24 Haziran 2015 Çarşamba

Pelasgians-Etruscans-Turkish




In ancient mythology Hermes (Etruscan Herme) was considered to be the door-keeper of the next world. The pillars (herms), erected on burial places, symbolized guardianship of roads, boundaries and doors. Damaging the herms was considered a terrible sacrilege. The Etruscan writing on a grave pillar, hermial kapzna slman, calling people “not to damage Hermes’s door” is evidently old Turkic.

The sentence begins with the name Herme in the genitive case (Hermi-al “Hermes’s”). Though this form of the genitive case of the noun is characteristic of some Caucasian languages, the following words and morphological elements are pure Turkic: kapzna is Turkic kapısına (“to his door”: kapı “door”, - sı the suffix, denoting possession to the third person singular, and – na the indicator of the dative case). The next word – slman is old Turkic salman “don’t damage”, “don’t attack” (sal “to damage”, “to beat”, “to attack”, - man the suffix of negation in old Turkic).

It is requested “not to damage Hermes’s door” which completely conforms to the mythology mentioned above.

The following part of the text sounds as sekhis kapzna. The noun sekhis, which defines kapzna («to [its] door»), is the old Turkic saghis/saghish «the end of the world», «the other world»). The expression sekhis kapzna which, on the basis of the Turkic facts, is interpreted as «to the door of the other world», is the logical continuation of the first part: «Don’t attack Hermes’s door, the door of the other world».

The Etruscan text is both lexically and morphologically analogical with its Turkic variant - except the genitive case suffix - al in the word Hermial («Hermes’s):



Etruscan............................................Old Turkic
hermial kapzna slman.................[hermesin] kapısına salman
sekhis kapzna................................saghis kapısına




Prof.Chingiz Garasharly - Azarbaijan
The Turkic Civilization lost in the Mediterranean basin
Pelasgians - Etruscans - Turkish - link














Hierapolis’te 100’den fazla tümülüs mezar saptanmıştır.
Etrüsk Cerveteri (Necropoli della Banditaccia) de ise 1000 den fazla ve çoğu "tümülüs"tür.



Hierapolis "Frigya Hierapolis"'i olarak geçer. Friglerin kutsal ana tapınım merkezlerindendi. Friglerin de İskit kolu olan Kaşkalar olması.... Romalıların içinde eriyip giden Etrüskler kültürlerini devam ettirmiştir. Anadolu'ya gelen Roma vatandaşlarının arasında Etrüsk kökenliler de vardı, ki özellikle Lidyalılar da tumulus çokca görülüyor. Lidyalıların Etrüsklerle akrabalığı...ve tabii ki Lydia atası Atyad'ın atası olan Manes'in Manas ile örtüşmesi, kan andı ve dillerin bile Etrüsklerle aynı dil ailesinden gelmesi tıpkı Pelasglar gibi...SB





ETRUSCAN TOMB
"Nothing can prove more clearly the Turanian origin of the Etruscans than the fact that all we know of them is derived from their TOMBS" - James Fergusson, A History of architecture in all countries, J.Murray, 1865 ,p.257

The people with the kurgan culture were Altaic-speaking (and partly turcica) and not Indo-European as so far recorded (ex. from Lithuanian archaeologist Marija Gimbutas Baltic nationalist ideology-soaked)." -  Prof.Mario Alinei









The oldest Roman stone inscription

The cippus was found beneath the Lapis niger, in connection with the second pavement-level. It is datable to the second quarter of the 6th century BC, traditionally the time of Servius Tullius.(!)

Since the upper part of the cippus is missing, the inscription is incomplete. It is carved vertically and the lines should be read up and down. It is clear that it represents a law, which on the one hand threatens the penalty of death to whoever violates in any way the place marked by the cippus, or the cippus itself, and on the other authorises the king, and his herald to fulfil certain actions involving animals, perhaps draught animals.

Scrittura bustrofedica


(!) "Herodotos'a bakılırsa, sülalenin kurucusu, Herakles'in, İardanos'un Lydialı bir köle olan kızından olma oğluydu. Burada, Sophokles'in ve öbürlerinin yorumlarından çarpıcı bir ayrılma göze çarpmaktadır. Eurystheus'un köle olarak sattığı Herakles'i, İardanos'un kızı Omphale satın alır; Omphale ise bir köle kız değil, bir kraliçedir ve kocasının ölümünden sonra tek başına saltanat sürmüştür. Bu öyküdeki Lydia'lı Herakles, Etrüsklerdeki Servius Tullius'dur......"



Tarih Öncesi Ege , 2007 - link
Prof.George Thomson (1903-1987)
Studies in Ancient Greek Society - The Prehistoric Aegean,1949



























Yukarıdaki Mezarların, bizim Yurt'larımıza benzemesi gibi...









19 Haziran 2015 Cuma

Bu Vatan Hep Bizimdi...Anlayana!..







Hititlerin Başkenti Hattuşa, aslında Hattiler tarafından kurulmuştur.



Bu topraklar 1500 yıl boyunca Hatti Ülkesi olarak anıldı. Bu ad o kadar yerleşmişti ki Anadolu'yu istila eden Hititler (Nesili) bile yeni yurtlarından söz ederken Hatti Ülkesi deyimini kullanmışlar ve dil, din, kültür ve sanat konularında Anadolu'nun yerlisi olan Hattilerden büyük ölçüde etkilenmişlerdir. 


"Kuššara kralı olarak da kendini sunan Hattušili'nin adında Hatti kelimesi vardır."

Mesela, Hititlerin tanrısı Tarkandemos ya da Fırtına Tanrısı Tarhunzas...

"..Dünyanın bütün Türkologları TÜRK sözcüğünün TARRAKON sözünün birinci hecesi olan TAR sözünden ortaya çıktığına asla şüphe etmiyorlar. Mesela büyük Türkolog N.Y.Marr "Türk teriminin TAR-HAN sözünden" ortaya çıktığını yazıyor. Bu hiç de tesadüf değil, çünkü bu söz boylar arasındaki boy üstünlüğünü bildirir ve hatta o boyu kutsallaştırır ve Tanrı ile eş değer tutardı. Etrüsklerin ulu atalarının TARKAN adını taşımasını da unutmamalıyız. Unutmayalım ki Heredot İskitlerin (Sakların) ulu atalarını TARGİTAY olarak adlandırır." - Prof.Dr.Bahtiyar Tuncay

"...Küçük Asya'daki Troya'dan (Turuva-Turoba) Avrupa'ya oradan İskandinavya'ya giden boyların TOR (Thor) / TÜR adlı tanrıları vardı. Bu yüzden İskandinav Sakalarında Türkel, Turid, Torleyk, Toralv (Tor Alp), Torlauq, Torqaut, Torlak, Torarin, Torberg, Trqeyr gibi antroponimlerin kökünde AS boyların TOR/TÜR şeklinde kullanılan teonimi vardır." - Prof.Dr.Firudin Ağasıoğlu

"Türklerin Anayurdu buraları, Atayurdu ise Altaylardır, dilimizde buralarda oluşmuştur. Mesela Tarkan adını sıkça görürüz. Ön Asya'da yaranmış prototürk dili MÖ. 4binyılın ortalarında batı ve doğu kollara ayrılmış, doğuya giden prototürk urugları Orta Asya'dan İtil yakalarına ve Altay'a kadar ayrı-ayrı bölgelerde ikinci Atayurdlar salmışlar." - Prof.Dr.Firudin Ağasıoğlu








Hitit Kralı II.Murşili (MÖ.1320-1345) mührün ortasında, 
"Hatti ülkesinin kralı, Tanrı tarafından kutsanmış büyük Kral I.Şuppiluliuma'nın oğlu, Hatti ülkesinin kralı, kahraman."
Ugarit (Ras Shamra)- Suriye - Şam Ulusal Müze





Hitit Devleti’nin son dönemlerinde doğu sınırları yakınlarındaki bir Kaška kenti olan Pahhuwa’da, Mita isimli bir isyancının ortaya çıktığı görülmektedir. 

Bu kişi, Anadolu’yu istila etmeye çalışan Asurluların kaynaklarında Muškili Mita olarak geçmektedir. Muški isminde geçen šk etimolojik bağlantısı akla Kaška’yı getirmektedir. 

Bu neticede Kaškaların Hitit Devleti’nin son bulmasıyla birlikte Muški yerleşim alanları olan Orta Anadolu’ya kadar yayıldıkları düşünülebilir. Ayrıca Mita ismi Hitit Devleti’nin çökmesinin ardından birkaç yüzyıl sonra bölgede merkezi bir devlet kurmayı başarmış Friglerin mitolojik kralı Midas’ı da akla gelmektedir.

"Muşkilər İskit kavmi idi....EXCALİBUR sözü Anadolu'da yaşamış XALUB (diğer adları GARGAR, TİBAREN, ALAZAN) İskit boylarıyla alakalıdır. Bu Xalub'lar Samsun etrafında oturur, bakır üretir ve silah yapırdılar. Hitit yazılarında geçen KASKA'lardır." - Elşad ALİLİ 

Kimmerlerin de MÖ. 700/680 yıllarında İç Anadolu’ya girerek Kral Midas’ın Frig krallığını yıktıkları bilinmektedir. 









MÖ.1335 – 1315 : " Şuppiluliuma'nın ölümüyle Anadolu ve Suriye'de Hitit otoritesi sarsıldı ve komşu vasal krallıklar isyan ettiler. II. Murşili Arzava'ya karşı sefere çıktı ve Arzava'yı yendi. Ahhiyava'ya sığınan Arzava kralı Hititlere teslim edildi. II. Murşili, Halep ve Kargamış kentleriyle, Mitanni ve Amurru tampon devletlerindeki statükoyu koruyarak, Suriye'deki Hitit egemenliğini sürdürdü.

Kaşkalar bu dönemde kabile düzeninden sıyrılıp merkezi yönetime yöneliyorlardı. II. Murşili Kaşkaları yendi ve Kaşka kralı Pihhuniya'yı tutsak etti. II. Murşili krallığı boyunca Kaşkalara karşı yapılan 10 sefer kaydedilmiştir. Bu seferler başarılı olmasına karşın, düşmanın göçebe niteliğinden ötürü hiçbirinde kesin sonuç alınamamıştır.

II. Murşili kendi dönemini geriye bakışlarla anlatan bir tarihçeyi tabletlere yazdırdı." - link









"MÖ.13. yüzyılda  “Mısır kıyılarını tehdit eden Deniz Kavimleri‟nden olan TUR'shalar" - Doç.Dr.Hatice Palaz Erdemir, Celal Bayar Üniv.Tarih Bölümü Öğretim Üyesi


 "TURsha ismi Mısır yazıtlarında Trsˇ.w şeklinde geçmektedir ki, bu sözcük Toorshah olarak telaffuz edilmektedir. " - Massimo Pallottino, a.g.e., p. 55. (*)

"Etrüskler, Grekler tarafından TYRrhenoi, TYRsenoi; Romalılar tarafından Tusci, Etrusci isimleriyle anılırlar iken, kendilerine ise, liderlerinden birinin adına bağıntılı Rasna, RASENNA isimlerini vermişlerdir. " - Halicarnassus Dionysius I.30; Otto-Wilhelm Von Vacano, The Etruscans in the Ancient World, New York 1960, p. 1. (*)

"Herodotus, Historia isimli eserinde, Lydia kralı Atys’ın oğlu TYRrhenus önderliğindeki bir topluluğun, beliren kıtlık nedeniyle, deniz yoluyla İtalya’ya göç ettiğini ve onun adına izafeten de TYRrhenler ismini aldıklarını yazmaktadır. " - Herodotus I.94.(*)

"İsmini tanrı MANES’in oğlu ATYS’dan alan Atyad sülalesi, Hitit kralı IV. Tuthaliya (MÖ 1250- 1220) ile çağdaştır."  - Veli Sevin, “Lydialılar”, Anadolu Uygarlıkları-Görsel Anadolu Tarihi Ansiklopedisi II, İstanbul 1982, s. 278. (*)


"Troia sözcüğü ise, Anadolu dilleri, ya da Grekçe ile izah edilemez. Halbuki, Etrüskçe’deki truia, labirent anlamına gelmektedir ki, Troia’nın tarihi kimliğine yaraşan bir mana taşımaktadır." -  Wilhelm Brandenstein, “Etrüsk Meselesinin Şimdiki Durumu”, II. Türk Tarih Kongresi, IX/2, İstanbul 1943, s. 214. 

"Mısır’daki Memphis Nekropolü’nün yabancılara tahsis edilmiş bir kısmına Rasetau ismi verilmesi de, RASENNA ile TURsha isimleri arasında bağlantı kurulması açısından dikkate değerdir."  -Elif Tül Tulunay, a.g. söyleşi, s. 15. (*)

Bu bağlamda, Herodotus’un aktarımındaki göç eden topluluğun, 

"MÖ 8. yy.da İtalya’da tesis edilen hakimiyet ve kültürün yaratıcısı Etrüskler’in ataları olan Turshalar’ın küçük bir grubu olması imkan dahilinde olup, bu olayı MÖ 13. yy.ın sonlarına yerleştirmek icap etmektedir." - G. A. Wainwright, a.g.m., p. 203; Mario Torelli, “History: Land and People”, Etruscan-Life and Alterlife (ed. Larissa Bonfante), Detroit, Michigan 1986, p. 49.(*)

(*) Dr.Murat Orhun, Pamukkale Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Anabilim Dalı, Eski Çağ Tarihi Bilim Dalı Akademik Bakış Cilt 3, Sayı 5,Kış 2009, aittir
















"Bugün Türk yurdu gibi sunulan yerlerdeyse yerleşim çok sonralar- 5000 yıl önce başlamıştır. 

Avrupa bilimadamlarının sözkonusu teorisinde Türklerin yerleşim yeri olarak Sayan-Altay’ın gösterilmesi kasıtlıdır ve eski Azerbaycan ve Anadolu topraklarına Türklerin sonradan gelme olduğunu kanıtlamak amacını taşımaktadır. 

Bu tarihi doğru bilmemekten doğan bir konu. 

Altay Türk’ün beşiği değil. Türk’ün beşiği Anadolu’nun güneyi, Azerbaycan ve özellikle, Mezopotomya topraklarıdır. "




Prof.Qəzənfər Kazımov'un prof.Ahmet Bican Ercilasun'a açık məktubu. 
aktaran Prof.Minexanım Nuriyeva-Tekleli / Türkolog, Azerbaycan








Somuncuoğlu, Hakkari’nin Gevaruk yaylasına da çıkıp kaya resimlerini fotoğraflamış, görüntülemiş, oradaki damgalarla Kazakistan’daki damgaların birliğini ortaya çıkarmıştı. Dr. Mustafa Aksoy ise halı ve kilimlerden hayatın her alanındaki sanat serlerine kadar bugün de yaşayan o damgaları fotoğrafladı ve bilimsel olarak yorumladı. Farklı bir yoldan giderek, sadece Türklerin şifrelerini değil, Kürtlerin şifrelerini de çözmüş oldu.

Dr. Mustafa Aksoy şöyle diyor:

“Bilindiği gibi Kürt tarihi konusunda çalışan Kürtçü araştırmacılar, dilden hareketle Kürtleri Farsların bir boyu gibi kabul eder. Bu iddia doğruysa, söz konusu araştırmacılar şu soruları cevaplamalıdır:

-Kürtler, halı ve kilimlerde neden Farsların kullandığı damgaları ve düğümü değil de hep Türklerin damgaları ve düğümlerini kullanmışlardır?

-Kürtlerde koç başlı mezar taşları ve balballar varken, Farslarda neden yoktur?

Damgaların dili, düğümlerin sırrı çözüldükçe, çift düğümün (Türk düğümünün) ayrılmaz bir kardeşliği ifade ettiği daha iyi anlaşılacaktır.

Tunceli ile Hakkâri’deki halı ve kilimlerde kullanılan damgaların Sibirya’ya kadar olan Türk kültür coğrafyasında birebir kullanılmış ve kullanılıyor olması, kültür araştırmaları açısından son derece önemlidir.”




Arslan Bulut
yeniçağ,15.08.2014 - detaylı














ESKİ TÜRK KAVİMLERİ

Hatti-Alacahöyük MÖ.5000-4000 ; 
Minusink-Güney Sibirya MÖ.3000-2000, 
Pazırık-Kırgızistan MÖ.5.yy

"Gerizekalı tarihçilere söyleyin, Türklerin Anadolu'dan Altay'a göçü belgelerle tastiklenir" Prof.Dr.Firudin Ağasıoğlu




Bu vatan bizim.....anlayana!...







"Tarihini bilmeyen toplum, hafızasını kaybetmiş insan gibidir." 
Bernard Lewis






9 Haziran 2015 Salı

EN ESKİ ÇAĞLARDAN HAZAR DEVLETİ AKINLARINA KADAR AZERBAYCAN’DA TÜRK İZLERİ



Eski çağlardan beri dünyanın çeşitli bölgelerinde izlerine rastladığımız Türk topluluklarının Azerbaycan’da da yerleşmeleri milattan önceki tarihlere kadar gitmektedir. Bölgede yaşayan toplulukların dillerinde Türklerin kullandıkları sözcüklere tesadüf edilmesi, arkeolojik malzemelerinin Türk kavimlerinin eşyaları ile aynı olması ve toponimlerinde Türk boylarının isimlerinin varlığı dolayısıyla Azerbaycan’da Türklerin geçmişi çok eskilere dayanmaktadır.

Araştırmamıza konu olan süreçte MÖ. III.-I. bin yıllarda Türk kökenli kavimlerin Azerbaycan’da yaşadıkları bilinmektedir. MÖ. I. bin yıllarında ise Türk kökenli olduğu düşünülen Manna Devleti bölgede hâkim olmuştur. Milattan önceki dönemde Kimmerler Azerbaycan’a gelmişler, sonrasında onları İskitler takip etmişler, ilerleyen çağlarda ise Hun, Sabir ve diğer Türk boyları bölgede varlık göstermişlerdir.




THE TURKISH TRACES IN AZERBAIJAN FROM THE MOST ANCIENT TIMES UP TO THE INVASION OF THE CASPIAN STATE

The settlement of the Turkish community in Azerbaijan whose traces could be found in various parts of the world since the ancient times goes back to the date of BC. The history of the Turks in Azerbaijan goes way back due to the coincidence of the Turkish words used in the language which was spoken by the communities living in that areas, the presence of the object in the archaeological material which were belonging to the Turkish tribes and the existence of the toponymes belonging to these tribes. It is known that in the 1st-3rd millennium BC which is the period of our study, tribes with Turkish origin were living in Azerbaijan. During the 1st millennium BC the state of Manna which was thought to be Turkish origin had been dominant in this region. In the period before Christ the Cimmerians had come to Azerbaijan, they were followed by the Scythians and the following times Turkish tribes Hun and Sabir and others settled in the region.






Azerbaycan’da Türklerin izlerine hangi dönemden itibaren rastlandığı hakkında farklı görüşler ileri sürülmüştür. Görüşlere göre MÖ. III. binli yıllar ve daha ileri safhalarda Türklerin varlıkları bölgede görülmüştür (1). Azerbaycan’ın güneyinde MÖ. III.-I. binyıllarda yaşayan Kutiler, Lullubiler, Kaslar, Subiler, Turukkiler gibi kavimlerin Türk kökenli oldukları düşüncesi vardır (2). MÖ. III.-II. bin yıllarında Urmiye Gölü havzasında yaşayan Turukki kavminin Türk dilinde konuştukları söyleminin yanında “turukki” etnoniminin Türk isminin eski biçimi olduğu kabul görmüştür (3). Azerbaycan topraklarına MÖ. II. bin yılında Ön Asya’dan göç eden Kasların da Türk soylu kavimlerden biri olduğu düşünülmektedir. MÖ. II. bin yılın ortalarından itibaren Güney Azerbaycan topraklarında yaşayan Kaslar, Kaspilerin ataları olarak değerlendirilmişlerdir. Kaynaklar Kaspilerin Kür ve Aras nehirlerinin kavşağından Hazar denizine kadar olan deniz kenarındaki alanlarda yaşadıklarından bahsederler. Hazar Denizi’nin eskiden “Kaspi” olarak isimlendirilmesi de bununla ilişkilendirilmiştir (4). 


Azerbaycan’da MÖ. I. binyılın başlarında Mannalıların devlet kurdukları ve bunların Türk kökenli olduklarına dair görüşler vardır (5). Mesela bazı Manna hükümdar isimlerinin Türkçe ile bağlantılı olduğu tespit edilmiştir (6). Manna isminin ilk olarak “Maqtay” şeklinde söylenmesi bunun Türkçe bir ifade olduğunu göstermiştir. Burada Türk dilinde “nq” sesinin tek “n” şekline girerek “Manna”ya dönüştüğü ve bu durum Türk dillerinin özelliğini taşıdığından benzerlikler söz konusu olmaktadır (7). Manna isminin Türk dili ile bağlantısı ve benzer örnekler Mehebbet Paşayeva tarafından örneklerle açıklanmıştır: “Altay’da Sibir’de, Orta Asya’da Manqut, Manqas, Manqol, Manqiş, Manquş gibi birçok Türk tayfalarının adlarında “manq” kompotentinin kalması Mannalıların etnik adlarının “manqa” etnoniminin fonetik bir tipi olarak Türk kökenli olduğuna ait fikrimizi onaylar. Eskiden İskitler, Kimmerler gibi Türk kabilelerin meskûn olduğu Kırım arazisinde de (Bahçesaray şehri yakınlarında) miladın başlarında (I. yy.) “Manqup” adlı devletin olduğu bilinmektedir. 

Görüldüğü gibi Manna adı mang etnonimi ile aynı kökendendir. Mannalıların Türk kökenli olmasına bağlı fikrimizi Manna toponimlerinin Türk dilleri ile izah olunması faktı da tasdik edir. Örneğin, Manna’nın en önemli şehirlerinden olan İzirta (MÖ. VIII. yüzyıl) Türkçe izir, izer- “dağ geçidi” ve tay- “taraf” kelimelerindendir. Matay ve Maday kavimleri ile de bağlı aynı fikri söylemek mümkündür; Altay ve Kazakistan’da Matay, Kapçaqay-Matay, Madı, Tuva’da daha XIII. yüzyılda Madı, Mat gibi birçok Türk kavimleri olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda Madayların toponimleri ve şahıs adları da Türk dilleriyle izah olunur. Mesala, Madayda çay ismi olan Kizilbuda (MÖ. 820 yılı) Türk dillerinde kizilkırmızı ve “bud-dağkolu” söz birleşmesinden ibaret olup “Qırmızı dağ kolu” anlamına gelir” (8). 



Azerbaycan’da Kimmerler- İskitler

Kimmerler, Prototürkler olarak tanımlanmış ve MÖ. II. binyılın başlarından MÖ. VIII. yüzyıla kadar Karadeniz’in kuzeyinde, Avrasya bozkırlarında ve Kafkasya bölgesinde yaşamışlardır (9). Kimmerler, Kafkasya’da Kuban kültürünü etkisi altına almışlar (MÖ. 1400-1250)  ve Gence-Karabağ’daki buluntular arasında geometrik hayvan motifli bronz küpeler ile Taliş bronz eserlerinde tesirleri görülmüştür (10).


