lelegler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lelegler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2025 Pazar

Kabar, Kabaroi, Kabeiroi

 

Kabar (Kabir/Kabeiroi/Kabaroy): Elam yazıtlarından Hazarlar'a...

Grek kaynaklarında ilk kez Eshilos’un(Aiskhylos,-5.yy) bahsettiği Kabarlar Pelasg kökenli Ephaistos’un (Hephaistos) oğullarıdır... 


'On Bin Ölümsüzler'e bile Hazaralar, başındaki komutana da Hazarapat demişlerdir. 


SB - Turova ve Saka Türkleri 📕

kaynaklar kitapta.



Demirci Kabeiroi/Kabar


Karlar - Karia

 

"Eğer Karialılar, Lelegler ve Pelasglar soydaşsa ve Lydialılar ile Mysialıların da atalarıysa, o zaman bunların kökeni Hint-Avrupa olamazdı."

SB - Turova ve Saka Türkleri 📕





KARLAR-LELEGLER

"Karlar Leleg adını taşıyordu... Eski Yunan yazarlarına göre Karialılar, Ege'nin yerli ulusudurlar. Karialılar kendilerine Anadolu'nun yerlileri sayarlar. Bazı bilginler Karlar'ı , Eski Tunç Çağı'nın ikinci yarısı içinde (İÖ 2300) Anadolu'ya gelmiş olan Luvi dil grubuna giren toplumun devamı olarak görürler. Ancak Karia yer adları ve dinleri bu halkın Luviler gibi Hint-Avrupa karakteri bir dil konuşmadıklarını belirtir."

Doç. Dr. Veli Sevin, "Anadolu'da Yunanlılar" , 1982

Anadolu Uygarlıkları. Görsel Anadolu Tarihi Ansiklopedisi, Cilt 2.




"Gerek Karialılar, gerek Lelegler Anadolu kıyılarında yaşıyorlardı. Aralarında pek belirgin bir ayrım yoktur. Herodotos, Lelegleri, eski budunsal adı koruyan Karialıların bir kolu olarak görmektedir. Leleglerin, Karialılarca köleleştirilen ayrı bir halk olduğu ve ilk başlarda Samos ve Khios adalarında yaşadığı yolunda görüşler de vardı. Tarihsel dönemde, Lelegler artık bir anı olmaktan öteye geçemezken, Karialılar kendi adlarını taşıyan ülkenin Yunanlı olmayan sakinleri olarak herkesce bilinmekteydiler." (...) Karia'daki başlıca Yunan yerleşim merkezi, Herodotos'un doğum yeri olan Halikarnassos'du. Tarihçi Herodotos'un kendisinin de Karia'lıların soyundan gelmesi olasıydı, çünkü babasının adı Lykses, amcasının adıysa Panyasis'di; bunlar, Yunan adları değildir. Gerçi Yunan etkisine Lykia'lılardan daha açıktılar ama, Karia'lılar da kendi dillerini ve kültürlerini korudular.


George Thomson, Tarih Öncesi Ege / The Prehistoric Aegean


"The Carians and Leleges both belonged to the Anatolian seabord, and the distinction between them is somewhat indefinite. Herodotus regards the Leleges as a branch of the Carians that retained the old national name. Other views were that they were a distinct people reduced by the Carians to serfdorn, and that originally they had been confined to Samos and Chios. In historical times they were little more than a memory, whereas the Carians were universally familiar as the non-Greek inhabitans of the country that bore their name."


"Herodot bile bir Kar idi, Grek değil!"
"Karya'nın Yunanla hiçbir ilgisi yoktur."
Ark.Rh. Canan Küçükeren




Biri Selçuklu 11.-12.yy'dan, diğeri Karia kenti İasos'tan (Yasos, Yas-os, Yas/Yaz)
MÖ 6. yy "Avcı" betimlemesi.

* Antik dönem "Grek" eserlerinin kaçında tavşanlı-avcı betimlemesi görülmekte?
* Bu betimleme "Yunan" kültüründe devam etmiş midir?


TÜRKÇE OB/OBA/OVA = Kabile, bir aşirete mensup büyük bir aile, mahalle. Konak yeri ve burada konaklayan halk/aile. Beş-on evli köy.
Hangi Obadansın? = Hangi soydansın, kimlerdensin?

