bağcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bağcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2020 Pazar

Üç Gözlüler



Turova - Zeus - Üç Gözlüler - Okunev


Zeus adı, Hesiod (MÖ 7.yy), İlyada (yazıya geçirilme MÖ 6.yy), Herodot (MÖ 5.yy) gibi geç bir tarihte Grek kaynaklarında karşımıza çıkıyor. Oysa Trakya'da tanrı için "ziu/zia" sözleri var ki Trakya'dan geldiği savulunan Sabazios (ki Saban Türkçedir ve hala Sabantoy olarak kutlanır) at üzerinde göklerde gezen "Göçebe Gök ve Arpa Tanrısı" olarak gösterilir... ki Grekler ata MÖ 7.yy'dan sonra biner. Bununla birlikte Miken yazıtları dedikleri Linear B yazıtlarında (link1- link2) tanrı için "di-wo, di-we" sözleri kullanılmış, yani Zeus'taki ya da Trakya'daki gibi -z- ile değil. Turova'ya hem doğudan hem de batıdan göç var, ki bunların arasında Traklar da gösterilir. Ancak Trakların atası olarak gösterilen "Tiras" Türkçedir ve 'Togarma'nın amcasıdır; Togarma'nın amcası olan Tiras'in da babası Gomer/Kimmer'in diğer bir oğlu Aşkenaz, yani Hazarların atası, 10.yy'da Hazarlara tıpkı Sabazios sözündeki Saba gibi Sabir/Sabar da denilmekteydi... 

Togarma'nın oğlu olan "Taurus (Türk)" sözünü Turova da görürüz. Hitit metinlerinde Turova ülkesi ya da kenti için "Tarausia" sözü kullanılır, tıpkı bugünün Kırım ve çevresine zamanında "Taurisi Scythia"sı dedikleri gibi. Ayrıca Hitit metinlerinde geçen Tegarama (Gürün/Sivas) kentinin adı da Togarma'dan gelir. Tiras aynı zamanda "Tursha-Teresh" olarak da Etrüsklerin atası sayılmaktadır. ... Kırım ve Balkanlar'daki Kimmer-İskit varlığını da hatırlarsak, Sabazios'un bir Frig değilde bir İskit tanrısı/iyesi (ya da kam) olması yüksektir. Bu sebeple Zeus sözünün "di-we, ya da di-wo"dan ziyade "Sabazios"tan türetildiğini düşünüyorum, ki görevleri hem "Zeus" hem de Anadolulu "Şarap/Bağ Tanrısı Dionysos"ta görülür.

Özetle, Greklerin tanrılar düzeni, MÖ 8.yy'dan sonra Hesiod, İlyada, Euripides ve Herodot gibi yazar ve şairler tarafından "sonradan" oluşturulmuş. Herodot'un İskit atası olarak Zeus'u vermesi onun İskitlerin ne olarak adlandırdığını bilmemesinden kaynaklanıyor ki bir başka yerde Papaios (Papa-Baba) olarak verir ki İskit-Türklerinin Atamız demiş olması Herodot tarafından "Tanrı-Zeus" olarak algılanmış olması da muhtemeldir. Çünkü Greklerin kültüründe Tanrılar ata olarak verilir. İskitler ise tanrıları değil, insanları ata olarak gösterir, bunlardan biri Herkül (Erkle) ve diğeri de Targitaos'tur (Targitay). Ancak Herodot'a göre  her ikisinin de babası Zeus'tur. Soy atama/bağlama bir yasayla MÖ 6.yy'da gerçekleşmiş. Her aileye ya da kavme birer ata bahşedilmiş ve Herodot gerçekleşen bu olaydan tam 100 yıl sonra yazmış. Ayıca kıta Yunanistan'ın yerli halkı her kaynakta "Hint-Avrupalı olmayan" Pelasg (Etrüsklerin de atası) ve Lelegler olarak geçer ki bunların soyundan gelenler de Turova ile birlikte Batı Anadolu'nun yerlilerindendir.

Dionysos'a gelirsek;
Frig-Lidya coğrafyasında asıl adı Bacchus'tur ve Bağ/Buğ = "Tanrı-Bağcı" olarak Türkçedir. Her ne kadar Hesiod Dionysos'tan bahsetse de Bacchus sözü ise Euripides'in Bakkha'lar eseriyle MÖ 5.yy'da kıta Yunanistan'a girer. Ancak "Dionysos" adı Zeus'tan doğurulduğu için, Linear B'deki gibi "di-we/di-wo"dan türetilmiştir. -nysos için ise Nysia (Sultanhisar-Aydın) da doğduğu için geldiği ve Dio adına eklendiği öne sürürlür. Bir başka açıklamaya göre de Linear B yazıtındaki "di-wo-nu-so" dan türetildiği, ama -nuso'nun kökeni bilinmediği, hatta belki de "nüsa=ağaç" (MÖ 6.yy) anlamına geldiği de tartışılır. Yine de "nüso" sözü Hint-Avrupa dillerinden değildir... ki Bacchus/Dionysos "Asma/Bağ" tanrısı olduğu için asma da "ağaç" gibi görüldüğü için "ağaç tanrısı" olarak kabul edilebilinir. Ayrıca Pelasgların yerlisi olduğu Boeotia'da Dionysos "Ağacın içinde yaşayan tanrı" olarak anılır ve kurbanlar verilirdi. Bacchus için Sabazios'taki ya da Saban'daki gibi "Bakkhoi-Saboi" denildiği de bilinir. Arkeolojik kazılar da asmanın anavatanının Kafkasya ve Anadolu olduğunu, MÖ 3500'lerden beri de bilindiğini gösterir. Ve Dionysos nasıl Kibele'den doğmuşsa, Sabazios da ondan doğurulmuştur. Ancak daha sonra Zeus, Sabazios ile Dionysos'un babası yapılır. Burada "yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan" sorusunu sorabiliriz. Bu tıpkı Afrodit'in öyküsüne benziyor; Afrodit Hesiod'ta Zeus'un halası iken, İlyada'da Zeus'un kızıdır. Çok net olan ise; Hint-Avrupa dillerinde kullanılan "wine (şarap)" ve  "vineyard (üzüm bağı)" sözlerinin "Bacchus" ile yakından uzaktan alakası olmadığı gibi,  "Saban" sözünü de anlamıyla Türkçe olarak açıklayabiliyoruz.


Turova Kralı Pirim'in ülkesindeki Zeus (tabi ki adı Zeus değildi, ancak ne olduğunu bilemeyiz) tapınağında bulunan ahşap heykelin de "üç gözü" vardı... Odysseus'un kör ettiği dev Kiklop da aslında tek gözlü değil, "üç gözlü" idi, çünkü adında anlamı "çok" olan "Poly" var ki bu da dev Kiklopların aslında "üç gözlü" olduğunu gösterir. Pelasglar duvar ustaları olarak da tanınmıştır, hatta Atina Akropolünün duvarlarını Pelasglar inşa etmiştir. Bu tip duvalara ya Pelasgic ya da Kiklop denilmiştir. Bu durumda Kikloplar da Pelasg soyludur.


Semra Bayraktar



Üç Gözlüler

* Kam (Şaman), Proto-Türk-Okunev MÖ 2500-1800 / Hakasya
* Sicilyalı Galatea ile Kiklop Polyphemus mozaiği / Cordoba-İspanya (Kordoba yer adı da Türkçe), Roma dönemi MS 2.yy.


Kam (Shaman)




Soru ve yorum:
Bağ-Buğ sözünün Tanrı anlamına geldiği ve eski dönemde kullanıldığı;
Buğday sözünün de tanrının yiyeceği olduğu için bağ-buğ sözünden türetildiği;
Aynı zamanda üzüm bağlarının da bu sözden türetildiği, çünkü Grek mitolojisindeki Anadolu kökenli tanrı Dionysos'un hem sabana öküz koşan (çiftçilik-buğday), hem de şarabın (üzüm bağları) tanrısı olmasından dolayı öz adı olan Bakkhos (Bacch-os)'u aldığı (Dİonysos adını Zeus'tan doğurulduktan (!) sonra alır, çünkü Dionysos zorla kıta Yunanistan'a girmiştir) ki Bağ sözü Türk Dünyasında üzüm bağlarıdır.
Rusçada tanrı sözüne karşılık Bog (Бог) sözünün de Türkçeden geçtiği;

Soru: Bağ-Buğ = Tanrı ; doğru mudur?
Yorum: Doğru ise Bacch-os sözü özüyle tanrı demektir ve Türkçe kökenlidir. Hem Buğday, hem de üzüm şarabı tanrıyı ifade eder... Bu sebeple Hıristiyanlıkta "İsa'nın kanı" diye şarap içmekteler...


* Bağdaş kurarak oturmak da buradan geliyor olabilir, tanrının mekanı, kut alan alp kağan...
* Türk Mitolojisinde Yaşıl Han > Bacchus'un Ağaç Tanrısı olması...
* Buğu > Hakan ve elitlerin yakılarak defnedilmesi, tanrıyla bütünleşmek (ozlaşmak)
* Bağrı yanmak, gönül bağı, bağırmak, bağışlamak, bayılmak (beğenmek)
* Bağdat - Bağdadı = Karnını doyurmak, Tanrı tarafından bağışlanmak
* Bagh > "god"

* Prof.Dr. Karjaubay Sarthocaoğlu (Kazakistan) Orhun yazıtlarından örnek vererek şunları söyler: - Bu örnekler eski Türklerin dinlerini Böge, Böke, Bögü ve dinlerini Bögü olarak adlandırdıklarını göstermektedir. [Mine bul mısaldar bayırğı türikterdiñ din basın böge, böke, bögü dep ataytının, dinin de Bögü dep aytatınına kwä bolamız.] Bögü (Täñirlik) / Bögü (Tanrılık)



Bu sebeple, "Buğ-Bağ > Bacc(-os)" sözleriyle ilgili olabilir; Bögü > Kam
* Bögü Kağan ... gibi
* Bruja (Bruha) > Büyücü=Kam > Jade (Yada) Taşı > Jada=Cadı
SB





24 Haziran 2016 Cuma

Nysa ve Dionysos


Tiyatro podyumundaki frizlerden Bebek Dionysos (MÖ.1.yy)
Baby Dionysos (Bacchus) - 1st c BC 
from the Theater of Nysa (12.000)- Sultanhisar / Aydın.


Antik Karia bölgesinin önemli bir kenti olan Nysa (Sultanhisar) Aydın'ın doğusunda bulunan ve Eski Çağ'da Messogis olarak adlandırılan bügünkü Aydın dağlarının güneye bakan yamacında, kışın su taşmalarına neden olan, buna karşın yazın kuruyan Tekkecikdere adlı bir akarsuyun çevresinde çok dik bir boğazın oluşturduğu alanın her iki yanında kurulmuş olan eski bir yerleşimdir.

Kentin kuruluşu ile ilgili farklı bilgiler bulunmaktadır ; Augustus devrinin ünlü gezgin ve coğrafyacısı Amasya'lı Strabon (MÖ. 64-MS. 21) ile tarihçi Stephanus'un (MS. 6.yüzyıl) anlattıklarından öğreniyoruz. 

Nysa adı özellikle Helenistik devir krallık ailesi kadınları arasında oldukça sık rastlanan bir addır. Stephanus, Ethnica adlı eserinde Eski Çağ'da Nysa adını taşıyan on kentten Karia bölgesindekinin, Suriye kralı Seleukos'un oğlu I.Antiochos Soter (M.Ö. 324-261) tarafından eşi adına kurulduğunu belirtir. 

Strabon'a göre, Nysa Poleponnes'teki (Yunanistanın güneyindeki yarım ada=Mora yarımadası) Sparta'dan gelen Athymbros, Athymbrados ve Hydrelos adlı üç kardeş tarafından kurulan üç ayrı küçük yerleşmenin sonradan büyük bir kent halinde birleşmesi ile olmuştur ve Athymbros da bu yeni kentin kurucusu olarak anılmıştır. Bu nedenle antik kent başlangıçta Athymbra olarak adlandırılmış ve zaman zaman da Antiocheia olarak tanınmıştır. 

Kentin adının MÖ. 2.yüzyılın başlarında Nysa olduğu bilinmektedir ve tarihi de MÖ.6.yy'a kadar geri gidebilmektedir, lakin şimdilik fazla bir bilgimiz yoktur. Bununla birlikte, Seleukosların Anadolu'da kurdukları askeri koloniler halindeki kentlerin yanında, küçük yerleşmelerin birleşme (synoikismos) yoluyla tek bir sivil kent halinde oluşturdukları kent kurma politikasına uygun bir şekilde kurulmuş olan Nysa'nın Kral III.Antiochos (MÖ.223-187) tarafından ele geçirildikten sonra sığınma (asyl) hakkı istenilen bir kent olma ayrıcalığını elde ettiği bilinmektedir.

Nysa, Romalıların yönetimi altında sikke bastırmıştır ve antik kentte basılan Cistophorus türü sikkeler MÖ.133-111 yılları arasında tarihlenmektedir. Birinci Mithridates savaşı sırasında Nysa'lı Chairemon adlı varlıklı bir kişi Romalıları desteklemiş ve bunun üzerine Mithridates tarafından öldürülmüştür. 

Chairemon'un akrabalarından Pythodoros (Pythodoros of Tralles diye de geçiyor) , Pompeius (Gnaeus Pompeius Magnus; Pompey the Great) ile Gaius Julius Caesar'la yakın dostluğu vardı. 

Pythodoros , Marcus Antonius'un (Mark Antony ) kızlarından Antonia (doğumu Roma MÖ.47- ölümü İzmir) ile evlendi. Mark Antony, kızını 20 yaş büyük olan Pythodoros ile evlendirmesindeki sebep, Parthia istilasında müttefik olmak istemeseydi ve o dönemde Antony Cleopatra ile Mısır'daydı...

Bu Doğu ittifakından dolayı Roma Senatosu korkuya kapıldı, Octavian (Augustus) savaş ilan etti. MÖ.31 de Cleopatra ile Antony'i yenerek Roma İmparatorluğunu kurdu ve ilk imparator oldu.

Antonia'nın kızı Pythodoris (İzmir doğumlu, Pythodorida ; Pythodoris I ;Pantos Pythodorida) ise önce Pontus sonrada Kapodokya kraliçesi olmuştur. Strabon, Pythodoris'i iyi bir yönetici olarak tanımlar. 

Kentin gelişmesi özellikle Roma İmparatorluk çağı içerisinde, Strabon'un ölümünden sonraki dönemdedir. Milattan sonraki ilk 300 yılda, yani Roma İmparatorluk çağı içerisinde Nysa'da neler olduğu konusunda çok fazla bir bilgimiz bulunmamakla birlikte bazı yazıtlarda İmparator Vespasian, Hadrian, Pius, Marcus Aurelius ve Commodus'un adlarının yanısıra İmparator Gallienus'un küçük oğlunun adına da rastlanmıştır. 

Kent 12. yüzyılda Selçukluların yönetimi altına geçmiş, ancak kısa bir süre sonra yine Bizanslıların hakimiyeti altına girmiştir. Nysa'nın 1402 yılında Timurleng tarafından istila edilmesinden sonra yavaş yavaş önemini kaybetmiştir. Kentte bugün görülen kalıntıların büyük çoğunluğu Roma ve Bizans çağlarına aittir. Nysa harabelerinin güneyinde yer alan bugünkü modern Sultanhisar ilçesi ise MS.14. ve 15. yüzyılda kurulmuş ve gelişmiştir. 

İki kenti birleştiren bir köprü, bir stadyum, akar suların içinden geçtiği gizli bir yer altı geçidi, Tiyatrosu, Gymnasion’u ve Agora’sı günümüze kadar ayakta kalmış önemli bölümlerindendir. 

MÖ 1. Yüzyılda yapıldığı düşünülen 12 bin kişilik antik tiyatrosu ve sahne yapısında çok iyi korunmuş durumda olan şarap tanrısı Dionysos (Bacchus) kabartmaları vardır. Tiyatrosunun 38 m uzunluğundaki sahne binasına ait 6 adet, podyumuna ait 26 adet friz bloğu, Aydın Arkeoloji Müzesine taşınmıştır.

Efes Celsus kitaplığını da restore eden V.M.Strocka, 2002-2008 arası Nysa kütüphanesi kazılarında bulunmuştur.

Her ne kadar Nysa kütüphanesi MS 2.yüzyıl İmparator Hadrianus döneminde yapılmış olsa da, Amasyalı Strabon'un eğitim almak için bu şehre gelmiş olması, şehrin antik çağda bir eğitim ve bilim merkezi olduğunu gösterir. 

Rodos ve Nysa da okul/eğitim başkanı olan hocası Aristodemus'tan dilbilgisi ve hitabet dersleri aldı. Aristodemus aynı zamanda filozof, stoacı, astronom, coğrafyacı ve siyasetçi olan Posidonius'un torunuydu. Strabon'un kitabını yazmasına etken olduğu söylenir.


SB.

kaynaklar: 
link1  -  link2  -  link3
ve Prof.Dr. Vedat İDİL - "Nysa ve Akharaka (Nysa and Acharaca)" adlı eseri



EK:

* Türkçedeki Nisa ismi Arapça'dan gelir "Kadınlar" demektir. 
* Dionysos'un şarap sanatını buradaki su perilerinden (Nymph) öğrendiği söylenir.
* "Dionysos ya da Bakkhos en çok şarap tanrısı olarak tanınır, fakat o genellikle bir ağaç tanrısıydı da. Örneğin, bütün Yunanlıların "ağacın Dionysos"una kurbanlar verdiği söyleniyor. Boeotia'da onun unvanlarından biri "ağacın içindeki Dionysos" idi. " - Altın Dal - James Frazer (syf 311)



Bağlantı kuralım:
Ağaç Kovuğu - Kıpçaklar / Ağaçtan doğma - Uygurlar
Dionysos - Sabazios "Atıyla gezen Göçebe Tanrı" Saban bir İskit boyu
Bakkhos - Bacchus - Bacc - Bağ - Bağcı

SB.


***

The stage of the theater is 38 m long.
6 pieces of the stage and 26 pieces of the podium frieze blocks are in Aydın Archaeological Museum.

V.M.Strocka who restored Ephesus Library Celsus, was in Nysa between 2002-2008 during the excavations of the library, which was built in 2nd c AD, emperor Hadrian period.

Nysa was an educational and scientific center in ancient times,
even Strabo (born in Amasya) came to Nysa for education.

Bacchus - Bacc - Bağ - Bağcı is Turkish (vigneron, winemaker)
Dionysos is also to be called in Anatolia as Sabazios, a Scythian tribe is called Saban, means in Turkish plow. Sabazios has been described as "Nomadic Horsemen God".

Dionysos or Bacchus (Bakkhos) was recognized most as god of wine, but he was also the god of tree "Dionysos in the tree" was his other name.

Born from tree is a Turkish legend. Some Turkish tribes like Kipchak Turks have it in their tribe name, Kipchak (Kıpçak-Gıpçak; known for Europeans as Cumans or Polovts, and in Egypt as Mamluks) means "tree cavity". Uyghurs are also born from a tree in legends.

SB



3 Ocak 2016 Pazar

BACCHUS - BAĞCI (BAGHDJİ)



Bacch-us / Bağ-cı
Bağ  / Bagh / Bacch 
Avrupa'dan Asya Türklerine, İran'dan Kırım Türklerine, her yerde ASMA anlamındadır. 
ÜZÜM BAĞI



Dionysos, İskitlerin Sabazios tanrısından türetilmiştir. İskit efsanesinde; "Targitaos'un üç oğlu vardır; Lipoksais, Arpoksios ve Koloksais. Gökten altından dört eşya düşer; Saban (pulluk), boyunduruk, kupa, balta (kılıç) .... "der Heredot,aslında Saban bir Türk boyudur. Suvar/Sibir diğer adlarıdır.


Sabazios sürekli at sırtında yaşayan göçebe atlı, gökyüzünde gezen gökbaba, Arpa ve Bira tanrısıdır, sonradan Dionysos'a dönüşür. Dionysos Bakkhoi diye de anılır ve bazı yerlerde Bakkhoi Saboi olarak ta çağrılır. Kuzey Balkanlar ve Anadolu'da tapkı görmüştür. 


Dionysos Anadolu'ludur, Doğuludur kendisi, Yunan tanrı panteonuna sonradan girmiştir, bu yüzden Zeus'tan ikinci kez doğurulmuştur, kabullenilsin diye. Anatanrıça Kybele'nin himayesi altındadır. Üzümden şarap yapmasını öğrenir ve öğretir, “ilk öküzü Sabana koşan” tanrı olarak da anılır.


Sabazios Frig Tanrısı diye de geçer ve annesi de Kybele'dir. Zeus bile ondan türetilmiştir. Haziran-Temmuz aylarında gerçekleşen Sabantui Bayramı da hasat bayramıdır, Dionysos şenlikleri olarak ta geçer.




* Sabantuy is a Bashkir, Idel-Uralian and Tatar (Turks) summer festival;



"....Dionysus, the god of wine and wine-making, was depicted by the ancients as a cheerful .... hol is also excluded from the traditional festival of the plough—the Sabantuy...."

"...Sabantuy is a Tatar and Idel-Uralian summer festival, that dates back to the .... interpreted Phrygian Sabazios with both Zeus and Dionysus..."


Nysa, yani Sultanhisarlı Dionysos'un peşinden çılgınca dans eden kızlara Maenad derler (Bassarids - Bacchantes -"Çılgın olanlar", Bakkhoi gibi) Ellerinde panter, asma yapraklarından asaları başlarında da yılan vardır. Ayrıca Çam kozalağı taşıdıklarını da söylerler ama bence o çam kozalağından çok enginardır, çünkü Enginar yılan sokmalarında kullanılır ve afrodizyak özelliği vardır. Ayrıca akşamdan kalanlara da iyi gelir, bu yüzden de şenliklere daha uygun düşer. Hatta 16.yy'da afrodizyak özelliği yüzünden kadınlar tarafından tüketilmesi de yasaklanmıştır. Yüzyıllar sonra (49'da) Marilyn Monroe'yu Enginar Güzeli seçmişlerdir. 




''Hey Bakkha'lar, koşun,
koşun Bakkha'lar !
Irmağından altın akan Tmolos'u
şenlendiren kadınlar!
Kutlayın Dionysos'u
derin gümbürtülü davullarınızla;
Euhoi sesleriyle çağırın Euhios tanrıyı!
Phrygia'dan kopup gelen güzel çığlıklar
karışsın, sizi dağdan dağa koşturan
kavalların tatlı seslerine".


"Dionysos'un doğudan geldiğini, Anadolu'dan çıkıp Yunanistan'a güç bela girebildiğini efsane bağıra bağıra dile getirir"
der Erhat.


SB.

Sabazios

Sabazios






kaynak:
* Eski ve Modern Türkler-Mustafa Celalettin Paşa
* Azra Erhat- Mitoloji Sözlüğü



İskit-Türklerine gökten üç kutsal eşya düşer; Kupa, kılıç, saban...




// Türk Dünyası kutlarken ve Saban Türkçe iken...
The etymology of Saban is Turkish! So, Sabazios is not Phrygian!