Translate

20 Temmuz 2015 Pazartesi

TAŞBALIK




Balık Heykeli veya Mezar Anıtı. 
(Kars çevresinde - Dr. Kılıç Kökten)



Kars dolaylarında "bölgenin kromlek, menhir, taşlı dam ve koç heykelleri şeklindeki kaya anıtları arasına bazalttan yapılmış" bir heykel katılmıştır. Bu 2,5 metre uzunluğunda, 0.52 metre galseme yüksekliği olan balık heykelini bir metre ilerden, 50 santimetre yüksekliğinde "8 adet dikilitaştan ibaret bir kromlek ortasında durduğu halde", Tepecik köyünde (Arpaçay) da Şahbender Kurtbaş Ağa bulmuş ve Prof. Dr. Kılıç Kökten tarafından ilmi tesbit ve tanıtılması yapılması çok dikkat çekici olmuştur.


Anadolunun diğer bölgelerinde tesbit "edilen kaya anıtları (Menhir, kromlek, Allinyömen) arasında şimdiye kadar böyle bir esere tesadüf" edilmemiştir.


Bunun "yalnız bir menhir ve yalnız bir kromlek olmayıp, balıklı heykel ilâvesi suretiyle mürekkep bir şekle sokulmuş bulunan kaya anıtı" olduğunu söyleyen ve "Bunun bir mezarla alâkası" olmadığını "belki bir tapınak, balığın da bir ilâh olması çok muhtemel" bulunduğunu iddia eden, henüz yaşının tâyininin kesin şekilde tesbitine imkân olmadığına, çevresinde Urartu devrine ait kaya kitâbesi ve devri kesinleşmeyen bir koç heykelinin bulunmasına dikkati çeken Prof. Dr Kılıç Kökten yeni araştırmalara ihtiyaç gerekiyor demektedir.


Dr. Hamit Zübeyr Koşay, bu balık heykellerinin Kafkasyada da bilinmekte ve Vişap adını taşımakta olduğuna işaret etmekte ve anıtın, belki de mezartaşı makamında heykelin ehemmiyetine temas etmektedir. Bunun tarih ve mahiyeti (mezar taşı, mezar anıtı olup olmadığı, Türklerle münasebeti, zamanı üzerinde tartışmayı gerektirecek keyfiyettedir.


Türklerde Taşla İlgili İnançlar, resim için syf 261
Hikmet Tanyu-pdf







ek:
Prof. Dr. İsmail Kılıç Kökten

Prof. Dr. İsmail Kılıç Kökten (1904-1974) Ünye’de doğdu. 1919’da Kütahya Sultanisi’ni (Kütahya Lisesi), 1923’de Trabzon Dar-ül Muallimi’ni (Öğretmen Okulu) bitirdi. 1923-1936 yılları arasında Samsun’da öğretmenlik yaptı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ni bitirdi. 1941’de Antropoloji ve Etnoloji Enstitüsü’nde asistan olarak göreve başladı. 1947’de doktor, 1953’te doçent oldu. 1959’da profesör olduktan sonra, 1961 yılında Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Antropoloji Bölümü altında kurulan, Prehistorya Kürsüsü’nde Anabilim Dalı Başkanı olarak akademik çalışmalarını devam ettirdi.

Anadolu’nun pek çok bölgesinde Prehistorik Dönem (Diptarih) araştırmaları gerçekleştiren Kökten, 1940-1941’de (Prof. Dr. Tahsin Özgüç ve Prof. Dr. Nimet Özgüç’le) Samsun Yöresi’nde (Tekeköy), 1942’de Kars yakınlarında (Susuz) ve daha sonra Ardahan, Çıldır, Kağızman ve Iğdır çevrelerinde, 1944’de Sivas ili Kangal çevresi ve yukarı Kızılırmak bölgesinde ve Ardahan Çıldır Gölü ve Arapçay çevresi ile Bayburt çevresinde, Erbaa’ya kadar Kalkit Çayı Vadisi boyunda, Ünye’den Rize’ye kadar uzanan sahil kıyılarında Paleolitik dönem araştırmaları yaptı.

Anadolu’da Paleolitik Çağ araştırmaları sonuçlarına dayalı birçok yayın yapan araştırmacının; 
Tarihöncesi Hakkında İlk Kısa Rapor (1943), 
Orta, Doğu ve Kuzey Anadolu’da Yapılan Tarih Öncesi Araştırmalar (1944), 
1949 Yılı Tarihöncesi Araştırmaları Hakkında Kısa Rapor (1949), 
Anadolu’da Prehistorik Yerleşme Yerlerinin Dağılışı Üstüne Bir Araştırma (1952), 
Belbaşı Kültürü Hakkında Kısa Bir Eleştirme (1962), 
Anadolu-Ünye’de Eskitaş Devri’ne (Paleolitik) Ait Yeni Buluntular (1962), 
Karain’in Türkiye Prehistoryasında Yeri (1964), 
Karain Klavuzu (1967) adlı makaleleri önemli eserlerindendir.



Kars Müzesi









Kaynağı Orta Asya kurgan mezarları kültürüne dayanan ve bu kültürün devamı niteliğinde olan, Yörük-Türkmen Kültürüne özgü "Eren Günü" etkinliği, Denizli’nin Beyağaç İlçesi, Sandıras Dağı, Çiçekbaba zirvesine yakın bölgedeki Kartal Gölü çevresinde yaklaşık 7 asırdır yöre halkı tarafından devam ettirilmektedir.


Bir gün önce Kartal Gölü bölgesine çıkılır, çadırlar kurulur, ziyaretler yapılır ve ertesi sabah, şafak vaktinde Eren Dede Türbesi ziyareti ile dualar okunur, dilekler tutulur, türbe çevresinde turladıktan sonra da kurbanın kesilip yenmesiyle etkinlik son bulur. 


Eren Günü 1994 yılından bu yana Beyağaç Belediyesi’nde festival olarak yürütülmektedir. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce 21.08.2013 tarihinde Orta Asya kültürünün devamı niteliğinde olan “Eren Günü Etkinlikleri ve Festivali”nin, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ne girmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na teklifte bulunulmuştur.  (Denizli Turizm İl Md.)












Doğu Anadolu'da, Kafkasya'nın güney-batı bölgelerinde, özellikle Eleyez dağı yaylaları ile Göyce Gölü havzasında balık görünüşünde 3-5 metre uzunluğunda yontulmuş onlar mengir bulunmuştur.


Taşbalık geleneği MÖ.2bin yılın sonlarında ortaya çıkmıştır, çünkü bazı taş balık üzerinde sonraki bin yılın ilk asırlarına ait Urartu yazısı vardır.


Bazı uzmanlar haklı olarak, taşbalık geleneğinin buradan Ön Asya'ya MÖ.3bin ila bin yıllarında yayıldığını zannetmiş ve bu geleneğin Kür-Araz kültürü ile ortaya çıktığını söylemiştir. Urmu teorisine göre, buradan Kuzey Kafkasya'ya ve Moğolistan'a göç eden prototürk boyları taş balık geleneğini de oralardan götürmüşler.


Taşbalık kültünün Türklere mahsus olduğu Doğu Anadolu'ya 2bin yıl önce gelen Hayların (Ermeniler) dilinde açık görünür, şöyle ki, büyük taşlardan yontulmuş bu balıkların önceleri fonksiyonunu bilmedikleri için onu Ejderha anlamında Farsların Vişap (íÇß³å) sözü ile Vişapakar (dragon stone) adlandırmış olsalar da , önce yerli azmanların (великанов) mezarlarına baştaşı gibi koyulduğunu zannetmişler, bu yüzden de , taşbalık olan yere "Oğuz Mezarı" (могила огузов) demişler.


Çok sonralar buraya gelip yerleşen kürtler "Ejderha Yurd" deyimini kullanmışlar. Fakat, 1910'da Eleyez dağında taşbalık gelenği ile ilgili efsaneleri toplayıp onların olduğu yerlerde kazı yürüten uzmanlar yakınlarında mezar olmadığını vurgulamışlardır. Taşbalık kültü su ile ilgili olduğundan onu akarsu kaynakları yakınlarına koyuyorlardı.


Prof.Dr.Firudin Ağasıoğlu (Celilov)
Daşbaba, Türkün Taş Yaddaşı, 2013/link




Uygur Türklerine ait Taşbaba/Taşbalık
Açıklamasında "Ch'ai-o-p'u yakınlarındaki düşmüş baba" diye geçiyor.







Taşbalık Vishapi (Ejderha Taşı) MÖ.1200
" MÖ.6.yy'dan önceki dönemlerde, o bölgede henüz bugün Ermeni diye bilinen Hayk milleti yoktu"!

Vishapak’ar, “Dragon Stone,” ca. 1200 B.C., found on Mt. Gegham Armenia, Sardarapat Museum. 
"Before  6th c BC, there was no Hayk nation,which is known today as Armenian nation, in that region."