9 Ağustos 2020 Pazar

Saka Türkü Buda ve Kuşanlar

 


Saka Türk boyundan olan "Bilge Öğretmen" Siddartha Gautama Buda (MÖ 623-543) bir Saka tiginidir. Hindistan'da Saka Türkleri "Shakas" ya da "Sakya" olarak geçer. Buda, Saka Türkleri tarafından Bur Kağan - Bur Han olarak adlandırılmış. Burhan/Bürhan sözünün Arapçadan geldiğini ve delil, güçlü kanıt, tanrısal aydınlık anlamına geldiğini savunanlar Bür/Bur hecesiyle Türkçede türetilmiş birçok özel isim olduğunu unutmaktadır ki Dede Korkut, Kaşgarlı, Eski Yazıtlar ve Uygur yazıtlarında geçtiğinin de farkında değildir; Örneğin, Babur/Babür, Bürgüt/Bürküt, Baybüre, Burçak, Burslan, Burulday, Burkay, Bürkek, Burhân, Burcu, Burla, Bürçü, Burguçan, Burçin... v.s. gibi, ya da Burta gibi Türk adları var ki birçoğu hâlâ Türk dünyasında kullanılıyor. Buda'nın anlamı da aydınlanmak demektir. Sorguluyoruz o zaman; O tarihte (MÖ 5.yy) Arapçanın o bölgede ne işi var? Ayrıca Moğolca'da da Burkan derler, ancak o da Türkçe kökenli; Bur Kan/Han - Bur Kağan gibi... Ve Türkçe olan Kağan sözünün de Hindistan'da Khan olarak kullanıldığı biliniyor. Bu arada Türkçenin Akadca ve onun torunu olan Arapça üzerinde etkisi olduğu da...



Budizm Kuşhanlar ile Orta Asya'ya yayılmıştır.
Sivri başlığı ile bir Kuşhan, Sakalardan geldiklerine en güzel kanıttır.


Filozof dedikleri Toxaris, Anacharsis ve Abaris gibi Şaman/Kam çıkaran Sakalar, Buda'yı da çıkarmıştır. Bir diğer filozof ise Ammonios Saka'dır (MS 2.yy). O da Mısır'a göçen Saka Türklerinden gelir. [Prof.Dr. Mehmet Bayrakdar, Yunanistan'da Saka Türkü Üç Filozof]


Birçok "bilimadamı" Sakaları-İskitleri "İranî" sayar, ancak gerçek hiç de öyle değildir! Hindistan'ın ilk başbakanı C.Nehru (1889-1964)'den aktaran Prof.Ağasıoğlu : "Doğu'ya giden Sakalar hakkında C.Nehru şöyle der :  - Sonra Saka akını başladı. Onlar sayıca çok idiler. Hindistan'ın kuzeybatı bölgelerine yayıldılar. Sakalar Türklerin büyük, göçen boylarındandı. Onları da öz yerinden başka bir büyük boy olan Kuşanlar çıkarmıştı - ". [Prof.Dr. Firudin Ağasıoğlu, Lidya Kralı Krez Azerbaycan'da]. 

Aynı şeyi Gandi de söylemiştir: "Hindistan bir anadır ve iki çocuğu vardır; Biri Hintliler, diğer Türkler."


Kazakistan'dan Prof. Dr. Karjaubay Sarthocaoğlu da ; "Avrupa merkezli araştırmacıları Sakaları (İskitleri) İranlıların atası olarak nitelendiriyor, aslında onlar Türk halklarının atasıdır. Son yıllarda Avrupa merkezli araştırmacıların çalışmalarını inceleyenler, bunların çok fazla hata içerdiğini ve bilimsel dayanağı olmadığını kanıtladı. Tarihsel veriler, destan ve efsaneler, etno-kültürel kimlik, arkeolojik ve dil açısından, antik dönem Sakaların torunlarının Türkler olduğunu ortaya koymuştur" demektedir. [Karjaubay Sarthocaoğlu]


