centaur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
centaur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2017 Pazartesi

300 Spartalı dedikleri, 300 İskit olmasın?




Ya bu 300'ler, Sparta ile yapılan barış anlaşması sonucunda, köle olarak satılan İskitler ise?...
MÖ.425'lerde köle olarak satın alınan 300 İskit Atina'da polislik görevine getirilmişti. 



"İlk olarak, bu dönem boyunca Peiraeus'u güçlendirdik. İkincisi, kuzeyde uzun duvarı inşa ettik. Sonra mevcut olan eski filoyu ki, kıymetli trireme (MÖ.500 lerde Hellenler tarafından yapılmış bir çeşit kadırga-SB) ile Pers ve barbarlarını yenerek bağımsızlığını kazandığımız Atina (orjinalinde Ellen ya da Atina olmalı, çünkü o dönemde henüz Yunanistan kelimesi kullanılmıyordu.-SB), yüz adet yenileri ile değiştirilmiştir. Ve şuan, ilk kaydodulan, üç yüz süvari ve üç yüz İskit okçusu satın alındı. Bunlar Atina'nın Sparta ile yaptığı barıştan kazanılan faydalardı, bu sebeple Atina demokrasisine güç kazandırdı."

Bu barış antlaşması MÖ 421'de yapılmış ve "Nicias" ya da "50 Yıllık Barış" olarak geçmektedir. Spachteria'da esir düşen 292 savaşçının ancak 120 si Spartalıydı. Buradaki sayı 300 bile değil, ama İskit okçu ve süvari sayısında açıkca 300 görülür.

"300" önemli ve kalıplaşmış bir rakam olmuş sanki, çünkü Serhas'a karşı duran Sparta kralı Leonidas'ın özel birliği de 300 savaşçıdan oluştuğu yazıyordu. Üstelik Hollywood'un "300 Spartalı" filmi de Leonidas ile Serhas arasında geçen Thermopyller Savaşı'nı anlatıyordu. Bu tarihi hikayeyi ise Herodot'tan öğreniyoruz. Ama Herodot da MÖ 490-425 arasında yaşamıştı, yani politikacı ve hitabet yazarı Andocites ile aynı dönemde yazmıştı. Peki hangisinin 300'ü doğru? Andocites'in ki mi, Herodot'un ki mi? Klasiklerin bütünlük içinde Orta Çağ'a kadar gelmediğini biliyoruz. Klasikler parçalar halinde, ya da diğer yazarların alıntılarından bütünleştirilen eserler olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Aşağıdaki veriler Herodot'un  "özgün" olup olmadığı hakkında bir fikir verebilir:


Herodotus:
The early historian Herodotus composed a history ca. 440 BC in the Ionic dialect of Greek. For the text we can rely on manuscripts from the middle ages and the renaissance, papyri, and ancient quotations.  Some of the quotations are valuable; many others suggest that the quoter was relying on his memory, which tends to make them of limited value. The papyri are all fragments of a page and are as follows:


The principal manuscripts are these:

These fall into two main groups; AB and DRSU.  CE and P are somewhere in between.  CE agrees usually with AB, but P does so very little.  A is the best representative of AB; R of DRSU until the arrival of D.  AB is rather better than DRSU.

The manuscripts and papyri do not give us information on all the forms of the text of Herodotus that were known in antiquity.  This we can see from the quotations of the text in other ancient authors.  A further proof appears in P.Oxy. 1092, where some lines of book 2 162 are given in a form almost identical to that of modern editions, and then notes a variation of a quite different form of the line.  But the majority of the variants known today are all on the surface of the text; divergences of orthography, dialect, or word order.  Some of these may be due to some ancient learned 'corrector' with his own ideas as to how the Ionic dialect worked.  But the majority of errors are simply those of the accidents of copying, errors of eye and hand.  The papyri, with the exception of P.Oxy.1092, contain few new variants and little that brings into question the value of the medieval text.  Almost none of the fragments of papyri overlap; the only two that do, P.Oxy. 1244 (start of 2nd c.) and P.Oxy.18 (3rd c.), give an identical text.  Both the manuscripts and papyri appear to derive from a common ancient edition which was widely circulated in the early centuries AD.  Who made this is unknown, although the Amherst papyrus reveals that Aristarchus made a ὑπόμνενα or commentary: perhaps he also made an edition.

Bibliography: Ph.-E. Legrand (tr), Hérodote: Introduction. Paris: Les Belles Lettres / Budé (1932),  pp.179-185 /link



*

Şimdi, Leonidas'a gelmeden önce Truva, Sinon ve Serhas'ı anlatayım.


Akhalı Sinon "Truva Atı"nın içeri alınması için Truvalılara yalan söyler : Truva'ya gelirken nasıl İphigenia kurban verildiyse, dönerken de onu kurban edeceklerdir ama kaçar ve Truvalıların eline düşer. Olan biteni anlatır ve kaçtığı için şimdi yurdunu göremiyecek ve suçunun cezasını ailesinden alacaklardır, yaşasa ne olur yaşamasa, salya sümük ağlar, Priam onu özgür bırakır ve "atı" sorar.

