dolmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dolmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Sardinya - Sardinia









Pula (antik Nora) Sardinya - MÖ. 9.- 8.yy
"Devlerin" Mezarı Coddu Vecchiu - MÖ.1800














Koç, Ay Kün












Sardinya'dan - Tanit
ve
Anatanrıça: Altay-Çatalhöyük-İskit Türkleri
Amerika Yerlilerinden Navaro







San Michele Kilisesi





İtalya  Lunigiana taşbaba
"These stones representing a stylized armed men and women decorated jewelry are important evidence of distant civilizations, which have affected the area lunigianese over a long period of time, from the third millennium BC up to the seventh-sixth century. to. C., at the dawn of the historical epoch."

In Lunigiana it has been discovered so far about 80 stone statues
Museo Dello Statue Stele Lunigianesi - Pontremoli - link  /  link








"The Sea Peoples is the term used for a confederacy of seafaring raiders of the second millennium BC who sailed into the eastern shores of the Mediterranean, caused political unrest, and attempted to enter or control Egyptian territory during the late 19th dynasty and especially during Year 8 of Ramesses III of the 20th Dynasty. The Egyptian Pharaoh Merneptah explicitly refers to them by the term "the foreign-countries (or 'peoples') of the sea"  in his Great Karnak Inscription. Although some scholars believe that they invaded Cyprus, Hatti and the Levant, this hypothesis is disputed."

Savaşçılar




"MÖ.13. yüzyılda  “Mısır kıyılarını tehdit eden Deniz Kavimleri‟nden olan TUR'shalar"

"Mısır'ın ilk sakinleri Türkler"




























20 Temmuz 2015 Pazartesi

TAŞBALIK




Balık Heykeli veya Mezar Anıtı. 
(Kars çevresinde - Dr. Kılıç Kökten)


Kars dolaylarında "bölgenin kromlek, menhir, taşlı dam ve koç heykelleri şeklindeki kaya anıtları arasına bazalttan yapılmış" bir heykel katılmıştır. Bu 2,5 metre uzunluğunda, 0.52 metre galseme yüksekliği olan balık heykelini bir metre ilerden, 50 santimetre yüksekliğinde "8 adet dikilitaştan ibaret bir kromlek ortasında durduğu halde", Tepecik köyünde (Arpaçay) da Şahbender Kurtbaş Ağa bulmuş ve Prof. Dr. Kılıç Kökten tarafından ilmi tesbit ve tanıtılması yapılması çok dikkat çekici olmuştur.

Anadolunun diğer bölgelerinde tesbit "edilen kaya anıtları (Menhir, kromlek, Allinyömen) arasında şimdiye kadar böyle bir esere tesadüf" edilmemiştir.

Bunun "yalnız bir menhir ve yalnız bir kromlek olmayıp, balıklı heykel ilâvesi suretiyle mürekkep bir şekle sokulmuş bulunan kaya anıtı" olduğunu söyleyen ve "Bunun bir mezarla alâkası" olmadığını "belki bir tapınak, balığın da bir ilâh olması çok muhtemel" bulunduğunu iddia eden, henüz yaşının tâyininin kesin şekilde tesbitine imkân olmadığına, çevresinde Urartu devrine ait kaya kitâbesi ve devri kesinleşmeyen bir koç heykelinin bulunmasına dikkati çeken Prof. Dr Kılıç Kökten yeni araştırmalara ihtiyaç gerekiyor demektedir.

Dr. Hamit Zübeyr Koşay, bu balık heykellerinin Kafkasyada da bilinmekte ve Vişap adını taşımakta olduğuna işaret etmekte ve anıtın, belki de mezartaşı makamında heykelin ehemmiyetine temas etmektedir. Bunun tarih ve mahiyeti (mezar taşı, mezar anıtı olup olmadığı, Türklerle münasebeti, zamanı üzerinde tartışmayı gerektirecek keyfiyettedir.

