athene etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
athene etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2025 Salı

Güneşi Karşılama ve Nar

 



GÜNEŞİ KARŞILAMA BAYRAMI - YILBAŞI

GÜN YANIRGAN - GÜN CANIRGAN

YENİLENMİŞ GÜN BAYRAMI

Akay Kine (Kynyev)


“İlk bayram olan Yılbaşı, Güneş’in durumuna göre ayarlanır. Bu bayramın gününün belirlenmesinde Ay’ın döngüsü dikkate alınmaz. En uzun gecenin ve en kısa günün olduğu zamana denk getir. Bu bayrama Yılbaşı Bayramı ya da Güneşi Karşılama Bayramı denir. Bu dönemde Altay soğuk ve karlıdır. 21 Aralık'ı 22 Aralık'a bağlayan gece en uzun gece, en kısa gün yaşanır. Daha sonra Güneş artık çıkmaya, Gün-Güneş uzamaya başlar. Günün uzamaya başlamasına biz "Güneş yenilendi" diyoruz. Gün-Güneş uzamaya başlayıp gün yenilenince yılbaşı olur.

Güneşi Karşılama Bayramı ailevi bir bayramdır, çünkü onu herkes kendi ailesiyle kutlar. Bu bayramda Erlik Bey'e şükran sunulur ve dua yapılır. Ayrıca Gök, yer ve ev hayvanlarına dua yapılır, onlar yüceltilir, onlara teşekkür edilir, onlara alkış yapılır. Bu bayramdaki neredeyse tüm semboller yeraltına ait göstergelerdi.

Yılbaşında Güneş’e karşı bir köknar ağacı dikilir, onu ortaya alıp Güneş’in dönüşünün tersi yönde 7 kere bu ağacın etrafında hep beraber dönülür Ağacın etrafinda, Güneş’e karşı, hep birlikte yapılan 7 kere dönme ritüeli, Erlik Bey’e ulaşmak içindir. Çünkü yeraltı 7 kattır. Sembolik olarak 7 kere alkış yaparak dönülüp her dönüş, (her bir katın aşılması anlamındadır) ona ulaşılır. Dönülerekve ağacı değişip şekerleme ve yiyeceklerle süsleyerek toprak ile suyun maddi başlangıcına güç verilir. Toprak ve suyun üzerinde Erlik Bey’in gücü ve hâkimiyeti vardır. Yılbaşında ağaç dikmek geleneği şu anda Hıristiyanlarda devam etmektedir. Bu adet onlara bizden gitmiştir.

Yılbaşı ağacı için neden tören yapılmıştır? Bunu değişik yerlerde değişik şekillerde anlatırlar. Tarih boyunca bu tören farklı açıklamalarla yapılmıştır. Bu tören dünyanın yaratılışıyla da alakalı bir şeydir.

Gök Tanrı diye anılan Üç Kurgustan, 3 çocuğu arasında dünyayı paylaştırırken, büyük oğlu Erlik Bey 'Ben en büyük ve güçlü çocuk olarak bize bakan toprak ve suyun tüm gücünün sorumluluklarını kendimde taşıyacağım' demiştir. Çünkü toprağın gücü, tüm maddi başlangıçtır. Bu nedenle, toprağa Toprak Ana diyoruz. Toprağı, kadın olarak doğurgan kabul ediyoruz. Çünkü Gök'ten inen o ak tohum, toprağa girmiş ve orada 9 ay kalmış ve 9 ay boyunca gelişmiştir. Bu anlayış bizim dedelerimizle, bizim ritüellerimizde kendisi korumuştur. Doğum, ölüm, nikah zamanlarındaki ritüellerimizde kendisini korumuştur. Doğum, ölüm, nikah zamanlarındaki ritüellerde günümüzde de hâlâ yaşatılmaktadır. Erlik, Kurbustan'dan sadece bir kazığın açacağı delik kadar küçük bir toprak istemiştir. Gök Tanrı bu isteği kabul etmiştir. Erlik Bey yere bir kazık koymuş ve derin bir delik oluşturmuştur.

Tanrı, Türk töresine uygun düşecek şekilde Gök'ü küçük kardeşe, yani Bay Ülgen'e vermektedir. (Çünkü Türk töresine göre miras ev, ocak küçük çocuğa devredilir). Erlik Bey de Gök'de zorluk olmadığını düşündüğü için 'yukarıdaki gök başlangıcını, küçük kardeşim alsın' demiştir. Yerin ortasını da ortanca oğul alır. Yani erkek başlangıcı olan 9 kat Gök'ü Bay Ülgen'in 9 oğlu, 9 kardeş, 9 katmanda yönetir. Dişi başlangıç olan yedi kat toprağı Erlik Bey'in 7 kızı, 7 katmanda yönetir. Bu iki başlangıç bir yerde birleşerek, orta dünyayı oluşturur.

Biz de yılbaşında, Erlik Bey'in toprağın derinliklerine çaktığı kazık gibi yerin dibine gitsin, aşağıya ulaşsın diye Aşağı Dünya'ya ait olan köknar ağacını (Yılbaşı ağacının adı köknardır) dikerek toprağın altına nüfuz edip toprak ve suyun gücünü davet ederiz ve onların gücünden kendimize güç alırız. Toprak ve suyun üzerinde Erlik Bey'in hâkimiyeti var. Yılbaşında diktiğimiz köknar ağacı Erlik Bey'e ait ağaçlardandır. Sembolik olarak, Erlik Bey'in bir parmak ucu kadar sahip olduğu yere ve açtığı deliğe o ağaç dikilir. Yeni yılda hediyelerle bu ağaç süslenir ve bu ağaca değişik ödüller verilir. Ağaca asılan hediyeler genelde yiyecek türü olmuştur.

Gök Tanrı İnancının Bilinmeyenleri
Akay Kine'nin Bilgileri Işığında
Günnur Yücekal Arpacı

***

Nar'ın anavatanı Orta Asya'dıri bu da Sumerliler vasıtasıyla Mezopotamya'ya geldiğini gösterir. Nar'ın karşılığı Sumercede > Nur // Akadcada > Nurmu*. "Nur" Arapçada ışık, Moğolcada (нар = nar) güneş anlamındadır. Macarcada da güneşe (güne) "nap" derler. Hindistan'da ise 'nar'a "anaar (अनार)" denir.

Türkçe > nar; Berekettir, bolluktur, anatanrıçadır, dişildir. Güneş (ışık) ve 'ana' olmasaydı bolluk-bereket olabilir miydi?

Antik kentimiz Side'nin kelime anlamı da Nar'dır. Nar meyvesi kentin sembolü olarak kullanılmıştır. Kentin baş tanrıçası Athene, Atina Athene'sinden farklı olarak atribüsü Nar'dır ve bereketi simgeleyen anatanrıça kültü ile birleştirmiştir. Ayrıca Athene'nin ne kendisi ne de adı Grekçe değildir. Pelasg kökenli olduğunu söylerler ama adının Ak-Ene'den geldiğini ve Türkçe olduğunu söylemezler... ;)

SB



*Arapçanın atası Akadcaya Türkçenin etkisi için Elşad Alili'nin makalesi ile Naim Onat'ın makale ve kitaplarına bkz.


8 Aralık 2025 Pazartesi

Dokumacılar

 

Yağ Şişesi, MÖ 550-530, Metropolitan Müzesi


Dokumacılar

Doğudakilerin kız kaçırdığına dair yazılı hiçbir belge/kanıt yoktur. Asıl Ege'nin batısındakiler kız kaçırıyordu. Özellikle de dokumacıları... Örneğin bu kaçırılan dokumacı kızların bir çoğu Akhaların yaşlı danışmanı Nestor'un vatanı Pylos'ta* dokumacı-işçi olarak çalıştırılıyordu.