Sinon buna da yalan uydurur : Güya Odysseus ile Diomedes Athena tapınağının bekçilerini öldürmüş ve yağmalamış ve tanrıça öfkelenmiş, Bilici Kalkhas işlenen suça karşın meşeden bir at yontusu yapılmasını öngörmüş ve sonrada yurtlarına dönmeleri gerektiğini söylemiş. "At" kapıdan girmeyecek ayrıca tanrıçanın adağına da kötülük edilmeyecekmiş, yoksa Priam ve Truva için büyük yıkım olurmuş.

Arkasından Kalkhas'a lanet okur ve yıkımın onun başına gelmesini diler ve ekler : "Kendi ellerinizle getirirseniz kentinize büyük anıtı, günün birinde bir savaşta Pelops surlarının önündedir Asya orduları, budur torunlarınızın yazgısı."

Tabi bu sözler üzerine Truvalılar "atı" kapıdan değil surun bir bölümünü yıkarak içeri alır, ayrıca hoşlarına da gitmiştir Kalkhas'a okunan lanet.

Pelops derken Mora Yarımadası ile Atina surlarını kastetmektedir. Asya ordusu dediği ise Serhas (Xerxes) ve ordusudur. Yani bir bakıma bu kehanet gerçekleşmiştir. Serhas büyük bir ordu ile Çanakkale Boğazı'na "gemilerden yapılmış bir köprü"yle 7 gün ve 7 gecede geçer, Atina'ya gelir, herkesi kılıçtan geçirir, kenti de yakar.




Serhas'ın kara ordusunda kimler yoktur ki? 

Persler, Medler (Türk), Sakalar (Türk), Partlar (Türk), Hintliler, Kaspienler, Araplar, Düz saçlı Doğu Etiyopyalılar, Kıvırcık saçlı Libya Etiyopyalılar, Paphlagonialılar, Phrygialılar, Lydialılar, Traklar, Khalybialılar (Kaşka-İskit boyu), Kilikyalılar, Moskhoiler (Muşki, İskit boyu), Saspeirler (Subar/Sibir Türkleri), Erythreialılar ve Ölümsüzler...

Bu ordu listesi çok ayrıntılı bir şekilde verilmekte, Pers savaşçılarının kıyafetlerinin aslında Medlere ait olduğu, Medlerin önceden "Arian" olarak adlandırıldığı da belirtilmektedir...

Serhas'ın donanması : Fenikeliler, Filistinliler, Suriyeliler, Kıbrıslılar, Mısırlılar, Kilikyalılar, Lykialılar, Karialılar, Asya Dorislileri, İonialılar, Adalardan Pelasglılar, Pontoslular, Persler, Medler, Sakalar ve Koslular, Nisyroslular ile Kalydnosluların başında ise bir kadın amiral, Halikarnaslı Lygdamis'ın kızı "Artemisia"... 

Bu arada Lygdamis adı ilk kez MÖ 7.yy'da Batı Anadolu'ya saldıran Kimmerlerin (Türk) önderi olarak geçer Asur kaynaklarında Tygdame olarak geçer ve bugünkü Türkçe ile adı Toktamış'dır. Yani, Artemisia'nın babasının adı "Lygdamis" ya ödünçlenilmiş ya da bir Kimmer soyundan gelmektedir. Ayrıca Kilikyalılar, Lykialılar (Lukkia), Karialılar, İonialılar, Pelasglar, Pontoslular da "Grek" değildir!

Sinon'un kendi halkına, yalancıktan da olsa, okuduğu lanet mı tutmuş, yoksa Truvalıların ahı mı, bilemem ama tüm "Asyalılar", yaklaşık 70 bin ila 100 bin diyorlar,  Pelops surlarının önündeydi... [Zaten Zeus'un bu işlerine akıl sır erdiremiyorum] ... Yangın her şeyi yutmuştur, bu sebeple Atina'da hiçbir şey MÖ 5.yy'dan önceye gitmez. 

Şimdi gelelim Leonidas'a

*

Hyllos ve Herkül soyundan gelen Leonidas hiç beklemediği bir anda Sparta kralı olmuştu. Bu arada Serhas, İskit seferi de yapmış olan babası I.Darius'un Maraton Savaşı (MÖ 490) dedikleri başarısız Atina seferini tekrarlayarak zaferi göğüslemek istiyordu ve yukarıda anlattığım gibi ordusunu topladı. Atinalılar ise bu saldırıdan habersizdi. İlk haberi alan kişi Leonidas'tı. Serhas'ın kıta Yunanistan'a karşı silahlandığını haber eden, daha önce Medlere sığınmış olan Ariston'un oğlu Demaratos'tu. Gizlice gönderdiği mesajı Leonidas ve diğerleri anlamamış olsa da eşi mesajı çözmüştü. Böylece Leonidas Atinalılara haber etti ve müttefikleriyle birlikte yaklaşık 7 bin kişilik bir ordu topladı. 




Leonidas seçkin savaşçılarından 300 kişiyi yanına alarak Thermopyllere geldi. Thebailileri de yanına kattı, gerçi onların Medlerle anlaşma yapmış olabilecekleri iddiası da ortalıkta dolaşıyordu, ama onlara bir şans verdi. Sparta'da bir garnizon bırakarak geçidi savunmaya gittiler. Serhas'ın ordusu geçide yaklaştıkca Yunanlıları korku sardı ve kaçmayı bile düşündüler. Yine de yerlerinde kalıp merkeze haber uçurdular, çünkü karşılarındaki ordu kendilerinden kat be kat fazlaydı. 

