iberian etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iberian etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2015 Perşembe

İberya ; Kafkas ve İspanya







İberya'yı adım adım gezen Strabon :"Kutsal burun da dahil olmak üzere batı sahillerine doğru TAQ nehrinin döküldüğü yere kadar İberya'nın batı taraflarının başlangıcıdır.


Güneyde ise ANA nehrinin döküldüğü yere kadar, güney kısmının başlangıcıdır. Her iki nherin kaynağı doğudadır. Ama TAQ öteki nehirlerden daha büyüktür ve doğrudan batıya aktığı halde , ANA güneye dönerek vilayeti iki nehir arasındaki esas halk Keltlerdir. Ülkenin derinliklerinde KARPATAN, OREATAN ve VETTONLAR yaşarlar.... Bu eyaletten, kaynağını ANA ve TAQ nehirleri gibi aynı yerden alan BATIY nehri akar...."


"...Nehrin adına uygun olarak ülke BATİK olarak adlandırılmıştır. Halk ise ülkeye TURDETAN der. Halkı TUADETAN, bazılarını ise TURDUL olarak adlandırırlar. Bir kısım yazarlar onları bir halk , bir kısmı ise çeşitli halklar olarak gösterirler. Polibiy "TURDULLAR TURDENT'lerin kuzey komşusudur, ama şimdi onların arasında hiçbir fark bulamazsınız", diye yazar. TURDENT'ler kendilerini İberya halkları arasında en kültürlü halk olarak sayarlar. Onların alfabesi vardır, kanunları vardır ve kendi boylarının adına manzum hikayeli şiirler yazarlar. (kendilerinin dediği gibi yazılarının altı bin yıllık bir geçmişi vardır.) ...Başka İberya halkları da yazıyı bilirler, ama onların harfleri arklıdır, çünkü onların dilleri ayrıdır."


Strabon 3.kitabında İberya'dan başlamıştır. Şaşırtıcı olsa da, yukarıda tercümesini verdiğimiz metinde, Türk toponim, hidronim ve etnonimleri yeteri kadar boldur. Belki de ,coğrafyanın yazarı Strabon Türk'tür (!) Yahutta, coğrafyayı Rusçaya çeviren Q.A.Stratanovski Türk'tür (!)


Bu eser, eski Yunan dilinden , çağdaş Rus diline çevrilirken bilerek ya da bilmeyerek bir çok hata yapıldığını, bir hayli tahrife uğradığını gözden ırak tutmuyoruz. Ama, belge, belge olarak kalır. Bu eserde, yeteri kadar Türk toponim, hidronim ve etnonimleri vardır ve bunları artık tarihten silmek mümkün değildir.


Strabon'un gösterdiği ANA nehrinin adı hiçbir şey ile karşılaştırılacak gibi değildir. Bin yıldır genel Türk dilinde ANA,APA,ABA gibi kullanılan bu söz süme dilinde AMA gibi kullanılmıştı.
Türklerde ANA en kutsal en yüce bir valıktır. ANA nehri civarında yaşayan eski Türk boyu nehre bu adı hangi sebepten vermiş bilmiyoruz. Her halde, geçimlerini bu nehirden sağladıklarından, nehrin onları yedirip, içirip doyurduğundan dolayı, nehre ana gibi bakmışlar ve ANA adını vermişler diye düşünmek mümkün.


"...İberyalıların bu körfez vilayetinde BASTETAN adını taşıyan (onlar BASTUL da derler) KALPA dağı vardır....Eğer iç denizden dış tarafa doğru yüzersen, bu dağ sağda kalır, ondan kırk stadiya uzakta KALPA şehri kurulmuştur......Bunlardan daha güçlü ve şöhretlisi ise esası Marsel tarafından yapılmış KORDUB'tur.....


KORDUB..bu söz KOR+DUB sözlerinin birleşmesi ile yapılmış bir birleşik sözdür. KOR sözü Türkiye Türkçesinde ateşte kızarmış kömür,sıcaklık anlamı taşımaktadır. Azerbaycan Türkçesinde ise fonotik ses değişmesine uğrar ve KOR / QOR gibi okunur ve anlamı aynıdır.


