askerai etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
askerai etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2018 Cumartesi

Kınıyorum !




KINIYORUM !


Sibel Zeren hanım benim hazırlayıp sunduğum resmi aynen ve de İngilizce olarak yazdığım bölümler de dahil olmak üzere, kendi hazırlamış gibi "Antik Haritalarda İskitler (10.03.2018)" sunumunda anlatmıştır. Ayrıca SB yazan yerdeki açıklamalar şahsıma aittir, (herkes biliyor ki SB benim imzamdır), aynı zamanda açıklamaları da sanki Judaeus demiş gibi anlatmıştır. 



Sibel Zeren hanımın sunumundan !




24 Kasım 2016 tarihli Blog adresim ile 06 Eylül 2017 tarihli FB sayfamda mevcuttur !


İlgili kişiye bu rahatsızlığımı ilettim, o da Sibel Zeren'e iletmiştir. Sibel Zeren'in cevabı aynen şu şekildedir: 

"Şimdi gördüm Semra Hanım'ın gönderisini, yazı/makalesinin kaynak olarak kullanılmasına kapalı olduğunu bilmiyordum. Antik kaynakları nereden aldığımın kaynak bilgileri yazılıdır, bu buluşun (!) kendime ait olduğunu hiç söylemedim zaten, bizler de bilimsel araştırma metotlarını biliyoruz, hanımefendi neredeyse kaynak hırsızı olmakla itham ediyor. Semra Bayraktar'ın bu düşüncesine ve gönderisine hiç anlam veremedim!!!!!! "


Birincisi; "bu buluşun" derken ünlem işaretinin konulması "sen bulmadın ki" demek oluyor, ki "Askerai" kelimesini hiçbir Türk akademisyenin makalesinde göremezsiniz. Belki ben bulmadım ama İngilizce kaynaktan bizzat ben kendim çıkararak Türk okuyucularına sundum. Yani evet bana ait!.. Ve  Sibel Zeren hanımın kullandığı resim bile açıklamalarıyla birebir benimkiyle aynıdır, ayrıca Askerai grekçe değildir, ama Sibel hanım "grekçedir" demiştir! (ilgili blog ve FB sayfam)



Sibel Zeren hanımın sunumundan!
Sunumun başında gösterdiği keçe eyer örtüsü de MÖ 1700 değil MÖ 5.yy'dır. 
Bir "araştırmacı tarihçinin", ki öyle tanıtılıyor, bu yanlışı yapması ise utanç vericidir!



Kitap yazıyorsanız ya dip nota düşersiniz ya da kaynaklar bölümüne yazarsınız. Ama sunum yaparken, eğer birebir cümleler söyleniyorsa, anında kaynak kişi zikredilmek zorundadır, çünkü bilgiyi sözlü aktarıyorsunuz ve cümleler size aitmiş gibi anlatamazsınız.

Dipçede verilen kaynaklar zikredilmez, doğrudur. Ama "birebir" cümleler sahipleriyle beraber söylenir, ki S.Zeren hanım, Klysov ile Drozdov'un söylemlerini anlatırken, isimlerini zikrediyor... Demek ki sözlü anlatımda söylenebiliyormuş ve yapabiliyormuş... Bu iki ismi ben de paylaşmıştım, lakin buna itiraz etme hakkım yoktur, çünkü söylemlerini internetten kendi de bulabilir. Ama benim cümlelerimi (hem de benim hazırladığım resimlerle!) birebir kullanıyorsa, kaynağını belirtmek zorundadır. Ya da kendi cümlelerini kurup, kendi hazırladığı resimler ile paylaşmak durumundadır. Her paylaşımımda kaynak linki veririm, yani direk kaynağına (ya da google amcaya "Cornelius Judaeus" u sorsaydı çıkıyordu!) gidip resmi kendisi hazırlasaymış !