Zaten bu sebeple de Peisistratos döneminde Atina'nın baş tanrıçası yapılan ve aslı Turovalı olan Athena (Ak Ene) ile dokuma ve nakışta usta Anadolulu (Lidyalı) Arakhne arasında geçen dokuma yarışması efsanesi de kıskançlık sonucu üretildi. Üstelik yarışmayı da Arakhne kazanmıştı. Yine de, MÖ 5.yy’dan sonra Akropolis’teki tanrıça Athene tapınağının arka odasına kapatılan 7-11 yaşındaki kızların dokumaları bile Anadolu kızlarının dokumalarını geçemeyecekti.

SB
Turova ve Saka Türkleri 📕

* Pylos, MS 6.-9.yy'da Avar Türkleri'nin yerleşmesiyle Avarinos adını aldı. Pirî Reis'te Avarin olarak geçen kent, daha sonra Navarin'e dönüştü.




2 Ocak 2025 Perşembe

Athena, Athene, Akene


 Athena/Athene 'Ak-Ene'nin Grekleştirilmiş şeklidir. Türkçedir.

Ögel'den Ak-Ene;

Bir Ak-Ana (Ak-Ene) var idi, yaşardı su içinde,
Ülgen'e şöyle dedi, göründü su yüzünde:
- Yaratmak istiyorsan, sen de bir şeyler Ülgen, Yaratıcı olarak şu kutsal sözü öğren! De ki hep ," Yaptım oldu!" Başka bir şey söyleme! Hele yaratır iken, "Yaptım olmadı!" Deme!

Ak-Ana bunu dedi, sonra kayboluverdi. Denize dalıp gitti, bilinmez noluverdi. Ülgen'in kulağından bu buyruk hiç çıkmadı. İnsana buöğüdü iletmek bıkmadı.

(Verbitskiy'in Derlediği Altay Yaratılış Destanı)

"Ak" renkli "Deniz İlâheleri":
"Deniz İlâhesi" Türk mitolojisi içinde yabancı bir Tanrı değildir. Altay Türklerinin yaratılış destanlarını incelerken, Verbitskiy'in topladığı efsanede bir "Ak-Ene", yani Ak-Ana görmekteyiz. Tanrı Ülgen dünyayı yaratmayı düşünürken, su içinden birdenbire Ak-Ana görünüyor ve Ülgen'e akıl veriyor. Efsanenin metni, "Ak-Ana'nın buyruğu üzerine Tanrı böyle yaptı", demektedir. Bundan anlaşılıyor ki Ak-Ana, Tanrı Ülgen'den güçlü olmasa bile akıllı ve bilgili idi. Ayrıca Tanrı Ülgen'in kızlarına da "Ak-Kızlar" denirdi.

"Ak" sözü Altay Türkçesinde cennet anlamına gelirdi. Cennette oturan tanrılara da "Aktu", yani "Aklılar", rengi ve ruhu apak olan derlerdi. Bunlar göğün üçüncü katında otururlardı. Aynı katta "Süt-Ak-Köl" yani süt rengi gibi ak olan göl de vardı. İnsanların bütün hayatı ve ruhu bu göle bağlı idi. Bir çocuk doğacağı zaman Tanrı Ülgen oğluna emir verir, o da "Yayuçı", yani yaratıcılardan birine bu işi havale ederdi. Yaratıcı, bu Süt-Ak-Göl'den ruh alır ve doğan çocuğa verirdi. Başka Altay söylentilerine göre, "Enem Yayuçı", yani Anam-Yaratıcı göğün beinci katında oturur ve insan ruhlarının tek hazinesi olan Süt-Ak-Göl'ün işlerine bakardı. Doğacak çocuklar için ruhu gönderen de o idi. Bunun için Altay Türkleri ona bir hükûmdarlık ünvanı da verirler ve Hanı-Anam-Yaratıcı (Kan-Enem-Yayuçı) derlerdi.

Yakutlarda da bütün dünyayı ve her şeyi yaratan en büyük Tanrı Ak-Yaratıcı (Ürüng-Ayığ-Toyon) idi. Fakat bu erkekti. Ayrıca bir dişi yaratıcı da (Ayığsıt) vardı ki, bunun adının başında beyazlık veya aklık gösteren bir renk özelliği görmüyoruz. Ancak Ak-Ene/Ana gibi Beyaz Kadın Yaratıcı olması da çok muhtemeldi.  Yakutların esas Ana Tanrıları Hayat Ağacı'nın kökünde yaşayan ve insanlara can veren kutsal bir Tanrıça idi."

Ögel, Türk Mitolojisi, Cilt 1

Peki Athene/a neyi temsil ediyordu? Zeka, savaş ve sanatı, yani yaratmayı temsil ediyordu. En önemli sembolü de baykuş idi. Türk Dünyasında "ügi, ühi, ügü" ya da "bayğız" olarak söylenen "baykuş" kamların hayvanıydı. Bilgeyi, kehâneti, anneyi ve koruyucu vasfıyla nazarı temsil ediyordu. Bozoklar'dan gelen Bayat boyunun da ongunu baykuş olarak verilir ki gece doğanları idi.


Athene aynı zamanda zeytin ağacını Atina'ya getiren tanrıça olarak da kabul edilmişti. Bu da onun bir nevi "hayat ağacı" tanrıçası yapmıştı. Öyle ki Atina'ya da adını veren Athene (Ak-Ene)'nin heykellerini zeytin ağacından yaparlardı.

SB


Bergama Zeus Sunağı'ndan detay "Athena", MÖ 2. yy
Berlin Pergamon Müzesi.


___________






9 Aralık 2022 Cuma

Kökenleri belirsiz olan sözcükler-adlar

 


Belirsiz - Uncertain

(Batılılara göre)

*Aegeus, kökeni belirsiz.

*Aegisthus, kökeni belirsiz, Klytemnestra'nın sevgilisi, Aka Memnon'un kuzeni.

*Aeneas , uncertain origin

*Anchises, kökeni belirsiz. Aeneas'ın babası.

*Anker,(anceria, ancheria) kökeni belirsiz.

*Aphro- kökeni belirsiz. Grekçeye köpük anlamında geçer, halk etimolojisidir.

*Archo (rektum), kökeni belirsiz.

*Ariadne, Minos'un kızı, kökeni belirsiz.

*Artemis, kökeni belirsiz.

*Asclepius, kökeni belirsiz.

*Aspasia, kökeni belirsiz.

*Athene/Athena, Grek öncesi, kökeni belirsiz. 

*Atreus, Pelops'un oğlu, Akamemnon ile Menelaos'un babası, kökeni belirsiz.

*Boreas, kuzey rüzgârı, kökeni belirsiz.

*Caesar, kökeni belirsiz.

*Calchas, kökeni belirsiz

*Cassandra, Pirim'in kızı, kökeni belirsiz.

*Centaur, at adamlar, kökeni belirsiz

*Corybant, kökeni belli değil, belki Frig !

*Cronus, kökeni belli değil

*Cybele, uncertain origin

*Dionysos, uncertain origin

*Erinys, uncertain origin

*Gaea, Gaia uncertain origin

*Gorgon, uncertain etymology

*Hades, uncertain origin

*Hecuba, uncertain origin and meaning

*Hephaestes, Grek öncesi, uncertain origin.

*Hermes, uncertain of origin.