DUB ise Sümerce "kil levha", Türkçe TUP varyantı ise "pişmiş kerpiç-tulpa (tuğla)" anlamı taşır. Bu anlamlar doğru ise KORDUB'un anlamı "kerpiç pişirenlerin şehri" olmalıdır.


....İberyalı Keltler arasında KONİSTURQ liman şehirleri arasında ise daha meşhuru ASTA şehridir....


...Her halde tabiatı seven insanlar...Bu yerlerde kendileri için şehirler ve başka yaşayış mıntıkaları kurmuşlar. Bu şehirler listesine şunlar dahildir : ASTA, NABRİSSA, ONOBA, OSSONOBA, MEANOBA ve başkaları.....SALAS sakinleri gizemli ve zarif parçalar hazırlıyorlar...."


Türk Boylarının birinin adı BASMAL idi.... Eski SSCB'de KALPA adında Türk Boyları vardı....ASTA....."yavaş", "sükünet", "sessizlik", "giriş kapısı" anlamları vardır. Azerbaycan'ın güney bölgesinde ülkeye girilen yerde ASTARA şehri vardır. Kazakistan'nın başkenti ASTANA gibi....


Strabon liman şehirleri arasında en meşhur olanın ASTA olduğunu yazar. Eyalete ya da ülkeye giriş buradan olur. Her halde milattan önce, şindiki İspanya toprakları üzerinde ASTA diye bir şehrin olması ve şimdiye kadar aynı anlamlı olarak bu sözün çağdaş türk dillerinde korunması, gerçekte çok önemli husuları haber vermektedir. Bu söz için başka bir ihtimal de göz ardı etmemek gerekir diye düşünüyorum. Bu şehrin adı AS/AZ boyundan da alınmış olabilir.


AZ/AS boyu hakkında Prof.Firudin Ağasıoğlu şunları yazar:" Azerbaycan ülke adının kökündeki Azer boy adının ortaya çıkmasının esas özeği olan bu AZ boyu, Türk etnosu içindeki bir çok boydan biridir. AZİYA/ASİYA adındaki paralellik gibi AZ etnoniminin AS varyantı yaygın olarak kullanılmıştır. Bunun böyle yayılmasının sebebi AZ/AS boylarının zamanında eski Azerbaycan'dan Batı, Kuzey ve Doğu yönlerine yaptıkları göçlerle ilgilidir. Üç-Dört bin yıldır ki, bu boylar, tarihi kaynaklarda adı geçen boylardandır."


AS boylarının Troya (Truva) dan Avrupa ve İskandinavya'ya göçleri hakkında "Küçük Edda" abidesi de yeteri kadar bilgi vermektedir. Hatta orada , ASLAR Troya'daki (TUROBA) adetleri TÜRKEL, ANAR, ATLI gibi şahıs adlarını ve diğer toponimleri kendileri ile birlikte Avrupa'ya getirdikleri kaydedilmiştir.


Tarihen bilinir ki, OBA sözü sadece Türklerin kullandıkları bir sözdür ve Türklere aittir. Bu günde bir çok Türk boyu tarafından aynen kullanılmaktadır. ONONBA on sülalesinin bir yere toplanıp OBA kurması anlamındadır. (On sülalelik oba) OSSONOBA, otuz sülalenin bir yere toplanıp OBA kurması anlamını taşır.


Şehirlerin adlarının böyle sıralanması bir daha gösterir ki, sülalerinin sayılarına göre şehirlere, şehri kuran sülalelerin sayısına göre isim verilmiştir. MENOBA bir sülalenin kurduğu şehir anlamına gelir.


SALAS , SAL+AS sözlerinden yapılmış birleşik sözdür. Sal sözüne, hem boy adında, hem yer adında, hem de maişet eşyaları arasında rastlamak mümkündür. Dede Korkut Hikayelerinden tanıdığımız Kazan hanın kabilesi SALUR olarak adlanmıştır.


Burada bizim esas iddia ve düşüncelerimiz adeta ispatlamaktadır. Şöyle ki "Türklerin doğuya ve batıya göçleri sadece Anadolu ve Azerbaycan topraklarından başlamıştır. Bu topraklardan Avrupa'ya göç başlamış ve henüz yerleşik hayata geçmemiş Avrupa'da yer, şehir, şahıs ve nehirlere Türk adları verilmiştir.


KON+İS+TURQ birleşik bir sözdür. KON eski Türklerde yer, mesken ifade eder. "ErgeneKON yurdun adı, Börteçine kurdun adı."


Strabon "..ibera kıvrımı ile deniz arasında...birinci şehir TARRAKON'dur...." diye yazar....Burada geçen TARRAKON sözünün anlamı TÜRK'ÜN MEKANI-YERİ olabilir. 


Çünkü , dünyanın bütün Türkologları TÜRK sözcüğünün TARRAKON sözünün birinci hecesi olan TAR sözünden ortaya çıktığına asla şüphe etmiyorlar.


Mesela büyük Türkolog N.Y.Marr "Türk teriminin TAR-HAN sözünden" ortaya çıktığını yazıyor. Bu hiç de tesadüf değil, çünkü bu söz boylar arasındaki boy üstünlüğünü bildirir ve hatta o boyu kutsallaştırır ve Tanrı ile eş değer tutardı.


Bununla ilgili Kononov şunları yazar: "Bu alıntıda dikkati daha çok N.Y.Marr'ın açıkladığı Türk terimine yöneltmek istiyorum. O "Türk" terimini başka özellikleri ile birlikte kutsallığa beraber seçilmişlerlere ait sayar."


Bizim düşündüklerimizi F.Ağasıoğlu'da onaylıyor. o "Protoazerlerin (birlikte prototürklerin) kökenine ışık veren teonimlerden biri de hiç şüphe yoktur ki, TAR/TUR alamorfu ile kullanılan Tar sözüdür ki, bu da sonralar Türk sözünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Azer diyalektlerinde bugün de tarı sözü "Allah" anlamında kullanılmaktadır."


Sonralar TAR/TUR terimini çeşitli toponim ve etnonim, buna benzer adlarda buluruz. Mesela Uygurlara TARANCI da diyorlar. Tatar sözü "TARLIK TATARLARI" sözü ile birlikte de kullanılır. Etrüsklerin ulu atalarının TARKAN adını taşımasını da unutmamalıyız. Unutmayalım ki Heredot İskitlerin (Sakların) ulu atalarını TARGİTAY olarak adlandırır.


O tarih kitabında şunları yazar: "Bir zamanlar henüz yerleşik hayata geçmemiş bu insanların ilk sakini TARGİTAY adında bir insan olmuştur. İskitlerin dediğine göre TARGİTAY'ın babası Zeus, annesi Borifen nehrinin kızıdır. (İskitler ısrar etseler de ben buna inanmadım) Böyle bir nesli olan TARGİTAY'ın üç oğlu varmış...."


Göründüğü gibi, ünlü Türkolog N.Y.Marr , TAR/TUR terimini nasıl kutsallaştırıyor Tanrı'ya bağlıyorsa, Heredot'da TARGİTAY'ın Zeus'un oğlu olduğunu , inanmasa da, yazıyor. Çağdaş Türkiye ve Azerbaycan lehçelerinde şu anda da başlangıcı TAR / TUR olan bir çok söz bulunmaktadır.


Strabon'un İberya'da gösterdiği TARRAKON şehri TAR/TOR terimi ile sıkı sıkıya ilişkilidir. Türk ya da kutsal yer gibi anlaşılır ve yalnız TAR sözüne Türk dilleri tarafından yaklaştığımız zaman bu sözün anlamını anlamak mümkün olur.


"......Strabon "..ibera kıvrımı ile deniz arasında...birinci şehir TARRAKON'dur...." diye yazar....Burada geçen TARRAKON sözünün anlamı TÜRK'ÜN MEKANI-YERİ olabilir. Çünkü , dünyanın bütün Türkologları TÜRK sözcüğünün TARRAKON sözünün birinci hecesi olan TAR sözünden ortaya çıktığına asla şüphe etmiyorlar...."


Turduli- Turdetani- Tartessian- Tur/ Tar - Turukku - Turk.


Milattan önce üç binlerde rastlanan "Turukku" sözüne gerçekte Rus ve Avrupalı alimler bilerek değer vermemiş ve bunu görmezden gelmek istemişler. Oldukça garip ama, gerçek bu! Bu gerçeğe rağmen , Rus Türkologları başka sözlerin köküne her zaman ciddi bir şekilde bakmışlar, bu sözün kökünden ortaya çıkan diğer sözlere ciddi görüş bildirmişler, fakat Akat alfabesi ve dili ile yazılan bu "Turukku" sözünün üzerinden geçip gitmişler, inceleme gereği bile duymamışlar.Neden böyle yapmışlar?


Cevabı çok basittir.Turukku sözünün kökünde "tur-" , daha öncesinde ise "tar-" sözü vardır. Bütün dünya alimleri "tur ve tar" sözlerinin Türk milletine ait olduklarını yazmışlar.Durum böyle olunca "Turukki" lerin beş bin yıl önce Doğu Anadolu ve Azerbaycan'da prototürkler olarak yaşadıklarını nasıl yazacaklardı? Çünkü, bunlar herkese "Türklerin batıya gelmeleri 7.- 9.yüzyıldadır" ,diye zorla kabul ettirmişlerdi. Olmuyor sayın tarihçiler, olmuyor!


Eğer Türkler batıya 7. - 9. yüzyıllarda gelmişlerse, o zaman bizim ecdadımız sayılan ve prototürk kabul edilen Qutiler , Lulubeyler, Kimmerler, İskit ve Sakalar, Hunlar, Bulgar ve Avarlar, daha adlarını sayamadığımız onlarca boylar beş, dört, üç bin yıl önce Avrupa'da ne geziyorlardı?


Türklerin Gizli Tarihi (kitabı okumalı)
Bextiyar Tuncay , Yunus Oğuz.



" Türk'ün Gizli Tarihi " aslında gizli tarih değil, kasten ve özel maksatla gizletilmiş tarihtir. Ört - bas edilmiş ve sahteleştirilmiş tarihtir. Yüz yıllar boyunca sahteleştirilmiş tarih bataklığında gerçeği aramaya çıkmak büyük cesarettir. Bu yol yıllarca zaman isteyen çok çetin bir yoldur. En çetini ise, çetin yola çıkmak, çetin yolun yolcusu olmaktır!


" Türk'ün Gizli Tarihi" gerçeğin araştırılmasıdır, tarihin sahteleştirilmesine karşı, adaletsizliğe karşı, haksızlığa karşı, haklı isyandır! Türk'ün gerçek tarihini yüze çıkarmak için daha çok iş yapılmalıdır. Sahte tarihçiliğe karşı çıkmanın zamanıdır.


Tarihine sahip çıkan halk ise yenilmezdir. 

Prof. Yakup Mahmudov.





Kafkaslarda İBERİ








Gog bir "Saka" hükümdarı, MÖ.6.yy'da Colhcis ile "İberia" arasında bir şehir kurmuş ve adı Gogaren miş... (şimdiki Gence Vilayeti) Strabon öyle diyor, Sakalar da Türkse.....

İberia, Albania bugünkü Gürcistan Kırım arası ise, buradan İspanya'nın bulunduğu yarımadaya İberia , Büyük Britanya'ya da Albany deniliyorsa, araştırmacılar, Büyük Britanya adasına da İspanya İberia'sından göçler olduğunu söylüyorsa, Avrupa'nın kuzeybatısından da BB'ye göç varsa ve bu göçlerin içinde de İskit, Hun, Avar, Peçenek, Kıpçak Türkleri varsa, bunlar arkeolojik veriler, kültür birliği ve dil ile de kanıtlanıyorsa.... bütün veriler toplandığında Türklerin gitmediği yer kalmamış oluyor....  ;)























12 Mayıs 2015 Salı

Celts or Galatians




The Hellens called them Celt, while the Romans called Galatians, lived in France, Central Europe and İberia peninsula, which was also once a land of the proto Turkish tribes.


For example, Tartaros, Tarrakon, Turdetan, Turdul, Cordoba and Asta in Spain, is only to explain in Turkish language. Tar / Tur is the root word for Turk and Tarrakon is nothing but Tarkan in Turkish, some scholars says that Tarrakon means "Land of the Turks" because kon means perch (Tarkandemos with Hittites and also to see in Etruscan civilization).

Cordoba meaning is "emberlowland" (Cor=Kor ; Oba=Ova ; and there are more; Osson-oba ; Mean-oba ; On-oba (which is Ten-ova) and Asta comes from As Turks (there is also a Turkish-Kazakh capital city Astana in Centra Asia) .

Or the Basques, they speak non-indo-european language, because their language is earlier Turkish, Turkish people in the Caucausia can understand them. Even with blood, the gene project show us that R is the Turkish genom, and had two sons R1a and R1b, and today's Europe have %51 Turkish roots.

Galatians (one of the Celtic tribes) came in the 3th c BC, over the Balkans and Macedonia to Anatolia, and settled in these lands were the Phrygians lived before (which they say, that the Phyrgians are a tribe of Scythians; Gordium is to explain with Gordugum-Kördüğüm in Turkish, blind knotted; Midas as Muşki Mita (Muşki is Kashka in Hittite inscriptions / Kaşka Scythian Turkish tribe) and god Sabasioz as Sabar / Sibir / Savar / Suvar Turks).

They had never interaction with the Hittites or their culture, by the time when the Celts invated the land the Hittites was gone. The earliest civilizations in Anatolia before and after the Hittites are to explain with linguistic and archeaological excavations as proto Turks. Pelasgians ,Trojans (Turuva-Tur+ova), Hattians (actually who built Hattuşa, later invated by the Hittites (their real name is Nesli)) are Turkish tribes. On the otherhand, they had interaction with earlier Turkish civilizations in İberia peninsula and Scythians in Europe. That's why they have some Turkish words in their language.(Scythian language was Turkish)

We have to remember that in 3000 BC, there was a civilization in the Middle East as Turukku, the scholars who did found that in Assyrian tablets, never mention it, because it is a Turkish civilization. Scholars, all over the world, did know and write that "tur and tar" belong to the Turkish nation. Thus, we can say with complacency, that the Turks never came for the first time in the 11th c AD from Central Asia to Anatolia, No, Anatolia was always a home for us.

That's why we say : " The Turks stopped the crusades and especially when the Ottomans "invaded" ((is the look of one way, because there was also many Turkish tribes in Europe before their time, like the Huns, Avars, Pechenegs, Cumans, Kipchaks, Bulgarians, Khazars)) Europe, the Turks was the enemy and became a hostility behavior, and the history was deliberately hidden!" They changed everything, the Turks didn't even exists for these "scholars!". But, kurgan culture, domestication of the horses, saddle, yogurt, mythological stories, culture, military system, alphabet, writing system, language and more...was invented by the proto Turks.


SB





History of R1b Haplogroup from Central Asia to Europe, 
Anatole A. Klyosov.


“After haplogroup R1 arose about 23,000 years ago, and its downstream R1b arose in Central Asia 16,000 ago, the latter had migrated across North Kazakhstan (including the later Botai archaeological culture, 6500-5500 ybp), through the territory of the present-day Bashkirs (13-11-8 thousand ybp), established Seroglazovo archaeological culture (13-11 thousand ybp) and then Middle Volga Basin archaeological cultures (Middle Volga culture 8-7 thousand ybp; Samar culture 7 thousand ybp; Sredny Stog culture 7500-5500 ybp; Khvalyn culture 7 thousand ybp, Kama culture 7-5 thousand ybp), that is the cultures (tentatively) named “Pre-Kurgan cultures”; the subclade R1b1a2-M269 arose around 7,000 ybp, and then around 6,500 ybp arose R1b1a2-L23.

Around 6,500-6,000 ybp, and possibly earlier both of them came to the Caucasus region. Those R1b1b spoke non-Indo-European language(s), now they can be vaguely traced under various names. Some call them Proto-Türkic language, some call them Sino-Caucasian language, Paleo-Eurasian language, Erbin language (because of R1b haplogroup of their bearers), Western or North-Western Caucasian languages; some call them Vasconic language and find some similarities between the Caucasian and Basque languages, etc.

In fact, those similarities do exist, albeit in a rather weak form because thousand of years passed since then. Still now most of R1b1a2 haplotypes in the Caucasus (in Armenia, Dagestan, Georgia) belong to the ancient L23 subclade (with common ancestor in the Caucasus of around 6,000 ybp), and have a characteristic DYS393=12 allele, unlike DYS393=13 in most of European R1b1b2 haplotypes.

From the Caucasus, R1b1a2-L23 and R1b1a2-M269 bearers went South over the mountains, to Anatolia (a common ancestor of 6,000 ybp), and then split into three major routes. One went further South, to Tigris and Euphrates Rivers, and became the Sumers. Many present-day Assyrians, descendants of ancient Sumers, still have their R1b1a2 haplotypes. Another went westward, across Asia Minor, and came to Europe, to the Balkans and Mediterranean Sea region around 4500 ybp. The third group went across Northern Africa and Egypt (and incidentally, might have left some R1b1b2 Pharaohs there) to the Atlantic and went across Gibraltar to the Iberian Peninsula around 4800 ybp. They became the Bell Beakers, and moved up North into the continental Europe. The Bell Beaker culture in Europe had lasted between about 4400 and 3800 ybp.

Apparently, the R1b1a2 bearers came to the Pyrenees as mainly L51/M412 and/or L11/L151/P310 subclades, and soon split there into U106 and P312 downstream subclades, which went to the continental Europe as said Bell Beakers with downstream subclades such as U198, U152, L2, L20, L4, L21, M222, L226 SRY2627, etc. They left the Basques behind, who still maintain the ancient R1b language, similar in kind with some Caucasian languages and with the Sumer language, and with some elements of Proto-Turkic languages ascending back to Asia and further to Siberia.

Until the beginning of the 1st millennium BC, the R1b1a2 language in Europe was predominantly (or only) non-Indo-European (non-IE). There is not a single solid evidence of otherwise, that R1b1a2 in Europe spoke an IE language before the 1st millennium BC. For instance, linguists place the Celtic language and “Proto-Celtic” language not earlier than 800-900 BC, and all more earlier placements are typically groundless.”

more to read


* * *


"And in Türkic, it means “Arrivals, Newcomers” and the like, obvious exonym given by 
Türkic populace to the new arrivals.
They are "Türkic-lingual": kelt - is an abbreviated form of the (Türkic) word keldi 
, even in the modern Kazakh language we say kelt instead of keldi"



The Celtic ethnonyms are amazing. They are "Türkic-lingual": kelt - is an abbreviated form of the (Türkic) word keldi (even in the modern Kazakh language we say kelt instead of keldi), i.e. appeared, came, wondered over (OTD keldügi arrival, p. 296). That is a most precise definition of the historical destiny of this great nation!

Some parts of this mysterious ethnicity were forced to migrate to the islands of the Foggy Albion, the territory of the modern Great Britain. Not a small part of them remained on the continent. They became known as Gauls, Galatians (Kalds, Kalads). Again, that word is read only in Türkic: gald (kald, kaldi, kaladi) is stayed behind, left behind, would remain, remaining, settled down, settled in. Here again we have a name matching the destiny, history. It is this part of the Celts that remained in what is now northern Italy, France, Spain, Portugal and some parts of Germany. For example, the very same "Spanish" Basques are the descendants of the same Gauls. Again, the word bask (baska) is translated from the Türkic as "foreign", "alien", "aliens".


* * *

So far, not all migrations had been detected and identified, and some archeological cultures appear to be misidentified; the Celtic presence in Europe is dated from as far as 8000 ybp to 2900-2800 ybp. Right there falls the archeological Tumulus Culture, distinguished by the practice of burying dead in kurgan (tumuli) cemeteries; its distinction points to the migration of the Kurgan Culture people ca. 3600 to 3200 ybp. Those nomadic migrants may had created the image of the Celts that is now extended to a larger body of peoples from separate migration waves. The people kindred to the prior migrants who reached Central Europe likely came from numerous directions and at various times, and may have recognized their kinship only in a fraction of encounters, being separated by wide timespans, incompatible routes, and linguistic changes. The very name Celt is a conditional name, fairly recently attributed to a specific families of peoples. Perspectives of this work are huge, they involve genetics and biology at large, archeology, linguistics, history, art, culture, and technology.

Besides the findings of the DNA-genealogy and numerous ethnological parallels with the modern descendents of the Central Asian nomads, two traits attract attention. The Celts are known for their light-hair, a rare trait in the history of humanity. That genetic trait belongs to two easily discriminated populations, the “northern Eurasians” i.e. the Finns of the Y-DNA haplogroup NO-type with a unique mutation, and Papuans/Melanesians of the Y-DNA haplogroup D with a unique ASPM mutation; it is transmitted to the future generations in the directional and restricted genetic exchange, the presence of fair hair and light eyes requires quite specific ancestors.

Apparently, the genes for the light hair and eyes accumulated among the northern Türkic people who coexisted and admixed with Fennic people, along the lines described by T. Chikisheva Anthropology of SW Siberians. The second curious trait is the specific textile shared by the Celtic people with the ancient Tarim population (currently mislabeled “Tocharian”). The Caucasoid remains found in the Altai royal kurgans and in the Tarim basin were all found to be consistent with the modern Uigur or South Siberian Türkic population, and annalistic records depict the Türkic tribes of Tele, Dinlins, Usuns, Saklans, and Kirgiz as fair hair and light eyed. With the Saklans, Saka, and Scythians, the Scots share the anlaut S'k, possibly with the Türkic plural affix “ty”.

The etymology of the names is always a contentious issue. Unless the meaning and the original language of a name are absolutely transparent (Brown means “brown”), the etymologies of the names are and should be questioned. Numerous Celtic names do not have a credible IE etymology, while the Türkic etymology appears straight-forward, feasible, and credible. In places, the Türkic etymology is the only one suggested, with no alternatives. In places Türkic etymologies allow to derive purportedly IE etymology from the Türkic substrate: land, man, son, alms, arch, and many more.

In the paradigm of the IE pra-language, the Celtic languages are prominently absent as reconstruction models, for obvious historical reasons nobody tries to fancy a PIE *proto-word from the Breton language, albeit the canonical PIE diagram squarely puts the Celtic languages equidistant with the Romance and Germanic languages popular among the western linguists. More than that, a reconstruction of the PIE from the Celtic languages would give you a *language that has little in common with the accepted *reconstruction of the *PIE *language. The linguistic Indo-Europeoidness of the Celts is so shallow that it covers no more than a small patch on the surface of the Celtic languages, demonstrated by a sample test in the list from the same source. Not only the roots are the old Türkic roots, but the traces of morphology are also there, the Celtic personal affix -im agglutinated to the root is a form of the same affix -im and -um of the old and new Türkic languages.



"and history is written not by scholars, but by partisans impersonating scholars.!"


by Prof.Murat Arslan




 like the Celt story of Arthur and Excalibur from the 6th c AD. Which was the Story of the Scythians , Alans (As Turks) and Sarmatians (Scythians and Amazons sons/daughters) They Worshipped the Sword God, and Excalibur name comes from Xalub, a Scythian Tribe in North Black Sea region.... more to read





Celtic and Türkic , Barry Cunliffe - link
Celticization from the West: The Contribution of Archaeology


It is obvious, first, that all these forms are allophones, and second, that they are allophones of the endonym, picked up and repeated over and over by alien speakers - Latins, Greeks, and who knows who else. The suggestion that the name is a moniker given by aliens, like Latins, does not hold the water. In Türkic, it means “Arrivals, Newcomers” and the like, obvious exonym given by Türkic populace to the new arrivals.