Sumer UB = Yaşam yeri, saha;
Asur UBADİNNU/UPATİNNU;
Hitit UBATİ = (anlamı) Arazi yardımı (olarak verilmiş);
Sözde Luvice UBADİD/UWA = UBA kökünden. (anlamı) Arazi ve kiracılar (olarak verilmiş);
Likya/Lukka, Karia UBA;
Sözde Frigce OWA/OİA/OUA = Köy;
Spartalılarda OBAİ/OBAE = Kabile, köy. Her boy on OBA'dan, her OBA otuz aileden oluşuyor.

Asurlarda, Hititlerde, sözdeLuvicede, Likyada, Kariada, sözdeFrigcede ve Spartalılarda geçen OBA Türkçe kökenlidir.

SB
kaynaklar 'Turova ve Saka Türkleri'nde




Place Names from Before Greek Period



Olcas Süleyman; 
"Hint-Avrupa dil ailesine dâhil edilmiş olan birçok dilin yapısı ve şekli tarihî olarak çok kısa süre içerisinde kökünden değişmiştir.
Hâlbuki Türk dilinde aynı zaman içerisinde hiç bir değişiklik olmamıştır."

4 Nisan 2019 Perşembe

PELASGLAR - TUROVALILAR - ETRÜSKLER - TURHANLAR !


Etrüsklerin menşei hakkında en önemli eseri yazmış olan İtalyan Etrüskoloji bilgini Luigi Pareti, Etrüsklerden, daha doğrusu Tyrhenlerden bahseden bütün Yunanlı yazarların adlarını namuskârane bir şekilde eserinde sıralamıştır. Ancak Etrüsklerin İtalya’ya başka bir ülkeden gelmiş olması kendisinin peşin hüküm ve kararına uymadığından, her cümlesine şöyle başlar: “Yunanlı tarihçiler şu yanlış iddiayı ileri sürerler ki…” veyahut: “Yunanlı tarihçilerin yersiz kanaatine bakılırsa…”
(30)





Etrüsklerden Tyrhen (bazen de Tyrsen) adı ile bahsetmiş olan Yunanlı tarihçilerin başlıcaları şunlardır:
Hesiod
Herodot
Tukidides
Hellanik (*Lesboslu Hellanicus, Mytilene de diyorlar)
Kallimakhos
Strabon
Bizanslı Stefanos ve saire..


Etrüsklerin Afroditi "TURAN" 
MÖ 4.-3.yy, Metropoltian Müzesi


İşte bu yazarlar bir de Pelasg adlı bir kavimden bahsederler ki, Homer’in de zikrettiği bu kavim, bazılarının ifadesine göre kuzeyden gelerek dağınık gruplar halinde Yunanistan’da ve Anadolu’da yerleşmiş ve Truva muharebesinden sonra İtalya’ya hicret ederek, orada Etrüsk adını almıştır. Modern tarihçiler arasında bilhassa Beloch, Fick, Treidler, Meyer, Ehrlich gibi Alman bilginleri Pelasglar konusunu incelemişlerdir. Ekserisini Pelasglarla Etrüsklerin ayni kavim olduğunu ileri sürmekte tereddüt etmemektedirler.

Fransız âlimleri ile Fransız dilinde yazan âlimler arasında da, bu konuya eğilenler ayni temayülü göstermektedir. Meselâ 1924 yılında bile, Meillet ve Cohen’in klâsik eser olarak kabul edilen “Dünya Dilleri” nde aşağıdaki satırları okumak mümkündü: “Pelásgca Milattan sonra 5 inci yüzyılda bile Trakya sahillerinde, Propontid’in güneyinde ve İmros, Lemnos gibi adalarda henüz konuşulmakta idi. Hem Lemnos adasında 1885 yılında bulunan, fakat henüz deşifre edilmeyen o meşhur yazıt belki de bu dilin bir örneğini vermektedir... Yazıtta kullanılan dilin terkip özellikleri Pelasg dili ile Etrüsk dili arasında bir akrabalık ihtimalini hatıra getirmektedir.” (31)

Bugün Liège Üniversitesi Profesörlerinden A. Severyns gibi bir bilgin, daha emin bir ifade ile: “Homer’den önce Yunanistan ve Yakın Doğu” adlı eserinde şöyle der: “Esrarengiz etrüskçe ile Lemnos yazıtlarında kullanılan ve daha az esrarengiz olmayan dili mukayese eden bilginler, bu iki dil arasında garip benzerlikler bulmuşlardır. Etrüsklerin, İtalya’yı işgal etmeden önce Tyrsen adı altında, Ege’nin bir köşesinde yaşamış oldukları hatırlanırsa, bunda şaşılacak bir şey bulunmadığı neticesine varılır” (32).

Diğer taraftan, Etrüsklerin Lydia’dan geldiklerine dair Herodot tarafından ileri sürülen görüş Truva’dan geldiklerine dair Virjil tarafından terennüm edilen inanış arasında çelişki yoktur (33). Çünkü Pelasglar hem Lydia’da, hem Truva’da yerleşmiş bulunuyorlardı. Göçleri için kullandıkları İzmir limanı da oralara pek uzak değildir (34).

Sofokles’in Hellanik tarafından zikredilen “İnachos” adlı trajedisinde Etrüsklere “Pelasg – Tyrsen” adını verildiği malûmdur. Mesela derinleştirildikçe, Etrüsk = Pelasg denklemi bir gerçek olarak ortaya çıkmaktadır. Fakat böyle olsa bile burada, bizi asıl meşgul eden problemin çözümüne doğru ancak yarı yolda bulunduğumuzu kabul etmemiz gerekir. Zira, Etrüskler Pelasglar idi demek kâfi değildir. Asıl Pelasgların kim olduklarını ve bugünkü hangi millete tekabül ettiklerini tesbit etmek mühimdir.

Pelasg adlı kavim hakkında eski Yunan tarihçilerinin eserlerinde mevcut bilgiler şöyle özetlenebilir:

1) Pelasglar kuzeyden gelmiş bir kavimdir: Bu kendilerinin ya Yunanistan’ın, ya da Karadeniz’in kuzeyinden geldikleri manasına gelir.
2) Bu kavim durmadan yer değiştirirdi, yani göçebe idi.
3) Pelasglar oturdukları bölgelerin veya kendilerini yöneten başbuğun adına göre kolayca ad değiştirirlerdi.
4) Pelasglar inşaatçı ve imarcı bir millet idiler. Atina’ya hâkim bulundukları sırada, orada öyle bir duvar meydana getirmişlerdi ki, bunun bir parçası asırlara meydan okumuştur.
5) Nihayet, Pelasgların komşu milletler açısından pek hoş olmayan bir âdetleri vardı: o da kız kaçırma şeklinde başka milletlerin kadınları ile evlenmeleri idi.
6) Yukarıdaki beş noktaya Yunanlı tarihçiler tarafından işaret edilmeyen, fakat Lemnos yazıtlarının teyit ettiği ve bilginlerce Etrüsk lisanı ile Pelasg lisanının birbirine benzetilmesinden çıkarabileceğimiz şu noktayı da ilâve edebiliriz: Pelasglar Hint – Avrupa olmayan, agglutinatif ve ses uyumuna tabi bir dil konuşurlardı. 


TURHANOİ

Bize kelimeyi böyle yazmağa hak veren bir husus da Alman dilindeki meşhur Pauly ve Wissowa Ansiklopedisinin verdiği bilgidir. Bu ansiklopedinin Tyrrhener maddesinde şöyle denilmektedir: 'Yunancada Tyrrhen'lerin adı çeşitli şekiller alırdı: Tursenoi, Tursanoi, Turhenoi, TURHANOİ..' (Bu kelimeler, Ansiklopedide, Yunan harfleriyle yazılırdır). ... Şimdiye kadar, Etrüsklerin yunanca adını tahlil konusu yaparken, hep kelimenin çoğul şeklini kullandık. Kelimeyi yunancada çoğul şekle sokan, sonundaki iki harften ibaret 'Oİ' ekidir. Bu eki çıkarırsak, saf kök olarak elde kalan şudur: TURHAN. Yukarıdaki açıklamalardan çıkarabileceğimiz mantıki netice şudur ki, Yunanlıların Etrüsklere verdikleri adın aslı TURHAN idi.

Adile Ayda, 
Etrüskler Türk Mü İdi?, 
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları 43, Ankara 1974.
30. Lugi Pareti, “Gli Origini değli Etruschi” Firenze 1926. Bemporad e figlo ed.
31. (Paris)
32. A. Severyns, “Grèce et Proche-Orient avant Homère” Presses Universitaires de Bruxelles, 1968, s. 43
33. Bilindiği gibi Virjil, öleceği sırada Eneid’in müsveddelerini yakmak istemiştir. Yakınları buna mani olunca, onlardan eserin yayınlanmayacağına dair söz almıştır. Bunu sebebi kendi soyunun efsanelerine ihanet etmiş, bunları Roma çıkarı uğruna kullanış olmaktan ileri gelen bir vicdan azabı mı idi acaba?
34. Bugün pek çok Etrüskoloji bilgini Etrüsklerin Lydia’dan, yani Anadolu’dan geldiğini kabul etmektedir. Wladimir Georgiev ise, (“Die Träger der Kreitsch-Mykenischen Kultur”, Sofia, 1937), (Etrüsklerin Hitit olduğunu iddia etmeden önce) onların Truva’lı olduklarını ileri sürmüştü. Bize göre, bu iki görüş arasında çelişki yoktur. Etrüskler Pelasg, Lydialı, Truvalı gibi çeşitli isimler altında Ege denizinin Doğu ve Batı sahillerinde oturmuşlardır. 





2 Nisan 2015 Perşembe

EGE VE ANAERKİLLİK



Karia'lılar ve Leleg'ler


Gerek Karia'lılar, gerek Leleg'ler Anadolu kıyılarında yaşıyorlardı. Aralarında pek belirgin bir ayrım yoktur. Herodotos, Leleg'leri, eski budunsal adı koruyan Karia'lıların bir kolu olarak görmektedir. Leleglerin, Karia'lılarca köleleştirilen ayrı bir halk olduğu ve ilk başlarda Samos ve Khios adalarında yaşadığı yolunda görüşler de vardı. Tarihsel dönemde, Leleg'ler artık bir anı olmaktan öteye geçemezken, Karia'lılar kendi adlarını taşıyan ülkenin Yunanlı olmayan sakinleri olarak herkesçe bilinmekteydiler.

Karia'daki başlıca Yunan yerleşim merkezi, Herodotos'un doğum yeri olan Halikamassos'du. Tarihçi Herodotos'un kendisinin de Karia'lıların soyundan gelmesi olasıydı, çünkü babasının adı Lykses, amcasının adıysa Panyasis'di; bunlar, Yunan adları değildir. Gerçi Yunan etkisine Lykia'hlardan daha açıktılar ama, Karia'lılar da kendi dillerini ve kültürlerini korudular. Sanırız, Herodotos onları iyi tanıyordu; Lykia'lıların anaerkil toplumunun başka hiçbir budunda görülmediğini söylediğine bakılırsa, onun zamanında Karia'lılarda babayanlılık egemendi. Ancak, burada bile, yanılma payı bırakmakta yarar var.

Karia'lıların en ünlü kralı, dördüncü yüzyılda hüküm sürmüş olan Mausolos'du. Mausolos'un karısıysa, kız kardeşi Artemisia'ydı. İdrieus ve Piksodaros adlı iki de erkek kardeşi vardı Mausolos'un. İdrieus da başka bir kız kardeşiyle, Ada'yla evliydi. Mausolos çocuğu olmadan ölünce, anısına ünlü Mausoleum'u yaptıran Artemisia geçti yerine.

Daha sonra, Artemisia'mn yerini İdrieus, İdrieus'un yerini de Ada aldı. Ada ise, Perslere boyun eğen, krallığı kızıyla evlenen Pers satrabına bırakan Piksodaros tarafından tahttan indirildi, en sonunda Satrap da, Ada'nın isteği üzerine Büyük İskender tarafından tahttan indirildi, böylelikle Ada bir kez daha kendi hakkıyla başa geçti. Herodotos'dan yüz yıl sonra, Karia hanedanının, firavunlarla aynı anaerkil içten evlenme kuralına uyduğunu görüyoruz.

Herodotos'dan, doğum yeri Halikarnassos'un, Pers Savaşı sırasında adının Artemisia olduğuna bakılırsa aynı hanedandan gelen Karialı bir kraliçenin yönetiminde olduğunu öğreniyoruz. Bu kraliçenin annesi Giritliydi; babasının adıysa "Lygdamis'"di.*

Kocası ölmüştü, ama yetişkin bir oğlu olmasına karşın, "girişken ruhu, erkekçe korkusuzluğuyla" tiranlığı kendisi yönetmekteydi. Kserkses Yunanistan'ı istilâ ettiğinde, Artemisia kendi komutasında beş savaş gemisiyle ona katıldı. Salamis Savaşı'nda, Pers bozgunu başladığında, Artemisia'nın gemisinin ardına bir Atina gemisi takıldı, ama Artemisia ustaca bir dönüşle Pers gemilerinden birine bindirerek kendini kurtardı. Atinalılar Artemisia'nm kendi saflarına geçtiğini sanarak onu kovalamaktan vazgeçtiler.

Perslere gelince, onlar da Artemisia'nın gemisinin bindirdiği geminin bir düşman gemisi olduğunu sandılar; savaşı kıyıdan izleyen ve kendi amirallerinin başarısızlığına öfkelenen Kserkses şöyle dedi: "Erkekler bugün kadın gibi, kadınlar da erkek gibi davrandılar." Bu olayın belki de asıl ilginç yanı, olup bitenlere Atina gemilerinden birinde tanık olan bir oyun yazarının, erkekçe korkusuzluğuyla Artemisia'yı bile geride bırakacak büyük bir oyun kişisi yaratacak olmasıydı. Miletos'u ele geçiren İon'lar, ana-babalarını öldürdükleri Karia'lı kadınları aldılar.

Gel gör ki, bu kıyımdan dolayı Karia'lı kadınlar, yeni kocalarıyla birlikte yemeğe oturmamaya, kocalarının adını anmamaya ant içtiler. Bu da, koloninin ilk dönemlerinde, kadınların kendi yerli düzenlerini bir ölçüde koruduğunu gösteriyor.

Ege'nin Anaerkil Halkları
George Thomson / Tarih Öncesi Ege




Artemisia II ve Kral Mausolos ; 
Halikarnos Mozolesini yaptırtan kraliçe.





Truva Savaşından sonra gelen kolonilerden Androklos, Efes'e ayak bastıktan sonra  Karialılar ile Lelegleri kovmuştur. Bu durumda Efes ve çevresinin Yunanlılar ile hiç bir ilgisinin olmadığı ortaya çıkar. Çünkü Ege, Yunan kolonileri gelmeden öncede, burada varlığını sürdürüyordu.






* ek: 
Kimmerler
Lygdamis = Lygdamme = Tugdamme




MÖ.7.yy'da Kral Lygdamis komutasındaki 
Kimmerler'in işgali - Efes Müze

Açıklamaya şunu ekleyememişler......!
"Kaynaklarda geçen Lygdamis'in 
Türkçedeki karşılığı Tugdamme (Toktamış) 'dir ve Kimmerler Türk'tür."






I.Asurbanipal zamanında Asur-Kimmer temasları : 
Ninive metninde: (st. 146) 

m Tug-dam-me[i] LUGAL KUR 
Sak-a-a-u Gu-tu-um ki muş-tar-[hu] şa pa-lah [DİNGİR.MEŞ] la i-du-u.


Asurbanipal'ın karşısındaki diğer kişi Elam kralı Teumman'dır. Asya Hun Türklerinin atası Teoman'da onun adını taşır.....


KİMMER'LERİN ANADOLU'YA GİRİŞLERİ VE M.Ö.7 NCİ YÜZYILDA ASUR DEVLETiNİN 
Dr. KADRİYE TANSUĞ
Sumeroloji Asistanı


KAPADOKYA’DA KİMMERLER - Yrd.Doç.Dr.Hacı ÇOBAN / pdf


Atlı kavimler zümresinden Türklerin ilk çağlardan itibaren yaşadıkları coğrafyadan göçlerle dünyanın çeşitli bölgelerine yayıldıkları anlaşılmaktadır. Anadolu coğrafyası da Türklerin göçlerle gelip yerleştiği önemli yerlerden biri olmuştur. Eski Çağ ve Orta Çağ’da yapılan ve dünya tarihi içinde önemli bir yeri olan göç hareketleri Türk toplulukları için karakteristik olaylardır. Türk kavimlerinin göç ederek yeni yurtlar edinmelerinin M.Ö. ve M. S. olmak üzere çeşitli zaman aralıklarında yapıldığı anlaşılmaktadır. 

M.Ö. birinci binyılda göç hareketlerinde bulunan atlı göçebe kavimler zümresi içinde Kimmerler ve İskitler önemli bir yere sahiptir. Atlı göçebelik sayesinde hareketli hayat süren bu kavimlerin yaşantılarındaki ve kültürel kalıntılarındaki benzerlikler sayesinde birbirinden ayrılmaları çok zor olmaktadır. Karadeniz’in kuzeyinden hareketle birbirlerini takip ederek her iki kavim de Anadolu’ya göç etmiştir. 

Bu kavimler; Doğudan Batıya doğru Anadolu’da yaşayan birçok kavimle mücadeleler yapmışlar, mücadele ettikleri kavimlerin yazılı belgelerinde çeşitli izler ve deliller bırakmışlardır. Urartulular, Asurlular, Geç Hitit Şehir devletlerinden en başta Tabal Krallığı olmak üzere Melitene ve Que Krallıkları, Frigler ve Lidyalıların bıraktığı yazılı ve arkeolojik veriler bu deliller içerisinde yer almaktadır. Kendilerine ait yazılı belgeler bırakmamış olmalarına rağmen Arkeolojik kalıntılar yanında ilişkilerde bulundukları kavimlerin yazılı tarihlerinde verdikleri çivi yazılı belgelerden çıkarılan sonuçlara göre Kimmerler adı ile bilinen atlı göçebe bozkır kavminin Kapadokya bölgesini de içine alan Orta Anadolu’da teşkilatlı bir yapı oluşturarak hâkimiyet kurduklarını gösteren deliller de tespit edilmiştir. 


Bu çalışmamızda Kimmerler hakkında komşu kavimlerin verdiği bilgilerden ve bölgede ele geçen arkeolojik kalıntılardan hareketle Kapadokya bölgesindeki Kimmer varlığı hakkında bilgiler verilecektir.


ve:
Gordion (Yassıhöyük) kazılarında Kimmer Türklerine ait yazıtların bulunduğu bilgisi ;

..."This end wall was exceptional in that there were incised marks on the interior face: () on the tpmost beam, at the soutwest end, cut clearly and visible after: () on the same beam, at the northeast end, a plain vertical stroke cut in a rough surface which may have concealed additioanl hastae, () on the third bearn down, at the northeast end. It is to be noted that all these letters, (hardly proper carpenter's marks if visible after fitting) were used in the PRE-KIMMERIAN INSCRIPTIONS FOUND IN TUMULUS MM."....

THE GORDION EXCAVATIONS 1950-1973
FINAL REPORTS VOLUME II
THE LESSER PHRYGIAN TUMULI , Part I
TUMULUS KY - HORSE BURIALS

Rodney Stuart Young (Archaeologist)

* * *

"Assyrian sources who call kimmers “gamira” tell about them Manna, I mean as inhabitants of Azerbaijan and tell the name of their ruler Tuqdammen (Tokhtamish). (8.327-219)

Due to the thoughts spread in Russian and some European scientific literature, that nation was Iranian language nation (9.239-241). But irrefutable facts proof that this is wrong and kimmers were Turkish language nation. 

In this case the information given by the early middle Ages historian Procophia is peerless: “… After Saginq many hun tribes who were mostly in the country arranged in the territory from Meotiy bog to the place where Tanais River fell into bog. These nations were called kimmer in the past, now they are called utigur” (10.20; 13.96-97)

As you see from the information given by Procophy, Hun turks, also Utigurs which is the branch of Huns were called kimmer in past. It means that, antique authors did not have doubts that the kimmers were Turkish."


Prof.Dr.Bahtiyar Tuncay - link