Bu arada Serhas Spartalıları gözetlemek için bir casus gönderdi. Spartalıların yarısı talim yaparken, yarısı saçlarıyla uğraşıyordu ve sayları da azdı. Casusun gördüklerine anlam veremeyen Serhas Arsiton'un oğlu Demaratos'u çağırttı. Demaratos, kaç kişi oldukları önemli değildi, Spartalılar ölümü göze almıştı ve buna hazırlandıklarını, en yiğit savaşçılara karşı durduğunu söyledi. Serhas bunlara inanmadı ve kaçacaklarını düşünerek dört gün bekledi, ama Spartalıların bir yere gittiği yoktu. Serhas'ın sabrı tükenmişti ve Spartalıların üzerine Medler ile Kissialıları sürdü, onları canlı yakalamalarını istedi. Ama işler umduğu gibi gitmedi, ölümüne savaşan Leonidas'ın savaşçıları birçoğunu öldürmüştü. 

Bu meydan savaşının ikinci gününde bir Yunanlı, Ephialtes kendi insanlarına ihanet etti ve keçi yolunu koruyan Yunan savaşçılarının yerini Serhas'a iletti. Keçi yolunu ele geçiren Serhas'ın işi kolaylaştı. Burayı koruyan Yunanlıları önce Spartalı sanıp çekinmişlerdi, ama kim olduklarını anladıkları an saldırıya geçtiler. Yunan ordusunun yarısı kaçarak Spartalılar ile Atinalılara ihanet etmiş oldu. Bir de kendilerini haklı ve üstün çıkarmak için yalan uydurdular, güya Leonidas "Yunanlı" ölmesin diye kendi göndermişmiş, hatta müttefikleri izin istemiş ayrılmak için de o da izin vermişmiş..! Savaştayken kim kime izin verir? Ayrıca bu savaş sadece Spartalıların savaşı değil ki... Atinalılar'daki kibire bak!..

Medlerle anlaşmış olabilecek iddialarına rağmen Leonidas ordusuna aldığı Thebailılar ne yaptı peki? Perslerin üstünlük sağladığını anladığı vakit Leonidas'ın ordusundan ayrılıp Perslere teslim oldular. Yani Leonidas'a ihanet ettiler!..."Grekler" kendilerine kahraman mı diyor bir de?.. Kimmiş kahraman? Spartalılar, yani Lacedaemonlar "Grek" bile değil!.. Mitolojiye göre kurucusu Zeus ile Atlas'ın kızı Taygete'nin oğlu Lakedaimon olarak geçer. Eurotas (Erotaş) ırmağının kızı Sparta ile evlenir ve her iki isim de halkı ve coğrafyası için kullanılır. Peloponez (Mora) yarımadasının yerlileri ise Pelasglardır. Atlas ise Zeus'un zeka ve güçte üstün oldukları için kıskandığı bir ailedir, zaten bu yüzden tüm kardeşleri cezalandırır. Zeus'un kendisi bile "Grek" değildir, İlyada'da Pelasg Zeus diye geçer... Neyse...

Leonidas ve savaşçıları Serhas'ın ordusuna karşı kahramanca dövüştü ve meydan savaşında öldürüldü. 300 Spartalıların hepsi ölmemişti, kimi kurtulmuş ama onuruna yediremeyip bunalıma giren, alçaklıkla, korkaklıkla suçlanacağı için evine dönemeyen olmuştu. Herodot bunların hepsinin isminin kayıtlı olduğunu yazar. 

Savaş meydanını gezen Serhas, askerlerinden Sparta kralı Leonidas'ın cesedinin hangisi olduğunu öğrendiği an onun başını kestirip kazığa vurulmasını emretti. Kahramanca savaşan Leonidas'a yapılan saygısızlık Sparta halkı tarafından tiksintiyle karşılandı. Leonidas'ın cenazesi (sanılan) yıllar sonra vatanına getirelerek anıt mezar yaptırıldı.


"Pelops'un yarımadasından gelen dört bin er,
Burada üç yüz kere on bine karşı dayandı."

"Lakedaimon'a git söyle, yabancı,
O'nun emrini yerine getirmek için burada öldük."



Tabi savaş burada bitmiyordu, Artemision, Delphi, Salamis ve deniz savaşlarıyla devam ediyordu. Serhas Atina Akropolünü ateşe veriyordu, ama artık detayları kaynaklardan* okumak size kalmış...


Semra Bayraktar
*Virgil (kitap 2) - Herodot (kitap 7-8)



Sinema ile özellikle "batılılara" dayatılan "doğulu" betimlemesiyle ilgili olarak "300 Spartalı" (J.Toner - Homerosun Türkleri, kitabından):


"... Savaş sonrasında Doğu 'nun filmlerde temsil edilişine Doğulunun iki olumsuz algısı hakim olmuştur: Politik yönden farklı bir yer ve cinsellik bakımından farklı bir yer. Doğu ile Batı arasındaki politik farkı hiçbir film Termopilae Savaşı'nı anlatan 1961 tarihli "The 300 Spartans (300 Spartalı)" ve aynı hikayenin 2006 tarihli çizgi romanı 300 kadar iyi göstermemiştir. Birincisi Soğuk Savaş ile yakından ilgiliydi. 

