sarcophagus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sarcophagus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2015 Pazartesi

DİŞİ KURT ETRÜSK VE ROMALILAR




Dişi Kurt Latince Lupa (çoğul: Lupae) olarak adlandırılır ki ,
Dişi-Kurt efsanesi Etrüsklere aittir, bu kesindir, ama Etrüsk anlatımı henüz bulunamamıştır. Çocuk var mıdır, bir midir, iki midir, bilinmiyor.

Etrüskler'den "Tarkan" Hanedanlığı Roma'yı MÖ.509 'a kadar yönetmiştir.

Roma'yı Romalıların kurduğunu "kanıtlamak" için MÖ.3.yy'da Romulus ve Remus efsanesini yazarlar, bu Agustus döneminde de sürekli anlatılır, sırf Roma'yı kuranların Etrüskler olduğunu "Romalılara" unutturmak için....

Ataları saydıkları Romulus'u büyüten Kurt, yani Lupa aynı zamanda argo sözlükte Fahişe anlamını taşır... Genelevlere Lupanar denilir... ve sadece Pompeii'de 35 tane "Lupanar" vardır.

Herşeylerini borçlu oldukları Etrüskleri "ötekileştirmek", "aşağılamak","yok saymak" ama öte yandan sanatını, kültürünü, tanrılarını, yasalarını, ordu sistemini, inşa ettiklerini hırsız gibi çalmak, sahiplenmek, benimsemek ve de "patent" damgasını vurmak.....ve Sömürgecilik hala devam ediyor...

SB




M.Ö.5.yy Etrüsk mezar taşı
DİŞİKURT ve BİR ÇOCUK.....





Çocuk Lahti - MS.2.yy - Ostia/Roma
Dünya'nın içinde Dişi Kurt ve İkizler; 
Dünya'yı taşıyan Atlas; ve Kentaur'lar
Romulus ve Remus ikizlerinden Romulus 
Roma'yı kuran kişi olarak anlatılır.





Lukos - Lycus - Lupus

A "wolf" in Greek and in Latin. There is often a confusion between this word and words for "light" and for "grove", or else a play on the resemblances of sound. [Lukos may be connected with the Akkadian LİG "dog", from the old root meaning "to lick": and Lupus from LAB "to loll": both referring to the distinctive lolling tongue of canine species.-ED].

In classic mythology wolves are both good and bad. The she-wolf of the Lupercal cave nourished the twins Romulus and Remus, and the legend is told of Tartar heroes, while Cyrus also is nourished by a bitch. In İndia the belief in wolf-nourished children still survives. An iron wolf stood before the altaar (called Lukoreia) of Apollo at Delphi, and Deukalion founded the shrine, being guided by the howling of wolves. 

More usually the wolf is an emblem of darkness, winter and hunger. His ears loom on dark horizons; his shadow is fatal to women with child. Horace records that the wolf's glance turned men to stone (with terror): and the wolf was a favourite form taken by wizards and evil spirits. Hence arose the dread of the "lycanthrope", or "wolf-man", common in Europe in the Middle Ages, and especially in the 16th century in France. [İtalian peasants stillbelieve in the "uomo-cane", or "man-dog" with a shining forehead, whom dogs howl at by night. But in the Norman tale of "William and the Wolf" about 1200 AC, the "were-wolf" is beneficent to the hero. ED]

The fox, and jackal are allied to the wolf, all hating the dog who is man's friend. The Norse Edda relates that two wolves vowed to devour the sun and moon, and were pacified only by the gift of the sun's daughter.

Wolves will take the forms of sheep, of shepherds, of priests, of of penitents. The wolf in the old woman's house deceives and devours "Red Riding Hood" who is however rescued from its belly - a myth of darkness and of the aurora. The priests of Ceres were called wolves; and pious wolves in the Middle Ages, aided the inquisition by devouring heretics. They could be exorcised and would then go about singing pslams, and shepherding the flocks. Strong heroes were proven by resisting the wolf's bite, and the Aurora was said to clothe herself in the wolf's skin. A bad woman was called "lupa" or "she-wolf" and everywhere the wolf was the type of treachery and violence.

Forlong - Faiths of Man, vol 2
CERES : Roman Earth-mother (De-meter)









YANİ, ETRÜSKLERİN DİŞİ KURT EFSANESİ LETO VE İKİZLERİNDEN BAŞKASI DEĞİLDİR. TRUVA SAVAŞINDAN SONRA ETRÜSKLER BU TOPRAKLARDAN İTALYAYA GÖÇMÜŞ VE DİŞİKURT EFSANESİNİ DE GÖTÜRMÜŞTÜR. ETRÜSKLER VE TRUVALILAR AKRABADIR. 2 KERE GÖÇ OLMUŞTUR. MÖ.11 YY VE MÖ.8.YY DA . ATALARI NA DA TURSALAR DENİLİRDİ Kİ KENDİLERİNE RASENA DİYE HİTAP EDERLERDİ. RASENA ASENADAN BAŞKASI DEĞİLDİR. ANADOLUNUN BATISINDA AS TÜRKLERİ VARDIR ODİN DE ZATEN ASAGARD HALKINDADIR, YANİ AS TÜRKLERİDENDİR.....link





4 Şubat 2015 Çarşamba

ROMA DÖNEMİNDEN BİR LAHİT







Bu lahit MS.2.yy'a ait ve Rijksmuseum - Leiden 'de. 

Roma dönemine ait olması onun bir Romalı olduğunu da göstermez.!!! 

Romalıların ataları sayılan Etrüskler ; ki Romalılar latindir; Etrüsklerin Proto-Türk olduğu ve Türkçe konuştuğu,yazdığı, alfabelerinin bile Türk alfabesi olduğu, diğer yandan İskit Türklerinin Romalılar için asker (İskit lejyonu) olarak çalıştığı biliniyor. 

Ne maksatla yapıldığını bilmiyorum, ama ; "evindeki rahatlığı sağlamak" amacıyla yapılmıştır. Bana Eski Türk kültüründeki kurganları hatırlattı, günlük hayatta kullandığı eşyaları, yatağı, silahları ve at/atlarıyla gömülmeleri, hayatta nasıl ise, öldükten sonra da aynen hayatına devam etmek.

He ne kadar bazı "batılılar" ve bazı "satılmış, yıkanmış" Türk akademisyenler bunu kabul etmese de bu böyledir. Çünkü sadece Türkiyeden değil diğer ülkelerden de bu veriler gelmektedir... Zamanla asimile olmuşlarsa da , Türk kültürünü devam ettirmişlerdir.


Bu yüzden, Neumark'ın da dediği gibi : "Sizler farkında değilsiniz ama onlar şu gerçeğin farkındalar : Tarihten Türkler çıkarılırsa tarih kalmaz. Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkar ise, bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir."...link









* * *









Maximinus Thrax c. 173 – 238
was Roman Emperor from 235 to 238.
He was born in Thrace or Moesia to a Gothic father and an Alanic mother...

"Ababa (Hababa) is the name of the mother of the Roman emperor Maximin, she was, apparently, an Alanian. In Türkic ab ‘hunt’, eb~ev ‘home’, aba ‘father, mother, sister’, Ababa ‘Mother Of Hunt or Mother Of House’, i.e. ‘Fairy’ in a good sense."

ETHNIC ROOTS of the TATAR PEOPLE
by Prof.Mirfatykh Z. ZAKIEV ,1995 - link



Der Zakiev Hoca ve biliyoruz ki Alanlar Türk'tür, As Türkleri. Asya adı da oradan gelir...."Asların Ülkesi" demektir, aynı Persia, İndia  gibi "Asia"....

Herkesi Türk saymak saçmalıktır, ama farklı adlar altında olan boyların, Türk olduğunu bilmemekte...Yabancıların kaçı, bırakın uzak tarihi yakın tarihteki Kıpçakların, Peçeneklerin, Hunların, Kumanların, Çuvaşların hatta Oğuzların Türk olduğunu biliyor?

Türkler her yere gitmiştir, çok boyu ve adı vardır, paralı asker olarak Roma için (İskit lejyonu) çalışmıştır, ama karışmışlardır. Bir Roma tarihi, Yunan tarihi ve hatta Bizans'ta,  İmparatoriçe Çiçek (İrene)  bir Hazar Türküdür ,yani tarih Türksüz anlatılamaz. Bu da Batılıların işine gelmiyor, yoksa içimizdeki bazılarının da mı? 


fotoğraf için arkadaşım T.Can'a teşekkür ederim.



EK: 

"Gotlar german boylarına aid olmayan başqa bir toplulukdur. İşte gottları german boylarına mal etmek alman tarihçiliyinin sahtekarlığıdır. 

Hiç bir antik yazar gottları german tayfalarına aid etmemiş ve her zaman da gottları germanlardan ayırmıştır. Gottların dili de ayrıydı, Got dilinin Almancaya yakın olmasını isbatlayan guya ki, kanıt XVII yy. sahtalaşdırılmış episkop Ulfilaya mal edilen "Gümüş Kitaba" dayanır. Bu kitabın da yazıldığı mürekkeb ise XVI y. icad olunmuşdur..!

Yani III yy. yaşamış Got episkopuna aid edilen "Gümüş Kitab" aslında kayb olmuş, ama bu gün Ulfilaya mal edilerek orijinal gibi sunulan saxta "Gümüş Kitab" ise XVII y. Almaniya'da Rozenkreyser tarikatının monastırında yazılmışdır.

Got tarihi konusunda yazmış ve aslen Got olan Romalı yazar Yordanes "Gotların Hun isimleri aldığını" yazmış. Ve hunlarında gotların kadınlarının cinlerle cinsi ilişkisinden dolayı peyda olduklarını da kayd etmişdir  

Yani gotlarla hunların akraba olduğunu ima etmiş. 

Gotlar bütün Avropaya ve hatta Kuzey Afrikaya da yayılmışlar. En çok da İspaniyada yerli halklarla karışmışlar. Almanların da etnogenezinde rol almışlar, ama almanlar kendilerine German deyirlerse, o zaman gotlarla direk bağları yoktur.

Yordanes kitabını çok imalı şekilde yazmış. Çünkü Roma sansüründen geçsin diye. Bir çok bilgileri satır altı kavranılır. 

Gotların İskitlerin bir kolu olduğunu yazar. 

Bu kol Balkanlardan Skandinaviyaya köç etmiş ve daha sonra Doğu Avropa steplerine inmişler. Mühtemelen İskitlerin bu kolu Skandinaviyada kaldıkları zaman yerlilerle de karışmışlar. Roma sansüründen keçsin diye Hunlar konusunda bu tür negatif bilgiler vermiştir.

Got tarihi sahtalaşdırılmış. Bu işin arkasında Rozenkreyser (gül ve haç) tarikatı durur. Bu gün elde olunan got metinleri aslında onlar tarafından uydurulmuş ve güya ki, klasik almanca gibi sunulur. 

Yani elimizde gerçek got metinleri yok ve bu yüzden gotca ne gibi bir dil olduğunu söylemek de zor. Yalnız Yordanes (Jordanes) ve diğer romalı yazar Prokopi'yin (Procopius) yazdıklarında bir takım gerçek gotca kelimeler vardır. Bunlar da etimolojik olarak Türkçe sözlerdir."

Elşad Alili / Türkolog/Dilci - Azerbaycan
Alili'nin diğer akademik makalesi : "Türkçenin Akadça üzerindeki etkisi"










Gayus Julius Caesar
Kay Sülalesinden




TÜRK BOYLARININ NASIL ZAMANLA BÖLÜNDÜĞÜ VE
HAYATLARINA FARKLI BİR ŞEKİLDE DEVAM ETTİĞİNİN EN GÜZEL ÖRNEĞİ.....
OĞUZ VE OGUR AYRIMIDIR

ÇUVAŞLAR - SABİRLER - OĞUZLAR - TÜRKLER - KAYI BOYU ...  LİNK





15 Temmuz 2014 Salı

KLAZOMENAİ / URLA












































































KLAZOMENAI / URLA 
Oniki İon kenti arasında anılan Klazomenai, Urla-Çeşme yarımadasının kuzey kıyısında, İzmir Körfezi'nin ortalarında yer almaktadır .Tarih yazarı Herodotos kitabında İonia'yı


"Panionia'da toplanan İon'lar, kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimde kurmuşlardır. Ne daha kuzeydeki bölgeler, ne de daha güneyde kalanlar İonia ile bir tutulabilir, hatta ne doğusu, ne de batısı; kimisi soğuk ve ıslak, kimisi sıcak ve kurak olur. Dile gelince, hepsi aynı ağzı kullanmazlar; dört değişik konuşmaları vardır. Güneyden başlayarak ilk kentleri Miletos'tur; hemen sonra Myus ve Priene gelir; Karia'da kurulmuş bu kentler, aynı bölge dilini konuşurlar. Lydia'da Ephesos, Kolophon, Lebedos, Teos, Klazomenai, Phokaia vardır. Bunların dili daha önce saydığımız kentlerin diline hiç uymaz, hepsi de ortak bir bölge dili konuşurlar. Bunlardan başka üç İon kenti daha vardır ki, ikisi Samos ve Khios adalarındadır, üçüncüsü Erythrai anakaradadır. Bunlardan Khios ve Erythrai aynı bölge dilini konuşurlar, Samosluların ise kendilerine özgü ayrı bir dilleri vardır. Böylece birbirinden ayrı dört bölge çıkmış olur ortaya." [1. kitap, 142. bölüm]: 

diyerek tanımlamakta; özetle Lydia bölgesinde kurulmuş Ephesos, Kolophon, Lebedos, Teos, Phokaia ve Klazomenai kentlerinde, diğer İonlardan farklı, ortak bir dil konuşulduğunu, böylece de bu kentlerin dil açısından bir bölge oluşturduklarını bildirmektedir. Herodotos'un dile dayanarak belirlediği bu bölgesel özellik, maddi kültür ürünlerinde de yer yer kendisini belli etmektedir.





Liman Tepe en azından M.Ö. 4. binden 2. bin sonuna kadar tüm kültürleri kesintisiz olarak yansıtmaktadır. 

Liman Tepe 1992-2009 Kazı Raporları:



M.Ö. 4. YÜZYIL KENTLERİ : Khyton ve Nesos (405-350/340)

İonia ayaklanması sonrasında anakaradaki kenti terkeden Klazomenaililerin adadaki yerleşmelerinin M.ö. 4. yüzyıl boyunca da sürdüğü antik kaynaklardan bilinmektedir. Aristoteles’in “adadakilerle Khytron’da oturanların anlaşamadığı Klazomenai’de" (Pol.V.2.12); Ephoros’un XIX. kitabından aktarma yapan Stephanos Byzantios’un “Klazomenai’den ayrılanlar anakarada Khyton adı verilen yeri iskan ettiler" şeklindeki ifadeleri ve Kral Barışında Pers kralının “adalardan Klazomenai’nin" kendisine bırakılmasını istemesi adada yaşamın sürdüğünü göstermektedir. Karantina adasında yapılan küçük sondajda yaklaşık M.ö. 375-350 arasına tarihlenebilecek malzeme içeren ve belirgin bir mimari ile ilişkilendirilemeyen bir tabaka açığa çıkarılmıştır.


















KOÇ TÜRK KÜLTÜRÜDÜR !



Klazomenai Lahitleri MÖ.6.yüzyıl




__________________