gog magog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gog magog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2017 Pazar

BRUJA (BRUXA/CADI) = BÖGÜ - BÜGÜ - BÜYÜCÜ





Alttaki linke göre, Bruja İspanyolca; Hint-Avrupa dil kökenli değil Katalanca Bruixa kökenli. Portekizce de Bruxa-Cadı anlamında. 

* "Origin and Etymology of bruja = Spanish, of non-Indo-European origin; akin to the source of Portuguese bruxa witch, Catalan bruixa" (link)

Bruja kelimesi, Portekiz ile İspanya'nın Katalonya bölgesine göç eden Alan Türkleri'nden geçmiş olabilir. Çünkü Büyücü kelimesi Eski Türkçede Bügü olarak geçer ve Bilge olarak da kabul görür. 



Batılılar Kamları (Şamanları) Büyücü olarak görmüştür ki, Kamlar genellikle Kadın'dır, Ortaçağ Avrupası'nda da zaten daha çok kadınları "Cadı" olarak sınıflandırmışlardır.

SB


* * * 

"“bügü” sözcüğüne ilkin eski Uygur metinlerinde rastlamaktayız. Clauson, sözcük için şu açıklamaları vermektedir: bögü: (bögö) „sage, wizard‟; the word seems to connote both wisdom and mysterious spiritual power.

Aynı kaynak Moğolca bö‟e, böge (şaman) karşılıklarına da dikkat çekerek Uygurcadan başlamak üzere sözcüğün kullanımlarını örneklendirmekte ve günümüzdeki büyü sözcüğünü de „ magic, mystical ‟; bögüle: - , bögülen - sözcükleri için “sihir, büyü, hikmet vb.” anlamlar vermektedir.

Räsänen, sözcüğü “bögü” biçiminde almakta ve Uygurca anlamını “Weiser”; Çağatayca bügi biçimini „Zauberei‟; Osmanlıca böyü, büyü, büy sözcüklerini de „Hexenmeister, H exe, Zauberer‟; Osmanlıca buġu biçimini „Hexerei,; Codex Cumanicus‟ ta yer alan bügü biçimini ise „Weiser, Prophet‟ olarak anlamlandırmaktadır.

Özellikle Moğolcadaki „şaman‟ anlamı ile Codex‟ te geçen „peygamber‟ anlamları arasındaki ilişki, kavramın geçirdiği değişikliği göstermesi açısından dikkat çekicidir. Bu kullanımlar bügü sözcüğünün, „bilgili kimse‟ anlamının yanı sıra, mistik güce sahip kimse anlamını da içerdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Ancak büyü ve büyücü sözcüklerinin bügüden kaynaklandığını kuşkuyla karşılamak gerekir. Çünkü tüm kullanımlarında sıfat olarak görülen bir sözcüğün büyüde gördüğümüz gibi sıfatlıktan tümüyle çıkıp yalnızca ad olarak kullanılır duruma gelmesi oldukça güçtür. 

Mahmud Kâşgârî‟de bügü sözcüğünü “âlim, akil”; bügü bilge için “akil”; bilge bügü içinse “ ulema, hükema” anlamları verilmektedir.

Doç.Dr. Zafer ÖNLER
TÜRKÇEDE “bügü-bilge, ârif -âlim, bilge-bilgin” KAVRAMLARI,1999/detaylı



* * *

Prof.Dr.Osman Karatay
Bey ile Büyücü; Avrasya'da Tanrı Hükümdar Devlet ve İktisat,2006


Çeşitli başlıklar altında verilen konu, genel manada Medlerin Mag boyu veya zümresinin adının açıklanması temelinde, zaman içinde öbür dillere geçmesi ve Türkçe'de nasıl bulunduğu üzerine kurulmuştur. Mag kelimesi, hem Hind-Avrupa hem de Ural-Altay dil gruplarına geçerek sadece harf değişiklikleri ile aynı anlamlarda kullanılmıştır. Kelime Büyü ve Büyücülük ile başlayan ilk anlamını yeni değerler kazanarak süre gelmiştir. Yazarın verdiği örneklere göre, Türkçedeki m harfi b'ye dönüşerek 'bögü' (büyü), 'bükü/puku' (bilgin), 'beg' (bey), 'bek' (koruma), 'büke' (ejderha), 'böke' (güreşçe), 'bağıcı' (büyücü), 'bög' (böğ böceği), 'böcek,pek' (güç), 'bay' (zengin) ile 'büyük, puhu kuşu, başbuğ' kelimelerinde de bulunmaktadır. Mecusilik (ateşe tapma) kelimesinde de Mag kelimesi bulunmaktadır.

Yecüc ve Mecüc kavminden bahsedilirken bunların Tevrat'ta Gog Magog olarak geçen bu kavmin de Maglarla ilgili olduğu belirtilmiştir. Bunların yeri hususunda İslam coğrafyacılarının verdiği bilgilere göre, Yecüc Mecüc taifesi Asya'nın kuzeyinde yaşamaktadır. Yazar bundan sonra Moğol kavminin adının da Mag kelimesine dayandığını, Moğol kelimesinin Mog oğlu anlamına geldiğini söylemektedir. Aynı kelimeyi Macar (Mageri) kelimesinde de olduğunu ileri sürer.

Yukarıda Türkçe örneklerini verdiğimiz kelimeleri ilerleyen bölümlerde açıklayan yazar kitabın başlığında vurgulanan kelimelerin kökenlerini ortaya koymuştur.

Süleyman Özkan
Tarih İncelemeleri Dergisi, Cilt XXII, Sayı 1, Temmuz-2007


* * *

"Ammianus Marcellinus'a göre: Alanlar uzun boylu, güzel görünümlü ve hafif sarı saçlıdır. Silahlarının hafifliği nedeniyle oldukça hareketlidirler. Daha sade ve daha kültürlü hayat tarzıyla Hunlarla tamamıyla benzemektedirler. Onlar barbar geleneklerine göre kılıçlarını yere saplıyorlar ve Mars'a olduğu gibi kılıca tapıyorlar.