İlk sahnede arka planda Partenon'un görüntüsü üstünden yazı geçerken ciddi bir ses otoriter bir tonla şunları söyler: "Yunanistan: Taşların bile insanların cesaretinden , dayanıklılığından ve şanından söz ettiği o sert ve zamansız ülke." Hemen kimin tarafında olduğumuzu anlarız. "Bu tarihte bir dönüm noktasının hikayesidir, üç yüz Yunanlı savaşçımn burada onların ve bizim özgürlüğümüze sahip çıkmak için canı pahasına savaştığı o mahşer gününün hikayesidir." (burada geçen 300 Yunanlı ifadesi saptırmadır, onlar Yunan değil Spartalıdır! - SB)

Perslerle belirlenen karşıtlık daha aşırı olamaz. Olaylar başlamadan önce perdeye bir metin yansır: "MÖ 480 yılında Pers Kralı Serhas küçük hir grup bağımsız Yunan devletini -o zaman bilinen dünyada hata ayakta kalmış tek özgürlük kalesini- yok etmek için muazzam köle imparatorluğunu harekete geçirdi." Filmin devamında Persler klasik bir Doğu despotunun tüm özelliklerini sergilerler. Filmin başlarında Serhas önüne getirilen ele geçirilmiş Spartalı bir casusa bakar. Gardiyanı Spartalıyı şöyle tanıtır "en iyi işkencemiz hile işe yaramadı. ( ...) Bir ses bile çıkarmadan iki adamımı bitkin bıraktı.

Serhas Yunanlıların ona direnmeyi düşündüklerine bile inanamaz: Spartalıya, "Senin ülken bölünmüş," der, "Tek bir hükümdarımı yok. Bana, dünya hakimine, nasıl karşı gelirsiniz?" Spartalının yanıtı onların birbirine zıt iki devlet yapılarını saygıyla açıklar: "Siz bunu anlayamazsınız efendim çünkü kölelerin hükümdarısınız ve özgürlüğün ne olduğunu hiç bilmezsiniz."

Atinalı konuşmacı Temistocles, Churchillvari ses tonuyla gelecekte olacaklar konusunda halkı uyarır ve ortak düşmana karşı Yunanlıların birleşmesinin gerektiğini söyler: "Tüm Asya üstümüze geliyor, sayıları Yunanlılardan çok fazla. Bu adamlar öfkeli, vahşi, kana susamış, sayılamayacak kadar çoklar, ama onlardan korkmamızı gerektiren şey bunlar değil. Güçlerinin kaynağı bu değil. Güçleri birliklerinde!

Neyse ki, Yunanlıların lideri, aksanıyla ve sair yönleri ile tam bir Amerikalı olan, Sparta Kralı Leonidas oradadır. Bu barbar güruha karşı savaşta özgür dünyanın lideri Sparta olacaktır. Gönüllü Yunanlılardan oluşan (acaba?! çünkü kaçanlar var! - SB) koalisyonunu Termopilae'ye götürerek oradaki eski duvarı yeniden inşa eder: "Bu duvardan geri adını atmayacağız," diye ilan eder. Bu açıkça Berlin Duvarı'na ve Doğu'yu Batı Avrupa'dan ayıran Demir Perde'ye karşı ideolojik bir tavır olarak okunabilir ve film ayrıca önemli cinsiyet farklılıklarını da vurgular. "Sparta kadınIarına diğer devletlerden daha çok özgürlük tanıyor," denir. Aksine Serhas komutanlarına şöyle emreder, "Askerlerinize bir tek bu geceyi verin sonra askerlerin bütün kadınlarını öldürün. Sparta ve Atina' da yeterince kadın var ve ben askerlerimin onları ele geçirmeye istekli olmasını istiyorum." Askeri bir çatışma olarak başlayan hareket şimdi muazzam bir grup tecavüz girişimine dönüşür. Ama Persler püskürtülür ve savaşın modern Batı için önemi kapanış konuşmasında yeniden seslendirilir: "Oysa bu Yunanistan için bir zaferden fazlasıydı; birkaç cesur adamın bir kez tiranlığa boyun eğmeyi reddedince neler başarabileceğini bütün dünyadaki özgür insanlara gösteren pırıl pırıl bir örnekti."

2006 yılına gelindiğine değişen pek bir şey yoktur. 300 filmi bu gibi basmakalıp Doğu algılarını kötülüğün özü olarak inceleştirir. Pers ordusu hayvanlaştırılır: "Bir hayvan yaklaşıyor," diye uyarılırız; bu "bu Serhas' ın ordusu olan canavardır." Pers ordusu göründüğünde bu şaklayan kamçılar ve lanetlilerin iniltileri eşliğinde olur. Pers askerleri esmer, siyahtır, yüzleri yoktur ve Arap tarzı eşarplar takarlar. Serhas'ın kişisel korumaları "tüm Asya'nın en ölümcül savaşçı gücüdür," onlar "beş yüzyıldır Pers krallarının karanlık emellerine hizmet etmişlerdir" (Hangi beş yüz yıl? Ahameniş zaten MÖ 550 de kurulmuştu, Serhas ise MÖ 519'da doğmuştu! Beş yüz yıl 'Pers' korumalığı yapması için MÖ 1000 de de 'Pers' olması gerek, halbuki onların Hindistan'dan coğrafi İran'a göçü MÖ 800 iken, devlet olarak siyasi gücü MÖ 550 de başlar! - SB) ve "gözleri gece gibi kapkara, dişleri köpek dişleri gibi törpülenmiştir" ve "ruhları yoktur." Onlar Mutasyona Uğramış Ergen Ninja Kaplumbağaları ile İran'ın Devrim Muhafızlarının karışımı gibi görünürler. Bireysel özellikleri yoktur ve maskeleri düştüğünde ardında gizlenen canavar benzeri yaratıklar ortaya çıkar. 

Bu feci güç de başarılı olamayınca Persler "kendi büyülerine başvurarak" Yunan hatlarına patlayıcı el bombaları atarlar. Serhas makyajlı, esaret zincirine benzeyen zincirlerle ve "piercing" ile donanmış iki metre boyunda bir dev olarak temsil edilir. O kendini tanrı sanan bir delidir: İri ellerini eşcinsel bir erotizmle Leonidas'ın omuzlarına koyarak, "Onlar kırbaçtan değil benim ilahi gücümden korkarlar," diye söylenir. Onun ve maiyetinin çevresinde bir cinsel sapkınlık ve aşırılık havası vardır. Sakat ve çirkin bir kadın lezbiyen bir öpücüğü paylaşır. Çok sayıda yarı çıplak kadın dışlanmış Spartalı (Spartalı değil Yunan! - SB) kambur ve hain Efialtes'in çevresinde kalça kıvırır. Bu Serhas'ın Efialtes'ı kışkırttığı alternatif lekelenmiş kadınlar alemidir: "Yunan dostlarının ve sahte tanrılarınızın senden esirgediği her zevki sana sunacağım." Böyle müthiş bir kışkırtma karşısında Efialtes'in teslim olmaktan başka yapacağı bir şey yoktur: "Evet, hepsini istiyorum -servet, kadın ve bir şey daha- bir üniforma istiyorum. "... "

Hollywood işte...


*


Andocides, On the Peace with Sparta:

"To begin with, we fortified Peiraeus in the course of this period1: secondly, we built the Long Wall to the north: then the existing fleet of old, unseaworthy triremes with which we had won Greece [at that time the word Greece didn't exist, it was Athens. Do not change the original names if you translate the ancient writings!- SB] her independence by defeating the king of Persia and his barbarians—these existing vessels were replaced by a hundred new ones: and it was at this time that we first enrolled three hundred cavalry and purchased three hundred Scythian archers. Such were the benefits which Athens derived from the peace with Sparta, such the strength which was added thereby to the Athenian democracy."




Scythian slaves, owned by the state and used as city police in Athens.
and Centaurs are the mythological expression of Scythian Turks.
If the Centaurs were barbarians, how did they educate the others? ;)
The meaning of Barbar was "non greek language speaking"!
SB.


ilgili:







6 Mayıs 2017 Cumartesi

Atadamlar Barbar mı? / Are the Centaurs Barbarian?





At Adam (Kentaur) Chiron tarafından Eğitilen Achilles (Aşil)
Herculaneum Basilikasından Fresk - MS 50
Ulusal Arkeoloji Müzesi - Naples


Demek Aşil, "medeniyetten yoksun", "vahşi", "ürkütücü" ve "aşağı ırk" olan barbarlardan "eğitim" aldı! Üstelik sadece Aşil (Peleus'un oğlu) de değil; 

* Troya'da savaşan Ajax (Telamon'un oğlu; annesi Truvalı Priam'ın kızkardeşi olan Teucer ile yarı kardeş), 
* Bir zamanlar Pelasgların yerlisi olduğu Aegina'nın Kralı Aeacus'un (aynı zamanda Ajax ile Aşil'in dedesi) oğulları Telamon (Priam'ın kızkardeşi ile evlenen) ve Peleus,
* Apollo'nun oğlu, tıp tanrısı Asklepion, 
* Bilgeliği temsil eden Altın Post'un peşinde giden Argonotlardan Jason, 
* Gorgolardan (ki Korku kelimesidir) Medusa'nın kafasını kesen Perseus, 
* Apollo'nun oğlu, kültürel buluşların kahramanı Aristaeus,
* Bilgimiş ile eşleşen ve de İskitlerin atası olarak kabul edilen Herkül,
* Anadolu'nun yerlisi olan (ve Sabazios'tan türeyen) Dionysos


Bunların hepsi "medeniyetsiz bir barbar" dan eğitim aldı, öyle mi?
Hepimiz aldatıldık!.. Kentaurlar uygardı, barbar değildi, yoksa her konuda eğitim verebilir miydi? Atı ile bütünleşmiş olan İskitler/Sakalar, atının üzerinde uyur, yer, savaşır ve yaşardı. Görmediğin, ama duyduğun bu hikayeleri, bir şekilde hayalinde canlandırırdın; At Adamlar/Kentaurlar ;) ... Hatta İskit Türkleri Atina'da "Polis"lik görevi yapmıştır. 