*İcarus, uncertain origin

*Neleus, Poseidon oğlu, Nestor'un babası, uncertain origin

*Neseus, Erkle'nin öldürdüğü kentaur, uncertain origin

*Ocean, uncertain orign

*Odysseus, İthaca kralı, uncertain origin

*Olympos, Makedonya'da dağ, unknown etymology

*Orion, Artemis'in öldürdüğü dev, uncertain origin

*Orpheus, uncertain origin

*Pegasus, kanatlı at, Grek öncesi kökenli, halk etimolojisi

*Pelops, uncertain origin

*Perseus, uncertain origin

*Phoebus, uncertain etymology

*Poseidon, uncertain origin

*Rhea, Zeus'un anası, uncertain origin

*Sarpedon, uncertain origin.

*Scylla, uncertain origin

*Sibyl, Sibylla, peygamber, uncertain origin

*Silenus, Bacchus'un satir lideri, uncertain origin

*Tarpan, vahşi at, Rus steplerinde, Tatar kökenli

*Thallasian, deniz, Grek öncesi

*Turco, Turkic, Turkish, Turks, Turcus

*Turanian, Asiatic people, region name of the east Persia

*Turk, Turkey, Turki, Turkic, Turkoman, turquoise

*Uhlan, cavalryman, Uhlan, Ulan, Turk-Tatar: oghlan, boy, youth, child, infans

*Vesta, uncertain origin

*Xantho - Grekçe sarı, ancak  > uncertain origin !

*Yarmulke, a skullcap worn esp.by observant jews. ukr. pol. yarmulka of uncertain origin, possibly Turkish yağmurluk

(not "possibly", %100 Tr. - SB)


*Yoghurt, Turk > yoğurt.

(Yes, yoghurt is Turkish of etymology! SB)

from the book of Ernest Klein - Klein's Comprehensive Etymological Dictionary Of The English Language

and


İşlerine gelmeyince "uncertain (belirsiz)" ya da HA-değil demek yerine "pre-Greek", yani illaki "Greek" sözünü kullanmaları 😉


Bazılarının kökenine bakalım,

Artemis < Ertemi (Likçe) < Türkçe Erden (Kıpçaklarda bakire), Erdem (faziletli)

Athene < Akene < Türkçe, ene/eni zaten Türkçe ana demek, ki Likçede de eni ana anlamında.

Sarpedon < Sarp(e)don < Türkçe

Uhlan < Oğlan, yani Türkçe

Gorgon < Korkmak fiilinden, Türkçe, aynı şekilde

Corybant < Korumak

Hecuba < Eke Aba, yani Büyük Abla/Ana, ki yazıtlarda Ecuba olarak geçer.

Poseidon,Pelops < Pelasg kökenlidir, ki Pelasglar Hint-Avrupa değildir.

Boreas < Türkçe Bora, soğuk kuzey rüzgarı, hâlâ kullanırız.

Aphr-(dite) < Apatouran'dır, İskitlerin Apa'sı, Ana'sı, Touran kentinin Ana tanrıçasının Grekçe diline geçmiş halidir.

-eus ekleri zaten Anadolu kökenlidir.

Caesar < Etrüskçedir, aesar (tanrılar)'dan gelir. Etrüskçe Hint-Avrupa dili değildir.

Hades < Aydes (Aides olarak yazılır), Aydon (Aidoneus), Pelasg kökenlidir.

Anchises < Anghises ya da Ankhises olarak da okunur ve Türkçede ng sesi mevcuttur.

Aspasia < Türkçede kullandığımız Haspa sözü ondan türemiştir.

Calchas < aslı Saklak'tır, Türkçedir. Etrüsk aynasında yazılıdır ki sağdan sola okunur. Kâhinlik de Saklı olanla ilgilidir.

Olympos < Olu- olarak okunur ki Ulu Türkçedir.

Cassandra < Sumercedir. Turovalı prenses Kassandra kâhinedir. Sumercede kas hesap, tahmin, öngörü ; sanga, sangu ise tapınak/saray yöneticisi, şefi, din adamı anlamına gelir. Yani Kas-Sand(g)(dra) öngörüye sahip keşişe/kâhine olur.

Xantho < Ksanthos'tan gelir ve Grek öncesi Anadolu'da kullanılır. Kas ve Sak ile de ilgilidir.

Vesta ile Hestia Anadolu kökenlidir. Grek olmayan İonyalılar'da adı İstie olarak geçer ve ocak tanrıçası/iyesi(ruhu)dur. İs Türkçedir ki Sumerlilerde de vardır (İzi ateş, ısı); İs duman, kurum, koku, is ; İssi sahibi, iye (isi < iye+si < idi-si). İsi, sıcak, ısı

SB


Etrüsk aynası (MÖ 5.-4.yy) üzerindeki kişinin yazıttan dolayı Akhaların kâhini Khalkas olduğu öne sürülür. Ciğer falına bakmaktadır, yani yapılan iş gizlidir. Bu kişinin Khalkas olup olmadığı tartışılır;

1-) Melekler gibi kanatlı! Oysa Khalkas bir insan.
2-) Yazıtta Khalkas yazmıyor! Çünkü okunuşu soldan sağa değil. Ancak "anlamdıramadıklarını" soldan sağa okuyup "sonuçlandırıyorlar"!

Sağdan sola yazılımı: Sakh(=x)lakh(=x)
Okunuşu: Saklak
TR : Saklı ; saklamak

Aynanın arkasında Türkçe SAKLAK/SAKLA(MA)K/SAKLI yazmakta.

*
Oğuz Han Destanından

Uruz adlı kardeşi, vardı Urum Kağan'ın,
Uruz Beğ'in oğlu da kurtarıverdi canın.
Uruz Beğ göndermişti, oğlunu bir şehre,
Dağ başında kurulmuş, gizlenmiş bir nehire.
Uruz Beğ dedi ona : "Kenti korumak gerek!
Vuruş bitinceye deg, şehri saklamak gerek!
Vuruş bittikten sonra, halkını al gel!", dedi.
Oğuz bunu duyunca, ne içti, ne de yedi.
Oğuz aldı ordusunu, hemen bu şehre yetti.
Uruz Beğ'in oğlundan, Oğuz'a elçi gitti.
Çok, çok altın gümüşle, hediye inci gitti.
Dedi : "Ey Oğuz Kağan! Sen benim kağanımsın!
Babam bu kenti verdi, dedi : 'Sen benim oğlanımsın!
Sakla bu kenti bana, bunu korumak gerek!
Harpten sonra kentini, al emrine bana gel!'"

Bu Uruz Beğ'in oğlu, sözüne devam etti :
"Düşmanı ise eğer, Oğuz Kağan'ın babam,
Beni hiç suçlamayın, suçluysa eğer atam!
Ben seninleyim her an, emrine bağlanmışım,
Emrini emir bilip, sana bel bağlamışım!
Kutumuz olsun, sizin kutlu devletinizin,
Soyunuzdandır bizim, tohumu neslimizin!
Tanrı buyurmuş size, yeryüzünü al diye,
Başımla kutumu da, veriyorum al diye!
Hediyeler gönderip, vergini sunacağım,
Dostluktan çıkmayacak, karşında duracağım!"

Bu yiğidin hoş sözü, Oğuz'u sevindirdi,
Uruz Beğ'in oğluna gülerek yarlık verdi.
Dedi : "Bana çok altın, çok hediye sunmuşsun,
Şehrinin kentini de, çok iyi korumuşsun.
Kentini saklayarak, iyi korudun diye,
SAKLAP adını verdim, sana ad olsun diye".

Dostluk kıldı Oğuz Han, sonra ordusunu aldı,
İdil nehrine gelip, kıyılarında kaldı.

(Ögel, Türk Mitolojisi, Cilt 1)

*

Etruscan bronze mirror, late 5th-4th century BC,
from Vulci / Gregorian Etruscan Museum/Vatican
The inscription is Turkish, to be read as SAKLAK (saklı), means 'hidden', and not Khalkas! Because, they wrote from right to left.

SB


Certain - Belirli ;)