki taraftan da sayısız kayıplar verilir. Troil, Myrmidonlar’a saldırır, düzenlerini bozar ve katleder. Adamlarının birçoğunun öldüğünü gören Agamemnon, ölülerinin gömülmesi için otuz günlük ateşkes ister. Priam onaylar ve her iki taraf da ölülerini gömer.

Savaş zamanı tekrar gelip çattığında Truvalılar ordularını ileri sürer. Agamemnon ise tüm lideriyle karşılarında duruyordur. Büyük bir katliam olur, savaş şiddetli, acımasız ve sert bir şekilde sürüyordur. Sabahın ilk saatleri bitince, Troil ön cepheye ilerler, Akhaları öldürmeye başlar. Akhalar genel bir şaşkınlıkla yüksek sesle ağlaşarak geri çekilir. Aşil, Akhaların ezildiğini, Myrmidonların da acımasızca katledildiğini görür. Bu çılgın ve vahşi ilerleyişi durdurmak zorunda olduğunu hisseder ve işte o saat savaş meydanına iner. Ama anında geri çekilmek zorunda kalır, çünkü Troil onu yaralanmıştır. Diğerleri altı gün boyunca savaşmaya devam eder. 

Yedinci günde savaş hala devam etmekte, Aşil ise o zamana dek yarasını iyileştirmektedir. Myrmidonları tekrar savaşa sürer ve Troil'e karşı cesurca bir hamle yapmalarını ister. Günün sonunda Troil atının üstündedir ve saldırısıyla Akhaların ağlayarak kaçmalarına sebep olur. [32] Bu arada Myrmidonlar gelir ve Akhaları kurtarır, Troil'e saldırırlar. Troil birçoklarını öldürür, ama bu korkunç savaşın ortasında atı yaralanır ve düşer. Troil atının üstünden atlar, Aşil ise hızlı bir şekilde onu öldürmek için yanında biter. Troil'in ölü bedenini sürüklemeye çalışır, ancak Memnon başarılı bir savunma yapar ve Aşil'i yaralayarak vazgeçmesini sağlar. Memnon ve askerleri Aşil’in peşinden giderken, Aşil birden geri döner ve onları durdurur. 

Aşil'in yarasına bakıldıktan sonra tekrar savaş meydanına geri döner ve bir süre daha savaşır. Memnon'a birçok darbe indirir ve öldürür. Kendisi yine yaralanmıştır ve geri çekilir. Kalan Truva kuvvetleri Etiyopyalı krallarının öldüğünü duyunca şehre kaçarlar ve kapıların arkasını kalasla destekleyip kapatırlar. [33] Karanlığın çökmesiyle savaşa son verilir. Ertesi gün Priam Agamemnon'a elçi gönderir ve 20 gün ateşkes ister, kabul edilir. Troil ve Memnon onuruna muhteşem bir cenaze töreni düzenlenir. Her iki taraf da ölülerini gömer. 



Truva Kralı Laomedon’un torunu Memnon için annesi Şafak Tanrıçası Eos yas tutmakta. Türk kültüründeki gibi, Eos yas ifadesi olarak ya saçını yoluyor, ya da kesiyor, üstündeki dalda bir kuş, yani ruhunun uçup gittiğinin ifadesi.
Amphora - MÖ 530 - Vatikan müzesi



Ekuba, karakterine uygun olarak, Aşil tarafından katledilen en cesur iki oğlu, Ektor ve Troil'in kaybı için, haince bir intikam istemektedir. Oğlu Aleksander'ı çağırtır ve acil olarak Aşil'i öldürmesi için adeta yalvarır. Böylece hem kendi, hem de kardeşlerinin onurunu koruyacaktır. Onu bir pusuda gafil yakalayabilir. Priam adına, Polyksena ile evlenmesini sağlayacak bir anlaşmaya varmak için Aşil’i Thumbraean Apollo tapınağının kapısına çağırtabilir. Akhilles de bu toplantıya geldiğinde Aleksander onu haince öldürebilir. Aşil'in ölümü onun için yeterli bir zafer olacaktır. 

Aleksander annesinin isteğini yapmaya söz verir. O gece Truvalıların en yüreklilerini seçer, talimatlarını iletir, tapınağa yerleştirir ve sinyalini beklemelerini söyler. Ekuba söz verdiği gibi Aşil'e mesaj yollamıştır. Aşil'de Polyksena'ya olan aşkından dolayı sabah tapınağa gelmeyi kabul eder. 

Ertesi gün Aşil Nestor'un oğlu Antilokhus ile buluşma yerine gelir. Tapınağa girerlerken haince saldırıya uğrarlar. Aleksander’ın işareti ile her bir taraftan mızraklar fırlatılmıştır. Akhilles ile Antilokhus karşı atağa geçer, sol kollarındaki pelerinle kendilerini korumaya çalışırlarken, sağ elleriyle kılıçlarına doğru hamle yaparlar ve Aşil birçoğunu öldürür. Ama dövüşün sonunda Aleksander önce Antilokhus keser, sonra da birçok darbeyle Aşil’i katleder. Bir kahramanın ölümü de bu şekilde gerçekleşmiştir, onun cesaretine yakışmayan haince bir ölümdür bu. [34] Aleksander cesetleri köpeklere, kuşlara atmalarını emreder, ama kardeşi Elen karşı çıkar ve onları tapınağın dışına çıkarıp Akhalara teslim etmelerini söyler. Böylece Akhalar ölülerini teslim alırlar ve kampa kadar taşırlar. Agamemnon Aşil'i gömmek için Priam ile ateşkes yapar. [35] Onlara muhteşem bir cenaze töreni düzenler. Aşil’in onuruna da cenaze oyunları yapılır. Ardından Akhalar konseyi toplar ve Aşil'in ordusunun kuzeni Ayaks'a verilmesini ister, oybirliği ile karara varılır. Ama Ayaks buna itiraz eder. Aşil'in oğlu Neoptolemus hala yaşamaktadır, bu yüzden ilk hak sahibi de odur, der. Bu sebeple Neoptolemus Truva'ya getirmeli, Myrmidonların komutası ile babasının yetkileri ona verilmelidir. Agamemnon ile konseyin geri kalanı kabul eder ve bu göreve gönderilmesi için Menelaus seçilir. Menelaus, Scyros adasına gelince Kral Lycomedes’e [Neoptolemus'un anne tarafından dedesi], Neoptolemus'u savaş meydanına göndermesini ister. Kral Lycomedes Akhaların bu talebini memnuniyetle kabul eder. [36]

Ateşkes sona ermiştir. Agamemnon güçlerini toplayarak, askerlerini savaşmak için teşvik eder. Truvalılar şehir dışında karşılarında saf tutar. Ayaks ön saflarda yerini almıştır, ama zırhını giymemiştir. Büyük bir gürültü kopar, her iki taraftan da çok kişi ölür. Aleksander başarılı bir şekilde sürekli yayını kullanır ve Ayaks'ın zırhsız bedenine isabet ettirerek yaralar. Ayaks yaralarına rağmen saldırganını takip eder ve en nihayetinde öldürür. Sonra yaralı ve gücü tükenmiş bir şekilde kampa taşınır. Okları çıkarıp yaralarını tedavi etseler de yaşama tutunamaz. 

Truvalılar Aleksander'ın cesedini kurtarır ve Diomedes’in şiddetli saldırıları önünde, yorgun bir şekilde şehre kaçarlar. Diomedes onları duvarlara kadar takip etmiştir. Sonra da Agamemnon, kuvvetlerine şehri kuşatmalarını emreder. Bütün geceyi mücadele için hazır bekletir, muhafızlar sürekli tetiktedir. Ertesi gün, Priam Aleksander'ı gömer. Helena yüksek sesle ağıtlar yakararak cenaze törenine katılır. Aleksander ona her zaman nazik davranmıştır, Truva’da hoş karşılanmış, Priam ile Ekuba'nın bir kızı gibi olmuştur. Anavatanını hatırlamasına bile fırsat vermemişlerdir.

Ertesi gün Agamemnon ordusunu Truva’nın kapıları önüne dizer ve Truvalıları dışarı çıkmaları ve savaşmaları için meydan okur. Fakat Priam şehirde kalır, surlarını güçlendirir ve Amazonlarla gelecek olan Penthesilea'yı bekler. Penthesilea geldiğinde ordusunu Agamemnon'un üstüne sürer. Büyük bir savaş olur ve birkaç gün sürer. Akhalar bunalmış bir şekilde kamplarına kaçarlar. Diomedes Penthesilea'yı gemilerini ateşe vermekten alıkoyamamıştır. Bütün Akha filosu yok ediliyordur. 

Bu savaştan sonra Agamemnon güçlerini kampta tutar. Penthesilea emin olmak için her gün kampa gelir ve Akhaları katleder, onları gelip savaşmaları için kışkırtmaktadır. [37] Ancak Agamemnon konseyin tavsiyesi üzerine, muhafızları ile kampı güçlendirir ve Menelaus gelene dek savaşa girmeyi red eder. Menelaus Scyros'tayken Neoptolemus'a babası Aşil'in silahlarını verir. Akhalara katılması için onu Truva'ya getirir. Neoptolemus babasının mezarı üzerinde ağıt yakar.

Penthesilea geleneklerine göre ordusunu hazırlar ve Akhaların kampına kadar getirir. Neoptolemus komutasındaki Myrmidon güçlerini yollar. Agamemnon da ordusunu hazırlamıştır. Akhalar ile Truvalılar birbirine girmiştir. Neoptolemus büyük katliamlara sebep olmuştur. Penthesilea ise kavgada tekrar tekrar cesaretini kanıtlamıştır. Şiddetli çarpışmalar birkaç gün sürmüş ve birçok kişi öldürülmüştür. Sonunda Penthesilea Neoptolemus'u yaralar, fakat yarasına rağmen Neoptolemus onu keser. Amazonların kraliçesi Penthesilea ölmüştür. Bu tüm Truvalıların geri çekilmesine neden olur ve yenilgi ile şehirlerine kaçarlar. Akhalar ise tüm güçleri ile duvarları kuşatır. Hiç kimse girip çıkamamaktadır.

Truvalılar çıkmazda olduklarını görünce, Antenor, Poludamas ve Aeneas Priam'ın huzuruna çıkar ve Truva ile Truvalıların geleceğini tartışmak için konseyi toplamasını isterler. Priam hem fikirdir, konsey toplanır. İlk konuşan Antenor olur ve diğerlerine tavsiyelerini sunmak için izin ister, izin verilir ve der ki; Truvalılar önde gelen savaşçılarını kaybetmiştir. Ektor ve kralın diğer oğulları ile diğer ülkelerden gelen önderler de ölmüştür. Ama Akhaların hala cesur komutanları vardır; Agamemnon, Menelaus ve babasından aşağı kalmayan Neoptolemus. Diomedes, Locrianlı Ayaks ve Nestor ile Ulusses gibi birçokları hala hayattadır. Ayrıca, Truvalıların etrafı sarılıdır ve korkuyorlardır. Bu sebepler, Aleksander ve adamlarının, Helena ve beraberinde getirdiği malların iadesini gerektirmektedir. Barış yapmak zorundadırlar. 



Antenor ile Aeneas Priam'ın huzurunda - 14.yy, Guido'nun eserine yapılan minyatür.
Dares'le Diktys, Antenor'la Aeneas'ın Truva'ya ihanet ettiklerinde hemfikirdirler. Ayrıca tıpkı Dares gibi Guido da eserini Jason ve Argonotlar ile başlatır. Truva'nın eski kazı başkanı Manfred Korfmann "Dares ile Dictys" için "Truva savaşını bizzat yaşamış iki Truva Gazisi" derken Antenor ile Aeneas için "Hain (Verräter)" kelimesini kullanır (Traum und Wirklichkeit: Troia). 


Bir süre barışı tartıştıktan sonra, Priam'ın çok cesur genç oğlu Amphimak doğrulur ve Antenor ile yardımcılarına, davranışları için lanetler ve küfürler yağdırır. Truvalılar ordularını toplamalı ve kamplarına saldırmalıdır. Ve onlar yenilinceye kadar pes etmemeli, hatta ülkeleri adına savaşarak ölmelidirler. Amphimak konuştuktan sonra, Aeneas söz alır ve onun söylemlerini çürütmeyi dener. Sakin ve nazikçe konuşmaktadır, Truvalıların Akhalar ile barış antlaşması yapmasında ısrar eder. Poludamas de Aeneas’le aynı fikirdedir. Bu konuşmalardan sonra Priam büyük bir kızgınlıkla doğrulur ve Antenor ile Aeneas'a birçok lanet okur. Savaşı engellemek için Argos'a onu göndermiştir, dönünce de nasıl iğrenç davranışlara maaruz kaldığını anlatarak savaş çığırtkanlığı yapan da kendisidir. Şimdi acele olarak barış mı arıyordur? Peki ya Aeneas? O da Aleksander'a yardım etmiştir, Helena ile ganimeti getirmiştir. "Bu gerçekler ışığında", der Priam, "kararımı verdim". Barış olmayacaktır. Herkese hazırlıklı olmalarını emreder. Sinyal verildiğinde kapılar açılacak, ya zaferle dönecekler ya da öleceklerdir. Kararı kesindir.


[yani kısaca; YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM; demiştir- SB]

Priam daha birçok şey ekledikten sonra toplantıyı sona erdirir. Oğlu Amphimak'ı çağırır ve sarayın içlerine doğru götürür. Kimselerin duymadığından emin olunca da, bu barış görüşmelerini isteyenlerin şehre ihanet edeceklerinden korkmaktadır, bu yüzden de öldürülmeleri gerektiğini söyler. Ayrıca, toplantıda onların görüşleri çok destek görmüştür. Onlar öldürüldükten sonra da Priam ülkesinin savunulması ve Akhaların yenilgisi için çalışacaktır. Sadık ve dürüst olması için Amphimak'a yalvarır ve bir grup silahlı adam toplamasını ister. Priam ertesi gün onları dua için ibadethaneye çağıracaktır. İşte o zaman Amphimak ile adamları acele etmeli ve onları öldürmelidir. Amphimak bu planı kabul eder ve babasına söz vererek Priam'ın huzurundan ayrılır.



Priam Antenor Aeneas oturuyor, Priam'ın oğulları ile Truvalı liderler Antenor ile Aeneas'a karşı çıkıyorlar. Antenor 
(ya da Poludamas) Agamemnon'un huzuruna çıkıyor ve planlarından bahsederken Aeneas ve diğer hainler 
Truva surlarından mesaj yolluyor. 14.yy minyatür



Aynı gün içinde Antenor, Poludamas, Ukalegon ve Dolon da gizlice buluşur. Düşman tarafından kuşatıldıkları halde, krallarının gösterdiği inatçı tutuma şaşkın kalmışlardır. Barıştan ziyade ölmeyi yeğlemiştir, böylece ülkesinin ve halkının yok olmasına sebep olacaktır. Antenor bu problemi çözmek için bir plan yapmıştır. Eğer ötekiler de sadakat yemini ederse, anlatacaktır. Herkes yemin etmiştir. İlk mesajı Aeneas'a gönderir ve planlarını anlatır. Kendilerini ve ailelerini koruyacak şekilde ülkelerine ihanet etmelidirler. Çabuk davranmalı ve Agamemnon'a hiç kimsenin şüphelenmeyeceği birini yollamalıdırlar. Çünkü konseyi terk ederken, ısrarlı barış istemesine karşın Priam'ın öfkeli tutumunu fark etmiş ve bazı ihanetler tasarladığından korkmaktadır. Herkes yardım edeceğini söyler. Agamemnon'u gizlice görmek için en az şüpheyi uyandıracak kişi olan Poludamas seçilir. Poludamas Akhaları görmek için kampa gider ve Agamemnon'a planlarından bahseder.

Agamemnon aynı gece gizli bir toplantı için tüm liderlerini konseye çağırır ve haberi iletir, tavsiyelerini sorar. Konsey oy birliği ile hainlere güvenilmesine karar verir. Plana gelince, Ulusses ile Nestor bu planı uygulamaktan çekindiklerini söylerken, Neoptolemus kendi adına konuşur, böylece bir anlaşmazlık ortaya çıkar. Sonra da, Poludamas'tan aldıkları şifreyle Aeneas, Ankhises ve Antenor’u Sinon’la test etmek üzere karara bağlarlar. Böylelikle Sinon Truva'ya gider şifreyi test eder (bu arada, Amphimak henüz kapıya muhafız konuşlandırmamıştır), geri döner ve Agamemnon'a Aeneas, Ankhises ve Antenor’un anlatılanları doğruladığını iletir. O zaman konsey üyeleri yemin eder, eğer Truva ertesi gece ihanete uğrayacaksa, Antenor'a, Ukalegon'a, Poludamas'a, Aeneas'a ve Dolon'a zarar verilmeyecektir ve de ebeveynlerine, çocuklarına, eşlerine, akrabalarına, arkadaşlarına, ortaklarına ya da mülklerinden herhangi birine. 

Bu sözlere yemin edildikten sonra Poludamas talimatları anlatır. Gece olunca ordularını, dış tarafı bir at başı gibi oyulmuş olan Sakaean [38] kapısına yönlendireceklerdir. Antenor ile Aeneas bu noktada muhafızlıktan sorumlu olacak, kalası kaldırıp kapıyı açacak ve saldırı işareti için meşale yakacaklardır. 

Anlaşmaları eksiksiz olarak detayları tamamlanır, Poludamas görevinin başarısını bildirmek için şehre geri döner. Antenor, Aeneas ve tüm ortakları gece Sakaean kapısına gidecek, kalası kaldırıp kapıyı açacak, bir meşale yakacak ve Akhaları hoş karşılayacaklardır.

O gece Antenor ile Aeneas kapıda hazır bekler, kalası kaldırıp kapıyı açarak meşaleyi yakarlar ve Neoptolemus'u içeri alırlar. Şimdi ise kendileri ve insanları için kaçış yolu aramalıydılar. Neoptolemus'un koruması eşliğinde Antenor, Truvalıların muhafız diktiği noktaya kadar sarayın yolunu gösterir. 



Truva'nın Düşüşü: Elinde kutusuyla bir hizmetli; Palladion'da olan Kassandra Ayaks tarafından tecavüze uğruyor; Neoptolemos, Ektor'un oğlu Astuanax'ı Truva duvarlarından atıyor; Priam sunakta Neoptolemus tarafından öldürülüyor; İki savaşçı; Priam’ın kızı Kreusa arkadan takip ederken eşi Aeneas yaşlı babası Ankhises'i sırtında taşıyor. Bir asker yol gösteriyor. Kalyx Krater (su ile şarabın karıştırıldığı büyük kap, çanak)'den detay. MÖ 470-460 / Museum of Fine Arts-Boston



Neoptolemus saraya girerek tüm Truvalıları katletmeye başlamıştır. Priam'ı Jüpiter'in sunağına kadar takip eder ve onu orada öldürür. Priam'ın eşi Ekuba kızı Polyksena ile kaçarken Aeneas’la karşılaşır, kızını ona emanet eder. Aeneas ise Polyksena'yı babası Ankhises'in evinde gizler. Andromakhe ile Kassandra ise Minerva tapınağında saklanmıştır. Akhaların acımasız katliamları hiç durmamış, bütün gece devam etmiştir. Akabinde şehrin yağmalanması başlamıştır.



Truva Akhalar tarafından yağmalanıp yakılıyor. 14.yy minyatür


Gün ağardığında Agamemnon tüm liderlerini toplanmaları için kaleye çağırır. Tanrılara teşekkür ettikten sonra, ordusuna övgüler düzer. Tüm ganimetin adil paylaştırılması için, bir araya getirilmesini emreder. Truva'ya ihanet edip, almalarına yardımcı olan Antenor, Aeneas ve yardımcıları ile ne yapmaları gerektiğini sorar. Hepsi birden yüksek sesle cevap verir: "Onlara verdiğimiz sözü onurlandırmak gerekir". 

Böylece Agamemnon tüm hainleri çağırtır ve onlarla yaptıkları antlaşmanın geçerli olduğunu bildirir. Agamemnon’dan izin alan Antenor konuşmasına Akhalara teşekkür ederek başlar. Ardından yalvararak, Elen’le Kassandra'nın Priam’dan barış istediklerini; Elen’in Aşil'in gömülmesi için cesedinin iade edilmesindeki başarısını, hatırlamalarını ister.