*



photo above:
"The Education" of Achilles by Centaur Chiron 
From the basilica in Herculaneum. 50 AD
National Archaeological Museum, Naples


Achilles Educated by "uncivilized", "non-higher-race", "scary", "barbarian" Centaur! And not only Achilles, but also; god of medicine Asclepius, Ajax of Troy, Jason from the Argonauts, Perseus who beheaded Medusa, Aristaeus the culture hero, king Aeacus sons Telamon and Peleus, Heracles and even Dionysos...


How so? You can not be educated by uncivilized barbarian...
We all are been fooled!..Centaurs were civilized, higher-race, non barbarian...Centaurs are the Scythian Turks, who lived, fight, eat and sleeps on horse, "intergrated with his horse"....And they worked as "policeman" in Athens... Which is converted to Gendarme in later times.... And Gendarme is not French, but Turkish, written in the 6th-8th c Orkhun monument as "Yandar". Yandar-Candar-Kentar/Centar (Centaur)= Jandar (Gendar+me)...And when the Orkhun monuments were erected, there was no French nation!... Something that you don't see, but just hearing the description, you can only imagine what it look like; Horseman/Centaurs.. ;)





ETRUSCAN 6th c BC - CİMMERİAN/SCYTHİAN 7th c BC - PİCTİSH 7th c AD
Etrüsk MÖ 6.yy - Tarquina (Tarkan, Tr.etym.)
Frigya'da Kimmerlerin varlığı






K/Centaur - Gentaur - Gandar - Yandar - Candar - Jandarma
K/Cassites - a non-Indo-European/Iranian, A Turanian/Turk


"The centaur with small wings growing out of the small of his back is galloping to r.and is about to shoot an arrow from a bow; his quiver is on his back and over his equine body he wears the skin of a wild animal, probably a panther, fastened at his waist. On the r. is a date tree, and under him three flowers."

"Cassite period 1350 BC"
"This seems to be a characteristic feature of the seals of Cassite period"
"It was originated by the Cassites, they knew the centaur as early as 1350 BC.

[from the book: Centaurs in ancient art, the archaic period by Baur, Paul V.C.-1912]












Fransızlara bizden geçmiştir, Fransızlardan bize değil!


Atıyla bütünleşip Yandar olan Türk = K/Centaur




What did you think, "Greek Myth"? No my friend, it is not "Greek" of origin...The Greeks borrowed many thinks...









15 Temmuz 2014 Salı

Sagittarius Mitolojisi







*Eski Pers efsanlerinde : 
İran bölgesinde Mezopotamya'dan bir lider Takma Urupi (Takma/Tana / Nimrod) ve eşi Eneth (ya da Nana). İskitler ve Mezopotamyalılar arasında Eneth bereketin, suyun, nehirlerin tanrıçasının, Takma Urupi (Nimrod) ile 3 oğlu var ; Tura, Sİn ve İredj. İlk ikisi üçüncü oğula karşın İran bölgesini aldı. 

Tura Turanlıların atası, yani İskitlerin ve Hunların. Nimrod Ortadoğu'da farklı isimlerle anıldı ve Turanlı İskitlierin arasında sembolü Sagittarius ve Orion idi.

Centaurlar özellikle savaşla ilgili efsanelerde anıldı. Mezopotamyalılar Centaur'u Sagittarius yay takımyıldızı olarak kabul ederler ve iki kafalı bir hayvan olarak betimlerler. Bir başı insan öne bakar, diğer başı hayvan ve arkaya bakar. Hayvan başı daha sonra uçuşan bir pelerin gibi çizilir.

İskitlerin çok iyi ata binmesi ve yetenekli okçu olması, Hellenleri korkuttu. Bu korkunun verdiği ilham ile efsanelerine ürkütücü Atadam olarak girdi.

*Macar Efsanesinde Nimrod Etana'nın oğludur, Cushites (Kuşhan) -İskit efsanelerindeki Kush-Tana gibi.

*Mısır'da Nimrod "Cushites" soyundandır ve Babil'e gitmeden önce Mısır'da hüküm sürmüştür. Mısır sözlüklerinde "Cush", Koç Mezarı demektir, bu kelime Macar dilinde "Kosh" olarak geçer. Mısır'da "Koç" Amon'dur.

*Hellenlerin Efsanelerinde ; İskitlerle komşu olan Hellenler, öğretmen olarak İskitleri tutmuşlar ve birçok şeyi almışlardır. Zeus ve Nemesis'in ikizleri Castor ve Pollux (Gemini), Leukepius'un (Leuk/Beyaz) kızını kaçırırlar. Cas-tor Cushite Tura, Nimrod'un oğludur ve kuzey Mezopotamya ile Aral ve Hazar (Turan) vadisinde adlandırılır. Pollux veya Polly=Apollo, güneş tanrısı, Ortadoğu'da Makar (Magor) dur. Zeus ise Cushite Kralı Nimrod'tur.

Bir başka İskit efsanesini daha almışlar: İskit kralı Scythes'ın oğlunun adı Palos (Polux ve Naes (Castor, Nesus Cushitelerin atalarıdır). Saka'nın anlamı, ki Scyth kelimesinin geldiği yerdir, Lider/Şef demektir.