Türklerde Taşla İlgili İnançlar, resim için syf 261
Hikmet Tanyu-pdf




Kars Müzesi





Kaynağı Orta Asya kurgan mezarları kültürüne dayanan ve bu kültürün devamı niteliğinde olan, Yörük-Türkmen Kültürüne özgü "Eren Günü" etkinliği, Denizli’nin Beyağaç İlçesi, Sandıras Dağı, Çiçekbaba zirvesine yakın bölgedeki Kartal Gölü çevresinde yaklaşık 7 asırdır yöre halkı tarafından devam ettirilmektedir.


Bir gün önce Kartal Gölü bölgesine çıkılır, çadırlar kurulur, ziyaretler yapılır ve ertesi sabah, şafak vaktinde Eren Dede Türbesi ziyareti ile dualar okunur, dilekler tutulur, türbe çevresinde turladıktan sonra da kurbanın kesilip yenmesiyle etkinlik son bulur. 


Eren Günü 1994 yılından bu yana Beyağaç Belediyesi’nde festival olarak yürütülmektedir. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce 21.08.2013 tarihinde Orta Asya kültürünün devamı niteliğinde olan “Eren Günü Etkinlikleri ve Festivali”nin, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ne girmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na teklifte bulunulmuştur.  (Denizli Turizm İl Md.)







Doğu Anadolu'da, Kafkasya'nın güney-batı bölgelerinde, özellikle Eleyez dağı yaylaları ile Göyce Gölü havzasında balık görünüşünde 3-5 metre uzunluğunda yontulmuş onlar mengir bulunmuştur.

Taşbalık geleneği MÖ.2bin yılın sonlarında ortaya çıkmıştır, çünkü bazı taş balık üzerinde sonraki bin yılın ilk asırlarına ait Urartu yazısı vardır.

Bazı uzmanlar haklı olarak, taşbalık geleneğinin buradan Ön Asya'ya MÖ.3bin ila bin yıllarında yayıldığını zannetmiş ve bu geleneğin Kür-Araz kültürü ile ortaya çıktığını söylemiştir. Urmu teorisine göre, buradan Kuzey Kafkasya'ya ve Moğolistan'a göç eden prototürk boyları taş balık geleneğini de oralardan götürmüşler.

Taşbalık kültünün Türklere mahsus olduğu Doğu Anadolu'ya 2bin yıl önce gelen Hayların (Ermeniler) dilinde açık görünür, şöyle ki, büyük taşlardan yontulmuş bu balıkların önceleri fonksiyonunu bilmedikleri için onu Ejderha anlamında Farsların Vişap (íÇß³å) sözü ile Vişapakar (dragon stone) adlandırmış olsalar da , önce yerli azmanların (великанов) mezarlarına baştaşı gibi koyulduğunu zannetmişler, bu yüzden de , taşbalık olan yere "Oğuz Mezarı" (могила огузов) demişler.

Çok sonralar buraya gelip yerleşen kürtler "Ejderha Yurd" deyimini kullanmışlar. Fakat, 1910'da Eleyez dağında taşbalık geleneği ile ilgili efsaneleri toplayıp onların olduğu yerlerde kazı yürüten uzmanlar yakınlarında mezar olmadığını vurgulamışlardır. Taşbalık kültü su ile ilgili olduğundan onu akarsu kaynakları yakınlarına koyuyorlardı.

Prof.Dr.Firudin Ağasıoğlu (Celilov)
Daşbaba, Türkün Taş Yaddaşı, 2013/link



Uygur Türklerine ait Taşbaba/Taşbalık
Açıklamasında "Ch'ai-o-p'u yakınlarındaki düşmüş baba" diye geçiyor.



Taşbalık Vishapi (Ejderha Taşı) MÖ.1200
" MÖ.6.yy'dan önceki dönemlerde, o bölgede henüz bugün Ermeni diye bilinen Hayk milleti yoktu"!