Batılılar, Hindistan'daki İskitlere "İndo-Scythian", yani Hint İskitleri demekte, ancak herhangi bir tarihçi eğer İskitleri/Sakaları İranî gösteriyorsa "İranî" denmesini dikkate almayacağız! Hindistan'ın kronolojisini anlatan ve Kaşmirli Kalhana'nın 12.yy'da yazdığı "Rajatarangini (Nehir Kralları)" adlı eserde, Kuşhanlara Turuşka (Turushka) denildiği, Turuşka sözünün de Türkler için söylendiği de bilinmektedir. Bu arada Kaşmirliler değer verdikleri bilginlerine yerel ad verirdi ki Kalhana adı da Sanskritçe değil yerel bir addır. [Prof. K.N.Dhar, Kalhana - The Chronicler] Bununla birlikte "Kavi Bilhana" adında da 11.yy'da yaşamış şairleri de bulunmaktadır. Buradaki Bilhana, yani Bil Han da tıpkı Sumerli Bilgemiş ya da Göktürk Hakanı Bilge Kağan'daki gibi Türkçedir.


Bilhana'nın hayatını anlatan 1948 yapımı filmin afişi



Aşağıdaki görselde Saka-Türk Kralı Azes (Scythian Azaz olarak da geçer)'e ait iki sikke.

Türk oturuşu ve Türk savaş geleneğine göre atının kuyruğu düğümlüdür. Azes'in bir elinde kuş var , ya Türk sanatında sıkça kullanılan avcı betimlemesi ya da ölüm, taşbabalardaki gibi ruhu kuş olup gitti, demek. Diğer elinde de devleti temsilen Kurt Ağzı dedikleri sancak bulunmakta. Kral Azes öldükten sonra Sakaların hakimiyeti bitmiş ve Kuşanların hakimiyeti başlamıştır ki MS 6.yy'a kadar devam eder. Devletin resmi dini olan Budizmi Orta Asya'ya adları bir kişi adından gelen Kuşanlar yaymıştır.

 Bu tamgalar Kırım-Tatar tamgalarıyla da benzerlik gösterir.


Pakistanlı bilginler bile Saka/İskitler ile Kuşhanların Türk kökenli olduğunu bildirilerinde sunmuştur.

"This was followed by the conquest of Sakas or Scythians and Kushans (120 BC - 200 AC). Scythian remains unearthed at Banbhore (the old port of Debal) indicate that they had advanced far to the south of Sind. Both Scythians and Kushans were of Turki origin and they conquest also..."

Sind a Historical Perspective By Dr Nabi Bakhsh Khan Baloch



Sömürge politikası güden Oxford bile itiraf eder: Kuşhanlar Türk kökenli.


Kısaca Buda Sakalardan gelir, Sakalar ve Budizmi yayan Kuşhanlar Türktür. Buda'nın "Three Jewels" dedikleri "Üç Hazine-Mücehver" betimlemesi Göktürk abecesindeki Ant sesini veren damgadır ki bugün çintemani olarak da biliniyor. Swastika olarak bildiğimiz ve Buda heykellerinde sıkça rastladığımız Oz damgası ise tüm Türk dünyasında tanrıyı temsil eder ki, Büyük Ayı'nın Kutup Yıldızı etrafındaki mevsimsel döngüsüdür. Kağan'ın tahta çıkmasını, tanrının yeryüzündeki görseli/temsili ya da tanrıyla bütünleşmek anlamına da gelir.


Semra Bayraktar (SB)


Türkçe - İngilizce karışık kaynaklar:


*** "Tanrılaştırılmış Buda gerçekte Aryan değil, Turani kökenlidir." [Forlong, Faiths of Man, Cilt 1]


*** "Hindistan'da Budizm Türkler geldikten sonra yayılır... Kendisi bir Saka prensi idi... Hintliler ona Türk Tanrısı derken, Türkler ona Tengri Burk-Han, yani Tanrı'nın Elçisi derdi. Bu sebeple her zaman mavi gözlerle betimlendi, çünkü Türkler de mavi gözlü idi..." [Murad Adji]

