demeter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
demeter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2026 Pazartesi

Olympos Grekçe Değil

 

Zeus'un adı dışında tüm isimler Pre-Greek, yani Grekçe olmadığı gibi HA kökenli de değil.


On İki Olumpos (Olympos) Tanrısı

Soldan sağa: 

* Hestia (ἑστία - ocak, aile); Grekçe değil; İonlarda ἱstíi/ἱστίη, Boeotiada ἱstía/ἱστία ; Türkçe "isig, isti, ısı".

* Hermes (Έρμῆς, Atlas'ın kızı Maia'nın oğlu, ulak, kılavuz, ticaret, hırsız);  Grekçe değil; Farklı sürümleri "érmeías, érmeíis, érmᾶs, érmáon, érmán, érmáou, érmaon"; Türkçe "Er, Erman".

* Afrodit ( Ἀφροδίτη - aşk, tutku, güzellik); Grekçe değil; Türkçe Apa-Tur

* Ares (Ἄρης - vahşi savaş); Grekçe değil; Türkçe Uraz.

* Demeter (Δημήτηρ - toprak, bereket, tarım); Tartışmalı, "bilinmiyor".

* Hephaestus (Ἣφαιστος - ateş tanrısı, demirci); Grekçe değil.

* Here (Ἥρα - kadın, aile, evlilik); Grekçe değil.

* Poseidon (Ποσειδῶν - deniz, deprem, at); Grekçe değil.

* Athene (Άθήνη - bilgelik, stratejik savaş, sanat); Grekçe değil; Türkçe Ak-Ene

* Zeus (Ζεύς - gök, şimşek, gök gürültüsü); HA (*dieu- `Zeus') deseler de tartışmalı; *di-eu / ti-eu =  di-ngir = tingri/tengri/tanrı; Etrüsklerdeki karşılığı  Tinia ; Türkçe tin = ruh ; (Hitt. *šiuš, šiun(i)- `tanrı'). Nuh Tufanı'nda şimşekli gök gürültülü sağanak yağışın olması, Nuh'un Sumercedeki adı Ziusudra - zius/šiuš(-udra) "Acaba Ziusudra’daki

Zius > Zeus’a dönüştürülmüş olabilir miydi? - TST"

* Artemis (ay, kadın, çocuk, av); Grekçe değil; Likçe Ertemi; Türkçe Erdem.

* Apollon (kehanet, kurt, müzik, av); Grekçe değil; Türkçe Alp.


Adları geçenlerden:

* Atlas / Ἄτλας ; Grekçe değil. Titan sınıfından Yafes'in oğlu. ATA.

* Maia / μαια ; Grekçe deseler de tartışmalı, çünkü anlamını "ebe, yaşlı kadın, nine, bakıcı/dadı" olarak verirler. Umay da doğumun, kadın ve çocukların koruyucusudur. Öyle ki "Mētēr, mother" kelimesi de bu sözcükten gelir. Latincede Maius; Türkçe Umay, Maygıl > Mayıs.

Olympos (Ὄλυμπος) KESİNLİKLE GREKÇE DEĞİL; ULU (-mpos?)

"Grekçe Değil (Pre-Greek)" demek aynı zamanda "Hint-Avrupa Dilden Değil (Non-IE)" demektir.

SB

TST: Turova ve Saka Türkleri

Görsel: MÖ 1.yy-MS 1.yy, Walters Sanat Müzesi'nde




3 Aralık 2023 Pazar

Yakar, Iakar, Iachus (ıακχος) : TÜRKÇE

 

"Yakus bir meşale tutuyor"

"Iacchus holding a torch."

Paus. 1.2.4

Kibele-Attis kültüne adanan bir altarda meşale taşıyan Yakus (İacchus), Roma dönemi MS 4.yy (Atina Arkeoloji Müzesi)
Kibele daha sonra Demeter olarak anılır.


Iakar - Iachus (ıακχος)

 - I -'nin İngilizce okunuşu - J - iken Türkçe okunuşu - Y - 'dir (Tr, jag-mur=yağmur, janak=yanak, gibi)

Yani sözcük Yakarmak'tır, Yakmak'tır, Türkçedir.

Ancak araştırmacılar onun sadece ağlamak, bağırmak anlamında olduğunu iddia ederler ki eksiktir. Çünkü Yakarlar ellerindeki "meşale"lerle bağırarak yani Yakararak alaya katılırlar. Sözcüğün anlamı da sadece bağırmaları değildir, ellerindeki ateştir, meşaledir, yakılmıştır, yakandır aynı zamanda.


Başlangıçta anlamdırdıkları şekilde devam etmişler ve kökenini tam olarak vermiyorlar.
Hatta meşale tutucu olarak LAMPADEİON kelimesini kullanıyorlar.





j-y

*

Carl Kerenyi

"Knossos'ta, Yunanca okunuşu 'Iakos', 'Iachos' ya da 'Iakchos' olabilen i-wa-ko ismine rastlarız; Knossos ve Pylos'ta çoğunlukla i-wa-ka halini almaktadır. Yunanca için tamamıyla yabancı gibi görünen bir Sirius ismi 'Iakar', aslında o kadar da yabancı olmayabilir. Bir Mısır hikâyesi, Minos isimleri 'Iakar' ve 'Iachos' ile bağlantılı olarak ifade edilebilir. 'Iachen' veya 'Iachim', söylentiye göre Mısır'da Kral Senyes'e tabi yaşayan akıllı ve dindar bir adamın ismiydi. Bu adam aynı zamanda kutsal bir figür olabilirdi. Erkenden doğuşu sırasında Sirius'un kızgın gücünü zayıflattığı ve böylece o zamanlarda şiddetlenmiş olan salgınları yok ettiği söylenmekteydi.

Ölümünden sonra bir tapınak mezarlığına gömüldü ve uygun kurban törenleri yapıldığında, rahipler onun sunağından ateş alıp, yıldızın yıkıcı ateşine karşı düzenlenen sihirli bir ritüelde bu ateşi taşıyorlardı.

Dionysos'ta bu ateş 'yaz ortasındaki saf ışığa' dönüştürülmüştü. Gök tanrısının oğlu şahsında 'Zeus'un ışığı' olarak kabul edilmişti. Hesychios (MS 5./6.yy), Yunanca sözcük iachron - lügatından bildiğimiz bir sıfat - 'zarif Zeus'un ışığında yıkanmış' olarak dahası 'eudieinon' olarak tanımlar. Böyle bir ışık, somut şekilde Dionysos'un bir eşi olduğu düşünülen kutsal bir figürün eline yerleştirilmişti.

Yukarıda bahsedilen iki Minos ismiyle aynı kökten gelen bu figürün ismi muhtemelen törenlerde yinelenen ısrarlı bağırıştan son şeklini 'Iakchos' olarak almıştı. Yalnızca bağırışın yüceltilmesi söz konusu olamaz. Yunanlılara göre, Iakchos'un iki özelliği vardı: ismi yüksek sesle sonsuz kereler tekrarlanırdı ve meşale taşıyıcısıydı. Iakchos figüründe, Dionysos'un ışık ve ateşle olan bağlantısı korunmaktaydı. Lucian, 'Ateş bir Dionysos silahıdır' der. Baküs rahibeleri saçlarında alev taşıyabilirlerdi.

Sophocles'in Antigon eserinde koro Dionysos'u, hasta Thebai kentini iyileştirecek 'alev saçan yıldız kümelerini yöneten kişi' olarak çağırmaktadır. Bu açılardan gökyüzündeki gerçek bir yıldızı çağrıştırmış olabilir; ancak onu, karşılaştığı yıllık Dionysos hazinelerin koruyucusu anlamında 'Iakchos, hazine muhafızı' (tamian Iakchon) olarak çağırır. Dionysos bu özelliği, Sirius yılının alevli doğuşuyla bağlantılı olduğu günlerden, Minos kökeninden getirmekteydi. Atina'da meşale taşıyan Iakchos heykelinin taşındığı tören, opora'nın sonunda düzenlenirdi.

Eleusis Gizemlerinde, yeraltı dünyasında Kutsal bir Çocuğun doğduğu bağ bozumu sırasında yer alırdı. Yüksek sesle çağrılan Iakchos 'gece gizemlerinin ışık getiren yıldızıydı'. Bu yüzden Aristophanes, Elysium'da kutsanmış bir ölü töreni olarak değiştirilmiş şekilde töreni sahnelediği Kurbağalar eserinde ona seslenir: İki elinde de savurarak, yanan meşaleleri alevlendiriyor, Iakchos, ey Iakchos! Gece gizemlerinin parlayan yıldızı."