Alanları ve diğer Türk halklarını çok iyi bilen doğulu yazarlari onları Türk olarak adlandırmaktadırlar. Rus vakanüvisler, defalarca bahsettikleri Asları (Yasları), yani Alanları çok iyi tanımaktadırlar. Çok sayıda Rus prensi, Yas kızıyla evlenmiştir. 

Josephus Flavius'un “Jüdea Savaşları” adlı eserinin ilk eski Rusça çeviri ve şerhini yapan kişi, Yasların dili konusunda "dilleri sanki Peçeneklerin dili gibidir" demektedir. 

Portekiz'de Alenquer'de (kelimenin Alan tapınağı anlamına gelen Alan Kerk'ten geldiği düşünülür) Alanlara ait tapınak kalıntıları bulunmuştur.

MS.50'lilerde Romalılar için süvarilik yapan Alanlar; 5500'ü Büyük Britanya adasına gönderilerek Hadrian Duvarı'nın korumalığını yapmıştır."


Kazi T.Laypanov - İsmail M.Miziyev / ALANLAR


Buradaki verilerle, Arthur ile Excalibur Kılıcı'nın Britanyalıların "destanları"na Türkler vasıtasıyla geçtiğini görebiliriz.

EK : KATALANLARIN Batı Anadolu'da TÜRK KIYIMLARI "TÜRKLERİN ANADOLU’NUN BATI KIYILARINI FETHİ VE KATALAN KUMPANYASIKeith HOPWOOD - Çeviren: Serdar ÇAVUŞDERE" . Ve yaşananları yazan komutan RAMON MUNTANER 'in soyadının TÜRKÇE olması ve Kuşadası.


ilgili:



3 Eylül 2015 Perşembe

İberya ; Kafkas ve İspanya







İberya'yı adım adım gezen Strabon :"Kutsal burun da dahil olmak üzere batı sahillerine doğru TAQ nehrinin döküldüğü yere kadar İberya'nın batı taraflarının başlangıcıdır.


Güneyde ise ANA nehrinin döküldüğü yere kadar, güney kısmının başlangıcıdır. Her iki nherin kaynağı doğudadır. Ama TAQ öteki nehirlerden daha büyüktür ve doğrudan batıya aktığı halde , ANA güneye dönerek vilayeti iki nehir arasındaki esas halk Keltlerdir. Ülkenin derinliklerinde KARPATAN, OREATAN ve VETTONLAR yaşarlar.... Bu eyaletten, kaynağını ANA ve TAQ nehirleri gibi aynı yerden alan BATIY nehri akar...."


"...Nehrin adına uygun olarak ülke BATİK olarak adlandırılmıştır. Halk ise ülkeye TURDETAN der. Halkı TUADETAN, bazılarını ise TURDUL olarak adlandırırlar. Bir kısım yazarlar onları bir halk , bir kısmı ise çeşitli halklar olarak gösterirler. Polibiy "TURDULLAR TURDENT'lerin kuzey komşusudur, ama şimdi onların arasında hiçbir fark bulamazsınız", diye yazar. TURDENT'ler kendilerini İberya halkları arasında en kültürlü halk olarak sayarlar. Onların alfabesi vardır, kanunları vardır ve kendi boylarının adına manzum hikayeli şiirler yazarlar. (kendilerinin dediği gibi yazılarının altı bin yıllık bir geçmişi vardır.) ...Başka İberya halkları da yazıyı bilirler, ama onların harfleri arklıdır, çünkü onların dilleri ayrıdır."


Strabon 3.kitabında İberya'dan başlamıştır. Şaşırtıcı olsa da, yukarıda tercümesini verdiğimiz metinde, Türk toponim, hidronim ve etnonimleri yeteri kadar boldur. Belki de ,coğrafyanın yazarı Strabon Türk'tür (!) Yahutta, coğrafyayı Rusçaya çeviren Q.A.Stratanovski Türk'tür (!)


Bu eser, eski Yunan dilinden , çağdaş Rus diline çevrilirken bilerek ya da bilmeyerek bir çok hata yapıldığını, bir hayli tahrife uğradığını gözden ırak tutmuyoruz. Ama, belge, belge olarak kalır. Bu eserde, yeteri kadar Türk toponim, hidronim ve etnonimleri vardır ve bunları artık tarihten silmek mümkün değildir.


Strabon'un gösterdiği ANA nehrinin adı hiçbir şey ile karşılaştırılacak gibi değildir. Bin yıldır genel Türk dilinde ANA,APA,ABA gibi kullanılan bu söz süme dilinde AMA gibi kullanılmıştı.
Türklerde ANA en kutsal en yüce bir valıktır. ANA nehri civarında yaşayan eski Türk boyu nehre bu adı hangi sebepten vermiş bilmiyoruz. Her halde, geçimlerini bu nehirden sağladıklarından, nehrin onları yedirip, içirip doyurduğundan dolayı, nehre ana gibi bakmışlar ve ANA adını vermişler diye düşünmek mümkün.


"...İberyalıların bu körfez vilayetinde BASTETAN adını taşıyan (onlar BASTUL da derler) KALPA dağı vardır....Eğer iç denizden dış tarafa doğru yüzersen, bu dağ sağda kalır, ondan kırk stadiya uzakta KALPA şehri kurulmuştur......Bunlardan daha güçlü ve şöhretlisi ise esası Marsel tarafından yapılmış KORDUB'tur.....


KORDUB..bu söz KOR+DUB sözlerinin birleşmesi ile yapılmış bir birleşik sözdür. KOR sözü Türkiye Türkçesinde ateşte kızarmış kömür,sıcaklık anlamı taşımaktadır. Azerbaycan Türkçesinde ise fonotik ses değişmesine uğrar ve KOR / QOR gibi okunur ve anlamı aynıdır.


