gök etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gök etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2025 Çarşamba

Ogyges, Augustus, Oğuz, Gyges

 

Octavius başa geldikten sonra senato tarafından ‘yüce, saygıdeğer’ ya da ‘büyüten, çoğaltan’ anlamına gelen Augustus unvanıyla onurlandırıldı. Her ne kadar ‘latince kökenli augur’dan türetildi’ deseler de, Augustus sözü Ogyges’ten geliyordu. Çünkü Oğuz, hem yüce ata’ydı, hem de çoğunluğu oluşturan büyük kabileler anlamındaki gibi Çinceye de kabileler olarak tercüme edilmişti. Augustus ile Oğuz anlamdaş ve sesteş olmakla birlikte, Ağustos ayının kelime kökeni de Oğuz’dan türetilen Ogyges’den, yani Augustus’tan geliyordu. 

Unutmadan, "Augur" da Türkçe kökenlidir; Uğur'dur o ve sözcük Subar Türklerine kadar geriye gider. Kuşlara bakarak kehânette bulunan "rahip"lere (a)ugur demişlerdir. Öyle ki Hititler bile zaman zaman kendilerine Subarlardan "augur" göndermelerini istemişlerdir.


Sorgulayınız;

Augustus ile Augur farklı anlamlar taşıyorsa, Augustus Augur'dan geliyor olabilir miydi?.. ;)


SB

Turova ve Saka Türkleri 




Lidya Kralı Gyges adının da Ogyges’ten gelme ihtimali...

İlyada’da ordular sayılırken Maionialıların önderleri Mesthes’le Antiphos’in Gyges Gölü bölgesinden geldiği söylendi. Oysa göle adını veren Kral Gyges MÖ 644’de Kimmer Lideri Lygdamis (Toktamış) tarafından öldürülmüştü. Gerçi ordu ve gemiler listesi İlyada’ya sonradan ilave edilmişti, ancak Gyges adı İlyada’nın 20.bölümünde tekrar karşımıza çıkıyordu; “Gygaie Gölünün kıyılarında.” Yani bu dizeler bile İlyada’nın MÖ 644’ten sonra yazıldığını gösteriyordu. 

Grekçe konuşanlar Ogyges, yani Oğuz adını bölgede yaşayan ve Türkçe konuşan topluluklardan öğrenmiş, ona göre de isim türetmişlerdi. Kral Gyges’in adı ya Oğuz’dan (Ogus) ya da Gog’tan (Gök) geliyordu. Çünkü Asur kaynaklarında Gugu olarak geçen Gyges, kaynaklarda Gog-Magog olarak da anılan Sakaların kralı Gog ile bir tutuluyordu ve her ikisi de çağdaştı.

Henry Sayce, Gyges ile Kafkaslardaki Saka önderi Gog (Gök) ile aynı olduğu görüşündeydi. Gog-Magog olarak anılan bu Saka Türkleri Asur kaynaklarında Mat-Gugi olarak geçmekte ve Sayce’a göre “Gog’un toprakları/ülkesi” anlamındaydı. Kimmer Türkleri olarak tanımlanan Gimirralar ise Lidya-Sardes bölgesine Gyges döneminde yerleşmişti. Ancak onlardan önce birçok beyliklerden oluşan Muşkilerle Tuballar zaten Orta Anadolu’da yaşıyordu. Eğer Gog için “Muşkilerle Tubalların önderidir” deniliyorsa Gyges de Lidya topraklarına dışarıdan gelen biri olmalıydı. Çünkü Gyges, Yardanos’un kızı "Barbar" Ece Omphlae ile

'Erkle’nin soyundan gelen Lidya Kralı Kandaules’in korumasıyken, onu öldürüp dul eşiyle evlenmiş ve böylece de yönetimi ele geçirmişti...     

Kral Gyges, Kimmerlerin ilk Lidya işgalinde Toktamış (Tugdamme/Lygdamis) tarafından öldürülürken, Toktamış da MÖ 640'larda Kilikya'da ölür. Sardes ikinci Kimmer işgalinde ise Gyges'in oğlu Arduş (Ardys) yönetimindedir. Kobos önderliğindeki bu Kimmer (Trereanlar) ve Lukkaları Lidya'dan kovan ise İskitlerdir (MÖ 637).

Kısaca; Salihli'deki "Bintepeler" kurganları "Lidya" kökenli değil, Kimmer ve Saka Türklerine aittir.


