scamander etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
scamander etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2017 Perşembe

Truvalı Memnon





III.Amenhotep ya da "Memnon Anıtı" (Colossi of Memnon)
Yeni Krallığın mezarlığı (Yukarı Mısır), Nil'in batısındaki Theban Nekropolü,
Luksor (Thebes)'un karşısında.





Yeni Krallık dönemi 18. Hanedan ile başlar. 


Mısır'a MÖ.17.yy'da gelip hüküm süren "Asyalı" Hiksosların (Hurriler+Kassitiler) idaresine son veren, Tutankhamun'un da dahil olduğu hanedanlıktır. (Mısır'daki Atlı Kurganlar da Hiksoslar döneminde görülür.) Bu devasa boyuttaki ikiz heykeller 4.Thutmose'ın oğlu III.Amenhotep (9.Firavun, yönetim dönemi: MÖ 1386-1349) için MÖ.1350'lerde yapılmıştır.



Priam'ın yeğeni olan Memnon Truva savaşında öldürülünce, annesi Şafak Tanrıçası Eos acısına dayanamaz ve çığlık atar, Çığlık attığı yer Theban Nekropolü'nün olduğu yerdir ve bu sebeple "Memnon Anıtı" olarak ta anılır. MÖ 27'deki deprem ile bazı yerleri çatlamış ve parçalanmıştır. Gündoğumunda çıkardığı sesler antik dönem yazarlar tarafından kaydedilmiş ve Şafak Tanrıçası Eos'un çığlığına atfedilmiştir. Strabo ise MÖ.20'lerdeki ziyaretinde bu sesleri duyduğunu, yerel halk tarafından patlama sesine benzetildiğini, ama taşlardan gelmediğine inandığını belirtmektedir.


" ... Memnonium. Burada iki colossi (devasa heykel-SB) var, birbirlerine yakın olup tek bir taştan yapılmıştır; biri korunmuş, ancak diğerinin koltuktan yukarı olan parçaları üstüste duruyor, depremde meydana geldiği söyleniyor. Her gün bir kez hafif bir patlama gibi, tahtta kalan parçası ve tabanından bir gürültü çıkardığına inanılıyor. Aelius Gallus ile birlikte, kalabalık iştirakçiler, dostlar ve de askerlerle burada bulunduğum günlerde, bu gürültüyü günün ilk saatlerinde duydum. Ama heykellerden mi yoksa tabandan mı geldiğini, ya da özellikle yakınında ayakta bulunan adamların biri tarafından yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Olayın belirsizliği nedeniyle olumlu bir tavır koyamıyorum. Seslerin taşlar tarafından çıkarılmış olması dışında, her şeye inanabileceğime ikna oldum. Memnonium dışında, mağaralarda taş kesilmiş kralların yaklaşık 40 mezarı var. Muhteşem yapılar ve görmeye değer. Mezarların arasındaki bazı dikilitaşlarda, o dönem kralların zenginliğini; ve İskitler, Bactrianlar, Hintliler ve de bugünkü İonia kadar genişlemiş hakimiyetlerini; ve aldıkları haraçların miktarını, sahip oldukları ordunun büyüklüğünü ve yaklaşık bir milyon insanı gösteren yazıtlar var." (SB.Strabon-17:46)



" ...söyledikleri gibi, Mısırlılar Memnon'a "İmandes" diyor. Labirent de bir Memnonium olabilir, hem Abydus'taki Memnonia hem de Thebes'teki aynı adamın çalışması, çünkü söylenene göre Thebes'te de bazı Memnonialar var." (SB.Strabon-17:42)


Strabo, Menelaus'un Truvalı savaş esirlerini Mısır'a getirdiğini ve buraya yerleştiklerini belirtir:


"Piramitlerin yapıldığı taşların ocağı yakınında, ki piramitlerin bölgesinde, Arabistan'daki nehrin uzak tarafında "Troya" adı verilen kayalıklı bir dağ var, ve onun dibinde de mağaralar. Her ikisine de yakın bir köy ve "Troya" denilen bir nehir ; esir Troyalılar için eski bir yerleşim yeri, Menelaus'a eşlik edenlerdi, ama burada kaldılar." (SB.Strabon-17:34)


Ayrıca, Strabon'a göre Memnon'un mezarı Truva'dadır.