Vishapak’ar, “Dragon Stone,” ca. 1200 B.C., found on Mt. Gegham Armenia, Sardarapat Museum. 
"Before  6th c BC, there was no Hayk nation,which is known today as Armenian nation, in that region."








Ek:
Prof. Dr. İsmail Kılıç Kökten

Prof. Dr. İsmail Kılıç Kökten (1904-1974) Ünye’de doğdu. 1919’da Kütahya Sultanisi’ni (Kütahya Lisesi), 1923’de Trabzon Dar-ül Muallimi’ni (Öğretmen Okulu) bitirdi. 1923-1936 yılları arasında Samsun’da öğretmenlik yaptı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ni bitirdi. 1941’de Antropoloji ve Etnoloji Enstitüsü’nde asistan olarak göreve başladı. 1947’de doktor, 1953’te doçent oldu. 1959’da profesör olduktan sonra, 1961 yılında Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Antropoloji Bölümü altında kurulan, Prehistorya Kürsüsü’nde Anabilim Dalı Başkanı olarak akademik çalışmalarını devam ettirdi.

Anadolu’nun pek çok bölgesinde Prehistorik Dönem (Diptarih) araştırmaları gerçekleştiren Kökten, 1940-1941’de (Prof. Dr. Tahsin Özgüç ve Prof. Dr. Nimet Özgüç’le) Samsun Yöresi’nde (Tekeköy), 1942’de Kars yakınlarında (Susuz) ve daha sonra Ardahan, Çıldır, Kağızman ve Iğdır çevrelerinde, 1944’de Sivas ili Kangal çevresi ve yukarı Kızılırmak bölgesinde ve Ardahan Çıldır Gölü ve Arapçay çevresi ile Bayburt çevresinde, Erbaa’ya kadar Kalkit Çayı Vadisi boyunda, Ünye’den Rize’ye kadar uzanan sahil kıyılarında Paleolitik dönem araştırmaları yaptı.

Anadolu’da Paleolitik Çağ araştırmaları sonuçlarına dayalı birçok yayın yapan araştırmacının; 
Tarihöncesi Hakkında İlk Kısa Rapor (1943), 
Orta, Doğu ve Kuzey Anadolu’da Yapılan Tarih Öncesi Araştırmalar (1944), 
1949 Yılı Tarihöncesi Araştırmaları Hakkında Kısa Rapor (1949), 
Anadolu’da Prehistorik Yerleşme Yerlerinin Dağılışı Üstüne Bir Araştırma (1952), 
Belbaşı Kültürü Hakkında Kısa Bir Eleştirme (1962), 
Anadolu-Ünye’de Eskitaş Devri’ne (Paleolitik) Ait Yeni Buluntular (1962), 
Karain’in Türkiye Prehistoryasında Yeri (1964), 
Karain Klavuzu (1967) adlı makaleleri önemli eserlerindendir.

4 Temmuz 2015 Cumartesi

Turkish Kurgan and Balbal in Begazy – Kazakhstan






The burial ground is located at the foot of the mountain of the same name on the right bank of the river Karatal and occupies a plot with a total area of 10 hectares. 


The bulk of the objects of burial ground is located on a chain of SW-NE direction. Although the burial ground is known as the Late Bronze Age, in the burial ground are the monuments of different periods, including 50 oval, round, rectangular fence of the Andronov historical and cultural affinities, 6-rock mausoleums of Begazy- Dandybay culture, burial structures with stone and earthen embankment and More than 300 structures of ethnographic time with dimensions 2,5 × 3 m, height 1 m. 



Architectural features of the burial sites for elite of Begazy Dandybai , culture of Central Eurasia (e.g Begazy Necropolis)
Beisenov A.Z., Taimagambetov Zh.K., Kassenalin A.E.
link











24 Haziran 2015 Çarşamba

BASKLAR - BASQUES - EUSKARA !