İskitlerin vatanının Asya olduğu ve buradan göç ederek Kimmerlerin yurtlarına geldikleri Heredot’un kayıtlarında anlatılmıştır: “Göçebe Skyt (11) hler Asya’daydılar; Massagetlerle yaptıkları bir savaştan yenik çıktılar, Araxes ırmağını geçtiler, Kimmerlerin yanına göç ettiler. (Skythlerin oturdukları yerler eskiden Kimmerlerinmiş, öyle derler)” (12). Böylelikle Kimmerler savaşmayarak yurtlarını terk edip (13) İskitlerin takibinde Yakındoğu’ya kadar gitmişlerdir (14). İskitlerin Kimmerleri takip etmeleri (15) Azerbaycan topraklarına akmalarını sağlamış ve bölgeye geçişler Kafkas dağ silsilesindeki yolları kullanmaları ile gerçekleşmiştir. Kavimler Azerbaycan’a Derbent geçidinden sonra dağlık ve engebeli setleri aşarak geçmişlerdir. “Alban Kalesi” olarak isimlendirilen ÇuhurGabala ile diğer geçitler merkezi ve Batı Azerbaycan’ı kuzeyle birleştirmektedirler (16). Kuzey Kafkasya ile Zakafkasya arasında eski çağlarda tespit edilen çok sayıda geçitler İskitlerin Güney Kafkasya’daki bölgelerde yayıldıklarını göstermektedir (17). Başka bir söyleniş şekli ile MÖ. VII. yüzyılda Karadeniz’in kuzeyinden güneye doğru hareket eden İskitler Manna ve Medya devletlerinin topraklarına yerleşerek burada 150 yıl varlık göstermişlerdir. Bölgede kurulan devlet için Sakasena ismi kullanılmıştır (18).



Azerbaycan bölgesinde İskitlere ait arkeolojik bazı buluntular tespit edilmiştir. Güney Kafkasya’da İskit sanatını temsil eden maral motifli taşlar (19), Mingeçevir bölgesinde İskit tipi ok uçları ve tunç aynalar ortaya çıkarılmıştır. Yüzük mühürlerinden birinin üstündeki başında şiş külah giyim tarzını gösteren özelliklerin varlığı İskitlerin Güney Kafkasya’nın merkezi kısmında yerleştiklerini göstermektedir (20). 

Azerbaycan’da MÖ. VI. yüzyıldan itibaren yerleşmiş Kimmer-İskit-Sak (21) boyları ile ilişkili yer isimleri günümüzde mevcutturlar. Kimmerlerle bağlantılı toponimler, Azerbaycan’ın Zakatala ilinin Kımır- Kımırlı, Kazak ilinin Kemerli- Gemerli köylerinin isimlerine yansımıştır (22). MÖ. VII. yüzyıla ait Assur kaynağında Manna bölgesinde Saka isimli bir halktan bahsedilmiştir (23). Azerbaycan’daki Zagatala şehri Saka isminin devamıdır ve Zakatala “Saka düzengahı” anlamındadır. Yine “Şakasen” (24) ve “Şaki” de bu grup yer isimlerinden sayılmıştır. Albanya (25)’nın şehirlerinden biri olan Balasakan (26) da Sakalar ile ilişkilendirilmiştir (27) . Kuzey Azerbaycan’ın güney bölgelerinden Astarada’da Sakaşon isimli köy ve Sekşan çayı da Saka-İskit izlerini taşıyan bir yer ismidir (28) . Saka ismiyle bağlantılı olarak Azerbaycan’daki toponimleri şöyle özetleyebiliriz: Kuzey Azerbaycan’da Şeki-Şakaşon, Sisasakan, Artsak; Kuzey Azerbaycan’ın kuzey batısında Şeki, Zakatala, Sakandere, Sakantala, Saqa-Tör; Güney Azerbaycan’da “Sakan”, “Sakani”, “Sakene”, “Şaqali”, “Şakabad” gibi (29).


Azerbaycan arazisine gelen İskit kavimlerden biri Şamaklar olup, Şamahı yer isminin kökü Sakalarla beraber Azerbaycan’a gelen Şamak kavimleriyle ilişkilendirilerek MÖ. VII. yüzyıla dayandırılmıştır. Güney Azerbaycan arazisinde de Şamaki yer ismi vardır. Şamak etnonimi diğer Türk soylu kavimler arasında da yer bulmuştur: Orta Asya ve Kazakistan’da Şamakey, Karakalpaklar’da Şamaki, Türkmenler’de Şamak, Kırgızlar’da Şamaka isimli Türk kavimleri vardır. Harezm ve Türkmenistan’da iki eski Şamaka kalesi, Tataristan’da Şamaki toponimleri vardır (30). Büyük Kafkas dağlarında, Samur nehri havzasında yerleşen kadim Sahru (31) köyünün ismi de Saklarla ilişkilendirilebilir. Sahurlar bu köyü Sah olarak isimlendirmişlerdir. Sahur ise bu köye komşu halklar tarafından verilen isimdir (yani sak(h)lar köyü). Azerbaycan’ın Gah ilinin yakınlarında XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar “Sakan” isimli yerleşim biriminin olması önceki bilgileri desteklemektedir (32) .  



Azerbaycan’da Hunlar

Kuzey Kafkasya’nın etnografik ve siyasi tarihinde MS. II. yüzyılın ikinci yarısında “Hunlar” ismine Dionisi Periaget’in ve Klavdi Ptolemey’in manzum tasvirlerinde değinilmiştir (33). Dionisi Periaget’in yazılarında: “160. yıla doğru “Hunlar” adı ile meşhur bir çeşit kabile grubu, artık Volga nehrini geçmiş ve Hazar Denizi’nin kuzey batısındaki bozkırlarda yaşamıştır” (34) ifadeleri kullanılmıştır. Hunların Kafkasya’da varlıkları, buradaki Hun yerleşmeleri Hun ülkesi ifadesi ile karşılık bulmuş ve Kalankatlı Moses bu tabiri kullanmıştır (35). Atilla döneminde (Batı Hunları), 445 yılında Dağıstan’dan gelen bir “Hun” kolu, Kür ırmağı boylarına yayılıp, Gence’nin batısındaki “Khalkhal”da kışlamıştır (36). Bu sebeple Ermenice ve Süryanice kaynaklarda, Kafkas sıradağlarının kuzeyindeki Türk kabileleri (Ermenice) “Hisus-azk’er” (Kuzeyli Kavimler), “HunAgur” (Hun-Ogur), “Hun” ismiyle anılmışlardır (37) .


Kavimler Göçü döneminde Altay ve Çin sınırlarından hareket eden Hun, Avar ve diğer Türk boyları da Kafkasya’dan geçerek Avrupa’ya yönelmişlerdir. Kaynaklarda 395 yılında Tuna kıyılarından Güney Kafkasya’ya gelen, oradan da Ön Asya’ya hareket eden Hun boylarından bahsedilmiştir. Bu dönemde Kafkasya’da yaşayan Hunların bir kısmı, sonraları bölgenin siyasi olaylarında önemli rol oynamışlardır (38). Hunlar ve onlarla akraba kavimlerin batıya ilerlemeleri neticesinde MS. IV. yüzyılın ikinci yarısında Kafkas ülkelerinde önemli siyasi değişimler yaşanmıştır. Hunların bu topraklara girişi (39), özellikle de Alanlar (40) ve Asların bir kısmının Kafkasların kuzey eteklerinde uzanan bölgeye geri çekilmelerine yol açmıştır. Hun kavimleri, Kafkasya’da özellikle doğuda ve Albanya bölgesinde yayılmışlardır (41). MS. V. yüzyılda Kafkasya’daki Hun birlikleri zaman zaman bölgedeki kavimlerin birbirleri ile mücadeleleri sırasında ordularında destek olarak kullanılmışlardır. Çoğu zaman İran’a karşı kullanılan Hun birlikleri bazen de bunun tersine vazife yüklenmişlerdir. 

Mesela 457 yılında Alban hükümdarı Vaçe’nin isyanı sırasında İran ordusunda Hunlara yer vermiştir (42). Miladın ilk yüzyıllarından itibaren Kafkasya’ya gelen ve MS. IV. yüzyılın ilk çeyreğinde Hazar Denizi’nin batı sahillerinde yerleştikleri bilinen Hunlar Azerbaycan’a akınlar yaparak Mil Düzü’ne kadar ilerlemişlerdir (43). Hunlardan sonra Türk soyundan kavimlerden Bulgar, Hazar (44), Sabir, Çul, Gorus, Terter, Çırak kabileleri, Kengerler, Aranlar, Kataklar, Peçenekler (45) gelmişlerdir. Azerbaycan topraklarında Kıpçakların MS. IV.-V. yüzyıllardan itibaren yaşadıkları bilinmektedir. Gürcü kaynaklarında Kıpçakların Kafkasya’ya ilk akınları MÖ. VIII.-MS. IV. yüzyıllarına tarihlenir (46).


Güney Kafkasya’da Hunlara ait arkeolojik materyal MS. IV-VII. yüzyıllarda bulunmuştur. Üç tepe kurganında (Akcabedi bölgesi-Azerbaycan) bulunmuş altın ayak ve kol bilezikleri, kolye, yirmi altı bezetilmiş kemer unsurundan oluşmuş pilakadan ibaret kemer, altın unsurlu demir kılıç araştırmacılara göre kuzey göçebelerine aittir. Hınıslı abidesinde (Şamahı bölgesi) taş kutu tipi mezarlarda Hun kültürünü yansıtan altın küpe ve taç bulunmuştur. Hınıslı - Hucbala mezarlarında bulunan altın eşyalar Hunlara ait olan karışık renkli üslupta hazırlanmıştır. Bu eşyaların yanı sıra göçebeler için karakteristik olan kafanın yapay deformasyona uğramış iskeletleri ve defin ayinlerini temsil eden izlere de rastlanılmıştır. Pala-sırt mezar abidesi Hun kavimlerine aittir (47) . 

Azerbaycan’ın kuzeydoğu topraklarında elde edilen buluntularda silahlar ve at malzemeleri daha fazla dikkat çekmektedir. Hunlar için kamanlar, iki ve üç kanatlı ok uçları, demir mızrak uçları, iki ağızlı kılıçlar, eğik kılıçlar, zırhlar, ata ait malzemeler –ağaç esaslı eyerler, sekizvari üzengi, dizgin pilekleri ve zilleri, kaytarkanlar vs. bulunmaktadır (48) .


Hunlar Azerbaycan’a Kuşanlar ismi ile gelmişlerdir. Bu isim onların tapındıkları 5 kutsal totemden biri olan kuşla ilgilidir. Kuşan Hunlarının Azerbaycan’ın Gah ilinin Ilısu köyüne yerleştiklerine, burada korunan Kuş uşağı veya Kuşlar soy ismi de işaret etmektedir. Ayrıca Kuşanlarla ilişkili yer isimlerine Azerbaycan’ın Ağdaş, Gebele, Kürdemir, Şamahı, Kuba ve Kazak illerinde de karşılaşılmaktadır (49). 