Bir başka efsanelerinde: Anadolulu Megari, tabiiki kelimeyi Yunancaya çevirdiler. Zeus, bölgenin İskit su perisi ile evlenir ve Megarilerin atası Megaros doğar. Megariler Magyarları (Macarlar) yaratır.

*Fin Efsanesi : Ulusal Fin efsanesi Kalevala ; Yeraltı tanrıçası Yumala'nın hayvanı Geyiktir. Kaleva birçok efsanelerin geçtiği yerdir ve Sumerlilerin Kalama adında şehirleri vardır.







Sagittarius, bir erkek vücudunun belden üst kısmıyla bir atın birleşimini temsil eder. Ayrıca bu takımyıldızının Argonaunt’lara yolculukları sırasında rehberlik etmesi için gökyüzüne yerleştirildiğine inanılır.

Arganauntlardan Jason'ı bir Kentaur yetiştirir. Karadeniz'den Kafkaslara geldiklerinde , o dönem orada İskitler yaşar ve Demircilik vardır. Altınpost Sumer geleneğidir, gücü ve bilgiyi temsil eder. Hatta icatlarıyla, demirciliğiyle Hephaistos bile Türk'ü temsil eder. 



....


KENTAUR

Avery ancient word, probably Turanian, from Gan "man" and Tor "beast", as in Finnic and in Akkadian speech, according to Colonel Conder. 

The Kentaur was akin to the Gandharva (see that heading) and was the offspring of Ixion (the sun) and the cloud. They were armed with bows, having a horse's body (if a Hippo Kentaur) or that of an ass (if an Ono Kentaur) with the head ,arms, and trunk, of a man in front. 

The most famous Kentaur was Kheiron. Nessus a Kentaur was slain by the sun (see Herakles) and in mythology they seem clearly to represent clouds.





....


CENTAUR  
Türklerden etkilenip Centaurları yaratmış.

Yarı at yarı insan olan Centaur’ların birçoğu zalim olarak bilinirler. Ayrıca bunlar kaba, güvenilmez, vahşi, aldatıcı ve çok içen yaratıklardır. Cherion bu yaratıklardan farklıdır. Cherion’u Güneş tanrısı Apollon, Ay tanrıçası Artemis (Diana) ve vahşi hayvanlar yetiştirmişlerdir. Bu yüzden Cherion kibar, başkalarını düşünen ve bilgili biridir.

Cherion’un yetenekleri ve bilgileri herkes tarafından kabul edilirdi. Cherion’a, birçok ünlü kralın çocukları, yeteneklerini ve bilgilerini öğretmesi için gönderilirdi. Öğrencileri arasında Herkül’de vardır.

Herkül yolculuğa çıktığı birgün yolda çok susar ve Cherion’un yanına uğrar. Cherion’dan, evinde sakladığı ama yarı at yarı insan yaratıklara ait olan şarabı açmasını ister. Cherion bu isteği kabul eder. Şarabı açınca güzel kokusu memleketin dışına kadar yayılır ve bu kokuyu alan Centaur’lar büyük bir hışımla eve gelirler. 

Centaur’lar, kendilerinden habersiz şaraplarını açtıkları için Herkül ve Cherion’a saldırırlar. Herkül, Centaur’ların birçoğunu öldürür. Geri kalanını da şehrin dışına sürer. Cherion olaya hiç karışmamakla beraber Herkül’ün yanında olayı dikkatle izler. Herkül o kargaşada yalnışlıkla zehirli oklarından biriyle Cherion’u da vurur. Herkül bu duruma çok üzülür. Herkül’ün üzüntüsünü gören Zeus bu iyi Centaur’u yıldızlar arasına yerleştirir.



.........



Sagittarius [/center]
constellation, late 14c., from L., lit. "archer," properly "pertaining to arrows," from sagitta "arrow,". Meaning "person born under Sagittarius" (properly Sagittarian) . Various old German forms are „scuzzo“, „skut“, „sketta“, „schütte“, modern German „Schütze“ . Anglosaxon „skytt“ and in Swedish „skytte“


The Scythians or Scyths were horse-riding nomadic pastoralists, half-men, half-horse, drinking mare's milk (Kumis/ Turkish Kımız) (Chinese called them, Sai)

the Huns ( from Chinese texts as the Xiung-nu) and Magyars originated from them and their men and peopled the land called Scythia.

The people of the Huns decided on leaving, while the Magyars stayed behind and came later to settle in central Europe. (Both the HUN and MAGYAR name can be related to aspects of the Sun. KÜN=sun in Turkic KUN=dawn in Sumer and even found in Hungarian and Japanese).

"lived in very small numbers at the Araks River....that they gained for themselves a country in the mountains up to the Caucasus, in the lowland on the coast of the Ocean (Caspian Sea) and the Meot Lake (Azov Sea) and other territories up to the Tanais River (Don River). Born in that land from the conjugal union of Zeus and a snake-legged goddess was a son Scyth who gave the name Scythian to the people." His descendants were named Pal and Naps and were the ancestors of two congenetic people - pals and naps. "They won for themselves a country "behind the Tanais River up to the Egyptian Nile River" (Diodorus II, 43).