Bask bölgesinden mezar taşlarını
Kıpçak-Alban Türk Mezar Taşları ile karşılaştırın
Kipchak Alban Turks of Caucasus 
The south region of Azerbaijan








Old Basque Burial Tombstones "Disc-shaped tombstones" 


Most of them are before the Christianization of the Basque Country. The oldest disc-shaped steles inventoried in the Basque country go back to the sixteenth and seventeenth centuries. carved inscriptions, symbols, such as lauburu, solar and different types of crosses. 

This radiating patterns, ornaments also found on the door lintels and furniture in the Basque Country. 

the Basques, they speak non-indo-european language, because their language is earlier Turkish, Turkish people in the Caucausia can understand them. Even with blood, the gene project show us that R is the Turkish genom, and had two sons R1a and R1b, and today's Europe have %51 Turkish roots.

"Basques, along with Irish, show the highest frequency of the Y-chromosome DNA haplogroup R1b in Western Europe; some 95% of native Basque men have this haplogroup." - link



(R1b)
R1b Batı Avrupa’da en yüksek orana sahip olan haplogruptur. R1b’nin doğum yeri Orta Asya mı, Anadolu mu, Kafkasya mı tam olarak tespit edilmiş değil. Bulunan en eski formlar Kafkasya ve yakın doğudadır. Büyük olasılıkla Orta Doğu’nun kuzeyinde doğmuş, neolitik çağda Kuzey Anadolu ve Kafkasya’ya hareket etmiştir. İrlanda ve Bask bölgesinin %80’den fazlasını R1b oluşturur.

Ayrıca Başkortistan (Başkırya) ve Ural bölgesinde %50, Türkmenistan’da %35 gibi önemli oranlarda bulunur. Zaman içinde Doğu Avrupa’da kalan R1b iyice azalmış olsa da Orta Asyalı Türk halklarında hala önemli bir yer tutmaktadır.








"In our view the Etruscans appear to be an original Turanian race , which formed the underlying stratum of population over the whole world and which cropped up, like Basques in Spain, in that part of Italy called Etruria."

"Thus the lower or Turanian stage will be similar all over the world, while the higher or Aryan stage will also present similar features wherever a higher phase of civilisation occurs, and thus we are led to the natural inference that the Tartars, Mongols, Etruscans, Basques, Mexicans, being in a similar lower stage of development (Turanian as it is generally called) will present similar characteristic features in beliefs, customs, and language."

Handbook of Archaeology, 
Egyptian - Greek - Etruscan - Roman
Hodder W.Westropp, 1867





“Dolmen inşa eden ırk, ya da diğer bir deyimle, damarlarında Turan kanı karışan ırk, dünyanın en uzak köşelerine egemen olmayı sürdürdü; 8. ve 9. yüzyıllada İngiltere ve Fransa’ya, 11. ve 12. yüzyıllarda İskandinavya’ya egemen oldu.”  

 “Turanlıların egemen olduğu yerler, Aryanların hiç bir zaman yerleşmemiş olduğu yerlerdir. Avrupa’daki dolmenleri inşa edenler, kesinlikle Aryan ırkından değildirler; Turanlı kanı ve ırkı Avrupa’da son dönemlere dek en geniş biçimde yayılmıştır. “ 

“Asya’dan, Çin’den başlayarak, Tataristan’da, Hindistan’da, İran’da Moğollar, Yunanistan’da Pelasgi’ler, İtalya’da Etrüskler, Avrupa’daki gömütleri inşa edenler, hep Turanlılardır.”

James Fergusson*
Rude Stone Monuments 
(*İskoçyalı mimarlık tarihçisi, ağırlıklı olarak Hint tarihine ilgi duydu.

"As we have had occasion to point out above, the dolmen-builders of Europe certainly were not Aryan.... From shorty before the Christian era, till the countries in which they are found became entirely and essentially Christian, the use of these monuments seems to have been continual, whenever a dolmen-building race - or, in other words, a race with any taint of Turanian blood in their veins - continued to prevail."








 Bask bölgesinden mezar taşları
















































ilgili: