Translate

14 Ocak 2016 Perşembe

Türklerde Budizm ve Maniheizm











Tüm "büyük dinler" arasında sadece Budizm, Birinci Türk Hakanlığı'nın aristokrat kesimi arasında popüler olmuştur. Bügüt kitabesine göre (6.yy), Taspar-han Budizmi devlet dini yapmaya çalışmıştır. Hindistanlı misyoner Çinagupta'yı ülkesine davet eden Taspar-han, bir tapınak kurarak, Budist bir cemaat ihdas etmişti.


Onun sarayında Budist-Soğdiyanlar da vardı. Hatta bizzat Bügüt kitabesi, Budist sutralarının belirgin özelliğini teşkil eden Soğd alfabesiyle yazılmıştır. Türk hakanları, Budizmi, gerek Orta Asya ve gerekse Uzak Doğu'daki farklı etniklere mensup tebaalarını ideolojik yönden birleştirebilecek cihanşümül bir din olarak görüyorlardı.


Ne var ki 581 yılında ortaya çıkan sosyo-politik kriz ve akabinde devletin çökmeye başlaması, bu süreci durdurmuştur. Bununla birlikte Budizm, hakanlığın doğu ve batı kesimlerinde daha fazla yaşayarak, Yenisey Kırgızları ile Kimaklar arasında etkinliğini sürdürmüştür. Hatta Kırgız prenslerinden birisi Budist rahibiydi ve Doğu Türkistan'daki bir manastıra yerleşerek kutsal metinleri Tibetçeden Türkçeye çevirmiştir.


Doğu Kazakistan'da ortaya çıkarılan ve soylu bir Kimak kadına ait olan mezardaki ayna, Türkçe yazılı bir Budist öz deyişiyle süslenmiştir. Ne var ki, sadece Doğu Türkistan Uygurları Budizmi devlet dini olarak kabul etmiş ve Hindistan, Tibet ve Doğu Türkistan'da yazılmış olan Budist metinlerini Türkçeye çevirerek zengin bir kolleksiyon oluşturmuşlardır.


Türkler arasında yayılan ikinci din, İran'da 216-277 yılları arasında yaşayan "Aydınlık rehberi" Mani'nin kurduğu Maniheizm idi. Tüm kainatta ışıkla karanlık arasında ezeli bir savaş oluğunu, kurtuluşun başka bir alemde bulunduğunu, insanın ruhundaki kısmi aydınlığın ibadet ve dualarla kurtulabileceğini savunan Maniheizm, aşağı yukarı bu öğretilerin tamamını Zerdüştizm, Budizm, Hıristiyanlı kve bazı felsefi akımlardan almış, ancak onları manitken birbirine tezat teşkil etmeyen bir sistem içinde bütünleştirmişti.


Hiyerarşik bir yapıya sahip olan Maniheizm, yoğun misyonerlik faaliyetleri sonucunda özellikle Orta Asya, Merkezi Asya ve Çin'de yayılmayı başarmıştır.


Maniheist ve Hıristiyan (Nesturi ve Yakubi) cemaatlar, 6.yy-9.yüzyıllar arasında Taraz'da varlıklarını sürdürmüşlerdir. 7.yüzyıl Hıristiyan cemaatinden geriye sadece Süryanice yazılı kısa bir metin kalmış olmasına rağmen, Maniheist cemaatin daha güçlü olduğu ve Taraz'da manastırlara sahip bulunduğu muhakkak.


"On Ok ülkesinde (yani Batı Türk Hakanlığı'nda) dini yaymak" amacıyla yazılan "İki Esasın Kutsal Kitabı" adlı Mani kitabında (8.yüzyıl), Maniheist manastırların bulunduğu "altın şehir Argu-Talas" (Taraz) ile Yedisu'daki dört şehrin adları geçmektedir. Bir kısım Taraz'lı Soğdiyan'ın Zerdüştizme bağlı olduğu, Kazak arkeologların çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılan mezarlıktan anlaşılmaktadır. Çok dinlilik, Yedisu'daki Erken Orta Çağ şehirlerinin karekteristik bir özelliğiydi.


Türkün Üç Bin Yılı
S.G.Klyashtorny / T.İ.Sultanov
Selenge yayınları,2013








İki adam Budist manastırına para yardımı yaparken.
Biri mavi gözlü ve kızıl (Kıpçak?),MS.900
20 nolu mağara, Bezeklik Bin Buda Mağaraları

İpek üzerinde Budistler, MS.864
2 nolu rulo Maniheist - "Günahların itirafı" eski Türkçe
3 nolu rulo Runik (Orhun) Türkçe
4-6 nolu rulo Uygur Türkçesi
Bezeklik Bin Buda Mağaraları - Turfan