"yaklaşık...Aesepus* Nehri'nin çıkış noktasının 1 stadia yukarısında bir tepe var, Tithonus'un oğlu Memnon'un mezarı olarak gösterilir ve yakınında Memnon köyü vardır." (SB.Strabon-13:1.11)

[Aisopos (Aesepus) nehrinin denize döküldüğü yerin...stadia aşağısında, yanından Memnon'un kasabası bulunan ve Tithonos oğlu Memnon'un mezarı olarak gösterilen bir tepe vardır." (13:11 Adnan Pekman çevirisi)]



* Aesepus nehri, bugün Karamenderes denilen Scamander (Saka Türklerinden kalma) nehrinin bir koludur. Truva kökenli Telean savaşçılarının yaşadığı yerdir. Ida Dağı'nın eteklerinde Truva'nın güneydoğusudunda kalır. [syf 673: Ancient Greek Beliefs]



Mısır'dan gelen Priam'ın yeğeni Memnon ile Mısır'a yerleşen esir Truvalılar... Birileri Mısır'da Türkler mi var demişti?.. ;)


SB.





AVAR(İS) - HYKSOS - ATLI KURGAN

..." In the century that followed the destruction of the Buhen fort there is no evidece of Horses. The violent disordes of that period may have prevented the development of a local cavalry, an expensive undertaking that only a strong political power could achieve. The HYKSOS, as told, left no documents on the horse, but an Egyptian text from about 1550 BC tells that the HYKSOS and the kings of the now emerging 18th Dynasty alike had come into possession of a chariotry. An inscription on a clay tablet relates that Aahmes, commander of the Pharaoh Amosis I (1570-1545) besieged the invaders in their stronghold at Avaris in the Nile delta with his chariotry and drove them out; the latter in turn escaped on their own chariots. It seems thus that HYKSOS and Egyptians had edeveloped their cavalries independently from one another, and that Barbarians were only able to use it in their flight.

Egytians did not usually practice the entombement of horses and horse burials are exveptional. A horse skeleton was found in a cemetery of the 18th Dynasty at Soleb (1580-1530); it belongs to an animal of comparatively small size, 13,2 hands, and somewhat stocky i nbuild. Another horse skeleton was recovered from Thebes; it was buried near the tomb of the Sen Mut, the favourite of Queen Hatshepsut (1430-1400) and wore a saddle cloth, which implies that it was used for riding...

Augusto Azzaroli
An Early History of Horsemanship, 1985






Mısır - 18.Hanedan Dönemi - MÖ.1400-1300 - Tengri Damgalı kapak için "MISIR'IN İLK SAKİNLERİ; TÜRKLER"





16 Ocak 2017 Pazartesi

Andromache; Ektor'un Eşi ve oğulları Sakamaner



Ektor'un eşi Andromahi (Andromache) kucağında oğlu Astianaks (Astyanax, öbür adı Skamandrios) ve Hellen 
Ektor'un ölümü için yas tutuyor, saçlarını yoluyorlar.
MÖ 6.yy - Hera Tapınağı (Foce de Sele) de bulunmuş.
Ulusal Arkeoloji Müzesi Paestum/İtalya

Andromakhe karşıladı Hektor'u
dadı da arkasından geliyordu
memedeki yavrucağızı taşıyordu kucağında
Hektor'un gözbebeğiydi o
ışıldayan yıldıza benziyordu
Hektor, Skamandros'lu derdi ona
başkaları Astyanaks, kentin kralı derdi
İlyon'u tekbaşına koruyan Hektor'du da ondan
Hektor baktı çocuğuna gülümsedi.


Andromakhe yanında ağlayıp duruyordu
Tuttu kocasını elinden diller döktü
"Ah kocacığım bu hırs yiyecek seni
yavruna , talihsiz karına acıma yok sende
dul kalmama, biliyorum az gün var
Akhalar üstüne saldırıp öldürecekler seni
Sensiz kalmaktansa toprak yutsun beni daha iyi ...


... Ak kollu Andromackhe başladı kadınlar ağıtına,
aldı elleri arasına adam öldüren Hektor'un başını:
"Erkeğim benim, göçüp gittin genç yaşında
gittin, evimizde dul bıraktın beni
çocuğumuz da ufacık körpecik
bizden olan kara talihli ikimizden
bilmem gençlik çağına erer mi ki
bu kent yerle bir olacak baştan aşağı
sen öldün, onun koruyucusu bekçisi
sen soylu analar, çocukları ayakta tutan
Onları koca karınlı gemiler götürecek yakında
beni de götürecek gemiler, yavrum beni de
sen benim ardımdan geleceksin belki
şurda burda bayağı işler göreceksin yavrum
didineceksin katı yürekli bir efendinin gözü önünde
belki bir Akhalı surlardan aşağı atacak seni
Hektor öldürdü diye kardaşını onun
babasını ya da oğlunu öldürdü diye
böyle alacak öcünü Hektor'dan
Amanın böyle ölüm yürekler acısı!..

İlyada 6:400 - 24:725


Hektor'un öldürülmesinden sonra oğlu da öldürülen Andromakhe Achilles (Aşil)'in oğlu Neoptolemos'a esir düşer. 
O da Orestes tarafından öldürülmüştür. Daha sonra Hektor'un kardeşi Helenos'la evlenir. (Euripides)


Truva halkı tarafından "Astyanax" olarak adlandırılan Hector ile Andromache'nin oğlu "Scamandrius"un öldürülmesi...

Solda; bilinmeyen artist, Euripides'in yazılarına göre öldürülen Astyanax
Ortada; ressam Edouard-Théophile Blanchard (1844-1879) "Astyanax Ölümü". 
Neoptolemus ise bir Afrikalı olarak resmedilmiş.
Sağda; Bilinmeyen artist, bir Akhalı annesi Andromache'nin kollarında Truva prensi Sakamandır'ı kılıcı ile öldürüyor. 
MÖ 675- 650, Mykonos Arkeoloji Müzesi.



Sakamandrius, Aşil (Achilles)'in oğlu Neoptolemus (Pyrrhus) tarafından öldürüldüğünü Little İliad (Küçük İlyada) ve Pausanias yazarken, Euripides ile Ovid ise isim vermez ve "Truva surlarından bırakıldı" der. Milletli Arctinus'a göre Sakamandır'ı Odysseus öldürmüş ve Andromache'yi savaş ganimeti olarak götürmüştür. İlyada'da ise Andromakhe Hektor'un ölümüne ağıt yakarken oğluna; " ya esir olacaksın, ya da öç almak için surlardan aşağıya atacaklar" demektedir. Bazı kaynaklar ise Akhaların eve dönmelerine Borea (Bora Kuzey rüzgarı) rüzgarının yardımcı olması için, kurban edildiğini öne sürer. 


" belki bir Akhalı surlardan aşağı atacak seni, "
[Homer İlyada 24:735]


[Saldıranlar sanki haklıymış gibi öç alacakmış. Akhaların öç alma gibi bir hakları yoktur!. Hektor'un "adam öldüren" olarak tarif edilmesi bile taraflı yazıldığını ortaya koyuyor. Hektor vatanını savunurken tabi ki öldürecek.. Homer'in Truva savaşından 400 yıl sonra yazdığı kitapları, MÖ.3.yy'da Efesli Zenodotus "hazırlayıp düzenlemiştir". Sadece bu dizeler bile İlyada'nın nasıl da "Hellenistik" bir tarzda yazıldığının kanıtıdır.]


***


SCAMANDRİUS - SAKAMANDER - SAKA - MAN - ER 
ASTYANAX - ASTİANA - ASTİN - AS - ASTA - ASTANA 

SCAMANDRİUS - SAKAMANDER - SAKA - MAN - ER 
- SAKA = Saka (İskit) Türkleri (Truva'da Scamander Nehri ve Saka Kapısı)
- MAN = Mübalağ eki, büyütme ; kocaman, toraman, karaman gibi 
(bknz.Mehmet Eröz; ve, "Man eki Türkçedir, Sümer de vardır, batılılardan gelmemiştir." Nesrin Güllüdağ)
- ER = Er kişi

ASTYANAX - ASTİANA - ASTİN - AS - ASTA - ASTANA 
- AS = Ulu, yüce ; AS/SA Türkleri; Saka
- TİN (TIN) = Ruh, nefes
- ASTA = Yavaş, sükünet, sessizlik, giriş kapısı.


***

kaynaklar:

* Pausanias (MS 2.yy) - Descriptions of Greece, 10.25.9:

"The Trojan women are represented as already captives and lamenting. Andromache is in the painting, and near stands her boy grasping her breast; this child Lescheos says was put to death by being flung from the tower, not that the Greeks had so decreed, but Neoptolemus, of his own accord, was minded to murder him. "


* Ovid (MÖ 43-MS 17) - Metamorphoses, 13, 399-428 :

"The Dardanian women, embracing the statues of their nation’s gods while they still could, and thronging the burning temples, were snatched away by the victorious Greeks as enviable prizes. Astyanax, was thrown down from that tower, from which he used to see his father, Hector, whom Andromache his mother pointed out to him, as Hector fought for him, and protected the ancestral kingdom."


