Translate

27 Nisan 2014 Pazar

HERMES / MERKÜR



EFES KUTSAL RAMPADA - HERMES 



Zeus ve Maia'nın oğludur. Zeus'un habercisidir. Tanrıların en kurnazı sayılır, tanrıların en hızlısıdır. Bir de büyülü değneği vardır , kanatlı iki yılanlı "Kadüse" (Sumer çıkışlıdır.)

Üstün nitelikleri olan Hermes, efsaneye göre daha bir günlükken ayağa kalkar, beşiğinden çıkar, kaplumbağa kabuğundan yaptığı bir liri çalıp ondan çıkan seslerle eğlenir. Bir gün kırlarda dolaşırken tanrı Apollon'un koruması altındaki inekleri çalar. Apollon olayı öğrenince çok kızar; cezalandırılması için Hermes'i kolundan tutup Zeus'a götürür. Ne var ki, Hermes'in lirinden çıkan sesler Zeus'u ve Apollon'u büyüler. Zeus, cezalandıracağı yerde Hermes'e kanatlı bir başlıkla bir çift ayakkabı vererek onu tanrıların habercisi yapar. 

Haberci Hermes ölülerin ruhlarını yeraltına götürür; çobanlarla, yolunu şaşıran yolculara kılavuzluk eder. Yaşlı Kral Priamos'u, Hektor'un ölüsünü almak için Aşil'in barınağına götüren de odur.

Akıllı ve kurnaz olduğu için de hırsızların, kumarbazların ve tüccarların koruyucusudur.

Hermes Roma mitolojisinde Merkür olarak anılır. Güneş'e en yakın gezegene onun adı verilmiştir. Hermes'in aslen Mısır Mitolojisi'ndeki Thot olduğu iddia edilmektedir. Bazı düşünürler Hermes'in islam mitolojisindeki İdris olduğu kanaatindedirler. 

Thot, Osiris’in habercisidir. Habercilik, aydınlatıcılık, rehberlik ve aracılık fonksiyonları olan bir ilahtır. Hem ölülerin ruhlarının yargılanmasını kaydeden, onların günahlarını hakikat karşısında tartan vicdan sesinin, hem de insanlara bilgelik yolunun tebliğ edilmesinin, sezginin kişileştirilmiş biçimidir. Bu bağlamda ilah Thot insanda vicdan ve sezgi tarzında beliren kelamı simgeler.

Ayrıca, ruhlara ölüm sonrasında da rehberlik eder; kimi başarılı ruhları onları eğitip yükseltecek Osiris’e getirir, başarısız ruhları ise amenti’nin (amentet, öte-alem) geri düzeyli ortamlarında arınma işlemi geçirmelerinden sonra yeni bir doğuma (reenkarnasyon) sevkeder.

Eski Yunan geleneğindeki tanrı Hermes’in, bazı fonksiyonları bakımından eski Mısır tanrısı Thot’a benzemesi, Yunan tradisyonuna bu tanrının Mısır tradisyonundan geçmiş olduğu görüşünü desteklemektedir. 

Ayrıca Yunan tradisyonunda Hermes Büyük köpek Takımyıldızı ile ilişkilendirilir ki, Mısır tradisyonunda da Hermes-Thot ibis başlı yerine bazen babun olarak temsil edilir.








The Dogon Tribe and Atlantis

The Dogon’s mythology system is strikingly similar to the ones of other civilizations such as the Sumerians, Egyptians, Israelites and Babylonians as it includes the archetypal myth of a “great teacher from above”. Depending on the civilization, this great teacher is known as eith Enoch, Thoth or Hermes Trismegistus and is said to have taught humanity theurgic sciences. 

In occult traditions, it is believed that Thoth-Hermes had taught the people of Atlantis, which, according to legend, became the world’s most advanced civilization before the entire continent  was submerged by the Great Deluge (accounts of a flood can be found in the mythologies of countless civilizations). 

Survivors from Atlantis travelled by boat to several countries, including Egypt, where they imparted their advanced knowledge. Occultists believe that the inexplicable resemblances between distant civilizations (such as the Mayas and the Egyptians) can be explained by their common contact with Atlanteans. 

more to read:










“Ebu’l Hukemâ”: Hikmetin Atası
Hermetik felsefenin İslâm düşünce tarihinden görünümü
Mahmud Erol KILIÇ

Bütün bu efsânevî rivâyetlere göre ilk defa mâbed inşa edip içerisinde Allah’a ibadet eden, Tıb bilimi hakkında ilk konuşan ve Tufan’ın geleceğini de ilk o haber veren bu kimsedir....

Platon’un iki yerde aritmetiğin, cebirin, geometrinin, yazının ve diğer bazı ilimlerin kurucusu olarak bir Mısır ilahî kişisi olan “Theuth”tan bahsettiği görülür. Zîrâ eski Mısırlılar onu “Thoth”, “Tahuti”, “Thech”, “Tat” gibi isimlerle anarlardı ki bu kelime “Mürşid” veya “Öğretmen” anlamlarına gelmekteydi....

Hermes’in Eski Mısır rivâyetindeki efsanevî şahsiyeti ve bu efsânevî kimliğe atfedilen düşünceleri daha sonraki Yunan ve İslâm felsefî geleneklerindeki muhteva ile hayli ilginç benzerlikler gösterir. Yine efsaneye göre Thoth, İsis ve Oziris’in oğlu olan güneş-tanrısı Horus’un oğludur. Hiyeografik yazıtlara göre Toth, Tanrı Ptah’ın kalbi ve dilidir ve aynı zamanda onun haberlerinin taşıyıcısıdır (Hermeneutes). İ.Ö.300’lü yıllara gelindiğinde işte bu “Toth” ve “Hermes” figürlerinin özdeşleştirilmeye başlandığına şahit oluruz. Herodot, “Toth”un “Hermes” olduğunu, Yahudi alim Profiat Duran da “Enoh”un “Hermes” olduğunu ileri sürerler.

Ancak Mısırlı “Toth”un Yunanlı “Hermes” olması sürecinde “Toth” varlığının saf semâvî olan yanını kaybetmiş ve bir takım kozmik güçlere sahip bir Grek tanrısı haline gelmekten de kaçamamıştır. Daha sonraları ortaya çıkacak olan “Hermesçilik” akımının saf metafizikten ziyâde doğa bilimleri ve majiyle ilgilenmesinin temellerinin de bu decadance’da yattığı bir gerçektir. Bununla beraber eski Yunan’da Hermes’in arz ile sema arasında bağ kurucu ve yukarının yorumcusu (hermesneuta) olarak görülmesi her ne kadar bu geçişte bir dönüşüme uğramışsa da bazı yönlerinin halâ muhâfaza edildiğini de gösterir. 

Bugün adına “Hermenötik” denilen yorum ilmi işte onun bu fonksiyonundan neşet etmiştir. Yunan’a geçince o artık bir tabibler, müzisyenler, tüccarlar, yolcular, çobanlar ve de en önemlisi ilham tanrısıdır. İbranî Makkaba mistiklerinde olduğu gibi burada da rüzgarların, bulutların, şimşeklerin ve diğer bazı tabiat olaylarının tanrısıdır. Ayrıca eski Yunanlılara göre insan öldükten sonra onun ruhu bir nefes, bir rüzgar gibi çıkıp giderdi. İşte rüzgarların Tanrısı Hermes bu gökte başıboş gezen ruhları toplar ve yargılanmak üzere yüksek mahkemeye sevkederdi. Elinde tıpkı Toth’unki gibi bir asa vardır ki bu özelliği de Mısır Toth’unun ölüleri yargılaması sahnesindeki durumuna benzemektedir. Diğer bir ilginç benzerlik de Mısır’lı Toth’a atfedilen Hermetik Külliyat’ın en baş risalesi olan Poiemander’in Grekçe “İnsanların Çobanı” anlamına gelmesidir ki bu da Yunan mitolojisindeki “Hermes’in Çobanı” öyküsüne benzemektedir. 

Ayrıca yedi telli lir sahibi Orfe ile yedinci patriyark olan Enoh arasında da bir irtibat kurulur ve Hermes’e 7 sayısı atfedilir. Ayrıca “Enoichion” kelimesinin Grekçede “İç gözü, kalp gözü” anlamlarına gelmesi de yine ilginç iç bağlantıların kurulmasını sağlar.

Romalılar ise ona “Merkür” ya da “Merkür Trismegiste” adını verirlerdi. Çiçero’ya göre, Argus’u öldüren beşinci Merküri bu olay üzerine Mısır’a kaçmak zorunda kaldı ve orada Mısırlılara kanunlar ve öğütler verdi. Mısırlılar ona Theuth adını verdiler ve yılın birinci ayını (September-Eylül) onun adıyla andılar. Bu nakli Çiçero’dan yapan Lactantius ilave olarak Hermopolis kentini kuranın da o olduğunu ve bu şahsın Platon’dan Pithagoras’dan ve hatta Yedi Bilge’den de çok daha önce yaşadığını söyleyerek onun antikliğini savunur. Tertullian “Enoh’un Kitabı”nın tufan öncesine ait olduğunu ve Nuh’un gemisinin kitaplığındaki kitaplardan birisi olduğunu söyler. Vergicus onun Hz.Musa’dan önce yaşadığını, Patricius Hz. Musa’dan az önce yaşadığını, Flussas Candala ise onun Hz. İbrahim’in çağdaşı olduğunu söylerlerken Isaac Casaubon, Isaac Voss ve Büyük Fabricius gibi yazarlar onun Hz. Musa bir yana Homeros’dan bile geriye götürülemeyeceğini iddia ederler.

Ebu’l Ferec (Bar Hebraeus) ise Tarih’inde şöyle söyler: “Tanrı, Enoh’u kendi nezdine yükselttiği zaman [oğlu veya torunu] Asklepious son derece mahzun oldu. Çünkü yeryüzü ve sakinleri onun bereketinden ve hikmetinden mahrum olmuştu. O da onun, semaya yükselen bir adam şeklinde akıllara hayret veren bir resmini yaptırmış ve ibadet ettiği mabede Hermes’in bir heykelini koydurmuştu. Mabede girdikçe, sağlığında nasıl karşısına geçip oturursa öylece oturuyor ve böylece feyiz alıyordu. Denilir ki yeryüzünde heykellere tapınma ilk kez bununla başlamıştır. Çok zaman sonra da Yunanlılar bu heykelin Asklepious’a ait olduğunu zannederek ona son derece saygı göstermeye ve onun huzurunda and içmeğe başladılar. Hipokrates her tabibin onun adıyla konuşmaya başlamasını ve her tabibin ona benzemeye çalışmasını isterdi”....


İslâm Kültüründe Toth/Enoh/Hermes ve İdris/İlyas/Hızır İlişkisi   

devamı için link:


...


19/Meryem Suresi : 56
Kitap'ta İdris'i de an. Çünkü o, özü sözü tam uyuşan bir kişiydi, bir peygamberdi.


...


ERMİŞLERİN ERMİŞİ: HERMES THOTH
"İdris nebi hülle biçer, gezer Allah deyu deyu" Yunus Emre.

Hermes sözcüğü Ermes, Hermis ve Heramis biçimlerinde de söylendiği gibi Anadolu Türkçesine de Ermiş olarak girmiş ve Tanrıya kavuşma halinin bir adı olarak benimsenmiştir. Böylece tasavvufun en temel kavramı ve amacı "ermiş" olmuştur.



James Churchward’a göre, o, 
Mu ve Atlantis dönemindeki tek tanrılı dini İ.Ö.16.000 yıllarında Mısır’a getirmiş Atlantisli bir bilgedir.


Hermes Trismegistus


“Şimdi sen bu sırları öğrenmiş olduğuna göre, Söz vermelisin sessiz kalacağına Ve asla açıklamamaya Tekrar doğuşun nasıl aktarıldığını. Bu öğretiler, özel olarak kaydedilmiştir Yalnızca Atum’un bilmelerini istediği Kişiler tarafından okunsun diye. Bulunmaz hiçbir ahenksizlik Mekânı gökyüzünde olanlar arasında.Tek amacı vardır hepsinin, tek zihin, tek his; Çünkü bağlanmıştır sevgi büyüsüyle onlar Tek ahenkli bütüne.” (Hermetika)



Hermesçilik ve Kökeni

Antik çağın sonlarında bir "üçleme" saplantısı vardı. Hıristiyanlığın "üçlübirlik" (teslis) inancında ve Hermes Trimegistos (Üç Kez Güçlü Hermes) geleneğinde bu olgu kolaylıkla görülebilir. 

Aslına bakılırsa, Mısırlılarca Demotik yazıyla ve Kıpti dilinde yazılmış olan Hermetica'nın üzerinde önemli ölçüde eski Mısır inanç ve uygulamalarının etkisi olduğunu kabul etmek mantıklıdır. Üstelik Roma döneminde hiç kimse Hermesçiliğin Mısırlı olduğu düşüncesine karşı çıkmamıştır.

Ancak, Hermesçiliğin kökeni sorunu göründüğünden daha büyük öneme sahiptir. Sorun, Hermesçiliğin yalnızca Gnostisizm ve Neo-Platonculukla bütünsel bağlantısında değil, aynı zamanda bir bütün olarak Platonculukla yani doğrudan Helen felsefesi ile ilişki içinde olup olmamasındadır. Zira, Hermesçilik ile "Yuhanna İncili" ve "Aziz Pavlus'un Mektupları" arasında yakın bir benzerlik bulunmakta, Hermesçiliğin Hıristiyan teolojisini doğrudan etkilemiş olduğu belirlenmektedir. Eğer Hermetik metinler (Hermetica) Hıristiyanlık öncesine ait ve Mısır kökenli ise, o zaman Hıristiyan teolojisinde, bugüne kadar ileri sürülen Helen ve Platon etkisinin dışında, Mısır etkisinin olduğunu kabul etmek gerekecektir. Üstelik, Platon ile Pythagoras'ın fikirlerini Mısır'dan aldığı yolundaki görüşü reddetmek iyice güç olacaktır.

Hıristiyanlığın düşünsel temelinde Ari ırk dışında bir kökenin bulunmasına şiddetle karşı çıkanlar, Hermetica'nın tarihlendirmesini İ.S. I.-III. yüz yıllar arasına oturtmaktan çekinmemişlerdir. Oysa, Hermetik metinlerin daha eski dönemlere tarihlendirilmesi gerektiğini işaret eden en önemli nokta, Hermes'in Mısır Bilgelik tanrısı Thot ile özdeş olmasıdır. Bu özdeşlik konusunda tüm bilim adamları fikir birliği içindedir. Ayrıca "Thot'un Yazıları" düşüncesinin çok eski olduğu açıktır. 18. Sülale zamanında revaçta olan "Ölüler Kitabı" içinde "Thot'un Yazıları" sık sık anılmaktadır. 



...




"EGYPT

....The original civilising race came apparently from Asia, before the age of the Pyramids.....(the carved slates, supposed to be as old as the 1st dynasty, represent hunting scenes, and wars with negroes ; and the writer regards them as showing invaders from Asia Minor; for they are armed with the double axe of Karians and Kretans, found also on Hittite monuments, and at Behistun as well as in Etruria as used by Turanians....)

....The people of Lukopolis (wolf town) propitiated the wolf that tore their sheep; other shepherds adored the bull and the ram.....

....5th dynasty , at Memphis (or at Elephanta) say 3950 to 3700 BC. The Turin copy of the Ritual belonged to this age, with various proverbial treatises. The skulls are long, like those of modern Egyptian peasants, whereas those of the first four dynasties are round, suggesting a Turanian race.....

....14th dynasty at Xois (Sakha) :say 2400 to 2000 BC. The Turanian fondness for confederacies of tribes instead of kingdoms (seen also among Hittites and Etruskans).....

....The Hyksos called themselves Min , coming from a country east of Syria and near Assyria. They appear therefore to have been Minni, or Minyas from near Lake Van: and the Minyans of this region (Matiene or Mitanni) in the 15th century BC. spoke a Turanian language, being apparently of the same stock with the Kassites of Babylon and the Hittites, which agrees with the worship of Sutekh. (Between the 12th and 18th dynasties also, foreign pottery like that found in Palestine, Kappadokia and on the shores of the Eagean Sea, appears in Egypt and is marked with emblems of the "Asianic syllabary" which was used by Hittites, Karians, Kretans and Kuprians......

...Thus for three generations, Semitic and Turanian influence began to reassert itself in Egypt....

...The Kassites were then ruling in Babylon and the whole Turanian power, from Asia Minor and Syria to Mesopotamia....."



FAİTHS OF MAN II - FORLONG 




Ram - Egypt - 1050-650 BC / Louvre Museum



***

NOT: 

Nuh Tufanından önceki tufan Atlantis+Mu ise...

Antik kaynaklarda da Pelops, Tantalos’un oğludur ve tüm ailesiyle Anadolu’ya bağlıdır. Pelops’un Anadolu’dan Yunanistan’a geçerek kral olması ve koskoca bir yarım adaya adını vermesi, Herodotos’a göre Kserkes tarafından yüzyıllar sonra dahi hayret ve kıskançlıkla karışık gıptayla karşılanmaktadır.

Tantalos’un kentinin gerçekten var olup, bir zelzele sonucu fışkıran suların altında kalması ve açılan yarıkta kaybolması neden mümkün olmasın? 

Üstelik Antik Kaynaklara göre Antik Çağda da, Batı Anadolu’da meydana gelen büyük bir depremin Tantalos krallığını yeryüzünden sildiği görüşü mantıklı kabul ediliyordu...

Tantalus and Dardanus we get a form like A-tlantis, A-talantis , A-taranti...







Atlantis efsanesi Anadolu'nun Ege kıyılarında, Mu ise Japonya açıklarında geçiyorsa ...


Yonaguni-Okinava kalıntıları günümüzden 10.000 yıl önce Pasifik’te sulara gömülmüş bir batık uygarlığa aitti…






Mısır bir zamanlar Turani kavimlerin yaşadığı bir yerse... 

Sumer çivili yazılarına Güney Amerika'da bile rastlanıyorsa...


ve tufandan sonra Akdeniz Adaları, Mısır, Mezopotamya, 
Orta Asya, Anadolu,... 
tufandan önce ve sonra, neden Türklerin izlerine rastlanıyor, 
sorusuna açıklama getirebilir mi acaba, 
şu Mu ve Atlantis?



Hermes'ten nerelere geldik... 
Saygılar
SB.

________________










diğerleri