In the sixth, fifth and fourth centuries BCE, the Persians discerned several nomad tribes on the Central-Asian steppe. As we have seem, they called them Sakâ. We know the names of these tribes from Persian royal inscriptions and can add information from Herodotus and other Greek authors.

The Sakâ haumavargâ ('haoma-drinking Sacae') were subjected by Cyrus the Great. Herodotus calls them Amyrgian Scythians. Haoma was a trance inducing drink, made from fly agaric. This mushroom does not occur south of the river Amudar'ya (Oxus). Consequently, we may assume that these nomads lived in Uzbekistan. Herodotus informs us that they wore trousers and pointed caps; they fought as archers. He also mentions their use of the battle ax (which they called sagaris).

The Sakâ tigrakhaudâ ('Sacae with pointed hats' - Herodotus calls the Sakâ tigrakhaudâ the Orthocorybantians ('pointed hat men'), and informs us that they lived in the same tax district as the Medes.) were defeated in 520/519 BCE by the Persian king Darius the Great, who gave this tribe a new leader. One of the earlier leaders was killed, the other, named Skunkha, was taken captive and is visible on the relief at Behistun.




SB

 Ayrıca Nuray Bilgili'den Sagittarius










15 Temmuz 2013 Pazartesi

SCYHTİANS AND CENTAUR/İSKİTLER KENTAUR





Origins of the Sagittarius Mythos

In a Persian legend of the very early  period, when Iran was civilized by a western Mesopotamian ruler, Takma Urupi (Takma=Tana) whose wife was Eneth. Eneth or Nana are names of the mother goddess of waters, rivers, and fertility among Mesopotamian and Scythian peoples.


Takhma Urupi (Nimrod), has three sons Tura, Sin, and Iredj. The first two stick together against the third son who inherits Iran. Tura becomes the ancestor of the Turanians, that is Scythians and Huns. Nimrod was known by several names in the Near East and was symbolized by the constellations Sagittarius and Orion amongst the Turanian/Scythian nations.


The centaur race is marked in myth as particularly war like and fierce. The Mesopotamians, who introduced the constellation Sagittarius and defined it as a centaur, represented it as twin headed with a human head facing forward and an animal head facing back, imagery which later adapted into the presence of a cloak flying behind the head of the constellation figure.


Insight into how the centaur myth originated offers an interesting reflection on its early basis. The first and most effective race to use the horse in battle was the Scythians, skilled archers who took full advantage of its speed and height to become a race beheld in terror and awe. It is claimed that when the Greeks first saw the Scythians they believed the horse and rider to be one, giving rise to imaginative and fear-inspired tales of the war-like centaur.






Sagittarius 
constellation, late 14c., from L., lit. "archer," properly "pertaining to arrows," from sagitta "arrow," which probably is from a pre-Latin Mediterranean language. Meaning "person born under Sagittarius" (properly Sagittarian) is attested from 1940.

Various OLD German forms are „scuzzo“, „skut“, „sketta“, „schütte“, modern German „Schütze“  
Anglosaxon „skytt“ and in Swedish „skytte“ ... look  : Scythians and Tur









"Yunanlılar tarihlerin şafağında İskitler ile çetin savaşlar yapmışlardır... 
Efsaneye dönüşmüş bu savaşlarda bazen Centaurlar  bazen de Amazonlar ile çarpışmışlardır.

Bilindiği gibi Centaurlar "insan başlı at vücutlu" varlıklardır... 
Efsanede böyle geçen şey, aslında at üstündeki İskit savaşçıları idi!.. 

Benzer bir değerlendirme, hayatlarında hiç at görmemiş Amerika yerlilerince, istilacı İspanyol Süvarileri için yapılmıştı. Aztekler Cortez'in savaşçılarını atlarına bitişik çelik vücutlu yenilmez varlıklar olarak algılamışlardı." link



________

Yakutlar ayı kafası üzerine ant içmekteydiler. Ayı kafası bulunmadığı zaman at kafası üzerine ant içiyorlardı. Yakutların kökenleri hakkında söyledikleri efsaneye göre ilk ataları yarısı at, yarısı kişi şeklinde bir yaratık olup, gökten inmişti. Bunun için onlarda at kutlu sayılmaktaydı. 

Genelde Türk kavimlerinde atların kafatasları yere atılmayıp, bir sırığa geçirilmek suretiyle dikilmektedir. Bu adet Türk kültür çevresinde yaygın olarak görülmektedir (İnan 1948: 289- 290). 


Prof.Dr.İlhami Durmuş

...




KENTAUR

Avery ancient word, probably Turanian, from Gan "man" and Tor "beast", as in Finnic and in Akkadian speech, according to Colonel Conder. 

The Kentaur was akin to the Gandharva (see that heading) and was the offspring of Ixion (the sun) and tje cloud. They were armed with bows, having a horse's body (if a Hippo Kentaur) or that of an ass (if an Ono Kentaur) with the head ,arms, and trunk, of a man in front. The most famous Kentaur was Kheiron. Nessus a Kentaur was slain by the sun (see Herakles) and in mythology they seem clearly to represent clouds.




....




SUMERİAN - İNDUS - EGYPT  /  CENTAUR SEALS: