agathyrsos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
agathyrsos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2016 Cumartesi

Attila kesinlikle Türk - Attila is absolutely a Turk


Atilla = A Turkish Leader / The Huns = The Turks
Map of European Hun-Turks and special coin from Kazakhstan
(where they came from)


"Attila kesinlikle Türk'tür. Hunlar Türk'tür. Mete ile Attila aynı millettir. Avrupalılar'da 'ötekileştirme' Hunlar'la başlar. Attila'nın geldiği boyun adı TUKU'dur, batıda DULO olarak geçer. Metehan'dan beri ve hükümdar çıkaran bir ailedir TUKU, Türk ailesidir. Daha sonra kavim adı oluyor. Göktürklerin ilk Türk adını kullandığı söylenir, yanlıştır."

"Kardeşini öldürme meselesi; bir asır sonra eserini yazan Jordanes'de geçiyor bu hadise. Enteresan nokta Jordanes'de bu bilgileri Priskos'a dayandırıyor. Priskos'un eseri maalesef bugün fragmanentler halinde, tamamı elimizde değil. Ne hikmetse, Hunlarla alakalı bütün olumsuz görüşler bu Priskos'un kaybolan kısımlarına dayandırılır. Var olan, mevcut kısımlarında ise Hunlar, Attila ile alakalı zerre kadar olumsuz bir husus yok. Hep anlatılır 'Bleda'yı öldürdü ve başa geçti'. Attila gibi, ki zihinlerinde oluşturulan Attila imajına atıf yaparak söylüyorum, eğer öyle bir Attila olsaydı niye kardeşine 10 yıl dayansın? Niye ilk başta bütün gücü elinde bulunduran Attila kardeşini 10 yıl sonra öldürsün?

İkinci bir nokta; Priskos Hun ülkesinde dolaşırken, Attila'nın sarayına giderken bir bölgeye geldiğini ve bu bölgenin sorumlusunun Bleda'nın dul eşi olduğunu, köyün hakiminin Bleda'nın dul eşinin olduğunu, kendilerini kabul ettiğini, kendilerine çeşitli hediyeler, ziyafetler verdiğini yazıyor. Bu anlattığı kısımlar içerisinde Bleda'nın hanımının zerre kadar bir mağduriyetini, bir öfkesini, kızgınlığını, Attila'ya karşı, anlatan bir ifade yok, kayıt yok! Eğer öldürse niye hanımına bir bölgenin idaresini versin?"

Prof.Dr.Ali Ahmetbeyoğlu
kısa / kısa / farklı program 3 saat:


Avrupalıların Türklere karşı ırkçı tutumu Hunlarla başlar. 
Avrupa'da Türkler:
Kurgan Kültürüne sahip ilk Türkler
Kimmerler
İskitler
Hunlar
Sabarlar
Bolgarlar
Avarlar
Peçenekler
Hazarlar
Kıpçak-Kumanlar
Selçuklular
Osmanlılar
'Gastarbeider'lar....
(eksiği var fazlası yok!)
Avrupalılar sorsun bi kendine:
"Acaba Türk atam var mıdır?" diye...
Sonra bizi 'ötelesin'!


NOT:
Heredot, Pliny, Strabon ve Virgil gibi antik dönem yazarların kitaplarında farklı şekillerde isimlendirilen "ACATZİRİ" "AGATHYRSİ" "AGATHYRSOS" "AGATHIRS" ya da "AKATİR", bunların hepsi aynı boydur. Hem İskit hem de Hun boyu olarak geçer. Bugünün AĞAÇERİ TÜRKLERİDİR. Virgil kitabı Aeneas'ta; "gövdeleri boyalı AGATHYRSESLER" den bahseder... işte onlar İskoçya'daki PİCT'lerdir. Bu yüzden PİCT eserleri, Kimmer ve İskit ile benzerlik gösterir. Kalanlar ise Hunların hakimiyeti altında yaşamıştır.

SB.

"...yedikleri 'sopadan' dolayı da hazmedemiyorlar"




"İskitler her yıl Ares'e atlar ve her yüz savaş tutsağından birini kurban ediyorlardı ; 
tanrı yapay bir tepecik üzerine dikili demir bir kılıçla temsil ediliyordu."
Mircea Eliade, Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi-1


Attila tabiatı böyle olduğu için büyük şeyler yapacağına inanan insandı. Onun kendisine güveni kılıç sağlıyordu. Bu kılıç İskit krallarının nezdinde daima kutsal addedilmiştir. Bir çoban, inek yavrusunun topalladığını görünce bu yaranın sebebini de bulamayınca, endişeyle kan izlerini takip ediyor. Nihayet kılıca geliyor. Dana otlarken bu kılıcın üstüne basmış. 
Çoban işte bu kılıcı kazıp çıkararak hemen Attila'ya getiriyor. 

O bu hediyeden dolayı teşekkür ederek, kendisinin bütün dünyanın imparatoru tayin edildiğini düşünüyor ve 
Ares'in  kılıcı ile savaşlarda başarılı olmanın kendisine bahsedildiğine inanıyor.

Fragment 10 Bölüm 35: 
Grek Seyyahı Priskos (V.Asır)'a Göre AVRUPA HUNLARI
Ali Ahmetbeyoğlu




Welcome to reality!


3 Ekim 2015 Cumartesi

HER DİLE GÖRE İSİM ÜRETİLİR




Bu üç kardeşin adı her yerde farklı yazılmış, ve genellikle yalnız genç olanın ki verilir.


Heredot, İskit (Saka) leri yazarken: Targitaos’un oğulları Leipoxais, Arpoxais ve Kolaxais (IV 5), ya da Herakles’in oğulları Agathyrsos, Gelonos ve Skythes, (IV 10)


Makedonlarda ise Gauanes, Airopos ve Perdikkas (VIII 137) der


Kuzey Germenlerde ise isimleri Elgfrodi, Forir ve Bödwar , veya Har, Jafnhar ve Fridi, veya Wodin, Wili ve We veya Ingwio, Istwio ve Irmino olarak geçer.


Sadece bir isim, ya da doğru olarak telaffüz edilen ise, Germenlerde, Yunanlarda, İranlarda ve Hindçe de, Genç olanın "Üçüncü" anlamındaki (Fridi, Tρίτος, Frita, Trita) adıdır .


Bu nedenle bu kahramanın Trita olduğunu biliyorum, ama adı olmadığını unutmamalıyız......


....Bu ikinci kahraman "Üçüncü'nün oğlu" İran'da Fretona (veya Froitana, Fredün), Hindistan'da Traitana, Yunan'da Τρίτων, ve Slav dillerinde Trojanu diye geçer.





İŞTE, ŞAHIS, BOY, MİLLET İSİMLERİ AĞIZLARDA FARKLI ADLANDIRILINCA, TARİH DE ÇORBAYA DÖNER!
SB.












Die namen dieser brüder sind überall verscheiden, zumal der des jüngsten, der oft allein angegeben ist. Herodotos nennt bei den Saken Leipoxais, Arpoxais und Kolaxais (1), die Söhne des Targitaos (IV 5), oder Agathyrsos, Gelonos und Skythes, die Söhne des "Herakles" (IV 10).


Bei den Makedonen heissen si Gauanes, Airopos und Perdikkas (VIII 137).


Im germanischen Norden heissen sie Elgfrodi, Forir und Bödwar, oder Har, Jafnhar und Fridi , oder Wodin, Wili und We usw. Vgl. auch Ingwio, Istwio und Irmino.


Nur ein name , oder richtiger eine bezeichnung tritt bei Germanen, Griechen, Iraniern und Indern gemeinsam auf : der Jüngste heisst "der Dritte" (Fridi, Tρίτος
, Frita, Trita).


Daher kennen wir diesen helden Trita, dürfen aber nicht vergessen, dass das kein name ist. Er heisst sonst Sigfrid, Mitra, Indra usw., hat immer mit seinen beiden ungetreuen Brüdern zu tun und geht, von ihnen begleiter, aus, eine jungfrau zu gewinnen, die der vater nicht heraus geben will, verbindet sich mit ihr und zeugt drei Söhne, von denen wieder der Dritte ein hauptheld und der racher des vaters wird, denn Trita wird von dem Tyrannen, seinem schwiegervater, getötet (gefangen gesetzt, gegeisselt, geköpft oder gekreuzigt).


Dieser zweite held heisst, "der Sohn des Dritten" , iran Fretona (oder Froitana, Fredün), indisch Traitana, und enspricht dem griechischen Τρίτων , dem slavischen Trojanu.


1) wie die richtigen formen dieser namen lauten, ist auch durch keine handschriftenvergleichung allein feststellbar. Gibt es einen weg dazu, dann ist es gerade die vergl. mythenforschung. Gelingt es, die namen etymologisch so zu erklaren, dass sich dabei bedeutungen ergeben, die sachlich durch den mythos beglaubigt werden, dann können wir vielleicht hoffen, die richtigen namen herzustellen, sogar ohne rücksicht darauf ob sie in Herodots quelle noch richtig waren.

Targitaos wird schwerlich richting sein, und statt Kolaxais ware vielleicht gar ein Kalmoxais möglich.

Mit dem namen der Skoloten möchte ich es nicht zusammen stellen, wenn es nicht gelingt, auch in den namen der beiden alteren brüder völkernamen zu erkennen.







_____________________________







Abaev and his predecessors begin the Scytho-Iranian etymology with personal names of the Scythian progenitor Targitai and his sons Lipoksai, Aripoksai, Kolaksai.


Targitai, in the opinion of the supporters of the Scytho-Iranian theory, consists of two parts: darga and tava. In Old-Iranian darga ‘long’ or ‘sharp’, tava ‘power, force’, Targitai is thus ‘Longostrong or Arrowstrong’ [Abaev V.I., 1949, 163; Miller Vs., 1887, 127].


From the positions of Türkic language the word Targitai consists from targy or taryg - Old Türkic ‘farmer’ and soy~toy - Türk. - ‘clan’; as a whole it is ‘Clan or Ancestor of the Farmers’. Besides, the name Targitai is met not only in Herodotus, it also appears with Avars as a Türkic name. Theophilact Simocatta (the historian of the 7 c.) informs, ‘Targitiy is an outstanding man in the Avar tribe’ [Simocatta Th., 1957, 35]. Menandr the Byzantian informs that in 568 the Avar leader Bayan has sent Targitai to Baselius requesting a concession [Byzantian Historians, 1861, 392]. In 565 Avars sent the same Targitai as an ambassador to Byzantium [Ibis, 418]. In the 2 c. Polien informs that Scythians, living at Meotian (Azov) Sea, had a famous woman named Tirgatao [Latyshev S.V., 1893, 567]. Hence, these Scythians were also Türkic speaking.


Lipoksai is a senior son of Targitai. The etymology for this word Abaev borrows from Fasmer. The second part, in his opinion, consists of a root ksaia~khsai ‘to shine, to sparkle, to dominate’, Ossetian. - ‘queen, dawn’; the first part is not clear, there can be a distortion instead of Khoraksais: compare Old Iran. hvar-xsaita ‘sun’, Pers. Xorsed [Abaev V.I., 1949, 189].


Let us compare it with the Türkic etymology. Türk. soi ‘clan, family, relatives, ancestors, generation, offspring, stock, origin’; ak ‘white, noble, rich’; aksoi ‘ a noble, rich clan; sacred clan, forefather’ etc. For Türkic peoples the names with an element soi is a usual phenomenon: Aksoi, Paksoi, Koksoi. The first part is lip~lipo~lep is ‘border’. As a whole, Lipoksai ‘Sacred Clan with (or Protecting) Borders, i.e. its Country’.


Arpoksai is a middle son of Targitai. The first part Abaev at once transforms in apra and ‘water’ and deduces from the Iranian roots ap ‘water’ and Ossetian ra, arf ‘deep’; apra ‘water depth’; ksaia ‘possessor’; apra-ksaia ‘Possessor Of Waters’ [Abaev V.I., 1949, 189].


Let us compare it with the Türkic etymology. We already know about the second part: aksoy ‘a sacred clan, noble clan’. The first part - arpa ‘ barley, grain, product ‘; arpalyk ‘possession of land’; Arpaksai ‘Head of a Clan Possessing Land, Territory, or Clan of the Farmers’.


Kolaksai is a younger son of Targitai. Per Fasmer and Abaev, the second part ksaia ‘shine, sparkle, dominate’, in Ossetian khsart ‘valour’, khsin ‘princess’, khsed ‘dawn’ etc.; the first part is not clear, maybe, it is a distortion instead of Khoraksais, compare Old. Iran. khvar-khshaita ‘sun’ [Abaev V.I., 1949, 189]. The supporters of the Scytho-Iranian theory sometimes lead this name to the phonetic form of Persian Skolakhshaia and announce Kolaksai as a king of the Persian clan Skol (Skolot) ~ Scythians [Dovatur A.I., 1982, 207-208].


Let us compare it with the Türkic etymology. The second part of a word Kolaksai - aksai ‘a noble, sacred clan’; the first part - kola-kala ‘city, capital’; Kolaksai ‘Noble, Sacred Clan Of a (Protecting) Capital, Country’.


If we arrange in order the Iranian etymologies for the names of the father Targitai and his three sons Lipoksai, Arpoksai and Kolaksai, we receive: Targitai ‘Longostrong’, Lipoksai ‘Shine Of The Sun’, Arpoksai ‘ ‘Possessor Of Waters ‘, Kolaksai ‘ Shine Of The Sun or Skolakhshaia’. There is no etymological, semantical and lexico-structural system.


Let us consider the system in the Türkic etymology of the names of the father and his three sons. Targitai ‘Farmers Clan Noble Ancestor’, Lipoksai ‘Border Protecting Noble Clan’, Arpoksai ‘Protecting Possession Noble Clan’; Kolaksai ‘Protecting Capital (i.e. Kingdom) Noble Clan’. The last, the younger son, as relayed by Herodotus, accepts the kingdom from his father after he brought home the golden tools fallen from the sky: the plough, yoke, hatchet, and cup [Herodotus, 1972, IV, 5].


Another word, the etymology of which serves as a proof of correctness for the Scytho-Iranian theory, is ethnonym Sak~Saka. As the ethnonym used by Persians for Scythians, it is considered to be a Persian word. But at the same time Persians could take it from the non-Iranian Scythians themselves. In the opinion of Abaev, Old Persian saka (with the meaning of Scyth) belongs to the totem of deer [Abaev V.I., 1949, 179]. Ossetian sag ‘deer’ from saka ‘branch, limb, deer horn, antler’. Many historians think that sak is a name of one of Scythian tribes, accepted by Persians as an ethnonym for all Scythians. None of the ancient authors notes the meaning of the ethnonym sak~saka in the sense ‘deer’, and Stephan Byzantian informs, ‘Saka are the people, so are named Scythians of ‘armor’ because they invented it’ [Latyshev V.V., 1893, Vol. 1, Issue 1, 265]. Here the word Saka approaches Türkic sak~sagy ‘protection, guard, cautious’. Besides, it should be noted that in Türk. sagdak ‘quiver’, i.e. ‘case for weapon of defense’. Sagai - ethnonym of Türkic people between Altai and Yenisei, part of Khakass people, Saka - ethnonym of the Yakuts. Thus, sagai~saka~sak is a Türkic word, which has passed into the ethnonym of one of Scyth tribes, and was accepted by Persians as their common ethnonym.


Ababa (Hababa) is the name of the mother of the Roman emperor Maximin, she was, apparently, an Alanian. Thinking that Alans are Iranian-lingual, Abaev etymologies this word thus: Iran. khi ‘good, kind’; vab ‘to weave’; thus, Khivaba ‘Good Weaver’. In Türkic ab ‘hunt’, eb~ev ‘home’, aba ‘father, mother, sister’, Ababa ‘Mother Of Hunt or Mother Of House’, i.e. ‘Fairy’ in a good sense.


Sagadar, per Abaev: saka- + - dar ‘having deers’ is the name of a tribe near Danube [Abaev V.I., 1949, 179]. In Türkic: saga - Türkic ethnonym, -dar-lar is the plural affix; Sagadar is ‘Sags’.


To prove the certainty of Ossetian speaking Scythians, Vs. Miller counted that in Scythian words the Ossetian plural affix -ma is repeated twenty times [Miller Vs. 1886, 281-282]. A more attentive analysis shows that -ma in words given by Miller may be identified with Türkic affixes of plural -ma (-la in Balkarian), or possession -my (-dy-ly), or similarity -mai.


So, all the Scythian words assembled by V.I.Abaev in his ‘Dictionary of Scythian words’ would be possible to re-etymologize with those languages, whose carriers lived and continue to live in the so-called Scythian regions. Rather, it is necessary to do it, and with the subsequent comparison of the results of the Iranian, Türkic, Slavic and Finno-Ugrian etymological studies. Only on completion of this operation it would be possible to definitely tell what ethnoses lived under the common names of first Cimmerians, and then Scythians, Sarmatians, Alans-Ases. As the given here comparisons of the Iranian etymology with the Türkic show, the Scythians most likely were not Iranians, or among them were very few Iranian-lingual; basically they were Türks, it could be expected, and Slavs, and Finno-Ugrians, for the last also have not fell from the sky, and have lived in their (ancient ‘Scythian’) regions from the most ancient times.



ETHNIC ROOTS of the TATAR PEOPLE
TATARS: PROBLEMS of the HISTORY and LANGUAGE
Collection of articles on problems of lingohistory, revival and development of the Tatar nation.Kazan, 1995. Pp.12-37







ek:















28 Ağustos 2015 Cuma

Ağaçeri Türkleri




Yabancı kaynaklardaki
"ACATZİRİ" - "AGATHYRSİ" "AGATHYRSOS"



Ağaçeriler ve Hunlar


"466 yılında Avrupa Hunlarına bağlı Ağaçeri Türk boyu Azerbaycan yoluyla Doğu Anadolu'ya gelmiştir. Sasani kaynakları bunları Akkatlar, Bizans kaynakları Akatzir olarak tanımlamaktadır. Ağaçerilerin bir bölümü Halep, Şam yörelerine kadar inmişlerdir. Kafkasya, Mezopotamya ve Doğu Anadolu'da güçlü bir devlet kurmuş Karakoyunlular içinde önemli bir boy olarak bu Ağaçeri kavmi de mevcuttur.

Tunceli'nin Malazgirt ilçesine bağlı bir köyün ismi HAÇERİ (Ağaçeri) ve aynı ilçeye bağlı diğer iki köyden birinin adı HAÇERİ SÜFLA diğerinin adı ise HAÇERİ ÜLYA isimlerini taşımaktadırlar."


Ali Tayyar Önder,2005
Türkiye'nin Etnik Yapısı






“Büyük Hun İmparatorluğu'nun yıkılışından sonra Batıya göç eden Hunların bir kolu 395 tarihinde Erzurum üzerinden Anadolu'ya gelmiş, 451 yılında onları Akhunlar izlemişlerdir. Büyük bir göç dalgası da 466'da gerçekleşmiş, Avrupa Hunları'na bağlı Ağaçeri Türk boyları Anadolu'ya gelmişler ve yerleşmişlerdir.”


Ali Külebi , 2011




*



Reşidüddin’de anlatılan Oğuz-Kağan destanına göre Kıpçaklar 24 Oğuz boyundan biriydiler. Reşidüddin’de “Kıpçak, Kalaç ve Ağaç-eri kabileleri Oğuzlarla karışıp kaynaşan halktan türemişlerdir” denilmektedir.

Oğuz-Kağan’ın Kıpçak adını verdiği ve Kıpçak kabilesinin kendisinden türediği kabul edilen efsanevi çocuk, Oğuzların İt-Barak kabilesine karşı düzenledikleri başarısız bir sefer sırasında dünyaya gelir. Çocuğu bir ağaç kovuğunda bulurlar ve ona bu duruma uygun bir isim verirler. “Kobuk, kovuk” sözcüğünden türetilen bu kelime Türkçede “içi çürümüş ağaç” demektir. Ebu’l Gazi “Eski Türk dilinde içi oyuk ağaca Kıpçak derlerdi” demektedir ki, gördüğümüz gibi qubcaq-gyvcaq kelimesi içi boş, çürümüş anlamındadır.

Oğuz-Kağan destanındaki efsanenin bir başka versiyonuna göre, Kıpçak adı verilen çocuğun dünyaya gelişinden önce yeryüzünde bir ağacın aşırı şekilde büyüdüğü anlatılır. Oğuz-Kağan nehri geçmek için ağacın kesilmesini emreder. Oğuz-Kağan nehri geçerken keresteden yapılmış salda dünyaya gelen çocuğa güya “Sen benim gibi prens ol ve adın Kıpçak olsun” der.

Sözü edilen efsanelerde sürekli olarak Kıpçak’ın ağaçtan zuhur ettiği, yani Kıpçakların kökeninin ağaç ve ormanla ilintili olduğu vurgulanmakadır. Şu veya bu halkın türeyişiyle ilgili eski etnogenetik efsanelerde süjeyle ilgili her detayın gizli bir genetik kökeni vardır ve her özellikte muayyen bir etnik topluluğun yaptığı işe şifreli bir işaret mevcuttur. Kıpçakların etnik gelişimin daha erken dönemleriyle ilgili rivayetlerde mutlaka ağaç ve ormandan söz edilmesi, onların ormanın yavaş yavaş  bozkırla yani orman-bozkır şeridiyle yer değiştirdiği bir yerde türemiş olmaları ihtimalini göz ardı etmemize imkan tanımamaktadır.

Reşidüddin’de Kıpçaklarla birlikte ormanlık bölgede yaşayan başka bir halktan söz edilmesi de dikkat çekicidir. Bilindiği gibi bu halk “Ağaç-eri” adıyla meşhurdur.

Reşidüddin’e göre Urasut, Telengüt, Kuştemi, ormancı Urankat da orman kabilelerine mensuptur. Ona göre “Çadırları ormanlık alanda bulunan her kabileye orman kabilesi denilir.


Kıpçaklar
Sercan M.Ahincanov
Selenge Yayınları



*


“Herakles yaylarından birini (çünkü o zamana kadar iki yayı vardı) kurdu, omuzdan atma kılıç kayışının nasıl kuşanıldığını gösterdi, sonra yayı ve kılıç kayışını kadına verdi; kılıç kayışının tokasında altın bir kupa vardı. Bunları verdikten sonra gitti. – Çocukları doğdular. Büyüyünce analrı adlarını koydu; birincisinin adı AGATHYRSOS, sonrakinin GELONOS, en küçüğünün SKYTHES. Sonra Herakles’i sözüne bağlı kalarak onun emretmiş olduğu şeyi yaptı. Çocuklarından ikisi AGATHYRSOS ve GELONOS istenilen şeyi yapmadılar, kendilerini dünyaya getirmiş olan anaları onları kovdu, çıkıp gittiler, en küçükleri SKYTHES istenileni yaptı ve yerinde kaldı. Sonradan gelen bütün SKYTH kralları bu HERAKLES oğlu SKYTHES’ten türemişlerdir. SKYTHlerin bugün de kılıç kayışlarında asılı duran kupalar HERAKLES’in kupasının anısını sürdürürler…” Heredot 4.kitap; 10



“Tauris’den sonra gelen gene Skyth’lerle karşılaşırız, bunlar, Tauris’in kuzeydoğusundaki ülkede, doğu denizi kıyılarında, yani Kimmerler Bosphoros’unun ve Palus-Maiotis’in Tanais’e kadar uzanan batı bölümünde otururlar; Tanais bu iç denizin bir girintisinde denize dökülür. – Öbür yandan İstros’dan kuzeye doğru kara yönünden girilirse Skythia sınırı olarak önce AGATHYRS’lerin ülkesine, arkasından Neuriler ülkesine, sonra Androphaglar ülkesinden geçerek, en son Melankhlenoslar ülkesine varılır.”... Heredot 4.kitap; 100


Peki Kral Abdalonymos...!
Abdaly (Hephthalites) Bizans kaynaklarındaki Eftalitler, 
yani Ak Hunlar - Abdal....!

HEREDOT BİLE MİLATTAN ÖNCE 5.YÜZYILDA AĞAÇERİ TÜRKLERİNDEN BAHSEDERKEN , 
HALA TÜRKLERİN ANADOLU'YA 11.YÜZYILDA GELDİĞİ SAFSATASINA İNANAN VAR…..



*

“To the south dwell the Acatziri, a very brave tribe ignorant of agriculture, who subsist on their flocks and by hunting.”(37)


JORDANES (6th c AD)

*


"Herakl saqatların ulu babası olan Skitin atasıdır". (F.Ağasıoğlu). 
"İskitler Herakles'ten türemiştir, ecdadıdır." (Zaur Hesenov).


*


E.Arthur Thompson does accept Akatziri as Türkic-speaking  European Huns, and thus with a stroke of a pen defiantly negate the whole Scytho-Iranian Theory. / link

*

Akatsir. M.Z. Zekiyev, İskit sözcükleri arasında Türkçe kökenli "er/ir" / "erk":"erkek" (erkek, herif, insanlar, mertçe) kelimeler mevcuttur, diye yazmaktadır. Yine Türk dili için karakteristik olan "-lı, -tı" sonekleri de mevcuttur. Don'da ormanlık bölgede, kısmen de Kuzey Kafkasya'da yaşamış olan büyük İskit kabilesini "Akatsir" ("Akaçir") (Yunanlılar Türkçe "ç" harfini "ts" olarak yazmışlardır) diye adlandırmışlardır. "Akaçir" kelimesi "agaç"/"akaç" ("orman") + "er" ("erkek" "insanlar") kelimelerinden müteşekkil olan "Orman halkı" (Orman insanları) demektir (Zekiyev, 1986, s. 24, 29).

Akaçirlerden, 442 yılında Hun Kağanı Attila'ya elçi gönderilen Pannonyalı Priscus ve Got tarihçisi Jordanes (M.S. IV Yüzyıl) bahsetmektedirler. M.Z. Zekiyev, "Hazarların Akatsirler ile özdeşleştikleri" görüşündedir (Aynı eser, s. 25). Hipotez olarak Hazarların İskit Akatsirlerin ahfadı olduklarını ortaya koyabiliriz. Bazı bilim adamları "Hazar" sözcüğünün "Haz"/"Kaz" ("kaz") + "ar" / "er" yani "Kaz insanlar" sözcüklerinden oluştuğunu kabul ediyorlar. Muhtemelen "Kazak/" Kazah" sözcüğü de totem durumundaki "kaz" + "ak" sözcükleriyle bağlantılıdır.

Agathirs, "Akatsir" sözcüğünü Yunan yazarları çoğu kez "Agathirs" şeklinde yazmışlardır. Burada "s" harfi kelimeye eklenmiş alışılmış Yunanca tamlama, "th" sesi ise "t" sesine tekabül etmektedir: "Agatir" Fonetik açıdan bakıldığında sözcüğün "Agaçir"den türetilmiş olduğunu görüyoruz. M.S. I-IV yüzyıllarda Pliny, P. Mela, Ptolemaeos, Julius Solin, Ammianus Marcellinus Agathirs'lerden söz etmektedirler. Ptolemaeos onları Savromotlarla akraba olan Türk dilli Savarların (Suvar) yukarısına yerleştirmektedir (Geybullayev, 1991, s.293-294).

Savromat. Bu sözcük "Savar"/"Suvar" + "er", "Su insanları" etnoniminden ve+ "mat" kompozitinden oluşmaktadır. 
"Agaceri" terimi ise Azerbaycan'da "Agaceri- dag"; "Agareri" + "dağ" olarak muhafaza edilmiştir. Bu toponim (İran) Güney Azerbaycan'da da mevcuttur (Geybulayev, 1991, s. 294).

K.Laypanov, İ.Miziyev
Türk Halklarının Kökeni



*

Ağaçeri Türkleri; Agathii (6 c.) also calls Huns of Azov Sea as Scythians.


The first son of Heracleus is Agathirs, more correctly, Agathiros. Here -os is a Greek name ending; ir ‘man, male, people’; agad-agas-agach ‘tree, forrest ‘ (interdental d~th was written in Russian through Greek symbol theta and sounded as ‘f’: Theodor-Feodor, Skif-Scyth, Agathir-Agafir, etc.). Agathir is ‘forrest people or people with tree totem’. Later we meet this ethnonym in the forms akatsir-agach eri with the same meaning. In Türkic language with the same semantics we have also ethnonyms Burtas (burta-as ‘forrest people’), Misher (mish-er ‘forrest people’). (*SB)


ETHNIC ROOTS of the TATAR PEOPLE
Mirfatykh Z. ZAKIEV
TATARS: PROBLEMS of the HISTORY and LANGUAGE
Collection of articles on problems of lingohistory, revival and development of the Tatar nation.Kazan, 1995.
(*SB = Misher 'forest people', are to be seen as Moski or Mushki (Muşki) in Anatolia as King Midas of Phrygia, same tribe as Kaska (Kaška) Meşe (Meshe) Tatar is the other name of this Turkish tribe.

*

"Muşkilər İskit kavmi idi. Yunanlar onlara Mosx, ya da Mossinyok derlərdi. İsmilərinin də ağac evlərdə və ormanlarda yaşadıqlarından dolayı aldıqlarını söylərlerdi. Akkad yazılarında bu Muşkiler Meşex, ya da Meşequkimi keçər. Akkadcada bol Türkcə kəlimələr vardır və ağac anlamında meşek, arman sözləri vardır.  Yəni anladığımız bu Muşki / Mosx / Mossinyok / Meşequ boylarının adı bizim meşe sözündəndir. Kəndiləri Türk və Ural kavimlərinin karışımı idi. Daha sonra onları kral İskitlər (Han Oğuzlar) Asurlarla bitməyən savaşlardan dolayı yanlarına alıb Anadolu-Trakya-Balkan və Kavkaz-Doğu Avropa yolları ilə köç etdilər. Şu an Rusiyada yaşayan Meşer Tatarları (Ağaçerilər) və Ural boyu olan Mokşalar (Mordvinlərin önəmli kolu) kəndi adlarında o ismin hatırasını daşıyırlar. İlk əvvəllər Mosok şəklində olan Moskva toponimi də o ismin hatırasını yaşadır. EXCALİBUR sözü Anadolu'da yaşamış XALUB (diğer adları GARGAR, TİBAREN, ALAZAN) İskit boylarıyla alakalıdır. Bu Xalub'lar Samsun etrafında oturur, bakır üretir ve silah yapırlardı.  Hitit yazılarında geçen KASKA'lardır."

Elşad Alili / Dilbilim, Azerbaycan
Institution of Linguistics, Azerbaijan


"Hititçe yazılı kaynakların susması sonrası bu halkın akıbetine ilişkin bilgi veren başka bir kaynak olmaması, konu hakkında farklı yorumlara sebebiyet vermiştir. Hitit Devleti’nin son dönemlerinde doğu sınırları yakınlarındaki bir Kaška kenti olan Pahhuwa’da, Mita isimli bir isyancının ortaya çıktığı görülmektedir. Bu kişi, Anadolu’yu istila etmeye çalışan Asurluların kaynaklarında Muškili Mita olarak geçmektedir. Muški isminde geçen šk etimolojik bağlantısı akla Kaška’yı getirmektedir.  Bu neticede Kaškaların Hitit Devleti’nin son bulmasıyla birlikte Muški yerleşim alanları olan Orta Anadolu’ya kadar yayıldıkları düşünülebilir. Ayrıca Mita ismi Hitit Devleti’nin çökmesinin ardından birkaç yüzyıl sonra bölgede merkezi bir devlet kurmayı başarmış Friglerin mitolojik kralı Midas’ı da akla getirmektedir....

Daha önce ifade edildiği üzere Kaškalar, Hitit yerleşim alanları olan Orta Anadolu’ya doğru sürekli bir yönelim halinde olmuşlardır. Hitit Devleti’nin her güç durumundan bir istifade çıkarmış olan Kaškaların, Hitit sonrası bölgede ortaya çıkan otorite boşluğu ve istikrarsızlık neticesinde bölgeye girmiş oldukları ve hatta Hitit kentlerinde yerleşmiş olma ihtimalleri üzerinde düşünülmesi gereken bir husustur. Ancak bu aşamada Hitit sonrası Hitit kentlerinde görülen Frig kalıntılarının en azından bir kısmının Kaškalara mal edilmesi gerekecektir. Kaška ve Frig kültürleri arasında bir ayrım yapmak için elde yeterince veri olmaması tespiti kuvvetlendirmeyi güçleştirmektedir."


Serkan Demirel
Öğretim Görevlisi, Karadeniz Teknik Üniversitesi
Akademik Bakış,cilt 6, sayı 12, 2013





"Evripid "Alkestid" de xalibler ölkesinde olan demirden bahs edir. Xaliblerin skif tayfalarından olmasını tasdiq eden melumata Xaliblerin skif tayfalarından olmasını tasdiq eden malumata Apolloninin "Arqonavtların yüşü"ne verdiyi sxoliyalarda rast gelirik. Burada skif xalqlarının siyahısı verilir, hemin siyahıda xalibler de vardır. Ksenofont yazır ki, "ellinlerin torpaqlarından keçdikleri xalqlar içerisinde en cesurları xalibler idi ve onlar ellinlerle albayaxa döyüşe girirdiler." 

Zaur Hasanov "Char Skifler (Çar İskitler - Royal Scythians)"


*




Bu ara bıraktı denizi,yükselen Aurora, görünunce
İlk ışıklar çıktı seçkin gençler kapılardan
Donanmış ince ağlarla, oklarla, tuzaklarla, sonra
Geniş temrenli kargılar taşıyan Masyller atlarıyla,
Duyarlı köpekleriyle. Bekliyor konağın kapısında, daha
Yatağından kalkmayan kraliçeyi Kartacalılar, altınlı
Erguvan örtülü gemini çiğneyen, kişneyen at da, orada
Göründü, çevresinde kalabalık, kraliçe sonunda.
Değerli, süslü Sidon dokuması üstlük omuzlarında,
Altın okluk, altın iğneyle tutturulmuş saçlar.
Altın düğmeyle iliklenmiş parlak erguvan giysi,
Frigyalılar, aralarında güleç, sevecen Iulus ilerliyorlar,
Kraliçenin yanında giden en yakışıklı Aeneas,
Birlik sağlıyor iki topluluk arasında, gelince kış
Ksanthos'tan, Likya'dan göçen Apollo gittiğinde
Sevdiği anayurdu Delos'u görmeye, orada anısına.
Dryoplar, Giritliler, gövdeleri boyalı AGATHYRSESLER
Törenler, eğlenceler düzenlerdi sunaklar çevresinde.
O da dolaşırken Cynthus tepesinde, altın bağlarla
Tutturulmuş dalgalı saçları toplayan yapraktan
Başlık, omuzlarında birbirine sürtünen, tınlayan oklar.
Ona benzerdi yüzü, soylu, görkemli Aeneas'ın, ancak yavaştı.

AENEAS - VERGİLİUS (MÖ:70-19) ; IV:130-150
çev: İsmet Zeki Eyuboğlu , payel yayın, 2010
Oniki kitaptan oluşan bu destan, Truva kentini terk edip, yeni bir kent kurmak için yelken açan Aeneas'ın yolculuğu ile Lavinium'u kurmasını anlatır. Daha sonra Alba Longa ve Roma olarak anılan şehirler....



BURADAKİ AGATHYRSESLER, AĞAÇERİ TÜRKLERİDİR.
"GÖVDELERİ BOYALI" ORJİNALİNDE "DÖVME" DİYE GEÇER.
TÜRK BOYLARININ İSİMLERİNİ BİLMEYEN DE OKUR GEÇER.
TRUVALILARIN DA TEUCRUM DİYE GEÇTİĞİNİ SÖYLEMEM GEREK
SADECE BUNUNLA KALSA GENE İYİ
BİR DE GELONOS KABİLESİ VAR
HERKÜL'ÜN (ERAKLE) OĞULLARI; İSKİT, AĞAÇERİ VE GELONOS 
O DA BAŞKA YAZIDA
SEVGİLERLE,
SB.



TRUVA - ETRÜSK - TÜRK 
TÜRKLERİN GİZLENEN TARİHİ 


Crimea Scythian King Scilurus with his son Palacus - 2th c BC


SCYTiAN KiNG'S BROTHER CARTHASiS
Acatziri; Agathyrsi; Agathyrsos; Agacheri Turks.


Scythians = Huns = Turks