budin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
budin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2015 Perşembe

EFESLİ HEKİM RUFUS




Rufus Efes’de doğmuş ve tıp eğitimini burada almıştır. İskenderiye’de de eğitim alan Rufus’un yaşamının bir döneminde Roma’da bulunduğu düşünülmektedir. 
Tıp mesleğini Efes’te icra eden Rufus’un yaşadığı dönem 
Trajan Dönemi (M.S. 98-117) (M.S. 53-117) olarak rivayet edilmektedir. 
Rufus yaklaşık olarak Galen’in Bergama’da dünyaya geldiği yıllarda yaşamını yitirmiştir.





Efesli Rufus Galen’den sonra Roma İmparatorluğunda en önemli Yunan hekim ve anatomisttir . Yazılarından anlaşıldığına göre Rufus, hem pratik uygulama yapan bir hekim, hem de bir hocadır . Efesli Rufus’un çalışmaları Herophilus ve Erasistratos’un çalışmalarını temel almıştır. Galen’e göre Rufus Hipokratik eserlere derinlemesine egemendir . Aristoleles’in felsefesinden etkilendiği görülmektedir. Eserlerinde her bir hastalığın varyasyonlarını büyük bir özenle göstermiştir. Detaylı bir şekilde tedavileri de anlatmıştır. Gerçek doğru ve mutlak olduğunu düşündüğü yönteme sadık kalmıştır .


Rufus maymunlar ve domuzlar üzerinde anatomik çalışmalar yapmıştır . Rufus’un en kayda değer gözlemi nabız ve kalp atımı-sistol arasındaki bağıntıyı ortaya koymasıdır . Nabız üzerine kısa kitapçığı önemlidir, çünkü nabzın güzel bir tarifini içermekte ve kalp atımı ile nabız bağıntısına güzel bir vurgu yaparak, bunun özellikle sistolle ilişkili olduğunu belirtmiştir. Bu kitapçık ilk olarak patolojiyi, anatomi ve fizyolojiye temellendirme girişimi olarak değerlendirilmektedir. Optik kiyazmayı ilk kez tanımlamış, gözün geliştirilmiş bir açıklamasını (lensden söz etmiştir) yapmıştır. 


Motor ve duyu sinirleri arasındaki farkı ortaya koymuş, sinir sisteminin geniş etkilerini anlamıştır. Ruelle, olasılıkla seleflerinin gözden kaçırmış olduğu uterus kavitesinde bulunan bazı damarları Rufus’un gösterdiğini Clinch’e dayanarak bildirmektedir . İnsan anatomisine dair bir çalışması karaciğerin en eski beş loblu tanımını içermektedir. Koyunun over kanalını (oviduct) tanımlamıştır. Günümüze ulaşan kitaplarından Basit Anatomi Kitapçığı (Elementary Treatise of Anatomy) anatomi terminolojisine ilişkin en eski kitapçıktır.


Pek çok hastalık ve semptom onun tarafından tanımlanmıştır. Hijyen konusunda önerilerde bulunmuştur. Cerrahisinin en önemli bölümü hemostaza dair yöntemlere ilişkin açıklamalarıdır. Tıbbi botanik alanında da isim yapmıştır. Albrecht von Haller (1708-1777) sayesinde botanik anatomi ve terapötik alanındaki çalışmalarının kıymeti anlaşılmıştır .

Böbrek hastalıkları konusunda yazılmış olan ilk kitap "Böbrek ve Mesanenin Hastalıkları" Efesli Rufus tarafından birinci yüzyılın sonunda yazılmıştır .


Efesli Rufus’un günümüzde ulaşılabilen yazılı eserleri Gul. Clinch tarafından Londra’da 1726 yılında De Vesicae Renumque Morbis, De Purgantibus Medicamentis, De Partibus Corpis Humani, Nunc Iterum Typis Mandavit adıyla bir araya getirilmiştir. Eserler daha sonra Charles Daremberg ve Ch. Emile Ruelle tarafından 1879’da Paris’de Yunan çalışmalarına dair Yunan ve Arap kaynaklarından derlemeleri içeren şekilde Fransızca çevirisi ile birlikte hazırlanmıştır. Almanca çevirisi ise Anatomishe Werke des Rhuphos und Galenos adıyla Robert von Töply tarafından Weisbaden’de 1904’de yapılmıştır.


Felsefe, astronomi gibi alanlarda eserler veren diğer meslektaşlarının aksine, Rufus yalnızca tıbbi konular üzerine yazmıştır. Motor ve duysal sinirleri bağ dokusu yapılarından kesin olarak ayırarak, optik kiyazmayı ve vagus sinirini tanımlayarak nöroanatomi alanına önemli katkılarda bulunan Rufus, Anadolu topraklarında yetişmiş önemli hekimlerden birisidir.





Efesli Rufus’un Nöroanatomi Çalışmaları
Anonim İnceleme (Rufus’a atfedilen)
Vücut Bölümlerinin Anatomisi

Ensefal, kafanın içinde meninkslerle döşeli kafatası duvarları arasında kapalıdır. Bedene kıyasla insanlarda hayvanlara göre daha hacmi daha büyüktür. Pulpöz [etli], visköz [yoğun kıvamlı] yapıdadır. Küllü gridir. Altta, oksiputta [artkafa] yer alan kısma parensefal denir. İki meninks, biri (dura mater) kafatası kemikleri üzerinde yer alır. Nabız atımına benzer bir hareket şekli sergiler; bir diğeri (pia mater) beynin sinüslerini takip etmek suretiyle içerdiği frajil maddenin dağılmasını önler ve beyni korur.

Bu iki zarf membranöz [zarlı] ve nervöz [sinirli] bir yapı arz eder. Hassas bir görev üstlenirler ve damarların kaynaşmasını sağlarlar. En içteki membran hareket yeteneğinden yoksundur; en kalın ve en dıştaki ise serbestçe hareket eder. Ensefalden ilik (omurilik) doğar ve kafatasını oksiputtaki delikten terk eder (büyük oksipital delik) [foramen magnum] ve omurganın en aşağısına kadar bütün vertebraların ortasından geçer; bu özel bir madde değildir ancak beynin bir akışı gibidir; sırt iliği olarak adlandırılır. 

Duyu görevleri için ayrılan sinirler kendilerine özel deliklerden beyne girer ve beyni terk ederler. Kulaklar, burun ve diğer duysal bölümler bunlara örnektir. Bu uzantılardan biri beynin tabanının önünde yer alır ve iki dala ayrılarak, hendek şeklinde yüzün oyuğu veya havzası denilen kısmına, burnun her iki tarafında bulunan, belirteceğim şekilde gözün yapısını oluşturan dokuların birbirilerine geçirildikleri yere, gözlerin her birine eğilerek gider (3,4-s.169,170). 







Ahmet ACIDUMAN , Işıl ARITÜRK , Önder İLGİLİ
DETAYLI OLARAK



OEUVRES DE RUFUS D'EPHESE 

Die Syrischen Fragmente des Rufus von Ephesos









EK BİLGİ: 

Göz ve gözün yapısı ile ilgilenmiş ve göz lensini ayrıntılı olarak açıklamıştır. Bilindiği gibi, lensin fonksiyonu ile ilgili ilk önemli bilgiler için 16. yüzyılı beklemek gerekecektir. 16. ve 17. yüzyılda, lens ve kırılma konusunda yapılan çalışmalar sonucunda (Realdo Colombo, Descartes ve Newton), göze gelen ışık ışınlarının lenste kırıldığı belirlenmiştir. Fotoğrafçılıkta kullanılan lenslere onun adı verilmiştir.


RUFUS adı Romalılar arasında çok görülen bir ad ve Latince anlamı kırmızı-sarışın'dır. Büyük bir ihtimalle kızılsaçlı olduğu için bu isim verilmiştir.







SB.






3 Ekim 2015 Cumartesi

KÖK GÖZ - MAVİ GÖZLÜ TÜRKLER







"Budinler, güçlü ve kalabalık bir ulustur; gözleri parlak, saçları kızıl sarıdır. Gelonos derler tahtadan yapılma bir kentleri vardır.” Heredot 4 : 108

"The Budini are a great and populous nation; the eyes of them all are very bright, and they are ruddy. They have a city built of wood, called Gelonus. The wall of it is three and three quarters miles in length on each side of the city; this wall is high and all of wood; and their houses are wooden, and their temples;"




"Budin Türkçe "Bud" (kurt") + "in" / "yan" ("ruh") : "Kurt ruhu" sözcüklerinden oluşmaktadır. "Budin" muhtemelen "kabile", "halk" "nüfus" anlamına da gelmektedir (DTS, s. 108). Karaçaylarda, Botaş, Bayramuk, Akbay, Elkan, Teke, Çotça ve diğer ailelerin de - ki toplam on ailedir- dahil olduğu eski "Budian" boyu mevcuttur."

K.Laypanov, İ.Miziyev - Türk Halklarının Kökeni





1570 Osmanlı döneminden harita üzerinde BUDİN


Buradaki Gelonus Balkanlardaki bir yerleşim yeridir. Saçları kızıl sarı ve gözleri parlak, yani açık renktir. Kıpçak boylarından olan Yılan boyu'dur, Budin (Budun) ve Gelonus'lar; çünkü Kuman ve Kıpçaklar açık renk gözlü ve sarışın olmalarından dolayı Rus kaynaklarında Polovets (Sarışın- Sarı/Şarı) olarak adlandırılmıştır. Batı Avrupa, Bizans, Ermeni ve Gürcü kaynaklarında da Koman, Kuman, Valon, İlavets, Khardeş adlarıyla anılır. Kıpçak hanı Köküs'ün adı da "Kök göz" gök/mavi gözden türemiştir. Araştırmalara göre de mavi göz tek bir kaynaktan çıkmıştır.

Urfalı Mateos Ermeni kaynakta "Ots halkının (eski ermenicede yılan) birden komşuları Khardiaş (Khardeş'lerin yani bildiğimiz sarı saçlı, beyaz tenli, Kıpçakların üzerine yürüdükleri anlatılıyor. Çatışmayı kaybeden Kıpçaklar bir süre sonra yılan halkıyla (bizim Kimaklarla) kaynaşarak ve bir koalisyon oluşturarak komşuları Peçenek ve Uz (Oğuz)ların üzerine yürürler..." 

(buradaki Khardiaş aynı zamanda Carthasis den de kaynaklanıyor olabilir, "İskit kralının kardeşi Carthasis İskender ile karşılaşır"cümlesindeki  Carthasis "Kardeşi" kelimesinden başkası değildir.SB daha önce paylaşmıştım:)


Kızıl saçlı, mavi gözlü Türkleri de, hem Tarım mumyalarında hem de Uygur Bezeklik Bin Buda mağara fresklerinde görürüz. (Resim: Mavi Gözlü Keşiş - 9.yy Bezeklik Bin Buda Mağarası- Turfan/Sincan- Doğu Türkistan)









Çinliler sâde Kâşğar halkını değil, daha başka Orta ve şimal Asyalıları, bu arada Tölis ile Kırgız Türklerini de "yeşil-gök" gözlü ve "kırmızı saçlı" yani Europeoid görünüşlü olarak anlatmakta, hattâ Gök-Türk Hakanı Mukan 'ın (ölümü M. 572) lâcivert taşı gibi gözleri ve uzun kırmızı yüzünden bahs etmektedirler.

Acaba Kâşğar 'ın Karluk ili olduğu devrede bu görünüşteki güzellerin mevcûdiyeti mi Mascûdî'ye şu sözleri ilham ettirmişti : "Şu H. 332 yılında (M. 933)...(Türklerin) en güzel görünüşlü olanları, en uzun boyluları veçheleri hepsinden daha parlak olup sabah güneşini andıranlar Karluklardır" 

M. IX.-X. yüzyıl müslüman müellifleri Türkleri şöyle anlatır : olağan üstü bir beyazlıkta veya kırmızı yüzlü, küçük gözlü, ezik burunlu. Bazen kırmızı saçtan da bahsedilir....."Hu"-Türk dediğimiz Doğu Türk tipi ile Europeoidlerin karışmasından mütevellit bir görünüş arz edebilmekte idiler. Mongoloid husûsiyetleri olan, fakat parlak beyaz tenli, sarı saçlı, mavi gözlü kimseler hâlâ Kâşğar 'da dikkati çeker.

Dr.Emel Esin



* * *


Göbeklitepe tapınağını hangi boyların kurduğu sorusuna kesin cevap vermek mümkün olmasa da, Sümer (Kenger-Kingiiri) ve Akad dilli yazılı kaynaklar bu bölgede MÖ. 3 bin yıllarında SUBAR boylarının yaşadığını yazarlar. Göbeklitepe'nin yaşı MÖ.9600 olsa da daha eskiye gidebilir, ama bilinen birşey varsa o da MÖ.8200 yıllarında terk edildiğidir.

Urmu Teorisine göre, iki nehir arasının Bağdat’ın kuzeyinde Subartu olarak adlanan arazi Proto-Türk Subarların ülkesi idi ve burada son Subar beyliği de MÖ. 673- den sonra dağılmıştır. 

Ayrıca bir Kuman Beyliği'nin varlığı da söz konusudur. İskit Türklerindeki Yılan Boyu/Gelon ile Kuman/Kay/Kayı/Kıpçak Türk boylarının da Yılan boyu olarak tanınması ve tamga olarak kullanması; Türklerdeki Kurt, Boğa gibi Kün-Ay'ın da Göbeklitepe'de olması; Hakasya ile Göbeklitepe'den çalınan taş heykelin benzerliği ve Subar Türk Boyları'nın burada olması Türk Tarihi açısından çok önemlidir, ama maalesef "yabancılar" kazmaktadır. (ayrıca bkz.Prof.Dr.Firudin Ağasıoğlu- Urmu teorisi)

Hakkari taş stelleri (MÖ.1500-1200) Kuman Türk Beyliği dönemine aittir. Kapagan Kağan'ın anıt mezarında hem Teke, hem de Yılan tamgası görülür.



* * *


"Yılan kültü Turan orijinlidir" , "...aslında bütün mitolojik hikayeler, doğu ve batıda, Turanlılara aittir."

"Sepent worship is Turanian of origin" , "...all the fairy mythology in fact, of the east and west, belongs to the Turanian races..." , "Though generally represented as the destroyer of Serpents, Hercules, on the other hand, is said to have been the progenitor of the whole race of Serpent-worshipping Scythians, through his intercourse with the Serpent Echidna."

Tree and Serpant Worship Or Illustrations of Mythology and Arts in India by James Fergusson




"Budini Gelonion urbem ligneam habitant. iuxta Thyssagetae Turcaeque vastas silvas occupant alunturque venando." 
Book 1:117 Pomponius Mela (died 45 AD) Roman Geographer

"The Budini inhabit the city of Gelonos. Next to them the Thyssagetae and Turcae occupy endless forests and feed themselves by hunting." Book 1:117

"Unter 'Türken', - früher oft auch 'Torken' geschrieben - haben wir durchaus nicht die Osmanen von heute zu verstehen, die erst im mittelalter Europa betraten, denn das von ihnen dermalen bewohnte gebiet hiess schon so Vor Christi Geburt, wie dies eine Stelle aus Melas schriften beweist: "Budini Gelonion urbem ligneam habitant. iuxta Thyssagetae Turcaeque vastas silvas occupant alunturque venando." - Die Slaven, ein Urvolk Europas by Martin Zunkovic (153)

TURCAEQUE = TURCAE = TURK
Who says that the Turks appear first at the 11th century AD? WHO? (look for Turukku 20th c BC)
Without the Turks, you can not write History.


Even "Budini", "Gelon" and "Thyssagetae (Massagetae)" tribes are Turkish-Scythian Tribes
We say "TÜRK BUDUN" Budun means "nation, people", Budin=Budun
("Turk" has preserved its ethnic meaning at some fragments "Turk Budun" to the present. - 
"According to Herodotus Gelonus was the capital of the Scythian tribe Budini"
"Gelon" = Djilan = Jelon = İlan = Yılan (Huyan - Kayı)  (Yılan= means Snake/Dragon)
"Tyssagetae" = Massagetae = Getae = Queen Tomyris, a Turkish name, and still in use as female name among Turks.







"Heredotos'taki lyrkai'nin açıklaması tartışma götürür ama Sarmatların çağdaşı Pompeius Mela ve Plinius Secundus'ta geçen Tyrkae (Turcae) budun adının Türk'e işaret ettiğine artık itiraz yoktur. "
Prof.Dr.Osman Karatay.


"Iirkler ("Türkler"). Bunlar, Türk dilli İskit kabilesidir.Pek çok bilim adamı (P.İ. Şafarik,Z.İ.Yampolsky vd.) Herodot'un Iirklerini Türklerle özdeşleştirmektedirler. P Mela ve Büyük Pliny (M.S. I. Yüzyıl), daha önce söylendiği gibi, Kuzey Karadeniz boyunda yaşamış olan bu Türkler (Tirkler) hakkında malumat vermişlerdir (AİSK, 1990, S. 100, 108).
K.Laypanov, İ.Miziyev-Türk Halklarının Kökeni



from the book: Die Türken und das Osmanische Reich





read also:






TÜRK TARİHİ
TURKISH HISTORY
___________