Agamemnon'da konseyin tavsiyesiyle Elen’le Kassandra'ya özgürlüklerini verir. Bu sefer de Elen, annesi Ekuba ile kardeşi Andromakhe’nin [aslında yengesi] kendisini her zaman sevdiğini hatırlar ve onların adına Agammenon ile görüşür. Yine konseyin tavsiyesi üzerine, Agamemnon onlara da özgürlüklerini verir. Sonra da, ganimetin adil bir şekilde bölünmesini düzenler, tanrılara teşekkürlerini sunmak için de bir insan kurban eder. Konsey de beşinci günde memleketlerine dönülmesini oybirliği ile karara bağlar. 

Yelkenleri açma vakti geldiğinde büyük bir fırtına kopar ve birkaç gün sürer. Kalkhas onlara ölülerin ruhları hoşnut değildir, der. İşte o zaman Neoptolemus, babasının ölümünden sorumlu olan Polyksena'yı hatırlar. Polyksena sarayda bulunamamıştır şikayetçidir, orduyu suçlayarak Agamemnon'dan onun bulunmasını talep eder. Agamemnon da Antenor'u çağırır, Polyksena'yı bulup getirmesini emreder. Bunun üzerine Antenor Aeneas'a gider ve Polyksena'yı teslim etmesi için yalvarır. Böylece Akhalar yelken açarak gideceklerdir. Polyksena’yı saklandığı yerden çıkarmış ve Agamemnon'a getirmiştir. Agamemnon Polyksena’yı Neoptolemus'a verir, o da babasının mezarı başında Polyksena'nın boğazını keser. 




Truva Prensesi Polyksena'nın Neoptolemus tarafından babası Aşil'in mezarı üzerinde kurban edilmesi. Bu tasvirde Polyksena yere bakmaktadır, yani kurban "yer"e, ya da "öteki dünya"ya kurban edilmektedir.
Tyrrhen [Etrüsk] amphora, MÖ 570-550 - British Müzesi
(Adile Ayda “Tyrrhen” kelimesinin “Turhen-Turhan-Turan” olarak okunduğunu yazar. Çünkü ‘y’ Hellencede ‘u’ harfini temsil eder. 
Ayrıca Pelasg ile Etrüsklerin bir diğer adıdır.)



Biga'nın Gümüşçay Beldesi "Kızöldün Tepesi" (Kurganı)'den 1994'te çıkarılan "Polyksena Lahti" MÖ 520-500 (detay). Burada ise Neoptolemus Polyksena yukarı bakarken kurban eder, yani “göğe” kurban edilmiştir. 

Truvalı kadınlar yas ifadesi olarak saçını yoluyor. Bu yas ifadesi Grek kültüründe olmayıp, eski dönem Türk kültüründe görülür. "Kızöldün Lahti" Çanakkale Arkeoloji Müzesi'ndedir.  (Foto:Cambridge University)



Agamemnon ise Polyksena'yı sakladığı için Aeneas'a kızgındır. Takipçileriyle beraber hemen ülkeden ayrılmasını emreder. Böylece Aeneas ve tüm takipçileri ülkeden ayrılmak zorunda kalır. 

Agamemnon yelken açtıktan birkaç gün sonra, Helena ile kocası Menelaus evine dönmüştür, ama daha derin üzüntüler içindedir. Elen, kızkardeşi Kassandra, abisi Ektor'un eşi Andromakhe ve annesi Ekuba ile birlikte Khersonese'ye [39] gitmiştir.

Ne az ne de daha fazlasını yazıya dökmüştür Frigyalı Dares. Antenor'un takipçisi olarak da Truva'da kalmıştır. Truva savaşı 10 yıl, 6 ay ve 12 gün sürmüştür. Dares'in yazdığına göre, düşen Akhaların sayısı 866.000 [bu sayılar abartıdır, 86bin ise mümkündür]; Truvalıların sayısı ise 676.000 dir [aynı abartı burada da var, 67bin mümkündür]. Aeneas çeşitli yaşlardan oluşan yaklaşık 3400 takipçisiyle, Aleksander'in Sparta'ya giderken kullandığı yirmi-iki gemiyle yola çıkmıştır. Antenor'un yaklaşık 2500, Elen ile Andromakhe’n ise yaklaşık 1200 takipçisi vardır...  SON [40-41]



Truvalı Aeneas omzunda babası Ankhises, oğlu Askanius'ın elinden tutarak Truva'dan kaçıyor. Aeneas Priam'ın kızı Kreusa ile evliydi. 200 kabartmalı Sebastion Tapınağı'ndan detay, MS.14-68, Afrodisias/Karacasu-Aydın



14.yy minyatürde ise Antenor'un bir Akha ("Grek"in G'si ile gösterilmiş) gemisiyle kaçtığı görülüyor.




Truvalı Dares’in eseri de burada biter, ama hikaye devam etmektedir…

Tüm dünyaya dayatılan İlyada destanını, ama okuyarak, ama medyadan hepimiz az çok biliyoruz. Yukarıda anlatılanlardan çok çok farklıdır. Dares’in anlatıklarında; Paris’in Menelaus ile teke tek düellosu, korkak gibi kaçması yoktur; Aşil sürekli yaralanmaktadır ve aslında Aşil'in topuğu dedikleri yerden değil, aldığı birçok kılıç darbeleriyle ölmüştür; Ektor’un cenazesi için Priam yalvarmamaktadır; Patroklos savaşın en başında öldürülür. İlyada'da Aşil’in Agamemnon’a kaptırdığı rahip kızı Briseis yüzünden küstüğü anlatılır, ama Dares’in anlatılarında Briseis yoktur. Ayrıca Aşil, Polyksena’ya kara sevdayla tutulmuş hem aşk yarasından, hem de onu başkomutan seçmediklerinden dolayı savaş meydanından çekilmiştir. Bir kadın yüzünden çıkan savaşı da tiksintiyle karşılamakta ve barış istemektedir. 


Peki ya Akhaların hazırladıkları TRUVA ATI? O da yoktur, ne de içindeki Agamemnon askerleri [42] ...

Ne diyordu Dares : “Hainler Agamemnon'un adamlarını SAKA KAPISINDAN sokacaklardır.Saka kapısı tarif edilirken de "DIŞ TARAFI BİR AT BAŞI GİBİ OYULMUŞ OLAN KAPI " denilmektedir.



Şimdiye dek bulunmuş en eski Truva Atı tasviridir. Vazo’dan detay, MÖ 670 – Mikonos


Kapının at başı gibi oyulmuş olmasının sebebi ise Skamander nehrine at kurban edilmesinden kaynaklanmaktadır. Truvalılar at insanları olarak ün yapmıştır, zaten Ektor da bir at terbiyecisidir. Savaş at-arabalarıyla yapılırken, birçok Truvalı ata binmekte hünerlidir, hatta Prens Troil atlı olarak tasvir edilir. At başı gibi oyulmuş olan Saka kapısı da içeriden açılmıştır. İhanet içeriden, Truvalıların arasından çıkmıştır. Hainler kendileri ile takipçilerin canlarına karşılık, düşmanı saraya yönlendirmiş, şehrin ele geçirilip, yağmalanması ile birçok Truvalıların ölmesine göz yummuşlardır. Kralları Laomedon’un öldürülmesi, Truva’nın yağmalanması, Truvalıların öldürülmesi ve tabii ki Esione’nin kaçırılmasıyla, aslında ilk kanın Akhalar tarafından döküldüğünü de unutmuşlardır....





devamı...






TRUVA: HOMER ile DARES - I




“Çökünce Asya egemenliği, suçsuz soyu Priamus’un
Tanrılar buyruğunca, düşünce görkemli İlion, Neptunus’un
Troya’sından dumanlar yükselince, yanınca kent…”
Vergilius – Aeneas (3:1-3)


2018 Truva Yılı İçin Özel
TRUVA ; HOMER ile DARES, BİR ANADOLU DESTANI
Semra BAYRAKTAR
Profesyonel Turist Rehberi
Temmuz 2018




Bilindiği gibi 2018 “Troia Yılı” ilan edildi. Bu sebeple birçok hazırlıklar yapılmakta, makaleler yazılmakta ve festivaller düzenlenmektedir. Bu etkinliklere benim de katkım olsun istedim ve savaşın 10 yılını da anlatan Dares’in eserini [1] Türkçeye çevirdim. Bambaşka bir açıdan bakabileceğiniz Truvalıların hikayesini okuyacaksınız. Ardından da Homer’e atfedilen eserlerin orijinal olup olmadığını, Helena’nın Truva’ya gelip gelmediğini, Truvalıların da kimler olduğunu öğreneceğiz.

Homer’e atfedilen destanın “Truva” değil de “İlyada” olarak adlandırılmasının sebebi şehrin adından kaynaklanmaktadır. MÖ 15.yüzyıldan kalan Hitit yazıtlarındaki “Wilusa”nın Truva olduğu bugün için kesinleşmiştir. Wilusa kelimesi de Hellencede “İlusa”ya dönüşmüştür. Ayrıca, “İlion” şehrinin kurucusu “Kral Laomedon”dur. Laomedon’un babası “İlos”, onun da babası “Tros” adını taşır. [2] Ve Truva şehrin değil, ülkenin adıdır. Bu sebeple “Truva Destanı” değil, “İliad (İlyada) Destanı” demişlerdir. [3]



Truva Antik Kenti
Hisarlık Tepe / Çanakkale


Bir tarafta Truva ile müttefikleri, diğer tarafta Akhalar ile müttefikleri, bilinen ilk boğaz savaşıdır. Savaş sebebi olarak her ne kadar bir kadını öne sürseler de, asıl neden ticaret yollarının Truva’da birleşmesi ve Karadeniz’e açılan deniz yolunun Truvalıların kontrolü altında olmasıdır. Doğu Akdeniz Hititlerin kontrolü altındayken Akhalar’a sadece Ege ve Karadeniz kalmıştır. Karadeniz’e açılabilmek için de boğazlardan geçmek ve Truva’ya da haraç vermek zorundadır. Yani savaş kaçınılmazdır. [4] 

MÖ 12.yüzyılda yapıldığı düşünülen Truva Savaşı’nda [5] Truva ordusunu Ektor komuta ederken, Akha ordusunu komuta eden kişi Menelaus'un ağabeyi Mukenai (Girit) Kralı Agamemnon’dur. Hitit metinlerindeki Ahhiyavalılar’ın da Akhalar olabileceği öne sürülür [6] ama henüz kesinleşmemiştir. 