Azerbaycan’ın kuzeybatı bölgesini Kuzey Kafkasya’ya bağlayan dağ geçidinin Hun beli olarak isimlendirilmesi ve toponimin Hun ismini taşıması, Hunların Azerbaycan’ın kuzeybatısında yerleştiklerini göstermektedir (50). T.M. Memmedov’un “Kafkaz Albaniyası İlk Orta Asırlarda” isimli eserinde Hunların Azerbaycan’da yerleştikleri yerler şu şekilde belirtilmiştir: 

“İlk orta asır kaynakları Lazar Parpesi’nin, Sebeos’un, Gevond’un, Asogik’in verdikleri bilgiler ışığında Hunlar Albanya’da yaşamışlardır. Gevond ve Asogik’in bilgilerinde ise Hun kavimleri Derbent ve onun etrafında yaşıyorlardı. Yine Hunların burada ordu kurdukları malumatı vardır. Yegişe ve Sebeos Kaspi kapılarını “Hun Kapıları” adlandırırlar. Fakat Yegişe ve M. Horenasi aynı zamanda, Kaspi kapılarını “Alan kapıları olarak” adlandırırlar. İlk orta asır yazılı kaynağı Yegişe Beşparmaq Seddini “Hunlara karşı müdafaa” istehkamı olarak adlandırır. L.Parpesi bu müdafaa istehkamının duvarlarını “…Albanlar ve Hunlar arasında salınmış istehkam…” olduğunu kaydeder. İlk orta asırların yazılı kaynakları gibi, Bizans yazılı kaynakları da Kafkas Albanyası arazisinde Hun  kavimlerini V. yüzyılda Muğan’da ve VI. yüzyılda ise Şakaşena vilayetinde (şimdiki Gence)’de kayda almışlar. 

Hun tayfalarının IV.-VII. yüzyıllarda Albanya arazisinde mecvut olmalarını, aynı zamanda, eski Suriye yazılı kaynaklarında da olduğu söylenir. Kafkas Albanyası’nın arazisinde, VIX. yüzyıllarda Hun kavimlerinin mevcut olmasını eski Gürcü yazılı kaynakları da kendi eserlerinde bahsetmiştir. Kaynakların verilerine göre Hunlar Kafkas Albanyası’nda farklı yerlerde meskûnlaştırılmışlardır. Ermeni coğrafyacısı Ananiya Şirakasi Hun kavimlerini Derbent geçidinden kuzeye doğru olan bölgede yerleştirir. Eski Suriye yazılı kaynağı ise VI. yüzyılda Hun kavimlerini Derbent’in arka hissesine yerleştirir. Bazı araştırmacılar ise Hun kavimlerini Albanya arazisinde yerleştirme meselesine öz eserlerinde dokunarak, muhtelif fikirler ileri sürmüşler. Dağıstan araştırmacıları R.M. Maqomedov, A.R. Şihsaidov ve Dağıstan Tarihinin Oçerkleri’nin müellifleri Hun kavimlerini Dağıstan’ın kuzey kısmında ve deniz sahillerinde yerleştirirler. 

Dağıstan araştırmacılarının bu fikirlerini arkeologlar Dağıstan’ın Hazar sahili kısmında elde ettikleri maddi medeniyet kalıntıları ve aynı zamanda toponimik ve onomastik materiallarla onaylarlar. Bazı araştırmacılar ise M. Melikset-Bek, M.A. Artmanov, R.A. Hüseynov, Z.M. Bünyadov kendi eserlerinde Hun tayfalarının Kür ve Aras çayları arasında yerleştirdiklerini kaydederler (51)”.


Tarihi kaynaklara göre, MS. VI. yüzyıldan itibaren Albanya’nın Hazar sahili topraklarında Derbent’ten Beşparmak dağlarına kadar, eski Hunların Masqut (Maskut) ve daha sonraki söylenişi ile Mazqut (Mazkut) isminde devletleri olmuştur. Ayrı ayrı zamanlarda doğudan batıya Sarmat, İskit, Massaget, Hun ismi altında birleşip Kafkaslara gelerek birçok yeri yurt edinmişlerdir. Yerleşim yerlerinin isimleri bozulmuş olsa da Azerbaycan topraklarında, özellikle kuzeydoğu illerinde günümüze kadar izleri gelmiştir (52).  



Azerbaycan’da Sabirler

Kafkasya’da yerleşen Türk kavimlerinden biri olan Sabirler (53), kaynaklarda Sabir, Savar, Suvar isimlerini alıp (54), 515 yılında Kafkasya’nın kuzeyinde yerleştikleri net olarak bilinmektedir (55). MS. I. yüzyıldan 560’lı yıllara kadar Sabirlerin Kuma-Terek nehirleri arasında yaşadıkları dönem olarak bilinmektedir (56). Güney Kafkasya’ya yönelik seferleri 515-516 yıllarında (57) olan Sabirler, MS. VI. yüzyılın başlarından itibaren ise Güney Kafkasya ve Önasya’nın askeri-siyasi tarihinde önemli yer edinmişlerdir (58).


Göktürklerin Kafkasya’ya gelmesini izleyen süreçte Sabirlerin yerini Hazarların aldığı ve Sabir olarak tanıtıldığı bilinmektedir. Mesudî’nin Hazarlara Türkçe Sabir, Farsça ise Hazarân demesi, Belâzuri’nin halkı Sabir olarak bilinen Azerbaycan’daki Kabala kentinden Hazar yerleşim yeri diye bahsetmesi yukarıdaki fikri açıklamaktadır. Bu sebeple Kafkasların kuzeyindeki Sabirlerin yıkılışı ile Hazarların yükselişi arasında bağlantı vardır ve Sabirler Hazarların temelini oluşturur, diyebiliyoruz (59). İran Şah’ı Hüsrev Anuşirvan’ın (531-578) Dağıstan’a seferinde Sabirlerin bir kısmını Derbent’in güneyine şimdiki Azerbaycan topraklarına yerleştirdiği anlaşılmaktadır (60).


Sabirler, Azerbaycan’ın eski yerleri olarak geçen Şabran, Bilesuvar, Suvarlı, Sabirkent toponimlerinde varlıklarını sürdürmüşlerdir (61) 



Sonuç

Azerbaycan tarih boyunca birden fazla kavmin uğrak yeri olmuş ve bu coğrafyada büyük devletlerde kurulmuştur. Eski çağlardan itibaren Azerbaycan’da varlıkları tespit edilen Türkler bölgenin tarihinde önem arz etmişlerdir. Arkeolojik ve lengüistik veriler Türk medeniyetinin Azerbaycan’daki geçmişini kanıtlar. Azerbaycan’a Kimmerler-İskitler ve sonrasında diğer Türk kavimlerinin gelmesi genellikle bir kavmin diğerine saldırıp göç ettirmesi sonucunda gerçekleşmiştir. Türk kavimlerinin Azerbaycan’a akınları giderek artınca bölge zamanla Türk yurdu olmuş ve bu durum günümüzde de devam etmektedir.



Yrd. Doç. Dr.Zekiye TUNÇ
Sinop Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü.
pdf:
1 Afaq Rüstemova, “Azerbaycan’da Tarihsel Kimliğin ve Dilin Gelişim Süreçleri”, Karadeniz Dergisi, S.2, Ankara 2010, s.114.
2 Mehebbet Paşayeva, “Azerbaycan Türklerinin Etnik Tarihine Kısa Bir Bakış”, 38. ICANAS, 5/2007, S.5, 2007, Ankara, s.2506.
3 Yusuf Yusifov, Kadim Şark Tarihi, Şark Garb Neşriyat, Bakü 2007, s.336-337.
4 Paşayeva, s.2514.
5 Paşayeva, s.2506.
6 Yusifov, s.336-337.
7 Paşayeva, s.2506.
8 Paşayeva, s.2506-2507.
9 M. Taner Tarhan, “Ön Asya Dünyasında İlk Türkler Kimmerler ve İskitler”, Türkler, C.1, Ankara 2002, s.602.
10 Ergin Ayan, “Kafkasya: Bir Etno-Kültürel Tarih Çözümlemesi”, ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, I (2010), S.2, Ordu, s.25.
11 Grek kaynaklarında İskitler için “Skyt” ismi kullanılmıştır. Bkz. M. Taner Tarhan, “Ön Asya Dünyasında İlk Türkler Kimmerler ve İskitler”, Türkler, C.1, Ankara 2002, s.603.
12 Heredotos, Tarih, (Çev. Müntekim Ökmen), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2012, s.298.
13 İlhami Durmuş, İskitler, Kaynak Yayınları, İstanbul 2007, s.82.
14 M. Taner Tarhan, “Bozkır Medeniyetlerinin Kısa Kronolojisi”, İstanbul Üniversitesi Tarih Dergisi, S.24, Ankara 1970, s.22.
15 İlhami Durmuş, s.83.
16 İlhami Durmuş, “Siraklar”, Türkoloji ve Türk Tarihi Araştırmaları Özel Sayısı, 8/2002, S.43, Ankara, s.183.
17 Durmuş, “Siraklar”, s.183.
18 Zaur Hasanov, Çar İskitler, (Akt. İlyas Topsakal), Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları, İstanbul, 2009, s.266.
19 Bahtiyar Tuncay, Sakların Tarihi, Dili ve Edebiyyatı, Apostrof Yayınevi, Bakü 2009, s.140-141.
20 Kabil Eliyev, Kafkaz Tarihi, Elm Neşriyat, Bakü 2009, s.85.
21 İskitler Persçe gibi doğu dillerinde Sak ya da Saka, Caha gibi isimler alırlar. Bkz. M. Taner Tarhan, “Ön Asya Dünyasında İlk Türkler Kimmerler ve İskitler”, s.603.
22 Elvira Latifova, “Kafkasya’nın Bazı Türk Toponimlerine Dair (Azerbaycan’ın Kuzeybatı Bölgesi ve Güney Dağıstan Örneğinde)”, Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi, 1/2014, S.2, s.4.
23 Paşayeva, s.2507-2508.
24 M.Ö. VII. yüzyılda Sakasen/Şikasen şehri Aras ve Kür nehrinin kesişim alanlarında yerleşir. Bkz. İbrahim Tellioğlu, “Kimmer ve İskit Göçlerinin Doğu Anadolu Bölgesindeki Etkileri ”, AÜ Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi (Prof. Dr. Şinasi Tekin Özel Sayısı), 11 (2005), S.27, Erzurum, s.243.
25 Albanya: Eskiçağ Yunan-Roma araştırmalarında Azerbaycan Albanya olarak isimlendirilmiştir. İlk ortaçağ döneminde ise Albanya isminin Kuzey Azerbaycan’ın önemli bir kısmı için kullanıldığı bilinir. Bkz. S.B. Aşurbeyli, “Azerbaycan’da Eski Türk Aşiretleri”, XI. Türk Tarih Kongresi, Ankara 1994, s.539.
26 Kür ile Aras ırmaklarının kavuştuğu yerde, Kür’ün sağ ve sol sahillerini, Şirvan çölünü, kuzey ve kuzeydoğuya doğru Hazar Denizi sahilinde Beşparmak Dağı’na kadar uzanan sahayı içine almaktadır. Bkz. Tellioğlu, s.243.
27 Tellioğlu, s.243.
28 Paşayeva, s.2507-2508.
29 Paşayeva, s.2507-2508.
30 Paşayeva, s.2512.
31 Sak-hur (hur kelimesi komşu halkların dilinde köy anlamına gelmekteydi). Bkz. Latifova, s.4.
32 Latifova, s.4.
33 Zekiye Tunç, Malazgirt Öncesi Kafkasya’da Türk Varlığı, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi, Elazığ 2012, s.27.
34 Yusuf Caferov, Gunni Azerbaycan, Elm Neşriyat, Bakü, 1985, s.40.
35 Kalankatlı Moses, Alban Tarihi, (Çev. Yusuf Gedikli), Selenge Yayınları, İstanbul 2006, s.48.
36 Fahrettin Kırzıoğlu, “Köktürklerin En Batı Kolu Hazarlarda Yabancı Cesediyle Yağmur Yağdırma Geleneği”, II. Milletlerarası Türk Folklor Kongresi Bildirileri, IV, Ankara 1982, s.245.
37 Kırzıoğlu, s.245.
38 Latifova, s.5.
39 Georges Dùmézil, Kafkas Halkları Mitolojisi, (Çev. Musa Yaşar Sağlam), Ayraç Yayıncılık, Ankara, 2000, s.10-11; Bkz. Mahmut Bi, Kafkas Tarihi, I, Selenge Yayınları, İstanbul 2007, s.331.
40 Ali Ahmetbeyoğlu, Grek Seyyahı Priskos (V. Asır)’a Göre Avrupa Hunları, İstanbul 1995, s.8.
41 Dùmézil, s.10-11.
42 Süleyman Eliyarlı, Azerbaycan Tarihi, Çırak Neşriyat, Bakü 2009, s.126.
43 Tarık Dostiyev, “Kafkasya’da Hunlar”, Türkler, C.2, Ankara 2002, s.1468.
44 Paşayeva, s.2512-2513.
45 Paşayeva, s.2512-2513.
46 Latifova, s.6.
47 Mubariz Halilov, “Severnıye nomadı i materialı iz rannesrednevekcvıx albanskix pamyatnikov”, Mejdunarodnaya nauçnaya konferentsiya “Arkeologiya, etnologiya, folkloristika kavkaza”. Sbornik kratkih soderjaniy dohladov, Tiflis, 2007, s.205-207.
48 Tarık Dostiyev, “Kavimler Göçü Döneminde Doğu Kafkasya’da Türk Egemenliği”, XV. Türk Tarih Kongresi 11-15 Eylül 2006, II, Ankara 2010, s.253.
49 Latifova, s.5.
50 Latifova, s.5.
51 T.M. Memmedov, Kafkaz Albaniyası İlk Orta Asırlarda, Tahsil Neşriyat, Bakü 2006, s.72-74.
52 B. Caferoğlu Memmedov, “Kuzeydoğu Azerbaycan’daki Bazı Toponimler Üzerine”, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 10 (2010), S.2, Bolu, s.100.
53 Tarık Dostiyev, Şimal-Şarki Azerbaycan IX.-XV. Asırlarda, Bakü Üniversitesinin Neşriyatı, Bakü 2001, s.218.
54 Paşayeva, s.2512-2513.
55 Şerif Baştav, “Sabir Türkleri”, Belleten, V(1941) , S.XVII-XVIII, Ankara 1941, s.60.
56 Dostiyev, s.252-253.
57 Réne Grousset, Başlangıcından 1071’e Ermenilerin Tarihi, (Çev. Sosi Dolanoğlu), Aras Yayıncılık, İstanbul 2006, s.224.
58 Dostiyev, s.252-253.
59 Sevda A. Süleymanova, “Kafkasya ve Avarlar”, Türkler, 2, Anakara 2002, s.674-676.
60 Osman Karatay, “Suvarlar: Doğu Avrupa’nın Esrarengiz Kavmi”, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi, X (2010), S.1, İzmir, s.109.
61 Paşayeva, s.2512-2513.





  Fotolar: Gobustan Azerbaycan


"Hazarların menşei itibarıyla Türk olup, Orta Asya'dan geldikleri muhakkaktır.... X.yüzyıl İslam tarihçisi Mes'udi İranlıların Hazar adını verdikleri kavme Türklerin Sabar (Sabir) dediklerini belirtmektedir."

"Khazars are Turkish people and came from Central Asia... In the 10th c İslamic historian Mes'udi wrote: the Turks called Sabar (Sabir) but the Persians called Khazar. "




AZERBAYCAN TÜRKLERİNİN ETNİK TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ






Azerbaycan halkının ulu kökleri daha MÖ III. binyıllardan Azerbaycan topraklarında yaşayan Kutiler, Lullubeler, Kaslar, Subiler, Turukkular gibi Türk kökenli kavimlere kadar uzanmaktadır. Onların doğrudan halefleri olan Manna ve Madaylar MÖ IX. yüzyılda artık kendi devletlerini kurmuşlardı.

MÖ IX-VIII. yüzyıllardan itibaren İskit-Sak, Kemer kavimlerinin Sibirya ve Orta Asya’dan Güney Kafkasya ve Ön Asya’ya, aynı zamanda Azerbaycan’a yayılmasıyla Azerbaycan Türklerinin teşekkülünde yeni bir sayfa başlanılmış oldu.

MÖ VIII-VII. yüzyıllarda bu türk soylu kavimler eski Azerbaycan devletlerinden olan Atropatena ve Kafkaz Albaniyası’nın Türk soylu kavimleri ile kaynayıp karışarak Azerbaycan ulusunun oluşumunda önemli rol oynamışlar. MÖ I. binyıl boyunca bu kavimler Azerbaycan’ın güneyinde Manna, Maday, Atropatena, kuzeyinde ise Sak çarlığı ve Alban devletlerini kurmuşlar. Görüldüğü gibi Türk soylu kavimlerin ilk devletlerini kurdukları en eski yerleşim birimlerinden biri de Azerbaycan’dır.



A Brief Overwiev of Gaze on Ethnic History of Azerbaijan Turks

Ancient roots of the nation of Azerbaijan extend to Turkish tribes such as: “Kuti”s, “lullube”s, “Kas”es, “Subi”s, “Turrukk”s who were living on Azerbaijani land in III millennium B.C. “Manna”s and “Maday”s which were ancestors of them had already constructed their own government in IXth century B.C. In IX-VIII th centuries B.C. with migration of “Scythian (İskit)-Saka” , “Kemer” tribes from Siberia and Middle Asia to South Caucasus and to Central Asia caused a new step in formation of Azeri Turks. In VIII-VII B.C merging of these Turkish tribes and tribes of Azerbaijan’s governments “Albania” and “Atropatena” had a great role in formation of Azerbaijani nation. During the first millennium these tribes created their own governments on South of Azerbaijan “Manna”, “Maday”,“Atropatena” and on North “Sak’s Kingdom” and “Alban” government. As it seems one of the ancient places where Turkish tribes established their governments is Azerbaijan.



Yazılıtepe - Cingir Dağı - Gobustan




Halkın etnik kökenlerinin araştırılması için, onun teşekkülünde önemli rol oynamış ve etnik sürecin belirli tarihi aşamalarında iştirak etmiş etnik birliklerin adlarının ve kökenlerinin acıklığa kavuşturulması gerekir. Yaşam için uygun iklim koşulları, bereketli topraklarıyla Azerbaycan arazisi en eski Türk yurtlarından biridir. Doğal olaraq çok eski zamanlardan bu günə kadar Azerbaycan’a, çeşitli Türk toplulukları yerleşerek, yerli Türk kökenli kavimlerle kaynaşıp çağdaş Azerbaycan halkının oluşumunda önemli rol oynamışlar.


Azerbaycan’ın güney topraklarında daha MÖ III-I. binyıllarda Kutiler, Lullubeler, Kaslar, Subiler, Turukkular gibi birçok Türk soylu kavimler yaşamışlar. Onların doğrudan halefleri olan Manna ve Madaylar MÖ I. binyılın başlarında Azerbaycan’ın güney arazisinde artık kendi devletlerini kurmuşlardı.


Manna və Madayların Türk menşeli olmasını bir çox faktlar onaylayır; Kaynaklarda “Mannalıların ülkesinin” “Maqtay” da adlandığı bilinmektedir. Birçok araştırmacılar da Manna etnoniminin ilkin şeklinin “Manqa” olduğunu tespit etmişler. (Hacıyev,1988;131) Bu delil, yani Manna etnoniminin “manqa” adının fonetik bir tipi olması Mannaların türk kökenli bir kabile olduğunu söylemeye esas verir. Belə bir fonetik yerdeyişme (Manqa kelimesindeki “nq” sesinin tek “n” sesinine gecerek “Manna” şeklinde seslenmesi) Türk dilleri için karakteriktir.


Mesela, kadim Türkmenşeli “Tenqri” kelimesi bir şok zaman “tanrı” gibi telaffuz olunur. Altay’da, Sibirdə, Orta Asiya da Manqut, Manqas, Manqol, Manqiş, Manquş gibi bir çok Türk tayfalarının adlarında “manq” komponentinin qalması Mannalıların etnik adlarıının “manqa” etnoniminin fonetik bir tipi olaraq Türk kökenli olduğuna ait fikrimizi onaylayır. Eskiden İskitler, Kimmerler gibi Türk kökenli kabilelerin meskun olduğu Krım arazisinde de ( Bağçasaray şəhəri yaxınlığında) Miladın başlangıçlarında (I.yy) “Manqubˮ adlı devletin olduğu bilinmektedir. Görüldüyü gibi, Manna adı manq etnonimi ile ayni kökendendir.


Mannalıların Türk kökenli olmasına bağlı fikrimizi Manna toponimlerinin Türk dilleri ile izah olunması faktı da tastik edir. Örneyin, Mannanın en önemli şehirlerinden olan İzirta (MÖ VIII.yüzyıl) Türkce izir, izer- “dağ geçidi” ve tay-“tarafˮ ( Murzaev, 1985: 230) kelimelerindendir. Matay veya Maday kavimleriyle de bağlı ayni fikri söylemek mümkündür; Altay ve Kazaxıstanda Matay, Kapçaqay-Matay, Madı, Tuva’da daha XIII. yüzyılda Madı, Mat gibi birçok türk kavimleri olduğu bilinmektedir.(İstoriya Tuvı, 1964: 201, 215, 242-243) Aynı zamanda Madayların toponimleri ve şahs adları da türk dilleriyle uzah olunur.


Mesala, Madayda çay ismi olan Kizilbuda (MÖ 820 yılı) Türk dillerinde kizilkırmızı ve bud-“dağ kolu” sözbirleşmesinden ibaret olup “Qırmızı dağ kolu” anlamına gelir. Görüldüyü gibi, Azerbaycan arazisi Eski Türk menşeli kavimlerin MÖ IX. yüzyıldan itibaren Azerbaycanın güneyinde Manna, Maday, Atropatena, kuzeyinde ise Sak çarlığı ve Albaniya (Kafkaz Albaniyası) kimi ilk devletlerini kurdukları en eski yerleşim birimlerinden biridir ve Azerbaycan halkının ulu kökleri MÖ III binyıllardan itibaren bu bölgede yaşamış yukarıda adı geçen türk menşeli kavimlerle ilgilidir.


MÖ IX-VIII. yüzyıllardan itibaren Türk kökenli olan İskit (Işquz), Kimmer ve Saka kavimlerinin Sibirya, Altay ve Orta Asya’dan çıkarak Güney Kafkasya ve Ön Asiyaya döğru yayıldıkları bilinmekdedir. MÖ VIII-VII. yüzyıllarda bu kavimler Azerbaycanın yukarıda adı geçen yerli Türk kökenli kavimleri ilə kaynayıp karışarak kadim Azerbaycan ulusunun oluşumunda önemli pol oynamışlar. Sonuçda İskit, Sak (Saka), Kemerler’in (Kimmer) bu bölgeye gelmesiyle Azerbaycan Türklerinin teşekkülünde yeni bir sayfa başlamış oldu.