DUB ise Sümerce "kil levha", Türkçe TUP varyantı ise "pişmiş kerpiç-tulpa (tuğla)" anlamı taşır. Bu anlamlar doğru ise KORDUB'un anlamı "kerpiç pişirenlerin şehri" olmalıdır.


....İberyalı Keltler arasında KONİSTURQ liman şehirleri arasında ise daha meşhuru ASTA şehridir....


...Her halde tabiatı seven insanlar...Bu yerlerde kendileri için şehirler ve başka yaşayış mıntıkaları kurmuşlar. Bu şehirler listesine şunlar dahildir : ASTA, NABRİSSA, ONOBA, OSSONOBA, MEANOBA ve başkaları.....SALAS sakinleri gizemli ve zarif parçalar hazırlıyorlar...."


Türk Boylarının birinin adı BASMAL idi.... Eski SSCB'de KALPA adında Türk Boyları vardı....ASTA....."yavaş", "sükünet", "sessizlik", "giriş kapısı" anlamları vardır. Azerbaycan'ın güney bölgesinde ülkeye girilen yerde ASTARA şehri vardır. Kazakistan'nın başkenti ASTANA gibi....


Strabon liman şehirleri arasında en meşhur olanın ASTA olduğunu yazar. Eyalete ya da ülkeye giriş buradan olur. Her halde milattan önce, şindiki İspanya toprakları üzerinde ASTA diye bir şehrin olması ve şimdiye kadar aynı anlamlı olarak bu sözün çağdaş türk dillerinde korunması, gerçekte çok önemli husuları haber vermektedir. Bu söz için başka bir ihtimal de göz ardı etmemek gerekir diye düşünüyorum. Bu şehrin adı AS/AZ boyundan da alınmış olabilir.


AZ/AS boyu hakkında Prof.Firudin Ağasıoğlu şunları yazar:" Azerbaycan ülke adının kökündeki Azer boy adının ortaya çıkmasının esas özeği olan bu AZ boyu, Türk etnosu içindeki bir çok boydan biridir. AZİYA/ASİYA adındaki paralellik gibi AZ etnoniminin AS varyantı yaygın olarak kullanılmıştır. Bunun böyle yayılmasının sebebi AZ/AS boylarının zamanında eski Azerbaycan'dan Batı, Kuzey ve Doğu yönlerine yaptıkları göçlerle ilgilidir. Üç-Dört bin yıldır ki, bu boylar, tarihi kaynaklarda adı geçen boylardandır."


AS boylarının Troya (Truva) dan Avrupa ve İskandinavya'ya göçleri hakkında "Küçük Edda" abidesi de yeteri kadar bilgi vermektedir. Hatta orada , ASLAR Troya'daki (TUROBA) adetleri TÜRKEL, ANAR, ATLI gibi şahıs adlarını ve diğer toponimleri kendileri ile birlikte Avrupa'ya getirdikleri kaydedilmiştir.


Tarihen bilinir ki, OBA sözü sadece Türklerin kullandıkları bir sözdür ve Türklere aittir. Bu günde bir çok Türk boyu tarafından aynen kullanılmaktadır. ONONBA on sülalesinin bir yere toplanıp OBA kurması anlamındadır. (On sülalelik oba) OSSONOBA, otuz sülalenin bir yere toplanıp OBA kurması anlamını taşır.


Şehirlerin adlarının böyle sıralanması bir daha gösterir ki, sülalerinin sayılarına göre şehirlere, şehri kuran sülalelerin sayısına göre isim verilmiştir. MENOBA bir sülalenin kurduğu şehir anlamına gelir.


SALAS , SAL+AS sözlerinden yapılmış birleşik sözdür. Sal sözüne, hem boy adında, hem yer adında, hem de maişet eşyaları arasında rastlamak mümkündür. Dede Korkut Hikayelerinden tanıdığımız Kazan hanın kabilesi SALUR olarak adlanmıştır.


Burada bizim esas iddia ve düşüncelerimiz adeta ispatlamaktadır. Şöyle ki "Türklerin doğuya ve batıya göçleri sadece Anadolu ve Azerbaycan topraklarından başlamıştır. Bu topraklardan Avrupa'ya göç başlamış ve henüz yerleşik hayata geçmemiş Avrupa'da yer, şehir, şahıs ve nehirlere Türk adları verilmiştir.


KON+İS+TURQ birleşik bir sözdür. KON eski Türklerde yer, mesken ifade eder. "ErgeneKON yurdun adı, Börteçine kurdun adı."


Strabon "..ibera kıvrımı ile deniz arasında...birinci şehir TARRAKON'dur...." diye yazar....Burada geçen TARRAKON sözünün anlamı TÜRK'ÜN MEKANI-YERİ olabilir. 


Çünkü , dünyanın bütün Türkologları TÜRK sözcüğünün TARRAKON sözünün birinci hecesi olan TAR sözünden ortaya çıktığına asla şüphe etmiyorlar.


Mesela büyük Türkolog N.Y.Marr "Türk teriminin TAR-HAN sözünden" ortaya çıktığını yazıyor. Bu hiç de tesadüf değil, çünkü bu söz boylar arasındaki boy üstünlüğünü bildirir ve hatta o boyu kutsallaştırır ve Tanrı ile eş değer tutardı.


Bununla ilgili Kononov şunları yazar: "Bu alıntıda dikkati daha çok N.Y.Marr'ın açıkladığı Türk terimine yöneltmek istiyorum. O "Türk" terimini başka özellikleri ile birlikte kutsallığa beraber seçilmişlerlere ait sayar."


Bizim düşündüklerimizi F.Ağasıoğlu'da onaylıyor. o "Protoazerlerin (birlikte prototürklerin) kökenine ışık veren teonimlerden biri de hiç şüphe yoktur ki, TAR/TUR alamorfu ile kullanılan Tar sözüdür ki, bu da sonralar Türk sözünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Azer diyalektlerinde bugün de tarı sözü "Allah" anlamında kullanılmaktadır."