İlyada destanı savaşın 9.yılından 51 gününü anlatırken, Aşil’in Agamemnon’a öfkesi ile başlar ve Ektor’un cenazesi ile biter, yani Truva’nın akibetini anlatmaz. Ayrıca meşhur Truva Atı İlyada'da değil, Odysseus ve Aeneas destanı ile Euripides’in 'Troya Kadınları' eserinde geçer [7]. Bilim dünyasının zamanında yapmış olduğu incelemelerle Odusseus destanının daha geç bir dönemde yazıya geçirildiği de ortaya çıkmıştır. [8] 

Homer’e atfedilen destanların hiçbirinde “Grek” kelimesi geçmez. Hellence aslı, ki o da tartışılır, baz alınarak çevirisi yapılmış destanlar, özellikle İngilizce çevirilerinde, Akhalar, Argoslar, Danaolar ve Hellenlerle beraber savaşa katılmış olan bütün o kavimler için toptan “Greek (Yunan)” ve “Greece (Yunanistan)” kelimeleri kullanılmaktadır. Ve maalesef bizimkiler de o kelimeleri “Yunanlılar” ve “Yunanistan” olarak çevirmektedir. Halbuki, Truva Savaşı döneminde ne “Greek (Yunan)” kelimesi vardır ne de “Greece (Yunanistan)”! Bugünün Yunanlıları da kendilerine “Hellenler (Ellenes)” ülkelerine de “Hellas (Elleniki)” der, ama Hellenler Truva Savaşı’na katılan kavimlerden sadece biridir ve diğer beylikler/krallıklar gibi küçük bir topluluğu işaret etmektedir. Ayrıca Tukidides'in de dediği gibi, genel anlamda Hellenler olarak adlandırılmaları daha geç bir döneme aittir.[9] 



TRUVA SAVAŞI'NIN SEBEBİ

Homer’in destanları baz alınarak bugüne dek anlatılan gelen hikayede; Menelaus Paris’in Helena'yı kaçırdığını öğrenir, "Namusumuzu ve onurumuzu kurtarmak zorundayız” diyerek ağabeyi Agamemnon’a gider. Bölgenin ve diğer krallıkların bir nevi de başı sayılan Agamemnon tüm liderleri toplar ve Truvalılar’a savaş ilan eder. 

Peki, savaş gerçekten de Helena’nın kaçırılmasıyla mı başlamıştır? Yoksa olayların gidişatında başka bir hikaye mi yatmaktadır? Peki ya hikayenin geri kalanı? Ektor ve Aşil hangi aralıkta, nasıl ölmüştür? Priam, Ektor’un ölü bedenini geri alabilmek için Aşil’e yalvarmış mıdır? Peki ya savaşta düşen diğer liderler? Akhilles’in zayıflığı “Aşil’in topuğu”ndan mı gelir, yoksa aşkından dolayı mı zayıflık göstermektedir? Truvalı kraliyet ailesinden kurtulan var mıdır, varsa nereye gitmiş, soylarını nerede sürdürmüşlerdir?.. İşte tüm bunlara cevap arayacağız…



TRUVALI DARES

Savaşta bizzat bulunmuş olan "Frigyalı" Dares’in eseri “Truva’nın Düşüşü Tarihi” adını taşır. Dares, Homer’in İlyada’sında bir Hephaistos rahibi olarak geçer: “Troyalılar arasında zengin, kusursuz biri vardı, Hephaistos'un duacısıydı, Dares'ti adı, iki oğlu vardı onun, Phegeus'la İdaios, yatardı elleri her türlü savaşa.”[10] 

Dares için Frigyalı demelerinin sebebi ise eserlerin, Frigyalıların tarih sahnesine çıkmalarından sonraki dönemde yazıya geçirilmiş olmasından kaynaklanır. Truva için bile Frigya, Pergamon adları kullanılmıştır. Hatta, Homer’in İlyada’sında bile “Amazonlar Frigya’dan geldi”, “Frigyalıları Askania’dan gelen Askanios yönetir” yazmaktadır. [11]

İngilizce çevirisini yapan Frazer’in notlarına göre; Eser MS 6.yüzyıl Roma dönemindendir ve MS 2.yüzyılda yaşamış olan Romalı hatip-yazar Aelian da eski bir Hellence versiyonunu onaylamaktadır. Aelian; “Bilgime göre, Homer’den önce yaşadığı söylenen Frigyalı Dares’in yazdığı İliad hala mevcuttur” demektedir.  Dares’in eserini Hellenceden Latinceye çeviren Romalı yazar, MÖ 1.yüzyılda yaşamış bir başka Romalı yazar olan Cornelius Nepos’a ithafla başlar [12], savaşın 10 yılını anlatır ve sağ kalan Truva Kraliyet ailesinin dağılmasıyla biter.

Bazıları bu eserin sahte olduğunu ileri sürer, peki, Homer’in eseri ne kadar özgündür? Zaten, Dares’i Hellenceden Latinceye çeviren Romalı yazar da bunu sorguluyor. Dares’in anlattıklarını Homer’in eseri dışında Herodot, Plato, Strabo ve diğer antik dönem yazarların notlarıyla da karşılaştırmak gerekir. Çünkü şimdiye dek hayatta kalmış bütün bir İlyada ya da Odusseus kitabı yoktur. Her şey parçalar halinde ortaçağ dönemine kadar gelmiş ve ancak 10.yüzyılda biraraya getirilmiş, ilk baskısı da 15.yy’da İtalya’da yapılmıştır. [13]

Frigyalı Dares’in eserini çeviren Romalı yazar: “MEKTUP: Cornelius Nepos, Sallustius Crispus’a selam gönderiyor. Atina'da yoğun bir şekilde eğitim görürken Frigyalı Dares'in Yunanlılar ile Truvalılar hakkında yazdıklarını buldum. Başlığında da belirttiği gibi bu tarihi Dares yazmıştır. Onu elde etmekten çok memnun oldum ve hemen Latince bir çevirisini yaptım, hiçbir şey eklemedim, hiçbir şey atlamadım ve hiç bir yorumda da bulunmadım. Hellence orjinalinden basitçe sözcük sözcük tercüme ettim. Böylece okuyucularım bu yazılanları kendileri yargılayacaklar, ister Frigyalı Dares olsun, ister Homer olsun, hangisi doğrusunu yazmış diye. Akhaların Truva'ya saldırdığı sırada yaşayan ve savaşan Dares mi? Yoksa, savaş bittikten çok çok sonra doğmuş olan Homer mi? Atinalılar bu konuyu değerlendirdiklerinde, Homer'i ölümlülerle tanrıların savaşını tarif ederken delirmiş buldular. Bu kadar yeter, şimdi söz verdiklerime dönelim”…  diyerek başlar ve Truvalıların gerçek hikayesi Dares’in eseriyle hayat bulur.  



Erkül Truva kralı Laomedon’u öldürüyor. Erkül’ün arkasında Esione duruyor.
Mühürlü toprak kap,  MS 2.yy


Eser, Jason ve Argonotlar ile başlamaktadır; Peloponnese [14] kralı Pelias [aslında Teselya kralıdır], kardeşinin oğlu Jason’ın halk arasında sevilen ve popüler olmasından dolayı korkar, tahtından olabileceğini düşünür. Böylece ona zorlu bir görev verir, Kolkhis’te [15] altın bir koç postu vardır, onu getirirse krallığını verecektir. Tabii Jason’un gemi ve mürettebata ihtiyacı vardır. Hemen haber salınır. Jason’la kim gitmek istemez ki, ayrıca bu görev, hem onlara hem de Argoslular’a şan ve ün getirecektir. Argos adlı gemi ustası da Jason’a bir gemi yapmak için kraldan emir almıştır. Bu sebeple de mürettebata Argonotlar adını verirler. Jason her şey hazır olunca Peloponnese’den [Teselya'dan] ayrılarak Ege Denizi’nden Karadeniz’e doğru yelken açar. [16] Truva kıyılarına vardıklarında, ki eserde Frigya olarak geçer, hem izinsiz olarak toprağa ayak basmaları, hem de hepsinin genç erkek olmaları, Truva Kral Laomedon’u rahatsız etmiştir. Onlara Truva’dan derhal ayrılmaları gerektiğini söyleyerek kovar. Gitmedikleri takdirde ise zorla çıkarılacaklardır. Jason ve Argonotlar kırgın bir şekilde Truva’dan ayrılır. Kolkhis’e varır, Altınpost’u alıp, Peloponnese geri dönerler. İşte bundan sonra gelişen olaylar çok ilginçtir. Jason ile beraberindekiler Truva’da başlarına gelen olayı herkese anlatır. Küçük düşürülmüşlerdir ve Laomedon’un bu davranışını hakaret olarak algılamışlardır. Erkül buna çok içerlenir ve kızar. İntikam almak için çevresindeki güçlü ve sözü geçen arkadaşlarını toplar ve Truva’ya doğru yelken açar. Aralarında Argonotlar, Helena’nın kardeşleri Kastor Polluks ikizleri, Nestor, Aşil'in babası Peleus ile Salamisli Ayaks'ın babası Telamon’da vardır. 

Bundan sonrasını ise Dares’in kalemiyle devam edelim…



TRUVA’NIN DÜŞÜŞÜ TARİHİ

Geceleyin Truva’ya kıyılarına varırlar, Erkül, Telamon ve Peleus orduya liderlik ederken, Kastor, Polluks ve Nestor’da gemileri koruyacaktır. Kral Laomedon ordunun geldiği haberini alır almaz süvarisinin komutasını alarak kıyıya iner. Erkül bu arada şehri kuşatmıştır. Laomedon halkını kurtarmak için geri dönerken yolda Erkül’le karşılaşır. İki ordu çarpışır, Truvalı askerlerin hepsi öldürülürken, şehir yağmalanır. Kral Laomedon’da Erkül tarafından öldürülmüştür. Telamon şehre giren ilk kişi olduğu için ödüllendirilir. Bu sebeple Esione savaş ganimeti olarak Telamon’a verilir. Sonra herkes evine dönmek üzere yelken açar. Tüm bu olaylar gerçekleşirken Priam Frigya’dadır. [17][18].

Priam'a babasının öldürüldüğü, vatandaşlarının paramparça edildiği, ülkesinin yağmalandığı ve kızkardeşi Esione'nin savaş ödülü olarak alındığı haberi verilince, derin bir üzüntüye girer. Çok kızmıştır. Argosluların Frigya'ya yaptıkları çok ağır ve saygısızcadır. Eşi Ekuba ve çocukları Ektor, Aleksander [Paris], Deiphob, Elen, Troil, Andromakhe, Kassandra ve Poluksena ile birlikte Truva'ya döner. (Cariyelerden başka oğulları da vardır, ancak yasal olarak evlendiği eşleri kraliyet soyunu iddia edebilmektedir.) 

Truva'ya varınca, şehrin etrafına güçlü kapıları olan, daha güçlü duvarlar ördürür. Kapılara Antenorean, Dardanian, İlian, Skaean, Thymbraean ve Truva adları verilir. Yakınlara da daha fazla asker konuşlandırır. Truva, babası Laomedon'un hükümdarlığındaki gibi, bir daha hazırlıksızlık yakalanmamalı ve düşmemelidir. Ayrıca bir saray inşa ettirir, Jüpiter'i [Zeus] de bir sunak ve heykel ile kutsar. Ektor'u bir ordu toplaması için Paeonia'ya gönderir. Babasının çektiği acılarının intikamını almak için doğru zamanı beklemektedir. Truva'nın güvende olduğuna ikna olunca da Antenor'u çağırır. Onu elçi olarak tayin eder ve Argos'a gitmesini emreder. Argos ordusu, babası Laomedon'u öldürüp, Esione'yi kaçırarak ona büyük yanlış yapmıştır. Buna rağmen, onları affedecek ve şikayet etmeyi bırakacaktır, sadece Esione’nin iade edilmesi gerekmektedir.



Antenor Priam’ın huzuruna çıkmış görev emrini alıyor. Kapıda Ektor ile Polites
François Vazosu’ndan detay - MÖ 570


Priam'ın emrine uyan Antenor gemiye biner ve tek tek Erkül’le beraber gelmiş herkesi ziyaret eder. Bazı krallıklarda misafir olarak ağırlansa da Priam’ın mesajına red cevabı almaktadır, hatta bazı krallıklardan da kovulmuştur. Esione’nin götürüldüğü Salamis’e gelir ve Telamon’la konuşur. O bir prensestir, bu yüzden ona ne cariye, ne köle ne de hizmetkar muamelesi yapılabilinir. Telamon Esione’nin gayet iyi durumda olduğunu ve iade etmeyeceğini söyler. 

Antenor Telamon’u bir türlü ikna edememiştir. Hiçbir sonuç alamadığını, bir de üstüne küçük düşürüldüğünü görünce, gemisine binip vatanına geri döner. Her birinin söylediklerini Priam’a tek tek anlatır. Onu nasıl ağırladıklarını, nasıl davrandıklarını, nasıl küçük düşürüldüğünü iletir. Kralı da savaşa teşvik eder. Priam hemen oğullarını ve arkadaşlarını çağırır, Antenor'un başarısız görevini anlatır. Nasıl Argos'a gittiğini, Laomedon'un ölümüne karşılık Esione'nin iadesini talep ettiklerini, lakin Argosluların onu nasıl küçümsediklerini ve boş ellerle eve geri gönderdiklerini anlatır. Akhaların Priam’ın taleplerini red ettiklerinden dolayı şimdi suçlarının karşılığını ödemek zorundadırlar. Bu sebeple de bir ordu gönderecektir. Artık onlar düşünsün, küçümsenmeye layık barbarlar olduklarını.

Oğullarını çağırır, büyük oğlu Ektor'a ordusunun komutasını almasını söyler. Ektor, büyükbabası Laomedon'un öldürülmesi ile Truvalılar’a yaptıkları diğer haksızlıkların da intikamını Argoslular’dan alacaktır. Argoslular suçlarının cezasını ödemek zorundadırlar, der. Bununla beraber, içini bir huzursuzluk kaplar, Truvalılar’ın başarısız olacağından korkar, çünkü Avrupa [19] Argosluların yardımına gelecek birçok savaşçı erkek yetiştirmiştir. Asya'da yaşayan kendileri ise vakitlerini boşa harcamış ve gemi inşa etmemişlerdir. 

Sonra Aleksander [Paris] intikam yemini eder. Bir filo inşa etmeli ve Argos'a savaşa gitmelidir. Babası dilerse eğer, bu girişimden sorumlu olacaktır, düşmanı fethedecek ve büyük bir ünle de Argos'tan geri dönecektir. Tanrıların ona yardım edeceğine dair inancı da vardır. Çünkü İda Dağı'nın ormanlarında avlanırken uykuya dalmış ve aşağıdaki gibi bir rüya görmüştür. Mercury [Hermes], güzelliklerine hakem olması için Juno [Hera], Venüs [Afrodit] ve Minerva'yı [Athena] getirmiştir. Venüs ona söz vermiştir, eğer onu en güzeli seçerse, Argos'taki en güzel kadını ona eş olarak verecektir. Venüs'ün verdiği söz üzerine, o da en güzel olarak onu değerlendirmiştir. 

Deiphob kardeşi Paris’i destekler, böylece Akhalar halası Esione’yi geri verecektir. Ama Elen buna karşı çıkmaktadır. Paris bir Argos kadınını getirecek olursa eğer Akhalar Truva’yı yerle bir edecektir. En küçükleri Troil ise, Ektor gibi biri varken mümkün değildir, der ve Elen’in korkmaması gerektiğini söyler. 

Priam oğullarını ordu oluşturması için asker toplamaya gönderir, sonra da danışmanlarını çağırarak olan biteni anlatır ve ne düşündüklerini sorar. Bazıları savaş karşıtıdır, hatta eğer Paris bir Argos kadını getirirse, özgürlüğümüzü riske atarız, ama bir kişinin ölmesi de barış içinde yaşamamızı sağlayabilir, derken, bazıları da Truva’nın onuru kurtarılmalıdır, demiştir. Kassandra ise, eğer babası bir filo gönderirse sonuçlarının ağır olacağını öngörür.

Hazırlıklar yapılır, gemiler inşa edilir. Bu arada Aleksander ile Deiphob'un Paeonia'dan topladığı birlik Truva'ya gelmiştir. Yelken açma zamanı geldiğinde Priam birlikleri düzenler. Aleksander başkomutandır, Deiphob, Aeneas ve Polydamas'da ikinci subaylarıdır. Aleksander'a ilk önce Sparta'ya gitmesini ve Kastor ile Polluks'a kızkardeşinin iadesi ile Truva'ya tazminat ödemeleri gerektiğini iletmesini söyler. Eğer Kastor ile Polluks red ederse hemen Truva'ya bu mesaj iletilecektir. Böylece Priam'da ordusuna Argos'a yelken açmasını emredebilecektir.

Antenor'a da kılavuzluk etmiş kaptanla birlikte Aleksander Argos'a yelken açar. Argos'a varmadan birkaç gün önce - Kythera Adası'na [Çuha Adası] gelmeden önce - Pylos'taki Nestor'u ziyarete giden Menelaus ile karşılaşır. Menelaus bu kraliyet filosuna hayranlıkla bakmaktadır, acaba ne taşıyordur, nereye gidiyordur, diye de düşünür. Karşı tarafta aynı hayranlığı beslemektedir.

Kastor ile Polluks Argos'taki Klytemnestra'yı ziyarete gitmiştir. Burada Juno adına bir festival düzenlenmektedir. Helena'nın kızı, yani yeğenleri Hermione'de onlarla birliktedirler. Bu arada, Aleksander Kythera'ya varmış ve Diana [Dione, Venüs'ün annesi olmalı] adına Venüs tapınağında bir kurban kesmiştir. Adanın sakinleri bu kraliyet filosunu hayretle izler ve denizcilere nereden geldiklerini sorar. Onlar da, filonun kral Priam tarafından gönderildiğini ve Aleksander'ın Kastor ile Polluks'la görüşmek için geldiğini söylerler.

Aleksander Kythera'da iken, Menelaus'un eşi Helena Diana ve Apollo tapınağında dua etmek için Helaea kasabasının limanına inmiştir. Aslında Kral Priam'ın oğlu Aleksander'ın geldiğini duyunca onu görmek istemiştir. Aleksander da Helena'nın geldiğini duyunca onu görmek ister. Kendi görünüşüne güvenen Aleksander Helena’nın önünde yürümeye başlar. Her ikisi de birbirlerinin güzelliklerine vurulur ve bir süre vakit geçirirler.

Aleksander adamlarına o gece yola çıkmaya hazır olmalarını emreder, çünkü Helena'yı tapınaktan kaçırıp Truva'ya doğru yola çıkacaklardır. Gece olur sinyal verilir, aslında o da gönülsüz değildir ve Helena'yı kaparlar. Adanın sakinleri Helena'nın kaçırıldığını duyunca Aleksander'ı engellemeye çalışırlar. Uzunca bir süre dövüşürler, ama Aleksander'ın adamları onları yener. Tapınaktan da alabildikleri kadar ganimeti aldıktan sonra Truva'ya doğru yelken açarlar. Tenedos Adası'na [Bozcaada] vardıklarında Helena ile yüzleşir. Helena pişmandır, Aleksander onu rahatlatmaya çalışır ve eve babası Priam'a başarısının haberini yollar.



Truva Prensi Paris (Aleksander) Sparta kralı Menelaus'un eşi Helena'yı kaçırır.
Etrüsk kül kabı - MÖ 2.yy / Vatikan Müzesi


Olan biteni öğrenen Menelaus ise Pylos'u Nestor'un eşliğinde bırakarak Sparta'ya geri döner ve Akha kralı ağabeyi Agamemnon'u çağırır.

Bu arada Aleksander ganimeti ile eve varır ve babasına tüm yaşadıklarını anlatır. Priam çok sevinmiştir. Akhaların ganimeti geri almak ve Helena'yı kurtarmaya çalışacaklarını ummaktadır. Böylece Esione eve gelecek, Truva’dan çaldıkları ganimetler de iade edilecektir. Priam, pişmanlık duyan Helena'yı teselli ederek, Aleksander ile evlendirir. Kassandra ise Helena'yı görür görmez, daha önce söylediklerini babasına tekrarlar, ama Priam onun oda hapsinde tutulmasını emreder.

Sparta'ya varan Agamemnon kardeşini teselli eder. Truvalılara savaş açmak için bir ordu toplaması gerekmektedir. Adamlarını Argos'a gönderir. Akhilles Patroklus'la beraber Sparta’ya gelmiştir. Diğerleri ise Euryalus, Tlepolemus ve Diomedes’tir. Truvalıların yaptıkları yanlışa karşın intikam alacaklarına, bir ordu ve filo hazırlayacaklarına dair yemin ederler. Agamemnon başkomutan olarak seçilir ve Atina limanında bulunan tüm Akha gemi ve ordularına gelmeleri için elçiler gönderir. Truvalılardan intikam almak için buradan hep birlikte yelken açacaklardır.

