Translate

17 Ağustos 2014 Pazar

MACARİSTAN VE 2014 TURAN KURULTAYI






Macaristan : Turancı Hunların Ülkesi

"Biz de Attila'nın Torunlarıyız."



4.yüzyılda başlayan, yıllarca süren ve günümüz Avrupasının temellerini oluşturan kavimler göçünün ana itici kuvveti Hunlardır.

Avrupa'nın ortalarına kadar giren Hunlar 453'te Attila'nın ölümüyle birlikte Avrupa'daki diğer güçlere bağlı vassallar haline gelmiştir. Hunların mirasına sahip çıkabilen en teşkilatlı Turan grubu ise Macarlar olmuştur.

Büyük kitleler halinde gerçekleşen bir göç sonrası, Avrupa'daki dengeleri değiştiren bir kavim Batılılar tarafından, Avrupa'da hiç yokmuş gibi sayılmıştır. 

Oysaki Hunlarla birlikte ve Hunlardan sonra Avrupa'ya gelen Avarlar, Hazarlar, Kumanlar, Kıpçaklar ve Peçenekler Avrupa'ya yerleşmişken, Macarların da 10.yüzyılda Türkistan'dan Karpat ovasına geldikleri ve buraya yerleştikler iddia edilmektedir.

970'lerde Macarların kralı olan Geza, Avrupa'daki diğer Türk boyları gibi Hıristiyanlığı kabul etmiştir. Vatikan'ın Kral Geza'yı kutsamak için gönderdiği taç ise Macar-Türk ilişkileri için büyük bir öneme sahiptir. Çünkü tacın üstünde "Türkiya'nın Kralı Geza'ya" yazmaktadır.

Romalılar gibi Araplar ve Farslar da o tarihlerde Macarları Türk olarak adlandırmıştır. Macarların din değiştirerek Hıristiyan olması ve Yeniçağ'daki dini toplumsal yapının geçerliliği neticesinde, Macarlar için Hıristiyanlık milli kimliğin beliryecisi olmuştur.

Fakat 17.yüzyılda ilk önce Macaristan'ın Avusturya egemenliğine girmesi ve sonrasında Avrupa'da ırkçılık tezlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte, Macarlar içinde milli uyanış başlamıştır. Avrupa'daki bilimsel çalışmalar da o yıllarda Macar dilinin Hint-Avrupa dil ailesine ait olmadığını ortaya çıkarmış ve Macarlar Avrupa kültür halkasının dışında kalmıştır.

19.yüzyılda Macar dil alimlerinden Miksa Müller'in "Turan" kavramını ilk kez akademik bir çalışmada kullanmasıyla Macarların Turancı fikirleri oluşmaya başlamıştır.

Aslında bu dönemde, MAcaristan'da başlayan Turancılık akımı, Osmanlı ve Türkistan Türkleri de etkilemiştir. Bundan dolayıdır ki Turancılığı ilk kez siyasi bir hedef haline getiren ve bilimsel makalelerde Turan'a yer veren Macarların, Turancılık fikrinde Osmanlı Türklerini etkilediği kabul edilmektedir.

1.Dünya Savaşı'nın başlaması Macar Turancılığı için önemli bir dönüm noktası olmuştur. Batılı ülkeler sömürge yarışında ilerlerken, bu yarışta kalan Almanya ve Avusturya-Macaristan, Osmanlı Devleti'ni de yanlarına alarak ittifak kurduklarında gösterilen en önemli hedef doğu olmuştur. Macar Turancıları için savaş, Turan'a gitmenin bir sebebi olmuştur. 1.Dünya Savaşı sırasında Macar şair Arpad Zempleyni "Keletge Magyar" şiirinde;

"Doğuya Macar, Doğuya bak! Şerefli büyük akrabanı orada bulacaksın..." dizeleriyle Macarlara Turan'ı hedef göstermiştir.

Macarların Turancı yaklaşımları kardeş gördükleri Osmanlı Türkleri de Macar Turancılarına kayıtsız kalmamıştır. Yine 1.Dünya Savaşı yıllarında İstanbul Fatih'de , bugünkü İstanbul Belediyesi önünde Haşim İşça Geçidi'den başlayıp, Fatih Külliyesinn bitimine kadar devam eden ana caddeye "Macar Kardeşler Caddesi" adı verilmiştir. Caddenin açılışı için 1910'da Macaristan'da kurulan Turan Cemiyeti'nin başkanı da İstanbul'a gelmiştir.

Macar Turancılarının Türkiye ile olan ilişkileri Osmanlı Devleti'nin yıkılmasının ardından da devam etmiş, hatta bir ulus devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti Macar Turancılarını daha fazla heyecanlandırmıştır. Kurtuluş Savaşı yıllarında Avrupa'daki Türk karşıtı propagandaya karşı Türkleri destekleyen haberler yapan Macaristan'daki Turan Haber ajansı, Türklere karşı oluşan olumsuz algıları değiştirmek için çalışmıştır.

2.Dünya Savaşı sonrasında Macaristan'ın Doğu Bloğu içinde yer almasıyla Macar Turancılarının faaliyetleri de kesilmiş veya dondurulmuştur. Ancak bu yetmiş yıllık dönem sonrasında Macaristan'daki Turancı hareketler gelişip Macaristan fikir hayatında ve siyasetinde kendine önemli bir yer edinmiştir. 2003'te kurulan Jobbik Partisi, Turancılığı mecliste temsil etmektedir. Fakat Macaristan'daki Turancılık Jobbik Partisi ile sınırlı kalmamıştır.

2008'den bu yana Macaristan'da yapılan Turan Kurultayı'na 2012'de , 21 Turan soylu ülkeden 250 bin kişi katılmıştır. Macaristan Parlamentosu Başkan Vekili Sandor Lezsak'ın açılış konuşmasını yaptığı kurultayda, KKTC de temsil edilmiştir.

Bir Avrupa birliği ülkesinde ve resmi bir organizasyonda KKTC bayrağının dalgalanmasına itiraz eden Yunanistan'a karşılık, Macar yetkililer, KKTC bayrağının dalgalanmasından şeref duyduklarını söylemişlerdir.

Jobbik'in MAcar-Türk Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Eşbaşkanı Tamas Hegedüs ise 2011'de , " AB Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne karşı açıkça haksızlık yaptı. KKTC'nin bir an önce tanınarak AB'ye katılması gerekir" demiştir.

Macaristan'daki bu ilgi ve destek sadece Türkiye'ye yönelik değildir. Türk Dünyası'ndaki başka uluslararası sorunlar da Macaristan'da Türkler lehine destek bulmaktadır. En önemli örneklerden biri de Azerbaycan-Macaristan ilişkilerinde görülmektedir.

Avrupa'nın birçok devleti Ermenistan'ın çıkarları doğrultusunda hareket ederken, Macaristan Hocalı Soykırım'nı tanıyan bir karar tasarısını meclisinde görüşmüştür.

Macaristan, Azerbaycan lehine bir adım da 2012'de atmıştır. 2004'te NATO bünyesindeki ortak bir program çerçevesinde Azerbaycan ve Ermenistan subayları bir araya gelmiştir. Bu program Azerbaycan bayrağına hakaret ettiği gerekçesiyle bir Ermeni subayı öldüren ve Macaristan'da tutuklu bulunan Ramil Seferov, Azerbaycan'a iade edilmiştir. Macaristan'ın bu hareketi karşısında Ermenistan, Macaristan ile olan tüm diplomatik ilişkilerini askıya almıştır.

Sonuç olarak Macaristan Avrupa Birliği içinde , Jobbik Partisi'nin etkisiyle Turancı bir devlet görüntüsü vermektedir. Macaristan'ın dış politakasındaki Turancı yaklaşım, Macarlar için yeni bir dış politika sahası açarken, Türk Cumhuriyetleri bütünleşme projelerindeki "kardeş ülke" söylemi için de Avrupa'da kardeş ülke olarak görülebilir.

Macaristan son zamanlarda Türkiye'nin Avrupa Birliği süreci, Kıbrıs sorunu ve Ermenistan-Azerbaycan sorunundaki tavrı ile safını Turan soylu ülkelerden yana koyacağını göstermiştir.

Fakat Türkiye'nin bugünkü dış politika yaklaşımında, Macaristan'ın katılmak istediği, bir Turan hattı yoktur.

Turgay Düğen
21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
22 Ekim 2012




....


"Türkiye'ye ilk kez Budapeşte Üniversitesi'nde öğrenciyken, 1976'da geldim. 20 yaşındaydım ve Türkiye'de yeni bir dünya keşfettim. Üniversitede, Türkoloji eğitimi gördüm. Benim Türkçem Budapeşte Türkçesi. Hakiki lisanı öğrenmek için halk arasında yaşamak gerek. Çocukken Macarların en eski vatanını bulacağıma kendime söz vermiştim. Lise'de Türkolog olan Almanca Hocam beni Türkçe'ye yönlendirdi. Üniversite'de de tarih ve Türkoloji okudum. Hocalarımdan biri Osmanlı tarihinde çok iyi bir uzmandı. Osmanlı tarihini seçtim. Uzmanlık dönemim 16'nci yüzyıl tarihidir. 

'Muhteşem Yüzyıl' Macar Televizyonun'da da yayınlanıyor. Dizi tarihçi olmayan kişilerin 16'ncı yüzyıla bakışı... Macaristan'da Kanuni çok tanınıyor. Bizim tarihimizi şekillendirmiş ve Macaristan'da Zigetvar'da ölmüştür.

Ural ve Altay dil ailelerinin kökü aynı. Macarlar ve Türkler arasındaki bağlantılar çok eski. Macarlar Türk dünyasının batıda ve kuzeyde olan boylarıyla uzun zaman beraber yaşadık. Onlardan kelimeler ve gelenekler aldık. Bunların bugüne kadar Macar kimliğine büyük etkisi vardır. Attila'nın merkezi Güney-Doğu Macaristan'daydı. Biz Macarlar ruhsal bakımından Hunların torunlarıyız. Erdel'deki Macar-Sekellerin milli marşı 'Attila'nın oğlu kralzade Çaba bizi zafere ulaştır' der. 

Bu Macar rivayetin izlerine Türkiye'de rastlıyoruz. 20'nci yüzyıldaki en önemli Türk askerlerinden General Rüştü Erdelhun ikinci nesil Erdel Macarıydı. Atatürk soyadı kanunundan sonra kendisine Hunları hatırlatması için Erdelhun ismini verdi.

Budin kalesi Osmanlılar döneminde uzun zamana kadar 'Kızıl Elma' olmuştur. Hamam kültürünü Macaristan'a tanıtmışlardır. Gül Baba türbesi şehirdeki Müslüman devamlılığını da sembolize eder. Budin'in son Osmanlı komutanı Abdi Abdurrahman Paşa'nın hayatını kaybettiği noktada mezarı bulunmaktadır. Bu karşılıklı saygının simgesidir.

MACARİSTAN ve Türkiye arasında ilişkiler mükemmel. Ama Dünya'da her şey hem iyi hem kötü yönde çok çabuk değişebiliyor. Ansızın ortaya çıkan meydan okumalar karşısında bizim ikili ilişkimizin birbirine sımsıkı kenetlenmiş olması gerekir. Büyükelçi olarak çok vazifem var, çünkü bizim için hem siyaset, hem iktisat, hem de kültür önem taşıyor. İki halk arasındaki ilişkilerin yapısının güçlendirilmesini istiyorum.

TÜRKİYE'de çok güzel şehirler var. Macarların buradaki izlerini de takip ediyoruz. İstanbul'da eskiden bu yana Macarlar otururlardı. Çok yerde hatıralarımız var. Ankara'da İkinci Dünya Savaşı'ndan önce yüzlerce Macar yaşıyordu. Türkiye'de, Macaristan tarihi ile bağlantılı dört kent daha var. Üç şehirde Macar mülteciler kendilerine yeni vatan buldular: İmre Thököy ve maiyeti İzmit'te; Ferenc Rakoczi ve askerleri Tekirdağ'da; Lajos Kossuth ve yanındaki siyasetçiler Kütahya'da. Her üç şehirde de onların anısını yaşatan müzeler var. Dördüncü şehir Osmaniye. Burada Bela Bartok Müzesi açıldı. Meşhur Macar bestekar 1936'da bu bölgede Türk halk müziğini araştırdı.



Macaristan'ın Ankara Büyükelçisi Janos Hovari / Türkolog.
2013 'Biz de Hunlar'ın torunlarıyız' röportajından 




2014 Turan Kurultaj, video: