Translate

22 Haziran 2014 Pazar

Uygurların tarihi ve kültürel mirası İsveç’te






Kaşgar’a ulaşımı zorlu kılan dağlar ne Marco Polo’yu ne de Cengiz Han’ı yıldıramamış. Onların izinden giden genç İsveçli Türkolog Gunnar Jarring de dağlara boyun eğmeyenlerden .

Gunnar Jarring (1907-2002) Sven Hedin’in “Kutuptan Kutuba” kitabından etkilenerek yönünü Orta Asya’ya ve Türk dillerine çevirmiş bir dilbilimci. Lund Üniversitesi’ndeki hocası da eski misyonerlerden Gustaf Raquette. Jarring 1929 yılında doktora tezi için alan çalışması yapmak üzere öncülleri gibi Kaşgar’a doğru yola çıkmış.

Kaşgar’a ilk yolculuk

At sırtında Alay dağlarından geçen Jarring, Orta Asya’nın giriş kapısı olarak bilinen Terek Davan (Terek Bavan) geçidini aşmış. Bir ay süren zorlu bir yolculuğun ardından Kaşgar’a ulaşmış, İsveçli misyonerlerin yanına yerleşmiş. Çalıştığı üniversite kütüphanesinin istediği kitapların Kaşgar’da basılmadığını, sadece Taşkent, Buhara ve Semerkant’tan getirilen bazı kitapların isteğe göre yazıcılar tarafından elle yazılarak çoğaltıldığını öğrenmiş. Bunlar Türk Orta Asya klasiklerinin litografik baskıları ve bazı dini kitaplarmış. Jarring üniversite kütüphanesinin kendisinden istediği kitaplara ulaşabilmek için kitapçıları dolaşmaya başlamış.

Ver İsveç gazetelerini al el yazmalarını

Kaşgar pazarındaki kitapçılar ortalıkta dolaşan bu gence güvenmemiş olmalı ki kimseden kitap alamamış. Jarring yılmamış. Kitapçıların etrafında dolaşarak pazarlık usullerini öğrenmiş. Zamanla seyyar kitap satıcısı molla Rıza Akhun ile dostluk kurmuş. Mollanın çayını içmiş, takı satın almış. İsveç’e dönüş zamanı yaklaştığında elinde tek bir kitap dahi yokmuş, üstelik parası da bitmek üzereymiş. Bir gün molla Rıza iki elinde tuttuğu bir kitapla gelmiş. İki ele taşındığı için kitabın değerli olduğunu anlamış. Molla Rıza’nın “bunun içinde birçok şeytan var” diyerek Jarring’e uzattığı kitap, diş ağrısının tedavisinden çölde yolculuk yapanları kötü ruhlara karşı korumak üzere okunan dualara kadar eşsiz kültürel değerleri içeren, bir şaman kitabıymış. Artık pazarlığı etmeyi öğrenen Jarring, Molla Rıza’nın 10 Kaşgar Sar’ı istediği el yazmasına 1 Sar teklif etmiş. 

Günün sonunda Jarring 4 Sar’a kadar çıkarken molla 9’dan aşağı inmemiş. Ayrılmışlar. Jarring kitaba 5 Sar’dan fazla vermeyi düşünmüyormuş. Ertesi gün yeniden gelen mollanın gözü evdeki günlük “Sydsvenska Dagbladet” gazetelerine ilişmiş, hemen Jarring’e yeni bir teklif yapmış. İsveççe gazeteler ve para karşılığı kitap! Sıkı bir pazarlıktan sonra Jarring babasının İsveç’ten gönderdiği 2 kg günlük İsveç gazetesi ve 2 Kaşgar Sar’ı vermiş, ilk el yazması kitabına kavuşmuş. Molla, Jarring’in gazeteleri bitene kadar, el yazmalarını getirmeye devam etmiş. Günlük gazeteleri tükenen Jarring İsveç’ten gelen haftalık dergileri de önermiş ama molla Rıza’ya beğendirememiş. Alışveriş bitmiş. Tam 115 el yazmasını bavuluna koyan Jarring, İsveççe gazetelerin sırrını da öğrenmiş.

Çöl soğuğuna karşı kâğıt

Meğerse molla gazeteleri yerel bir terziye satıyormuş. Erkeklerin giydiği topuklara kadar uzanan ceketleri diken terzi, gazeteleri ceketlerin sırt astarında kullanıyormuş. Böylece ceketler Orta Asya’nın çöl soğuklarına karşı daha iyi koruyormuş. İsveççe gazeteler ceketlerin arkasına tam olarak uyduğu için çok makbule geçiyormuş. Jarring’den ceket sahibine kadar herkes bu alışverişten memnun kalmış! İsveç’e dönen genç bilim adamı yanında getirdiği el yazmalarının 72’sini kütüphaneye satmış. Diğerleri de özel koleksiyonunun ilk değerli parçaları olmuş.

Türkistan’a ikinci yolculuk

Gunnar Jarring iki yıl sonra yeni bir alan çalışması için bu defa Hindistan ve Karakurum geçidinden geçerek Kaşgar’a ulaşmak istemiş. Bölgedeki siyasi gerginlikler nedeniyle geçişler kapatıldığı için Çin sınırının hemen karşısındaki Kaşmir’den öte geçememiş. Bu yüzden sınır şehri Srinagar’a yerleşip Doğu Türkistanlı yolcular ve geçitten kaçak olarak geçen mültecilerle konuşarak farklı Türkistan lehçelerini teybine kaydetmiş. Bu değerli ses kayıtları da bugün Lund Üniversitesi kütüphanesinde muhafaza edilmekte.

Askeri istihbaratın emrinde bir Türkolog

1933 yılında “Doğu Türkçesinin Ses Bilgisi Üzerine Araştırmalar” başlıklı tez çalışmasıyla doktorasını tamamlayan Jarring, Lund Üniversitesi’nde Türk dilleri doçenti olarak çalışırken İsveç Dışişleri Bakanlığı’nın dikkatini çekmiş. 1940 yılında askeri istihbarattan sorumlu diplomat olarak işe alınmış.

İlk görev yeri İkinci Dünya Savaşı’nda savaş dışı kalan ama tüm gözlerin üzerinde olduğu Ankara olmuş. Bölgedeki askeri hareketleri izlemek isteyen İsveç Dışişleri Bakanlığı’nın genç Türkolog için seçtiği ikinci görev yeri ise emperyalist paylaşım kavgasında kavrulan Tahran. Zorlu görevlerine rağmen Türk dili çalışmalarını ihmal etmeyen Jarring aksine diplomatik görevlerini Türk dilinde yetkinleşmek ve koleksiyonunu zenginleştirmek için değerlendirmiş. Doğu Türk dilleri konusunda dünyanın üçüncü büyük koleksiyonuna sahip olmuş.

Jarring koleksiyonu artık İstanbul’da

Jarring 1982 yılında koleksiyonunun Doğu Türkistan el yazmalarından oluşan kısmını Türkolog olarak mezun olduğu Lund Üniversitesi’nin kütüphanesine bağışlamış. Ölümünden sonra koleksiyonun geriye kalan 5000 ciltlik kısmı da üyesi olduğu İsveç Kraliyet Edebiyat, Tarih ve Eski Çağlar Akademisi’ne devredilmiş. Bir süre sonra da yine bir Türkolog olan Prof. Dr. Birgit Schlyter’in çabalarıyla, İstanbul İsveç Araştırma Enstitüsü’ne bağışlanmış.

Araştırmacılar için bir hazine

Jarring’in sadece bir dil bilimci olmadığı kesin. Türk toplumunu ve kültürünü yansıtan her türlü edebi, İslami, hukuki ve tarihi kitap ve belgeleri, el sanatları ve gizemci (batıni) eserleri, tıp kitaplarını toplamış, kısacası tüm Türk toplulukları hatta Orta Asya’yla bir bütün olarak ilgilenmiş. Böylece neredeyse 200 yıldır Asya’da büyük güçler arasındaki paylaşım savaşının hedefi olan Orta Asya ve Türkistan hakkında önemli bilgilerin bugüne taşınmasına yol açmış.

İstanbul İsveç Araştırma Enstitüsü’ne bağışlanan kitapların çoğu 19. ve 20.yüzyılda basılmış. Koleksiyon dil, tarih, arkeoloji, din, edebiyat, coğrafya gibi farklı alanları kapsıyor. Baskıya hazır eskizler, el yazmaları, notlar, kataloglar, haritalar ve 3000 ayrı basım, Türk diliyle ilgili olarak Rusça başta olmak üzere pek çok dilde yapılan çalışmalar, konferans notları, kitaplar, Türk dilleri sözlükleri göze çarpıyor.

Jarring koleksiyonu bir Türkologa emanet

İsveç Araştırma Enstitüsü müdürü Prof. Dr. Schlyter’e göre Jarring koleksiyonu Avrupa’nın daha önceleri çok az tanıdığı Batı ve Doğu Türkistan hakkındaki bilgi birikiminin nasıl inşa edildiğini gösterdiği için önemli. Gezi anıları bölümüyle çok büyük bir bölgede dolaşan gezginlerin bizzat kendi gözlemleri ve deneyimleriyle oradaki kültürel ve sosyal ilişkilere şahit olduğumuzu belirten Prof. Dr. Schlyter, koleksiyonun dil ve edebiyat tarihi kitaplarından oluşan diğer kısmının da son derece önemli olduğunu vurguluyor. 1914-1915 yıllarında Semerkant’da Çağatayca olarak 16 sayı yayınlanan “cedidilerin” “Ayna” dergisini örnek veriyor.

Prof. Dr. Birgit Schlyter koleksiyondaki bazı önemli ve nadir eserlerin dijital ortama aktarılması için bir çalışma başlatıldığını, böylece Orta Asya ve Türklerin tarihi, dili, edebiyatı, dini, toplum ve aile yaşantısı, kültürü ve kökenleri konusunda araştırma yapmak isteyenlerin kitaplara ulaşmasının kolaylaşacağını belirtiyor.

İsveç’in Türk dillerine ve Türk ellerine ilgisi artarak sürüyor. Haftaya görüşmek üzere.....

İstihbaratçı gezginler paylaşımın anahtarı

Jarring koleksiyonunda gezi anıları önemli bir yer tutuyor. 19. yüzyılın ikinci yarısında emperyalizm çağının başlamasıyla dünyanın gözden uzak, az bilinen bu coğrafyasını keşfetmek üzere at sırtında bölgeyi adım adım dolaşan gezginlerin sayısı artmış. Tabii gezginlerin çoğu asker kökenli, belli ki amaçları sadece bölgeyi keşfetmek değil, gelecekteki paylaşım savaşına hazırlık yapmak bilgi derlemek.

Aralarında Rus General Prschevalskij, İngiliz süvari subayı W. Moorcroft gibi ünlüler de var. Canlarını ortaya koyarak göreve çıkan istihbaratçı gezginler çok da donanımlı. Neredeyse hepsi ressam, haritacı, kadastrocu ve dil dahisi. Dolaştıkları coğrafyaların kadastrolarını yapıp, haritalarını çizmişler. Gördükleri şehirleri, kalıntıları, manzaraları çoğunlukla kara kalemle resmetmişler. Sonraları fotoğraf çekmişler. Bölge yerlilerini, giysilerini, geleneklerini son derece ayrıntılı bir biçimde not alarak ülkelerine dönünce kitaplaştırmışlar. Bol resimli, haritalarla zenginleştirilmiş eski zaman kitapları gez, gör, paylaş ve özendir ruhuyla yazılmış ki o coğrafyalara gidenler hiç bitmesin!

Lund Üniversitesi kütüphanesindeki elyazmaları

Lund Üniversitesi Kütüphanesi Jarring koleksiyonundaki Doğu Türkistan el yazmaları şimdiki Sincan, Kaşgar ve Yarkent’ten ve 1500-1900 yıllarına ait. 560 el yazması belge 1100 başlık altında toplanmış. Tek yaprak, kalın defterler veya rulolar halindeki belgelerin çoğu Hotan’da el yapımı kâğıtlara yazılmış. Moğolca, Özbekçe, Çağatayca, Urduca ve Tibetçe eserlerin yüzde 75’i Uygurca ve diğer Türk dillerinden oluşuyor. Ayrıca Türkçe lehçelerin ses kayıtları, Jarring’in özel arşivi, diplomatik çalışmalarıyla ilgili ve özel yazışmaları, Doğu Türkistan’da misyonerlik yapan İsveç Misyoner Kilisesi’nin bağışladığı bazı belgeler de bu koleksiyon içersinde. 1864-1877 yıllarında Doğu Türkistan’da hüküm süren “Yakub Beg” ve ilk Uygur devletinin kuruluşuyla ilgili tarihi belgeler de dikkat çekmekte.

İki lakap, Türk ve sır küpü ‘midye’

Yakın çalışma arkadaşları tarafından G. Jarring’e takılan iki lakap, iki yaşam felsefesini özetliyor. Üniversitede Sanskritçe, Rusça, Almanca, İngilizce, Çekçe, Farsça ve Türkçe okuyan ve giderek Türkçeyle özdeşleşen Jarring’in ilk lakabı “Türk”.

İsveç’in Moskova Büyükelçisiyken 1967 yılında 6 gün savaşından sonra BM tarafından Ortadoğu özel temsilcisi olarak atanarak Arap ülkeleri ile İsrail arasında arabuluculuk görevine getirilen Jarring, dünyanın hiç alışık olmadığı bir tavır sergilemiş. Tıpkı bir deniz kabuklusunun incisini koruduğu gibi görev sırlarını korumuş, işiyle ilgili konuşmamış. İşte bu yüzden takılan ikinci lakabı da “midye”! 1963 yılında Kıbrıs olaylarında da arabuluculuk yapan Jarring, 1976-1991 yıllarında ise BM Ortadoğu özel temsilcisi olarak görevlendirilmiş.

Doğu Türkistan

İsveçli gezginler ve Türkologların ilgi odağı olan Doğu Türkistan, Orta Asya’nın coğrafi olarak ulaşımı zor bir köşesinde. 19.yüzyıl ortalarından itibaren “Büyük Oyun” olarak bilinen Rusya ve İngiltere başta olmak bölgenin kontrolü için verilen emperyalist güç kavgasının merkezinde. 1884’den bu yana “yeni topraklar” anlamına gelen Xinjiang veya Sincan olarak anılıyor ve kuzey-batı Çin sınırları içersinde. Güney ve Kuzey İpek yolunun kesişme noktasında olan Kaşgar, Doğu Türkistan’ın önemli şehirlerinden biri.

Dil dahisi bir Türkolog

İsveç Araştırma Enstitüsü müdürü Prof. Dr. Birgit Schlyter bir dil dahisi. İngilizce, Almanca, Türkçe, Özbekçeyi bilim dili olarak kullanıyor. Latince, Fransızca, Arapça, Farsça, Azerice, Karakalpakça ve Uygurcayı ise okuyup anlıyor. Şimdi Jarring’in yeniden basım için hazırladığı ama ölümünden sonra yarım kalan Uygurca sözlüğü tamamlamakta. Orta Asya’da dil gelişimleri ve dil politikaları, çift dillilik veya çok dilliliğin planlanmasıyla ilgili çalışmalar yapıyor. Yakında yayınlanacak son çalışması Türki topluluklar arasında tarihçilik ve ulus inşası konusunda uluslararası bir çalışma.

Gunnar Jarring Türk Tarih Kurumu’nun şeref üyesi

Türkçe lehçelerle ilgili birçok araştırması olan G. Jarring 1997 yılında Sven Hedin’in günlüklerinden yola çıkarak “Doğu Türkistan Yerleşim Yerleri İsimleri Kataloğu”nu hazırlamış. Uygur Halk Edebiyatı Cevherleri kitabı da aynı yıl Çin’de yayımlanmış. Türk Tarih Kurumu’nun şeref üyesi olan Jarring’e 1990 yılında Türk Dışişleri Bakanlığı Üstün Hizmet Ödülü, 1995 yılında Marmara Üniversitesi fahri Türkoloji doktoru unvanı verilmiş.



Dr.Tülin Uygur


diğer makalesi
Uygur ellerinde Urumçi ve Turfan yollarında...



Swedish missionary station in Eastern Turkestan