tapınak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tapınak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2019 Salı

TAP - TAPMAK - TAPINAK



Taposiris Magna - MÖ 3.yy, Mısır


Strabon Taposiris'i İskenderiye yakınında olduğunu yazarken Plutarch adının anlamını adından anlaşıldığı üzere "Osiris'in Mezarı/Türbesi" olarak verir. Yani adı Türkçe kökenli TAP'da gelmektedir. Antik dönem 'Grek' dünyasında da TAPOS kelimesi mezar anıtı için kullanılır. Demek ki kelime atalarımızdan Greklere, Hellenistik dönemde de Mısır'a gitmiş.


Taposiris Magna'yı da gösteren yer mozaiği, MÖ 2.yy / Mısır.
İskenderiye mozaik ustası Demetrios tarafından yapılmış.
Taposiris Tapınağı ise Makedon kökenli Ptolemy II Philadelphus tarafından MÖ 3.yy'da yaptırılmış.



"TAP" hem Türkçe hem de "TAPINAK" kelimesinin kök hecesidir.
TAP kök hece ile birleşik kelime üretmişler.
OSİRİS'in TAPINAĞI
OSİRİS'e TAPMAK

SB



* TAP - TAPIG - TAPGAY
* TAP = Saygı, hizmet, saygı göstermek
* TAPIG = Saygılı, uğurlu
* TAPUG = Tapu
* TAPGAÇ - TAPILGAY - TAPIŞMAK
"Yanmaksızın tanuklap inçkü mengi tapgay siz tipi didi"
Yanmaksızın erişip rahatı ebedi bulacaksanız dedi.
[Prof.Dr.Fuat Bozkurt "Türklerin Dili", 2012]


* TAPINAK, TAPINMAK = Mabet, ibadet etmek. TAP/TAB aynı kökten gelir, TAPU da.
* TAPUĞ = Dinsel müzik. Azerbaycan ve Türkmenistan'da da aynıdır.
[Deniz Karakurt "Türk Söylence Sözlüğü", 2011]



"Pausanias, kült kurucu kadınların mezarları konusunda değişken ifadeler kullanır. Örneğin: Hippolytos'un anıt-mezarı yani mnema'sı yanına gömülen Phaidra'nın gömülü olduğu yer için, sıradan sade ve süssüz mezar demek olan TAPHOS kelimesini; aynı biçimde Perseus'un kızı Gorgophone'nin bulunduğu yer için TAPHOS derken Gorgo'nun gömülü olduğu yere ise mnema kelimesini kullanır."
Dr.Ayşen Sina / Pausanias'ta Kült Kuran Kadın Kahramanlar /PDF





* TAP is Turkish of etymology; 
TAP - worship, respect ; TAPINAK - temple
Taposiris Magna / Egypt.
Floor mosaic (in the white frame Taposiris), 2nd c. BC, 
by Alexandrian mosaic artist Demetrios.

SB.






12 Ağustos 2014 Salı

GÖBEKLİTEPE / GOBEKLiTEPE




Göbeklitepe 11.000 yaşında, dünyanın ilk tapınağı...
Stonehenge ve Mısır piramitlerinden de eski...



Göbeklitepe halkı göçebe değildi, son 10 yıldır yaptığımız araştırmalar sonucunda bu halkların yerleşik olduğunu gösteriyor. Şaşırtıcı bir durum, bu insanların bir köyleri vardı ve çok organizeydiler. Etraftaki köy halklarıyla birlikte hareket edebiliyorlardı. Bu köylerin arasında Çayönü ve Nevali Çori de vardı.

Buraya büyük toplantılar ve büyük şölenler yapmak için geliyorlardı. Bu yüzden taşocaklarından taşları getirmek için gerekli insangücü vardı. O dönemde henüz hayvanları kullanmıyorlardı.

Anlaşılan o ki, burası köylülerin ibadet alanıydı.

5,5 metre yüksekliğinde sütunlar... Her dikilitaş bir sözcük....

Kemeri, tilki postu ve elleriyle...
Böylece T şeklindeki taşların ne olduğu ortaya çıkıyor...Bunlar stilize edilmiş insan profilleri.
Önemli olanlar, liderler, ortada duruyor ve diğerleri etrafını çevreliyor. Yani insanların toplantısını betimliyor.

Peki bunlar kim?

Çok açık ki bunlar insan değiller....İnsan olmak için çok büyükler...
Burada dikkat çekici şey, yüzlerin betimlenmemiş olması...gözü, burnu, ağzı yok..bunlar dünyalı değiller....buraya uzaydan geldiler...bu sebebten yüzlerini göstermediler...ya yüzleri yoktu, ya da yüzlerinin betimlenmesine izin yoktu...

Başka bir dünyadan geldikleri için , aslında onlar insanoğlunun eliyle yapıldı, ilk tanrıların anıtsal ifadeleri olarak kabul edilebilinirler....Ezoterik'ten ziyade bilimsel bir çalışma...Ben onların gerçekten uzaylı olduklarını kastetmedim, ifade etmeye çalıştığım , bu anıtlar dünyadışı varlıklardır, yapanlar belkide ilk tanrıları bu şekilde tasvir etmişlerdir....bu ruhani bir kavramın mimarideki yansımasıdır....Uzaylı yok tabii ki 


Aden Bahçesi....
MÖ.10.000 deki avcı-toplayıcı insanları için burası bir cennet idi, çevre bugünkiden farklı idi, orman ile kaplıydı. Herşeye kolayca ulaşabilirlerdi. Doğanın ve insanın ağır tahribatı yüzünden çölleşme başladı...Birçok hayvanla dolu bambaşka bir yerdi burası... Bunları bulduğumuz kemiklerden anlıyoruz, gıda konusunda bir sıkıntıları yoktu, ihtiyaçları olan herşeye sahiptiler....Burada çok iyi yaşıyorlardı...Cennet Bahçesi ile benzerliği işte bu yüzden olabilir.


D bölgesi en büyük bölgesi...
5 metreden büyük 30 ila 60 ton ağırlığında olan bu taşları neolitik dönemde nasıl ayakta tuttuklarını bulduk.
Taştan gelen ses, tıpkı bir çan sesine benziyor....
Bu taşların dayanıklıkları ve doğru bir dengede oturmaları kadar, belki de buradaki ritüllerin farklı bir parçasıydı....müzik aleti olarak..şaşırtıcı... burada kollar var, hemen bilekte ise bir elbisenin kolağzı , kemer doğru birleşen parmaklar ve kemerden sarkan bir hayvan postu...

Bugün için bunları desteklemek durumundayız, ki C bölgesindekiler gibi düşmesinler...

Burası bugüne kadar korundu, çünkü buranın halkı tarafından özellikle gömüldü. Amacın ne olduğu belli, burayı sonsuza dek terketmek....1000 yıl sonra burası bir çöplük gibi kullanılmış, gelip geçen beirşey bırakmış...Toprakla kaynaşan bu tortu, tapınağı en iyi şekilde korumuş... yukarıdan buraya inmek 10 yılımızı aldı.

Neolitik bir kazı için çok büyük bir çukur...

Boğa başı olan T sütununu taş devri insanları anlıyorlardı, çok ama çok önemli biriydi. Her bir hayvan, he bir betimleme ayrı bireyi temsil ediyor, İnsana benzeyen bu taşlar MÖ.10.000 lere göre beklenmedik anıtsal bir yapıdır...

Buradaki kabartmaların her biri bir öykü anlatıyor.
bir akbaba, bir ibis, bir akrep ...çok hasar görmüş ama, kafası olmayan elleri ile insan figürü ve phallus'a rastlıyoruz...Bu sahne pekte huzurlu bir sahne değil...Ölümü sembolize ediyor...

Tamamını kazmak hedeflerimiz arasında değil, çünkü kazı aynı zamanda tahrip etmek anlamına da geliyor....Şuan yüzde 10'lük bir bölümü kazıldı...

Önce tapınak vardı sonra şehirler geldi...Göbeklitepe bunu doğruluyor...

Daha yeni köyleşmeye başlayan bir toplumdan bahsediyoruz...Bu insanlar avcı-toplayıcı idiler kentsel bir topluluk değillerdi, önceden ilk önce kentleşme başladı sonra tapınaklar geldi görüşü vardı, ama buradan anladığımız, dini görüşleri vardı ve bu yüzden ilk önce tapınak sonra yerleşim yerleri oluştu.

Hollandalı bir bilimadamı çok güzel bir söz söylemiştir.
" Tanrı, dinlerin tarihine girmekte geç kalmıştır."

Şimdi onun söylediğini gözden geçirmemiz gerekiyor bu sütuna bakarken....Kim bunlar? Bu açık bir soru...Belki sadece ruhlardır, veya bunları yapanların ataları olabilir, veya tanrıların bizzat kendileri olabilir....Eğer bunlar tanrıysa , MÖ.10 binlerde tanrılar vardı anlamına geliyor....Ama emin olun burası günlük hayat için değil , ruhani törenler için vardı.

Bir H sembolü var , altı bacaklı bir böcek, yılanlar , altta küçük bir koyun, sekiz bacaklı bir örümcek....bir totem, burada bir öykü anlatılıyor....Yazıdan 6000 yıl önceki semboller ve bunları ancak taşdevri insanları anlayabilir ve biz tam olarak cevaplayamayız....Taş devri insanlarını sadece Fransa'daki mağara resimleri anlatıyordu, ama burası bambaşka... onlara en yakın olduğumuz durum....


Şu net, Göbeklitepe MÖ. 8200 yıllarında terk edilmiş...ayrıca kazdığımız katmanlardan biliyoruz ki, MÖ.9600 civarında yapılaşma başladı...Ama çevredeki diğer yapılarda daha da eskiye gidebiliriz....

Şimdilik neden yapıldığı konusunda net bir fikrimiz yok, belki gelecek senelerde daha net bilgilere ulaşabiliriz....Belki bu deliklere direkler yerleştiriyorlardı, belki boncuklar yerleştiriyorlardı ve diğer taşlarla arasına ip geriyorlardı... 


Klaus Schmidt
Zaman Yolcusu ile
24 Eylül 2011:
9 Ekim 2011:



soru işaretleri:
Tilki dedikleri betimleme, Kurt olabilir mi?....

ve
"Burada işçilerle beraber yaklaşık 80 kişi çalışıyor. Gaziantep ve Harran Üniversitesi'nden gelen öğrenciler var evet, ama çoğunluk benim okuduğum üniversiteden geliyor...." diyor 

niye bizim arkeologlarımız ya da öğrencilerimiz 
çoğunlukta değil ?


Söz uçar, yazı kalır ...


_____________________________