Sorgulayınız;

Kimmer ve Saka/İskit (ve Gyges) öncesinde Lidya coğrafyasında "Lidya" kurganları var mıydı?.. ;)


SB

Turova ve Saka Türkleri


26 Kasım 2017 Pazar

Mısır, Osiris ve Tamarisk



Mısır Üçlüsü: Horus, Osiris, İsis
Kral II.Osorkon adına yapılmış
22.Hanedanlık dönemi, MÖ 874-850


İsis - Osiris (asıl adı; As-ar / Us-ar)* efsanesinde, kardeşi Set Osiris'i kandırarak bir tabutun içine hapseder ve Nil'in sularına bırakır. Akıntı Osiris'i Babil sahillerinde büyümekte olan bir ağacın (Tamarisk ağacı) önüne getirir ve tabutu gövdesinin içine alır. Ağacı sütun olarak kullanmak isteyen Babil kralı ağacı kestirtir, o sırada güzel bir koku yayılır ve İsis'e ulaşır. İsis saraya dadı olarak girer ve Osiris'in içinde bulunduğu tabutu ağacın gövdesinden çıkararak kurtarır, ama Set bunu duyar ve Osiris'i parçalara ayırıp, her bir parçasını farklı yerlere gömer.... Osiris yeniden doğuşun ve öteki dünyanın tanrısıdır...

Osiris heykellerinde bir elinde kraliyet kırbacı varken diğer elinde baston tutar. Bu bastonun üzerinde Sirius Yıldızı'nın köpek ve yay sembolleri bulunur. Sirius'un diğer adları Büyük Köpek Takımyıldızı, Ak Yıldız ve Demir Kazık'tır. Küçük olan Akyıldız–B bir tür yoğun demirden oluşmaktadır. Mısırlılara ziraatçılığı, icat etmeyi ve Demirciliği öğreten de Osiris'tir...

Tamarisk dedikleri ağaç Sedir ağacıdır, çabuk büyüyebilmesi için de demire ihtiyaç duyar (1). Sedir ağacının adı bu sebeple mi Tamarisk olarak kayıtlara geçmiştir? Yoksa, Demirciliği öğreten As-Ar'ın Tamarisk ağacının gövdesinde bütünleşip, sonradan Demir-Kazık'a dönüştürülmesinden midir bilemem, ama hepsi de demirle ilgilidir...  ;)

Demir Kazık'ın sembolleri Köpek/Kurt, Yay-Ok ve Üçlü Yaba dır... Göksel sarayın bekçisi bu Kurt iken, yıldızın mavi ışık saçmasıyla Gök-Kurt olarak anılması da, tüm bunları Türk mitolojinde görmekte şaşırtıcı olmamalıdır... Hatta, bugün niye "elit"lere "mavi kan soyundan geliyorlar" dediklerini de anlayabiliriz; "Tanrısal Güç/Soy"...

Afet İnan'la bitirelim: 
" Asya'dan gelen Turaniler Mısır'ın ilk sakinleridir......Nil vadisinin delta kısmını ilk işgal edenler, Orta Asya'dan muhtelif yollarla ve birbiri ardısıra gelmiş olan Türk kabileleridir.....Bu malumattan ve Türk tarihine methalde Türklerin umumi muhaceretlerine dair verilen tafsilatın ihtiva ettiği delillerden Mısır deltasına yerleşerek ilk Mısır medeniyetini kuranların Türkler olduğu anlaşılır..... Bundan başka Mısır kral/allahlarına verilen eski isimler DEMİRCİ manasına olarak tercüme edilmiştir.. " (Türk Tarihinin Anahatları)


SB
(*) AS-AR , US-AR bile Türkçe ile açıklanabilir.
(1) "Topraktaki ve iğne yapraklıklardaki bitki besin maddesi içerikleri üzerinde yaptıkları araştırmalar sonunda, potasyum, demir ve mangan ile sedir boy büyümesi arasında pozitif; kalsiyum, bor, magnezyum ve aliminyum ile ise negatif bir ilişki olduğunu ortaya koymuşlardır." sayfa 70
SEDiR - ed.Doç. Dr. ÜNAL ELER 




ilgili:



Tamarisk - Tamar - Temir - Tamir - Timur - Demir



16 Mart 2017 Perşembe

Maoriler'in Efsanelerine Göre: Gök ile Yer'in ayrılması



Rangi (Gök), Papa'nın (Toprak Ana) karnına öyle sıkı uzandı ki, çocuklar rahimden kurtulamadı. "Dengesiz bir durumdaydılar, karanlığın dünyasında yürüyorlardı ve şöyle görünüyorlardı : bazısı emekleyerek.. bazısının iki eli havadaydı ... bazısı yan yatmış ... bazısı sırtüstü, bazısı kamburunu çıkarmış, bazısının başı eğik, bazısının dizleri bükük... Hepsi Rangi'yle Papa'nın kucaklaşmasındaydı...


"Sonunda Gök ile Yer'in doğurduğu aralıksız karanlıktan bıkmış varlıklar aralarında konuştular. "Rangi'yle Papa'ya ne yapacağımıza karar verelim, onları öldürmek mi iyi, ayırmak mı?" O zaman Tu-mata-uenga, Gök ile Ye'in çocuklarının en öfkelisi konuştu, "İyi, öldürelim onları."


"Sonra Tane-mahuta, ormanların ve içlerinde yaşayan her şeyin ya da ağaçtan yapılmış her şeyin babası konuştu, "Hayır, olmaz. Onları ayırmak ve göğün üstümüzde durmasını ve Yer'in ayaklarımızın altında durmasını sağlamak en iyisi. Gök bırakalım yabancı olsun bize, ama emziren annemiz kadar yakın kalsın bize."


"Birkaç kardeş tanrı umutsuzca gökle yeri ayırmaya çalıştı. Sonunda, görkemli tasarıyı başaran, ormanların ve içinde yaşayan ya da ağaçtan yapılmış her şeyin atası Tane-mahuta'nın kendisi oldu. "Başı sıkıca toprak anasına yerleşmişti ve ayaklarını kaldırıp babası göklere dayadı ve sırtıyla bacaklarını büyük güçle gerdi. Şimdi Ragi ve Papa ayrılmıştı ve çığlıklar ve öfke homurtularıyla bağırdılar. "Nasıl katlediyorsun ebeveynlerini? Bizi öldürmek, birbirinden ayırmak gibi bir suçu neden işliyorsunuz?" Ama Tane-mahuta durmadı, bağırtılarına çığlıklarına aldırmadı: çok, çok yukarıya iteledi göğü..."


George Grey, Polynesian Mythology and Ancient Traditional History of the New Zeland Race, 1855
Joseph Campbell "Kahramanın Sonsuz Yolculuğu" kitabından
* Maoriler Yeni Zelanda Yerlileridir.



Ama bu resim, Mısır'dan : Gök ile Yer'in ayrılması

Alttaki de Hindistan'dan...
Tüylü başlıklarıyla İki Kam(Şaman),
birinin elinde törenlerde kullanılan kutsal kılıç ve davul



*


MAORİLER





Tawhiao, the Maori King
Waikato region of the North Island of New Zealand, the original name was Aotearoa.


"Tawhiao (1822-94) was a Maori chief known as the second Maori king. His 34-year reign (1860-94) spanned the most difficult period of relations between the Maoris and the European settlers (*). A realist and a pacifist, he renounced the warfare with the Europeans for which his father was so famous. Instead, he sought and gained recognition as a visionary and spiritual leader." Frank and Frances Carpenter Collection at the Library of Congress

(*) of course, after all, Europeans were invaders!



 Maoriler ve işgalci Avrupalı


Fiji ve Polinezya'dan Yeni Zelanda'ya 1000 yıllarında gelen Maoriler kan bağı ile gelen şefler ve güçlü rahipler tarafından yönetilen bir kabiledir. 

Maoriler ülkelerine "Aotearoa" (Uzun Beyaz Bulut Ülkesi) der ama ilk "Avrupalı"nın istilasıyla! adanın adı değişir. 1642'da gelen Hollandalılar adaya kendi ülkelerindeki Zeeland adıyla anar. 18.yy'a kadar "keşfedilmemiştir" derler, ama yaşam olan yer keşfedilemez! Kaptan James Cook 1769 ve 1779 adaya gelir ve New Zealand adını verir, sanki onlara ait! 1840 yılında İngiliz hakimiyeti kurulur ve "göçmenler" yerleşir, yani istila edilmiştir! 

"Tüm kolonileri arasında en çok Maorilerden çeken İngiliz Kraliyeti, 1840’da Maori şefleri ile Waitangi anlaşmasını yaparak Yeni Zelanda’yı İmparatorluğu’nun kolonisi olarak ilan etmiştir." cümlesi çok yanlı, çünkü o ülke Maorilerinken İngilizler istila etmiştir bir de demez mi "en çok onlardan çekti", kim kimden çekti acaba? Adını, dilini, kültürünü değiştirdiniz...(kaynak: wiki Yeni Zelanda+ maori +yorumum ile)








A Maori of New Zealand writes: "The origin of knowledge of our native customs was from Tiki (the progenitor of the human race). Tiki taught laws to regulate work, slaying, man-eating: from him men first learnt to observe laws for this thing, and for that thing, the rites to be used for the dead, the invocation for the new-born child, for battle in the field, for the assault of fortified places, and other invocations very numerous. Tiki was the first instructor, and from him descended his instructions to our forefathers, and have abided to the present time. For this reason they have power. Thus says the song:--

E tama, tapu-nui, tapu-whakaharahara,
He mauri wehewehe na o tupuna,
Na Tiki*, na Rangi, na Papa.

O child, very sacred--very, very sacred,
Shrine set apart by your ancestors,
By Tiki*, by Rangi, by Papa.

By EDWARD SHORTLAND




Yıldız Kurdu Mağarası (Glowworms Cave) 
Waitomo Mağaraları - Yeni Zelanda
“Arachnocampa Luminosa” olarak literatüre giren "Parlayan Solucanlar" 30 milyon yıldır burada...