Kızkardeşleri Helena'nın kaçırıldığını duyan Kastor ile Polluks yelken açarak Aleksander'in peşinden takip etmektedir. Ne var ki, Lesbos [Midilli] Adası yakınlarında büyük bir fırtına kopmuştur ve ortadan kaybolmuşlardır. Lesbos sakinleri onları Truva önlerinde dahil her yerde aramışlar, ama Kastor ile Polluks'u bulamamışlardır. Böylece geri dönerler ve hiçbir iz bulamadıklarını bildirirler. Daha sonra ise onların ölümsüz oldukları efsanesi yayılmaya başlar.

Bu tarihi yazan Frigyalı Dares, Truva'nın düşmesine kadar askerlik yaptığını bildirir. Aşağıda listelediği kişileri hem savaşırken, hem de ateşkes döneminde bizzat görmüştür.

Kastor ile Polluks’un görünüşlerini Truvalılardan öğrenmiştir. İkizdirler, sarışın, kocaman gözlü, düzgün tenli ve güçlü kasları ile iyi yapılıdırlar. Helena ise Kastor ile Polluks'a benzemektedir. Güzel, yaratıcı ve çekicidir. Bacakların en iyisi, dudakların da en şirini ondadır. Kaşlarının arasında bir güzellik işareti bulunmaktadır. Truvalıların kralı Priam ise yakışıklı bir yüz ile hoş bir sese sahiptir. Büyük ve şişmandır. Ektor ise açık renk tenli, kıvırcık saçlı ve sakallıdır. Çekici gözleriyle yakışıklı ve asildir. Çevikliğinin yanında serttir. Ruhu yücedir, halkına karşı merhametlidir ve sevgiyi hak etmektedir.

Deiphob ile Helen babalarına benzemekle birlikte karakterleri birbirlerine benzememektedir. Deiphob güç ve eylemlerin adamıyken, Helen nazik ve âlimdir. Troil ise uzun boylu yakışıklı bir gençtir. Yaşına göre güçlü, cesur ve zafer için de isteklidir. Aleksander uzun boylu, cesur ve de adildir.  Onun gözleri çok güzeldir, sarışın ve yumuşak saçlıdır. Büyüleyici bir sesi vardır. Çeviktir, komuta etmek için heveslidir. Aeneas kızıla çalan kahverengi saçlara ve pırıl pırıl parlayan büyüleyici siyah gözlere sahiptir. Kibar ve sağduyulu, ama bir o kadar da hantal ve dindardır. Antenor ise uzun ve zariftir. Çeviklik ve kurnazlığın yanında da ihtiyatlıdır.

Ekuba, koyu renk tenli, iri yapılı ve güzeldir. Bir erkek gibi düşünür, dindar ve hakkaniyetlidir. Andromakhe uzun ve güzel vücuduyla çekicidir. Gözleri parlamaktadır. Mütevazı, iffetli, adil ve de bilgilidir. Kassandra orta boyludur. Parlak gözleri, kumral saçları ve yuvarlak bir ağız yapısı vardır. Geleceği görebilmektedir. Poluksena ise uzun boylu ve güzeldir. İncecik bir boynu, güzel gözleri ve uzun sarı saçları vardır. Vücudu orantılıdır, uzun parmaklara ve düzgün bacaklara sahiptir. Diğerlerini güzellikte öne geçmektedir. Çok iyi kalpli ve adil bir kadındır.

Agamemnon sarışın, iri ve güçlü biridir. Aynı zamanda soylu bir bilge ve zengindir. Menelaus orta boyda ve kumraldır. Yakışıklıdır ve hoş bir kişiliği vardır. Akhilles'in geniş göğüs kafesi ve ince bir ağız yapısı vardır. Kol ve bacak kasları güçlüdür. Kestane renkli saçı uzun ve dalgalıdır. Aşil normalde sakin bir yapıya sahiptir, ama savaş meydanında tam tersi bir karakter gösterebilir. Patroklus ise gri gözleriyle yakışıklı biridir. Güçlü, güvenilir, mütevazi, bilge ve zengin bir adamdır.

Oileus'un oğlu Ayaks [20] ise sağlam ve güçlü bir yapıya sahiptir. Havalı ve cesur, hoş bir insandır. Telamon'un oğlu Ayaks ise güçlüdür. Sesi net çıkmaktadır, saçı siyah ve kıvırcıktır. Savaşta acımasızdır, ne istediğini bilir. Mükemmellik gösterir. Ulusses orta boyludur. Sert ve kurnazlığının yanında bir o kadar neşeli ve bilgedir. Diomedes tıknaz ve sadedir. Ağırbaşlı ve cüretkardır, savaşta kimse ondan daha ateşli olamaz ve yüksek sesle savaş naraları atmaktadır. Ama sabırsızdır, çabucak tepki gösterir.

Nestor uzun ve iri bir vücuda sahiptir, karga burunludur. Dürüst ve akıllıdır, danışmanlık yapmaktadır. Protesilaus açık renk tenlidir. Onurlu ve kendine güvenen biridir, etrafı panik halindeyken bile kendinden emindir. Neoptolemus iri yapılı ve güçlüdür. İyi bir görünüşe sahiptir. Yuvarlak gözleri ve kaba kaşları vardır, karga burunludur. Kolayca tedirginleşir. Palamedes uzun ve ince yapılıdır, bilge ve büyüleyicidir. Podalirius sağlam ve güçlü bir yapıya sahiptir. Kibirli ve karamsardır. Machaon ise iri ve cesurdur. Tedbirli, sabırlı, güvenilir ve de merhametlidir. Meriones kumral saçlı, orta boyludur. Orantılı güçlü bir vücudu vardır. Hızlı ve acımasızdır, kolayca kızmaktadır. Briseis küçük orantılı yapısıyla sarışın güzelidir, büyüleyicidir. Arkadaş canlısı, mütevazi, dahi ve de dindardır.

Aşağıda, Yunanistan liderleri ile Atina'ya getirdikleri gemilerin bir listesi bulunmaktadır. Agamemnon 100 gemi ile Mycenae'den gelmiştir; Menelaus 60 gemi ile Sparta'dan; Arcesilaus ile Prothoenor 50 gemi ile Boeotia'dan; Ascalaphus ile İalmenus 30 gemi ile Orchomenus’tan; Epistrophus ile Schedius 40 gemi ile Phocis'ten; Telamon'un oğlu Ajaks, kardeşi Teucer ile Salamis'ten ve ayrıca Amphimachus, Diores, Thalpius ve Polyxenus 40 gemi ile Buprasion'dan; Nestor 80 gemi ile Pylos'tan; Thoas 40 gemi ile Aetolia'dan; Nireus 53 gemi ile Syme’den; Oileus oğlu Ajax 37 gemi ile Locris’ten; Antiphus ve Phidippus 30 gemi ile Calydna'dan; İdomeneus ve Meriones 80 gemi ile Girit'ten; Ulysses [Odysseus] 12 gemi ile İthaca’dan; Eumelus 10 gemi ile Pherae’den; Protesilaus ile Podarces 40 gemi ile Phylaca’dan; Aesculapius oğulları Podalirus ile Machaon 32 gemi ile Tricca’dan; Akhilles Patroclus ve Myrmidones eşliğinde 50 gemi ile Phthia’dan; Tlepolemus 9 gemi ile Rodos’tan; Eurypylus 40 gemi ile Ormenion'dan; Antiphus ile Amphimachus 11 gemi ile Elis’ten; Polypoetes ile Leonteus 40 gemi ile Argisa’dan; Diomedes, Euryalus ve Sthenelus 80 gemi ile Argos’tan; Philoctetes 7 gemi ile Meliboea’dan; Guneus 21 gemi ile Cyphos’tan; Prothous 40 gemi ile Magnesia’dan; Agapenor 40 gemi ile Arcadia’dan; ve Menestheus 50 gemi ile Atina’dan. Toplam 49 Akha lideri ile 1130 gemi katılmıştır. [21] 

Atina'ya vardıklarında, Agamemnon liderleri konseye çağırır. Onları överek konuşmaya başlar, yapılan hatanın mümkün olduğunca çabuk bir şekilde intikamının alınmasını ister. Her birine, nasıl hissettiklerini göstermelidirler. Yelken açmadan önce, Delfi'deki Apollo kehanetine başvurmaları gerekmektedir. Konsey bunu oybirliğiyle kabul eder, Aşil de bu göreve atanır. Aşil, Patroklus ile birlikte Delfi'ye doğru yola çıkar.

Bu arada Priam, Akhaların savaşa hazırlandığını öğrenir. Komşularının desteğini almak için Frigya'ya adamlarını gönderir. Kendi güçlerini de evde düzene koyar. Delfi'ye gelen Aşil kâhinin yanına çıkar. En eski kutsalların kutsalından çıkan cevap, Akhaların fatih olacağı ve Truva'nın onuncu yılda ele geçirileceğidir. Aşil sonra emredildiği gibi dini ritüelleri yerine getirir. Aynı zamanda Thestor'un oğlu Kalkhas'da Delfi'ye gelmiştir. Kendi halkı Frigylalılar tarafından Apollo'ya gönderilen hediyeleri getirmiştir. Krallığı adına soru sormak için kâhine danışır. En kutsalların en kutsalı cevap vermiştir. Onlarla beraber gidecek ve danışmanlık yapacaktır; Akhaların Truva'ya yelken açmasından ele geçirilinceye kadar ki kuşatmada onlarla birlikte olacaktır. Sonra Aşil ile Kalkhas tapınakta buluşur ve aldıkları cevapları karşılaştırırlar. Kurmuş oldukları arkadaşlığa sevinip, birlikte Atina'ya doğru yola çıkarlar. Atina'da Aşil raporunu konseye sunar. Akhalar buna çok sevinir, Kalkhas'ı da kendilerinden biri olarak kabul ederler. [22]

Zamanı gelince yelken açarlar. Ancak bir fırtına çıkar ve ilerlemelerini engeller. Bunun üzerine Kalkhas kehaneti yorumlar ve Aulis'e geri dönmeleri gerektiğini iletir. Aulis'e vardıklarında Agamemnon tanrıça Diana'yı yatıştırır, sonra da takipçilerine Truva'ya doğru yola çıkmalarını emreder. Kılavuzluğunu ise Argonotlar ile Truva'ya gitmiş olan Philoktetes yapmaktadır. [23] 

Kral Priam tarafından yönetilen bir şehre inip fırtına gibi dalarlar ve taşıyabildikleri kadar ganimeti kaldırırlar. Tenedos adasına geldiklerinde ise tüm halkı öldürürler. Agamemnon ganimeti bölüştürür, sonra da konseyi toplantıya çağırır; Helena'nın iadesi için Priam'a elçilerini yollar; Bu göreve Diomedes ile Ulusses seçilmiştir. Aynı zamanda, Akhilles ile Telephus’u, yağmalamaları için Kral Teuthras tarafından yönetilen Mysia'ya gönderir.

Onlar bu bölgeye gelip de ülkenin altını üstünü getirirken, Teuthras'ta ordusuyla gelmektedir. Aşil hemen düşmanının üzerine atılır ve kralı yaralar. Eğer Telephus Aşil’in önünü kesmemiş olsaydı, oracıkta onun işini bitirecektir. Telephus, Teuthras'la arkadaşlığını hatırlayarak yardımına gelmiş ve onu koruması altına almıştır. Teuthras onu çocukluğu döneminde cömert bir şekilde konağında ağırlamıştır. Teuthras Telephus'un babası Erkül'e borçludur. Söylediklerine göre, Erkül adına, Mysia'nın eski kralı Diomedes'i öldürmüşlerdir. Theuthras'da krallığı ondan miras almıştır. (Diomedes vahşi ve güçlü atlarıyla avdayken ölmüştür). Yine de, Teuthras artık daha uzun yaşayamayacağını fark eder. Krallığını miras olarak Telephus'a bırakır ve Mysia'nın kralı ilan eder.

Telephus, Teuthras için muhteşem bir cenaze töreni hazırlar. Aşil'de ona, devir aldığı krallığında kalmasını ve ona iyi bakmasını ister. Telephus Truva'ya gitmekten ziyade, daha çok yardım malzemesi göndererek yardımcı olabilir. Böylece Telephus krallığında kalır ve Aşil'de birçok ganimet ile Tenedos'taki ordusuna geri döner. Agamemnon'a neler yaptıklarına dair rapor verir. Böylece hem onayını, hem de övgüsünü kazanır. [24]

Bu arada elçiler Priam'ın huzuruna çıkmıştır. Ulusses, Agamemnon'un taleplerini iletmiştir. Eğer Helena ile birlikte aldıkları ganimetler iade edilir ve de uygun bir tazminat verilirse Akhalar barış içinde geri dönecektir.

Priam da, Argonotların yaptığı yanlışları anlatır; Babasının öldürülmesi, Truva’nın yağmalanması ve kızkardeşi Esione'nin kaçırılışını dile getirir. Sadece kızkardeşinin geri verilmesini talep eden mesajı iletmesi için gönderdiği Elçi Antenor'a nasıl davrandıklarını anlatır. Bu nedenle de barışı reddederek savaş ilan eder ve Akhaların sınırların dışına atılmasını emreder. Böylece elçiler Tenedos'taki kamplarına geri dönerler ve Priam’ın yanıtını iletirler. Konsey de ne yapılacağını tartışmaya başlar.

Şimdi Kral Priam’a Akhalara karşı savaşta yardım etmek için ordusunu getiren liderleri listelemek için uygun bir zamandır: Zelia’dan Pandarus, Amphius ile Adrastus; Kolophon’dan [Menderes/İzmir] Mopsus; Phyrgia’dan [İç Anadolu] Asius; Karia’dan Amphimachus ile Nastes; Lycia’dan [Lukkia] Sarpedon ile Glaucus; Larissa’dan [Truva bölgesinde] Hippothous ile Cupesus; Ciconia’dan [Truva bölgesinde] Euphemus; Trakya’dan Pirus ile Acama; Paeonia’dan [Makedonya] Pyraechmes ile Asteropaeus; Phyrgia’dan [İç Anadolu] Ascanius ile Phorcys; Maeonia’dan [Lidya] Antiphus ile Mesthles; Paphlagonia’dan [Batı Karadeniz] Pylaemenes; Etiyopya’dan Perses ile Memnon; Trakya’dan Rhesus ile Archilochus; Adrestia’dan [Truva bölgesinden] Adrastus ile Amphius; Alizonia’dan [25] Epistrophus ile Odius. İkinci komutanları Deiphob, Aleksander, Troil, Aeneas ve Memnon’dur.

Agamemnon planlarını tamamlarken, Nauplius'un oğlu Palamedes Cormos'tan 30 gemi ile gelir. Atina'dan gelirken hastalanmıştır, onu affederek geldiği için teşekkür ederler ve konseyde görüşlerini paylaşmasını isterler. Akhalar, gece veya gündüz, Truva'ya gizlice saldırıp saldırmamayı tartışmaktadır. Palamedes onları gündüz vakti sahaya çekmeye ve şehirden çıkarmaları gerektiğini söyler. Oy birliği ile bunu kabul ederler. Sonra da komutayı Agamemnon'a verirler; Acamas ile Anius ve onun iki oğlu Theseus ile Demophon ise Mysia ve diğer yerlerden malzemeleri toplamak üzere atanır. Daha sonra Agamemnon konseye çağırdığı askerlerine övgüler düzer, tam bir bağlılık talep eder. Sinyal verildiğinde filo geniş bir çap ile konuşlanacak ve Truva'ya doğru yola çıkacaktır. 

Truva kıyılarına varırlar. Truvalılar da vatanlarını cesurca savunur. Ektor Protesilaus'u öldürür, bu Akhalar arasında büyük bir kargaşaya sebep olur (Protesilaus iç bölgelere kadar gidip birçok Truvalıyı katletmiştir). Ektor, her nereye geri çekildiyse, Truvalılar da o yöne doğru gitmiştir. Her iki tarafta da büyük kayıplar vardır. Aşil'in sahaya inmesi Truvalıların şehre kaçmasına sebep olur. Gece olup savaşa son verildiğinde, Agamemnon ordusunun tamamını karaya çıkarır ve kamp kurdurur. 

Ertesi gün Ektor ordusunu savaşa hazırlar ve şehirden çıkarır. Agamemnon’un kuvvetleri ise karşısına dizilir ve savaş çığlıkları atarlar. Ve şiddetli bir çarpışma başlar, en önde çarpışan cesurlar bir bir düşmektedir. Ektor Patroklus'u öldürür, zırhını alırken de Meriones engel olur. Ektor Meriones'i takip eder ve keser, tam onu etkisiz hale getirecekken Menestheus yoldaşının yardımına gelir ve Ektor'u bacağından yaralar. Ektor yaralı da olsa birçok düşman öldürmüştür. Akha askerleri kaçmakta Ektor da kovalamaktadır. Ayaks’la karşılaşır, ama Ektor’a engel olmaz. Ektor Ayaks’ın kim olduğunu hatırlar, Ayaks halasının oğlu Teuker’in üveykardeşidir. Bu yüzden Ektor gemileri ateşe verme emrini durdurur. Birbirleriyle konuşurlar, hediyeler verip dostça ayrılırlar. 

Ertesi gün ateşkes kararı alırlar. Aşil Patroklus için yas tutarken, Akhalar da diğer ölüleri için yas tutmaktadır. Agamemnon, Protesilaus için muhteşem bir cenaze töreni düzenler, diğerlerinin de düzgün gömülmesini sağlar. Aşil ise Patroklus’un onuruna düzenlenen cenaze oyunlarını kutlar. Bu ateşkes sırasında Palamades sürekli isyan etmektedir. Agammenon’a seslenir ve ordusunun komutasını hak ettiğini söyler. Kendisinin sayısız başarılarını sayar; özellikle taktikleri ile kampın tahkimatını, muhafızlık görevinin düzenlenmesini, sinyal ve ölçekler için yaptığı icadları ve savaş için orduyu eğitmesiyle övünür. Bu şeylerin hepsi ona bağlıdır ve bu yüzden Agamemnon'un başkomutan olması doğru değildir. Zaten, sadece birkaç kişi onu lider olarak seçmiştir, kampanyaya sonradan katılanlar seçmemiştir. Herkes, bu pozisyonda mükemmel ve cesur bir adam görme hakkına da sahiptir.

Akhalar bu iki yılı onları kimin yöneteceğini tartışarak geçirir. Savaş tekrar başlamıştır. Agamemnon, Akhilles, Diomedes ve Menelaus ordularını ileri sürer. Ektor, Troil ve Aeneas'ın güçleri de karşılarında saf tutmaktadır. Büyük bir katliam yaşanır ve her iki taraftan da birçok cesur adam ölür. Ektor Boetes, Arcesilaus ve Prothoenor'u öldürmüştür. Gece olup da savaşa son verildiğinde, Agamemnon tüm liderleri konseye çağırır. Onları yıpratmaları gerekiyordur, özellikle de Ektor'u öldürmeleri gerekmektedir. Çünkü o en cesur bazı adamlarını öldürmüştür.

Günün ağarmasıyla, Ektor, Aeneas ve Aleksander ordularını ileri sürer. Akhalar tüm liderleri ve de güçleriyle ilerler. Büyük bir katliam yaşanır. Her iki taraftan da sayısızca asker Okrus'a [Homer'de Hades - SB] gönderilir. Menelaus Aleksander'ı takip etmeye başlar ki, Aleksander dönerek onun bacağını bir ok ile deler. Yarasının acısına rağmen Menelaus takip etmeye devam eder. Locrianlı Ayaks da ona eşlik etmektedir. Ektor neler olup bittiğini görür ve Aeneas'la beraber kardeşinin yardımına gelir. Aeneas onu korumak için kalkanını kullanırken, Ektor'da Aleksander'ı bu dövüşten çıkarır ve şehre doğru götürür. Savaşa gece son verirler. [26]

Ertesi gün Aşil'le Diomedes ordularını ileri sürer. Ektor ile Aeneas'ın kuvvetleri de karşısında pozisyon almıştır. Büyük bir katliam olur. Ektor liderlerden Orcomeneus, İalmenus, Epistrophus, Schedius, Elephenor, Diores ve Polyxenus'u öldürür. Aeneas ise Amphimachus ile Nireus'u öldürür. Aşil, Euphemus, Hippothous, Pylaeus ve Asteropaeus'u öldürür. Diomedes ise Antiphus ile Mesthles'i öldürmüştür. Agamemnon en cesur liderlerinin düştüğünü görünce güçlerini geri çağırır. Truvalılar sevinçle şehre geri dönmektedir. Agamemnon endişelidir ve liderleri konseye çağırır. Onları cesurca savaşmaya teşvik eder ve pes etmemelerini söyler. Güçlerinin yarısı düşmüştür ama Mysia'dan her an bir ordu gelecektir.