Carl Kerenyi, Dionysos


*


"Musalar'a ve her şeyden önce Demeter'e, orgiastik, Bacchic ya da koral nitelikteki her şeye ve inisiyasyonlardaki mistik unsura; ve sadece Dionysos'a değil, aynı zamanda Demeter'in dehası olan gizemlerin baş liderine de "Iacchus" adını verirler. Ve dal taşıma, koro dansı ve inisiyasyonlar bu tanrılara tapınmanın ortak unsurlarıdır. Musalar ve Apollon'a gelince, Musalar korolara başkanlık ederken, Apollon hem korolara hem de kehanet ayinlerine başkanlık eder. Ama tüm eğitimli insanlar, özellikle de müzisyenler, Musaların hizmetkârlarıdır; hem bunlar hem de kehanetle ilgili olanlar Apollon'un hizmetkârlarıdır; inisiyeler, meşale taşıyıcıları ve hiyerofantlar ise Demeter'in hizmetkârlarıdır." Strabon. 10.3.10


Herodot : "Theokydes oğlu Dikaios, ki o zamanlar Atina sürgünü olarak Med'lerin yanında bulunuyor ve onlardan büyük saygı görüyordu: Kserkes (Serhas) birlikleri, Atinalıların bırakıp kaçmış oldukları Attika'yı yakıp yıktıkları sırada, bir gün, Lakedaimonlu Demaratos ile birlikte Thria ovasında bulunuyorlarmış, Eleusis yörelerinden doğru, en az otuz bin kişilik kadar bir ordunun kaldırabileceği gibi bir toz bulutunun yükseldiğini görmüşler; şaşırmışlar, bu tozu kim kaldırabilir acaba, diye sormuşlar kendi kendilerine ve derken sesler işitmeye başlamışlar, bu sesler ona İakhos onuruna okunan mistik ilahi sesleri gibi geliyormuş."


M.Ökmen'in buna dipnotu: İakkhos, tanrıçalarla aşıkları arasında aracılık yapan tanrısal çocuktur, meşalelerin titrek ışıkları arasında Eleusis'e doğru yapılan alayı yöneten odur. İakkhos mistik ilâhisinin nasıl bir şey olduğu hakkında Aristophanes bir fikir vermektedir: "İakkhos, ulu tanrı, sesimize koş... Kullarının kutsal korosunu yönet... Özgür ve sevinçli oyunumuza senin usta adımların da katılsın, seslerimizin yarattığı bu kutsal oyuna. Azra Erhat, İakkhos'un Dionysos'la olan benzerliğini belirtiyor; "Öyle ki, İakkhos Anadolu'dan gelme tanrı Dionysos'un Yunanistan'da ve özellikle Eleusis'de yaratılmış bir tıpkısı sayılabilir."



Iacchus is Turkish of etymology.

"Elindeki meşaleyi yaktı." (He lit the torch in his hand.); Yakmak = Burn

"Yakararak ağladı." (He cried imploringly/shouting.); Yakarmak = Supplicate



"Muses, and above all to Demeter, everything of an orgiastic or Bacchic or choral nature, as well as the mystic element in initiations; and they give the name "Iacchus" not only to Dionysus but also to the leader-in-chief of the mysteries, who is the genius of Demeter. And branch-bearing, choral dancing, and initiations are common elements in the worship of these gods. As for the Muses and Apollo, the Muses preside over the choruses, whereas Apollo presides both over these and the rites of divination. But all educated men, and especially the musicians, are ministers of the Muses; and both these and those who have to do with divination are ministers of Apollo; and the initiated and torch-bearers and hierophants, of Demeter." Strab. 10.3.10




21 Aralık 2017 Perşembe

NAR



- Echo, Narcissus ve Anteros, MS 3.yy Daphne/Antakya
- Bir elinde Ayna, diğerinde Nar ile Anatanrıça Kubaba, MÖ. 9.yy - Karkamış/Gaziantep
- Nergiz Çiçeği


ANAR – ANOR – NAR - YANAR - NARGIZ/NERGİZ - NARSİZM


* Anatanrıça KUBABA
Kuwawa [ku(wa)+aba+ula] 



KUWAABAULA - KUBABA = ABA+ULA = ULU ANA

Ku-pa-pa-aš, Ku-ba-ba = PAPA – BABA / AS = ULU,YÜCE = YÜCE BABA
* İskitlerde PAPAİOS, Hun/Çuvaş Türkçesi'nde PAPA = ATA, BABA