Blog ve FB sayfamda verdiğim link:'i tıklayıp içinde dolansaymış, araştırsaymış, yani aramayı kendisi yapsaymış bu linki: bulurdu! (dikkat ederseniz ki anasayfa linkinin bir bölümüdür). Ve o linkte, benim bir arada hazırlayıp sunduğum haritalı resmin, ayrı ayrı verildiğini görecekti! 

linkteki bilgi ile linkin adresi + SB imzası ile hazırladığım resmin altına eklediğim: *Tepe (above tepees): Turkish of origin, means Hill. Also to be seen in Mexico as Tepec. * Tartar or Tatar is a Turkish Tribe. Also a name for Turkish-Mongolian mixed peoples. * Karluk is also to be seen in Alaska, which is a Turkish Tribe, who fled from Ghengis Khan's army in the 13th century.-SB" 

Tepe kelimesinin Türkçe olması ve Tepe anlamına geldiği, Mayalarda da Tepec olarak görülmesi, Karlukların Türk boyu olduğunu yazmış olmam, bu açıklamaların hepsi şahsıma ait ifadelerdir! Eğer birebir kullanılıyorsa sunumda "bu Semra hanıma aittir" demesi gerekiyordu. Sonuç bölümündeki kaynakta gösterse ne olur, göstermese ne olur, kitap mı yazıyor orada, anlatıyor, sunum yapıyor. Paylaştığım her şeyi herkes kullanabilir, kimseye kapalı değildir, ama çalışmayı bizzat hazırlamışım, bu da demek oluyor ki, ya kaynak orjinal linkten kullanmalı (ki yineliyorum, her zaman veririm) ve harita resmini de kendi hazırlamalıdır. Birebir olmasıyla kendisine aitmiş gibi sunması yanlıştır. Kimden alındıysa onun adı zikredilmelidir. Yakıştıramadım.




Sibel Zeren hanımın sunumundan!



Özgür Barış Etli'nin Sahte Sarışın kitabına yazdığım önsözün içinden de bir cümle kullanmıştır "Hellenlerde MÖ 1200 ila MÖ 800 yazı bile yoktu, ancak MÖ 650 ler de oturmuştu" cümlesi birebir aynıdır. "Oturmuştu" demeseymiş, ben bile bana ait olduğunu anlamayabilirdim!


Bir de, "arkaik grek yazıtlarında Türk oyma yazısındaki gibi kelime ayracı üstüste 2 ve daha fazla nokta klasik grekte yoktur" dedikten sonra "niçin bunu böyle söylüyorum" diyor Sibel hanım!.. Oysa bu ifade Mehmet Turgay Kürüm'ün birebir ifadesidir. 'Fenike alfabesi İskitlerden alınmıştır' diyen de M.Turgay Kürüm'dür. ilgili link


Ben de sunum yaptım, birebir cümleleri sahipleriyle beraber andım, doğrusu da budur. link Pazırık'tan Gordion'a

İkincisi, yapılanlar doğru değildir, bizzat başkalarının birebir kelimelerini kullandınız. Kitabınızda ya da başka bir yerde kullanırsanız da, bilin ki bu şuan için bu blogda tarihe not olarak düşmüştür. Kısaca, size yakıştıramadım ve de kınıyorum. Bu sunumun düzenlenmesine vesile olan kurum ve/veya kişilerin, burada anlattıklarımla hiçbir alakası/sorumluluğu yoktur. Artık gerisi okuyucuların kendi hak ve adalet anlayışına kalmıştır.


Saygılarımla,
SB
not: İlgili kişi de, Sibel Zeren hanımı "saygın bir araştırmacı ve tarihçi" olarak tanımlayarak, kendilerini hedef aldığımı da ekleyerek benimle ilişiğini kesmiştir! [("ben ne adınızı ne de kurumun adını belirtmedim, çünkü sorumlu olan siz değildiniz, bu yüzden de kabahatli de değildiniz") dediğim halde]...  Hayal kırıklığı ile beraber, iki satırlık da olsa "intihali" meşru olarak gördüklerini de anlamış oldum. Ayrıca, "egolu" gibi etiketlerle arkamdan dedikodu yapmayı bırakın ve bu olayın ana fikrini bulandırmayın!.. Bu işi de para karşılığında yapmıyorum, öyle olsaydı bloguma reklam alır, kitap yazardım! Kuyeta yerel tarih dergisine de makale yazıyorum, hem de hiç bir ücret almadan. Çünkü, bu işi (emeğimle) severek yapıyorum!.. bilgi güçtür...









