caria etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
caria etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2015 Perşembe

EGE VE ANAERKİLLİK



Karia'lılar ve Leleg'ler


Gerek Karia'lılar, gerek Leleg'ler Anadolu kıyılarında yaşıyorlardı. Aralarında pek belirgin bir ayrım yoktur. Herodotos, Leleg'leri, eski budunsal adı koruyan Karia'lıların bir kolu olarak görmektedir. Leleglerin, Karia'lılarca köleleştirilen ayrı bir halk olduğu ve ilk başlarda Samos ve Khios adalarında yaşadığı yolunda görüşler de vardı. Tarihsel dönemde, Leleg'ler artık bir anı olmaktan öteye geçemezken, Karia'lılar kendi adlarını taşıyan ülkenin Yunanlı olmayan sakinleri olarak herkesçe bilinmekteydiler.

Karia'daki başlıca Yunan yerleşim merkezi, Herodotos'un doğum yeri olan Halikamassos'du. Tarihçi Herodotos'un kendisinin de Karia'lıların soyundan gelmesi olasıydı, çünkü babasının adı Lykses, amcasının adıysa Panyasis'di; bunlar, Yunan adları değildir. Gerçi Yunan etkisine Lykia'hlardan daha açıktılar ama, Karia'lılar da kendi dillerini ve kültürlerini korudular. Sanırız, Herodotos onları iyi tanıyordu; Lykia'lıların anaerkil toplumunun başka hiçbir budunda görülmediğini söylediğine bakılırsa, onun zamanında Karia'lılarda babayanlılık egemendi. Ancak, burada bile, yanılma payı bırakmakta yarar var.

Karia'lıların en ünlü kralı, dördüncü yüzyılda hüküm sürmüş olan Mausolos'du. Mausolos'un karısıysa, kız kardeşi Artemisia'ydı. İdrieus ve Piksodaros adlı iki de erkek kardeşi vardı Mausolos'un. İdrieus da başka bir kız kardeşiyle, Ada'yla evliydi. Mausolos çocuğu olmadan ölünce, anısına ünlü Mausoleum'u yaptıran Artemisia geçti yerine.

Daha sonra, Artemisia'mn yerini İdrieus, İdrieus'un yerini de Ada aldı. Ada ise, Perslere boyun eğen, krallığı kızıyla evlenen Pers satrabına bırakan Piksodaros tarafından tahttan indirildi, en sonunda Satrap da, Ada'nın isteği üzerine Büyük İskender tarafından tahttan indirildi, böylelikle Ada bir kez daha kendi hakkıyla başa geçti. Herodotos'dan yüz yıl sonra, Karia hanedanının, firavunlarla aynı anaerkil içten evlenme kuralına uyduğunu görüyoruz.

Herodotos'dan, doğum yeri Halikarnassos'un, Pers Savaşı sırasında adının Artemisia olduğuna bakılırsa aynı hanedandan gelen Karialı bir kraliçenin yönetiminde olduğunu öğreniyoruz. Bu kraliçenin annesi Giritliydi; babasının adıysa "Lygdamis'"di.*

Kocası ölmüştü, ama yetişkin bir oğlu olmasına karşın, "girişken ruhu, erkekçe korkusuzluğuyla" tiranlığı kendisi yönetmekteydi. Kserkses Yunanistan'ı istilâ ettiğinde, Artemisia kendi komutasında beş savaş gemisiyle ona katıldı. Salamis Savaşı'nda, Pers bozgunu başladığında, Artemisia'nın gemisinin ardına bir Atina gemisi takıldı, ama Artemisia ustaca bir dönüşle Pers gemilerinden birine bindirerek kendini kurtardı. Atinalılar Artemisia'nm kendi saflarına geçtiğini sanarak onu kovalamaktan vazgeçtiler.

Perslere gelince, onlar da Artemisia'nın gemisinin bindirdiği geminin bir düşman gemisi olduğunu sandılar; savaşı kıyıdan izleyen ve kendi amirallerinin başarısızlığına öfkelenen Kserkses şöyle dedi: "Erkekler bugün kadın gibi, kadınlar da erkek gibi davrandılar." Bu olayın belki de asıl ilginç yanı, olup bitenlere Atina gemilerinden birinde tanık olan bir oyun yazarının, erkekçe korkusuzluğuyla Artemisia'yı bile geride bırakacak büyük bir oyun kişisi yaratacak olmasıydı. Miletos'u ele geçiren İon'lar, ana-babalarını öldürdükleri Karia'lı kadınları aldılar.

Gel gör ki, bu kıyımdan dolayı Karia'lı kadınlar, yeni kocalarıyla birlikte yemeğe oturmamaya, kocalarının adını anmamaya ant içtiler. Bu da, koloninin ilk dönemlerinde, kadınların kendi yerli düzenlerini bir ölçüde koruduğunu gösteriyor.

Ege'nin Anaerkil Halkları
George Thomson / Tarih Öncesi Ege




Artemisia II ve Kral Mausolos ; 
Halikarnos Mozolesini yaptırtan kraliçe.





Truva Savaşından sonra gelen kolonilerden Androklos, Efes'e ayak bastıktan sonra  Karialılar ile Lelegleri kovmuştur. Bu durumda Efes ve çevresinin Yunanlılar ile hiç bir ilgisinin olmadığı ortaya çıkar. Çünkü Ege, Yunan kolonileri gelmeden öncede, burada varlığını sürdürüyordu.






* ek: 
Kimmerler
Lygdamis = Lygdamme = Tugdamme




MÖ.7.yy'da Kral Lygdamis komutasındaki 
Kimmerler'in işgali - Efes Müze

Açıklamaya şunu ekleyememişler......!
"Kaynaklarda geçen Lygdamis'in 
Türkçedeki karşılığı Tugdamme (Toktamış) 'dir ve Kimmerler Türk'tür."






I.Asurbanipal zamanında Asur-Kimmer temasları : 
Ninive metninde: (st. 146) 

m Tug-dam-me[i] LUGAL KUR 
Sak-a-a-u Gu-tu-um ki muş-tar-[hu] şa pa-lah [DİNGİR.MEŞ] la i-du-u.


Asurbanipal'ın karşısındaki diğer kişi Elam kralı Teumman'dır. Asya Hun Türklerinin atası Teoman'da onun adını taşır.....


KİMMER'LERİN ANADOLU'YA GİRİŞLERİ VE M.Ö.7 NCİ YÜZYILDA ASUR DEVLETiNİN 
Dr. KADRİYE TANSUĞ
Sumeroloji Asistanı


KAPADOKYA’DA KİMMERLER - Yrd.Doç.Dr.Hacı ÇOBAN / pdf


Atlı kavimler zümresinden Türklerin ilk çağlardan itibaren yaşadıkları coğrafyadan göçlerle dünyanın çeşitli bölgelerine yayıldıkları anlaşılmaktadır. Anadolu coğrafyası da Türklerin göçlerle gelip yerleştiği önemli yerlerden biri olmuştur. Eski Çağ ve Orta Çağ’da yapılan ve dünya tarihi içinde önemli bir yeri olan göç hareketleri Türk toplulukları için karakteristik olaylardır. Türk kavimlerinin göç ederek yeni yurtlar edinmelerinin M.Ö. ve M. S. olmak üzere çeşitli zaman aralıklarında yapıldığı anlaşılmaktadır. 

M.Ö. birinci binyılda göç hareketlerinde bulunan atlı göçebe kavimler zümresi içinde Kimmerler ve İskitler önemli bir yere sahiptir. Atlı göçebelik sayesinde hareketli hayat süren bu kavimlerin yaşantılarındaki ve kültürel kalıntılarındaki benzerlikler sayesinde birbirinden ayrılmaları çok zor olmaktadır. Karadeniz’in kuzeyinden hareketle birbirlerini takip ederek her iki kavim de Anadolu’ya göç etmiştir. 

Bu kavimler; Doğudan Batıya doğru Anadolu’da yaşayan birçok kavimle mücadeleler yapmışlar, mücadele ettikleri kavimlerin yazılı belgelerinde çeşitli izler ve deliller bırakmışlardır. Urartulular, Asurlular, Geç Hitit Şehir devletlerinden en başta Tabal Krallığı olmak üzere Melitene ve Que Krallıkları, Frigler ve Lidyalıların bıraktığı yazılı ve arkeolojik veriler bu deliller içerisinde yer almaktadır. Kendilerine ait yazılı belgeler bırakmamış olmalarına rağmen Arkeolojik kalıntılar yanında ilişkilerde bulundukları kavimlerin yazılı tarihlerinde verdikleri çivi yazılı belgelerden çıkarılan sonuçlara göre Kimmerler adı ile bilinen atlı göçebe bozkır kavminin Kapadokya bölgesini de içine alan Orta Anadolu’da teşkilatlı bir yapı oluşturarak hâkimiyet kurduklarını gösteren deliller de tespit edilmiştir. 


Bu çalışmamızda Kimmerler hakkında komşu kavimlerin verdiği bilgilerden ve bölgede ele geçen arkeolojik kalıntılardan hareketle Kapadokya bölgesindeki Kimmer varlığı hakkında bilgiler verilecektir.


ve:
Gordion (Yassıhöyük) kazılarında Kimmer Türklerine ait yazıtların bulunduğu bilgisi ;

..."This end wall was exceptional in that there were incised marks on the interior face: () on the tpmost beam, at the soutwest end, cut clearly and visible after: () on the same beam, at the northeast end, a plain vertical stroke cut in a rough surface which may have concealed additioanl hastae, () on the third bearn down, at the northeast end. It is to be noted that all these letters, (hardly proper carpenter's marks if visible after fitting) were used in the PRE-KIMMERIAN INSCRIPTIONS FOUND IN TUMULUS MM."....

THE GORDION EXCAVATIONS 1950-1973
FINAL REPORTS VOLUME II
THE LESSER PHRYGIAN TUMULI , Part I
TUMULUS KY - HORSE BURIALS

Rodney Stuart Young (Archaeologist)

* * *

"Assyrian sources who call kimmers “gamira” tell about them Manna, I mean as inhabitants of Azerbaijan and tell the name of their ruler Tuqdammen (Tokhtamish). (8.327-219)

Due to the thoughts spread in Russian and some European scientific literature, that nation was Iranian language nation (9.239-241). But irrefutable facts proof that this is wrong and kimmers were Turkish language nation. 

In this case the information given by the early middle Ages historian Procophia is peerless: “… After Saginq many hun tribes who were mostly in the country arranged in the territory from Meotiy bog to the place where Tanais River fell into bog. These nations were called kimmer in the past, now they are called utigur” (10.20; 13.96-97)

As you see from the information given by Procophy, Hun turks, also Utigurs which is the branch of Huns were called kimmer in past. It means that, antique authors did not have doubts that the kimmers were Turkish."


Prof.Dr.Bahtiyar Tuncay - link






15 Aralık 2014 Pazartesi

TANRIÇA HEKATE / EKATE ve LAGİNA KUTSAL ALANI






"Phoibe Koios’la gerdeğe girdi
Leto ve adı güzel Asteria’yı getirdi dünyaya
Perses sarayına götürdü bir gün
Ve sevgili eşi oldu onun
Ve Asteria Hekate ’yi doğurdu.
Ölümsüzlerin saygısı büyüktür Ona,
Bugün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü
Hekate’nin adını anar yakarışlarında.
Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça
Onun elde edemeyeceği şey yoktur.
Ona bütün mutlulukları vermek elindedir
Ünlü Gaia ve Uranos’un bütün çocukları
Kendi paylarından pay vermişlerdir ona
Kim hoşuna giderse Hekate’nin
Yardım görür ondan, destek bulur onda.
Meydanlarda kalabalıklar içinde
Kimi isterse onu parlatır Hekate
Ölüm-kalım savaşlarında Hekate
Dilediği savaşçıya yardım eder.
Dilediğine verir başarıyı, şanı, şerefi
Kurultaylarda saygın kralların yanındadır,
İnsanlar arasındaki yarışmalarda
Tanrısal gücüyle işe karışır.
Zaferi kazanan alır güzel ödülü
Ve şeref kazandırır yakınlarına.
Binicilerden de dilediğine yardım eder,
Belalı engin denize açılanlar da
Başvururlar Hekate'ye ve yeri sarsan tanrıya.
Bereketli av sağlar onlara soylu tanrıça
Ya da tam başaracakları sırada
Avlarını alır elinden canı isterse.
Hermes'le sürüleri üretir ağıllarda,
Öküzleri, keçileri, ak yünlü koyunları
Azaltır ya da çoğaltır gönlünce
Ölümsüzler arasında yeri büyüktür Hekate'nin
Zeus gençliğin besleyicisi yapmıştır onu. "

Hesiodos, Thegonia 




Hekate, Artemis’e benzeyen ama kendine özgü efsaneleri bulunmayan bir tanrıçadır. Titanlar kuşağından gelmedir. Bu sebeple Olymposlu tanrılardan değildir. Hekate iyiliği bütün insanlar üzerine yayar. Gerek savaşta gerekse spor oyunlarında başarı ihsan eder. Balıkçılara bol balık verir, istediği kişinin davar ve sığırlarını çoğaltır. Özellikle gençliğin feyizlendirici tanrıçası olarak Apollon ve Artemis kadar kendisine başvurulan bir tanrıçadır. 


Zamanla Hekate’nin özellikleri değişmiş, özellikle erken hristiyanlık döneminde birçok olumsuz anlam yüklenmiştir, Babil fahişesi ve Lilith ile eş görülmüştür. Sihir ve büyüye hükmeden bir tanrıça olarak görülmeye başlanmış, karanlıklar alemiyle ilişkilendirilmiştir. Bugün için ise Cadılıkla eş değerdedir. İki elinde birer meşale taşırken, kurt, köpek veya kısrak şeklinde de görülür. 


Homeros'da Hekate'ye dair bahis bulunmadığı halde Hekatos veya Hekatabolos kelimelerine rastlanmaktadır ki, bunlar Apollunun hedefi vuran anlamındaki lakapları ve bu Hekate'nin Apollon ile birlikte asimile olmuş bir durumudur. Olaylara ve yere göre özelliklerini taşıdığı diğer bir tanrıça Kybeledir. Afyon Emirdağ'da bulunan örnekte, yüksek arkalıklı bir tahtta oturan uzun ve bol büzgülü giysili tanrıça ilk bakışta Ana Tanrıça Kybele'yi andırır. Ama oturduğu tahtın her iki yanındaki mobilya kısmında yılan desenleri bulunur ki , Hekate'nin önemli atribütlerinden biridir.


Arykanda kentinde bulunmuş Artemis figürlü sunak kabartmalarında, Hekate'nin Artemis'le ortak özelliklerinden biriyle karşılaşılır, yazıtta Artemidi Tarsenike yazılıdır. Ayakta çifte kadın bedeni biçiminde işlenmiş figürün her iki elinde Hekate tarzında meşaleler bulunmaktadır.


Anadolu kökenli antik yazar Hesiodos Theogonia'da ondan çok bahseder. Hesiodos Hekate’ye, ana tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek evrensel bir nitelik kazandırmıştır. 


Bu çok yönlülüğü nedeniyle çoğu kez diğer tanrıçalarla karıştırılan Hekate, özellikle Artemis, Kybele ve Demeter ile özdeşleştirilmiştir. Bir yazıtta Hekate için, Demeter'in sıfatlarından birisi olan Ompnia’nın (tahılların tanrıçası) kullanılmış olması, aynı tanrıça gibi düşünülmüş olmasından kaynaklanır.


Hesiodos’a göre Hekate, Titanlar arasında Güneş soylular diye bilinen tanrılar soyundandır. Kaios ile Phoibe'nin iki kızları olur. Birisi Leto (Zeus ile birleşmesinden Apollon ile Artemis doğmuştur.) diğeri ise Asterie'dir. Asterie’nin Perses ile birleşmesi sonucu Hekate doğmuştur. Hekate'nin soyundan da Scylla'lar gelir ( köpekleri olan uluyan deniz canavarları, Kerberus). 








Hecate/Hekate'nin etimolojik araştırması Grekçeye uymamaktadır, yerli bir dilden türetildiği varsayılır.



Hesiodos Hekate'yi Titanlardan ayrı tutmaktadır. Ozan, Titanlar kuşağını bitirdikten sonra Hekate'ye, 46 dizelik uzun bir övgü yazmıştır. Musalara övgüyü andıran bir şekilde; Zeus'un bu tanrıçayı herkeslerden üstün tuttuğunu ve evrende onur payını tanrılara dağıtırken Hekate'ye karalarda, denizlerde, yeraltında ve göklerde yetki verdiğini anlatılır. Hekate’nin çok yönlü bir tanrıça olması.


Tanrıçanın Anadolu’da en çok tapınım gördüğü yerler Batı Frigya ve Karia bölgesindedir. Bu bölgeler arasında en eski kültünün görüldüğü ve en büyük kutsal alanının bulunduğu yer ise Karia bölgesindeki Lagina'dır. Karia Bölgesi’nde en önemli yapılarından birisinin bu tanrıça için yapılmış olması, tanrıçanın bölge için ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir. Tanrıçanın tapınağının bir barış simgesi olarak kullanılması da özellikle üzerinde durulması gereken bir konudur.


Trakya'da Thasos başta olmak üzere Abdera ve Samothrake yerleşim yerlerinden MÖ.5.yüzyıldan itibaren Hekate kültü olduğu bilinir. 


Frigya'da ise Roma dönemi mezar stellerine anahtar deseni işlenmiştir, bu Hekate'nin Hades'in kapısını koruduğunu gösterir. Bir yeraltı tanrıçası olarakta bilinen Hekate'nin ölülerin ecesi olduğu ve yeraltı dünyasına açılan kapının anahtarını elinde tuttuğuna inanılmaktaydı. Hekate yolcuların, yolda kalmışların, tüccarların, hırsızların ve özellikle falcıların tanrıçası olarak bilinmektedir. 


Hekate'nin en belirgin simgeleri meşale, hançer, kırbaç, yılan ve anahtardır. Kısrak, dişi köpek, dişi kurt tanrıçanın kutsal hayvanları olarak bilinmektedir. Bazen bu hayvanlardan sadece köpek ile birlikte görülür. Bazı gecelerdeki köpek ulumalarının ya da uzun süren köpek havlamalarının Hekate ile ilgili olduğu, köpeklerin tanrıçayı ve yanındaki köpeği gördüğü için havladıkları anlatılmaktadır. Tanrıçanın gece dolunay olduğu zaman dolaştığı düşünülmekte ve bunun içinde yol kavşaklarına Hekate için peynir, çörek, yumurta ve balık türü yiyecekler bırakılmaktadır.


Hekate kimi bölgelerde üç, kimi bölgelerde de dört gövdeli bir heykel olarak görülmektedir. Dört yönlü betimleme az görülen bir tiptir. Tanrıça üçlü karakteriyle Efes Artemisi’ne çok benzetilmiştir.


Tanrıçanın heykel ve kabartmalarında sol elinde meşale sağ elinde bir çanak, başında hilale benzer boynuzlar taşıyan polos ve uzun bir elbise ile görülmektedir. Hekate'nin bu üç kılığı acaba kısrak, dişi köpek ve dişi kurt mudur? Artemis'in kız, kadın ve ay tanrıçası olarakta üç biçimde canlandırıldığını biliyoruz. 



Hekate kültü için bilinen en büyük kutsal alan, tapınak ve altar sadece Lagina'da bulunmaktadır. Bu büyüklük, Anadolulu bir tanrıça olan Hekate ve kültünün bölgedeki saygınlığı ve bölge insanının sahip çıkması sayesinde olmuştur. Burası aynı zamanda falcılığın merkezi olarak da değerlendirilmektedir. MÖ.125 dolaylarında 8x11 korinthos düzeninde yapılan tapınağın frizlerindeki kabartmalarda farklı konular işlenmesine rağmen, hepsinde de Hekate’nin betimlenmiş olması onun tanrılar panteonundaki önemini ön plana çıkarır.


Güney: Hekate tahtta oturur; Hesiodos'un dizelerindeki gibi, Zeus yanındadır, üç çocuk figürü, Karia Olympos'undaki tanrısal aileyi simgeler.


Doğu: Zeus'un doğuşunu çoşkulu biçimde kutlayan kuretler ve Rhea ile Kronos vardır. Rhea yatakta doğuran kadın pozundadır.


Kuzey: Hekate'yi anadolu için önemli pozisyonda görmekteyiz. Ortada bir savaşçı ile Amazon tokalaşmaktadır. Savaşçı Anadolulu değildir ve Korint miğferi taşımaktadır. Küçük Asya'lı Amazonun yanında Tanrıça Hekate, başında yüksek polosu ve sağ elinde phialesi ile durmaktadır. Amazon Karia Kenti Stratonikeia'yı simgeler ; savaşçı ise Romalıdır. Küçük Asya ile roma arasındaki hukuksal bir antlaşmayı simgelemek üzere Hekate Anadolu'nun yerlisi Amazonun yanındadır ve O'na destek vermektedir. Anadolu'nun Küçük Asya Eyaleti olduğu Roma Devrinde Stratonikeia'nın vatandaşlık haklarınının tanınması ile ilgili bir konu simgelenmiştir.


Ayakta uzun giysili tek figürlü Hekate tiplemesi Lampsakos ve Stratonikeia sikkelerinde MÖ.1.yüzyıldan itibaren İmparator Caracalla (MS.211-217) zamanına kadar kullanılmıştır. Stratonikeia Sikkelerinini ön yüzünden İmparator Septimus Severus ile karısı Julia Domna , arka yüzünde ise ayakta sağına dönük Hekate sağ elinde phiale, sol elinde meşale taşır pozdadır. Yerde dörtgen mermer sunak bulunur ve Hekate'nin belirgin atribütlerinden biri olan Yılan işlenmiştir.


Batı: Giganthomakhi konusu işlenmiştir. Tanrılar ile gigantlar arasındaki mücadele Pergamon Zeus Altar kabartmalarını anımsatmaktadır. Gigantlar ile mücadele eden Hera, Zeus, Poseidon, Artemis ve Apollon gibi tanrılar arasında Hekate de gösterilmektedir.



Osman Hamdi Bey 1891 yılında Lagina'da çalışmalara başlayarak, kabartmaların İmparatorluk Müzesine özellikle getirilmesine uğraş vermiştir. Zira, 1882-1884 yılları arasında Tyrsa Anıtını Viyana'ya götüren Benndorf'un Lagina kazı iznini de aldığını ve Lykia kıyılarından yola çıkan geminin İzmir'e yanaşarak Hekate Tapınağı Frizlerini de yükleyeceğini öğrenmiştir. Bu nedenler, Osman Hamdi Bey 1884 yıllarında acilen İstanbul'dan İzmir'e gelerek sahilde Tyrsa anıtını taşıyan gemiyi bekler. Ancak Benndorf bunu öğrenmiştir ve gemi İzmir'e yanaşmaz. Böylece Osman Hamdi Bey Lagina tapınak çalışmalarını yoğunlaştırarak, eserlerin İstanbul'a getirilmesini gerçekleştirir.


İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonlarında bulunan diğer bir kabartmada sağda cepheden üç figürlü Hekate ile Hades'in kapısında duran cehennem köpeği Kerberos işlenmiştir. Solda ise kısa tunikli ufak erkek çocuk Hermes olmalıdır ki, bir diğer özelliği de çobanlık olan Hermes'in yanında yerde dana figürünün protomu görülmektedir.


Daha önceki araştırmalarda bulunan yazıtlara göre Hekate kutsal alanında birden fazla şenliğin yapıldığı bilinmektedir. Bunlar arasında Hekatesia, Anahtar Taşıma, Doğum Günü Şenlikleri ve Gizli Dinsel Törenler bulunmaktadır. Tapınakta çalışan rahibeler gençkızlardan seçilirdi, ayrıca hadım rahiplerinde görevliler arasında bulunması batı dünyası için yabancı bir gelenektir.


Hekate kutsal alanında yapılan şenliklerin en önemlisi M.Ö. 81 yılından sonra periyodik olarak yapılmaya başlanmış olan Hekatesia-Romania şenliğidir. Bu şenlik kutsal alanda yapılan en büyük şenliktir ve dört yılda bir düzenlenmektedir.


Anahtar taşıma şenlikleri çeşitli oyunlarla birlikte bir kaç gün sürüyordu. Bu törenler esnasında anahtar taşıyan genç kız (kleidophoros) tören alayı eşliğinde anahtarı Stratonikeia'dan getiriyordu. Bu işlem hem yeraltı dünyasının anahtarının Hekate’nin elinde olduğunu, hem de bu dini merkezin Stratonikeia'ya bağlı olduğunu gösteriyordu.


Her yıl belirli bir ayın otuzuncu gününde yani dolunayda tanrıçanın doğum gününü kutlamak için yapılan törenler vardı. Bu törenlerin yılın diğer aylarında, sembolik bir şekilde tekrar kutlanılmış olabileceği de düşünülmektedir. (Dolunay=Kurt)


Tapınak naosu içinde gizli dinsel törenler yapılmaktaydı lakin bu törenlerin nasıl yapıldığı kesinlik kazanmamıştır. Bu gizli törenler M.S. 2. yüzyıldan sonra belli aralıklarla düzenlenmeye başlanmıştır. 


Yıllık şenliklerin tamamında kentlilere yemek, para ve ödüller dağıtılıyordu. Bu nedenle halk bu şenlikleri dört gözle bekliyordu. Stratonikeia meclis binasında bulunan bir kutsal sandığın gelirleri Hekate ve Zeus arasında bölüşülüyordu. Buradaki Hekate’nin payı doğrudan bu kutsal alana ait olmalıydı.


Kutsal alandaki seremoniler belirli bir düzen ve program dahilinde gerçekleştiriliyordu. Bu seremoniyi izlemeye gelen ziyaretçiler propylondan girip basamakları inmeden hemen kuzeybatı yöndeki kapıdan stoaya giriyorlar ve stoa önündeki oturma basamakları üzerinde yerlerini alıyorlardı. Görevli olan değişik kültlere mensup kişiler ise, kutsal alanda kendilerine ayrılan yerlerde duruyorlardı.


Daha önceden belirlenen kurbanlar kesiliyor ve kurbanın en yağlı kısmı altardaki sunak üzerinde yakılıyordu. Yağlı etin dumanları yükseldikçe seremoninin en önemli kutsal kısmı yerine getirilmiş oluyordu. Kesilen kurbanların etleri ise, törene katılan kişiler tarafından yeniliyordu. Köpeklerin de kurban olarak sunulduğu bilinmektedir. Kurbanların haricinde başta Hekate ve diğer tanrı ya da tanrıçalar için hediyeler de veriliyordu. Bu hediyeler kişilerin zenginliğine göre değişiyordu. Yukarıdaki törenler esnasında, zengin ve cömert kişiler halka yaptıkları para ve yiyecek yardımıyla halkın hoşgörüsünü kazanıyorlardı.



O'nun özelliklerini ve atribütlerini taşıdığı en başta Artemis - Selene - Apollon - Aphrodite - Demeter - Persephone - Hades - Gaia - Kybele - Attis - Zeus - Herakles - Hermes - Dionysos - Pan - Priapos - Erinys'ler - Nemesis - Kharit'ler gibi tanrılarla ilişkileri bulunur.



Hekate, MÖ.3binlere kadar inen, kutsal alanın tarihi de MÖ.950'lere gerileyebilen, Anadoluya özgü yerel bir Külttür ve geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.



.

Karia-Caria-Karkiya-Karkisa-Karka-KRK-Karuwa = Doruklar Ülkesi
Akra-Kra-Akro-Kro-Kor kök sözcüğünü içerir.
Uç, baş, başkan, bey, dağ başı, doruk, ateş


Herodot, Karialıların, efsane kral Atys'in oğullarından biri olduğunu, Lydus/Lydia ve Mysus/Mysia 'nın kardeşi Car/Kar'dan geldiğini yazar.



Lelegler ile Karialılar akraba olarak gösterilir. Hatta Karialıların eski adı Leleglerdir, Leleglere de Pelasglar denildiğini Herodot ve Homer de rastlarız. Lelegler ve Karialılar dışında Traklar ve Friglerde Truvalıların yanında savaşmıştır. Bugünkü Yunanistan dan koloniler geldiğinde "Lelegler ile Karialıları" kovduk der. Lydialılar ile Medler yıllar süren bir savaştan sonrasında da Kan Andı içerler....Hellenlerde Kan Andı yoktur.



Lydia'nın ilk hanedanı olan Atyad Hanedanlığından (ondan sonra MÖ.1100 de ikinci hanedanlık Heraclid'ler) olan kral Atys'de ülkede kıtlık baş gösterdiğinde oğlu Tursenos (Tursen / Tur / Tar / Türk) ile halkın yarısını gönderir ve onlar kendilerine Tyrrhenian der, yani Etrüskler - Rasena - r'Asena....



Frigler de İskitlerin bir koludur, Hitit metinlerinde geçen Kaşka'lardır. Muşkili Mita diğer adıyla tanınan Kral Midas'tır. Halikarnassos kralı Mausolos'un babasının adı Hekatomnos /Ekatomnos'dur. 



(İskitlerin yoğun olarak yaşadığı Balkanlar ve Trakları da unutmayalım. Bazı araştırmacılara göre Traklarda Türk kavmidir, Trakya ovaları Bizans kaynaklarında ASTİKE ovaları diye geçer, yani AS Türkleri)



Hekate, Api ve Umay ile benzerlik gösterir.

Etrüsklerdeki kurt+ikizler
Kurtların tanrıçası Leto+ikizler
Asena/Aşina ; 


Hepsi tek bir kaynaktan çıkmıştır.

Başka nasıl açıklanabilinir ki. 


SB




Tanrıça Hekate grafitisi
Mazaeus - Mithradates (Güney Kapısı) - EFES





kaynaklar:

Dr.Şehrazat Karagöz, arkeolog "Küçük Asya'ya özgü bir Tanrıça; Hekate"
Lagina.pau: 
Azra Erat- Mitoloji Sözlüğü
Bilge Umar - Karia











“Özgürlük heykelinin yapıldığı yıllar sanatçıların antik eserlerden en çok etkilendiği yıllardır. Sanatçı Anadolu’dan Hekate kültüründen ve inancından esinlenmiş olabilir. İki heykel arasında önemli benzerlikler var”.

Doç. Dr. Bilal Söğüt ,2013
Sratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı
Pamukkale Üni.F.D.F.Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi 

19. yüzyılın ortalarında Türk toprağı olan Mısır’a dikilmesi maksadıyla Fransızlar tarafından hazırlanmış ama sonradan yaşanan bazı şanssızlıklar yüzünden Mısır yerine Amerika yolunu tutmuştur. İşin daha da garip tarafı, heykelin masraflarının büyük kısmının, zamanın hükümdarı Sultan Abdülaziz tarafından bizzat ödenmiş olmasıdır.

İnşa edildiği 1886 yılından bu yana Amerika’nın simgesi olan anıtsal heykel ve gözlem kulesi, Dünyada en çok tanınan ikonlardan biridir. ABD’nin New York şehrindeki Özgürlük Adası’nda yer alır. Heykel, sağ elinde bir meşale, sol elinde ise bir tablet tutar. Tabletin üstünde 4 Temmuz 1776 tarihi (Bağımsızlık Bildirgesi’nin tarihi) yazılıdır. Meşalenin 7 sivri ucu 7 kıtayı veya 7 denizi simgeler. Heykelin yüksekliği 46 m, kaidesi ile beraber 93 m’dir. 1984′ten beri UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer almaktadır.