SABAZİOS Trak-Frig Tanrısı olarak geçse de, aslında İskit-Türklerine aittir. SABAZİOS'un "atlı göçebe tanrı" olarak kayıtlarda geçmesi; Saban'ın İskitlere gökten düşmesi ; Sabazios'un ekip-biçmeyi, çift sürmeyi öğretmesi ; Saban'ın İskit boyu olması; SABAZİOS ile DİONYSİOS'un benzer görevleri; DİONYSİOS'un asıl adının BACCHUS olması; BACCHUS'un Türkçe BAĞ - BAĞCI'dan gelmesi; Türk boylarında SABANTOY'un HASAT BAYRAMI olması....gibi..."Papa" kelimeside Hint-Avrupa dilinden değildir!..

* NAR = Bereket, dişi, anatanrıça, bolluk... 
Acaba, Güneş olmasaydı, bereket olur muydu?..

* Forlong'a göre, Nergiz çiçeği SABAZİOS'un çiçeği ve Dionysios festivallerinde de kullanılıyormuş...

Dionysos, Eleusis mitlerinde de geçer. Eleusis, Demeter ve kızı Persephone onuruna düzenlenen gizemli ayinlerdir (The Homeric Hymn - Demeter). İlk-Sonbahar ekinoksu ve Bereket-Hasat ile ilgilidir. Dionysios'ta bunlara MÖ 5.yy'dan sonra katılmıştır. Aslında Demeter, Kubaba, Kibele, İnanna'dır, yani ABA-Büyük Bacı/Abla - ANA'dır. Bazılarına göre bu ayinlerde anatanrıça Nar yerine, Amanitaceae ailesinden, halüsinasyona ve ruh halinin değişmesine yol açan mantar tutar.... Bu arada çiçek buketi anlamına gelen Demet adını kullanan başka bir millet var mıydı?... DEMET+ER. Nergiz'in de hem bayan hem de çiçek adı olarak kullanılması gibi...

Persephone ile Demeter - MÖ 450 Eleusis Tapınağı



* Mitolojide : NARSİZM : Kişinin kendisine aşık olması.

İskitlerle içiçe yaşamış olan Ovid'in MS.1.yy'da yazmış olduğu "Dönüşümler"le hayat bulan bir hikayedir Narcissus, ve daha önceki bir tarihe ait bulgu da yoktur!.. 

Geveze Su perisi Echo, Hera tarafından "karşısındakinin son kelimesini tekrar etmek" lanetine çarptırılmıştır. Bir gün gezinirkenNarcissus'u görür ve aşık olur, ama son kelimelerini tekrar ettiğinden Narcissus sıkılır ve gider, yorulur, susar, su başına gelir. Kendi görüntüsüne aşık olunca da yemeden içmeden kesilir, çünkü kendisine ulaşamıyordur ve oracıkta ölür. Bazı hikayelere göre de su perileri tarafından nergiz çiçeğine dönüştürülür. Echo ise yankı yapmaya devam eder.... Fotoğraftaki Anteros ise bazı kaynaklarda aşk tanrısı Eros'un karşıtı olarak görülür ve doğa dışı sevgileri önler.

Narcissus (Narsissus - Latince (!?)) 
Narkissos (Yunanca (!?))
* (ss), (tt) ya da (nt)'li yer adlarının Yunan diliyle açıklanamadığı gibi adları da açıklanamaz. -Os da tekil ektir....


* NARKIZ destanında esir tutulan sevdalı Narkız, açlıktan ölen Narcissus mitindeki gibi, Narkız da 40 gün boyunca yemeden içmeden kesilir.

Narkız Destanı ile Dede Korkut ortak özellikler göstermektedir. Dede Korkut en az beş bin yıllıktır. Bu da Narkız destanına benzer Narcissus hikayesinin de Greklere Türklerden geçtiğini gösterir.


* GÜNEŞ mi, AY mı? Özbeklerden bilmeceler:

GÜNEŞ:
Uzäq dägda ot yanar. (Quyaş). 
[Uzak dağda ateş yanar.] 

AY:
Tãnı üstidä bir änãr, Haddin boısa üşıäb äı. 
[Dam üstünde bir nar, gücün yetse tutup al.] 

* Hindistan'da da Nar'a अनार (anaar) derler
Ana+ar - Ana+er ?!



* Kız ve çiçek adı: NERGİZ
Nar + gız / kız / qıs 
Nergiz çiçeği Güneşe benzer; sarı öbekli beyaz taç tapraklı ve güzel kokuludur.

Hepsi bir yana, "Nar" kelimesi için hem Farsça hem de Moğol kökenli diyorlar ! Türkçe'nin Akadçaya ve onun üzerinden Arapçaya etkisi varsa, Moğollar, Hintliler ve Persliler Türklerle iç-içe yaşamışken.... ;)

Moğolca: NAR-NARA = Güneş
Macarca: NAP = Güneş
Arapça: NAR = Ateş ; NUR = Işık


EK: 
Tonyukuk Yazıtında "ANARU" = Ona


aRTUK: KIRKıZ: KÜÇLüG: KaGaN: YaGıZıM: BOLDI: OL: ÜÇ: KaGaN: ÖGLeŞiP: ALTUN: YIŞ: ÜZE: KaBıŞaLıM: TiMiŞ: aNÇA: ÖGLeŞMiŞ: ÖÑRE: TÜRK: KaGaNGaRU: SÜLeLiM: TiMiŞ: aÑaRU: SÜLeMeSeR: KaÇa:NeÑ: eRSeR: OL: BiZNİ:

Dahası Kırkız'ın güçlü kağanı yağımız oldu. O üç kağan sözleşip "Altun ormanı üzerinde kapışalım" demiş. Anca [öyle] anlaşıp. "Doğu'da Türk Kağanı'na süleyelim" demiş. "Ona [doğru] sülemez [isek] nice ne eder o bizi[...]



İddia etmiyorum, sadece düşünüyorum, ama...,
Doğruları söylemeyenlerin, nece olsun hali ?..

SB
NİCE NARTUGAN / NARDOĞANLARA



Kaynaklar:
- Türk Söylence Sözlüğü- Deniz Karakurt
- Özbek Bilmecelerinden Örnekler- Dr.Feridun Tekin
- Narcissos:
- Narkız, Kazak Destanı- Doç.Dr.Nerin Köse

- Rose. From the earliest times a maiden has been called a rosebud, and a bride a rose. The dawn is also rosy, and the sun is the rose of heaven; but the flower - known to later jews - is never mentioned in the bible, for the rose of Sharon is the narcissus. This flower was the ruddy emblem of the Thrakian Sabazios, and the Dionysiak festival - the latin Rosalia - survives in the Domenica della rosa (rose sunday), while Pentecost is called Pascha rosata from the flower borne before the host. [Encyclopedia of Religions, vol. 3- John G. R. Forlong]

- "...most Greek place-names are not Indo-European. The suffixes -nth(os) and -ss(os) have attracted most attention; corresponding suffixes are found in Anatolia as knowledge of Hittite has confirmed. Besides place names...there are also plant names such as erebinthos, pea and kissos, ivy and the hyacinth and narcissus. These are without doubt indigenous pre-indo-european words. But whether the underlying language is to be called Early Bronze Age or even Neolithic, whether it has any special relaiton to Minoan Crete, and even wheter it is a single language or a diverse and heterogeneous conglomerate, are all questions which remain unanswered..." [Greek Religion: Archaic and Classical- Walter Burkert]

- "...although a body of evidence does exist which indicates a belt of non-Greek place-names extending over the Aegean an Anatolian areas in the Early Bronze Age,..."[Mycenaean Greece (Routledge Revivals)- John T Hooker,1976]




Yukarıdaki resimde Anatanrıça Kubaba "Ayna"mı tutuyordu? ;)



İlgili:
Nartugan-Sinterklaas-Santa Claus (TR) - (ENG)



17 Mart 2015 Salı

Merkür'e Adanmış "Berthouville Hazinesi"







Cup with Centaurs. Dedicated by Quintus Domitius Tutus. 
Inscribed: “MERCVRIO AVGVSTO Q DOMITIVS TVTVS EX VOTO”. 
Roman, A.D. 1-100. Silver and gold; 




2000 yıllık Sanat Eserleri....

Fransa'nın kuzeyinde 1830 yılında bir çiftçi tarafından şans eseri bulunan ve 
Berthouville Hazinesi denilen Gümüş yoğunluktaki arkeolojik buluntular 
Fransa'daki Mercury Tapınağına adanmış ve 
Roma döneminin en iyi örnekleri arasında gösteriliyor.

2010 yılından beri J.Paul Getty Müzesi'nde incelenen hazine Ağustos 2015'e kadar sergide


The Roman silver treasure dedicated to Mercury, found at Berthouville in 1830. 
Bibliothèque nationale de France, Département des monnaies, médailles et antiques, Paris

The Making of a Roman Silver Cup





Mercury, Roman, A.D. 175-225; silver and gold. 




Offering Bowl with Bacchus (Dionysos), Hercules, and Coins (The Patera of Rennes), 
Roman, about A.D. 210; gold.



Pitcher with Scenes from the Trojan War. 
Achilles dragging the body of Hector around the walls of Troy
Dedicated by Quintus Domitius Tutus. 
Inscribed: “MERCVRIO AVGVSTO Q DOMITIVS TVTVS EX VOTO”, 
Roman, A.D. 1-100. Silver and gold; 







Beaker with Imagery Related to Isthmia and Corinth. 
Poseidon (Neptune) and Demeter (Ceres). 
Dedicated by Quintus Domitius Tutus. 
Inscribed: “MERCVRIO Q DOMITIVS TVTVS VSLM”, 
Roman, A.D. 1-100.



 Plate with Hercules Wrestling the Nemean Lion (detail), 
Roman, A.D. 500-600; silver. 




Offering Bowl with a Medallion of Mercury and Maia or Rosmerta. 
Dedicated by Publius Aelius Eutychus, freedman of Publius Aelius Numitor. 
Inscribed: “MERCVRIO AVG P AELIVS P AELI NVMITORISLIBERTVS EVTYCHVS VSLM”. 
Roman, A.D. 150-225. Silver and gold;




Offering Bowl with a Medallion of Mercury in a Rural Shrine. 
Dedicated by Julia Sibylla. 
Inscribed: “DEO MERC IVL SIBYLLA DSDD”. 
Roman, A.D. 175-225. Silver and gold;


Hermes aynı zamanda ölenlerin ruhlarını yeraltı dünyasına taşıyan bir tanrıydı....






Sümerlerde Ninhursag hayat tanrıçasıydı.
Asurlularda İştar hem ana tanrıça, hem de sağlık tanrıçasıydı.
Mısırlıların ulu tanrıçası İsis aynı zamanda hekimdi.
Hititlerin Kubaba (veya Kubebe)'sı, 
Friglerin Kibele'si, 
Efeslilerin Artemis'i, 
Yunanlıların Demeter'i hayat, bereket ve ölüm tanrıçalarıydı.
Minoslular, Mikeneliler, Giritliler de iyileşmek için 
sağlık ve hayat tanrıçalarından medet umarlardı.
Ölüm tanrıçası, aynı zamanda yeniden doğuş tanrıçasıydı.
Asurluların ölüm tanrıçası Gula "ulu hekim" olarak da bilinirdi.
İsis de ölüm sembolleri taşırdı.
Varoluş çizgisinde hayat ve ölüm birbirinden ayrılmaz gerçeklerdi.




"En sonunda Dumuzi'nin kız kardeşi rüya tanrıçası Geştinanna tanrılar meclisine başvurarak kardeşinin yerine yarım yıl yeraltında kalmayı kabul ederek Dumuzi'yi yarım yıl özgür bırakır. Yeryüzüne çıkan Dumuzi karısı İnanna ile tekrar birleşir. Bununla yeni bir yıl başlar. Ortalık yeşillenir, tahıllar büyür, hayvanlar döllenir. Böylece ülkeye bereket gelir"
Greklerin mitolojisine giren  PERSEPHONE - DEMETER'tir....



Sabazios sürekli at sırtında yaşayan göçebe atlı, gökyüzünde gezen gökbaba, Arpa ve Bira tanrısıdır, sonradan Dionysos'a dönüşür. Dionysos Bakkhoi diye de anılır ve bazı yerlerde Bakkhoi Saboi olarak ta çağrılır. Kuzey Balkanlar ve Anadolu'da tapkı görmüştür. 
Dionysos Anadolu'ludur, Doğuludur kendisi, Yunan tanrı panteonuna sonradan girmiştir...














2 Temmuz 2014 Çarşamba

İbrahim ve Karısı Sara’nın Mısır’a Gidişi





Kutsal Evlenme ile ilgili diğer bir anlatı da Tevrat’ta var, Kur’an’da yok. Ona karşın İslam efsanelerinde bulunuyor. O da üç dinin atası sayılan İbrahim Peygamber ile karısı Sara’nın Mısır’a gidişi serüveni. Olay kısaca şöyle:

"Filistin’de bir kıtlık olmuş. Bunun üzerine İbrahim karısı Sara’yı alarak Mısır’a gitmiş. Sara yaşlı olmasına karşın çok güzelmiş. O yüzden İbrahim Mısır Kralı’nın onu güzel olduğu için alacağından ve kendisini öldüreceğinden korkmuş ve karısına, “seni kız kardeşim olarak tanıtayım” demiş. Mısır’a gittiklerinde gerçekten Mısır Kralı, Sara’nın güzelliğini duymuş ve habercileri gönderip doğruluğunu anlayınca hemen kadını saraya getirtmiş. Fakat İbrahim’in Allahı krala çok kızmış. Kadını aldı diye saraya birçok felaket vermiş. İki yıl sonra kral bu felaketlerin İbrahim’in karısı yüzünden olduğunu öğrenmiş ve onu çağırıp, neden karısı olduğunu söylemedi diye sitem etmiş. İbrahim’e karısının yanında bir cariye, ayrıca pek çok altın, gümüş ve hayvan vererek memleketine göndermiş. Ayrıca beraberinde götürdüğü ölen kardeşinin oğlu Lut’a birçok mal vermiş ve onlar zengin olarak Filistin’e dönmüş."







Bu öykü daha önce de belirttiğimiz gibi Kur’an’da yok. Fakat İslam kaynaklarında birkaç türlü anlatılmış. Tevrat araştırıcıları için bu konu büyük bir gizem taşıyordu. Çünkü İbrahim karısı için kız kardeşim diyerek yalan söylediği halde neden tanrı İbrahim’i cezalandıracağı yerde kralı cezalandırıyor? Neden Kral İbrahim’e zengin hediyeler veriyor? Yaptığımız araştırmada Kumran belgeleri yoluyla bunun da İnanna’nın Kutsal Evlenme öyküsü ile özdeşleştiğini gördük.(1) Bu belgede yazılanlar şöyle:

İbrahim Mısır’a giderken bir rüya görmüş. Rüyada yan yana duran iki ağaçtan biri sökülüyormuş. Öteki ise onu sökmeyin diye ağlıyormuş. İbrahim bu rüyasını karısına anlatmış. O da onu öldürecekleri, kendisini alacakları şeklinde yorumlamış. Bunun üzerine karısı ona “Ben senin kız kardeşin olduğumu söyleyeyim, böylece seni kurtarayım” demiş. Ve gerçekten öyle yapmış. 

Buradaki rüya, olayın Sumer bağlantısını sağladı. Tanrıça İnanna kocasını kızgınlıkla yeraltına göndermiş, o da Güneş tanrısı’na yaptığı ricayla kurtulmuştu yeraltından. Yeryüzüne çıktığı zaman kocası Dumuzi kırlarda yatarken bir rüya görmüş. Yan yana duran iki kamıştan biri çıkarılıyormuş. O bu rüyayı, rüya tanrıçası olan kız kardeşine anlatmış. O da kamışlardan birinin kendisini, diğerinin Dumuzi’yi simgelediğini, çıkarılan kamışın onun tekrar yeraltına götürüleceği anlamına geldiğini ve buna kendisinin üzüleceği yorumun yapmış. (2 ) Sara kocasına “kardeşim” demiş ve onu kurtarmak için saraya belirli bir süre için gitmiş. Rüya tanrıçası da kardeşinin süresiz yeraltında kalmaması için tanrılar meclisinin kararıyla onun yerine yarım yıl kendisi gitmiş. 

Sumer Kutsal Evlenme Töreninde tanrı yerine kral, tanrıça yerine bir başrahibenin evlenmesi, saygın bir kadın olan Sara ile kralın evlendirilmesi ile paralel. Bu evlenme sonucu Sumer’e bereket geliyor, bütün ürünler çoğalıyor, halk zenginleşiyor. Sara ile kralın evlenmesi son bulunca İbrahim ve yeğeni Lut da kraldan bol hayvan, altın, gümüş alarak zengin oluyorlar.

Anlaşılacağı gibi din kitaplarında tanrının yazdırdığı söylenen bu konular ile Sumer efsaneleri arasında küçümsenemeyecek benzerlikler var. Sumer efsanesi M.Ö. 2000 yıllarında yazılmış. Ona karşın Tevrat 500 yıllarında kaleme alınmış, arada 1500 yıllık bir zaman aralığı var. Efsane ağızdan ağıza geçerken yeni çıkan kültürlerin de etkisiyle yeni motifler eklenmiş, İsrailler’de onu İbrahim hikayesine oturtmuşlardır.



Muazzez, İlmiye Çığ
Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği

1) Kumran belgeleri İsrail Ölü Deniz civarındaki mağaralar içinde 1946’da küpler içinde bulunan deriler üzerine en az 2000 yıl önce Arami ve İbrani dilinde yazılmış belgelerdir. Bu metnin yayımlandığı yer Yigel Yadin, The Message of the Scrolle, New York, 1962, s.145 vd.

2) Muazzez İlmiye Çığ
"İbrahim Peygamber" ile "Çiviyazılı Belgelere ve Arkeolojik Kazılara Göre, Kur’an İncil ve Tevrat’ın Sumer’deki Kökeni"



"En sonunda Dumuzi'nin kız kardeşi rüa tanrıçası Geştinanna tanrılar meclisine başvurarak kardeşinin yerine yarım yıl yeraltında kalmayı kabul ederek Dumuzi'yi yarım yıl özgür bırakır. Yeryüzüne çıkan Dumuzi karısı İnanna ile tekrar birleşir. Bununla yeni bir yıl başlar. Ortalık yeşillenir, tahıllar büyür, hayvanlar döllenir. Böylece ülkeye bereket gelir" .... M.İ.Çığ , aynı eser



Greklerin mitolojisindeki PERSEPHONE - DEMETER ; 
fazla söze gerek var mı? 



ABRAM (Türk Mitolojisinde bir deniz tanrısı), SARI (Abram'ın karısı)I,TÖRE(Abram'ın babası) UR şehrinden göçtükten sonra ABRAHAM,SARAH,TARAH olur.
M.Ünal Mutlu



TANRI ELÇİSİ İBRAHİM - Prof.Dr.Firudin Ağasıoğlu

link





__________/________




İBRAHİM, HACER, SARA ve SÜNNET

İbrahim ve Sara yaşlılık dönemlerinde ve çocukları yoktur. Törelerine göre Sara İbrahim'e çocuk verebilecek bir köle hediye etmelidir. Haceri le İbrahim'in evliliklerinden bir oğulları olur. İlk oğul olmasından dolayı babasının soyunu sürdürecek ve halkının lideri ilan edilecek, mirasını alacaktır... Sara bu duruma bozulur, çünkü Sara "özgür" kadındır, lakin Hacer "köle"dir, onu aşağılar ve hor görür, kabul edemez.... Aradan zaman geçer Sara'nın da bir oğlu olur (!) , lider olacaktır, çünkü "özgür" bir anneden dünyaya gelmiştir. Hacer ve İsmail kabileden kovulmalıdır. Ama İbrahim'in Mısır'da gördüğü "sünnet" geleneği aklına gelir ve her nasılsa bir vahiy (!) iner. Kabilesindeki bütün erkekler "sünnet" ettirelecektir. İsmail 8 yaşlarındayken İshak ise 8 günlük sünnet olur. Hacer ve İsmail (!) Mekke'ye gönderilir, İsmail Arapların atası , İshak ise Yahudilerin atası sayılır.



(!) 
Acaba gerçekten de Sara'nın çocuğu olmuş mudur? 
Yoksa Arapların üzerinde hakimiyet kurmak amacıyla mı uydurulmuştur?
Vahiy mi inmiştir, yoksa bu sadece bir gözlemden mi ibarettir?
Neyse ki Sumer'den alıntılandığını biliyoruz, yani bu "hikayede" yakıştırma olabilir....

Saygılar 
SB.








resimler:
Beni Hasan (Minya) 'daki Khnumhotep ,3.mezar'dan. Bu freskteki insanların Asyatik kökenli olduğu açıklanmıştır. İbrahim ve soyunu temsil edebileceği de. Khnum-Hotep freskleri MÖ.2binlere tarihlenmektedir, Khnum-Hotep 12.hanedanlık döneminde vezirlik yapmıştır (MÖ.19.yy). Mezar ilk kez 1894'te Jacques de Morgan tarafından kazılmıştır. 




________________________