Sonralar TAR/TUR terimini çeşitli toponim ve etnonim, buna benzer adlarda buluruz. Mesela Uygurlara TARANCI da diyorlar. Tatar sözü "TARLIK TATARLARI" sözü ile birlikte de kullanılır. Etrüsklerin ulu atalarının TARKAN adını taşımasını da unutmamalıyız. Unutmayalım ki Heredot İskitlerin (Sakların) ulu atalarını TARGİTAY olarak adlandırır.


O tarih kitabında şunları yazar: "Bir zamanlar henüz yerleşik hayata geçmemiş bu insanların ilk sakini TARGİTAY adında bir insan olmuştur. İskitlerin dediğine göre TARGİTAY'ın babası Zeus, annesi Borifen nehrinin kızıdır. (İskitler ısrar etseler de ben buna inanmadım) Böyle bir nesli olan TARGİTAY'ın üç oğlu varmış...."


Göründüğü gibi, ünlü Türkolog N.Y.Marr , TAR/TUR terimini nasıl kutsallaştırıyor Tanrı'ya bağlıyorsa, Heredot'da TARGİTAY'ın Zeus'un oğlu olduğunu , inanmasa da, yazıyor. Çağdaş Türkiye ve Azerbaycan lehçelerinde şu anda da başlangıcı TAR / TUR olan bir çok söz bulunmaktadır.


Strabon'un İberya'da gösterdiği TARRAKON şehri TAR/TOR terimi ile sıkı sıkıya ilişkilidir. Türk ya da kutsal yer gibi anlaşılır ve yalnız TAR sözüne Türk dilleri tarafından yaklaştığımız zaman bu sözün anlamını anlamak mümkün olur.


"......Strabon "..ibera kıvrımı ile deniz arasında...birinci şehir TARRAKON'dur...." diye yazar....Burada geçen TARRAKON sözünün anlamı TÜRK'ÜN MEKANI-YERİ olabilir. Çünkü , dünyanın bütün Türkologları TÜRK sözcüğünün TARRAKON sözünün birinci hecesi olan TAR sözünden ortaya çıktığına asla şüphe etmiyorlar...."


Turduli- Turdetani- Tartessian- Tur/ Tar - Turukku - Turk.


Milattan önce üç binlerde rastlanan "Turukku" sözüne gerçekte Rus ve Avrupalı alimler bilerek değer vermemiş ve bunu görmezden gelmek istemişler. Oldukça garip ama, gerçek bu! Bu gerçeğe rağmen , Rus Türkologları başka sözlerin köküne her zaman ciddi bir şekilde bakmışlar, bu sözün kökünden ortaya çıkan diğer sözlere ciddi görüş bildirmişler, fakat Akat alfabesi ve dili ile yazılan bu "Turukku" sözünün üzerinden geçip gitmişler, inceleme gereği bile duymamışlar.Neden böyle yapmışlar?


Cevabı çok basittir.Turukku sözünün kökünde "tur-" , daha öncesinde ise "tar-" sözü vardır. Bütün dünya alimleri "tur ve tar" sözlerinin Türk milletine ait olduklarını yazmışlar.Durum böyle olunca "Turukki" lerin beş bin yıl önce Doğu Anadolu ve Azerbaycan'da prototürkler olarak yaşadıklarını nasıl yazacaklardı? Çünkü, bunlar herkese "Türklerin batıya gelmeleri 7.- 9.yüzyıldadır" ,diye zorla kabul ettirmişlerdi. Olmuyor sayın tarihçiler, olmuyor!


Eğer Türkler batıya 7. - 9. yüzyıllarda gelmişlerse, o zaman bizim ecdadımız sayılan ve prototürk kabul edilen Qutiler , Lulubeyler, Kimmerler, İskit ve Sakalar, Hunlar, Bulgar ve Avarlar, daha adlarını sayamadığımız onlarca boylar beş, dört, üç bin yıl önce Avrupa'da ne geziyorlardı?


Türklerin Gizli Tarihi (kitabı okumalı)
Bextiyar Tuncay , Yunus Oğuz.



" Türk'ün Gizli Tarihi " aslında gizli tarih değil, kasten ve özel maksatla gizletilmiş tarihtir. Ört - bas edilmiş ve sahteleştirilmiş tarihtir. Yüz yıllar boyunca sahteleştirilmiş tarih bataklığında gerçeği aramaya çıkmak büyük cesarettir. Bu yol yıllarca zaman isteyen çok çetin bir yoldur. En çetini ise, çetin yola çıkmak, çetin yolun yolcusu olmaktır!


" Türk'ün Gizli Tarihi" gerçeğin araştırılmasıdır, tarihin sahteleştirilmesine karşı, adaletsizliğe karşı, haksızlığa karşı, haklı isyandır! Türk'ün gerçek tarihini yüze çıkarmak için daha çok iş yapılmalıdır. Sahte tarihçiliğe karşı çıkmanın zamanıdır.


Tarihine sahip çıkan halk ise yenilmezdir. 

Prof. Yakup Mahmudov.





Kafkaslarda İBERİ








Gog bir "Saka" hükümdarı, MÖ.6.yy'da Colhcis ile "İberia" arasında bir şehir kurmuş ve adı Gogaren miş... (şimdiki Gence Vilayeti) Strabon öyle diyor, Sakalar da Türkse.....

İberia, Albania bugünkü Gürcistan Kırım arası ise, buradan İspanya'nın bulunduğu yarımadaya İberia , Büyük Britanya'ya da Albany deniliyorsa, araştırmacılar, Büyük Britanya adasına da İspanya İberia'sından göçler olduğunu söylüyorsa, Avrupa'nın kuzeybatısından da BB'ye göç varsa ve bu göçlerin içinde de İskit, Hun, Avar, Peçenek, Kıpçak Türkleri varsa, bunlar arkeolojik veriler, kültür birliği ve dil ile de kanıtlanıyorsa.... bütün veriler toplandığında Türklerin gitmediği yer kalmamış oluyor....  ;)























9 Nisan 2015 Perşembe

İskoçya - İngiltere



Balka Sukhoy  RUSSİA - KELERMES
                                                    SCYTHİAN TURKS - 7TH-6TH BC                                                  

SCOTLAND - ABERLEMNO STONE
THE PİCTS -  7TH-8TH AD



Pazırık halısından detay




Pictler aryan ya da hint-avrupalı değildir der Sayce. aşağıdaki kaynakta ise Cimbrianslar Kimmerlerdir, yani Pictler Kimmer, İskit ve Kelt'in karşımından doğan topluluktur. Keltlerinde Kelti'den türetidiği söylenir. Kelti (Gel fiilinden yeni gelenler anlamında) İrlanda'da ve diğer İngilizce konuşan ülkelerde kullanılan Clan kelimesi de Oglan Ochlan dan türemiştir der Çingiz Garaşarlı hoca.


Irish Pedigrees; or the origin and stem of the Irish nation by John O'Hart : "The venerable Bede states that the Picts came to Ireland from Scythia or borders of Europe and Asia, and afterwards passed into North Britain. It anneara that the Picts were Celto-Scythians (or a mixture of Celts and other branches of the Scythian family)"









"I have proposed in a paper sent to the British Association in september 1885 a solution of the question of the Picts, which brings the Iberian relations of Britain more prominently forward. Those who have bestowed the most attention on the Picts-Dr.Skene, Professor Rhys, and Mr.Grant Allen- have come to the conclusion that they were NON-CELTIC and NON-ARYAN.

Beda, the contemporary of the Pictish kings, had informed us that a law of female succession prevailed. Dr.Skene found that of forty-two names about half belonged to the form Talargh, a quarter to Brude, and a quarter to Drust, and that no king succeeded his father. The kingly names are shown by me to be İberian. If an Iberian dynasty survived for a thousand years of our era, and within about four centuries of the rediscovery of America, a similar survival may have taken place in the New World. Talargh, Talargan, and its various forms I identify in Pictish in the paper for the British Association."

page 38
Hyde CLARK
Examination of the legend of Atlantis in reference to Protohistoric communication with America
Book



"People in the UK have Turkish ancestors that only date back 1,000 years"...link

But it goes more back in time..... :) one of the clans below in the article is Wodan.. Wodan comes from Odin. Odin and his people were Turkish. (read Thor Heyerdahl and for "Clan-Oglach and Turkic Kİngs of Scandinavian" -  Prof.Chingiz Garasharly):

"About 6,000 years ago Iberians developed ocean-going boats that enabled them to push up the Channel. Before they arrived, there were some human inhabitants of Britain but only a few thousand in number. These people were later subsumed into a larger Celtic tribe... The majority of people in the British Isles are actually descended from the Spanish."...link




Albany : Albany began as the name of an area of Scotland broadly corresponding to the former kingdom of the Picts. Albany is first found as a given name in the Middle Ages as a variant of ALBAN....book



What was England called when the country was first founded?
ALBION ; Aristotelian Corpus 4th c BC: "Beyond the Pillars of Hercules is the ocean that flows round the earth. In it are two very large islands called Britannia; these are Albion and lerne" ... With Rome was Britannia, when the Angles conquered it, it became Anglia - today England.....

Albion = White İsland (like the word Albinism Albinoid) or "SKEİTH" and "ALBA" 
ALBA = ALB = ALP : etymology Turkish - "Brave, soldier, handsome valiant, fearless"

Scyth = Skeith = Keith
Scyth = Scoti = Scoth 
(Scotland (/ˈskɒt.lənd/; Scots: [ˈskɔt.lənd]; Scottish Gaelic: Alba)

"" "Scotland" comes from Scoti, the Latin name for the Gaels. The Late Latin word Scotia ("land of the Gaels") was initially used to refer to Ireland. By the 11th century at the latest, Scotia was being used to refer to (Gaelic-speaking) Scotland north of the river Forth, alongside Albania or Albany, both derived from the Gaelic Alba. The use of the words Scots and Scotland to encompass all of what is now Scotland became common in the Late Middle Ages. ""

But it is not Gaelic Alba, it is from Alban Turks... Chinees called the Huns "White Huns - Akhun" because of the color of their skin... There is only 5 races on earth.  Capoid (black), Congoid (negroid), Mongoloid (yellow) , Australoid and Caucasoid (white-Caucasian- Europid) ....  and The Turks are in the "White Race  Caucasoid / Europid "  ....link





- Kent (Kingdom, founded in Britain by the Jutes - etymology Turkish, meaning- city: Tashkent, Chymkent). 

- Saxonia - Sak (Scyth) + son (son, child) - country formed before the Celts or the Huns.

- Jarnac - a city in France (Jarnac was a son of Attila, a Turk) (Names of  Attila's sons are conventionally spelled Ellak, Tengiz/Dengizik/Diggiz, and Bel-Kermek. Apparently, Ellak = Jarnac).

- The Scottish skirt kilt. It seems that the skirt is “dressed” in the Türkic imperative verb ki (put on, dress up). For comparison: kimeshek (Kazakh female apparel) kitel (military jacket), kimono (ki  + meni = "put on me")....link




Extra: N.Kisamov : Turkic in English


Shewolf; Aethelwulf King of Wessex period
Attila (Ethele, Ethel, Etele, Etel) A-Ethel-Wulf



Ascanius (also called Iulus (iulus))
Aeneas's young son by his first wife, and the traditional founder of Alba Longa.

Vergil's Aeneid

ASCANIUS : 
AS+CAN+IUS ; 
AS TURKS + 
CAN= in Turkish KAN= means Blood + 
IUS (ius) latin additional

IULUS : 
I+ULUS ; Y+ULUS
I in latin i or y
ULUS= in Turkish ULUS= means Nation

or
ULU= in Turkish ULU = means Great, Grand, Almighty
LULU= in English outstanding, marveles


THE WORD "ASCAN" and "IULUS" CAN ONLY BE EXPLAINED IN TURKISH.


Aeneas, omuzunda babası Anchises, oğlu Ascanius ve eşi Kreusa (Creusa, Priam ile [Hecuba/Ecuba] Hekabe'nin kızı ) ile Troya'dan kaçarken - Etrüsk; y.MÖ.470 - Etruria 




Ascanius - Ascanii [Iulus olarakta adlandırılıyor. (iulus - yulus)]

Aeneas'ın ilk eşi Kreusa'dan olma küçük oğlu Ascanius, Alba Longa'nın kurucusu olarak kabul ediliyor. (Latince: Albam Longam/Roma). Aeneas'ın ikinci eşi ise, Romulus ve Remus'un atası saydıkları Latinlerin soyundan gelen Lavinia'dır. Lakin biliyoruz ki Dişikurt hikayesi Etrüsklerden "zorla" alınmıştır. Aeneas öldükten sonra Ascan Lavinium'a kral olur, bazı kaynaklarda genç olduğu için yönetimin başına annesinin geçtiğini yazar. Ascanius Augustus ile Julius Caesar'ın da atasıdır. Julius, İulus'un değişime uğramış halidir. 

(Virgil, Aeneid; Dionysius of Halicarnassus Roman Antiquities)

ASCANIUS
AS+CAN+IUS
AS TÜRKLERİ = AS = ULU, YÜCE
CAN=KAN  (Azerbaycan ve Kırım Türkçesi = Qan)
IUS =Latincede ek.

IULUS
I+ULUS ; Y+ULUS
I latincede i veya y
ULUS = ULUS
veya
ULU = Yüce
LULU ise İngilizcede olağanüstü, mükemmel kimse anlamındadır.

ASKAN "ULUKAN" "YÜCEKAN" ASİLKAN"

"ASCAN" ve  "IULUS" KELİMELERİNİN İZAHI SADECE TÜRKÇEDE  YAPILABİLİNİR.





Britanya'nın efsanevi kurucu kralı Brutus, Aeneas'ın oğlu Ascanius'un torunudur.
"Troyalı Brutus" olarak 9.yüzyılda yazılmış "Historia Brittonum" geçer. İngilizlerin tarihini de [Historia Regum Britanniae -Britanya Krallarının Tarihi- The History of the Kings of Britain] yazan Monmouth'lu piskopos Geoffrey (1100-1155) aynı zamanda Kral Arthur'un popüler yapan kişidir.


Doğmadan önce kahinin "ailesini öldüreceğini ve büyük işler yapacağını" söylediği Brutus, ailesini öldürür ve bu yüzden sürgün edilir. Mora yarımadasına geldiğinde esir Troyalıları görür ve onlara liderlik yapar, Hellen kralını öldürür ve kaçarlar. Britanya adasına geldikleri yere Totnes adını verir ve yerleşirler. Times nehri kıyısına da şehir kurar, buraya Yeni Troya "Troia Nova" [Troi-novantum-Geoffery]  adı verilir, sonra Londra olur.  Oğlu Albion adaya Brutus'ten türetilen Britanya  "Britain"  adını verir. Brutus ölünce üç oğlu, Locrinus, Albion ve Camber/Kamber adayı bölüşür:

Locrinus İngiltere
Albion İskoçya
Camber/Kamber Wales




Ayrıca Cymri/Cimbri - Kimmer Türkleri


Irish Pedigrees; or, The origin and stem of the Irish nation

John O'Hart



Cimmerians Huns by Yu.N.Drozdov

Strabo noted that the ethnic name 'Cimmerians' had a synonym - 'Cimvri': “Posidonius ... not badly proposes that the Cimvri, being robbers and nomads, even campaigned to places by Meotida, and that the Cimmerian Bosporus received its name after them, i.e. something like Cimbrian, because the Hellens called the Cimvri Cimmerians...”  

In this statement attention is drawn to two points. Firstly, the 'Cimmerians' is the Greek version of the name Cimvri. Secondly, Posidonius 'not badly proposes' that the Baltic Cimvri might have migrated from the Baltic to Meotida. It is quite clear that in geographical terms (and only geographical) the ancient writers regarded these Cimvri as Germanic tribes, as was noted by Strabo: “As for the Germans, then as I said before, the northern Germans inhabit the ocean coast. We know, however, only those tribes that live from the mouth of Rhine to the Albion; of these tribes are most known Sugambri and Cimvri.” 

Diodorus Siculus also noted the synonymy of the ethnic names 'Cimmerians' and 'Cimvri': “The inhabitants of the northern countries neighboring with Scythia are very wild, it is said that some of them eat people ... Because their strength and savagery became famous everywhere, some say that these people under the name of Cimmerians in ancient times went with war across the whole of Asia, and the time deformed this word into the name of Cimvri...”  From the Pliny's description of the Baltic Sea southern coast follows that Cimbri also inhabited the Jutland Peninsula: “... that the bay is called Kalipen and the island in its mouth is Latris, then another bay is Lang, bordering with Cimbri”.  Here, Pliny gives a different phonetic variation of this ethnic name, Cimbri. On the fact that Cimbri lived on the Jutland peninsula, Tacitus wrote quite definitely: “The above-mentioned protrusion of Germany is occupied by the living by the ocean Cimbri, now small, but once famous tribe.  Impressive traces of their former glory, the remains of a huge camp still remain on this and the other coasts, by the size of which even now can  be seen how much power had this nation, how great were its numbers, and how accurateis the story of its total relocation”. 

