goths etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
goths etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2025 Pazar

Avrupa'nın Attila Sonrası Hükümdarları

 

"Attila sonrası süreçte tezahür eden Ardarik, Edeko ve Valamer, her üç hükümdar da, Hunlara karşı duran 'milli' Cermen isyanlarının liderleri değil Hun seçkinleri ya da prensleriydi."

"The three post-Attila potentates who emerged out of the Hunnic civil war, Ardaric, Edeco and Valamer, were all Hunnic nobles or princes, not the leaders of 'national' Germanic revolts against the Huns."



AVRUPA'NIN ATTİLA SONRASI HÜKÜMDARLARI

Hyun Jin KİM

("HUNLAR", 2020 çeviri Hakan Herdem, içinde)

Yalnızca Ardarik değil, Hun iç savaşında görünür hale gelen diğer tüm kayda değer şahsiyetler de tıpkı Ardarik gibi ya Hun menşeliydi ya da Hun imparatorluk payitatında üst düzey bir görev yürütüyordu. Skiri kralı Edeko, Priscus'un bizlere söylediği gibi bariz biçimde Hundu. Kısa ömürlü bir Skiri devleti kurduktan sonra yönettiği boylar Ostrogotların kurucu kralı Valamer'i öldürdüler. Soyu benzer biçimde Hunlara dayanan Edeko'nun oğlu Odoacer de İtalya'nın ilk 'barbar' krallığını kurarak Batı Roma İmparatorluğundan geriye ne kaldıysa son darbeyi vurdu.

Odoacer ve babası Edeko'nun Hun oldukları, Hunlara ilişkin bir önceki kitabımız olan "Hunlar; Roma ve Avrupa'nın Doğuşu"nda ayrıntılarıyla anlatılmıştı (Kim.2013). Mevcut kitapta yer darlığı nedeniyle bahse konu kimlik saptamasını doğrulayan tüm kanıtları ve çıkarımları aktarma imkânı yoktur. Yine de en geçerli kanıtı sunmak yerinde olacaktır. Odoacer açık biçimde Türki (yani Hun) bir boy olan Torcilingi'ye mensuptu (Getica 46.242). Hem birçok vesileyle Jordanes tarafından hem de Lombardlı tarihçi Paulus Diaconus tarafından bahse konu saptama açık biçimde yapılmıştır. Jordanes'in Thuringianlara (Thuringos/ Thoringos (Getica 55.280)) ilişkin anlatımında konuya ayrıca değinmiş olması nedeniyle kendisinin Torcilingi ile Cermen Thuringi'yi karıştırdığına yönelik çıkarımda bulunmak hatalı olacaktır.

Jordanes, Odoacer'in İtalya'yı fethini anlatırken Torcilingiye üç defa değinir. Bu isim açıkça görüldüğü üzere etimolojik olarak Turcae (MS birinci yüzyıl, Güney Rusya'da Azov bölgesi) ve Tyrcae (aynı bölgede bir halk) gibi doğudaki eski boyların isimleri ile bağlantılıdır. Dahası Frank tarihçi Fredegar, MS yedinci yüzyıl ortasına bariz biçimde Hun olan Tuna bölgesinde mukim bir halktan Torci (ve de Turqui) şeklinde söz eder. Torci ve Torcilinginin aynı olduğu aşikârdır: Torc+ bağlayıcı ünlü i + Cermence ek -ling.  Torc/Torci ve Türk kelimesi arasındaki etimolojik bağlantı da inkâr edilemez. Türk kelimesi sıklıkla Torc ya da Tork'a dönüştürülmüştür. Tıpkı MS on ikinci yüzyıldaki Tork gibi (Chernii Kloboutsi adlı konfederasyonun parçası olarak Kievan Rus için savaşan Batı Oğuz Türk boyu).

Buna ek olarak, Odoacer Hun menşeli olması muhtemel başka bir grup olan Rogi ile de ilişkilidir. Jordanes Odoacer'in 'ırk olarak Rogi idi', genere Rogus ve Torcilingi ile Rogi'nin hükümdarın tahakkümünde (yani Odoacer'in), sub Regis Torcilingorum Rogorumque tyrannide olduğu şeklnde bahseder. Mevzubahis Rogiler çoğu akademisyen tarafından Baltık Denizi bölgesindeki Cermen Rugi ile ilişkilendirmiştir. Lakin bu teşhis Odoacer'in Cermen kralı olduğuna ilişkin peşin hükümden kaynaklanmaktadır. Bu bakışla, kendisi Cermen olduğuna göre ilişkili olduğu gruplar da Cermen olmalıdır. Oysa genere Rogus ifadesi ile Odoacer'in amcası ve Hun hükümdar olan Attila'nın mensubu olduğu Ruga/Roga klanı/boyu ile bağlantılı olduğuna gönderme yapılmaktadır. Örneğin, Tuna boyunda, MS 454 yılında dolaylarında yaşamış bir grup olan Hun Ultzinzurların adını Attila'nın akrabası Ultzindur'dan aldığını biliyoruz. Benzer biçimde Rogi adlı topluluğun ismi de muhtemelen Cermen coğrafyasının tamamını hükmü altına alan büyük Hun hükümdarı Roga/Ruga'dan gelmektedir. Ruga ile bağlantı geniş Cermen coğrafyasında haliyle epeyce itibar kazandırdığı için bu isim Hunlarla Cermen kabile mensuplarının karışımı olması muhtemel bir zümre tarafından benimsemişti.

Odoacer'in babası Edeko/Ediko ya da Edika'nın ismi hiçbir şekilde Cermen etimolojisine uymaz. Cermen ismi olmadığı aşikârdır. Buna karşılık Türk-Moğol etimolojiler ile dört dörtlük uyum sağlar. Örneğin, eski Türk ismi âdgü (iyi anlamında) ve Moğolca Edgü ile bağlantılı olması muhtemeldir. Odoacer'in bizatihi kendi ismi etimolojik olarak Hun prensi Oktar (Ruga ve Mundzuk'un kardeşi) ve Türk ismi Ot-toghar ile bağlantılı da olabilir. Oğlu Oklan'ın isminin Türkî Oghlan (Türkçe gençlik anlamında) olduğuna şüphe yoktur. Odoacer'in kardeşinin ismi Hunoulphus'tur (Hun kurdu). Odoacer'e yakın şahsiyetlerin ve boyların neredeyse tamamının Hunlarla bağlantılı olması, Hun kökenli olduğu konusunda şüpheye yer bırakmamaktadır. Buna rağmen, hem Edeko hem de oğlu Odoacer'in diğer tüm Hunlar gibi oldukça melez (ırk ve etnisite bakımından) ve heterojen kimlikli olması muhtemeldir. Odoacer annesi tarafla kan bağı açısından düşünüldüğünde daha çok Skiri gibiydi. Buna karşılık babası tarafla bağına bakıldığında ise ağırlıklı olarak Türkî Hun'du.