* Euripides (MÖ 480/4-406) - The Trojan Woman 709 ff:

Talthybius: They mean to slay your son; there is my hateful message to you.

Andromache: Oh me! this is worse tidings than my forced marriage.

Talthybius: He must be thrown from Troy's battlements. Let it be so, and you will show more wisdom; do not cling to him, but bear your sorrows with heroic heart, nor in your weakness think that you are strong.

Andromache: My dearest! my own sweet child and priceless treasure! your death the foe demands, and you must leave your wretched mother. ... Hide me and my misery; cast me into the ship's hold; for it is to a fair wedding I am going, now that I have lost my child!


* Little İliad (8th - 6th c BC) fragment 14, Scholiast on Lycophr. Alex., 1268:

"Then the bright son of bold Achilles led the wife of Hector to the hollow ships; but her son he snatched from the bosom of his rich-haired nurse and seized him by the foot and cast him from a tower. So when he had fallen bloody death and hard fate seized on Astyanax. And Neoptolemus chose out Andromache, Hector's well-girded wife, and the chiefs of all the Achaeans gave her to him to hold requiting him with a welcome prize. And he put Aeneas, the famous son of horse-taming Anchises, on board his sea-faring ships, a prize surpassing those of all the Danaans."


* Arctinus of Miletus 8th c BC, Sack of İllium, fragment 1, synopsis: 

"The Greeks, after burning the city, sacrifice Polyxena at the tomb of Achilles: Odysseus murders Astyanax; Neoptolemus takes Andromache as his prize, and the remaining spoils are divided. "


* Homer - Iliad , Book: 24.730-745

For thou hast perished that didst watch thereover, thou that didst guard it, and keep safe its noble wives and little children. These, I ween, shall soon be riding upon the hollow ships, and I among them; and thou, my child, shalt follow with me to a place where thou shalt labour at unseemly tasks, toiling before the face of some ungentle master, or else some Achaean shall seize thee by the arm, and hurl thee from the wall, a woeful death, being wroth for that Hector slew his brother haply, or his father, or his son, seeing that full many Achaeans at the hands of Hector have bitten the vast earth with their teeth; for nowise gentle was thy father in woeful war. Therefore the folk wail for him throughout the city, and grief unspeakable and sorrow hast thou brought upon thy parents, Hector; and for me beyond all others shall grievous woes be left. For at thy death thou didst neither stretch out thy hands to me from thy bed, nor speak to me any word of wisdom whereon, I might have pondered night and day with shedding of tears.”



A Classical Manual: Being a Mythological, Historical... by John Murray








2 Temmuz 2016 Cumartesi

Kassiler - Etrüskler - Pelasglar - Truva - Türkler



Kassiler - Kassitler:


"Sakalar Ön Asya'nın, Azerbaycan'ın ve Batı Anadolu'nun en eski kavimleridir. Sizin tâbi­rinizle desek, onların ataları Kassitler olmuşlar. Azerbaycan'da Kassit medeniyyetinin çok eski­lere dayanan (bazılarına göre, hatta 10.000 yıllık) tarihi vardır. Sakalar Kassitlerin (Kasların) sonrakı nesilleridir. Kas ve Sak kelimeleri de yalnız ses yer değişimi ile seçilmektedir. Sizin topraklardakı Truva’nın karşısından geçen büyük nehrin zamanında 2 ismi olmuştur: Denize ka­vuşan yerde Ksanf, başladığı yerde Skamandr.

Bu kelimelerde Kas (KSanf)ve Sak (Skamandır) kelimelerini bulmak mümkün Homeros’un destanında Skamandr bozkırı, Skamandr vadisi, Skamandr kahini gibi ifadeler Sa­kalara ait. Homeros yazıyor:

Hefestle de düşman oldu bol dalgalı derin bir nehir ki, Tanrılar Ksanf diyor ona, insan-Skamandr. 

Bu Homeros`un MÖ.1250 yılı olaylarını anlatırken çok eskilere dayanan Ksanf kelime­sinin anlamını bilmediğini gösteriyor. İşte bu nedenle onu Tanrılara, Skamandr`ı ise onunla aynı çağda yaşayan Saka`ların ismine bağlı olduğu için insanlara bağlıyor. 


