Translate

10 Ekim 2015 Cumartesi

AHLAT







Rusları Çıldırtan Taşlar ! 
Ahlat ve Anadolu'nun İlk Budist Tapınağı ve
Türklerin 1071 önceki dönemde Anadolu'daki varlığı








Ahlat ilçesinde ağızdan ağıza, kulaktan kulağa aktarılan rivayete göre, sabahın alaca kararlığında işgale gelen Ruslar, karargahlarını 20 kilometre uzaklıktaki bir köye kurarlar. 


Karşılarında ayakta dimdik duran yüzlerce Türk askeri gören Rus birlikleri, bölgeyi saatlerce top atışına tutarlar. Buna rağmen tek bir askerin bile kıpırdamadan dimdik ayakta durması karşısında şaşkına dönen ve adeta çıldıran Ruslar, tüm hiddetleriyle Ahlat'a taarruza devam ederler. Gerçek gün ağarınca ortaya çıkar ve Ruslar, top ateşine maruz bıraktıklarının Türk askerleri değil, boyları 4-5 metreyi bulan Ahlat Selçuklu Mezarlığındaki abidevi mezar taşları olduklarını anlarlar.


Konu hakkında bilgi veren Ahlat'ı Geliştirme Güzelleştirme ve Tanıtma Derneği (AHGED) Başkanı aynı zamanda emekli İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Yurttaş, Rusların Ahlat'ı işgali sırasındaki mezar taşlarının rolünü anlattı. 1915 Yılında Rusların, Ahlat'ı işgal ettiklerinde karargahlarını ilçenin 20 kilometre uzağındaki Çukurtarla köyüne kurduklarını söyleyen Yurttaş ;


"Sabahın erken saatlerinde olduğu için bölgeye baktıklarında buradaki dimdik ayakta duran mezar taşlarını Türk ordusunun askerleri olarak görüyor veya öyle zannediyorlar. Tabi o zamanın teknolojisi ve ellerindeki dürbünler çok güçlü değil. Sabahında ilk saatleri ve alaca karanlık zamanı olduğu için Ruslar burayı top atışına tutuyorlar.


Mezar taşları top atışları sırasında da tahrip oluyor. Gerçek gün ağarınca ortaya çıkıyor ve Ruslar durumu anlıyorlar. Tabi bu olan Rusların hızlı gelişini de engelliyor. Çünkü buradakilerin mezar taşı olduğunu asker olmadığını bilmiş olsalar Ahlat'a daha hızlı gelmiş olacaklar. Bu da buradaki tüm insanların yok olmasına yol açabilecekti. 





İşte bu kazanılan süre içerisinde yani karargahlarından yaptıkları top atışları ve Ahlat'a gelişleri birkaç saat sürünce buradaki insanlar da önce Bitlis'e, oradan da Diyarbakır tarafına göç ediyorlar. Bu vesile ile de bir kısım Ahlatlı da canları kurtulmuş oluyor. Yani ecdadımızın yapmış olduğu mezar taşlarının yaklaşık 900 sene sonrasında bile Ahlatlı'ya faydası olmuş. Sonrasında ise Ruslar buradaki mezar taşlarının bir bölümünü sökerek ilçemizdeki Yeni Köprü köyünün yol yapımında kullanıyorlar. 


Çünkü Ruslar buraya kalıcı amaçla geldikleri için Anadolu'dan bir daha geri çekilecekleri akıllarında yoktu. Ahlat'ta bu taşlardan bazı binalarda yapıyorlar. Bu şekilde çok sayıda mezar taşımız var" dedi.


Karşısında Ordu Bekleyen Ruslar Şaşkınlık İçerisine Giriyor


Anlatılan sözlü tarihin son derece önemli olduğunun altını çizen İsmail Yurttaş; ”Bizlere büyüklerimizin anlattığı olaya göre, Ruslar buraya geldiğinde karşılarında ordu değil de mezar taşı olduğunu görünce büyük bir şaşkınlık içerisine giriyorlar. Ve kaybettikleri zamana da yanıyorlar. Çünkü o zamanı burada kaybetmeseler Ahlat'ta kalmış olan insanları öldürme şansları olabilirdi. Sonuçta karşılarında ordu bekleyen Ruslar, gördükleri manzara karşısında şaşkınlık içerisine giriyorlar.


Selçuklu Mezarlığı ve Abidevi Mezar Taşları


Anadolu'nun Orhun abideleri olarak da nitelendirilen ve 200 dönüm alana kurulan Selçuklu Mezarlığı, yalnızca Anadolu'nun değil, tüm İslam dünyasının en büyük mezarlığı olarak biliniyor. Mezar taşları ait oldukları dönemdeki inançlar ve tarih açısından büyük ipuçlarını veriyor. 


Geometrik şekiller, bitkisel motifler, rumi ve palmetler, ejder başlıklar, mukarnas ve nişler ile tezyin edilmiş mezar taşları, Asya tesiri ile Orhun Anıtları'nı andırıyor. Burada birtakım meslek grupları, ileri gelenler, yöneticiler, kadılar olduğu da taşlardan öğreniliyor. 


Taşların 4,5 metreyi aşan yüksekliklerinin Orta Asya ile yakın alakası olduğuna değiniliyor. Dünyanın en büyük tarihi Müslüman Mezarlığı konumunda olan Selçuklu Mezarlığı'nda, Ahlat Selçuklu Fotoğrafçılık Kulübü'nün çektiği fotoğraflarla tespit edilen 8 bin 169 adet abidevi mezar taşı bulunuyor.


basın 2012













Malazgirt Efsanesi Yıkılıyor


Tarih kitapları, Türkler’in Anadolu’ya 1071’de Malazgirt savaşıyla girdiğini yazar. Yeni kurulan Meclis Ahlat Komisyonu Başkanı’na göre ise Türkler, İÖ. 650’lede Ahlat’ta dünyanın en büyük kentlerinden birini kurmuş.


“ Ahlat’ın geçmişi İÖ. 650 yıllarına kadar dayanıyor. Türkler’in Anadolu’ya girişini Malazgirt olarak biliyoruz. Ama bundan yüzyıllar önce Anadolu’ya ilk gelen Türkler, Ahlat’a yerleşmiş ve dünyanın ilk büyük kentlerinden birini kurmuş.


30 000 metrekare alanda, 5 metre yüksekliğindeki mezar taşlarında, Kayı dahil Türk boylarına ait tarihi kayıtlar var.”

Ahmet Akyol (link)








Evliya Çelebi, Seyahatname‘sinin 4. cildinde eski tarihçilerin Ahlat’a “Oğuz taifesi şehri” dediklerini yazıyor.




Ahlat Müze







Bitlis: Ahlat'taki Anadolu'nun İlk Budist Tapınağı


Barbar Moğol istilasından kaçan Budist ve Şaman kabileler, Türkçe bilmeyen Farslar da buralara sığınmış. Ahlat’ta hâlâ Budist tapınak mağaraları var. İlk eserlerde Şaman izleri de fark ediliyor.(2006)


Moğollardan kaçan Kayıların bir kolu Ahlat’a , öteki kolu da Söğüt’e yerleşir.



basın / basın / basın










Dünyanın En Büyük İslam Mezarlığında İlk Kez Bir Kümbet Bulundu


Bitlis'in Ahlat ilçesinde bulunan ve dünyanın en büyük İslam mezarlığı olan Selçuklu Mezarlığı'nda yapılan kazı çalışmaları sırasında ilk kez bir Kümbet bulundu. 


Kazı çalışmalarının başkanlığını yapan Gazi Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi Mühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nakış Karamağaralı, 100 kişilik ekibinin kazı çalışmaları sırasında hiç tahmin etmedikleri bir kümbetin ortaya çıktığını söyledi. Karamağaralı, ilçede 1965-1967 yıllarından bugüne kadar aralıklarla kazı çalışmalarının yapıldığını belirterek, "2007 yılı kazı çalışmalarında bizim için en önemli olan şey sekizgen kümbetin bulunmasıdır. Tamamı toprak altındaydı, bir tepe olarak görünüyordu ve sadece duvarlarının izlerini görüyorduk. Açmaya başladığımızda buranın da birçok alan gibi bir akıt olacağını düşündük. 


Fakat açılmaya başlandığında hem sekizgenin büyüklüğünü hem de sanduka parçalarını gördük. Bir de buranın kubbesine ait olduğunu düşündüğümüz, yuvarlak bir kilit taşı bulduk. Ortaya çıkmaya başladığında dört tane yazılı lahit ve sonradan eklendiği düşünülen tuğla mezar belirdi. 


Beden duvarlarına ve kubbenin üzerindeki külaha ait taşlar şimdilik kenarda duruyor. Bunların önce konservasyon, sonra da restorasyonda kullanılması söz konusu. Biz biliyoruz ki kümbetler halktan kişilere ait değil, önemli şahıslara ait olarak yapılıyor. Yöneticiler, emirler, hükümdarlardan birine ait olması muhtemeldir. Sandukalar okunmadığı için kime ait olduğu henüz net değil. 


Ama sanıyoruz ki önemli bir zata ait olduğu ortaya çıkacaktır. Bir de altında çok alçak, alıştığımız örneklerin dışında bir mumyalık katı var. Bu mumyalık katında da sadece bir iskelete rastlandı. 


Kümbetin sekizgen planı var ve köşeleri bir çeşit nişle vurgulanmış. Aslında tümünü ne yazık ki göremiyoruz. Sandukalar okunduktan sonra dönem olarak konuşmak daha uygun olacaktır. Ama yazı üslubuna yani kulfi yazı ve sülüs yazının da aynı zamanda kullanılmasına bakarak Moğol dönemine ait olduğunu düşünüyoruz" dedi. 


Kümbet içerisinde bulunan küçük mezar taşı üstündeki muhteşem bezemelerin de ilgi çekici olduğunu belirten Karamağaralı, mezar taşlarında bu bezemeyi ilk kez gördüğünü ifade etti. Karamağaralı, "Ahlat'ta yapılan yaklaşık 40 yıllık kazı çalışmaları itibarı ile Meydanlık Mezarlığı içerisinde böyle bir buluntudan haberdar değildik, bir Kümbet ile karışılacağımızı bilmiyorduk. Bu bakımdan çok ilginç ve bizim için güzel bir sürpriz oldu. 


Çünkü Selçuklu Mezarlığı'nda ilk defa, daha doğrusu Ahlat'ta ilk defa kazı çalışmalarında bir Kümbet bulmuş olduk. Selçuklu Mezarlığı'nda bulunan sekizgen Kümbet içerisinde ortaya çıkan 4 adet sanduka tipi mezar ve daha sonradan eklenen bir tuğla mezar var. Ahlat'ta çok fazla Kümbet var. Selçuklu Mezarlığı'nda 30 civarında akıt var. Ancak bu alanda bir kümbetin var olması çok ilginç. Başka olup olmadığını bilmiyoruz. Şimdi röleve çalışmaları yapılıyor. Planı kesitleri çizildikten sonra hemen neşredilecek ve restorasyon projesi gündeme gelecek. Umarım çok gecikmeden restorasyonuna da geçilebilir" şeklinde konuştu. 


Selçuklu Mezarlığı, 210 bin metrekarelik düz bir alanı kaplayan, 11. ve 12. yüzyıldan kalan dünyanın en büyük İslam mezarlığı ve en büyük açık hava müzelerinden biri olma özelliğini taşıyor. Mezarlıkta şu ana kadar tespit edilen ve her biri şaheser olan 8 bin adet tarihi mezar taşı bulunuyor. 


basın,2007









Ahlat’taki kazılara değerli hocamız merhum Haluk Karamağaralı’nın kızı Doç. Dr. Nakış Karamağaralı ile devam ediliyor.


Ahlat hakkında kitap yazmış olan Yrd. Doç. Dr. Rahmi Tekin, o zaman “amele” denilen mimarların adlarını mezar taşlarından okuyor: Amele Fahrettin, Amele Melikşah, Amele Abdullah, Amele Baba Can...


Bu Baba Can, Ahlat’taki o emsalsiz sekiz sütun üzerine konik kubbeli Emir Bayındır Kümbeti’nin de mimarıdır. Arkeolog Doç. Dr. Nakış Karamağaralı, bu kümbetin bir eşinin Azerbaycan’da olduğunu, dünyada başka benzerinin bulunmadığını aktarıyor.


Oktay Aslanapa, Mimar Baba Can’ın Azerbaycanlı olduğunu tahmin ediyor.


O çağlarda Ahlat ve çevresi muazzam bir kültür ve ticaret merkeziymiş.


Nakış Karamağaralı anlatıyor:

- Bu mezar taşları Ahlat’ta kadı, emir (kumandan), din âlimi, kimyacı, matematikçi, hekim, astronom gibi kişiler için yapılmıştır. O zamanki Ahlat’ın nasıl bir bilim ve kültür merkezi olduğunun kanıtlarıdır.  Divriği’de Ulu Cami, Tarcan’da Mama Hatun, Van Gevaş’ta Halime Hatun kümbetleri gibi birçok eser Ahlatlı mimarlarca yapılmış. Camiler, imaretler, medreseler, şifahaneler... Onun için Ahlat’ın tarihteki unvanı “Kubbet’ül İslam”dır. Büyük nüfus ve kültür hareketleri olmadan böyle bir medeniyet teşekkül edemezdi."



UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'nde yer alan Ahlat Eski Yerleşimi ve Selçuklu Mezar Taşları'nın asıl listeye alınması için çalışmalar devam ediyor. - Basın 2013




Çift Ejder / Kurt Ejder-Evren
(bu konuda daha fazla bilgi için Nuray Bilgili)