Hun iç savaşında öne çıkan üçüncü önemli şahsiyet Ostorgotların kralı Valamer'di. Kendisi, tıpkı yukarıda mevzubahis edilen Ardarik ve Edeko gibi Hun prensi/soylusunu fazlaca andırmaktaydı. Burada, Valamer'in Hun kökenli olduğuna ilişkin tüm detaylara girmek de mümkün değildir. Okuyucuyu Hunlara ilişkin bir önceki kitabıma yönlendirmem gerekecek. Yine de, Valamer'in kariyeri Attila sonrası Hunlarla, bilhassa Attila'nın oğlu Dengizik'le çok yakın biçimde iç içer geçmiştir. Bundan doayı, Hun kökenine ve Dengizik'le mücadelesine kısaca değinilecektir.

Jordanes, Valamer'i Doğu Got yönetici ailesinin; Amal hanedanının meşru varisi olarak sunar. Oysa eldeki kanıtların ayrıntılı tetkiki tam aksini söylemektedir. Valamer'in hanedanı, Hun fethi öncesi Gotları yöneten Kral Ermanarik sülalesinin devamı değildir. İşin aslı, Gotlara dayatılan yeni bir hanedandır. Heather'in haklı olarak ileri sürdüğü üzere, Hun fethi Gotların fetih öncesi siyasal düzenleri üzerinde köklü değişikliklere yol açmıştır. Valamer'i ve hanedanını Got gibi göstermeyi daha inandırıcı hale getirmek için Ermanarik'in ismi bir noktada Valamer'in şeceresine eklenmiştir. 80 yıllık Hun tahakkümünün Ostrogot saltanı üzerinde bıraktığı derin izler bu sayede önemsizmiş gibi gösterilmiştir.

Getica'daki (14.17) Amal şeceresi incelendiğinde, bu kralların büyük çoğunluğunun Got kralları değil, Hun hükümdarları olduğu açık bir biçimde görülür. (...)

Amalların şecerelerinde açık biçimde kutsal saymadıkları ilk atalarını ismi Hunuil'dir. Bu durum bahse konu hanedanın Hun kökenli oluşunu daha da belirgin hale getirmektedir. Hunuil kuvvetle muhtemel imparatorluk ismi Hun ile tıpkı Türkmen ili (Türkmen halkı) ve Özbek ili (Özbek halkı) gibi Türkçede halk veya devlet anlamına gelen il kelimesinin birleşiminden oluşan Türkî bir kelime gibi durmaktadır. Böyle bir kelime özel isim olarak hiö bir anlam ifade etmemektedir ama Ostrogotha ve Amal örneğinde olduğu gibi bunlar özel isim değil halk ve kabile isimlerine dayalı dışardan alınma isimlerdir. Amal şeceresinde, Ostrogotların (Ostrogotha) siyasi teşekkülü/halkı ve Amalların (Amal) kabilesi ve alt kabilelerinin yönetici hanedan ile bağını gösteren böylesi dışardan alınma isimlerle karşılaşıyoruz. Eğer hanedan gerçekten Hun kökenliyse bunun Hunuil gibi (Hun halkı/ imparatorluğu/ devleti anlamında) dışardan alınma bir isme aksetmesini bekleriz. (...)

Eğer bunlar Ostrogot hanedanının Hun kökenleri konusunda güçlü deliller sunmuyor gibiyse, bir de şunlara bakmak lazım, Priscus'ta Attila'nın nüfuzlu adamlarından biri olarak ismi zikredilen Berig/k (Türkçe 'güçlü') daha önce karşımıza çıkmıştı. Bu isim oldukça şaşırtıcı biçimde Gotların İskandinavya'nın dışına çıkmasına öncülük ettiğine inanılan ecdatları Got kralı Berig şeklinde boy gösterir. Christensen oldukça makul biçimde Berig isminin Hun dilinden veya bir ihtimal Keltçeden ödünç alındığı saptamasında bulunur. Bu isim ve ilgili efsanenin Kelt olması mümkün görünmemektedir. Zira benzer bir Kelt ismine yer veren Britanya kaynağı Cassius Dio ile Jordanes'in dönemi arasında muazzam bir zaman farkı vardır. Tabi Jordanes'in kaynak olarak doğrudan Priscus'u kullandığını atlamamak gerekir. Tıpkı diğer 'Got' kökenli Amal ecdadı gibi Berig'in de aslen Hunların atalarından olması kuvvetle muhtemeldir. Kuzeyden Got göçüne değil, İç Asya'dan batıya Hun göçüne öncülük etmiştir. Tüm bunların ortaya çıkardığı şudur: Amal şeceresinde karşımıza çıkan bilgiler, Hun hükümdar ailesine özgü hanedan geleneklerinin kuzeyde bir yerlerden göç eden Gotların muğlak hafızası üzerine bindirilmesinden ibarettir.

Aynca Jordanes'e göre Avrupa Hunlarının bilinen ilk hükümdarı, MS dördüncü yüzyılın sonunda “Hunların Kralı" olarak andığı Balamber'dir. Bahse konu Balamber ile ismi Yunancada Βαλαμηρ (Balamer) şeklinde yazılan MS beşinci yüzyıl ortasındaki Ostrogot Valamer'in aynı kişi olabileceğinden şüphe edilmiştir. İlginçtir, Jordanes'te Vinitharius, Hun Balamber tarafından Gotların genç prenslerinden biri olan Hunimund'un oğlu Gesimund'un yardımıyla öldürülür. Vinitharius'un Amal hanedanından bir Got olduğu iddia edilir ve kendisi Valamer'in büyükbabasıdır. Balamber daha sonra merhumun torunu Vadamerca'yı karısı olarak alır. Vinitharius'un isminin Wend savaşçısı (yani Slav savaşçısı, Slavlar kaynaklarda sadece geç beşinci yüzyıl ve sonrasında boy göstermiştir) anlamına geldiği düşünülürse, Balamber-Valamer'in dördüncü yüzyıldan Hun kökenli hasmı değil, faal olduğu beşinci yüzyıl ortasından 'Got' kökenli hasmı olabileceği açıktır.

Vinitharius'un beşinci yüzyılda, Hun istilasından çok sonra kuzeyde bir yerlerden güney Ukrayna ve Moldovya'ya hareket eden Slav Antlara karşı sefer düzenlemekle nam salmış olması bunu bir kez daha doğrular. Dolayısıyla Gesimund, Balamber ve Vinitharius'a ilişkin olaylar beşinci yüzyıla aittir. Bu olayların zamanı yekpare Hun-Got kralı Valameri parçalayarak ayrı ayrı Hun kökenli Balamber (dördüncü yüzyıl) ve Got kökenli Valamer (beşinci yüzyıl) yaratmak için kurmaca yapılarak geriye çekilmiştir. Balamber (Valamer) tarafından öldürülen Vinitharius Amal şeceresine Vandalarius'un babası olarak girmiştir. Vandalarius ise Valamer'in (Balamber) babasıdır (Getica, 14.79). Balamber/Valamer'in, Vinitharius'u saf dışı bıraktıktan sonra onun torunu ile evlenmesi kurban konumundaki Vinitharius'un katilinin büyükbabası olduğu acayip bir durum yaratmaktadır. Daha sonraki bir pasajda yer verilen ifadeler sis perdesini aralamaktadır (Getica 48.252). Jordanes bu pasajda, Vinitharius ve Vinitharius'un babası Valaravrans'ı 'Amal' sülalesinin dışında tutar ve Vandalrius'un, Ermanarik'in kardeşi Vultuulf'un oğlu olduğunu söyler. Demek ki, Vinitharius ve babası Hun kökenli 'Amalları', Got kökenli yapmak için Amal şeceresine sokuşturulmuştur. (...)

Ostrogotların kurucu hükümdarı Valamer'in Hun olduğunu tespit etmiş bulunuyoruz. (...)

Attila sonrası süreçte tezahür eden Ardarik, Edeko ve Valamer, her üç hükümdar da, Hunlara karşı duran 'milli' Cermen isyanlarının liderleri değil Hun seçkinleri ya da prensleriydi. En nihayetinde Batı Roma İmparatorluğuna son veren o meşhur “Ortaçağın” kapısını aralayanlar başta Edeko ve Valamer'in soyundan gelenler olmak üzere (oğulları Odocaer ve Theodorik (belki de yeğeni) bu adamlar ve yönettikleri birliklerdi.


***


POST-ATTILA KINGS OF EUROPE

By Hyun Jin KİM (in THE HUNS, 2016)

Not only Ardaric, but every other major figure to emerge out of the Hunnic civil war was also like Ardaric of Hunnic provenance or a high-ranking official in the Hunnic imperial court. Edeco, king of the Sciri, was obviously, as Priscus tells us, a Hun. After establishing a short-lived Scirian state the tribes he governed would later be responsible for the death of Valamer, the founding king of the Ostrogoths. Edeco’s son Odoacer, whose ancestry was likewise Hunnic founded the first ‘barbarian’ kingdom in Italy and delivered the coup-de-grâce on what remained of the Western Roman Empire.

The Hunnic identity of the famous Odoacer and his father Edeco is elaborated in detail in the author’s previous book on the Huns: The Huns, Rome and the Birth of Europe (Kim, 2013). In this book, because of the lack of space it is not possible to cite every evidence and argument in favour of this identification. However, to list the most pertinent evidence, the tribe with which he is affiliated most closely is the clearly Turkic (i.e. Hunnic) tribe of the Torcilingi (Getica 46.242.). Both Jordanes on multiple occasions and likewise the Lombard historian Paul the Deacon make this identification clear and Jordanes by mentioning also in his narrative the Thuringians (Thuringos/Thoringos (Getica 55.280)), disqualifies any erroneous conjecture that he had confused the Torcilingi with the Germanic Thuringi.

Jordanes mentions the Torcilingi three times in relation to Odoacer’s conquest of Italy and the tribal name is quite visibly etymologically linked to names of earlier eastern tribes such as the Turcae (first century AD tribe in the Azov region, southern Russia) and Tyrcae (a people in the same area). Then there is the name Torci (also Turqui) given by Frankish historian Fredegar in the middle of the seventh century AD when refering to a clearly Hunnic people in the Danubian region. It is obvious that the name Torci and the Torcilingi are identical: Torc+ connecting vowel i + Germanic suffix -ling. The etymological links between the name Torc/Torci and the name Turk are also undeniable. The name Turk was frequently rendered Tore or Tork, as in Tor (designating a Western Oghuz Turkic tribe that fought for the Kievan Rus as part of the so-called Chernii Kloboutsi confederation), as late as the twelfth century AD.

Odoacer is furthermore identified with another group with possible Hunnic origins, the Rogi. Jordanes calls Odoacer ‘by race a Rogian’, genere Rogus33 and refers to the tyranny of the king (i.e. Odoacer) of the Torcilingi and Rogi, sub Regis Torcilingorum Rogorumque tyrannide. These Rogians have been identified by most scholars with the Germanic Rugi on the Baltic Sea region. However, this identification derives from the preconception that Odoacer was a Germanic king and therefore the groups associated with him must be Germanic. Rather it is more likely that genere Rogus refers to Odoacer’s affiliation with the clan/tribe of Ruga/Roga, the Hunnic king and uncle of Attila the Hun. We know for instance that the Hunnic Ultzinzures, a group that lived along the Danube around 454 AD, was named after Ultzindur the relative of Attila. The Rogi were probably also a group named after Roga/Ruga the great Hunnic king who was the first of the Hun kings to rule over all of Germania. An association with Ruga therefore carried some prestige in wider Germania, hence the adoption of this name by this probably mixed group of Huns and Germanic tribesmen.

The name of Odoacer’s father Edeco/Edico or Edica has no Germanic etymology and it is clearly a non Germanic name. It does, however, have excellent Turco-Mongol etymologies. For instance, the name is probably linked to the old Turkish name ädgü (meaning ‘good’) and the Mongolic Edgü. Odoacer’s own name may be etymologically linked to the name of the Hunnic prince Octar, the brother of Ruga and Mundzuk, and the Turkic name Ot-toghar.

The name of his son Oklan is without a doubt the Turkic Oghlan (Tur. youth). The name of Odoacer’s brother is Hunoulphus (the Hun wolf). The association of virtually every individual and tribe closest to Odoacer with the Huns is a clear indication of his Hunnic origin. Both Edeco and his son Odoacer, however, were like all other Huns, probably highly mixed (racially and ethnically) and possessed a heterogeneous identity. Odoacer was probably mostly Scirian in terms of blood lineage on his mother’s side and mainly a Turkic Hun on his father’s side.

The third important figure to emerge from the Hunnic civil war was Valamer, the king of the Ostrogoths. He too was a Hunnic prince/noble like Ardaric and Edeco mentioned above. Again a full discussion of Valamer’s Hunnic origins cannot be included here and I must refer the reader to my previous book on the Huns. However, Valamer’s career is intimately intertwined with the history of the post-Attila Huns, with Attila’s son Dengizich in particular. Therefore, a brief overview of his Hunnic origin and conflict with Dengizich will be provided here.

Jordanes presents Valamer as the legitimate heir of the old East Gothic ruling house, the Amal dynasty. Closer examination of the available evidence suggests

otherwise. Valamer’s dynasty was in reality a new dynasty imposed on the Goths, not the continuation of the house of King Ermanaric which had ruled the Goths before the Hunnic conquest. As Heather rightfully points out, the Hunnic conquest had profound implications for the former political order of the Goths before conquest. Ermanaric’s name was at some point inserted into Valamer’s genealogy in order to make him and his dynasty look more genuinely Gothic. The 80 years of Hunnic domination, which without a doubt had a significant impact on the Ostrogothic royal line, was thus downplayed.

When one examines the Amal genealogy in the Getica (14.17) however, it quickly becomes apparent that many of these kings are in reality not Gothic kings at all, but Hunnic rulers. (...)

The Hunnic origin of this dynasty is made even more apparent by the name of the first clearly non-divine ancestor of the Amals in their genealogy, Hunuil. Hunuil is most likely a Turkic term combining the imperial name Hun with il meaning people or state in Turkish, as in Türkmen ili (the Turkmen people) and Ozbek ili (Uzbek people). Such a term would not make any sense as a personal name, but as we can see in the cases of Ostrogotha and Amal, these names are not personal names but eponymous attributions based on names of peoples and clans.

In the Amal genealogy we find eponymous names that indicate the ruling dynasty's affiliation with the political entity/people of the Ostrogoths (Ostrogotha) and the clan or sub-tribe of the Amals (Amal). If the dynasty was originally Hunnic we can then expect this fact also to be reflected by an eponymous name such as hunuil (meaning hunnic people / empire/ state). (...)

If that was not enough to provide a strong case for the Hunnic origin of the Ostrogothic royal house, there is still more. Berig/k (Tur. strong), the name of one of Attila's Hunnic magnates in Priscus, which we have encountered earlier, somewhat perplexingly appears as the name of the ancestor Gothic king who supposedly led the Goths out of Scandinavia, Berig. Christensen reasonably identifies the name Berig as either a borrowing from Hunnic or perhaps Celtic. The name and the associated legend is unlikely to be Celtic, given the vast time gap, between Cassius Dio, the source which mentions a similar Celtic name in Britain, and the tim of Jordanes, but Priscus was without a doubt a source that Jordanes directly used. It is highly probable that like many of the other Amal 'Gothic' ancestors, Berig too was originally a Hunnic ancestor figure, who led not he Gothic migration from the north, but the Hunnic migration to the west from Inner Asia. All this reveals that what we have in the Amal geneaology is the dynastic tradition of the Hunnic royal family superimposed on the vague memory of the Goths migrating from somewhere in the north.

Also, according to Jordanes, the first known king of the Huns in Europe was a certain Balamber, the ‘King of the Huns’ during the late fourth century AD. It has been suspected that this Balamber was actually the same person as the Ostrogoth Valamer in the mid fifth century AD, whose name in Greek was written Βαλαμηρ (Balamer). Interestingly in Jordanes the Hunnic Balamber kills Vinitharius, allegedly an Amal Goth and grandfather of Valamer, with the help of another Gothic princeling called Gesimund, son of Hunimund. Balamber then takes as his wife Vadamerca, the dead man’s grand-daughter. Given the fact that Vinitharius’ name means Wend fighter (i.e. Slav fighter, Slavs who only emerge in our sources from the late fifth century AD onwards) he is clearly not a fourth century enemy of the Hunnic Balamber-Valamer, but a mid fifth century figure at the time when the ‘Gothic’ Balamber-Valamer was active. This is confirmed yet again by the fact that Vinitharius is reputed to have campaigned against the fifth century Slavic Antes who only started to move into the southern Ukraine and Moldavia from somewhere in the north long after the Hunnic conquest. It therefore becomes clear that the events relating to Gesimund, Balamber and Vinitharius are fifth century events that have been artificially pushed back into the fourth century to make a single individual the Hunnic-Gothic king Valamer, a separate Hunnic Balamber (fourth century) and Gothic Valamer (fifth century). Vinitharius who was killed by Balamber (Valamer) was entered into the Amal genealogy as the father of Vandalarius, the father of Valamer (Balamber) (Getica, 14.79). The fact that Balamber/Valamer married Vinitharius’ grand-daughter after defeating him must have contributed to this bizarre phenomenon of Vinitharius the victim being transformed into the grandfather of his killer. In fact the game is given away by a statement in a later passage (Getica 48.252) where Jordanes leaves out both Vinitharius and Vinitharius’ father Valaravrans from the ‘Amal’ ancestry and calls Vandalarius the son of a brother of Ermanaric, that is Vultuulf. This shows that Vinitharius and his father have been inserted into the Amal genealogy to make the Hunnic ‘Amals’, Gothic Amals. (...)

We have thus established the Hunnic identity of Valamer, founding king of the Ostrogoths. (...)

Thus, the three post-Attila potentates who emerged out of the Hunnic civil war, Ardaric, Edeco and Valamer, were all Hunnic nobles or princes, not the leaders of 'national' Germanic revolts against the Huns. It was these men and the troops that they governed, especially those that drived out of the following of Edeco and Valamer (under their sons Odoacer and Theodoric (possibly nephew) respectively) that eventually ended the Western Roman Empire and heraldedthe beginning of the so-called 'Middle Ages'.


[SB - more to find in his book]




9 Aralık 2022 Cuma

Uldız - Gainas - Arkadius Sütunu

 

Gainas'ın kellesini alan Hun Uldız (Yıldız) ve İstanbul'daki Arkadius Sütunu

Arkadius Sütunu (görsel link)


25 yıllık bir sessizlikten sonra nüfuslarını, güçlerini artıran, birçok kavmi yerinden oynatarak Güney Rusya bozkırlarının tek sahibi olan Hunlar, Avrupa içlerinde yeniden harekete geçtiler.

İmparator I.Theodosios'a, İtalya seferinde refakat eden I.Alarik ve birlikleri, Hunların saldırı haberi üzerine aceleyle Tuna'da Moesia'da bulunan yerlerine geri döndüler. Kış gelmeden bütün ailelerini oraya getirip, Balkanlara ve imparatorluk içlerine çekildiler.

399 yılından beri biraraya toplanan Got paralı askerlerinin komutanı Gainas'ın müfrezesi İstanbul'un çevresini yakıp yıkıyordu. Bunlar aynı zamanda kendini Ostrogotların kralı ilan eden Tribigild(us)'in müfrezesiyle Bosporos'un iki yakasında Romalılarla (fakat aynı zamanda birbirlerine karşı da) kanlı savaşlar yapıyordu.

Bu kuvvetli barbar akınlarına karşı Doğu Roma savunması hemen hemen çaresizdi. 400 yılının yaz aylarında Gainas, İstanbul'u fethetti ve gerçek bir terör estirdi. Bankaları yağma etti, imparator sarayını yaktı, tutkulu bir Ariani olarak kendi taraftarları için Hıristiyan bir kiliseyi işgal etmeye çalıştı. Bu durum ona bir bela getirdi. Başkentin öfkeli halkı sokak savaşlarında ordusunun yarısını imha etti. Diğer yarısı ise korkuyla şehirden kaçtı. Gainas ve etrafındaki asiler sürüsü imparatorluktan da sürüldü. Trakya üzerinden Tuna'nın kuzey kıyılarına yani eski anayurtlarına geri döndüler. Gainas'ın kaderi burada noktalandı.

Korkunç bir Aralık soğuğunda hiçbir saldırı beklemedikleri sırada Hunlar, Gainas'ın ordusunu şaşkına çevirip, etrafını sararak düzenlerini bozdular ve yerle bir ettiler. Bu sırada Hunların Batı kanadı reisi olan Uldız (Yıldız), Gainas'ın kafasını yeni yıl armağını olarak İstanbul'a gönderdi (3 Ocak 401).

İki yıl boyunca öylesine çok zararlar vermiş olan haydut sürüsü beyi'nin ölümü kadar sevindirici yeni yıl armağanı tahayyül edilemezdi. İmparator Arkadius (395-408), teşekkür olarak bir sürü hediyeler gönderdi. Düşmanının düşmanıyla bir ittifak yaptı. Başarının büyüklüğünü göstermek için olayın anısına - Trajan sütunlarının resimlerinden sonra - muhteşem Arkadius sütunlarını yaptırdı.

Yalnız bu zaferi, zafer çığlıkları içerisindeki İmparator ve Romalılar kazanmadılar.


Prof.Dr. Ali Ahmetbeyoğlu / Avrupa Hunları

NOT: Arkadius'un ölümünün (1 Mayıs 408) arkasından tahta 7 yaşındaki oğlu II.Theodosios'un (408-450) çıktığını öğrenen Uldız (Yıldız), 408 yılında Doğu Roma İmparatorluğu'na saldırdı.

*

KazanMAmışlardı,

Ama,

KazanMIŞ gibi gösterdiler.

Demek ki

Tarih,

Bakış açısına göre değil,

Baktırana göre değişiyormuş...

SB



27 Nisan 2021 Salı

The Etymology of Haakon and Earl is Turkish

 



The origin of this name/word "Hakan" is Turkish, and the meaning is not as they (picture above/wiki) say.


The meaning is "ruler, leader", as today "king".

Turks (7th-8th c) did use the title Hakan before the Scandinavians (10th c) did.


Hakan was also used by the Hun-Turks, which they came to Scandinavia after the death of Atilla the Hun (d.453), and then begins also the age of the Vikings. So, not every Viking was a Scandinavian blood 😉




The word/title "Earl", as in "Earl Haakon Sigurdsson of Norway (937-995)" is also Turkish of etymology.


It was used by the Turkish tribes (even in BC. times) long before the Germanic tribes was using.


So, it is not Germanic as the Oxford English Dictionary says! Or Proto-Norse as the wiki says!




"They" say it comes from Eril (Er-il) > Lord of the country


BUT... It is Turkish.


* Er = Man, lord, ruler, master.

* İl / El = County, province, state.

* Erilaz = Er İl As (Turkish, As is also a tribe name; "Leader of the As County")

> The Scythian-Turks,

> Hun-Turks, Avar-Turks, Khazar-Turks;

> Kipchak (Polovets)-Kuman (Cuman)-Turks, Pecheneg-Turks

in Europe....who was assimilated among Germanic, Celtic, Anglo-Saxon, Fin-Ugor, etc., tribes.


SB

link1 - link2 - link3



Eagle in Gothic (?, Anglo-Saxon or Germanic) art, but influenced by Scythian-Turkish art.


"What indeed was this ‘European’ identity? The early medieval culture that ultimately gave rise to modern European nation states was brought about by a fusion of Hunno-Danubian (i.e. eastern Eurasian culture of the steppe brought to the west by the Hunnic Empire and the Alans) aristocratic culture and the surviving residues of Roman civilization in western Eurasia. The elite of the Frankish, Burgundian, Ostrogothic, Lombard and other states in the West patronized this hybrid culture that later became the dominating ethos of medieval ‘Europe'.... It has also been argued that many of the leaders of post-Roman Europe were either Hunnic or mixed Hunnic in origin. The Huns certainly did not just disappear into oblivion. They left visible political and cultural traces that facilitated the transformation of Roman Europe into early medieval Europe."

Hyun Jin Kim - The Huns



Hun-Turks - 6th c AD, a horse with knotted tail is Turkish tradition "warrior goes to war"


I find this article (Were there Huns in Anglo-Saxon England? Some thoughts on Bede, Priscus & Attila, by Dr. Caitlin R.Green / link) also a progress; Accepting "a Hun-Turk as ancestor"... 


But "ancestor" is not the only thing, we can also trace with art & traditions, plus the using of Turkish alphabet (Scythian-Hun/Turk) and transforming it into "futhark", as they call (German tribes had no writings before Huns, south part did use Latin alphabet with Roman Emp., but literacy rate was also very very low). One of the letter in "Futhark", and after that in "Anglo-Saxon alphabet", has the same meaning as the letter (tamga=mark) in Turkish alphabet (Orhon insc.), and that is "home, land", which is very important in humans life... So, not only as "ancestor" had the Turks an impact on German and Celt tribes, but also with social life and civilization.


Semra Bayraktar



Don't underestimate the power of Turkish and Turks


27 Ekim 2020 Salı

Longobardlar, Gothlar ve İskoçlar

 

Longobard = Uzun Sakallı > Lombard'a dönüşüyor.



Lombardların MS 643'ten önce yazılı yasaları yoktur. Atalarının "yazılı olmayan gelenek ve kültürü" yaşlıların hatıratlarından MS 7.yy'dan sonra yazıya geçirilir.

Longobardlar (Uzun Sakallı) < Winniller, bir İskandinav kabilesi.
Doğum destanı; Origo Gentis Langobardorum.

* 7.yy'da ad değiştiren kabileler...
* 7.yy'da yazıya geçirilen anane...
* 7.yy'dan önce yazısı olmayan kabileler...




Türk boyları da zaman içinde farklı adlarla tarih sahnesinde yerini almıştı. Ancak Batılı onları Türk olarak görmez, ama iş kendilerine geldi mi, "Grek", "Roma", "Germen" ya da "Kelt" der ve tek çatı altında toplar. Sadece Avrupa'daki Türkleri tek çatı altında toplasak; Kimmer, İskit, Gelon, Agathirsi, Goth, Hun, Avar, Hazar, Kabaroy (daha sonra Macarlara katılırlar), ya da Kıpçak-Kuman, Peçenek, Bulgar, Çuvaş, Kırım, Gagauz, Osmanlı (tabi bir de bunların alt grupları var) gibi, hepsinin soyadı Türk dediğimizde Batılıların dudakları uçuklar, hatta bayılan falan da olabilir 😃


Ostrogotların kralı Büyük Theodorik (454-526)
Babası: Theodemir
Amcaları:  Balamir ve Bidemir
Kişilerin Türk olup olmamasını tartışmayacağım, olabilir olmayabilir de. Ancak Amal kardeşlerin adları Türkçe !...

Bana bir masal anlat, ancak içinde dürüstlük olsun...
SB


ENG:
Theodoric the Great (Flavius Theodoricus, 454-526)
King of the Ostrogoths
Father : Theodemir
Uncles : Valamir and Vidimir
I will not discuss whether these individuals are Turks or not. However, the names of the Amal brothers are Turkish of origin, and still in use as male or surname among Turks;
(theo) DEMİR - BALAMİR - [vidimir=bidemir (b/v)]

So, you can not write history without Turks or Turkish.
And tell me a story, but have honesty in it...
SB



Sezar ve Tacitus döneminden sonra Germen sözü genelleşiyor. Franklar Allemani derken, topluluklar kendilerine Longobard (Lombard), Goth, Vandal, Frisian, Kelt diyordu ama Germen demiyordu. Kayıtlı en erken Germenik dili ise 4.yy'da, Gothların Ulfila incilidir ki orada bile Türkçe kökenli olan ve Tanrı sözüne karşılık (ki baba dediklerini hepimiz biliyoruz) Ata sözünü kullanıyorlar. Türkçe özel isimleri var; Tulga gibi... Gothların çıktığı bölge İskitlerin ülkesiydi. Eski İngilizce ya da eski Almanca dedikleri dil ise 8.yy'dan başlar. Slavların tarih sahnesine çıkışı ise 6.yy'dır. Pliny ve Tacitus Venedileri Slavların atası olarak kaydetmiş, ancak Venedi Slavca değil. Ancak Germenler daha sonra Venedi sözünü Wends olarak değiştirdiklerinde Slavları kastetmişler. Yani kabile isimleri farklı diğer kabilelerde farklı "etnik" olarak kaydediliyor. Herkes kendine göre bir isim yapıştırmış, ki bu kabilelerin kendi kendilerini andıkları isim tarih içinde kaybolmuş. Gothların arasında İskitler, Sarmatlar, Hunlar var ki onlardan önce bölgede yaşamış olan Kimmerleri unutmamak gerek.

Ayrıca, German kabilleri olarak tanımlanan topluluğun, kendisine German dediğine dair bir kanıt olmadığı gibi, kelimenin dillerinde anlamı da yoktur. Bazı Kimmer ve İskit kabileleri de German/Germen olarak kaydedilmiş. Aralarında mutlaka Keltler de var, yani Germen dedikleri aslında karışık, hepsi "Hint-Avrupalı" değil, ama asimile olmuş. Atilla döneminde bile İskit ve Germen kabileleri karışmıştı.


This is not a "beast" as the Westerner scholars named it,
This is a "Wolf-Dragon", and to be seen in every Turkish art.




Bana bir masal anlat, ancak içinde dürüstlük olsun...
Tell me a story, but, with honesty in it...




14 Şubat 2018 Çarşamba

Alp - Alpen









Die wörter ALP ist nicht Germanisch, die etymologie die wörtes ALP ist Türkisch. Die name der berge "Alpen, Alpes, Alpi, Alps" kommt von ALP, und es ist immer noch unter Türken im einsatz als männlicher name.

Denken sie denn das die wörte GERMAN ist "germanisch"? Die nach 500 vor Christus gesprochen wurde! ... Nach Cimmerians und Scythians, wer sprach Türkisch, das Wort ER/AR-MAN hatten, und "fett, heroisch, herzhaft-herzlich" bedeutet !..

Wie im namen eines Türkischen Herrchers "ALP Er Tunga" [7.v.Chr., Großvater von Königin Tomyris (auch Tr.), war könig von Turan als "Afrasiab" in Shahnama], oder Balamber (Bulümar - 360??-378) Sohn "Alp-abai" (Alyp-bi, Arbat oder 'Uldin' - 378-390) das wird Khan der Westhunnen in Europa und besiegt Sadumians (Skandinavier).


* * *


The words ALP is not Germanic, the etymology of the word ALP is Turkish. The name of the mountains "Alps, Alpes, Alpi, Alps" comes from ALP, and it is still used as a male name among Turks.

Do you think that the word GERMAN is "Germanic"? Which was spoken after 500 BC !... After Cimmerians and Scythians, who spoke Turkish, had the word ERMAN, and "bold, heroic, brave, valiant" means !..

Like in the name of a Turkish ruler "ALP Er Tunga" [7th c BC, grandfather of Queen Tomyris (also Tr.), as king of Turan "Afrasiab" in Shahnama] , or Balamber (Bulümar-360??-378) ' s son "Alp-abai" (Alyp-bi, Arbat or 'Uldin'-378-390), which becomes Khan of Western Huns in Europe and defeats Sadumians (Scandinavians).


SB.



By Professor Firudin Agasyoglu Jalilov (Ağasıoğlu Celilov). ..... "At last, the fact that Arman/Armen/Erman is a tribal division known among contemporary Turkic peoples perfectly shows what kind of people it was in antiquity and what ethnic group it belonged to...." (to read more: link)    (-mAn / mEn supplement)






Alp = Elf




"Alp bedeutet im türkischen groß , mächtig, furchtlos, tapfer. Alp ähnelt auch dem deutschen Elfe, siehe Wikipedia  Die Entstehung des Wortes Elfen in der deutschen Sprache geht auf das Wort Alb oder Elb im Singular bzw. Elbe oder Elber im Plural zurück. Aus der femininen Form "Elbe" wurde im 16. Jahrhundert zusätzlich der schwache Plural "Elben" gebildet. Im 18. Jahrhundert wurden die Wortformen durch die englische Form "Elfen" verdrängt. Die Form "Alb" findet sich heute noch in einer eingeschränkten Bedeutung im Wort Albtraum wieder." (von einem freund)



Turkish academician Osman Karatay and Emre Aygün investigated these words to:  "Old Scandinavian records inform that ancestors of the Scandinavian peoples had condensed contacts with the region where ancient Turks used to live, and sometimes directly with the Turks. They contain very significant cultural elements. Besides, some ethnic contacts occurred. Consequently, withnessing the very similarity of typecasting of  heroes, which is one of the most outstanding cultural peculiarities, of the Scandinavian and Turanic realms is not very surprising. In addition, basic words of the two denominating heroes are strikingly similar to each other, and likely cognate." - Alplar ve Elfler: Türk ve İskandinav Dünyalarında Kahramanlık Olgusu link




"Streifzüge des vagabundierenden Kulturwissenschafters" by Roland Girtler (Österreichischer Soziologe, Kulturanthropologe)


"Atta unsar, þu in himinam" = Our Father, who art in Heaven
 Gothic language is an extinct 'East Germanic language' (?) that was spoken by the Goths, and they use the word ATTA, 
which is Turkish of origin.

"Atta" = "Father" = Turkish of etymology
Therefore, which Germanic or Gothic?...
SB.










11 Şubat 2018 Pazar

Ragnaris - Ragnar Lothbrok





MS 9.yy da yaşamış İskandinav Ragnar, MS 6.yy da yaşamış Hun Ragnar'ın soyundan geliyor olabilir mi?





RAGNAR adı İskandinav ve Franklarda ilk kez 9.yy'da görülürken, Kartaca'daki 5. veya 6.yy'dan kalma bir grafitide de görüldüğü söyleniyor (kaynak wiki de var, ama teyit edemedim!). Kökeni için Eski German deseler de bir Hun-Türk adıdır. Çünkü, MS.6.yy'da yaşamış Aliağlı (Myrina) Agathias'ın "The History (Tarih)" kitabında bir Hun lideri olarak karşımıza çıkıyor.

Agathias'ın kitabında Hun boyu Bitgorlardan olan Ragnaris 554 deki Volturnus Savaşı'nda Gotlara liderlik ederken, Doğu Romalılara liderlik eden Narses'ti.

"Franklara çeşitli yerlerde yardım eden yaklaşık yedi bin olan Gotlar, Romalıların tekrar saldıracağını düşünerek Campsa kalesine çekilerek ayrılır. Burası düşman saldırılarına karşı güçlendirilmiş kayalıklı dik bir tepenin zirvesinde güvenli bir yerdir. Gotlar burada bir araya geldi ve kendilerini güvende hissettiler ve hiç bir şekilde Romalılara teslim olmaya niyetleri yoktu. Onlara saldıranlara karşı bütün güçleriyle savaşmaya kararlıydılar. Onları bu yola teşvik edip kışkırtan kişi ne bir akraba ne de kendilerinden olan bir liderdi, o Ragnaris adında bir barbardı. Aslında o Hun boylarından Bitgor kabilesine mensuptu. Kurnaz, etki yeteneği ve adil olmasıyla seçkin konumunu elde etmişti. Kendi prestijini arttırmak için düşmanlıkları umut içinde sürdürmeyi planlıyordu." (Agathias)

İskandinavların Ragnar Lothbrok'u ise 9.yy'da Fransa ve İngiltere'yi kasıp kavuran Danimarka kralı olarak geçer (destan 12-13.yy yazılmıştır !). Acaba kendisi Hun soyundan mı gelme, yoksa aile sadece beğendiği için mi Hun kökenli Ragnar'ın adını kullanmış ?.. Viking dizisinde savaşçıların dövmelerinden tutun da, tepede uzun kenarları kazınmış saç şekillerine kadar her şey İskit-Hun modası...

"Çocukluk çağından itibaren asla saçlarını kesmezler, zira Frank krallarının uygulaması budur, alınlarına düşen hariç her saç buklesi omuzlarının hemen üzerinde her iki tarafa salınık durur. Bununla birlikte Türk ve Avarların ki gibi dağınık, kuru ve çirkin bir düğümle bağlanmamıştır." (Agathias)

Attila'nın ölümünden sonra (Odin ve halkı dışında) Hunların da İskandinavların arasına karıştığı, hatta Attila isminin bile kullandığı araştırmalar sonucunda ortaya konulmuştu. Ragnar adı da ya bu şekilde kullanıma girdi, ya da Hun Ragnar'ın soyundan geliyor... Vikinglerin hepsine İskandinav demeden önce iki kere düşünmeliyiz bence... ;)


Semra Bayraktar




kaynaklar:
1- wiki; Ragnar:
"The name is on record since the 9th century, both in Scandinavia and in the Frankish empire; the form Raginari is recorded in a Vandalic (5th or 6th century) graffito in Carthage (CIL viii, 22655. Christian Courtois, Les Vandales et l'Afrique (1955), p. 384). The name was variously latinized as Raganarius, Reginarius, Ragenarius, Raginerus, Ragnerus, Reginherus. The Scandinavian patronymic form is Ragnarsson."

2- Agathias "The History"
Ragnaris: II 13,3; II 14,2-5

II -13
1 A detachment of Goths, numbering about seven thousand men, which had assisted the Franks in various places, concluded that the Romans would not slacken in their offensive but would soon be attacking them too, and withdrew immediately to the fortress of Campsa. 
2 The place was particulady secure and well fortified since it was situated at the top of a steep hill, with an array of boulders stretching out in all directions and rising sheer about the summit, which rendered it inaccessible to enemy assault. Once these Goths had gathered together in this place they felt safe and had not the slightest intention of capitulating to the Romans. Indeed they were determined to fight back with all their might and main should anyone attack them. 
3 The man who urged and incited them to adopt this course, as a barbarian called RAGNARİS, who though neither a kinsman nor a compatriot was their leader. He belonged, in fact, to a Hunnic tribe called the Bitgors. He achieved his pre-eminent position through his skill and cunning and capacity to acquire personal influence by all means both fair and foul. Now he was planning to resume hostilities in the hope of thereby enhancing his own prestige. 

II - 14
1 After winter had been spenr on these operarions RAGNARİS decided that he should call for a discussion of terms with Narses. Having been granted permission for a parley he appeared escorted by a few men and the met somewhere in no man's land and had a lengthy discussion. 
2 But the spectacle of RAGNARİS puffed up with conceit, boasting extravagantly, making outrageous demands and generally adopting a high and mighty attitude decided Narses to break off the meeting unconditionally and send him away without further ado. 
3 But, when he had already got to the top of the hill and was not far from the wall of the fort, stealthily and without making a sound he drew his bow and, furious at the failure of his plans, turned round and shot an arrow straight at Narses. He missed. The arrow flew wide of its mark and fell to the ground without harming anyone.
4 But the barbarian was quickly punished for his treachery. Angered at his insolence Narses' body-guard shot at him. The wretch was wounded mortally, his inevitable deserts for perpetrating such a foul piece of treachery. With difficulty his escort carried him into the fortress.
5 He lingered on there for two days and then died an ignominious death, which was the fitting conclusion of his insane perfidy.

3 - Agathias, Book I; 4: For it is the practice of the Frankish kings never to have their hair cut. It is never cut from childhood onwards and each individual lock hangs right down over the shoulders, since the front ones are parted on the forehead and hang down on either side. It is not, however, like that of the Turks and Avars, unkempt, dry and dirty and tied up in an unsichtly knot. [He meant here by Turks the "Gokturks" and "Avars" are also Turks - SB]



Agathias'ın kitabında geçen Hunlar


Şunu da bir kenara not edelim:

Vikingler Türk'tür demiyorum... Vikinglerin hepsine İskandinav demeden önce iki kere düşünmeliyiz diyorum. Hunlar Federasyon olabilir ama Hun kültürü içerisindedir. Adların da dillerde değişime uğradığı bir gerçektir...

Hunlar Orta Çağ Avrupa'sını şekillendirmede; ordu, kültür-gelenek-yaşam tarzı, alfabe-yazı, edebiyat-dil de etkilemiş, hatta bazı yerde "egemen kişilik" olmuştur.  Burada kronoloji önemlidir, Hunlar 4-6.yy iken, Vikinglerin "Viking" olarak kaydedilmiş tarihi 8.yy da başlar. 

Germenler onlara Ascomanni [Ashmen ("ağaçtüründen yapılmış gemilere sahipler" diyerek açıklarlar) As+co+man= As Türkleri = Odin ve Halkı = Asman (man/men eki Türkçedir, Sumerlilerde ve tüm Türk lehçelerinde kullanılır)] derken, Doğu Roma, Slav ve Arap kaynaklarında Rus olarak geçer. Diğerleri Kuzeyinsanları (Northmen) der. 

Ne "Hint-Avrupalı" ne de "German" olan Fin-Ugor kavimlerinden olan bu Kuzeyinsanları 8.yy'dan sonra vikingleşmiş. Viking çağını başlatan olarak "Erik the Red" verilir. Onu takip eden 6 önemli lider kayıtlara geçmiştir... Ama... Bana, Vikinglerle ilgili 8.yy'dan önceki tarihe (yani Odin, Kimmer-İskit ve Hun etkisi öncesine) ait bir kayıt bulur musunuz lütfen!.. Çünkü ben şahsen, Vikinglerin "doğumunu" Hun kültürüne bağlıyorum... Hatta, Anglo-Sakson diye adlandırdıkları buluntuların biraz Kelt, biraz Hun-Avar kültürünün bir karışımı olduğunu söyleyebilirim... Vikingler ha!, Yazıya bile MİLATTAN SONRA BEŞYÜZ (MS 500)den sonra, yani İskit ve Hunlardan sonra geçen İskandinavların, Hunlarla karışmasından doğan Vikingler !.. ;)