bellerophontes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bellerophontes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2024 Çarşamba

Tulpar

 

"Tulpar dünyanı birevü buççagında busa da, öz yılkısın tabar."(Kumuk Türkçesi)

"Tulpar dünyanın bir köşesinde olsa da, kendi sürüsünü bulur."



* Celsus Kütüphanesi - MS 2.yy / Efes

Ön cepheden detay "Tulpar = Pegasus" ile birlikte adı Grekçe olmayan Bellerophon.

Turovalıların müttefiği Lukkalı Sarpedon Pelasglı Poseidon oğlu Bellerophon'un soyundan gelir. Tulparlı (Pegasus) mitolojik hikayesi Likya'da geçer. Bellerophon Pegasus'u yakalar ve Chimera (Khimera)'yı Yanartaş (Çıralı-Kemer)'da öldürür. Khimeralar Etrüsk ve Saka sanatında da görülür.




* Saka Türklerinin Tulpar'ı

Altın plaka, MÖ 4.yy, Chertomlyk Kurganı / Kırım

Keçe üzerine işleme, MÖ 4.yy, Berel Kurganı / Kazakistan




* "sözde" Kelt Tulpar

TULPARLI BOYUNLUK

Boyunluğun bitiminde toynaklar görülmekte.

Vix Kurganı, MÖ 500

Kuzey Burgundy/Chatillion-sur-Seine



Geç Hallstatt erken La Tene dönemine ait arabalı bir kurgandan çıkan buluntular ithal olduğu kadar yerlilere ait eserlerdi. Tork olarak adlandırılan Tulparlı altın boyunluk ithal olmalı (her ne kadar, yerel olarak üretilmiş, ama Akdeniz özellikleri taşır, deselerde!). Çünkü Keltlerin böyle ince bir esere imza atmaları (o dönem için) çok zordur ki hem Hallstatt hem de La Tene'de İskit/Saka izleri (ve kurganları) görülür. Kurgandaki ceset 35 yaşlarında bir kadına aitti ve Vix Prensesi olarak adlandırıldı.


"Akdeniz'den ithal edilen ürünler tepe kaleleri ve prens mezarları dışında nadiren bulunduğundan, sıradan halkın bunlara erişimi gerçekten de nadir olmalıydı. Bu lükslerin bedelinin nasıl ödendiği belirsizdir. (...) Hallstatt zanaatkârları Akdeniz metal işçiliğinden dekoratif unsurları ödünç alıp uyarlamış ve bunları yerli ve İskit etkilerinin zengin bir karışımıyla birleştirerek Kelt sanatının ortaya çıkışını işaret eden kendilerine özgü geometrik, bitkisel ve hayvansal süslemeler yaratmışlardır. " - John Haywood


SB



21 Aralık 2023 Perşembe

Grekçe Değil

 


"Yunan mitolojisindeki birçok isim de Yunan kökenli değildir ve diğerleri yalnızca kusurlu bir şekilde Grekçeye dönüştürülmüştür. Akhilleus, Odysseus, Agamemnon, Klytaimestra, Rhadamanthys ve Bellerophontes Grek öncesi popüler geleneğin (destan) bir repertuarından, değilse, 'saray' edebiyatından aktarılmış gibi görünüyor." - Arthur Evans

*

"Many names also in Greek mythology, are not of Greek origin, and others have only been Graecized imperfectly Achilleus, Odysseus, Agamemnon, Klytaimestra, Rhadamanthys and Bellerophontes seem to have been tansmitted from a pre-Hellenic repertory of popular tradition (saga), if not, of 'palace' literature." Arthur Evans



SB


30 Mart 2015 Pazartesi

Chimera



Etrüsk , (Arezzo) Aritimli Chimera MÖ. 400 


Efsaneye göre, Bellerophontes, Troya’da Anadolulu'ların yanında savaşan Glaukos’un oğludur. Bellerophontes’in sözcük anlamı Belleros’u öldüren demektir, ancak bu Belleros’un kim olduğunu bilmiyoruz.

Belleros’u yanlışlıkla öldüren ve buna çok üzülen güçlü ve yakışıklı Bellerophontes, üzüntüyle gittiği Argos’ta kralın karısı Anteia’nın ahlaksız tekliflerine evet demediği için iftiraya uğrar. Argos Kralı da onu Lykia Kralı olan kayınpederine gönderir ve öldürülmesini ister. Törenlerle karşıladığı bu yiğit gence misafirperverlik kuralları gereği dokunamayan Lykia Kralı, Bellerophontes’den kurtulabilmek için, ona, ölümüne yol açabilecek işler buyurur. Bunlardan birisi de, Khimaria isimli canavarın öldürülmesi işidir. Zaten önü aslan, arkası yılan, ortası keçi olan ve ağzından alevler çıkaran Khimaira ile karşılaşmak bile ölüm demektir.

Bu ölümcül görevi üstlenen Bellerophontes, Lykia’nın başkenti Xanthos’dan yola çıkarak, bugünkü Akdağ’ın olduğu yerde, bir kaynağın kenarında mola verir ve uykuya dalar. Rüyasında tanrıça Athena’yı görür. Tanrıça ona, uyandığında yanında bulacağı altın gemi, kaynağa su içmeye gelen kanatlı at Pegasos’un ağzına taktığında Pegasos’un onun emrine gireceğini ve ancak Pegasos’un yardımıyla Khimaira’nın hakkından gelebileceğini söyler.

Uyandığında yanında altın bir gem bulan Bellerophontes, hemen bir çalının arkasına saklanır. Akşamüzeri Pegasos’un havada süzülerek kaynağa inip su içtiğini görür. Aniden atın kulağından tutarak, altın gemi ağzına geçirir. Pegasos artık onun emrindedir. Bellerophontes atın sırtına atlar ve Chimera’nın yurduna, yani bugünkü Yanartaş’a gelirler. Onları gören Chimera, ağzından çıkan alevleri öfkeyle üzerlerine gönderir, ama Pegasos’un akıllı bir manevrası sayesinde alevleri atlatıp, yanmaktan kurtulurlar. Bunun üzerine, Bellerophontes uzaktan ok ve mızrak yağdırmaya başlar canavarın üzerine. Khimaira yaralanmıştır, ama hâlâ direnmektedir.

Son mızrağını yakından ve öyle güçlü fırlatır ki Bellerophontes, canavar yerin yedi kat altına gömülür. Gömülür, ancak ağzından çıkan alevler sönmez. İşte o gün bu gün binlerce yıldır yanar Chimera’nın ağzından çıkan alevler, yöre halkının pek güzel adlandırdığı Yanartaş’ta.


Azra Erat - Mitoloji Sözlüğü



Bellerophontes kralın karısı Anteia’nın ahlaksız tekliflerine evet demediği için iftiraya uğraması gibi Eski Ahit'teki Yusuf ve Potifar'ın Karısı hikayesi ile örtüşür. İlk kez MÖ.5.yy'da yazıya geçirildiği biliniyor. Eski Ahit'in de Sumerlilerden etkilendiği de düşünülürse....

Yusuf ve Potifar'ın Karısı - Yaratılış Bölüm 39

..." İsmaililer Yusuf`u Mısır`a götürmüştü. Firavunun görevlisi, muhafız birliği komutanı Mısırlı Potifar onu İsmaililer`den satın almıştı. Rab Yusuf`la birlikteydi ve onu başarılı kılıyordu. Yusuf Mısırlı efendisinin evinde kalıyordu. Efendisi Rab`bin Yusuf`la birlikte olduğunu, yaptığı her işte onu başarılı kıldığını gördü. Yusuf`tan hoşnut kalarak onu özel hizmetine aldı. Evinin ve sahip olduğu her şeyin sorumluluğunu ona verdi. Yusuf`u evinin ve sahip olduğu her şeyin sorumlusu atadığı andan itibaren Rab Yusuf sayesinde Potifar`ın evini kutsadı. Evini, tarlasını, kendisine ait her şeyi bereketli kıldı. Potifar sahip olduğu her şeyin sorumluluğunu Yusuf`a verdi; yediği yemek dışında hiçbir şeyle ilgilenmedi. Yusuf güzel yapılı, yakışıklıydı.

Bir süre sonra efendisinin karısı ona göz koyarak, “Benimle yat” dedi. Ama Yusuf reddetti. “Ben burada olduğum için efendim evdeki hiçbir şeyle ilgilenme gereğini duymuyor” dedi, “Sahip olduğu her şeyin yönetimini bana verdi. Bu evde ben de onun kadar yetkiliyim. Senin dışında hiçbir şeyi benden esirgemedi. Sen onun karısısın.  Nasıl böyle bir kötülük yapar, Tanrı`ya karşı günah işlerim?” Potifar`ın karısı her gün kendisiyle yatması ya da birlikte olması için direttiyse de, Yusuf onun isteğini kabul etmedi.

Bir gün Yusuf olağan işlerini yapmak üzere eve gitti. İçerde ev halkından hiç kimse yoktu. Potifar`ın karısı Yusuf`un giysisini tutarak, “Benimle yat” dedi. Ama Yusuf giysisini onun elinde bırakıp evden dışarı kaçtı. Kadın Yusuf`un giysisini bırakıp kaçtığını görünce,uşaklarını çağırdı. “Bakın şuna!” dedi, “Kocamın getirdiği bu İbrani bizi rezil etti. Yanıma geldi, benimle yatmak istedi. Ben de bağırdım. Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı. ”Efendisi eve gelinceye kadar Yusuf`un giysisini yanında alıkoydu. Ona da aynı şeyleri anlattı: 

“Buraya getirdiğin İbrani köle yanıma gelip beni aşağılamak istedi. Ama ben bağırınca giysisini yanımda bırakıp kaçtı.” Karısının, “Kölen bana böyle yaptı” diyerek anlattıklarını duyunca, Yusuf`un efendisinin öfkesi tepesine çıktı. Yusuf`u yakalayıp zindana, kralın tutsaklarının bağlı olduğu yere attı. "....


MÖ.350–340 Louvre Müzesi'nde




SEMENDER, ARTI İŞARETİ, TAVŞAN,KUŞ, CHİMERA VE TULPAR
MÖ.650 KORİNT / MUSEUM OF FİNE ARTS BOSTON / link


SAKA/İSKİT TÜRK - MÖ.5.YY-3.YY
GEYİK VE KARTAL - CHİMERA GİBİ  - link



ve