Ertesi gün Agamemnon tüm lideriyle birlikte tüm ordusunu savaşa çağırır. Truvalılar karşılarında saf tutmuştur. Her iki taraf sayısızca insanını kaybeder, katliam büyüktür. Savaşa ara vermezler ve şiddetli bir şekilde 80 gün sürer. Agamemnon kayıplardan oluşan yüksekliği görünce, ölülerin gömülme zamanının geldiğini düşünür. Bu yüzden Ulusses ile Diomedes'i üç yıl ateşkes istemek için Priam'a elçi olarak gönderir. Bu zaman zarfında Akhalarda yaralarını sarabilecek, gemilerini tamir edebilecek, malzeme toplayabilecek ve de orduyu güçlendirebilecektir.

Ulusses ile Diomedes karanlıkta Priam'a doğru giderken yolda Dolon adında bir Truvalı ile tanışır. Dolon neden geceleyin silahlı olarak şehre geldiklerini sorar, onlar da Agamemnon tarafından Priam'a elçi olarak gönderildiklerini söylerler. [27]

Priam geldiklerini duyup, ne istediklerini öğrendiğinde hemen liderlerini konseye çağırır ve gelenlerin Agamemnon'un elçileri olduğunu, üç yıl ateşkes istediklerini duyurur. Ektor bir şeylerin yanlış olduğunu düşünür. Onlar çok uzun süren bir ateşkes istiyor, der. Bununla birlikte Priam konseyin yaşlılarına fikirlerini sorar, onlar da üç yıl ateşkes kararı alır. Ateşkes sırasında Truvalılar da duvarlarını onarır, yaralarını iyileştirir ve ölülerini büyük bir onurla gömer.

Üç yılın sonunda savaş tekrar başlar. Ektor ile Troil orduyu komuta eder. Agamemnon, Menelaus, Akhilles ve Diomedes Akhaları komuta eder. Büyük bir katliam olur. Ektor üst rütbeli liderlerinden Phidippus ile Antiphus'u öldürür. Akhilles ise Lycaon ile Phorcys'i öldürmüştür. Her iki taraftan da sayısızca asker düşer. Savaş ardı ardına 30 gün sürer. Priam adamlarının çoğunun düştüğünü görünce altı ay ateşkes ister. Agamemnon da konseyin kararı ile kabul eder.

Aralarında yeniden alevlenen düşmanlık ile savaş 12 gün sürer. Her iki taraftan da liderlerin çoğu düşmüştür. Hatta daha fazlası yaralanır ve çoğu tedavi sırasında ölür. Bu nedenle, Agamemnon ölüleri gömmek için Priam'a elçilerini gönderir ve 30 günlük ateşkes ister. Priam konseyine danıştıktan sonra kabul eder.

Dövüş zamanı geldiğinde, Ektor’un eşi Andromakhe bir kabus görür, Ektor’un çatışmaya girmesini yasaklamalıdır. Derinden üzülür ve Priam’a haber yollar, Ektor’u bu sefer savaş meydanından uzak tutmasını istemektedir. Priam da komutanlığı Aleksander, Elen, Troil ve Aeneas arasında paylaştırır. Ektor, bunu öğrenince, Andromakhe'yi acımasızca suçlayıp zırhını getirmesini söyler. Hiçbir şey onu savaştan uzak tutamayacaktır. Oğlu Astuanaks [Skamander] kucağındayken, Andromakhe yas tutan kadınlar gibi saçını başını yolar. Ardından çılgınca saraya koşar ve Priam'a gördüğü rüyayı anlatır; Ektor'un nasıl bir hevesle meydana indiğini iletir. Oğlu Astuanaks kucağındayken Priam'ın önünde diz çöker ve izin vermemesi için yalvarır. Priam da herkesi meydana gönderirken, Ektor'u geride tuttuğunu söyler. [28]



Andromakhe, Ekuba ve Priam Ektor’un meydana inmemesi için yalvarması,
Ektor’un yine de atıyla savaş meydanına inmesi / Duvar perdeliği - 1470-90
Pasquier Grenier (1447-1493)'in eseri (*)
Boyutu: 482.6 x 264.2cm / Metropolitan Müzesi


Agamemnon, Diomedes, Locrianlı Ayaks ve Aşil Ektor’u meydanda göremeyince daha bir vahşilik ile saldırır ve birçok Truvalı lideri öldürürler. Truvalı liderlerin öldürüldüğünü ve de zorlandığını gören Ektor savaş meydanına iner. Birçok Akha liderini yaralar ve öldürür. Ektor’un üzerine giden komutanların öldürüldüğünü gören Aşil ise, diğer liderlerinin de aynı kaderi paylaşmalarını önlemek üzere ektor’un önüne atılır. 

Savaş acımasız ve şiddetli bir biçimde devam etmektedir. Aşil, Ektor’u gördüğü sırada, liderlerin en cesuru Polypoetes’i öldürmüş ve zırhını soymakla meşguldür. Aşil ile Ektor karşı karşıya gelir. Sergilenen kavga müthiştir, ordudan ve şehirden yaygaralar duyulur. Ektor Aşil’i bacağından yaralar, Aşil ise yarasına rağmen Ektor’un üzerine gider, kazanıncaya kadar darbe üzerine darbelerle karşılık verir ve Ektor’u öldürür. Bunu duyan ve sayıları da düşmüş olan Truvalılar şehre doğru kaçar.


Akhilleus (Kara Atlı) ile Ektor'un (Ak Atlı) Düellosu - 14.yy, Guido'nun eserine göre
Sicilyalı Guido delle Colonne 1287'de Latince yazdığı "Truva'nın Yıkılışı Tarihi (Historia destructionis Troiae)" adlı kitabının kaynakları "Frigyalı Dares (De excidio Trojae historia - Dares Phrygius)" ile "Giritli Dictys (Ephemeridos belli Trojani - Dictys Cretensis)" 'dir. Ortaçağ Avrupası henüz Homer'in eserleriyle tanışmamıştır, çünkü Latince İlyada ilk kez 1488'de basılmıştır. Dares'in eserinde "Truva Atı" olmamasına rağmen Dictys'in eserinde bulunmaktadır, bu sebeple minyatürlerde "Truva Atı" betimlenmiştir. Guido'nun eseri 93 adet minyatürlerle süslenerek 14.yy'da kopyaları yapılır. 



Sadece Memnon kararlı bir şekilde savaşmaya devam etmektedir. Aşil ile Memnon çarpışmaya başlar, birbirlerini birçok kez yaralamışlar, ama çekilmemişledir. Gece çöküp de savaşa son verilince Aşil kampa geri döner. Truvalılar Ektor için yas tutarken, Akhalar da ölüleri için yas tutmaktadır. Ertesi gün Memnon komutasında Truvalılar meydana iner. Agamemnon toplantı düzenler ve ölüleri gömmek için iki ay ateşkes ister, elçilerini gönderir, Priam kabul eder, Memnon ordusuyla geri döner. Priam halkının geleneğini yerine getirir ve Ektor’u kapıların hemen önüne gömer. Ardından da güzel bir cenaze oyunları düzenler. [29]



Kahramanca yurdunu koruyan Ektor 
Truvalılar tarafından taşınarak cenaze için hazırlanır.
Roma dönemi lahitten detay - MS 2.yy


Ateşkes sırasında Palamedes liderlik konusunda şikayete devam etmektedir. Agamemnon’u kışkırtır. Agamemnon’da umursamaz bir şekilde Akhaların diledikleri lideri seçebileceklerini söyler. Ertesi gün halkını çağırtır, sizi yönetmeyi hiçbir zaman talep etmemiştim, diyerek inkâr eder. Kimi seçerlerse seçsinler kabulü olacaktır, komutayı isteyerek verecektir. İstediği tek şey düşmanlarını cezalandırmaktır ve bunun da nasıl yapıldığı çok önemlidir. Bununla birlikte o hâlâ Mukenler'in kralıdır ve diledikleri gibi konuşmalarını emreder. Palamedes öne çıkar ve tüm niteliklerini göstererek Akhaların beğenisini kazanır. Onlarda onu başkomutan olarak seçerler. O da bu görevi minnetle kabul eder ve derhal direktifler vermeye başlar. Ancak, Akhilles bu değişime bozulmuştur.

Ateşkes bittiğinde, Palamedes, askerlerini teşvik ederek kuvvetlerini düzenler ve ordusunu savaşa hazırlar. Truvalılar'a Deiphob liderlik etmektedir ve sert bir karşılık vermelerini söyler. Likyalı Sarpedon adamlarına liderlik eder ve en sert şekilde saldırıya geçer. Arkasında büyük bir katliam ve hasar bırakır. [30]

Rhodianlı Tlepolemus Sarpedon'la karşılaşır, ona direnir ama sonunda ağır yaralanır. Sonra Admetus'un oğlu Pmetes gelir, Sarpedon'la yumruk yumruğa dövüşür ve sonunda öldürülür. Ancak Sarpedon'da yaralanmıştır ve savaştan çekilmek zorunda kalır. Savaş böylece birkaç gün sürer, her iki taraftan da birçok lider ölür. Ancak, Truvalılar'ın kayıpları daha büyüktür. Ölülerini gömmek ve yaralarını iyileştirmek için elçilerini gönderirler ve ateşkes isterler. Palamedes bir yıl ateşkes garantisi verir.

Her iki taraf ölülerini gömüp, yaralarını sarar. Bu arada her iki tarafın askerlerine birbirlerini ziyaret etme izni de verilmiştir. Palamedes, Agamemnon’u Mysia’ya, Telephus’un oğulları Acamas ile Demophon’a gönderir ki, babalarını malzeme ve tahıldan sorumlu tutan da Agamemnon’dur. Mysia’ya vardığında Palamedes’in isyanı ile komutanlığın değiştiğini anlatır, onların bu olaydan memnun kalmadığını fark eder, sonra da bu değişime izin verdiğini kabul ettiğini ekler.

Bu sırada Palamedes gemilerini hazırlıyor, kampı surlar ve kulelerle güçlendiriyordur. Truvalılar da orduyu eğiterek tüm gayretleriyle hazırlanıyorlardır. Duvarlarını tamir ederek, rampa ekliyor, hendek kazıyorlardır....



devamı...