Saklarlarla ilgili eski yazarlar MÖ V. yüzyıldan itibaren bilgiler vermişlər. Lakin bu bilgilerde bir cok çeşitli kabile ve kavimler, ayni zamanda Sak’lar da İskit adı altında genelleşdirilir. (Herodot. VII, 64: Plini.VI,50: Diodor.II,35) Oysa Sak’lar Iskit’lərlə qohum kavimler olsalar da mustekil bir etnos olmuşlar. Kaynaklardan Sakların Azerbaycanın bütün bölgelerine, aynı zamanda Azerbaycanın tarihi toprakları olan Güney Azerbaycanı (1813-1828 yıllarında İran arazisine katılan eski Azerbayvan toprakları) ve Batı Azerbaycan topraklarında (XIX. yüzyılda Rusiyanın imperiya siyasetinin sonucu olarak ermenilere verilmiş eski Azerbaycan arazisi) yayıldığı bilinmektedir. Sakların MÖ 680 yılında Kafkas bölgesinde yerleşerək Araz sahillerinde yaşadıkları kayıtlıdıdır. (Ptolomey, V, XI, 4) Eski Yunan tarihçisi Herodot Kürle Araz çaylarının kovşağından Hazaradak olan arazinin güneyinde sakların yaşadığıni yazırdı. (Herodot, II, 23) Sak etnonimine bağlı Sakasena yer ismiyle ilgili bilgileri ise Strabon verir. O, “Sakların yerleşdiyi Sakasena” arazisinin Kür-Araz ovasında olduğunu yazıyor. (Budaqov.- Qeybullayev, 1998: 48) Diğer antik yazarlar da bu araziyi “Sakason, Sakaşonˮ, “Saka-senˮ şeklinde ifade ediyorlardı. Sakasena toponimindeki Yabancı yazarların ifade etdikleri Şakaşen toponimindeki “sen”, “son”, “şon” unsurleri (ekleri) Türkçe olan “şen” (abadlıq, yaşanılan yer) sözünün fonetik bir şeklidir. Eski Türk Alban tarihçisi Musa Kalankatlının verdiyi bilgiye göre, Sakasena Quzey Azerbaycan arazisinde Gencebasar bölgesini içine alır. (İstoriya Aqvan Moiseya Kalankatsi., 1861: XXIII bölüm)


Kaynaklarda Quzey Azerbaycan bölgesine ait edilen Şeki-Şakaşon, Sisasakan, Artsak gibi toponimlerinin adının geçmesi sakların Kuzey Azerbaycanın birçok bölgelerinde yayıldığını gösterir. Artsak şimdiki dağlık Karabağ arazisine bağlı tarihi toponimdir. Artsak toponimi türk menşeli toponim olarak art-“dağlıp arazi”, “yükseklik” ve sak etnoniminden oluşarak “Sak yüksekiyi” ve ya “Sak dağlıp arazisi” anlamına gelir. Kaynaklarda Artsak ve ya Arsak gibi kayıtlı olan bu toponim aynı zamanda “er” Türkçe “erenˮ, “iğidˮ ve “sakˮ kelimelerinden oluşarak “iğid saklar” gibi de izah edilir. Sisakan (Si Sakları) Batı Azerbaycanı’nın tarihi arazileri olan Zengezur bölgesine bağlı tarihî toponimdir. “Sak düzenliyi” anlamına gelen Balasakan ise eski Azerbaycan devletleri Atropatena’nın ve Albaniya’nın sınır bölgesinde, Salyan-Muğan ovasında yerleşirdi. Kuzey Azerbaycanın kuzey-batısında, Şeki-Zaqatala bölgesinde bugün de Sak kavimleri ile ilgili birçok yer isimlerine rastlanmakdadır. Şu anda arazideki “Şekiˮ, “Zakatalaˮ, “Sakandereˮ, “Sakantalaˮ, “Saqa-Törˮ gibi toponimler hâlâ eski Sak kavimlerinin izlerini taşımaktadır. Kuzey Azerbaycanı’nın güney bölgelerinden olan Astarada da Sakaşon isimli köy ve Sekşan çayı vardır. Görüldüyü gibi, Sakların izleri Azerbaycan’ın güneyine döğru da uzanmaktadır. Bunu hem eski kaynaklar, hem de toponimik bilgiler tasdik edir.


MÖ VII. yüzyıla ait assur kaynagında Manna arazisinde “Sakaˮ isimli bir halkın adı gecir. (Qrantovskiy, 1970: 84). Srabondan aldığımız bilgilerden malûm olur ki, Sakların yaşadığı Sakasena yer adı Güney Azerbaycan arazisinde de var idi. Srabon Atropatena arazisinde Sakasena eyaletinin adını kaydedir. (Budaqov-Qeybllayev, 1998: 48). Kaynaklardan malûm olur ki, Kuzey Azerbaycan arazisindeki eski Azerbaycan devleti Kafkaz Albaniyasının eyaletlerinden biri olan Artsak toponimi Quzey Azerbaycan topraklarında da vardı. Kaynaklarda Arşak kalesi, Ərşəq dağı gibi adı geçən (Yakut al-Xamavi, 1983: 12) bu toponimin izleri şimdi Güney Azerbaycanı’nın Karadağ eyaletindeki Ərşə mahalının adında kalmaktadır. Güney Azerbaycan arazisinde sak etnonimiyle bağlı: “Sakanˮ, “Sakaniˮ, “Sakeneˮ, “Şaqaliˮ, “Şakabadˮ gibi bir çok toponimlere de rastlanmaktadır.


Böylece MÖ VII. yüzyılda Azerbaycan topraklarına akışan Saklar, arazisi Azerbaycan’ın hem güneyine hem kuzeyine hem de tarixi Azerbaycan toprakları olan Zengezur ve Göyçe bölgelerine (1921-1923 yıllarında Sovet Rusuyası’nın Azerbaycandan kopararaq ermenilere verdiyi eski Azerbaycan toprakları) kadar yayılmış Sak Çarlığını oluşturmuşlardır.


Sakların etnik menşeyine geldikteyse, unutulmamalıdır ki, Sak kavimlerinin izlerine Türkce konuşan halkların yerleşdiyi birçok bölgelerde rastlanmakdadır. Orta Asiya, Türkiye, Tataristan, Kırım gibi Türk soylu halkların yerleşmiş olduğu arazilerde Sak kavimine bağlı Sakrya, Şeki, Saki gibi birçok toponimlerin yayılması Sakların Türk soylu olduğunu gösterir. Sakların Türk soylu olduğunu, aynı zamanda kaynaklarda sakların “at südü içünler” ve “şişpapaklı Sakalar” deye adlandırdıqlarından da anlaşılmaktadır. Bilindiyi gibi, eski zamanlardan beri Türk toplumunda at çok önemli olmuştur ve her zaman Türk halklarının manevi değerlerinin atributu olaraq değerlendirilmektetir. Günümüzde Türk halklarından Kazak Türkleri hâlâ “kımızˮ adlandırdıkları at sütünten faydalanırlar. Türk halklarının, aynı zamanda Azeri Türklerinin manevi değerlerinden ve önemli giyisilerinden birinin de papaq olduğu bilinmektedir. Daha MÖ 519 yılına dair Bisütun kaya yazısında “Şişpapaklı Sakalar” ifadesinden Sakların da giyisilerinde papağın önemli yer tutduğu malûm olur.


Birçok Türk halkının da “Sakˮ etnonimine bağlı kabilele isimlerine rastlanması Sak kaviminin türk soylu olduğunu gösteren delillerdendir. Daha Miladın 600-603 yıllarında Altay’da tuvalarda bir kabilenin Sekye gibi isimlendirildiyi malûmdur. Bizans kaynaklarında da Türklere geçmişde “Sak” deyildiyi görülmektedir. (Vizantiyskie (İstoriya Tuvı. M.,1964.51.) XVII yüzyılda Sibirya’da da Saqay vilayeti vardı. (Dolqix B.O.,1960: 206.) Günümüzde Kırgızlarda “Sakeˮ, “Sakaˮ, Türkmenlerde “Sakarˮ, Hakaslarda “Sakayˮ, “Saqayˮ, Altay Türklerinde “Sakaitˮ, “Saqalˮ gibi “Sakˮ etnoniminin izlerini taşıyan birçok Türk boyu var. Yakutların da kendilerini “Saxaˮ gibi isimlendirdiyi bilinmektedir. Bunun yanında Türkçe konuşan halklar arasında yaygın olan “Sakaˮ etnonimine Altay dil qrubuna has olan s-ş yer deyişimine uğrayarak “Şakaˮ şeklinde de rastlanmaktadır. Örneyin kazaklarda Şaqa, Şaktı, özbeklerde Şakay, Şekey, türkmenlerde Şaklar, Noqaylarda Şaukay adlı birçok Türk boyu vardır. Aynı zamanda Türk milletlerinin ortak manevi degeri olan Kitab-Dede Korkut’ta da Şöklü Melik ismindeki şöklü kelimesi de muhtamalen saklı manasına gelirdi. (İstoriki.,1860: 382)


Sak kavimlerinin daha MÖ VII. yüzyılda “Avesta”da “tura” ve ya “tur”, yaşadıkları ülkenin ise Turan adlandığı da bilinmekdedir. (Litvinskiy B.A.,1972: 150) Turan birçok tarihî kaynaklarda Türklerin ülkesi gibi nitelendirilir. IX yüzyıla ait bir kaynakta “Turanşah” adlı bir Türk hükmdarının ismi görülür. (Velixanlı N., 1986: 61, Fray R. N.,1972: 66.) Aynı zamanda Firdovsinin “Şahname” eserinde de turanlıların Türkçe konuşduğu ve Turanın Türklerin ülkesi olduğu yazılırdı. Böylece deliller Azerbaycan Türklerinin söykökünde önemli bir yere sahip olan Sakların türk soylarından olduğuni gösterir.


Saklarla aynı dönemde Gencek, Alban, Şamak, Şarvan, Qarqar gibi birçok Türk kökenli kavimler de Azerbaycanı kendilerine yurt etmişlerdi. Eski Türk soylarından olan Genceklerin Orta Asiya da Saklarla bir arada yaşadığını ve onların iceriinde Azerbaycan’a geldiyi haqda kaynaklar bilgi verir. Kaşkarlı Mahmut Orta Asya da Saklarla ayni arazide yaşayan Türk boylarından birinin Gencek adlandığını yazırdı. (Mahmud Kaşqari.,1939: c. I, 29, 31) Günümüzde de Qazax, Kırğız, Özbek, Türkmenlerde “Gence” adlı boylar ve Gence toponiminin olduğu bilinmektedir. Kaynaklarda aynı zamanda Orta Asiya da “Gencek” adlı bir neçe şehir adı da geçir. Kaynaklarda Azerbaycan’ın da Sakların kayıtlı olduğu arazilerinde Gencek etnonimine bağlı toponimlere rastlanır. Eski Azerbaycan devleti Kafkaz Albaniyasının Şakaşena (Sakasena) vilayetinde Qanza toponimi katıtlıdır. Günümüzde Gencek boylarının izlerine Kuzey Azerbaycanın Gencebasar, Gence, Genze toponimlerinde rastlanmaktadır.. Güney Azerbaycan arazisinde de sakların kayıtlı olduğu arazilerde arazilrde Gencek kabileleri ile ilgili toponimler vardır. Kaynaklardan MÖ II. yüztılda Güney Azerbaycan topraklarındakı eski Azerbaycan devleti Atropatenanın başkendinin Qanzak adlanması bilinmektetir. Bazi kaynaklarda bu toponim “Genze ve Genzekˮ gibi de geçmiştir. (Velixanlı N., 1974: 16: Yakut al-Xamavi, 1983: 23) Günümüzde de Güney Azerbaycanda Gence, Gencebad, Gencerud kimi toponimler gecek boyunun izlerini taşımaktatır.


Sakların içerisinde Azerbaycan’a gelen Türk soylu kavimlerden biri de Qarqarlardır. Qarqarlar eski Azerbaycan topraklarında stabil arazisi, dili ve elifbası olan en güçlü ve en nüfuzlu toplumu olmuştur. (Paşayeva M.,2005: 520.) Kaynaklarda qarqarların MÖ II. yüzyılda Harhar ülkesinde yaşadığı kayd olunur. Kür-Araz nehri ovasındakı arazi ve Mil ovasında yerleşen Harhar ülkesi hakkındaki ilk bilgi Asurların daha MÖ 1200 yıllarına ait çivi yazılarında rastlanır. Qarqarlar erken orta yüzyıllarında Azerbaycanın eski devletlerinden biri olan Kafkaz Albaniyasının etnik tarihinde önemli rol oynasalar da zaman geçdikce tarih sahnesinden silinmişler ve “Qarqarˮ etnonimi yalnızca toponimlerde kalmışır.


Qarqar etnotoponimine Azerbaycan’ın bütün bölgelerinde Qarabağda Qarqardağ ve Qarqarçay, Şuşa, Ağdaş, Gence; Şerur-Dereleyazda Gerger isimli köyler, Qebelede Harhar-haraba, Nahçıanda Harhar köyü, Harharçay, Samur-Derbend bölgesinde Qarqardağı, Şemkirde Zeyemçay yakınlığında Gerger köyü; Gedebeyde Xarxar köyünün adlarında, aynı zamanda Güney Azerbaçan arazisinde de Qarqar, Karkar, Gerger, Baba Qarqar, Kerker gibi birçok yer adlarında rastlanmaktadır. Azerbaycan Türklerinin etnik tarihinde önemli bir yeri olan Qarqarlar Türk soylu ve türkce konuşan halkların yaşadığı birçok arazilere yayılmışdır. Orta Asya’da, Tyan-Şanda, Türkiye’de, Kazakistan’da, Türkmenistan’da; Karkar, Karkara, Karkarlinsk, Qarqar, Qarqardağ gibi toponimlere rastlanması Qarqarların bütün Türk dünyasına yayılan Türk kökenli büyük bir etnos olduğunu gösterir.


Qarqarların Türk soylu olduğunu daha birçok deliller ispat edir; Kaynaklarda Orta Asiya’nın Türk halklarından olan kaymaklara aid bir vilayetin Qarqarxan adlandığı hakkında bilgi var. (Qeybullayev, Q., 2002: 54) Bunun yanında Türkmen kabilelerinden olan Ersarilerin de bir boyunun Qarqar adlandığı bilinmektedir.


XVI. yüzyıla ait kaynakda şimdiki Kazakistan arazisi olan Karakışlak ta da Kıpçak-karkar kabilesinin ismi geçir. (Abramzon, S., 1971: 46.) Qarqarların Türk kökenli olduğunu hem de tarixi kaynaklarda Türk soylu halklar arasında Qarqar antroponominin rastlanması da tastik edir. Eskiden Orta Asiya da Kıpçaklar içinde Qarqar adının geniş yayılması malûmdur. Qırğızların “Manas” dastanınında efsanevi qahraman Manasın dedesinin ismi Qarqar idi. Bunun yanında Manas’ın ait olduğu halk da Qarqar ve ya Kıpçak adlanırdı. (Bartold, t.II.1: 541) Qırğız efsanelerinde de Kıpçakların Kırğızıstana Altaydakı Göytepe-Qarqar adlı yerden geldiyi söylenir. (Qeybullayev Q., 2002: 55) Böylece, araştırdığımız hem yazılı, hem de sözlü kaynaklardan qarqarların Azerbaycanın etnik tarihinde kendine has yeri olan eski Türk kökenli boylardan birisi olduğu görülür.


Azerbaycan Türklerinin ulu ecdadlarından biri de Azerbaycan topraklarında Albaniya (KafkazAlbaniyası) adlı minillik tarihi olan bir dövlet kurumu yaratmış Türk soylu Alban kabileleri idiler. Saklarla aynı zamanda Azerbaycan arazisine geldiyi sanılan Albanlar çohunlukla Kuzey Azerbaycan arazisinde yaşayırdılar. Kaynaklardan daha MÖIV yüzyılda Alban etnosi ve onun devlet kurumuna bağlı bilgiler var. (Arrian, II, 2, 4) MÖ I yüzyıldan kaynaklarda “Albaniya” gibi adı geçen bu eski Azerbaycan devleti tarixi Azerabaycan toprakları olan Samur-Derbend bölgesini(şimdi Dağıstan arazisine aitdir), Göyce ve Zengezur bölgeleri (Sovet döneminde ermenistana ilhak olunmuş Azerbaycan arazisi) de dâhil olmaqla şimdiki Kuzey Azrbaycan arazisini içine alırdı. Kaynaklarda Albanlar “kuzey halkları”ndan olduğunun belirtilmesi (Musa Kalankatlı.Alban tarixi.) ve aynı zamanda eski kaynaklarda Türk soylu kavimlerin kuzey halkları gibi nitelendirilmesi Albanların Türk soylu kabile olduğunu gösterir.


Albanların Türk kökenli olduğunu Kazaklar, Karakalpaqlar, Türkmenler, qırğızlar gibi türk halklarında da Alban adlı kabilenin olması, Türk halklarının ortaq manevi deyeri olan “Dede Qorkut” dastanında da Alban kabilesinin adının geçmesi, Alban etnoniminin Türk halklarının yaşadığı bir çik arazilerde rastlanması gibi deliller de onaylayır. Alban etnonimine bağlı yer adlarına ister Azerbaycan’da, isterse de Türk halklarının yaşadığı birçok bölgelerde günümüzde de rastlanmaktadır. Kuzey Azerbaycan topraklarında; Yardımlı, Nahçıvan, Zengezur, Mil Düzü, ŞekiZaqatala gibi bölgelerinde Alban, Alpan, Alvan adlı birçok toponimler var. Şeki şehrinde aynı zamanda Alban adlı kabile adı da malûmdur. Güney Azrbaycan’da Eher mahalında Alvan, Tebriz yakınlığında Alvanak gibi köy adları kalmaktatır. (Qeybullayev, 2002: 81-84) 

Türkiye’nin Kars eyaletinde de Alvankale, Türkmenistan’da Albana adlı yer adları mevcitdir. Lakin belirtmek gerekiyor ki, Alban etnonimi Kafkaz Albaniyası’nda yaşayan en büyük ve nufuzlu etnos olan Albanların etnik adı olmakla beraber Albaniya’da yaşayan bütün kabilelerin genel ismiydi. Birçok eski yazarlar Albaniya’da çeşitli kabilelerin yaşadığını belirleseler de onları Alban adı ile genelleşdirirdiler. Lakin eski yabançı yazarlar onları Albaniya da yaşadıkları için genelleştirerek “Alban” adlandırsalar da, aslında bu kabilelerin kendi etnik isimleri vardı. Mesela, kaynaklar leq, her, qat, gel, udi gibi birçok kabilelerin de Alban kabileleri olduğu yazırdı. Çağdaş devirde de bu eski Alban kabilelerinin varisleri olan Lezgiler, Haputlar, Krızlar, Kınalıklar, İngiloylar, Udiler gibi etnik qrublar Azerbaycan Türkleri ile beraber Azerbaycan topraklarında yaşamaktadırlar ve onlar da kendi isimlerini korumakla beraber Azerbaycan’da yaşadıkları için kendilerini Azerbaycanlı olarak adlandırırlar.


MÖ Sakların içinde Azerbaycan arazisine gelen kavimlerden birisi de Şamaklar’dır. Şamak tayfalarının izleri daha II yy’da Ptolomeyin “Ksamamaxiya” şeklinde ifade etdiyi Şamaxı toponiminde kalmaktadır. Görüldüyü gibi, Azerbaycan tarihihinin bütün aşamalarıda önemli rol oynamış Şamahı şehrinin kökü Saklarla beraber Azerbaycana gelen Şamak kavimleriyle ilgilidir ve MÖ VII. yüzyıla dayanır. Güney Azerbaycam arazisinde de Şamaki adlı toponime vardır. Diğer Sak soylu kabileller gibi Şamak etnonimine de türk halklarının yaşadığı arazilerde rastlanır. Opta Asiya ve Kazakistan’da Şamakey, Karakalpaklarda Şamaki, Türkmenlerde şamak, Qırğızlarda şamaka adlı Türk kabileleri var. Xarezm ve Türkmenistan’da iki eski Şamaka kalesi, Tatarıstanda Şamaki toponimleri mevcuttur.


Miladın ilk yüzyıllarından itibaren Hun Türklerinin Azerbaycana gelişi ile Azerbaycan’daki nüfusun etnik yapısı daha da zenginleşdi ve bu kavimer Azerbaycan’ın etnik tarihinde kendine özgü izler buraktı. Hunların gelişi ile Türk soylu kavimlerın Azebaycan’a ikinci büyük akını başlandı. Bu devirden itibaren kaynaklarda Hunlarla beraber Hun soylarından olan Bulqar, Xazar, Savar gibi bir cok Türk Tayfalarının da haqqında bilgilere rastlanır. Eski yazarlar Hunların miladın I yüzyılda Albaniya da yaşadığını yazsalar da (Merpert, 1958: 152) bu kavimlerin eski Azerbaycan topraklarında ne zamandan itibaren yaşadıkları ile ilgili hiç bir şey söylemirdiler. Aynı zamanda Hunların İskit ve Kaspi halklarından olduğunu da yazırdılar. (Latışev, 1893: 240.)


Bu bilgilere istinad ederek hunların Azerbaycan arazisinde daha önceden yaşadıklarını söylemek mümkündür. Bizans kaynaklarında Kafkaz Albaniyasını “hunlar ülkesi” diye adlandırırdılar. (Artamonov, M., 1936: 54) Hun kavimlerinin izlerine günümüzde Azerbaycanın birçok bölgelerinde rastlanır. Azerbaycan’ın kuzeybatı bölgesinde Qafqaz dağlarından bu araziye uzanan geçitlerden biri “Hun beli” adlanır. Bunun yanında Hunların adı Şeki arazisindeki “Honaşen” isimli dağ adında ve Karabağ düzündeki Xonaşen toponiminde de mevcittir. Yukarıda da söylediyimiz gibi “şen” kelimesi eski “Türk” sözü olup “şennikˮ (abadlık) anlamında Azerbaycan Türklerinin dilinde bu günedek kalmaktadır. Tavuz ili arazisindeki Kürün sağ sahilinde düzenlik arazi “Hunan düzü” adlanır. Aynı zamanda Gedebey ilinin Hınnı deresi, Hunus köyü gibi toponimler de Hun etnonimini aksettiriyor. Azerbaycan’ın tarihî toprakları Zengezur bölgesinde de Honabad, Hunazir toponimleri olmuştur.


 Hunların terkibinde Sabir, Çul, Gorus, Terter, Çırak kabileleri, aynı zamanda Kengerler, Aranlar, Kataklar, Peçenekler, Bulqarlar, Hazarlar gibi yine de birçok Türk soylu kabileler Azerbaycan’a gelmişlerdi. Bu kabilelerin de her biri yerleşmiş olduğu arazilere kendi isimlerini vererek, kendi adlarını ve tarihlerini halkın hafizasına kazıdılar. Azerbaycan’da XIX. yüzyılda Kengerli kabilesinin olduğu bilinmektedir. Bu kabilenin soylarından biri de Bolkarlı adlanırdı. Günümüzde Azerbaycanda mevcit olan; Terterçay, Çırak, Kenqerli, Cullu, Bulqarkent, BulqarGöytepe gibi toponimler bu kadim halkların adlnı aksettiriyor. Kaynaklarda Sabir, Savar, Suvar isimleri ile tanınan Sabir Türkleri Azerbaycanın Şabran, Bilesuvar, Suvarlı, Sabirkent gibi eski toponimlerde kendi izlerini korumuşlar.