[ Buradaki mavi gözlü Türkler Kıpçak Türklerdir, ki Hindistan Kıpçak Türkleri tarafından yönetilmiştir. Sakaların arasında mavi göz, açık renk ten ve kızıl/sarı saç görülmekte. Çünkü Tarım Havzasında bulunan mumyalar bu özellikleri taşır. Bunların arasında da Türk var, ve en güzel kanıt ise 3500 yıllık pantolonun üzerindeki damgadır. Bu betimleme, pantolon bulunmadan önce de Türk kilim, halı ve örgüde kullanılıyordu. - SB]


İngilizcesi:

[Buddhism arose in Hindustan after the Turks had come there. Seekin the meaning of life, a certain man now known as Siddartha Gautama (Young prince of the Sakya people in what is now modern Nepal, born in the sixth century BC, known as the Buddha) came to the conclusion that Monotheism is impossible (apparently in a continuation of the spiritual dispute that originated in the Altai at that time)... The native Indians called Buddha Shakyamuni, which literally means 'Türkic God'. And the Turks called him Tanghri Burkhan, i.e. Tengri's Messenger. That's why he is sitll drawn with blue eyes, the same as all other Turks... In Nepal, near Rummindei, there is a column where the name of the founder of Buddhism is carved - the name of a human being from Shakya family who came from the North. The column was raised in the 3rd century BC. It marks the place where Buddha Shakyamuni, 'the sage from Shakya family' or the 'Turkic God' was born. The king Kanishka complemented the Buddha's image on coins with the incription 'Sakamano Boddho' and 'Bogo Boddho'. The first incription emphasized the belonging of Buddha to the Turks, and the second is translated as 'God Buddha'. That is to say that starting from the 1st century AD Buddha was identified with Tengri, which was logical for the Northern Hindustan and Middle East, which were absorbing the Altaic Culture." 

[Murad Adji]


*** BURKAN - BURK HAN - BUR HAN

Murad Adji'nin söylediklerini destekler.

"Burqantïn ö?i 'except Buddha (Burqan "Buddha')"

[Türkic Languages, Linguistics Institute, USSR Academy of Sciences, Old Türkic - Russian Dictionary (OTD), Science Publishing, Leningrad Branch, Leningrad, 1969, Editors V.M.Nadelyaev, D.M.Nasilov, E.R.Tenishev, A.M.Scherbak, Affixes and analytical constructions.]


*** "His actual name was Siddhartha, and in his family he was known as Gautama. He was born in 560 BC in a grove called Lumbini. His father, Suddhodana, was the king of the Sakya tribe, who ruled over Kapilavastu in Nepal. His mother Mahamaya died when he was only seven days old. The Sakyas were not Aryan, but of Turanian descent. Unquestionably it is amongst the Turanians where Buddhism found the most acceptances."

[Making of the BuddhaP K Chhetri, 2015]



*** "Mauryan Emperor Ashoka and others sent Buddhist preachers up to Central Asia and many of the tribes there became Buddhists. Turkic tribes like Sakas, Kushanas, when they settled on India's borders and inside it also adopted languages and religions of Hindustan.... After the collapse of Mauryan Empire in 3rd century BC, a number of Central Asian Turkic tribes, known as Sakas in India and Scythians in West, came to Hindustan and settled down there... Kushanas became Budhists and Kanishka spread this religion in Central Asia and elsewhere. Other major tribe which entered later in 6th Century AD were Huns, a branch of Hephthalis or white Huns, whose first king came to be known as Toramana in early 6th century and whose son Mihirakula was a patron of Shavism, a branch of Hinduism..." 

[Contribution of Turkic Languages in the Evolytion and Development of Hindustani Langauges, by K. Gajendra Singh, New Delhi,India, (1992-96 Ankara ve Azerbaycan'da büyükelçi, bugün Indo-Turkic Studies'in başkanı)]


*** " Anyhow, the early legends of Buddha's previous history seem to have been carried away to Cabul, as if he had lived there. This, again seems to favour the Turanian origin of the Sakyas as a race... Buddhism was not a purely indigenous religion of India, but derived from a fusion of Turanian and Aryan elements...."

[Samuel Beal, Abstract of Four Lectures on Buddhist Literature in China. (Doğu bilginiydi, Budizmin ilk kayıtlarını doğrudan Çin'den tercüme etmişti.]


*** "Troubled at the prospect that the Buddha's racial classification as Aryan might irrevocably align him with European civilization, Inoue* contended instead that the Buddha's tribe, the Sakyas, was actually a subgroup of the Scythians described in ancient Greek histories. These he linked to the Sai (Saka) tribe and the Yuezhi described in ancient Chinese records - meaning, he claimed, that the Buddha's people would be members not of the Aryan race, but of the Turanian. Conveniently, Inoue continued, the mixed race that had emerged on the Japanese archipelago in ancinet times incorporated a large admixture of Turanian stock."

[Prof.Micah L. Auerback, A Storied Sage: Canon and Creation in the Making of a Japanese Buddha. kitabından . Inoue Tetsujirö (1855-1944) ise, Filozof  "To What Race Does the Buddha Belong? - Shaka wa ikanaru shuzoku nar ka - 1895]


*** "Scythian Mauas", "Scythian Azaz" olarak bahseden Sir Alexander Cunningham (The Bhilsa Topes: Or, Buddhist Monuments of Central India. Cunningham), Hindistan'da yapılan arkeolojik araştırmaların babası olarak bilinir. ancak o da İskitleri İranî dilli sayar, dikkat! (Hindistan ve Pakistan İskit/Sakalara Türk derken, bu "kibirli Batılılar" kendilerini tek uzman olarak görüp haklıymışcasına ve ısrarla İranî yapmakta! Ben en çok da, bizim bilginlerin bu batılılara biat etmelerine kızıyorum!) Bu çalışmadaki en güzel şey ise Budistlerin kutsal anıtlarının "KURGAN" benzeri olması ve TOPE olarak adlandırılmasıdır. Çünkü TOPE Türkçedir ve TEPE sözünün kendisidir. Pelasglarda da, Amerika Yerlilerinde (Alaska) de TEPE sözü görülür.


Fergusson'a göre bu TEPELER (TOPELER) en erken 1.yy ila 4.yy arasında tarihlendiriliyor.

TEPELER Buddha'yı anmak için inşa edilmiştir.

Kervan yolu boyunca da Buda için anıtlar yapılmış, heykeller dikilmiştir.

Kanişka'nın kendisi Budizmi seçmemiş olsa da halkı için Budizme büyük önem vermiştir.

Sikkelerin üzerindeki yazıtların çoğu Yunan abecesi kullanılmış olsa da dili "bilinmeyen bir dil" olarak sınıflandırılmış.

Bunu da söyleyen A.Cunningham'dır!

Bu tanımlamak istemedikleri dil tabi ki Türkçedir.

Kanişka (MS 120) sikkesi örneğinde gördüğümüz gibi

Solda: Elinde sancağı ile Kanişka bir sunu yaparken

Sağda: Büyük İskender'in gelişiyle etkilenen kültür Güneş Tanrısı Helios'u betimlemiş ki Buda da bir Güneş (Aydınlatan) olarak tanımlanır. Ancak bunu sadece "Yunan" kültürüne bağlamak da yanlış, çünkü Hakasya'da bulunan Okunev-Türk kültürü hem daha eski hem de Sakaların atalarına ait güneş sembolleri bulunmaktadır.

Yazıtta Yunan abecesi kullanılmış ancak BAŞİL (Basil-eus) yazdığı görülmektedir ki Türkçedir "Kralların Kralı" anlamına gelen "İlbaşların/beylerin İlbaşı" demektedir.

Early gold coin of Kanishka I with Greek language legend and Helios. (c. 120 AD). Obverse: Kanishka standing, clad in heavy Kushan coat and long boots, flames emanating from shoulders, holding a standard in his left hand, and making a sacrifice over an altar: ΒΑΣΙΛΕΥΣ ΒΑΣΙΛΕΩΝ ΚΑΝΗϷΚΟΥ Basileus Basileon Kanishkoy "[Coin] of Kanishka, king of kings". Reverse: Standing Helios, forming a benediction gesture with the right hand. ΗΛΙΟΣ Helios. Kanishka monogram (tamgha) to the left.

BASİL(-eus) is TURKİSH of ETYMOLOGY > BAŞ (head, leader) İL (country, land)

TAMGHA is TURKİSH of ETYMOLOGY >  TAMGA/DAMGA (mark, symbol)

Bölgede TEGİN/TİGİN (tagino), YABGU ve BAŞİL gibi Türkçe unvanlar kullanılmaktaydı.


"Kabulistan bölgesiyle Afganistan'ın güneydoğusunda YABGU unvanına sahip Kuşhan liderlerinden biri, iktidarı ele geçirerek kısa sürede büyük bir krallık haline gelen, küçük bir alan kurmuştu." - Dr.Eduard Rtveladze / Kazak Tv "Kushan Kingdom" video


Dr. Rtveladze'nin burada bahsettiği YABGU unvanı Kassit Türklerinde de görülür ki, bu da sözcüğün İrani olmadığını kanıtlar. Çünkü, MÖ 18.yy ila MÖ 12.yy arasında tarih sahnesinde yerini alan Kassitler döneminde İranî sayılan hiçbir topluluk bu topraklara ayak basmamıştır. İranî toplulukların bu bölgedeki tarihi MÖ 800'den önceye gitmez. YABGU unvanı Ak Hunlar, Hazarlar, Türk Kağanlığı (Göktürk) ve Oğuzlarda da görülmektedir. Yani, bazı akademisyenlerimiz bilgilerini güncellemek durumundadır. Örneğin Dr. Mehmet Tezcan'ın "Yabgu Unvanı" makalesinde "Türkçe menşeli olmayıp Sakalarla bağlantılı bir kelime" derken "İranî tesiri"ni olduğunu yazmaktadır ki yanlış ve eksiktir. Öncelikle; "Türkçe kökenli olmayıp Sakalarla" derken, yanlış yönlendirme yapmak, çünkü Sakalar da Türkçe konuşmaktadır. İkincisi de Kassitlerle ilgilidir, İranîler henüz tarih sahnesine çıkmamıştır.

[Dr. Mehmet Tezcan, Yabgu Unvanı ve Kullanımı (Kuşanlardan İlk Müslüman Türk Devletlerine Kadar), Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 2012, Cilt 0, Sayı 48, Sayfalar 305 - 342]


"At the beginning of our area one of the Kushan leaders, who had the title YABGU, somewhere in Kabulistan region, and in southeast of Afghanistan seach the power and established a small domain, which soon became a kingdom. Inscripitons on the coins depict his rights. At first they called him Zaoou, which means leader in Greek [*], and YABGU in Turkic, in İranian [*], because there are different views on the origin of word of YABGU. Then called him a King, and King of Kings. So the history of the great Kushan State began with this person. his name was Kujula Kadphises."

Dr.Eduard Rtveladze, Academician, Doctor of Historical Sciences, Scientific Director of the Project, Chairperson of Scientific Council of World Scientific Society for Study, Preservation and Popularization of Cultural Heritage of Uzbekistan.

[* ] Zaoou maybe a broken word of Yabgu, dialect maybe? Yabgu>Yauva>Zauva>Zaoou? Or of Heraus>Zaooy? But at first Yabgu is Turkish of etymology, also to be seen among Kassite Turks. So, it is not İranian! Because there was no İranian tribes at the time of Kassites (18th.12th BC) in Near East. Even among Hephthalites (Abdaly or White Hun-Turks) is the title YABGU to be seen, after Kushan-Turks. SB


*** The Kushan era marked an important stage in the history of Buddhism. This is explained by the fact that Sakas (in Greek sources known as Scythians) were directly related to the Shaky clan from the central part of northern India, in which the Buddha Shakyamuni was born (or Sakyamuni – literally translated as “the Sage of the Saka clan.”) Proof of this fact is the genetic testing of the direct descendants of this spiritual enlightener, conducted by Kazakh scientists during an expedition to Nepal. The processing and analysis of DNA test data were carried out by the Kazakh Company “Shejire DNA” and decoding was carried out in the USA, in the world-famous laboratory “Family Tree DNA.”


In addition, several indirect evidences were found to support this theory. These are artefacts where Sakas motifs can be traced. For example, the cult Buddhist Vajra object is reminiscent of the Adji sign denoting the deity Tengri.

Furthermore, while visiting Nepal, Bhutan and Sri Lanka, I found that some words have similar meanings with the Kazakh language. For example, there are such words as “aga,” “ata,” “ana,” “apa,” “koke,” “tate,” which over time are pronounced with slight phonetic changes and perceived slightly new meanings. It is noteworthy that the peoples of these countries speak different languages and have different cultures and histories. From this, it follows that the unifying factor of these states is Buddhism and these words entered their languages with the arrival of the first Buddhists. Thus, part of the inhabitants of modern India and neighbouring countries that were part of the Kushan Kingdom, have a gene of the Steppe people, and they also adopted some words from the Sakas, who were the ancestors to the Turkic people. In this regard, I would like to share one interesting episode of my life. While waiting at the airport for boarding a flight, I saw how a Japanese Buddhist monk was located next to me, who, as it turned out, had been in Kazakhstan. We had a rather lively conversation, in which we also touched upon Buddhist themes. During the conversation, I talked about the “Golden Man” – a descendant of the Saka leader, whose grave was found in 1970 near the Kazakh city of Issyk. All his clothes, weapons, crown and jewellery were made of gold. This burial dates from the V-IV century BC. I noted that to date 5 such golden people have been found. Thus, the territory of Kazakhstan is the valley of the burial of Sakas Kings. In this context, I expressed the opinion that he and the Buddha may be close relations belonging to the same member of royal families of the Sakas, as the Buddha also came from a royal family. On the other hand, my interlocutor, dispelling all my doubts, replied: “in fact, it would be so.”

[Bulat SarsenbayevKing of the Kushan dynasty Kanishka, Astanatimes, 3 JUNE 2020]



*** Buda Saka boyundan gelir, ancak İskitleri İranî gösterir, dikkate almayınız!..

[Greek Buddha: Pyrrho's Encounter with Early Buddhism in Central Asia, by Christopher I. Beckwith]



SB


Budda is from Saka tribe, and Scythians/Sakas are not İranian, but Turkish tribe as the Kushans!.. This "İranian" deception must end !

Every culture matters, every culture deserve respect, but, twisting the history, falsifying with knowledge, who ever is doing, is wrong, and not acceptable! And don't say "don't give us a point of view of Turkish scholars", is just nonsensical! Who says that the Westerners are truthfully? We trust everyone who ever take pen in his/her hand, don't, because they do have the ability to lie according to their political views.  Because writing history, is partly based on the author's comments. So, we must read the history from both and from the third/fourt side. Stealing the heritage from another nation is committing a crime to that nation, humankind and history. Just like stealing the artifacts from a kurgan or ancient settlement.


Kushans are Turkish tribe. By the way, mostly use the word Turkic, but I don't, as I say before, again, Turkic is given name by the westerners, not us, ooo no... We do say Kazakh-Turk, Uzbek-Turk or Saka-Turk, (you get the idea), and not Kazakh-Turkic!


Every Turkish tribe knows that the Kushans are Turkish tribe, and not just the Turks from Türkiye, but also from Kazakhstan, Uzbekistan, Turkmenistan or Azerbaijan. Because, Kushans are also known as Avar-Turks, or White Hun-Turks (Abdaly, Hephthalites). and they were known in İndia as Turushka! And everyone knows that Turushka is an other name for Turk.


About the inscription "Basileus"... It is %100 Turkish! First, -eus is not Greek of origin, and second, Basil < Baş-il, and the meaning is Baş=Head ; il=Country, State = The Head of the Country, i.e. the Leader, so in westerner point a King. The Greek alphabet doesn't have ş (sch), so they wrote as Bas instead of Baş. On a coin of Scythian King Sariakos (180 BC) wrote Basi Sari =  Leader Sarı, Kağan Sarı or King Sarı (Sarı is also Turkish (blond or yellow in every Turkish dialect). I'm writing at this moment in English, am I an English now?... Just like claiming today "Greek Yoghurt", as if there were a "Greek Yoghurt"!.. Yoghurt is %100 Turkish word and invention! Advertisement and mass media is important ofcourse, you can fool everyone!... Everything around us became political! Damn!...


And please read this to..:

Prof.Dr. Mirfatyh Zakiev's about Kushans, Tochars and Sakas:


SB.