 Is interesting the Tacitus' note that the mentioned Cimbri have totally relocated. It can't be excluded that Cimbri may have settled in other regions of the Baltic Sea coast, and were recorded there under the name of the Huns. For example, “In the saga of Tidrek of Bern, the “Gunaland”  is located west of Poland and is directly identified with Friesland”.  At present, in one of the oldest parts of Europe has remained an endonym for oneof the people consonant with the ethnic name 'Cimvri' or 'Cimbri'. These are the Welsh people in Britain. They still call themselves Cymro. It can't be excluded that they may be the descendants of the Baltic Cimbri.

To reiterate, firstly, the ethnic names 'Cimmerians', 'Cimvri', and 'Cimbri' are synonymous. Secondly, territory of the ancient habitat of these tribes is mostly recorded by ancient authors as coastal, particularly on the coast of the Jutland peninsula and around Meotida coast. Thirdly, the Cimmerians (Cimvri, Cimbri) are the same Huns, more accurately, a number of Hun tribes.


*


(Alban Türkleri! Kafkasya'ya Albion denilirdi ki Odin ve halkı da oradan göçer)

Geoffrey'in "Humber the Hun" dediği Kuzey Hun Kralı Albany (İskoçya) e saldırır ve Albanius'u öldürür. Kamber ve Locrinus'la savaşan "Humber the Hun" nehre düşer ve boğulur, nehir daha sonra Humber Nehri olarak anılır.


Locrinus, Hunlar tarafından gemide esir tutulan German kralının kızı Estrildis'i kurtarır, aşık olur ve kendisine eş olarak alır. Lakin diplomatik ilişkiler yüzünden, Troyalı Corineus tarafından Cornu (-Britanya'nın boynuzu: Kornu olarak adlandırılan ve sonra Cornwall olarak değiştirilen ülkenin) kralının kızı Gwendolen'e nikah kıyar. Estrildis'ten kızı Habren, Gwendolen'dan oğlu Maddan dünyaya gelir. Taht kavgası başlamıştır. Gwendolen'ın babası ölünce Locrinus Estrildis'i kraliçe ilan eder, Gwendolen savaş ilan eder, Estrildis ve kızı Habren nehirde boğulur ve Locrinus'un ölümünün ardından Gwendolen tahta geçer. Habren'in boğulduğu nehire Habren Nehri (Hafren-River Severn- Wales) denir. 

Cornwell kralının ülkesinde Tamar Nehri vardır. İngiltere'nin güneybatısında yer alan Tamar veya Tamare nehrinin adı 2.yüzyılda Ptolemy'in Geography kitabında geçer. Yaklaşık 700 lerde ise Ravenna Cosmography'de Tamaris adlı bir yerleşimden bahsedilir.

Kamber/Camber Wales'in eski adı. 
Kam=Şaman + Er= Adam,er,yiğit
Kornu-Cornu= boynuz




ve İngiltere'deki Tamar Nehri - Tamar Vadisi'nde Bakır Madeni var ki Avustralya'da da Tamar nehri var , demir dahil zengin maden yataklarıyla....

TAMAR - TEMİR - TAMİR - TİMUR - DEMİR
TAMAR - DAMAR - KAN
TAMAR - TOMUR - TOMRUK - TOMRİS - FİLİZ
TOMRİS - DEMİRİN UCU, DEMİRİN SESİ, DEMİRİN ÖZÜ/FİLİZ
TAMAR - TAMARA - AKTAMAR
TAMAR - ŞAMAR - DEMİR DÖVMEK , ŞEKİL VERMEK
TUMRUL - DUMRUL - DEMİRİN UCU
TAMAR; Demir damarı, cevheri 

TOMAR ; Örs


TAMAR-TAMARİS-TAMARE = TAMAR , "BÜYÜKSAKALAR" MASSAGETLER'DEN TOMRIS (TOMUR), ALP ER TONGA'NIN TORUNU.

AFRASYAB / ALP ER TONGA / TONGA ALP ve TOMARS / TOMRİS




Germanların Ascomanni, Ashmen dedikleri Norsemen - Humber the Hunlar.



"In the 8th century the inrush of the Vikings in force began to be felt all over Pictland. These Vikings were pagans and savages of the most unrestrained and pitiless type. They were composed of Finn-Gall or Norwegians, and of Dubh-Gall or Danes. The latter were a mixed breed, with a Hunnish strain in them." [Scott, Archibald Black (1918). The Pictish Nation, its People & its Church. Edinburgh/London: T.N.Foulis. p.408]


Hunnish strain = You mean: Turkish strain! 
HUNS=TURKS



"Heroes of old Britain" kitabında geçen "Geomagot" İskit/Sakalar'dan Gog Magog'tur.






The so-called Daniel Stone.
discovered in Rosemarkie, on the Black Isle of Easter Ross, Scotland.... "The area has quite a distinctive accent, and is well known for its heavy use of the word "bey" (boy)."

BEY means in Turkish "Sir" - and "Boy" is "Tribe"


so called Daniel Stone - Wolf

Bu nasıl çarpıltılmış bir tarihtir ki, "Türksüz, Türkçesiz" açıklamalar "yarım ve eksik" kalıyor...



7th century  the Turks in Central Asia:
"At that time we must remember, there was hardly such a thing as a town in Anglo-Saxon England...." H.G.Wells...link




“Arnavut unsuru ile ilgili en objektif tarihî belgeler yalnız Türk tarih, kaynaklarında mevcuttur. Albanologların Arnavud diyalektiği, filolojisi, sentaksı ile ethnolojik ve historik problemleriyle ilgili en mücerret belgeler Türkiye'de ve Türk tarih, kaynaklarında mevcuttur. Zira; Arnavutlar, her yönden hars, örf ve ethnik yapı bakımından saf-kan Türktürler. Ethnik yapılarında hiç bir suretle Grek, Lâtin ve Slav halitası (karışımı) yoktur”....Yine bazı tarihçilere göre Albanlar  : 1-) İndo-Kafkas ; 2-) Çeçen-Inguş ; 3-) Sak, Saka (İskit) boylarından biridir. Tarihçiler bu üçüncü tezi kabul ederler....link




“Ağvan Tarihi” (Alban Tarihi) adlı kaynakta Doğu Anadolu ve Azerbaycan arazisinde yurt tutmuş topluluklar şu şekilde anlatılmaktadır:


“Bu topluluklar uzun saçlı, mahir ok atan kimseler olup, taştan koç, at vb. heykeller yontmakta usta idiler. En büyük ilahlarına Han Tanrı derler” Görüldüğü üzere yukarıda sayılan bütün hususiyetler, Türklere âit olan özelliklerdir. Söz konusu kaynakta sözü edilen Türk boyu, tarafımızdan yapılan araştırmada Sabir Türkleri olarak tahmin edilmiştir. Bu topluluğu Hazar Türklerinden görenler de vardır. Bu mezar taşlarının 7. yüzyılda yani daha İslâmiyet’in bölgede yayılmadığı dönemlerden itibaren üretilmeye başladığı düşünülürse bunların bir kısmının üzerinde Hıristiyanlığı sembolize edilen işaretlerin bulunması son derece doğal karşılanmalıdır.....link



Guildhall Gog Magog



Gog bir "Saka" hükümdarı, MÖ.6.yy'da Colhcis ile "İberia" arasında bir şehir kurmuş ve adı Gogaren miş... (şimdiki Gence Vilayeti) Strabon öyle diyor, Sakalar Türkse.....İberia, Albania bugünkü Gürcistan Kırım arası ise, buradan İspanya'nın bulunduğu yarımadaya İberia , Büyük Britanya'ya da Albany deniliyorsa, araştırmacılar, büyük Britanya adasına da İspanya İberiasından göçler olduğunu söylüyorsa, Avrupa'nın kuzeybatısından da BB'ye göç varsa ve bu göçlerin içinde de İskit, Hun, Avar, Peçenek, Kıpçak Türkleri varsa, bunlar arkeolojik veriler, kültür birliği ve dil ile de kanıtlanıyorsa.... bütün veriler toplandığında Türklerin gitmediği yer kalmamış oluyor....  ;)





* * *









Ejderli bir çift broş; Sarre/Kent İngiltere'de bulunmuş. MS.4.yy-6.yy
Şimdi bu bir "Anglo-Sakson" sanatı mı? Özellikle ejder motifinin ağız betimlemesi yüzünden, HAYIR!


1- Erken İskandinav hayvan stili - MS.5.yüzyıl / Danimarka
Iron Age Myth and Materiality: an Archaeology of Scandinavia AD 400–1000 kitabından

2- Cizre Ulucami Kapı Tokmakları, İsmail Ebul-iz El Cezeri tarafından 12.yy da yapılmıştır.

3- Hakasya - Minusinsk havzası- Karasuk (MÖ.1300 / MÖ.700)
Yenisey Irmağı civarında, bugün Rusya Federasyonuna bağlı, özerk Hakasya Cumhuriyeti topraklarında doğan Minusinsk ya da Karasuk Kültürü, Türklere ait ilk kültür öğelerini içerisinde barındırması bakımından önem taşımaktadır. (resim için kaynak) 
Atlı bir kültürün izleri, kurganlarda ve yerleşim alanlarında görülmektedir. Daha Andronovo Kültürü (Türk - MÖ.1700 / MÖ.1200 - birçok arkeolojik alan, orada yaşayan halkın değil, kazıyı yapanın adını almıştır) devam ederken başlayan bu kültür evresinde, en önemli özellik demirin işlenmeye başlaması ve dünyanın pek çok bölgesinden daha eski olmasıdır.

4- İskit-Türk, MÖ 4.yy Ejder Kurt.





Keşiş Bede'nin MS.731 yılında yazdığına göre, Anglo-Saxon'lar MS.449 yılında bugünkü İngiltere adasına gelir. 

MS.450-1066 Anglo-Sakson (Saka+oğul) Dönemi; 3 grup var:
Jütler - bugünkü Danimarka'dan
Saksonlar - bugünkü Hollanda'dan
Anglolar - bugünkü kuzey Almanya'dan

Britanya'daki yerli kavim isimleri:






Arapça Kalb Al Akrab.. Akrep Burcunun Kalbi Sayılan Antares Yıldızı. Orta Asya Türk Kozmolojisinde Ejderha Takımyuldızı ve Ejderhanın kalbi olarak bilindiği için, Minyatürlerde "Ejderha" ikonografisi ile birlikte kullanılmıştır. Ve yine "Kalp" şeklinde ifade edilmiştir. Yay Burcunun Kuyruğunda Gösterilir... Nuray Bilgili




Celts or Galatians

Until the beginning of the 1st millennium BC, the R1b1a2 language in Europe was predominantly (or only) non-Indo-European (non-IE). There is not a single solid evidence of otherwise, that R1b1a2 in Europe spoke an IE language before the 1st millennium BC. For instance, linguists place the Celtic language and “Proto-Celtic” language not earlier than 800-900 BC, and all more earlier placements are typically groundless.”

"And in Türkic, it means “Arrivals, Newcomers” and the like, obvious exonym given by  Türkic populace to the new arrivals. They are "Türkic-lingual": kelt - is an abbreviated form of the (Türkic) word keldi, even in the modern Kazakh language we say kelt instead of keldi"  ....  more



PAZIRIK KURGANLARI - MÖ.6.yy -4.yy
ANGLO SAKSON - MS.5.yy -11.yy
Avrupa'daki Saka/İskit ve Hun, Avar, Hazar gibi Türk boylarının
kültürüyle sanatıyla Avrupalı kavimleri etkilediğini gösterir.