Translate

8 Kasım 2015 Pazar

Ali Şir Nevai / Türk Dili






Men Türkçe başlaban rivayet
Qıldım bu fesâneni hikâyet.
Kim, şuhreti çün cahânga tolgay,
Türk eliğe dağı behre bolgay.
Nev çünki bükün cahânda etrâk
Köptür huştab'u safı idrâk.

A.Nevâî, 
"Mükemmel Eserler Toplamı", 9. Cilt, Taşkent 1992






Nevai'nin yaşadığı dönemde Farsça Edebiyat, Arapça'ysa Bilim diliydi. Bunu bilmek bile yaptığı işin büyüklüğü hakkında bir fikir verir. Nevai'nin başlattığı çığır bütün Orta Asya ve Anadolu'da yankılarını buldu. İran ve Hindistan saraylarında eserleri okundu, öyleki Çağatay lehçesine "Nevai Dili" denildi. 4 Türkçe 1 Farsça divan hazırladı, ayrıyeten 18 eseri daha var.



* 15 yy'da yaşamış olan Ali Şir Nevai, 1488 yılında Esterabad valisiyken yazdığı “Târîh-i Mülûk-i ‘Acem” (İran Memleketleri Tarihi) eserinde “Arjasp Binni Efrasiyab kim, Türk Padişahi erdi", derken Avesta'da geçen Arjasp'ın Alp Er Tunga olduğunu söyler. Kaşgarlı Mahmut‘dan sonra Türk diline hizmet eden en büyük Türk edebiyatçılarından biridir......


Nevali mesela,  Türkçe'de atın muhtelif yaşlarda olanlarına ayrı ayrı isimler verildiği halde Farsça'da sadece bir kelimeyle bunlar karşılanmaktadır demektedir. Nevali daha da ileri giderek Türklerin daha da zeki olduğunu, daha kolay dil öğrendiklerini ileri sürmüştür. Halbuki Farslar Türkçe'yi aynı kolaylıkla öğrenemezler, demektedir. 

Eserinde Türk dilinin üstünlüğünüde ispat ediyor. Burda yüz tane fiili alıyor, ve bu yüz fiil sizin övdüğünüz Fars dilinde bulunmamaktadır, bu Türk dilinin zenginliğinin ispatıdır, siz Fars dilinde şiir yazan şairler neden kendi dilinizi beğenmiyorsunuz? Oysa Türk dili zengin bir dil ve bu dilde eserler verin,  diyor. Bununla birlikte herhangi bir şairin kendi ustalığını Türk dilinde daha kolay göstereceğini söylüyor.






VE 








Ali Şîr Nevaî’nin doğumunun 550. yılı anısına 1991 yılında Rusya Merkez Bankası'nca basılan hatıra parası. Bu para ile ilgili Dünya Para Kataloğu'nda Almanca olarak şöyle yazmaktadır: "Alişer Navoi: tschagatai-türkicher Dichter aus Herat heute Afghanistan, Begründer der tschagataischen Literatur sprache und Dichtung Turkestans."










Ali-Shir Nava'i  
one of the biggest Turkish poet, man of letters
who lived in the 15th century.



 "A Tournament at Arms", Folio from a Divan (Collected Works) of Mir 'Ali Shir Nava'i 
(metropolitan museum: and again nothing about Turks-Turkish culture : the info is given "islamic"," iran"???)
Why are te "West" so afraid to use these words; 
Turkish Culture or Turkish, Turks?





Mir 'Ali Shir Nava'i - 1499–1500
photo:Divan (Collected Works) of Nava'i (Ali Şir Nevai)


"Horses in various ages have separately names in Turkish, but in Persian language just one. The Turks can learn another language easier than the Persians, however they can not learn Turkish so easily"





"A Scene of Conviviality at Court", 
Folio from a Divan (Collected Works) of Mir 'Ali Shir Nava'i





"Hunting Scene", Folio from a Divan (Collected Works) of Mir 'Ali Shir Nava'i



"A Contest of Skill in Archery on Horseback", Folio from a Divan (Collected Works) of Mir 'Ali Shir Nava'i



"Preparation For a Noon-Day Meal," Folio from a Divan (Collected Works) of Mir 'Ali Shir Nava'i







ek bilgi:


Türklere Arapçanın kutsal bir dil olduğunun benimsetilmesinde ne yazık ki Türk seçkinlerinin de etkisi büyük olmuştur. Türk dilcisi Ali Şir Nevai, Farsçanın biricik yazı dili olarak benimsendiği bir dönemde tüm gücüyle Farsçayı kötüleyip Türkçeyi yüceltmeye çalışmış, ancak söz Arapçaya gelince Farsçaya karşı dikilen boynu, Arapça önünde eğilmiştir. Arapça deyince akan sular durmuştur. Nevai, Arap dilininn üstünlüğünü benimsemesine bir gerekçe olarak, Kur'an'ın bu dille yazılmış olduğunu söylemektedir. Ancak Arapların başlangıçta Kur'an ayetleri kendilerine okunduğu zaman, bu kutsal buyruklara da, Tanrı'nın elçisi Muhammed'e de, yine o Arap diliyle sövdüklerini unutuvermiştir. Türkçenin üstünlüğünü savunurken; öte yandan Arapçanın Türkçeden de , bütün dillerden de üstün olduğunu söylemiştir. Arapların öteki uluslara, Arapçanın öteki dillere üstünlüğünü ileri sürüp buna inanmayanları cahillikle (bilgisizlikle), kafirlikle suçlandıran İbn Kuteybe'ye karşı çıkan Biruni, gerçekte Arapların daha cahil olup, İslam'a ayak diremede öteki uluslardan daha şiddetli olduklarını, Kur'an'dan alıntılarla kanıtlamıştır. Biruni'ye göre, ulusların birbirlerine üstünlük taslamaları, 
boş bir davranıştır, kötüdür.

Tanrının elçisi Musa, Yusuf, İsa, İbrahim ve Nuh Arapça falan konuşmuyordu. Tanrı Arapçadan başka dillerle bildirimde bulunduğuna göre, Tanrı'nın Arap dilini diğer dillerden daha üstün, diğer dillerden daha kutsal saymadığı apaçıktır.

Prof.Naim Onat'ın Arapçanın Türk diliyle Kuruluşu adlı kitabında şunlar yazılı:

"Arapça dünyanın en zengin lisanı sayılıyor. Kelime çok. Ancak lugat toplanırken muhtelif kabilelerin şive ve lehçeleri hep tesbit olunarak - hatta peltek söyleyenlerin telaffuzları bile sanki ayrı bir kelime imiş gibi gösterilerek- bunlar sanki ayrı ve başlı başına birer sözcük imişler gibi, madde başı yapılmışlardır. Lugatın hacmi işte böyle bölye yapay olarak şişirilmiştir. Arap filologları da bu hakikati belirtiyorlar."

Cengiz Özakıncı
Dil ve Din; Kur'an'ı Doğru Anlamak,2007






Farsçadaki Türkçe sözler

Farsça yabancı kelimelerin çok olduğu bir dildir ve bu dilde binlerce Türkçe kelime vardır. 1942’de Fuad Köprülü yazdığı bir makalede Farsçadaki Türkçe kelimelere dikkati çekmiş, 280 Türkçe kelime tesbit etmiştir (Fuad Köprülü, “Yeni Fariside Türkçe unsurlar”, Türkiyat mecmuası, 1942-45, 7-8, sayı, 1-6.).

Alman alimi Gerhard Doerfer, Farsçanın yüzde seksenini Arapça kelimelerin oluşturduğunu, lakin bu yüzden Farsçanın bir Sami dili sayılamayacağını söyler. F. K. Timurtaş da Farsçadaki Arapça kelimelerin Farsçadan fazla olduğunu kaydeder (F. K. Timurtaş, Osmanlıca Grameri, İstanbul 1964, 248. s.). Doerfer, Yeni Farsçada Türkçe ve Moğolca Unsurlar (Turkische und Mongolische elemente im Neupersischen, Wiesbaden, 1963, 1965, 1967, 1975) isimli 4 ciltlik eserinde bunlardan binlercesini tesbit etmiştir.

Doerfer’in kitabının 1. cildi Moğolca kelimelere ayrılmıştır. Burada Farsçaya giren 409 Moğolca söz yer almaktadır. 2, 3 ve 4. ciltler ise Farsçadaki Türkçe kelimelere ayrılmıştır. Burada da 2.000’e yakın Türkçe kelimeye yer verilmiştir. Ne yazık ki 4 ciltlik bu eser halen Türkçeye tercüme edilmeyi beklemektedir.


Arapçadaki Türkçe sözler

Türkçe en çok etkilendiği dil olan Arapçaya da binlerce kelime vermiştir. Cezayirli bir bilim adamı olan Mohammed ben Cheneb, 1922’de yaptığı “Cezayir konuşma dilinde muhafaza edilen Türkçe ve Türkçe aracılığı ile gelen Farsça kelimeler” adlı araştırmasında (Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1966, 157-213. s.) isimli çalışmasında Cezayir Arapçasında 634 Türkçe kelime tesbit etmiştir.

Bu kelimelerin 72’si askerî, 31’i denizcilik, 39’u besin maddelerine ait kelimeler, 59’u alet ve kap kacak kelimeleri, 55‘i giyecek, 65’i sanatlarla alakalı, 313’ü ise çeşitli sahalara ait kelimelerdir. Cheneb, Türkçe özel adları çalışmasına dahil etmemiştir.

Ahmet Ateş, Cheneb’den müstakil olarak yaptığı bir araştırmada Arap edebî dilinde 539 Türkçe kelime tesbit etmiştir. Ateş Türkçe örnek kelimesinin dahi urnîk şeklinde ve “örnek, model, şekil” manasında Arapçaya geçtiğini de (çoğulu arânîk) kaydetmiştir (Ahmet Ateş, “Arapça yazı dilinde Türkçe kelimeler üzerine bir deneme”, Türk Kültürü Araştırmaları, 1965, 2. yıl, 1-2. sayı, 5-25. s.).

Hüseyin Ali Mahfuz, Bağdad Arapçasındaki 500 Türkçe kelimenin listesini yayımlamıştır (Ahmet Ateş, “Arapça yazı dilinde Türkçe kelimeler, 10. yüzyıla kadar”, Reşit Rahmeti Arat İçin, Ankara 1966, 26. s.).

Erich Prokosch adında bir Alman alimi de Sudan Arapçasına 259 Türkçe kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir. Bunların içinde ağa, balta, baklava, basma, bastırma, başıbozuk, binbaşı, birinci, bohça, boru, bölük, burma, burgu, damga, demir, doğru, dolap, dondurma, cebehana, çizme, gümrük, hekimbaşı, kanca, karakol, kavun, kavurma, kazan, kılavuz, kışlak, orta, sancak, şiş, tabur, temelli, topçu, yüzbaşı gibi kelimelerle –cı eki de vardır (Erich Prokosch, Osmanisches Wortgut in Sudan-Arabischen [Sudan Arapçasında Osmanlı Kelimeleri],Klaus Schwarz verlag,Berlin 1983,75 s.).

Son zamanlarda bu mevzuda çalışan Bedrettin Aytaç, Arap Lehçelerindeki Türkçe Kelimeler (İstanbul 1994) isimli eserinde Arapçaya şimdilik 941 kelimenin geçtiğini meydana koymuştur (Bedrettin Aytaç, Arap Lehçelerinde Türkçe Kelimeler,TDAV y.,İstanbul 1994,159 s.).

Aytacın çalışmasında Arapçaya geçen kelimelerin 179’unun meslek ismi, 75’inin yiyecek içecek ismi, 97’sinin çeşitli sıfatlar, 45’inin askerlikle ilgili kelimeler, 24’ünün özel isim, lakap ve unvan, 40’ının mekân ismi, 89’unun araç gereç ismi, 15’inin fiil, 52’sinin giyim kuşam ve dokumacılıkla ilgili isimler, 8’inin akrabalıkla, 6’sının madenlerle, 7’sinin hayvanlarla ilgili olduğu görülmektedir. (Toplamı 657’dir). Geri kalan 284’ü sair isimlerdir. Bunların içinde çavuş (çaviş veya şaviş şeklinde), topçu gibi çok kullanılan kelimelerle beraber, çapçak (kulplu ve madeni bir kap, eski Türkçede çamçak) ile sagu (ağıt), sagucu (ağıtçı) gibi günümüz lisanında kullanılmayan eski Türkçe kelimeler bile vardır.

Dr. Yusuf Gedikli - link









Sinan Meydan "El Cevap"



Prof.Dr.Firudin Ağasıoğlu "Etrüsk-Türk Bağı"











// TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
________________________
________________________