ata etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ata etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2020 Cuma

Luvice Sorunu



Taru ve Tarhunt sözcüklerinin etimolojisi Türkçedir ve hâlâ Türkçe konuşan Türk boyları ve Türkler arasında kullanılmaktadır. Tar sözü Azerbaycan Türkleri arasında "Tanrı" anlamında kullanılmaktadır. Tarhun / Tarhan / Darhan ve Tarkan / Darkan, Türk Kağanlığı (Göktürkler) döneminde Kağan'dan sonra ikinci sırada gelen bir unvan olarak kullanılmıştır. Daha sonra Hazar Türkleri, Peçenek Türkleri veya Kuman Türkleri gibi Türk devletleri tarafından da kullanılmıştır ki bu da bizi bugüne getirir; Erkek adı olarak kullanılmakta olan "Tarkan" popüler bir erkek adıdır.

Luvice gibi saçma açıklamalar yapmayı bırakın! "Luvice" sadece Türk dilini gizlemek için kullanılmakta! Türkçe konuşan Türk boyları, M.Ö. 2000 yılında gelen ancak M.Ö. 1700'den sonra bir imparatorluk kurabilen Hitit döneminden önce de Anadolu'daydı. Taru sözü Hattice (Hititlerden önceki yerli halk) ise bu Hattilerin Türkçenin konuştuğunu gösteren bir kanıttır!

Bu "Luvice" saçmalıklarına inanmayın, burada kesinlikle bir sahtekarlık dönüyor!... Hint-Avrupa dilli halklar, ki Luvice de "onların" iddia ettiği gibi bu dilden, neden asla ama asla Tarhun veya Tarkan kelimesini kullanmıyor, kullanmadı? Aksine, bu sözcükler Türkçede yaşıyor!

Akkadca olduğunu iddia ettikleri "Adad" bile Akkadca değil, Sumerce ve Türkçedir. ATATÜRK'te olduğu gibi "baba, ata" anlamına gelmektedir. Doğu'nun en uzak Asya'sından Batı'ya kadar Türkçe konuşan halklar arasında, her yerde Ata ile başlayan özel ad ya da yer adı olarak karşımıza çıkar.

Luvice olduğu iddia edilen kelimelerden sadece 4 tanesini (Tarhunt-İmar-Ata-Tap) buraya aldım ve bu buzdağının görünen sadece küçük bir bölümüdür, artık gerisini siz düşünün...

SB

"Luvice" bir saçmalık ve çöptür, çünkü Pelasgca/Luvice ya da Hititçe/Muşkice olarak yazılan makale ya da kitaplardan Pelasgca çıkartılır (ki arkaik Türkçedir), Muşki çıkartılır (ki Saka Türk boyudur, Türkçe konuşur) ve geriye arzu ettikleri "dil" grubu kalır ve sözde "Luvice"ye dönüştürülür. Bu çalışmalar da Türkçeyi örtbas etmek için icat edilmiştir.

"Türkic" kelimesini kullanmıyorum, çünkü etnik kökeni tanımlamamaktadır. Tüm Türk boyları Türk'tür, Hazar, Kuman (Kıpçak), Göktürk, Osmanlı, Selçuklu, Oğuz veya Safevi, Avşar, Artuklu, Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen, Yakut (Sakha) vb. gibiler ön adıdır. Bu yüzden daima "Türkik" yerine "Türk" kelimesini kullanıyorum.






Taru and Tarhunt Turkish of etymology, and still used among Turkish speaking Turkish tribes and Turks. Tar is used as meaning "God" among Azerbaijani Turks. Tarhun/Tarhan/Darhan and Tarkan/Darkan is a title, which was used in the Turkish Khaganate (Gokturks) period, and was the second after the Khagan (Kağan). Also used as male name by the Turkish States, like Khazar-Turks, Pecheneg-Turks or Cuman Turks, which brings us to today; a popular male name "Tarkan".

So stop bullshiting with explanations as Luwian. "Luwian" is just used to hide the Turkish language! Turkish tribes, who spoke Turkish, was in Anatolia at BC times, even before the Hittite period, which came at 2000 BC, but established an empire after 1700 BC. If Taru was Hattic (before Hittites), even that proof that the Hattians where Turkish speaking!

Don't believe in these "Luwian" nonsense, there is absolutely a fraud here!...How come that the peoples of Indo-European languages, Luwian is one them as "they" claim, never ever use the word Tarhun or Tarkan? On the contrary, it lives in Turkish !

Even Adad, which they claim it is Akkadian, is not Akkadian but Sumerian and Turkish, because it means "father, ancestor" as in ATATÜRK. You can see everywhere as names or toponyms which begins with Ata, from the far east Asia to the west, among Turkish speaking people.

SB

Tarkan on Orkhon (Orhun) inscriptions




"Luwian" is nonsense and a trash
Invented to cover up Turkish.

I don't use the word "Turkic", because it does not define the ethnicity. And all Turkish tribes are Turks, it is the surname of the ethnicity, which has Khazar, Cuman, Gökturks, Ottoman, Seljuk, Oghuz or Safavid, Afsharid, Artuqid, Kazakh, Kyrgyz, Uzbek, Turkmen, Yakuts (Sakha), etc. as name. Therefore I will always use the word Türk.



EKLER (Additional) / ÖRNEKLER: (Examples)

- ATA / ADA , AMMA / ANA-ANNE-ENE , TAP



ATTA = FATHER

Turkish of etymology, not Hittite or Luwian! Even before "Hittite" it was used in Mesopotamia by Sumerians as ADDA-ABBA > Turkish; ATA-BABA

..." the variants U-ta and U-na stands for Tarhunt(a) and Tarhun(n)a- the Luvian and Hittite names of the Storm-god respectively.." Is it?...

U-ta and U-na = A-ta and A-na

AMMA/ANNI/ENE/ENI/ = MOTHER
Turkish of etymology, not Hittite or Luwian! 
Sumerian AMMA > Turkish; ANA-ANNE-ENE



And these words are passed by Turkish speaking people to others!


TAPALA > TAP
Meaning of TAP  "Worship" in Turkish!

TAP+ALA = Worship+Supreme
TAP+ULU = Worship+Almighty

TURKİSH of ETYMOLOGY




-  "İmar" sözü Luviceymiş !

"... Luvi tanrısı olan İmmarn(a)/i sözü Luvice 'açık ülke' anlamına gelen *immara- sözünden türetilmiştir...."

Bu açıklama tamamen saçmalıktır! Hint-Avrupa dilli halklar hiç "İmmara", yani İmar sözünü kullanıyormu? HAYIR! Ama Türkler kullanıyor...


".... Luvian theonym Immarn(a)/i is derived from Luv. *immara- 'open country'..."

This is totally nonsense! Does the Indo-European language people use the word "immara"? NO! But Turkish people do... It's Arabic, which comes from Akkadian (look for Akkadian-Turkish similarities)



- Türkçede kullandığımız -lı/-li ekleri Hint-Avrupa dillerinde yoktur! Hatticede de vardır -lı/li eki ve "Ankaralı" daki anlamıyla kullanılır.(bnz. Ahmet Ünal-Hititler)


The -lı / -li suffixes that we use in Turkish are not available in Indo-European languages! (İzmirli = From İzmir), Bebekli kadın = Woman with baby), (Babilli = From Babylon, a citizen of Babylon > Babylonian)... Luwian? Really? Is totally nonsense!




TÜRKÇE / TURKİSH





21 Ekim 2019 Pazartesi

TULGA - TOLGA - TVLGA




TULGA (TVLGA): 
Adı Türkçe olan Hispania'nın Vizigot (Batı Gotlar) Kralı (639-642). 
Kral Çintila'nın oğlu ve halefi. - 18.yy gravürü

TULGA (TVLGA - 6th c).
Visigothic (West) King of Hispania (639-642). Son and successor Chintila. - 18th century engraving.
* Tulga - Tolga = Tr. of ety., meaning helmet. Still in use among Turks as male and surname.




Gotların tarihi de bir muammadır. Aslen Got olan Romalı Jordanes Gotların tarihini yazarken büyük bir baskı altındadır. Hunlarla savaş halinde olan Romalılar, kayıt altına alınan her şeye sansür uygulumaktadır. İşte bu zamanda kitabını yazan Jordanes de sansürden geçmesi için elinden geleni yaparken birçok bilgiyi satır altına gizlemiştir. Gotların Hunlarla akraba olduğunu ve hatta bazı Gotların Hun isimleri aldığını söyler.

Gotların İskit (Getae*) olduğunu yazan Herodot'tan (MÖ 5.yy) Tacitus (MS 1.yy) ve Yaşlı Pliny'e (MS 1.yy) gelinceye dek Gotlar artık İskit olmaktan çıkmış ve Germanik boyu olarak anılmaya başlanmıştır. Ama yaşam tarzları, gelenek ve kültürleri, hatta dilleri bile Türkçe kelimeler barındırır.

Kapadokyalı olan Ulfila (Wulfila, MS 4.yy) kaçırılmış ve Tuna Nehri civarında, 'Çar/Oğuz İskitleri'nin ülkesinde yaşamıştır. Ulfilas Yunancadan Got diline çevirdiği İncili'nde Tanrı için 'Baba'nın karşılığı olan 'Atta' kelimesini kullanmıştır. Sağır sultanın bile bildiği bir şey varsa o da Ata sözünün öz Türkçe olmasıdır.

'Atta unsar thu in himinam'
'Cennetteki/Gökteki Babamız'


Semra Bayraktar


* Getae kelimesi diğer İskit/Saka boylarından olan Tissagetler ya da Tomris Ece'nin kabilesi Massagetler (Massagetae) dediğimizdeki gibidir 'Getae' (Get).
* Tissagetler (Thyssagetae) aynı zamanda Tyrasgetae olarak da okunur. Tyras > Tiras/Turas için Prof.Ç.Garaşarlı İskandinav kaynaklarında Traklar ve Türkler için kullanıldığını yazar. Hazar kaynaklarında da Tir-s ya da Turis olarak geçmektedir. Dinyester (Turla) nehrinin de eski adıdır. Tissagetler Başkırt/Başkurtların da atalarındandır.
* Türk:Ata (Ada) - Sumer: Ada (Olcas Süleymanov, Aziya, s.221)
* "History of the Goths (Gotların Tarihi) adlı çalışma Gotların tarih sahnesine çıkışından Ostrogot ve Vizigot Krallıklarının sonuna kadar olan dönemi siyasi, askeri ve içtimai tarihi için önemli bir eserdir." - Mert Kozan (Herwig Wolfram, History of the Goths, İng.Tercüme Thomas J.Dunlop)




Über die name TULGA:

Sie sagen (link) ;"Noch keine Infos zur Bedeutung verfügbar... und mongolisch". Sie wissen es nicht, aber wir wissen es. "Mongolish!" dass ist ja Absurdität und unmöglich, weil Tulga ist Turkish, die Hunnen haben diese name auch. Tulga bedeuted Helm auf Turkish. Wenn Sie nicht in die türkische Sprache schauen, können Sie nie die Bedeutung finden. türkisch zu ignorieren, das ist dein problem! Ein anderer hier (link): "Die Bedeutung dieses Namens ist unbekannt", natürlich berücksichtigen Sie nicht die türkische Sprache! Westgoten verwendeten Hunnen-Türken namen.


About the name Tulga:

They say (link), "No information on the meaning available yet ... and Mongolian". You do not know, but we know it. "Mongolish!" that is absurdity and impossible, because Tulga is Turkish, the Huns have that name too. Tulga means helm in Turkish. If you do not look into the Turkish language, you can never find the meaning. ignoring turkish, that's your problem! An other one here (link):  "Meaning of this name is unknown", ofcourse, you are not considering the Turkish language! Visigoths used Hun-Turkish names.

SB









18 Ekim 2018 Perşembe

Devlet olma yolundaki adımlarını "Midas" ile başlatan Frigya






"FRİGYALI" KAHRAMAN TURİS
Prof.H.Sayce

Turios'un Thyateira (Akhisar)'ın kurucu tanrısı olduğunu yazıtlardan öğrendik, ki ileri bir zamanda Güneş-tanrısı Apollo ile özdeşleştirilmişti. Turios Turis'den türetilmiş, eril son ek -mn- ile oluşturulmuş. Lidya gördüğümüz gibi: "İbsi-mna(n)" - Efesli ; "Kulumna(n)" - Koloeli ; ayrıca Hititlerde "Kartapakhur-meni" - Kartapakhus'un adamı.

Turis kelimesi ise Truva VI'daki bir Mikenos tabakasında bulunan bir ağırşak üzerinde bulunmuştur. Burada açıkca Kıbrıs karakterleri ile "pa-to-ri Tu-ri" yazmaktadır, ki "baba Turi" anlamındadır. (Schuchardt; Schliemann's Discoveries, pp 334-5)

Bu Tyris adını Tyriaion'a da vermiş olacak, modern çağdaki Ilgın (Konya), ki Sir W.M.Ramsay bir Moscho-Hitit yazıtını keşfettiği yerdir.

Onda (Tyris) bir Frig tanrısını veya kahramanını görmeliyiz, ki Thyateira (Akhisar)'ın Güneş Tanrısı "Tyrian"ın babası idi.

İkinci isim ise Tyrimnos bir bileşiktir; "Ma'nın şehri" demek olan "Mas-taura" daki gibi; bir tanrı adıyla birleştirilmiş. Thya adlı bir tanrıyı temsil etmesi olasıdır, belki de Tyris'in bir eşidir. Tyrimnos sikkelerde elinde bir balta taşımaktadır.

Prof.Archibald Henry Sayce 
The Phrygian Hero Tyris. A. H. Sayce
The Classical Review, Vol. 46,Issue 1,February 1932 p.11
Çeviri: SB




* TUR - Türk kelimesinin köküdür. Tyrian = Turan.(-y- u olarak okunurdu)
* İbsiman, Kuluman, Kartapakhurmeni kelimelerindeki -man ekleri Türkçede de görülür; Ataman'daki gibi... (Kartapakhur kelimesi Katpatukya, yani Kapadokya'yı da çağrıştırıyor)
* Truva VI , savaşın yapıldığı tabakadır.
* Tyris bir Frig'den ziyade bir Kimmer/Saka kelimesidir.
* Moscho-Hitit'deki "Moscho" kelimesi Muşki'dir. Demek "Muşki-Hitit" diye tabir ettikleri bir yazıt vardı !..

Henry Sayce'ın "The Moscho-Hittite İnscription" (Muşki-Hitit yazıtı) makalesinin dipnotunda 'Frigçe oua köy demektir' diyor... OUA Türkçe okunuşu ile OVA'dır ve Türkçedir. Halk nereye kurar evini-barkını? [Phrygian oua “village”]


* Ilgın: "Ilgın ilçesi (Helenistik dönemdeki adıyla Tyriaion) Hitit imparatorluk çağında önemli kenti Ikkuwaniya olduğu düşünülen Konya'nın 70 km kadar kuzeyine düşer ve Hitit coğrafyasının Aşağı Ülkesini batıya bağlayan ana ulaşım hattında yer alır. Özellikle Geç Demir Çağı ve Helenistik döneminde önem kazanan bu ortak yol (Strabon 14.2.29), büyük ihtimalle Hitit krallarının da batı seferleri için kullandığı önemli arterlerden biriydi. Nitekim Zenofon ünlü İran seferi için kullandığı Tyriaion ovasında Pers ordusu ile konaklamış ve Genç Kiros'un burada yaptırdığı askeri tatbikattan eserinde bahsetmiştir (Anabasis 1.2.14-18)." [Dr.Ömür Harmanşah - Yalburt Yaylası (Ilgın, Konya) Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi, 2010 Sezonu Sonuçları]


Thyateira (Akhisar) Sikkesi - MS 177-192
Solda Commodus, sağda Apollo-Tyrimnaeos atlı olarak elinde baltasıyla.


*

"Lukkia/Likya ve Frig Adları" adlı makale W. G. Arkwright (Lycian and Phrygian Names) tarafından 1918 de yazılmış.

"Arkeologlar arasında genel kabul görülen bir teoriye göre, Yunanistan'daki yerel adlara göre burada tek bir dil konuşuluyordu, ama Anadolu'da (Küçük Asya'da) bu tamamıyla farklıydı; konuşulan dil Yunanca, Trakyaca, İlliryaca veya Frigce'den farklıydı. Ne Aryan (yani Hint-Avrupa) ne de Semitik diliydi ve Lukkia (Likya) yazıtlarına benziyordu. Daha sonraki bir tarihte, Greklerin gelmesinden önce veya sonra, belirli Trakya ve İlirya unsurları eklenmiş, ancak coğrafi adlara çok az katkıda bulunmuşlardır. Yunanistan'daki yerel adlarda -ss (-σσ-) ve özellikle -nth (-νθ-)  yabancı unsurlar olarak kabul edilir.  -ss (-σσ-) ve -nd (-νδ-) son ekliler Likya'dan ve Küçük Asya'nın diğer bölgelerinden bilinir ve bu yerel olan Likya dilinden türetilmiştir." [çev:SB]

[According to a theory which has been very commonly accepted by archaeologists in this country, the local names of Greece prove that a single language was once spoken there and in Asia Minor which was totally different from Greek, Thraeian, Illyrian, or Phrygian. It was neither Aryan nor Semitic, and resembled that of the Lycian inscriptions.At a later date, whether before or after the arrival of the Greeks, certain Thraeian and Illyrian elements were added, but they contributed little to the sum of geographical names.This belief is founded on the occurrence in Greece of local terminations in -σσ- and especially in -νθ-, which are considered to be foreign, and on their identification with the suffixes -σσ- and -νδ-, which are well known in Lycia, as well as in other districts of Asia Minor, and are derived from the native Lycian language... link



"Şehirli" olan Frigler ne zaman atlarını damgalamış? 


"Her şeyi bilen wiki"ye de sordum! [Pages in category "Kings of Phrygia"]. Bana "Frig" birkaç isim dışında bir "kral listesi" veremedi! Hadi verdiklerine bakalım: wikiye göre kaydedilen "Frig" kralları/adları:

- Acmon : Akmon / Akman olarak da okunabilir, Ak öz Türkçedir. Akman Türklerde hala isim/soyisim olarak kullanılır.

AKMAN "MANAEUS"un oğludur; MANAS  benzerliği... Erkek kardeşi "Doeas" (DUAS) ile Karadeniz'i terk ederek "Frigya'ya" gelir. Kendilerini "Titan"lar olarak tanıtırlar ve " En Yüksek-Ulu" sıfatını takarlar. Güçleri tüm Frgiya'ya yayılır, hatta "Yunanistan" ve "İtalya"ya uzanır. Karadeniz'de o tarihte kim vardır? Alizonlar, Kaşkalar, Kimmerler... Akman'ın oğlu URANUS: Uranus'tan -us eril ekini çıkarırsak zaten "OĞUL" kelimesi ile karşılaşırız: URAN / URHAN / UGHLAN / OĞLANUranus bilimle uğraşıyormuş ve "prens" sıfatını almış, çünkü kendisini tanrı olarak görmüyormuş.
[kaynak:Kutsal kitaba göre:] [[kaynak:Mitolojiye göre:]

Ayrıca bir antik kentimiz var "Acmonia (Akmonya)" antik kenti. Buradaki "-ia" eki aidatlık ekidir, yani "Akmon'un Şehri" demektir. Günümüzün Ahat Köyü'dür (Banaz-Uşak), basındaki habere göre Romalılar tarafından kurulmuştur, ama tarihini MÖ 9.yy olarak verirler. Ben mi yanlış okuyorum, yoksa onlar mı tarihte yanlışlık yapmış bilemiyeceğim... Bildiğim bir şey varsa o da MÖ 9.yy'da Romalıların adı-sanı yoktur! Yani kenti Romalılar kurmuş olamaz. 


"Wikinin" verdiği diğer "Frigli"lere bakalım:


- Gordias : Muşkili Mita'nın babası ise Muşkili'dir.
- "Frig kralı" Dymas : Truvalı Hecuba (Ecuba)nın babası. Ama Truvalı Hecuba zamanında "Frig" yoktu !
- Midas (ki bu Muşkili Mita, dolayısıyla babası Gordias da öyle!)
- "Frigyalı" Mydon (Acmon'un oğlu). İlyada'ya göre, ki MÖ 6.yy'da yazılmıştı, Mydon'da Truva savaşından önce Truvalı Priam ile Amazonlara (Erpatalar) karşı savaş yürütmüş, lakin o dönemde "Frig"lerin adı-sanı yoktur!
- Tantalus: Pelops ile Niobe'nin babasıdır ve aslında Egelidir, Manisa- Truva arasında geçer hikayesi, bu yüzden "Frigyalı değildir, ki döneminde "Frig" yoktur!


Hani nerede bu Frig kralların ,elitlerin, zenginlerin, normal halkın isimleri, nerede?... Koskoca Frig Devleti diyorsunuz Gordios ve Midas dışında kral ismi sayamıyorsunuz! Ama her yerde "Frig Devleti", "Frigler" olarak geçenlerin hem de yazısı olan bir topluluğun hiç mi "Midas", yani Mita ve Gordias dışında kralları yoktu? Yazısı olan millet niye kayıt altına almamış peki, mümkün mü bu? İsimler, "Frigçe" mi, yoksa Kimmer/İskit Türkçesi mi? 



Şimdi kalkıp buna "Frig Sanatı" mı diyeceğiz? Hayır...
Bu düpedüz "Türk Sanatı"

Maltaş Anıtı - Göynüş Vadisi / Afyon
"Friglerin" mezarları dolmen/kaya mezarları iken, Gordion ve çevresindeki Kurganlar nasıl "Frig"lere ait olabilir? Bu anıtın üzerindeki "tamgalar" Türk.



Başka kaynaklara da bakalım:



"... Epigrafik verilerden, şahıs isimlerinin çoğunun Phryg-Lyd kökenli olduğu anlaşılmakta ..."

kaynak: "Antik Kaynaklar, Epigrafik ve Arkeolojik Veriler Işığında Kuzeybatı Pisidia Bölgesi’nin Kültürel Kimliği"
Bilge Hürmüzlü Kortholt,Öznur Anrıver PDF

Bu makaledeki birkaç isme eleştirilerim:

1) Makaleden:
"Aleksandros: Grek-Makedon kökenli olan isim, Hellenistik Dönem’de Büyük İskender’in (İ.Ö.333/330) Küçük Asya’ya gelmesinden sonra yerel halk tarafından da kullanılmaya başlanmıştır. Helenizasyonun Küçük Asya’ya yayılmasından sonra yerel halkın Grek kökenli isimleri (Aleksandros vb.), kendi dillerine uyarlayarak kullandıkları anlaşılmaktadır."

* Grek-Makedon toplulukları gelmeden önce Hitit kaynaklarında (MÖ 13.yy) "Truvalı (Wilusa) Alaksandu" adı geçer. Ve Aleksander kelimesi de Alaksandu'nun Grek-Makedon dilindeki söylenişinden başka bir şey değildir.! Yani, Aleksander Grek-Makedon kökenli olamaz!


2) Makaleden: 
"Appas-Appa : Appa, köken olarak epikhorik bir isimdir. Ap- eki ile başlayan isimler, Küçük Asya’da genellikle Phrygia, Karia, Lykia ve Galatia Bölgeleri’nde kullanılmıştı."

* APPA / APİ / APA İskitler'deki Umay Anadır : Papaios (Papa/Baba) nın eşi, Targitaos'un da annesidir! Yani kelime Öz-Türkçedir. 


3) Makaleden:
"Attalos-Atalos: Makedon kökenlidir ve onomastic olarak kabul edilmektedir. İsmin kökeninin, Luwi ve Goth dillerinde olan Attala kelimesinden geldiği belirtilmiştir."

* ATTA / ATA Öz-Türkçedir. Ne Makedon, ne Luwice ne de Gothça'dır... Hattilerden Hititlere geçmiştir.


Hitit yazıtlarında geçen ATA - ANA
... anna- ‘mother’...
... Old Hittite at-ta-aš-ša-an ‘his father’...
... at-ta-aš-mi-iš ‘their father’ as attaš⸗(š)miš ).... 
kaynak: A Grammar of the Hittite Language, 2008

<anna-> mother -- mothers 
<atta-> father -- fathers


... b) In the Neo-Hittite era, the separation between the two elements is less and less felt. Following constructions like attas-sis "his father" (Nom. Sg.) : attassin < *attan-sin "his father" (Acc. Sg.), one builds the Nom. Sg. attas-mis "my father",
but the Acc. Sg. attasmin and attasman "my father", as well as attastin "your (sg.) father",
as if the inflection only affected the end of the group..: kaynak:




"Tarihî ve çağdaş Türk Lehçelerinde, “baba” kavramı daha çok “ata” ( ada / eti / aça), “dede” ve “aba”
kelimeleri ile karşılanmaktadır."

ATATÜRK, ATABEY, ATAOL, ATABEK, ALMA-ATA, ATALAY, vb.gibi Türk isimlerinde hala yaşamaktadır.
Yıllardır Türkiye yaşayıp Gordion kazı başkanlığı yapmış olan Rodney S.Young'un bundan bahsetmemesi de utanç vericidir!

"Soldan sağa doğru yazılmış... Kelime (ya da isim) ATA daha sonraki zamanlarda Gordion'da grafitileri arasında yaşamaktadır. Bu yaşayan bir terimdi." 
[kaynak: OLD PHRYGIAN INSCRIPTIONS FROM GORDION:TOWARD A HISTORY OF THE PHRYGIAN ALPHABET1 (PLATES 67-74)  Rodney S.Young:]
"The inscribing was done from left to right... The word (or name) ATA occurs among the later graffiti of Gordion. It was a term which lived on."

ATA is Turkish of etymology, means "ancestor, father", and it is still in use as in ATATÜRK, ATABEY, ATAOL, ATABEK, ALMA-ATA, ATALAY, etc...
It is a shame that Rodney S.Young (or anyone else) did not mentioned that!...
SB

ATTAS
Gordion kazılarından çıkan bir başka yazıt...
kaynak:Rodney S.Young, 1969
Old Phrygian İnscriptions From Gordion

Buradaki ATTAS, Saka/İskit kralın ATAİL'in adının grekleştirilmiş hali ATHEAS / ATAİLS gibi...Belki de aynı kişidir, çünkü bu Gordion buluntusu MÖ 5.yy'a aittir. ATAİL, MÖ 339'da Büyük İskender'in babası II.Filip tarafından bir savaş meydanında öldürülmüştü.


Eğer Hitit yazıtlarında ATTA ve ANA ya rastlanıyorsa ve de aynı anlamda kullanılıyorsa, Hititlerin Türkçe konuşan halklarla etkileşim halinde olduğunu ve hatta aynı topraklarda yaşadığı bir gerçektir. ATA kelimesi ÖZ Türkçedir, "batılılar"ın -her şeyde- iddia ettiği gibi ATA kelimesi Hint-Avrupa dili falan değildir. Tüm Türk dünyasında ATA anlamındadır ve halen isimlerde kullanılır. Hitit metinlerinde geçen WATER kelimesi yüzünden Hitit dilini Hint-Avrupalı yapanlar, ATA ve ANA kelimesini es geçer... Halbuki Anadolu'daki Hitit Devleti bir ulus devletidir ve "Hint-Avrupa dili konuşmayan" Hattilerin ülkesini istila etmiştir. Onlardan önce ve sonra bu topraklarda yaşayanlar Türkçe konuşur. Friglerde ya Kimmerlerden almış kullanmış, ya da bizzat Kimmer ya da İskittir! 


4) Makaleden:
"Papas-Papa: Papas ismine Küçük Asya’da Mysia, Bithynia, Paphlagonia, Lydia, Karia, Phrygia, Galatia, Pisidia, Lykaonia, Pamphylia, Isauria ve Kilikia Bölgeleri’nde çoğunlukla rastlanmış olup, ismin köken olarak Phrygia ve Isauria Bölgeleri ile ilişkili olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla, şahıs isminin Phrygia’ya özgü ve epikhorik (yerel) kökenli olduğu anlaşılmaktadır."

PAPAS / PAPA Türkçedir. Çuvaş-Hun Türkçesinde hala mevcuttur! İskitlerin PAPAİOS'undan gelir!


5) Makalede Artas adını da "Pers kökenli" vermişler. Oysa Artaş Med-Part Türklerinden kalmadır ve Türkçedir.



6) Makaleden:
"Babeis-Babis: İsimler, Phrygia ve Lykia Bölgeleri’nde kullanılmıştır. Özellikle Phrygia Bölgesi’nde bu isimlere oldukça yoğun şekilde rastlanmaktadır. Bu durumda, ismin Phrygia’ya özgü olduğu açıktır. Babis ismi, Babeis’in versiyonudur. Kuzeybatı Pisidia kentlerinin, Phrygialılar’dan etkilenerek Babis ismini yerel dillerine uyarladıkları açıktır. "

* BABEİS / BABİS Türkçedir ve PAPAS / PAPA 'nın farklı söylenişidir !

Türkoloji kaynaklarına bakmayıp "Hint-Avrupa"cıların kaynaklarını baz alırsanız böyle çuvallarsınız! Anadolu'da farklı dillerde birçok topluluk vardır, bunlardan biri de TÜRKÇE'dir. Bunu göz önünde bulundurmanız ve dikkate almanız siz akademisyenlerin görevidir. ["Antik Kaynaklar, Epigrafik ve Arkeolojik Veriler Işığında Kuzeybatı Pisidia Bölgesi’nin Kültürel Kimliği" makalesine eleştirimdir]  Kısaca, "Frigce!" olarak kaydedilen bu İsimler "Frigce" değildir, ancak coğrafi tanımla "Frigyalı" olabilir.



- Papias, Sagaris, Appia, Appa, Attagos, Anar, Germe, Meka, Brater, Appa, Dades, Tateis, Gainas, Agdistis, Men, Zamelon,  Sabaizos


Laodikya Antik Kenti - Denizli



Lycus (Çürüksu) Vadisi'nde İskitler

Pavlus'un (MS 1.yy) Koloselilere mektubunda Lycus Vadisi'ndeki "İSKİTLER"den bahseder. 


İncil, Koloselilere Mektup: 3-11:
" Bu yenilikte Grek ve Yahudi, sünnetli ve sünnetsiz, barbar, İskit, köle ve özgür ayrımı yoktur, Mesih her şeydir ve her şeydedir."


* Kolossae (Colossae) Denizli'nin 25 km doğusunda, Honaz yakınlarında bulunan antik kenttir.
* Lycus (Çürüksu) Vadisi ; Pamukkale-Hierapolis, Laodicea,  Kolose'nin de içinde bulunduğu vadidir. Laodikya Kazı Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek, Lycus Vadisi’nin en eski yerleşim yerinin 7 bin 500 yıl öncesine kadar dayandığını bu yerleşim yerini de Anadolu’da yaşayan kavimlerin kurduğunu belirtir.
* Kurrhoslu Theodoret (Cyrrhus, Halep sınırına yakın antik kent): Antakya okulunun teologu ve Kurrhos piskoposu (MS 393-458), Doğu Roma Kilisesinde önemli tartışmalarda rol almıştır. 431 Efes Konsili'nde İskenderiye piskoposu Cyril (Kiril) ile karşı karşıya gelen İstanbul piskoposu Nestorius'a yazdığı mektupta onu kınamadığını ve İskenderiye piskoposu Cyril (Kiril)'a karşı olduğunu 451'deki Kadıköy Konsili'ne kadar yazmıştır. Bu mektuplar ölümünden sonra 553'deki İkinci İstanbul Konsili'nde kınanmıştır. Halbuki esas kınanması gereken Cyril'dır, çünkü o İskenderiye Kütüphanesinin biliminsanı Hypatia'nın ölümünü azmettirendir! (Balık baştan kokuyormuş...) Süryaniler ise Theodoret'i aziz olarak görür.

kaynakta:
"Barbar kelimesi Grek olmayan veya Grekleşmemiş topluluk için kullanılırdı"
"Frigler kesinlikle Grek değildi"
"Burada İskit olarak kaydedilenler Frig olabilir miydi? Frigler'de İskitler gibi "göçebe (nomadic)" olup kuzey-batıdan Lycus vadisine gelen ve bir zaman siyasi kontrolü elinde tutan gruptu. İskitler o zaman yerliydi, çünkü barbar kelimesi dışarıdan gelenleri kapsar. Kolose ve Lycus vadisindeki Hıristiyanlar kendilerini İSKİTLER olduğunu söylerler. Bunun anlamı, onlar MÖ 7.-6.yy'daki yönetici topluluğun torunları mıdır?" diye soruyor...[kaynak: Colossae in Space and Time: Linking to an Ancient City

Evet, İSKİTLERİN torunlarıdır. Piskopos Theodoret (MS 5.yy) de Balkanlarda "İskit Dilini" konuşan vaizleri misyonerlik için kullandığını yazmış. MS 1.yy Anadolu'sunda İskitlerin yaşadığını ve MS 5.yy'da bile hala kendi dillerini, yani İskit Türkçesini koruduklarını görüyoruz. Yoksa, Pavlos MS 1.yy'da İskitler'den bahseder miydi? Teolog Theodoret 5.yy'da "İskitçe (Türkçe)" konuşan vaizle çalışır mıydı?..



Solda Pazarlı'da bulunan bir Panel (Anadolu Medeniyetler Müzesinde),
sağda Kelermes Kurganı'ndan çıkan bir buluntunun çizimi.
Her ikisinde de aynı betimleme; Pazarlı MÖ 6.yy, Kelermes Kimmer ise MÖ 7.yy....

Sizce başkenti Gordion olan ülkede hakimiyet kime aittir?
Bu görseli Pazırık'tan Gordion'a Türk Dünyası sunumunda da göstermiştim.

Memluk Türkleri 12.13.yy / Ashmolean müzesi
'Frig' diye tanımlanan mobilya parçası üzerindeki tamga ile birebir aynı.


Tarihi MÖ.2300'e kadar geriye giden Yassıhöyük / Gordion'a Frigler ancak MÖ 1100 gibi gelmiş! Bunun yanında, bölgede yapılan arkeolojik çalışmalar ile tarihi veriler Kimmer/İskit-Türklerinin buradaki varlığını da kanıtlamaktadır. 
Şimdiye kadar hep şehri Kimmerlerin yaktığını söylemişlerdi, ama araştırmalar
Kimmerlerin yangından 
sorumlu olmadığını ortaya çıkardı.
Birebir benzer betimlemeleri yapanlar, aynı kültür potasından gelmiştir, hatta aynı soydan bile olabilir...
Hitit Devleti dağıldıktan sonra özgür olan Kaşkalar 'Friglerin' arasına karışmıştır. Asur kaynaklarında MÖ 11.yy'dan beri görünen Muşkilerin Mita'sı ile birleşmişlerdir. Bu sebeple;
Siyasi hayatını, devlet olma yolundaki adımlarını "Frigyalı Midas" ile başlatan 'Frigya' gerçekten de 'Frig Uygarlığı' mıdır?
Bunun artık sorgulanma zamanı gelmiştir...

SB


14 Şubat 2018 Çarşamba

Alp - Alpen









Die wörter ALP ist nicht Germanisch, die etymologie die wörtes ALP ist Türkisch. Die name der berge "Alpen, Alpes, Alpi, Alps" kommt von ALP, und es ist immer noch unter Türken im einsatz als männlicher name.

Denken sie denn das die wörte GERMAN ist "germanisch"? Die nach 500 vor Christus gesprochen wurde! ... Nach Cimmerians und Scythians, wer sprach Türkisch, das Wort ER/AR-MAN hatten, und "fett, heroisch, herzhaft-herzlich" bedeutet !..

Wie im namen eines Türkischen Herrchers "ALP Er Tunga" [7.v.Chr., Großvater von Königin Tomyris (auch Tr.), war könig von Turan als "Afrasiab" in Shahnama], oder Balamber (Bulümar - 360??-378) Sohn "Alp-abai" (Alyp-bi, Arbat oder 'Uldin' - 378-390) das wird Khan der Westhunnen in Europa und besiegt Sadumians (Skandinavier).


* * *


The words ALP is not Germanic, the etymology of the word ALP is Turkish. The name of the mountains "Alps, Alpes, Alpi, Alps" comes from ALP, and it is still used as a male name among Turks.

Do you think that the word GERMAN is "Germanic"? Which was spoken after 500 BC !... After Cimmerians and Scythians, who spoke Turkish, had the word ERMAN, and "bold, heroic, brave, valiant" means !..

Like in the name of a Turkish ruler "ALP Er Tunga" [7th c BC, grandfather of Queen Tomyris (also Tr.), as king of Turan "Afrasiab" in Shahnama] , or Balamber (Bulümar-360??-378) ' s son "Alp-abai" (Alyp-bi, Arbat or 'Uldin'-378-390), which becomes Khan of Western Huns in Europe and defeats Sadumians (Scandinavians).


SB.



By Professor Firudin Agasyoglu Jalilov (Ağasıoğlu Celilov). ..... "At last, the fact that Arman/Armen/Erman is a tribal division known among contemporary Turkic peoples perfectly shows what kind of people it was in antiquity and what ethnic group it belonged to...." (to read more: link)    (-mAn / mEn supplement)






Alp = Elf




"Alp bedeutet im türkischen groß , mächtig, furchtlos, tapfer. Alp ähnelt auch dem deutschen Elfe, siehe Wikipedia  Die Entstehung des Wortes Elfen in der deutschen Sprache geht auf das Wort Alb oder Elb im Singular bzw. Elbe oder Elber im Plural zurück. Aus der femininen Form "Elbe" wurde im 16. Jahrhundert zusätzlich der schwache Plural "Elben" gebildet. Im 18. Jahrhundert wurden die Wortformen durch die englische Form "Elfen" verdrängt. Die Form "Alb" findet sich heute noch in einer eingeschränkten Bedeutung im Wort Albtraum wieder." (von einem freund)



Turkish academician Osman Karatay and Emre Aygün investigated these words to:  "Old Scandinavian records inform that ancestors of the Scandinavian peoples had condensed contacts with the region where ancient Turks used to live, and sometimes directly with the Turks. They contain very significant cultural elements. Besides, some ethnic contacts occurred. Consequently, withnessing the very similarity of typecasting of  heroes, which is one of the most outstanding cultural peculiarities, of the Scandinavian and Turanic realms is not very surprising. In addition, basic words of the two denominating heroes are strikingly similar to each other, and likely cognate." - Alplar ve Elfler: Türk ve İskandinav Dünyalarında Kahramanlık Olgusu link




"Streifzüge des vagabundierenden Kulturwissenschafters" by Roland Girtler (Österreichischer Soziologe, Kulturanthropologe)


"Atta unsar, þu in himinam" = Our Father, who art in Heaven
 Gothic language is an extinct 'East Germanic language' (?) that was spoken by the Goths, and they use the word ATTA, 
which is Turkish of origin.

"Atta" = "Father" = Turkish of etymology
Therefore, which Germanic or Gothic?...
SB.










4 Aralık 2017 Pazartesi

Truva Palladion'u, Nike ve Athena





"Troya Palladion'u gibi, Efes'in tapınak içindeki Artemis heykeli de gökten düşmüştü, ve düştükleri yere tapınak yapılmıştı. Troya Palladium'u, yani Pallas Athena heykeli Hellenler tarafından Truva'dan çalınmıştır... İlkel düşünce sisteminde tanrıların totemleri gökten düşerdi ve bu 'Hellen olmayan' halklara mahsustu. Mesela İskitlerin kutsal altınları, ki Heredot yazar, yaratılışta gökten düşenleri ilk alan kral olmuştur." (Edith Hall -Oxford Üni.)


"Athena adının kökeni bilinmediği gibi, Pallas'ın kaynağı da tartışma konusudur." (Azra Erat - Mitoloji Sözlüğü)

"Athena ismi Yunanca ile açıklanamamıştır" (Mircea Eliade - Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi, cilt:1)

"O'nun Anadolu kökeninden anlaşılıyor ki sözde "Hellen sömürgesi" kıyı kentlerinde kent tanrıçası olarak en büyük saygı gördü diye Athena Hellenleştirilemez." (Prof.Fahri Işık) 


Resimde; (MS 1.yy, Roma dönemi. Louvre Müzesi)

Nike, Troya Palladium'a sarıp sarmalanmış yılana bir şeyler veriyor (açıklamada yumurta diyorlar!). Aslında Nike ilklerdendir ve Athena'dan da büyüktür, ama ne yazık ki Athena'nın oyuncağı ve de daha küçük olarak betimlenir. Ayrıca, Athena ikinci kez Zeus'un kafasından doğurulmuştur, yani Hellenlerin tanrı panteonuna sonradan girmiştir! 


Nike, Titan olan Pallas ile Yeraltı dünyası nehrinin tanrıçası Styx'ın kızıdır. Styx, Okyanus kızlarının en büyüklerindendir, yani suyu temsil eder. Karkamış'ın en büyük tanrıçalarından birinin adı da Athi'dir. Babil ve Hitit tanrıları arasında da Athi vardır. Tanrıların yaratıcısı denizlerin tanrıçası Athi başlangıçta ki sudur, ama Ruh'tan Su'ya dönüştüğü yazar. 


Baal yazıtında şu cümle geçer : " Athirat'tan kim süt içecek?".. Türk mitolojisinde "Süt gölü (Ak göl)" den bir damla süt/su içmek "ilk ruhun verilmesi" demektir ve Umay Ana ile ilgilidir. Truva'da bulunan baykuş formlu vazolar da Schliemann'a göre bu Athi ile ilintilidir. Truva'da Athi-Ate olarak geçen tanrıçanın adı, Hellenlerin çalmasıyla Athena'ya dönüştürülmüş demek ki. Yunanistan'ın başkenti Atina adı da Athena'dan gelir, ama ne zaman verilmiş? Athena'nın yarışmayı kazanmasından sonra, ki Athena Truva savaşından sonra oraya gitmiştir!.. Athi-Ate aynı zamanda ATA olarak ta okunabilir...


Nike'nin küçümsenmesinden "önceden Barış vardı, ama Savaş daha önemlidir" anlamı çıkar...


SB.







"Trojan Palladion, the statue of Pallas Athena, which the Greeks stole from Troy."


"The most famous statue of Artemis of Ephesus, inside the temple, had an important feature in common with the Tauric xoanon. Both were believed to have been "sky-fallen" diopetes, to have dropped out of the sky to the ground at the location where the temple was built. So, for that matter, had the Trojan Palladion, the statue of Pallas Athena which the Greeks stole from Troy. The idea of primeval sky-fallen totems of gods was something the Greeks associated with non-Greek peoples, for example the sacred gold of the Scyrhians which Herodotus says fell from the sky at the moment of creation, before the first man to pick it up became king." - [Edith Hall (Oxford Uni., British scholar of classics)Adventures with Iphigenia in Tauris: A Cultural History of Euripides' Black..)]


"The name Athena can not explained in Greek language" (Mircea Eliade - A History Of Religious Ideas.. )

"The origin of the Athena name is unknown, also the source of Pallas is a matter of debate." [Azra Erat - Mitoloji Sözlüğü (Mythology Dictionary)]

"It is understood from the Anatolian origin of Athena, the city goddess who gets the greatest respect, of the so-called "Hellenic colony" in coastal cities,  can not be Hellenized". (Prof.Dr.Fahri Işık)





Uygarlık Anadolu’da Doğdu kitabından:




17 Nisan 2017 Pazartesi

Altay'dan Tanrıcı başı Akay Kine'den Ak Cang ya da Tanrıcılık....





"Gök Tanrı'nın çocukları, kul olmaz. Seni, anan, atan dünyaya getiriyor, terbiye ediyor, okutup, yıllarca yetiştirmek için uğraşıyor; sonunda kul ol diye bunları yapmıyor. Analar, çocuğunu kul olsun diye doğurmaz. Gök Tanrı da bunu istemez, bundan hoşlanmaz, buna kızar. Kul olanı tepersin, ayağınla tepersin; ona saygı duymazsın. Kullukta saygınlık yoktur.


Gök Tanrı, anan atan gibi onu sev ve onun eserlerine sahip çık ister. Gök Tanrı başını yere koyan, başını eğen oğul/kız istemez. Ben seni boynunu bük, başını yere eğ diye yaratmadım der. Bir insan bir şeyn kölesi kulu olursa o kişi sıkışmış, bastırılmış olur. Baskı altındaki kişi de bu baskıyı başkalarının üzerinde kullanmak eğilimine sahip olur. Bu eğilim, o insanın etrafına da yayılır; doğaya yayılır, kişi bu baskıyı hem çevresine hem de doğaya uygulamaya başlar. Dinler arasındaki savaşlar, insana ve doğaya zarar verme girişimleri, kul olmanın getirdiği baskıdan kaynaklanır. Bütün bu olumsuzluklar, insan zihninin altında bu kul olma baskısı yattığı için olur. 


Bizim dedelerimiz, kul olmamaya çok önem verirdi; onlar kul olmayı reddetmişlerdir; hatta kul olmanın dünyanın sonunu getireceğini söylerlerdi. Bu kulluğu zihninden atarsak eşitler arasında eşitlik prensibine göre dünya işlerini yürütürsek Ak Işık ortaya çıkabilir. Kul olma düşüncesi böylece kaybolur.


Bu prensibe dayanan insan her zaman güçlü, herkesi kucaklayan, herkese veren bir insan olur. bir insan bütün dünyaya sevgi ve saygı verirse, deünya da o insana aynı cevabı verir. Böylece bu insanda insanlığı ve yeryüzünü bitirme ve zarar verme düşüncesi kaybolmuş olur. Bu şekilde biz Gök'ü  (Tanrı'yı) sevindirmiş oluruz.


Tanrıcılıkta soyun devamı için günah işlememelisin, çünkü sen sadece kendinden sorumlu değilsin; önceki ve sonraki soyundan da sorumlusun. Tanrıcılıktaki sorumluluk çok fazladır. Kul olan kişinin sorumluluğu sadece kendisi içindir. Kul olanlar, her insanın Gök Tanrı olduğunu unuturlar. İnsanın doğuştan Tanrı olma şansı zaten vardır, insanın gelişmeye ihtiyacı yoktur; sadece doğru yaşaması yeterlidir. Başka dinlerde insanlar sadece kendilerinden sorumludur; ama Türkler sadece kendisinden değil, yaklaşık 17 soyundan sorumludur.


Bu dünyanın ortasına, merkezine Altay derler. Gök'ün oğlu her zaman toprak, gök ve yerin ortasından, yerin merkezi olan Altay'dan sorumlu olmuştur. Eşitlerin eşiti bizim soyumuzdan sorumludur. Gök'ün oğlu gök, yer ve orta dünyanın durumundan, kendi memleketinin durumundan, kendi kavminden sorumludur. 


Türk hiçbir zaman isteyen, yalvaran bir insan değildir. Çünkü o Tanrı'nın oğlu / Tanrı'nın kızı olarak, hiçbir zaman kul ve köle olamaz. Türk kendisini asla köle ve kul olarak düşünemez. Çünkü Türk Gök'e, yere, dağlara, nehirlere, ormanlara, okyanuslara, diğer milletlere ve dinlere eşittir. İnsanın Tanrı'ya bile kul köle olması iyi bir şey olarak algılanmaz ve bu çok büyük bir tehlike olarak görülür. Gök Tanrı da onun köle olmasından hoşlanmaz. Eğer insan kendisini here şeye eşit görmüyorsa, Gök Tanrı onu hoş karşılamaz.


Mesela hayatını çocukları üzerine kuran bir ana düşünelim. O, onları doğurmuş, kutsal ak sütü ile beslemiş, büyütmüş, çocukları sağlıklı ve iyi insan olsun diye eğitmiş, iyi bir mesleği olsun diye okutmuştur. Düşünün bir kere, bir gün onlar gelip başları eğik bir şekilde "Ben kul oldum" diyecekler. Bunu gören ana sevinebilir mi? İşte bu nedenle Türk hiçbir zaman kul olmamıştır ve olmaması da gerekir. Çünkü sonsuz Gök Tanrı'nın gönlünde hiçbir zaman tehlike ve korku olmadığı için, onun evladı olan insanın da gönlünde korku olmaması gerekir. 


Gök Tanrı'nın oğulları ve kızları zaten her şeye eşit olduğunu bilmektedir. Onların gönlünde etrafında olan her şeye karşı sevgi ve saygı vardır. Yani etrafını çevreleyen nesne ve insanlara karşı onun korkusu yoktur, onları tehlike olarak görmez. Çünkü sonsuz Gök Tanrı'nın oğlu ve kızları güçlüdür ve sorumludur. O, her şeyden sorumludur; gök, toprak, dağ, nehir, okyanus, suya karşı; insanlık, kabilesi, ailesi, çocukları, atalarına karşı; ayrıca bundan sonra devam edecek soyuna karşı da sorumludur.


Gök Tanrı'nın oğlu kendini Tanrı önünde sorumlu hissetmez; o Tanrı ile birlikte her şeyden sorumludur. Yani onlar diğer dinlerde olduğu gibi sadece kendileri için Tanrı'ya karşı sorumlu değillerdir. Etrafındaki her şeyden sorumlu olan insan, bozulanları düzeltmekten de sorumludur. Deniz kirleniyorsa kirletmemelisin veya engel olmalısın, orman yok oluyors ağaç dikmelisin gibi... Herhangi dindeki bir insan, bir günah işlese, bir ibadethaneye gider temizlenip çıkar, mesela kiliseden çıkarken artık günahkar olmadığını, tertemiz olduğunu düşünür. Bu zihniyet de bencil insanlar yaratır."






Tataristan'ın Tanrıcı inanca mensup fikir adamlarından da kullukla ilgili şu ifadelere şahit oldum : Kulluk inancının var olduğu bir din, korkaklığı, kendi kendini aşağılamayı, alçalmayı, bağımlılığı, boyun eğmeyi, kısace kölelerin tüm özelliklerini öğütlemektedir. Oysa savaşçı toplumun, cesarete, özgüvene, gurura, bağımsızlık anlayışına ihtiyacı vardır.


Bir inancın yarattığı insan tiği ve ruhsal durum, onun ibadetinde kullandığı sembollere de yansımaktadır. Ritüeller bu ruhsal duruma göre şekillenmektedir. Tanrıcılar, kulluk inancına şaşırarak baktıkları için kulluk göstergesi olan yere kapanma (secde) ve (Tanrıcıların ifadesiyle) "dilenci gibi" ellerin açıldığı dua pozisyonu, onlara göre asla kabul edilemez ritüellerdir. Kulluk inancını içeren dinlerde ibadetlerde yer alan semboller ve vücut dili kulluğu işaret etmektedir. Oysa Tanrıcılığın ibadet sembollerine baktığımızda 'Tengri gibi Tengri'de bolmuş' başı dik, asla ufuktan aşağı gözlerini indirmeyen, Tanrı'ya söyleyeceği sözü anasına babasına söylermişcesine rahat ve sevgi dolu ifade eden bir tarz göze çarpmaktadır; aczi ifade eden kulluk sembollerine hiçbir şekilde yer verilmemiştir.


Akay şöyle der: 

"Ben ibadet ederken yere bakmam. Yere baksan kul olursun, oysa ben Gök Tanrı'nın oğluyum. Sen kul olsan Tanrı da seni sevmez. Seni teper. Senin önüne kul gelse sen ona değer vermezsin; senin önünde eğilen adamı sen de tepersin. Karşına adam olarak gelen kişiye değer verirsin, onu seversin. Tanrı için de bu böyledir. O yarattıklarını yerlerde sürünen zavallı kullar olarak görmek istemez. Sen onun oğlusun, onun kızısın, evladısın. Tanrı'ya 'ben senin oğlun olarak geldim; kulun olarak değil' desen, o da mutlu olur.


Adem Havva'daki mitolojiden dolayı Tanrı onları lanetledi ve kul yaptı. Çünkü o mitolojide ensest var. Biz mescitte gördük; çocuklar, yiğitler kul oldu ve başkalarının boyundurluğu altına girdi. Tüm Müslüman dünyası da başkalarının boyunduruğu altında. 


Türk! Sende ruh var. Sen başka uluslara da ruh vermek için çalışmalısın. Onlar bizim düşmanımız olsa da onlara da yardım etmek gerek, çünkü biz Tanrı'nın oğullarıyız, Tanrı'nın kızlarıyız."



Araz Elses "Her Türk bir dünyadır" der....



Altay Tanrıcılarının başı Akay Kine:

"Muhammed de Gök Tanrı'nın oğludur. Biz aynı şekilde onu da severiz. Ama o bizden değildir. Bu nedenle Muhammed'in de bildikleri bu insanlık dünyasına lazımdı. O Arap milleti üzerinden gelmiştir. Arapların Ak dini İslam'dır. Onların şükran dili de Arağçadır. Türkler için ise Ak Din Tanrıcılıktır ve şükran dili de Türkçedir. Türklerin aldı (önünüzde) yolu açık bolsun (olsun).


Hz.Muhammed'e kutsal ruh indi. Ona kendi milletine bir mesaj iletme misyonu verildi. Arap milleti Hz.Muhammed sayesinde yükseldi. Biz Türkler de yükselmek istiyorsak bunu kendi liderimizin önderliğinde yapmamız lazım. Biz yükseldiğimizde de kimseyi kendimize benzetmek amacını gütmemeliyiz.


İslam, Arap dünyasının dini ve onların örf ve adetlerini içeriyor. Biz Araplara hürmet ediyoruz ve onların atlarına saygı duyuyoruz. Ama bu arada kendi örf, adet ve geleneklerimizi de sürdürmeliyiz. Diğer halklar ve inançlar da aynı şekilde bizlere saygı duymalıdır. Birinin diğerini asimile etmesi kabul edilemez. Bizim kendi tarihimiz ve medeniyetimiz var. Biz herkese anlayışlı davranmayı gerektiren bir gelenekten geliyoruz. Onlara saygı duyarken kendimizi unutmamalıyız. Bunun için de İslam ya da başka inanç sistemleriyle savaş haline girmemeliyiz. Bizim herkesi kucaklayan bir kültürümüz var.


Türk'ün yedi atasını bilmesi gerekir ki gücümüzü onlara verelim. Onlara algış veriyoruz. Onları yüceltiyoruz. Kendi atalarımızı bilsek onların adını anar, algış aytar, onlara güç veririz. Şimdi ise görüyorum siz Türkler, kendi atalarınızın adını bir kere de ağzınıza almıyorsunuz. Sadece Muhammed'e, Ali'ye, Nuh'a güç veriyorsunuz. Kendi atalarınızın adlarını bile unutmuşsunuz. 


Bir gün Türkiye'den biri 'İslam olmadan Türk olmaz' dedi. Ben de çıktım; sen ağacın kökünü, Ata babasını kessen o, İslam olsun, ne olursa olsun devrilir dedim. Niçin kendi soyunu bilen halklar güçlüdür? Eğer kendi dedenizi bilmiyorsanız, adını bilip ona dua etmiyorsanız, o size korumacı olacak yerde size düşman olur."



Gök-Tanrı İnancının Bilinmeyenleri
Din ve Millet Kavramları
Akay Kine'nin Bilgileri Işığında
Günnur Yücekal Arpacı, 2012
"Bu kitap 2006'da Altay'da yaptığım alan araştırması, geniş literatür çalışması ve 2009 yılında Altay Tanrıcı başı Akay Kine'yle yaptığım görüşmeler sonucunda ortaya çıkmıştır."




Mavi Gayzer Gölü - Altay



"Bizim vazifemiz ve amacımız eski öğretilerin dağılmış parçalarını bir araya getirmek ve hatırlamaktır. Bir araya getireceğimiz bilgi parçacıklarını saklayan Türk kavimleri değişik renklere bürünmüştür. Ama Altay, tüm Türklerin hafızalarında kayıtldırı, o yüzden aslında hiç unutulmamıştır. Hepsi bu inancı hatırlar ve bilir. Bizim belleğimizde kutsal kurallar genetik olarak kayıtlıdır. Atalarımızdan miras olan kutsal belleğimiz vardır. Bunlar devasa bir bulmaca, bir yapboza benzer. Bu yapboz parçalarını bir araya getirerek gerektiği yere koyarsak değişik renkleri bir araya getirmiş oluruz. Ve eski atalarımızın kadim bilgilerini kapsayan bu öğretiyi tamamen kavramış oluruz ve bu her biri ayrı bir bilgiyi içeren yapboz parçalarından o çok güzel resmi ortaya çıkarmış oluruz. Bu resim ile eski gök kuralları, toprak kanunları geri dönmüş olur. Sonunda değişik renklere bürünmüş Türk kavimlerinden elde edilmiş bir sürü renkteki bilgi parçacıklarının bir araya gelmesiyle biz, başlangıcın rengi olan Ak rengi elde etmiş oluruz."

"Burada oturan Gök Tanrı'nın oğulları, kızları Kızıl Tuğ'dan alımlı yürüsün. Gök Tanrı'dan Ak Altay'dan algışlı bolsun. Ardındaki yolu suluğ, korunaklı olsun, aldı yolu açık olsun.. Çeneliye laf söylettirmesin. Gözünden ateş çıksın. Güzel, görkemli, en yüceye çıksın."

Akay Kynyev (Kine) 







Altay/Altai-Turkish people-Altai Republic,Altai Krai.