Hunlarla aynı zamanda Azerbaycana gelmiş kabilelerden olan Katakların adına da Azerbaycan’ın birçok bölgelerinin toponimikasında rastlanır. Katak etnonimine bağlı miladın ilk yüzüıllarından itibaren Azerbaycan ararzisinde Katak, Katuk, Qataq, Gödekli şeklinde toponimler mevcit olmuşdur. Kaynaklarda Kafkaz Albaniyasının Artsak eyaletinde Tuç-Katak adlı toponim olduğu bilinmektetir. (Budaqov-Qeybullayev, 1998: 289). Adı geçen Tuç-Katak vilayeti şimdi Azerbaycan’ın Cebrayıl bölgesinde yerleşir. Katak etnonimiyle ilgilı XVII. yüzyılda Dağlıq Qarabağda da Kötüklu köyü de vardı. Azerbaycan’ın eski tarihî toprakları olan İrevan eyaletinin (Şimdi Ermenistana ilhak edilmiş tarihi Azerbaycan arazisi) bir mahalının Katayk, Zengezurda ise bir köyün Köhne Katuk adlandığı bilinmektedir. (Budaqov, Qeybullayev Q., 1998:289)


Katak kabilesinin izlerine Azerbaycan’ın Gedebey bölgesindeki Gödekdere yer adında da rastlanır. Kaynaklar Katak kabilelerinin Gedebey arazisinde çok eskiden yaşadığını gösterir; Eski kaynaklardan birisinde Getabak adlı arazinin ve bu arazide yaşayan “Qataq” adlı tayfanın adı geçir. Kaynakta anlatılan Getabak arazisinin Azerbaycan’ın şimdiki Gedebey bölgesi olduğu anlaşılır. Kaynaklarda “Gedebey” toponimine Ketaboy gibi fonetik şekli de rastlanır. (Tağıyev, Bakı, 2000: 16) Katak etnonimine XIX. yüzyılda Azerbaycanın Quba ve Tavuz bölgelerindeki Kötüklü dağının adında ve Şeki-Zaqatala bölgesindeki Kötüklü, Katex, Katex bine gibi köylerinin adlarında da rastlanır. Bu kabilenin adı XIX yüzyılda Azerbaycanın Qazax bölgesinde yaşayan qazaxlıların bir soyu olan Gödekli kabilesinin de adında kalmışdır. Selcuk kavimlerinin de soylarından birinin Gödekli adlandığı bilinmektedir. Kazaxlar, Karakalpaklar, Özbekler, Başqırdlar, Qırğızlar, Noqaylar, Qaqauzlar gibi birçok Türk halklarında da Katak, Kataq boyları vardı. Peçenekler arasında da katay (tun-katay) tayfalarının olduğu bilinmektedir. (Budaqov-Qeybullayev, 1998: 289)


Hazarlar da Azerbaycan Türklerinin etnik tarihinde büyük rol oynamış Türk soylu kabilelerden birisidir. Hazarlar eski Türk etnonimi kas ve birçok türk etnonimine has olan “er” sözbirleşmesinden oluşarak kas erleri anlamına gelirdi. Kemer, Qarqar, Suvar, Bolkar, Suvar, Kenqer gibi kabilelerde de “er” unsuru mevcuttur. Kaslar Azerbaycan arazisine MÖ II. binyılda Ön Asiya dan göç etmiş eski Türk soylu kavimlerdendiler. Günümüzde Altayda Kara-kas, Sarı-kas gibi Türk kabileleri yaşayır. Bunun yanında Qırqız, Hakas gibi Türk etnonimlerinin de “kas” unsuru vardır. MÖ II. binyılın ortalaraından Güney Azerbaycan arazisinde yaşayan Kaslar Kaspilerin de ecdadları idiler.


Kaspi etnonimindeki “pi” ekine de bazı Türk kabilelerinin isminde rastlanmaktadır; Örneyin Herodot İskitlerde Aqrippi ve Traspi kabilelerini kaydetmişdi. Bunun yanında Ön Asya ve Altay’da Siyanbi, Tatabi gibi Türk tayfaları malûmdur. (Qeybullayev, 2002: 108.) Böylelike, Hazarların Kas ve Kaspilerin soyundan olduğu anlaşılır. Kaynaklarda Kaspilerin Kürle Araz çaylarının Kovşağından Hazar denizinedek olan denizkenarı bölgede yaşadığına ait bilgiler var. Hazar deniziniin eskiden “Kaspi” adlanması da bununla alakalıdır. Hazarlar Azerbaycanın erken orta çağlar döneminde önemli pol oynamışlar. Kaynaklar Hazarların Kafkaz Albaniyasına ilk yürüşlerinin miladın ilk yüzyıllarından itibaren (ilk yürüş 193 yılında, daha sonra 204, 213, 224 yıllarından) başlandığı yazsalar da, eski bir kaynakta daha MÖ IV. yüzyıldan önce de Kafkaz bölgesinde Hazar dilinde konuşulduğuna dair bilgiler de var. (Qeybullayev Q. 2002: 25)


Hazar etnonimi Hazar denizinin adında olduğu gibi Azerbaycan’da birçok yer adlarında da kalmaktadır. Lerikde Hazaryaylak, Ordubadda Hazaryurt, Dağlık Karabağda ve Fizulide Hazardağ gibi oronimler eski Hazar kabilelerinin izlerini taşımaktadır. Güney Azerbaycan arazisinde de Hazar etnonimine bağlı Hazarkent, Hazargeren, Hazarlı, Hazarşah gibi birçok toponimlere rastlanır. Kaynaklar Hazarların içinde Belencer, Karaçur, Keber gibi birçok Türk soylarının da olduğunu yazır. (Qeybullayev, 2002: 26) Azerbaycan’daki Bilecer, Qaraçorlu, Kebirli toponimleri muhtemelen bu soyların adını aksettirir.


Miladın ilk asırlarından Azerbaycan arazisinde yaşamış eski Türk kavimlerinden birisi de Kıpçaklardır. Kıpçak kavimlarıne ve onun boylarından olan Oncalı, buçak gibi birçok kabilelerin izlerine de Azerbaycanın bütün bölgelerinde, özellikle Şeki-Zaqatala bölgesinde rastlanmaktadır. Bu yerlerde Kıpçak, Bucak, Oncalı adlı köy adları var. En eski Oğuz kabilelerinden olan Kınık kabilesinin ismi ise Şeki-Zaqatala bölgesindeki Baş Göynük, Kanık çayı, Kanık dağı gibi yer adlarında kalmıştır. Kınık soyunun ismi aynı zamanda Kax ilinin İlisu ilçesinde bu gün de bulunan Kanuklar neslinin adında da da kendi yerini bulmuştur. Dede Korkut boylarındakı Dış Oğuzların izleri ise Şeki ili topraklarındaki “Daşüz” adlı eski yer adında rastlanır.


Eski Türk kabilelerinden olan Tele, Dulu, Türkeşlerin izlerine de Azerbaycan yer adlarında tesadüf edilir. Azerbaycan’ın Balaken ilinin topraklarında Tulu, Oğuz ilinin topraklarında Tekeş böyle toponimlerdendendir. Azerbaycan topraklarına Türk soylu kabilelerinin daha bir akını XI-XII. Asırlarda Selcuk Oğuzlarının Azerbaycan’a gelişi ile başlar. Oğuzların yerli Türk kavimleriyle kaynayıp karıştığı bu süreç Azerbaycan Türklerinin etnik gelişmesinin son aşaması olmuştur. XIII. yüzyıldaysa Moğolların terkibinde Azerbaycan’a gelen Celair, Tanqıt, Uyğur, Oriyat, Saray, Suqayıt, Künğüt, Curyat, Elet, Alar, Kacar gibi Türk soylu kabileler Azerbaycan’ın etnik tarihini daha da zenginleştirmiştir. Böylece Azerbaycan Türklerinin etnik tarihinin gelişmesi Azerbaycan topraklarında daha miladdan önce yaşayan yerli Türk soylu kabilelerle miladın ilk asrlarından itibaren Azerbaycana akışan İskit-Sak, Hun, Kıpçak, Oğuz gibi birçok Türk soylu kavimlerin kaynaşması sonucu olmuştur.


Görüldüğü gibi, Azerbaycan Türklerinin bu topraklarda minillikler önce yaşamış büyük atalarıyla çok eski dönemlerden başlayan tarihî, etnik bağlılığı bütün tarih boyunca aralıksız devam etmiştir. Eski kaynaklar ve toponimik bilgilerin araştırılması esasında Azerbaycan Türklerinin oluşumundaki etnik süreçin dönemleri ve bu dönemlerin ögelerini oluşturan kabileler, onların isimleri ve soyları belirtildikçe bilinir ki, Azerbaycan Türklerinin etnik tarihi, beşer tarihinin başlanğıcı olan Türk halkları tarihinin minilliklerle ölçülen en eski ve en zengin sayfalarından birini oluşturur.





Mehebbet PAŞAYEVA
AZERBAYCAN/AZERBAIJAN/АЗЕРБАЙДЖАН
pdf:


KAYNAKÇA
1. Артамонов, М. И., (1936), Очерки Древнейшей Истории Хазар, Ленинград.
2. Абрамзон, С. М., (1971), Киргизы И Их Этногенетические Историко- Культурные Связи, Москва.
3. Бартолъд, Б. Б., Сочинении, т. 2. Mockва.
4. Budaqov, B.-Qeybullayev, Q., (1998), Ermənisanda Azərbaycan Mənşəli Toponimlerin Izahli Lüğəti, Bakı.
5. Qeybullayev, (2002) Qarqarçay ve qarqarlar; Alpanlılar kimlərdir; Kaspilər, Elmi Pubisistik Məqalələr, Bakı.
6. Грантовский, Е. А., (1970), Ранняя История Иранских Племен Передней Азии, Москва.
7. Византийские Историки, (1860) Санкт-Петербург.
8. Велиханлы, Н., (1986), Ибн Хордадбех, Баку.
9. Vəlixanlı, N., (1974), IX-XII Əsr Ərəb Coğrafiyaşünas-Səyyahları Azərbaycan Haqqında, Bakı. 
10. Долгих, Б. О., (1960), Родовой и Племенной Состав Народов Сибири в ХVII Веке, Москва.
11. Якут, ал Хамави, (1983), Сведение об Азербайджане, Баку.
12. История Тувы, (1964), Москва.
13. История Агван Моисея Каланкатси, (1861), кн.1. Санкт-Петербург.
14. Литвинский, Б. А., (1972), Древние кочевники «Крыши мира», Москва.
15. Латышев, В. В., (1893), “Известия Древних Писателей Греческих и Латинских о Скифии и Кавказе”, т. 1, вып. 1,Санкт-Петербург.
16. Мерперт, Н. Я., (1958), Кочевые Племена в Степной Полосе Восточной Европы, Очерки Истории СССР, Москва.
17. Мурзаев, Е. М., (1985), Словарь Народных Географических Терминов, Москва.
18. Mahmud Kaşqari, (1939), Divani Lüğat-it Türk, Cilt: 1.Ankara.
19. Paşayeva, M. T., (2005), “Türkmənşəli Qarqar Tayfasının Azərbaycanlıların Etnik Tarixində Yeri, ‘Ortaq Türk Keçmişindən Ortaq Türk Gələcəyinə’ ”, III Uluslararası Folklor Konfransının Materialları, Bakı.
20. Tağıyev, B., (2000), Gədəbəy, Bakı.
21. Fray, Р. (1972), Наследие Ирана, Москва.
22. Hacıyev, T. İ., (1988), Azərbaycan Paleotoponimikasın’dan “Azərbaycan Onomastikası Problemləri”, Bakı.

























Büyükdaş Dağı - Gobustan