Prof.Gazanfer Kazimov - link
(Konu ile ilgili Homeros`un destanları ve “Kitabı-Dede-Korkut” makalemize bakabilirsiniz.7; 321-352)"
Homeros`un destanları ve Kitabı-Dede-Korkut



*

Kassilerin yaşadığı bölge bugünkü Loristan vilayeti idi. 


Kassilerin MÖ.2. bin yıllıkta yaşamış krallarının kitabeleri, Akkad dilinde olan Asuri ve Babil metinlerindeki özel adları, onların dillerinden elde edilmiş bir takım kelimeler gösteriyor ki, bu halk Elamlara yakın olmuşlar ve “Elam diline yakın olan bir dille konuşurlarmış.”


Kassiler eski İran’ın batı topraklarında yaşamış eklemeli dilli halk olarak, coğrafi açıdan Elamlarla GuttiLullubiler (sonraki Medler) arasında bağ ve ilgi olduğu gibi, dil ve uygarlık bakımından da bu iki halkı bir birine bağlamıştır.


“Kesin olarak Med’in daha güney bölgelerle yakın ilişkisi olmuştur, özellikle de eski zamanlarda ki, Kassiler ve Elamlarla kavmiyet ve dil bakımdan yakınlığı vardı.”


“Kassiler ve öbür dağlık kabileler herhalde MÖ.2. bin yıllıkta Med ve Elam sınırlarında yaşıyor ve dil bakımdan Elamlara yakındı.”


Kassi dilinde +Aş (daş, taş, yaş, maş) hecesiyle biten kral ve allah adları , Kandaş, Abirattaş, Urşikurumaş, Kaştiliyaş, Nazımarataş, Buryaş, Marataş gibi...


Kassiler egemenliklerini yitirdikten sonra, siyaset alanı ve tarih sahnesinden çıktıysalar da bir halk olarak, kendi vatanlarında yaşadılar. Bir takım Aryacı İran tarihçileri Elam ve Kassilerin bütün varlığına kırmızı kalem çekerek, onlar için Proto Lor deyimini kullanıyor, bugün Huzistan’da yaşayan Elamların torunları ve Loristan’da hayat süren Kassilerin soyu olan büyük Türk kütlesini görmezlikten gelerek, hepsini Fars’mış gibi kaleme alıyorlar.


İRAN TÜRKLERİNİN ESKİ TARİHİ
Prof.Dr. Muhammed Taki Zehtabi (Kirişçi)
(Farsların (Persler) o bölgeye gelmesi kimine göre MÖ.900 kimine göre de MÖ.800'den, ne kadar isteselerse de, geriye gitmez.)




O zaman Pelasglar ve Truva'dan çıkan Etrüsklerin Kassilerle benzerliği bizi şaşırtmamalı, değil mi? 


ETRÜSK/RASENA - MÖ.6.yy
KASSİLER / KASSİTES - MÖ.13.yy
"Kassite, Aqar Quf, Head of Male, Terra Cotta and Kassite, Aqar Quf, Head of Male"
(Etrüsk fotolarını bulmak ise çok daha kolay)


* * *

"The AR, AZ, AS, SA or SU people, which populated mainly Asia Minor in the early Neolithic Age. These may have been the Primitive farmers of the Fertile Crescent and Anatolia, perhaps even the Danube Valle. These may have given their name to Asia. Early Cretan ant Cypriote cultures show affinity with their cultures. These people are mentioned in cuneiform documents; their name seems to survive in the much later names of the Uz, Osset, Jazig peoples, perhaps even in Esthonian and Ostiak.

It has been suggested that the later, linguistically semiticised Assyrian contains also an ethnic element of this kind; that the AZ were in some way ancestral to Kassites and Khazars.

We may suppose that this SA population was the long sought pre-Sumerian inhabiant of Mesopotamia. Branches of this gifted people may have been responsible for great advances in Neolithic cultures of the hills in the North. Arpatchiya (outside modern Mosul in Nineveh Province (Iraq) Tepe Reshwa, the site was occupied in the Halaf and Ubaid periods; "Tepe" is Turkish of etymology - SB) was and advanced cultural center in the 5th and 4th millennia BC. There were cobbled streets, buildings for some communal use and an exquisitely artistic pottery appeared. One of the SA groups may have been later even the carrier of the culture called El Ubaid, with its beatiful poluchrome ceramics. After the arrival of the Sumerians proper, the SA people seem to have been pushed to the North, to the northern mountains, the part of the Sumerian world designated in cuneiform doucments as Subartu. In recent literature these people are often called Subaraeans."


Dr.İda Bobula
Origin of the Hungarian Nation


* * *


Homer'in "SKAIAN GATE" dediği SAKA KAPISI - TROYA

Aethiopis (MÖ.7.yy)'a göre;  Etiyopyalı kahraman Memnon (Priam'ın yeğeni) Antilokhos'u, Achilles ise Memnon'u burada öldürüyor. Patroklos arkasından burada vuruluyor, sonra da onu Hektor burada öldürüyor. Sonra Achilles Hektor'u bu kapıda öldürdükten sonra da Paris'in eliyle ölüm Achilles'i burada buluyor.  Ne acıdır ki Memnon, Hektor ve Achilles'i ölümsüz kılan zırhların hepsini Pelasg kökenli Hephaistos yapmış. Acaba, Hephaistos malzemeden çalıp hainlik mi yapmıştı? Tıpkı Antenor, Aeneas ve Polydamas'ın vatanına ihanet etmesi gibi. Nasıl mı? Anlatayım. 

Truva Savaşı'nda bizzat bulunmuş olup, Homer'in İlyada destanında da adı geçen Truvalı (ama Frigyalı olarak geçiyor, ki Truva'nın bir diğer adıdır, hatırlamalıyız ki savaş döneminde Frigya diye ne halk, ne de devlet vardır) Hephaistos rahibi Dares'e göre ; 

Truvalı bütün cesur, kahraman savaşçılar, Priam'ın oğulları dahil, ölmüştür. Bazı Truvalı ileri gelenler teslim olup barış görüşmeleri yapmalarını istemektedir. Buna Priam ve küçük oğlu karşı çıkar ve ölene dek ülkenin savunalacağı emrini verir. Antenor, Polydamas, Aeneas (evet, Virgil'in Aeneas'ı), Ucalegon (Uclan-Oğlan) ve Dolon (Kurt donuna bürünen) şehir ve halkın yıkımdan kurtulması için Agamemnon'la barış görüşmelerine başlamaları gerektiğini, hatta ihanet olarak görülse de şehrin içine sokmaları gerektiği fikrine and içerler. Agamemnon'un adamlarını SAKA (Sacaen) kapısından sokacaklardır. Saka kapısı tarif edilirken de "dış tarafı bir at başı gibi oyulmuş olan kapı" olarak tarif edilir. İşte bu kapıdan giren Akhalar Truva'yı ele geçirir. Truva'ya ihanet edenlere ise Agamemnon dokunmaz. 

Yani, ne Truva atı vardır, ne de içinde askerler. Resmen vatanına ihanet eden bir avuç Truvalı Saka kapısını düşmana açmıştır. Kapının at başı gibi oyulmuş olmasının sebebi Scamander (Karamenderes) nehrine at kurban edilmesidir. Eski Türkler'de at kurban ederlerdi. Yüzyıllarca sözlü olarak aktarılan bu destanlar zaman içinde farklı ozanların anlatımlarıyla dönüştürülmüş, kitaplaştırıldıklarında ise "At kafası şeklindeki Saka kapısı" ise "içi düşman askeri dolu Truva Atı" (*) olmuştur... 

Ne lanetli kapıymış be... 

S.Bayraktar
* Bu Truva Atı da İlyada destanında geçmez, Odysseus ile Aeneas destanında geçer. 
"... şu tahta at olayını anlat şimdi bize..." (Odysseia - 8:492)
"... Bir at yaptılar Pallas'ın tanrısal becerisiyle..." (Aeneas - 2:15 - Bu kitap MÖ 1.yy'da yazılmıştır!)

Odysseus destanı daha geç bir dönemde kaleme alınmıştır. (bknz. Azra Erhat Odysseia önsöz). Ayrıca bugüne dek kalmış tüm bir kitap yoktur, MÖ dönemine ait kitaplar fragmanlar halindedir ve ancak 10.yy'da bir araya getirilmiş, 15.yy'da ise kitap olarak basılmıştır. (bknz.some manuscript traditions of the Greek classics)





// PELASG - ETRÜSK - TRUVA - KASSİLER - SAKA (AS-SA) TÜRKLERİ //