24 Eylül 2017 Pazar

Askeria: Keçeden Yapılmış Bir Çeşit Bot






İskit - MÖ 4.yy, Kuloba Kurganı, Kerç / Kırım
St.Petersburg Hermitage Müzesi
Scythian Vase - 4th c BC, Kul-Oba Kurgan, Kerch / Crimea




ASKERAİ, Keçeden yapılmış bir çeşit bot.


 "Bana bir tane bile kaba tüylü pelerin vermedin,
Kışın soğuğuna karşı çare,
Veya ayaklarımı sarmam için kaba tüylü botlar [askerai],
Donmayı önlemek için."
Efesli Hipponaks (MÖ 6.yy, hiciv şairi)

Hipponaks'a bir pelerin, incecik bir tunik, terlik ve bot [askeriska] 
ve diğer taraftan altmış parça altın verin.



* "Ephesus’un yerlisi olan Hipponax, Lidya dilini ve diğer Anadolulu kelimeleri kullanmış ve Lidya hakkında yazılar yazmıştır." [Crawford H. Greenewalt, jr. Sardisexpedition]



Yukarıdaki açıklamaya göre diyebiliriz ki: Askerai "Yunanca" kökenli bir kelime değildir. Büyük bir ihtimalle Türkçe kökenli. MÖ 7.yy'da Kimmer  ve İskitlerin Anadolu'ya yerleştiğini, Hellen kültürünün henüz ulaşmadığı, Frigya (Kimmer) ve Kapadokya'da (İskit) kurganlar bıraktıklarını biliyoruz, ki Lidya'nın başkenti Sardes (Salihli) teki Bin Tepelerin hala "açıklığa kavuşmamış" olması da düşündürücüdür! (Kurgan kültürünün kime ait olduğu da herkesce biliniyor.) Sardes dahil Lidya topraklarının büyük bir bölümü ile Efes'i hakimiyeti altında tutan Kimmerler mutlaka bir iz bıraktı. Askerai, Kimmer-İskit giyimlerine özgü olan keçeden yapılmıştır, bu sebeple de araştırılmalıdır.

SB


KİMMERLER = TÜRKLER


Prof.Kazımov Q.Ş. (Azərbaycan dilinin tarixi (ən qədim dövrlərdən XIII əsrə qədər,Bakı, «Təhsil», 2003.) : "Kimmerlərin türkmənşəli olduğuna şübhə yoxdur. Həm də onlar çox qədim tayfalardandır. Herodotun və Strabonun yazılarından aydın olur ki, kimmerlər, skiflər və saklar ayrı-ayrı tayfalar olmuşlar. Lakin araşdırmalar göstərir ki, sak və qamir bə’zən eyni bir tayfanın adı kimi də çıxış edir. Məsələn, Bisütun yazılarının akkad versiyasındakı kimmer sözü elam və qədim fars versiyalarında saka sözünə uyğun gəlir.  Eləcə də I Daranın qədim fars variantındakı saka sözü Babil variantındakı qamir sözünə uyğun gəlir. Bunlardan belə nəticə çıxarılır ki, saklarla kimmerlər bir kökdən olmuşlar. "


Prof.Dr.Necati Demir : "Kimmerler, Ural-Altay kökenli bozkır göçebelerinin batı koluna mensupturlar. Eski Çağ'daki Türk kültür tarihinin ilk temsilcileridendir."


Prof.Dr.M.Taner Tarhan (Türkler Cilt I): "Kimmerler ve İskitler Eskiçağ'daki "Türk Kültür Tarihi"nin, daha genel bir deyişle de "Milli Tarihimiz"in ilk temsilcileridir. Kimmer-İskit mücadeleleri, Türk devletlerinin tarih boyunca tanık olduğumuz kardeş kavgalarının en eski örneklerinden biridir."



"Klazomenai oniki İon kentinden biridir. Şimdiye kadar ele geçen bulgular, yazının henüz tanınmadığı dönemlere ait bu yerleşimin M.ö. 4. bin yıllarında başladığını ve 2. bin yıllarının sonuna doğru da terkedildiğini; Klazomenai topraklarının İonlardan önce hiç de boş olmadığını kanıtlamaktadır. ...  Lydia bölgesinden kurulmuş Efes, Kolophon, Lebedos, Teos, Phokaia (Foça) ve Klazomenai (Urla) kentlerinde, diğer İonlardan farklı, ortak bir dil konuşulduğunu, böylece de bu kentlerin dil açısından bir bölge oluşturduklarını bildirmektedir. Herodot'un dile dayanarak belirlediği bu bölgesel özellik, maddi kültür ürünlerinde de yer yer kendisini belli etmektedir. ..."


Prof.Dr.Fahri Işık "İon uygarlığını Yunan uygarlığı ile özdeşleştiririz; Sorgulamak gerekir."




Scythian-Hellen War on a Jar - 490-480 BC
Difference between Persian, Scythian and Hellen


Scythians were not İranian (Persian) speaking people.
Like in these example, in the 5th century BC their dress is not in Persian-style. Persians don't wear trousers, fur and so-called "Phyrgian Hat". This style of dress belongs to nomads, to Scythians and Sacae people, who lives on horses, fights on horses, sleeps on horses and dies on horses. Ancient writers never wrote that they spoke Persian. Scythians spoke Turkish.


"The Royal Scythians were the ancestors of the Türkic speaking peoples." (P.I.Karal'kin,1978, a Tuvan ethnographer)


"...Central Asian Turkic tribes, known as Sakas in India and Scythians in the West, settled in Hindustan...." (link; Turks in İndia: by Haila Abdurrahman Al-Sahli)









ASKERAİ, boots from felt.


"You never gave me a shaggy cloak,
Remedy for winter's cold,
Or wrapped my feet in shaggy askerai [boots]
To prevent attacks of frostbite." 
Hipponax of Ephesus (6th c BC, satire poet)

Give Hipponax a cloak, a wispy
tunic, slippers, bootees [askeriska] and sixty
pieces of gold from the other side


Felt and fury clothing belonged to the Cimmerians and Scythians. There was no difference in the life style and language between them. They lived in Lydia territory and in Ephesus in the 7th c BC. Hipponax used also words from other languages in his poetry. So, the word Askerai is not of Greek origin.-SB

Beside that Kurgan is Turkish of origin, Kul-Oba, Kırım (Crimea) and Kerç (Kerch) are Turkish toponyms to.



*


Grecian (!) costume from Hodder's book 
"Handbook of archaeology, Egyptian - Greek - Etruscan - Roman":
"Chiton was a woollen shirt, originally without sleeves, which was then named the DORİAN. The İONİAN was along linen garment in many folds, with sleeves. ... Chlamys, which was adopted in Greece (!), especially by horsemen and ephebi. ... Phrygian cap, which is usually given to Paris (!!). ... Chitons of the women, the DORİC and İONİC are easily distinguished. The former, the old Hellenic (!), was a garment of woollen cloth, not very large, without sleeves, and fastened on the shoulders by clasps. ... The İONİC, which the ATHENİANS borrowed from the İONİANS, was of linen, all sewed, provided with sleeves, very long and in many folds." 

Notes for:
( ! ) naming "Grecian" is wrong,  the words “Greece” and “Greek” were popularized by modern 19th century writers. How can one call a people of 2,300 years ago “Ancient Greeks” since the word “Greek” was not coined until after the Roman conquests, approximately 600 years after the establishment of the City States and approximately 150 years after they were conquered by the Macedonians? - link
(!! ) of course the cap; Paris was non-Hellenic, was an Asian (Turk), and Phrygian cap is actually a Scythian Costume! Look for Central Asia Sacae or Parthians, where no Phrygians went!





more: